porno,porno izle,bedava porno,türkçe porno izle,yerli porno,sikiş, porno porno izle porno

Karigurashi No Arrietty (The Secret World of Arrietty / Aşırıcılar)

karigurashi-no-arrietty-aka-the-secret-world-of-arrietty-aka-asiricilar

TÜR: Animasyon, Macera, Aile. SÜRE: 94 Dk. ÜLKE: Japonya. YAPIM YILI: 2010. imdb: 7,6 rottentomatoes: %95.

Studio Ghibli kalitesinde, ayrıntılı çizimlere, konuya, anlatıma ve güzel bir müziğe sahip olan Aşırıcılar, son derece başarılı bir animasyon filmi.

Konu

Shō/Shawn bir yaz günü, annesinin çocukluğunu geçirdiği ve teyzesinin yaşadığı eve gelir. Kalbinden rahatsız olan ve ameliyatına sayılı günler kalan çocuk, bahçeye girdiğinde ev kedisinin çalılıklar arasında bir şeylere saldırdığını görüp annesinin sürekli anlattığı “ufak inşaları” aklına getirir. Kedi, genç aşırıcı Arrietty’yi yakalamak için saldırmıştır ama kız kediden kurtulup evin zemininde yer alan ufak dünyasına ulaşmayı başarır.

Hakkında

Mary Norton’un Aşırıcılar (The Borrowers) adlı romanından Hayao Miyazaki ve Keiko Niwa tarafından uyarlanan Aşırıcılar’ın yönetmen koltuğunda Hiromasa Yonebayashi oturuyor.

Animasyon Japon Akademi Ödüllerinde En İyi Animasyon ödülünün sahibi oldu.

23 milyon dolar bütçesi olan yapım 146 milyon dolar gişe hasılatı elde etti. Ayrıca 2010 yılında Japonya’da en fazla gişe hasılatı elde eden yapım oldu.

Ivır Zıvır

Yapım, Hiromasa Yonebayashi’nin ilk yönetmenlik deneyimi. 36 yaşındaki Yonebayashi aynı zamanda Studio Ghibli’da yönetmenlik yapan en genç kişi oldu.

İngiliz çocuk kitabı yazarı Mary Norton, animasyonun uyarlandığı Aşırıcılar romanını 1952 yılında yayınladı.

Hikâye Tokyo’nun komşusu olan Koganei’de geçiyor. Koganei aynı zamanda Studio Ghibli’nin bulunduğu yer.

Romanı uyarlama fikri Hayao Miyazaki ve Isao Takahata’nın 40 yıldır akıllarındaydı.

Aşırıcıların evlerinde bulunan kupaların üstünde iskambil kâğıtları sembolleri olan kalp, sinek ve karo desenleri bulunuyor fakat birçok kültürde uğursuz addedilen maça sembolü bulunmuyor.

Aşırıcılar, Studio Ghibli’nin kurucuları Hayao Miyazaki ve Isao Takahata’nın yönetmenlik yapmadığı ve Studio Ghibli’den çıkan 4. animasyon filmi oldu.

Studio Ghibli animasyonlarının büyük bir hayranı olan Fransız şarkıcı Cécile Corbel, 2009’da ikinci albümünü hediye olarak stüdyoya gönderdi. Albümü dinleyen ve çok beğenen Toshio Suzuki, sanatçıdan Aşırıcıların tema müziğini yapmasını istedi.

Hayao Miyazaki projeye Temmuz 2008’de başladı. En baştaki plana göre animasyonun uzunluğu 80 dakika ve adı da “Küçük Arrietty” (Chiisana Arrietty) olacaktı.

Animasyonu Japonya’da 7,5 milyon kişi tarafından izlendi. Bu rakam aynı zamanda Japonya’da bir yönetmenin ilk filminin en fazla izlenme rekoru.

Victoria

victoria

TÜR: Suç, Dram, Romantik. SÜRE: 138 Dk. ÜLKE: Almanya. YAPIM YILI: 2015. imdb: 7,7 rottentomatoes: %84.

Tamamı bir kere de çekilen Victoria, konudaki birkaç ayrıntı dışında, oldukça başarılı, ilgi çekici ve saygı duyulası bir romantik suç dram filmi.

Konu

Berlin’de yaşayan ve bir kafede çalışan İspanyol Victoria (Laia Costa), sabahın erken saatlerinde gece kulübünden çıkarken, kulübe girmek için uğraşan dört Alman genciyle tanışır. Kulübe giremeyen gençler Victoria’yı bir şeyler içmek konusunda ikna etmeyi başarırlar.

