Kategori arşivi: En İyi Belgesel Oscarı Aday/Kazanan

La Marche de Lempereur (March of the Penguins / İmparatorun Yolculuğu)

TÜR: Belgesel, Aile. SÜRE:80 Dk. ÜLKE: Fransa. YAPIM YILI: 2005. imdb: 7,6. Tomatometer: %95.

Dünyanın en sert iklim koşullarından birine ev sahipliği yapan Antartika’da yaşayan İmparator penguenlerinin bir yılını konu edinen İmparatorun Yolculuğu, oldukça başarılı bir belgesel.

“Dünyanın en sert yerinde bile aşk yolunu bulur” sloganıyla lanse edilen belgeselin en vurucu anı, hiç şüphesiz ki, dişi ve erkek penguenlerin çocuklarını büyütmek için ortaklaşa yürüttükleri saygı duyulası mücadelenin yanında birbirlerini dans edercesine, koklayarak ve/veya dokundukları aşk dolu anlar.

Konu

Belgesel Antartika’da yaşayan İmparator penguenlerinin çiftleşmek ve yavrularını büyütmek için gösterdikleri efsanevi mücadeleyi konu ediniyor.

Hakkında

İmparatorun Yolculuğu’nu Luc Jacquet yazıp yönetti.

Yapım En İyi Belgesel dalında Oscar ve BAFTA’ya aday gösterildi Oscar ödülünün sahibi oldu.

8 milyon dolar bütçesi olan belgesel 127 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Yapım, rottentomatoes’in en iyi 100 belgesel listesinde yer alıyor.

Ivır Zıvır

En İyi Belgesel Oscar’ını kazanan İmparatorun Yolculuğu, 2006 Oscar ödüllerinde En İyi Film kategorisine aday gösterilen 5 filmin herbirinden daha fazla gişe hasılatı elde etmişti. Örneğin En İyi Film Oscar’ını kazanan Brokeback Mountain 75 milyon dolar gişe hasılatı elde ettiğinde yapımın gişe gelirleri 77 milyon dolardaydı.

Belgeseli seslendiren Morgan Freeman tüm seslendirmeyi aynı gün içerisinde tamamladı.

İmparator penguenleri, yaşayan penguenler arasından en uzun ve en ağır penguen türü. Ek bir bilgi olarak Antartika kışı süresince yılda sadece bir kere doğurabiliyorlar.

Yapım yayınlandığında 2004’teki Fahrenheit 9/11’den sonra en fazla gişe hasılatı elde eden belgesel unvanını ele geçirdi.

Amy

TÜR: Belgesel, Biyografi, Müzik. SÜRE: 128 Dk. ÜLKE: İngiltere. YAPIM YILI: 2015. imdb: 7,8 rottentomatoes: %95.

Son yılların en iyi R&B, Caz sanatçılarından biri olarak gösterilen Amy Winehouse’ın hayatının aşkıyla yaşadığı büyük iniş çıkışlar, madde bağımlılığı ve ruhsal sorunlar nedeniyle zindana dönen trajik hayat hikâyesini konu alan Amy, oldukça başarılı ve hüzünlü bir biyografik belgesel filmi.

Konu

Belgesel, çalkantılı bir hayat yaşayan ve 27 yaşında hayatını kaybeden şarkıcı Amy Winehouse’un hayatını konu alıyor.

Hakkında

Amy’nin yönetmen koltuğunda Asif Kapadia oturuyor.

Yapım, En İyi Belgesel dalında Oscar ve BAFTA ödüllerinin sahibi oldu.

3,4 milyon dolar bütçesi olan belgesel 22 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Dünyaca ünlü Caz sanatçısı Tony Bennett, Amy’i “bana göre, Ella Fitzgerald’la bir tutulmalıydı, Billie Holiday’le. Tanrı vergisi bir yeteneği vardı” diye tanımladı.