Hakkında

Hikâyesini Sebastian Schipper, Olivia Neergaard-Holm ve Eike Frederik Schulz’un yazdığı Victoria’nın yönetmen koltuğunda Sebastian Schipper oturuyor.

65. Berlin Film Festivali’nde gösterimi yapılan Victoria, koreografi dalında Outstanding Artistic Contribution Gümüş Ayı’sının sahibi oldu. Ayrıca Laia Costa Gaudí’da En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı.

Ivır Zıvır

Victoria, uzun çekim tekniği ile 27 Nisan 2014 tarihinde sabah saat 4.30 – 7.00 saatleri arasında bir kerede çekildi.

Film için toplamda 3 kez çekim yapıldı ve son çekim yayınlandı.
Victoria gece kulübünden çıkıp bisikletini aldığı sahnenin arka planında yönetmen Sebastian Schipper geçiyor. Çekim sırasında yönetmen herkesi şaşırtan bir şekilde arabasına doğru yürümeye başladı. Laia Costa yönetmeni fark etti ve bisikletine dönmeden önce ona bir bakış attı. Yönetmen arabadan sakızını aldı ve geri döndü.

Filmde 2 tane polis arabası görünüyor. Bunlardan biri çekim ekibi tarafından hazırlandı ve kullanıldı. Diğeri ise çekimler sırasında oradan geçen gerçek bir polis arabası.

Yapımın orijinal senaryosu sadece 12 sayfaydı. Diyalogların büyük bölümü doğaçlama yapıldı. Bu yüzden kredilenme bölümünde yazarlar için “senaryo” yerine “hikâye” başlığı kullanıldı.

Filmin poster sloganı, “Bir kız. Bir şehir. Bir Gece. Bir/Tek Çekim.”

Yapım birçok iyi yorum alsa da, çok fazla İngilizce konuşulduğu için Yabancı Dilde En iyi Film Oscar’ı ödülüne aday olamadı.

Burak Yiğit’in karakteri Blinker, gece kulübüne girdiklerinde Türkçe olarak “kusura bakma abi” diyor.

Film, 2002’de yayınlanan Rus Hazine Sandığı’ndan (Russkiy Kovcheg / Russian Ark) sonra ikinci tek uzun çekimli Avrupa filmi oldu.

Gece kulübündeki barmen, yönetmen Sebastian Schipper’ın çok yakın bir arkadaşı. Oyuncu aynı zamanda Laia Costa’nın kafede piyano çaldığı sahnede görev alıyor çünkü Laia gerçekte piyano çalmasını bilmiyor.

Ernst Stötzner’in rolü Arzt (Doctor) final kurgusunda çıkarıldı. Fakat kredilendirmedeki teşekkürler bölümünde adı anıldı.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Banka soygunun hemen ardındaki sahnede Laia Costa gerçekten de nereye doğru süreceğini unuttu ve yanlış yöne döndü. O an, tüm ekip ve arabadakiler paniklediler çünkü tüm çekim heba olabilirdi. Bagajda bulunan yönetmen panikle doğru yönü bağırmaya başladı. Kameramanın hızlı açı küçültmesinden ötürü görüntüyle ilgili herhangi bir sorun çıkmadı. Yönetmenin sesi de kurgu aşamasında silindi.

Sonne ile Victoria ilk kez kafeye girdikleri sahnede Sonne, “ne kadar hoş bir hotel” dedikten sonra gülüp, “ne kadar hoş bir kafe” diyor. Filmin finali de bir hotelde yapılıyor.

Izgnanie (The Banisment / Sürgün)

the-banishment-aka-surgun-aka-izgnanie

TÜR: Dram. SÜRE: 157 Dk. ÜLKE: Rusya. YAPIM YILI: 2007. imdb: 7,7 rottentomatoes: %59.

Evlilik, ilişkiler ve mutsuzluk üzerine sert bir dram olan Sürgün, Konstantin Lavronenko ve Maria Bonnevie’nin başarılı oyunculuklarıyla oldukça ilgi çekici bir film.

Konu

İlişkilerinde sorunlar yaşayan, 2 çocuk sahibi Alexander (Konstantin Lavronenko) ve Vera (Maria Bonnevie) çifti, şehirden uzaklaşmak için Alexander’ın doğduğu köye giderler. Sessiz bir şekilde giden günlerin ardından Vera, Alex’e hamile olduğunu ama çocuğun ondan olmadığını söyler.

Hakkında

Esnek bir şekilde, Ermeni-Amerikalı yazar William Saroyan’ın The Laughing Matter romanından Artyom Melkumyan ve Oleg Negin tarafından uyarlanan Sürgün’ün yönetmen koltuğunda Andrey Zvyagintsev oturuyor.

İlk gösterimi Cannes’da yapılan film, Altın Palmiye ödülü için yarıştı ve Konstantin Lavronenko’a en iyi erkek oyuncu ödülünü kazandırdı.

Ivır Zıvır

Yapımcılar “sürgün”ün “hangi zamanda ve nerede” yaşandığını seyircinin anlamaması için, filme normalden daha fazla bütçe ayırmak zorunda kaldılar. Araba plakalarını ve trafik levhalarını film için dizayn ettirdiler. Kasaba sahnelerini Belçika ve kuzey Fransa’da, şehir görüntülerini ise Moldova’da çektiler.

Yönetmen Zvyagintsev, projenin 3 yılını aldığını söyledi.

Yönetmenin bir arkadaşı olan ve televizyon kameramanı olarak çalışan Artyom Mekkumian, uyarlamayı yaklaşık 10 yılda yaptı ve yönetmene sundu.

Uyarlamanın ilk halinde çok fazla diyalog bulunuyordu. Yönetmen Zvyagintsev, oyuncuların izleyicilerin dikkatlerini uzun süre kendi üzerlerinde tutmalarını oldukça zorlaştırdığı için uzun diyalogların büyük bir bölümünü senaryodan çıkardı.

Yönetmen, filmin başarısının tamamen oyuncular yüzünden olduğunu ve doğru oyuncuları bulmak için oldukça çaba sarf ettiğini söyledi. Öncelikli olarak karakterleri kafasında canlandırdığını ve rol testine aldığı tüm adayları aklındaki hayali karakterle karşılaştırarak sonuca ulaştığını ifade etti.

Yönetmen Dönüş’te (Vozvrashcheniye / The Return) beraber çalıştıkları Konstantin Lavronenko’de karar kıldıktan sonra bir türlü ona uygun bir kadın oyuncu bulamadı. Sonunda İsveç’teki Royal Dramatic Tiyatrosuyla bir yıl kontratı olan Maria Bonnevie’de karar kıldı ve onun için tüm çalışmayı durdurup kontratının tamamlanmasını bekledi.

Filmde sadece birkaç saniye görünen eşeği çekmek, ekibin yaklaşık yarım gününü aldı. Bu yüzden yönetmen Zvyagintsev şakayla, “asla bir daha hayvanlarla çalışmayacağım” dedi.

Sürgün, 4 ülkede (Fransa, Belçika, Moldova ve Rusya) toplam 103 günde çekildi.

Film Rusya sinemalarında 2 Ekim 2007’de gösterime başladı.

Sürgün, iyi yorumlar dışında, yavaş ilerlediği ve değişken bir ritim tutturduğu için çeşitli eleştiriler aldı.

Ömrüne Sığmayan Adam: Aziz Nesin 100 Yaşında

omrune-sigmayan-adam-aziz-nesin-100-yasinda-cankaya-belediyesi-cagdas-sanatlar-merkezi-02

Doğumunun 100. Yılında Aziz Nesin’in yazılı ve görsel arşivinden oluşan “Ömrüne Sığmayan Adam” sergisine Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi ev sahipliği yapıyor. Usta yazarın fotoğrafları yanında, kendi kaleminden yaşamının önemli iz düşümlerinin yer aldığı sergide dolaşırken, o anlara şahitlik ediyorsunuz.

Nesin’in hayatına dair düştüğü notlar, aynı zamanda ülkenin her daim içinde bulunduğu vahim durumu da oldukça trajikomik bir şekilde anlatıyor.

omrune-sigmayan-adam-aziz-nesin-100-yasinda-cankaya-belediyesi-cagdas-sanatlar-merkezi-03

Benim en çok ilgimi çeken notlardan biri, çocuk yaşta evlenen, doğuran ve yirmilerinde hayatını kaybeden annesinin “günah” olduğu için hiçbir fotoğrafının bulunmaması. Bir diğeri de soyadı kanunu sırasında herkes “bol keseden” soyadı alırken, “ne olduğumu anımsayayım” diye aldığı “Nesin” soyadı.

omrune-sigmayan-adam-aziz-nesin-100-yasinda-cankaya-belediyesi-cagdas-sanatlar-merkezi-01

Serginin tanıtım yazısı;

Sergide, Aziz Nesin’in yüzbinlerce dokümandan oluşan kişisel arşivinden bir seçki, elyazması notları, günceleri, kitapları, eşyaları ve aldığı ödüllerin yanı sıra yaşamı üzerine video röportajlar ve belgeseller de yer alacak. Aziz Nesin’e ilişkin yazı-çizi, fotoğraf, karikatür, afiş gibi görsel malzemelerin de olduğu sergide, Nesin’in tanıklık ettiği 6-7 Eylül olayları, Sivas katliamı gibi Türkiye’nin yakın tarihinde iz bırakan olayların belgeleri de yer alacak.