Amy Winehouse’un ailesi, yönetmen ve yapımcının Senna’daki başarısını öğrendikten sonra yapıma büyük bir destek verdiler. Derhal yapımcılara ellerindeki tüm videokasetleri ve fotoğrafları sağladılar. Fakat sonraları Amy’nin babası Mitch Winehouse, belgeselin Amy’nin ailesinin sanatçının hayatını negatif etkilediği gibi bir izlenim verdiğini ve özellikle hayatının son 3 yılında ailesi ile ilişkisinin gerçeği yansıtmadığını söyledi. Mitch belgesel için, Amy’nin severleri için daha önce hiç görmedikleri görüntüler içerdiği için izlemelerini ama sanatçının anlatılan genel portresini önem vermemelerini söyleyip yapımı, “absürd” olarak tanımladı. Mitch ayrıca belgeselin Oscar’a aday gösterildiği gün, “hala filmden nefret ediyorum” diye bir twit attı.

Metallica’nın solisti James Hetfield belgeseli izledikten sonra yapımdan esinlenerek Moth into Flame’ı yazdı. Şarkı grubun Hardwired… To Self-Destruct albümünde yayınlandı.

Yapım, yönetmen Asif Kapadia’ya En İyi Belgesel dalında ikinci kez BAFTA ödülünü kazandırdı. Yönetmen ilk ödülünü efsanevi F1 pilotu Ayrton Senna’nın hayatını anlattığı Senna ile kazanmıştı.

Grammy’de En İyi Albüm ödülünü Amy’nin idolü Tony Bennett’in sunması ve ödülü kazanması sırasında, sanatçının tepkileri belgeselin en can alıcı sahnelerinden biri.

Yapım, Rottentomatoes’da En İyi 100 Belgesel listesinde üst sıralarda yer alıyor.

Citizenfour

TÜR: Belgesel, Biyografi. SÜRE: 114 Dk. ÜLKE: Amerika, Almanya. YAPIM YILI: 2014. imdb: 8,1 rottentomatoes: %96.

2013’te Amerika Ulusal Güvenlik Dairesi’nin (NSA) gizli belgelerini medyaya ifşa ederek NSA tarafından yürütülen küresel izleme aletlerinin işletme detaylarını, Beş Göz ortaklarını ve birçok ticari ve uluslararası ortağı ortaya çıkaran NSA sızıntılarını başlatan Edward Snowden’in, o günlerinde birebir kaydedilen ve yaşadıklarını konu alan Citizenfour, oldukça başarılı bir belgesel.

Konu

ABD’li bilgisayar uzmanı, eski Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ve eski Ulusal Güvenlik Dairesi (NSA) çalışanı olan Edward Snowden, yönetmen Laura Poitras’a şifrelenmiş mailler atarak, elinde gizli dinlemelerle ilgili çok önemli belgeler olduğunu ve basına ifşa edilmesi konusunda yardımlarını istediğini anlatır.

Hakkında

Citizenfour’un yönetmen koltuğunda Laura Poitras oturuyor.

Amerika galası New York Film Festivali ve İngiltere galası BFI Londra Film Festivali’nde yapılan belgesel, Oscar ve BAFTA’da En İyi Belgesel ödüllerinin sahibi oldu.

Yapım 3 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Snowden’in gizli belgeleri ifşa etmesi Pentagon evraklarını sızdıran Daniel Ellsberg tarafından ABD tarihindeki en önemli sızıntı olarak nitelendirildi.

Gazetelere yapılan siyasi baskılar sebebiyle Kasım 2013’e kadar The Guardian belgelerin yüzde birini yayımlayabildi.

Bir tartışma konusu olarak Snowden bazı çevreler tarafından kahraman, vatansever olarak bazı çevreler tarafından ise ihbarcı, muhalif ve hain olarak nitelendirildi.

Snowden’e göre onu belgeleri sızdırmaya iten tek neden “halkı onlar adına ne yapıldığı ve onlara karşı neler yapıldığı konusunda bilgilendirmek”ti.