Nesin Vakfı tarafından düzenlenen sergi, Türkiye’de sanat, edebiyat, politika gibi mevzulara Aziz Nesin’in gözünden bakma, Nesin’i bilindik klişelerin ötesinde tanıma olanağı sunarken, Nesin’in yaşamı süresince ortaya çıkardıklarının yanı sıra ömrüne sığdıramadığı işlerine de yer verecek.

ÇSM’nin iki katında yer alacak serginin ilk bölümünde Aziz Nesin’in yaşadığı döneme (1915-1995) yer verilirken ikinci bölümünde ölümünden sonra çevrilen, basılan kitapları, Nesin’in planladığı ve bugün hala çalışmaları devam Nesin Vakfı, Nesin Yayınevi, Nesin Matematik Köyü’nün görselleri de bulunacak. (http://www.cankaya.bel.tr/menus/2/news/5472/Aziz-Nesin-100-Yasinda/)

Зима у вогні: Боротьба України за свободу (Winter on Fire: Ukraine’s Fight for Freedom / Alevler İçerisindeki Kış: Ukrayna’nın Özgürlük Mücadelesi)

winter-on-fire-ukraines-fight-for-freedom-aka-alevler-icerisindeki-kis-ukraynanin-ozgurluk-mucadelesi

TÜR: Belgesel. SÜRE: 102 Dk. ÜLKE: Ukrayna, İngiltere, Amerika. YAPIM YILI: 2015. imdb: 8,4. rottentomatoes: %91.

Tıpkı Mısır’da yaşanan “Arap Baharı”nda olan biteni konu alan Meydan (Al Midan / The Square) gibi, Alevler İçerisindeki Kış: Ukrayna’nın Özgürlük Mücadelesi de Ukrayna’da 21 Kasım 2013’de başlayan sivil Yevromaydan protestolarında çekilmiş, birçoğu oldukça sert, görüntüleri beyaz perdeye aktarıyor.

Konu

Belgesel, Rus yanlısı Ukrayna hükümetinin Ukrayna – Avrupa Birliği Ortaklık Anlaşması’nı imzalamayı reddetmesi üzerine sivil halkın yaptığı Yevromaydan diye adlandırılan protestolarda yaşananları konu alıyor.

Hakkında

Den Tolmor’ın senaryosunu yazdığı Alevler İçerisindeki Kış’ın yönetmen koltuğunda Evgeny Afineevsky oturuyor.

Yapım, En İyi Belgesel dalında Oscar’a aday gösterildi. Toronto Film Festivali’nde Halkın Seçimi ödülünün sahibi oldu.

Ivır Zıvır

Yönetmen Evgeny Afineevsky, Rusya’da doğdu, İsrail’de büyüdü ve şu anda Amerika’da yaşıyor.

Netflix’in yapımcısı olduğu belgesel, 9 Ekim 2015’te netteki gösteriminden önce birçok festivalde gösterildi.

Filmin girişinden;

Ukrayna yüzyıllarca doğu ile batı arasındaki eksende var oldu. 1991’de Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığını ilan etti. 2004’te Rus yanlısı aday Viktor Yanukoviç başkanlık seçimini kazandı. Seçimlerin hileli olduğu ortaya çıkınca halk, Turuncu Devrim olarak anılan barışçıl protesto gösterileri için sokağa çıktı. Başarılı oldular ve seçim sonuçları iptal edildi. İzleyen yıllarda Ukrayna ekonomik istikrar için mücadele etti. 2010’da Yanukoviç geri döndü. Bu kez seçimler onaylandı ve Yanukoviç tam hâkimiyet elde etti. Halka AB üyeliği vadederken gizlice Rusya ile işbirliği pazarlığına oturdu. 2013 sonbaharında Yanukoviç’in AB ile ortaklık anlaşması imzalamaya hazır görünmesi bir dönüm noktası idi. Ancak halk batıya yönelirken, liderleri doğuya döndü ve ülkenin geleceği sürüncemede kaldı.

El Abrazo de la Serpiente (Embrace of the Serpent / Yılanın Kucağında)

el-abrazo-de-la-serpiente-aka-embrace-of-the-serpent-aka-yilanin-kucaginda

TÜR: Macera, Biyografi, Dram. SÜRE: 125 Dk. ÜLKE: Kolombiya, Venezüella, Arjantin. YAPIM YILI: 2015. imdb: 8,0. rottentomatoes: %98.

Kabilesinin hayatta kalmış tek üyesi olan Amazonlu şaman bir adamın, beyaz bilim adamlarıyla yaşadığı ve birbiriyle bağlantılı iki hikâyeyi konu alan Yılanın Kucağında, beyaz adamların “karıncalar gibi her şeyi yediği” ve kauçuk için a’dan z’ye yerlileri ve doğayı sömürüp yok etmelerini, başarılı görüntüler eşliğinde, nefis bir şekilde beyaz perdeye aktarıyor.

Film, doğa ile barışık ve etkileşim halinde yaşayan yerlilerin beyaz adamı, beyaz adamın da yerlileri anlayamamasını çok iyi bir dille anlatıyor.

Konu

1909 ve 1940’ta geçen iki hikâyede, Amazonlarda yaşayan bir kabilenin son temsilcisi olan Karamakete (Nilbio Torres) adlı şaman 40 yıl arayla iki bilim adamı tarafından ziyaret edilir. Bilim adamları Alman Theodor Koch-Grunberg (Jan Bijvoet) ve Amerikalı Richard Evans Schultes‘in (Brionne Davis) amacı kutsal Yakruna bitkisini bulmaktır.

Hakkında

Theodor Koch-Grunberg ve Richard Evans Schultes’in seyahat günlüklerinden Ciro Guerra ve Jacques Toulemonde Vidal tarafından senaryolaştırılan Yılanın Kucağında’nın yönetmen koltuğunda Ciro Guerra oturuyor.

2015 Cannes Film Festivali Yönetmenlerin Gecesi Sanat Sineması Ödülü kazanan yapım, Yabancı Dilde En iyi Film Oscar’ına adaya gösterildi.

1,4 milyon dolar bütçesi olan yapım 3,2 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Günlükleri filme konu olan Alman etnograf ve kâşif Theodor Koch-Grünberg (9 Nisan 1872, Grünberg, Hesse, Alman İmparatorluğu – 8 Ekim 1924, Caracaraí, Brazil), Venezüella’daki Pemonlar ve Brezilya’daki Amazon bölgesinde yer alan yerliler üzerinde araştırmalar yaptı ve önemli yazılar yazdı.

Amerikalı biyolog Richard Evans Schultes (12 Ocak, 1915 – 10 Nisan 2001) ise Güney Amerika’daki yerlilerin dini ve şamanik ritüellerde, manevi/mistik tecrübeleri tetikleme amacıyla çeşitli şekillerde kullandıkları entojen veya halüsinojenik bitkiler de dâhil olmak üzere bitkilerle olan ilişkileri konusunda yaptığı çalışmalarla modern etnobotanikçiliğin babası olarak değerlendiriliyor.

Yılanın Kucağında’nın çekimleri, Kolombiya’nın Arizona bölgesinde 8 haftada yapıldı.

Yapım, Yabancı Dilde En İyi Film ödülüne aday gösterilen ilk Kolombiya filmi olmayı başardı.

Mesih olduğunu iddia eden adamın sahnesi gerçek bir olaydan esinlenerek çekildi.

Nilbio Torres (Genç Karamakate), Antonio Bolívar (Yaşlı Karamakate) ve filmdeki tüm yerliler, kamera karşısına ilk kez geçen yerli insanlar.

Evan’ın gramofon ile dinlediği şarkı Haydn’ın The Creation bestesi.

Filmde Cubeo, Wanano, Tikuna ve Uitoto yerli dilleri kullanılıyor.

Filmden;

Karamakete: Yakruna’yı da mı almak istiyorsun?

Evans Schultes: Bana yardım edersen sana çok para verebilirim. (2 dolar uzatarak) Bu çok para.

Karamakete: Karıncalar parayı seviyorlar. Ben sevmiyorum. Tadı kötü.

* * *

Karamakete: Beyazlar karıncalar gibiler. Her şeyi yiyerek, şişman ölüyorlar.

Saul Fia (Son of Saul / Saul’un Oğlu)

son-of-saul-aka-saulun-oglu

TÜR: Dram, Gerilim, Savaş. SÜRE: 107 Dk. ÜLKE: Macaristan. YAPIM YILI: 2015. imdb: 7,5 rottentomatoes: %96.