Yapım, yönetmen Laura Poitras’ın 9/11 sonrasında olan biteni anlattığı üçlemenin son halkası. Üçlemenin ilk filmi 2006’da yayınlanan ve Amerikan işgali altındaki Iraklıları anlatan Ülkem, Ülkem (My Country, My Country) ve ikinci filmi 2010’da yayınlanan ve iki Yemenlinin Amerikalı askerler tarafından yakalandıktan sonra yaşadıklarını konu alan The Oath.

Yapım, Rottentomatoes’in En İyi 100 Belgesel listesinde yer alıyor.

Belgesel, Steven Schneider tarafından ölmeden önce izlenmesi gereken 1001 film arasında gösterildi.

2014’te emekli deniz subayı Horace Edwards belgesel yapımcılarını, “Amerikan halkı adına” Snowden’in bilgileri sızdırması konusunda kışkırttıkları ve yardımcı oldukları iddiasıyla dava etti. Ama davayı takip etmedi. Edwards ayrıca, yönetmenin 2013’te yayınladığı ve Greenwald ile Snowden’in görüşmelerinden bir bölümün yer aldığı kısa filmi öne sürerek belgeselin Oscar adaylığının kurallara aykırı olduğunu iddia etti. Fakat Akademi, “ilgili the Guardian görüşmesi filmde iki dakikadan daha az süre kullanılıyor” diyerek iddiayı reddetti.

Зима у вогні: Боротьба України за свободу (Winter on Fire: Ukraine’s Fight for Freedom / Alevler İçerisindeki Kış: Ukrayna’nın Özgürlük Mücadelesi)

winter-on-fire-ukraines-fight-for-freedom-aka-alevler-icerisindeki-kis-ukraynanin-ozgurluk-mucadelesi

TÜR: Belgesel. SÜRE: 102 Dk. ÜLKE: Ukrayna, İngiltere, Amerika. YAPIM YILI: 2015. imdb: 8,4. rottentomatoes: %91.

Tıpkı Mısır’da yaşanan “Arap Baharı”nda olan biteni konu alan Meydan (Al Midan / The Square) gibi, Alevler İçerisindeki Kış: Ukrayna’nın Özgürlük Mücadelesi de Ukrayna’da 21 Kasım 2013’de başlayan sivil Yevromaydan protestolarında çekilmiş, birçoğu oldukça sert, görüntüleri beyaz perdeye aktarıyor.

Konu

Belgesel, Rus yanlısı Ukrayna hükümetinin Ukrayna – Avrupa Birliği Ortaklık Anlaşması’nı imzalamayı reddetmesi üzerine sivil halkın yaptığı Yevromaydan diye adlandırılan protestolarda yaşananları konu alıyor.

Hakkında

Den Tolmor’ın senaryosunu yazdığı Alevler İçerisindeki Kış’ın yönetmen koltuğunda Evgeny Afineevsky oturuyor.

Yapım, En İyi Belgesel dalında Oscar’a aday gösterildi. Toronto Film Festivali’nde Halkın Seçimi ödülünün sahibi oldu.

Ivır Zıvır

Yönetmen Evgeny Afineevsky, Rusya’da doğdu, İsrail’de büyüdü ve şu anda Amerika’da yaşıyor.

Netflix’in yapımcısı olduğu belgesel, 9 Ekim 2015’te netteki gösteriminden önce birçok festivalde gösterildi.

Filmin girişinden;

Ukrayna yüzyıllarca doğu ile batı arasındaki eksende var oldu. 1991’de Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığını ilan etti. 2004’te Rus yanlısı aday Viktor Yanukoviç başkanlık seçimini kazandı. Seçimlerin hileli olduğu ortaya çıkınca halk, Turuncu Devrim olarak anılan barışçıl protesto gösterileri için sokağa çıktı. Başarılı oldular ve seçim sonuçları iptal edildi. İzleyen yıllarda Ukrayna ekonomik istikrar için mücadele etti. 2010’da Yanukoviç geri döndü. Bu kez seçimler onaylandı ve Yanukoviç tam hâkimiyet elde etti. Halka AB üyeliği vadederken gizlice Rusya ile işbirliği pazarlığına oturdu. 2013 sonbaharında Yanukoviç’in AB ile ortaklık anlaşması imzalamaya hazır görünmesi bir dönüm noktası idi. Ancak halk batıya yönelirken, liderleri doğuya döndü ve ülkenin geleceği sürüncemede kaldı.