Auschwitz toplama kampında yaşayan bir Yahudi’nin “bakış açısından” ufak bir kesintiyi beyaz perdeye aktaran Saul’un Oğlu, izleyiciyi hikâyeye kilitleyen ve içine yer almasını sağlayan çekim tekniğiyle, oldukça başarılı bir savaş, gerilim, dram filmi.

Konu

Auschwitz toplama kampında Sonderkommando olan Macar-Yahudi Saul (Géza Röhrig), gaz odasından sağ kurtulmayı başaran ve Nazi doktorları tarafından “neden ölmediği” araştırıldıktan sonra hayatını kaybeden çocuğun yakılmasını engelleyerek, bir hahamla birlikte onu gömmeyi, hayatının tek gayesi haline getirir.

Hakkında

László Nemes ve Clara Royer’in senaryosunu yazdığı Saul’un Oğlu’nun yönetmen koltuğunda László Nemes oturuyor.

İlk gösterimi Cannes Film Festivalinde yapılan ve törenin en prestijli ikinci ödülü sayılan Grand Prix’i kazanan Saul’un Oğlu, Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ı ve Altın Küre’de En İyi Yabancı Dilde Film ödülünün sahibi oldu.

1,5 milyon Euro bütçesi olan yapım 6,2 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Filmin konusunu oluşturan Sonderkommando, Nazi Almanya’sı imha kampı mahkûmlarından oluşan çalışma birimlerine verilen isim. Çalışanların neredeyse tamamı ölümle tehdit edilerek bu işi yapmaya zorlanmış olan Yahudilerden oluşan Sonderkommandolar, soykırım boyunca gaz odası kurbanlarının cesetlerinin ortadan kaldırılmasına yardım etmekle görevlendirildiler. Terimin kendisi Almancada “özel birim” anlamına gelmekte ve Nazilerin Nihai Çözüm’ün farklı açılarını kastederken kullandıkları muğlak ve hüsnütabire dayalı dilin bir parçasıdır.

Yönetmen László Nemes, sinematograf Mátyás Erdély ve yapım tasarımcısı László Rajk filmi yapmadan önce 5 temel prensip hazırladılar; 1. Film güzel görünmeyebilir. 2. Film duygusal olmayabilir. 3. Korku filmi yapmıyoruz. 4. Saul’un yanında yer almanın anlamı, onun görüş açısının arkasından gitmek, duymak ya da bulunmak anlamını taşımıyor. 5. Kamera bu cehennemde sadece ona eşlik ediyor.

Yönetmen Nemes, Elem Klimov’un 1985 yapımı Gel ve Gör (Idi I Smotri / Come and See) filminden ilham aldığını söyledi.

Filmde yer alan 8 farklı dildeki insan konuşmalarının hazırlanıp normal çekime eklenmesi 5 ay sürdü.

Dış çekimlerde sadece doğal ışık kullanıldı.

Hayatta olduğu bilinen son Sonderkommandos Daio Gabbai, filmi izledi ve övdü.

Film, 28 gün çekildi.

Yahudi Soykırımı hakkında en iyi belgesellerden birisi olan Shoah’a imzasını atan yönetmen Claude Lanzmann, filmi izledi ve “Sonderkommando olmanın ne demek olduğunu gerçek bir duyguyla yansıtan bir film” diyerek yapımı övdü.

Film yapımcıları Saul’un Oğlu’nun ilk gösteriminin büyük bir film festivalinde yapılması konusunda ısrar ettiler ama Berlin’de yaşadıkları hayal kırıklığının ardından farklı bir yol denmeye karar verip Cannes’a gittiler. Sonuç olarak geniş kapsamlı bir başarı elde ettiler.

Filozof ve sanat tarihçisi Georges Didi-Huberman, yönetmene “filmin, Saul’un Oğlu, bir canavar. Gerekli, kolay anlaşılır, faydalı ve masum bir canavar” cümleleriyle başladığı 25 sayfalık bir mektup yazdı ve yapımı övdü.

Toplam 85 çekim içeren 107 dakikalık filmdeki sahnelerin hiçbiri 4 dakikadan daha uzun değil.

Yönetmen László Nemes, Brooklyn’de yaşayan ve Macar bir şair olan arkadaşı Géza Röhrig’i yan bir rol için teste davet etti. O günlerde ana rol için akıllarında başka biri vardı ama rol testinden sonra Röhrig’in ana rol için kusursuz bir tercih olacağına karar verip Saul rolünü ona verdiler. Ayrıca Röhrig, 1980’lerden bu yana ilk kez kamera karşısına geçti.