Senyap (the Look of Silence / Sessizliğin Bakışı)

Senyap aka the Look of Silence aka Sessizligin Bakisi

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 139

TÜR: Belgesel, Biyografi, Tarih. SÜRE: 103 Dk. ÜLKE: Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, Endonezya, İsrail, Hollanda, Norveç, İngiltere, Amerika. YAPIM YILI: 2014. imdb: 8,3 rottentomatoes: %96.

Endonezya’da yaşanan soykırımda parmağı olan insanların yaşanan iğrenç olayları büyük bir gurur ve övgüyle anlatımlarını beyaz perdeye aktaran Sessizliğin Bakışı, insanlığa olan inancınızı test eden, oldukça sert bir yapım.

Konu

Dünyada büyük bir yankı uyandıran Öldürme Eylemi (Jagal / the Act of Killing) belgeselinin yönetmeni Joshua Oppenheimer’in imzasını taşıyan yapım, Endonezya’da 1965-66 yılları arasında yaşanan soykırımdan kurtulmayı başaran bir aile ve 2 yıl sonra doğan çocuklarının vahşi bir şekilde öldürülen abisinin katilleriyle yüzleşmesini konu alıyor.

Hakkında

Adi Rukun, M.Y. Basrun ve Amir Hasan’ın senaryosunu yazdığı Sessizliğin Bakışı’nın yönetmen koltuğunda Joshua Oppenheimer oturuyor.

Yapım, En İyi Belgesel dalında Oscar’a aday gösterildi ve dünya genelinde 81 dalda ödüle aday gösterilip bunlardan 45 tanesinin sahibi oldu.

Belgesel, 154 bin dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Proje en başlarda yönetmen Joshua Oppenheimer tarafından iki bölüm halinde tasarlanmıştı. Bu yüzden Öldürme Eylemi projenin birinci ve Sessizliğin Bakışı projenin ikinci bölümünü oluşturuyor.

Adi ve ailesi olayların ardından, kuzey Sumatra’da hala güçlü konumda bulunan faillerin gölgesinden kurtulmak için binlerce kilometre uzağa taşındılar.

Yönetmen, filmin hikâyesine ilham veren sahne ve anıları çekmesi için Adi’ye bir kamera verdi. Adi’nin babasının nerede olduğunu bilmediği sahne bunlardan biriydi.

Joshua Oppenheimer, failleri “insan evladı” gibi görmesi konusunda Adi’nin kendisini yönlendirdiğini söyledi.

Yapım, Endonezya’da 3500’den fazla kez gösterildi ve 300 bin Endonezyalı izledi.

Filmin orijinal adı olan Senyap, Endonezyacada Sessiz anlamına geliyor.

Film Oppenheimer’ın Öldürme Eylemi’nden sonra En İyi Belgesel Oscar’ına aday gösterilen ikinci yapımı oldu.

Belgeselde, Endonezya’da kullanılan bazı geleneksel ve yerel diller de yer alıyor.

Belgeselin çekimlerine, Öldürme Eylemi’nin kurgusu tamamlanır tamamlanmaz başlandı.

Yönetmen Joshua Oppenheimer, seyirci ile karakterler arasında daha samimi bir mesafe olması için ses tasarımı üstünde aylarca zaman harcadı.

Jagal (the Act of Killing / Öldürme Eylemi)

Jagal aka the Act of Killing aka Oldurme Eylemi

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 135

TÜR: Belgesel, Tarih. SÜRE: 115 Dk. ÜLKE: Norveç, Danimarka, İngiltere. YAPIM YILI: 2012. imdb: 8,2 rottentomatoes: %96.