Paris’te büyüyen yönetmen László Nemes filmi, Fransız bir oyuncuyla ve Fransa desteği ile yapmayı düşünüyordu. Ayrıca içerisinde birçok ülkenin yer aldığı uluslararası bir yapım desteği bekliyordu ama Fransa, İsrail, Almanya ve Avusturya şirketlerinin “çok riskli” diyerek geri adım atmaları üzerine, Macaristan’dan sağladığı 1,5 milyon Euro ile filmi çekti.

Filmde Saul Ausländer, Dr. Miklós Nyiszli’ye “Avusturya-Macaristan’daki Ungvár’danım” diyor. Günümüzde bu şehrin adı Uzhhorod ve Slovakya ile Macaristan’ın yakınlarında, Ukrayna sınırları içerisinde yer alıyor ve Yahudi nüfusu bulunmuyor.

Yapım Macaristan adına Yabancı Dilde En İyi Film Altın Küre’sini kazanan ilk yapım oldu.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Yönetmen Nemes, Saul karakterinin aslında dindar bir insan olmadığını bu yüzden de Yahudilikteki defin töreni konusunda yanıldığını söyledi. Yahudi birini gömmek için bir hahama ihtiyaç olmadığını, sadece “şükür duası” eden 10 kişi bulmasının yeterli olduğunu ifade etti.

Filmde ki bazı sahnelerde, 1944 yılında Auschwitz’te gizlice çekilen ve bilinen 4 tane Sonderkommando fotoğrafları canlandırıldı.

Filmin konusu, 6-7 Ekim 1944 tarihlerindeki 1, 5 günde geçiyor.

Filmin ilk senaryosunda Saul gerçek oğlunu gömmeye çalışıyordu ama sonradan konu daha gizemli ve muğlak olarak yeniden yazıldı.

Bron / Broen (The Bridge / Köprü)

bron-aka-the-bridge-aka-kopru

TÜR: Suç, Gizem, Gerilim. Bölüm: 10 Bölüm Uzunluğu: 60 dk. ÜLKE: İsveç, Danimarka. YAPIM YILI: 2011. imdb: 8,6 rottentomatoes: Tomatometer skoru henüz yok…

Yarısı denizin üstünden yarısı ise denizin altından geçen ve İsveç ile Danimarka’yı birbirine bağlayan Öresund köprüsünden adını ve konusunu alan Köprü, çok iyi bir polisiye, suç, gerilim dizisi.

Komşu ülkeler olsa da Danimarka ile İsveç’in benzer olaylara gösterdikleri farklı bakış açılarını da işleyen Köprü’nün konusu, anlatımı, karakterleri, oyunculukları ve Danimarkalı gitarist Jannis Noya Makrigiannis’in grubu Choir of Young Believers’in imzasını taşıyan Hollow Talk şarkısı oldukça başarılı.

Diziyi normal polisiyelerden ayıran ve bir üst seviyeye taşıyan en önemli detay Saga karakterinin fevkalade oturaklı kişiliği ve elbette Sofia Helin’in nefis oyunculuğu.

Konu

Kopenhag ile Malmö’yü birbirine bağlayan Öresund köprüsünün üstünde bir kadın cesedi bulunur. Kısa bir süre sonra maktulün ikiye bölündüğünü ve tam sınır çizgisi üzerine yerleştirildiği anlaşılır. Bu yüzden olaya İsveçli dedektif Saga (Sofia Helin) ve Danimarkalı dedektif Martin (Kim Bodnia) ortak bir ekip kurarak incelemeye başlar.

Hakkında

Köprü’yü Hans Rosenfeldt yarattı.

Dizi, 2013 yılında BAFTA’da En iyi Uluslararası Dizi kategorisinde ödüle aday gösterildi. 2012 ve 2014’de İngiltere’de düzenlenen Suç Gerilim Ödüllerinde En İyi Uluslararası TV Drama kategorisinde ödüle aday gösterildi ve 2012’de ödülün sahibi oldu.

Yapım imdb’nin en iyi 250 televizyon yapımı listesinde 137. sırada yer alıyor.

Ivır Zıvır

Dizinin yaratıcısı Hans Rosenfeldt, oyuncuların ve çekim ekibinin Saga’ya doğal tepkilerini vermeleri ve özellikle Sofia Helin’in karakterini daha doğal bir şekilde oynamasını sağlamak adına, Saga karakterinin tuhaf davranışları ve tepkilerine asla otistik ya da asperger sendromu gibi bir isim koymadığını ifade etti.

Dizide bol bol kullanılan, İsveççe ve Danimarkacada Hej diye yazılan ve “hay” diye okunan kelime, bir kez söylenirse “merhaba” iki kere söylenirse “güle güle” anlamına geliyor.

Dizinin birinci sezon birinci bölümünde gazeteci Daniel’in ofisten bir arkadaşı, “Elphants in the Desert’î indirdim” diyor. Aslında bu, ne bir şarkıya, ne bir albüme, ne de bir müzik grubuna gönderme. Bu isim, Radiohead’in gizlice planladığı ve hiç duyurmadığı ve İsveç’te ufak bir mekânda sahne aldığı konsere bir gönderme. Radiohead konserde kendilerini “Elphants in the Desert” olarak tanıtmışlardı.

Saga’nın sürdüğü araba 1977 model US-spec Porsche 911S.

Saga birçok sahnede yanağı ile dişeti arasında bir şey koyuyor. Bu İsveç’te oldukça yaygın olarak kullanılan ve sigara yerine tercih edilen bir tür tütün ürünü.

Köprü, 100’den fazla ülkede yayınlandı.

2014’de dizinin yaratıcısı ve yazarı Hans Rosenfeldt, hikâyeyi 3 sezonluk yazdığını söylese de; Köprü, 2011, 2013 ve 2015 yıllarında 10’ar bölümlük yayınlandıktan sonra 2018’de 4. sezonun yayınlanabileceği duyuruldu.

Dizinin uluslararası başarısı üzerine Amerika’da, benzer bir konuyu işleyen ve Meksika – Amerika sınırında geçen aynı adla (The Bridge) bir dizi yayınlandı. Ayrıca 2013’te Birleşik Krallıkta, İngiltere – Fransa arasında yer alan manş tünelinde benzer bir konuyu ele alan Tünel (“The Tunnel”) adlı bir dizi yayınlandı.

Sezon 1’in Fragmanı;

Tema müziği; Choir of Young Believers – Hollow Talk

Diziye konu olan Öresund köprüsünden (Kopenhag’dan Malmö’ye) otobüsle geçiş…

Reypenaer

reypenaer

Hollanda’nın Woerden şehrinde bulunan Van den Wijngaard ailesi tarafından üretilen Reypenaer, çok yıllık bir tür Gouda peyniri. Turuncu rengi ve yoğun aroması ile tam anlamıyla bayıldığım peynir çok ama çok leziz bir ürün!

Peynirler yıllandırılırken, dışarısının normal hava sıcaklığı ve nemine göre kontrol altında kapı ve pencereler açılarak doğal bir yolla peynirin havalandırılması sağlanıyor ve haftalık olarak elle çevriliyorlar.

Peynirin gerçek lezzetini deneyimlemek için ince dilimler halinde tüketilmesini öneren şirket, Le Guillotin adını verdikleri, özel olarak üretilmiş bir bıçağı da peynirle birlikte satıyor.

Döğüşenler de Var Bu Havalarda

Dogusenler De Var Bu Havalarda - Poster

20 Nisan 2016’da galası yapılan ve 2 Mayıs 2016’da Ankara Film Festivali’nde gösterilen, Gençlerbirliği’nin “düşüş yılları”nı konu alan Döğüşenler de Var Bu Havalarda belgeseli artık youtube’dan izlenebiliyor. Buyurun;

Belgeselin tanıtım yazısı: “Ülke futbolunun ve Ankara kent kültürünün önemli bir parçası olan Gençlerbirliği için 1970-1983 arasındaki yıllar bir çile ve fedakârlık dönemidir. Futbolun profesyonelleşmeye başladığı ve piyasada artık daha çok paranın döndüğü bir zamanda, Gençlerbirliği, sivil ve bağımsız takım kimliğinin “ödülünü”, sahipsizlik olarak alacaktır. Kulübün amatör kümenin ve hatta kapanmanın eşiğinden döndüğü, parayı ayıplayan futbolcuların, kulüp için makbuzla para toplayan yöneticilerin, deplasmana takımı kendi arabalarıyla götüren taraftarların olduğu, şimdiden bakınca gerçek dışı gibi duran bir dünya. Ahmed Arif’in Ankara’sına yakışan gerçek kahramanlar, tarihin tozlu raflarında unutulmaya karşı direniyorlar.”

Mehmet Ali Çetinkaya