Endonezya’da yaşanan soykırımı konu alan ve katliamı yapan insanların kan donduracak bir şekilde sergiledikleri vahşi cinayetleri gülerek, eğlenerek ve büyük bir gururla anlatımlarını beyaz perdeye taşıyan Öldürme Eylemi, sert, can sıkıcı ama bir o kadar da başarılı bir yapım.

Konu

Endonezya’da 30 Eylül hareketinin başarısızlıkla sonuçlanan darbe girişiminin ardından gerçekleşen, komünistleri tasfiye etmeye yönelik 1965–1966 Endonezya katliamları yapıldı. Katliamda yaklaşık 1 milyon insan öldürüldü. Belgesel, katliamı yapanlardan bazılarının yaklaşık 50 yıl sonra kamera karşısına geçip işledikleri vahşeti kamera karşısında yeniden canlandırmalarını konu ediniyor.

Hakkında

Anwar Congo, Herman Koto ve Syamsul Arifin’in senaryosunu yazdığı Öldürme Eylemi’nin yönetmen koltuğunda Joshua Oppenheimer ve “Anonim” oturuyor.

Yapım, BAFTA ve Oscar’da En İyi Belgesel dalında ödüle aday gösterildi ve BAFTA’da ödülünün sahibi oldu. Belgesel aynı zamanda BAFTA’da İngilizce Olmayan En İyi Film dalında da ödüle aday gösterildi.

Belgesel, 723 bin dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Proje en başlarda yönetmen Joshua Oppenheimer tarafından iki bölüm halinde tasarlanmıştı. Bu yüzden Öldürme Eylemi projenin birinci ve Sessizliğin Bakışı (Senyap / the Look of Silence) projenin ikinci bölümünü oluşturuyor.

Filmin orijinal adı olan Jagal, Endonezyaca’da Kasap anlamına geliyor.

Yönetmen koltuğu dâhil filmde 27 farklı görevde yer almış 49 kişinin adı “anonim” olarak geçiyor. Bunun sebebi kişilerin hala ölüm mangasının kendilerinden intikam alacağı korkusunu yaşıyor olmaları.

Berlin’deki film gösteriminin ardından seyirciler, yönetmen Joshua Oppenheimer’ın 2. Dünya Savaşı sırasında Nazi subaylarının yaptıkları soykırımı yeniden canlandırması gibi bir işe imza attığını söylediler. Yönetmen Oppenheimer ise aslında tam olarak öyle olmadığını çünkü Nazilerin günümüzde güçlerini kaybettiğini ama Endonezya’da cinayetleri işleyenlerin hala hükümet tarafından korunduklarını söyledi.

Joshua Oppenheimer ve Christine Cynn ile birlikte yönetmenlik yapan ama korktuğu için ismini kredilendirme bölümünde “Anonim” olarak kullanan 41 yaşındaki Endonezyalı yönetmen, “bu insanlar bu korkunç hikâyeleri nasıl böyle kolaylıkla ve gururla anlatabiliyorlardı? Onlarla hemen orada hesaplaşmak istiyordunuz ama bir yandan da kendinize sürekli ‘sabırlı olmalısın’ diye telkin etmeniz ve istedikleri gibi anlatmalarına göz yummamız gerekiyordu. Çünkü ancak o şekilde katliamın tüm ayrıntılarını öğrenebilirdik” dedi.

Projenin ilk amacı kurbanlarına ailelerine odaklanmaktı. Birçoğu tutuklu olan insanlarla yapılan röportajlardan sonra “işkencecilerle” görüşülmeye başlandı ve projenin onlara odaklanmasına karar verildi.

Dünyanın en ünlü iki belgesel yapımcısı Werner Herzog ve Errol Morris’un adları, belgeselde “özel yapımcı” olarak kredilendiriliyor.

Belgesel, 28 Haziran 2013’ten itibaren 52 hafta boyunca Londra Çağdaş Sanatlar Enstitüsünde gösterildi.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Joshua Oppenheimer, Pancasila Gençlik üyelerinin esnaftan haraç kestiği sahnelerin “yeniden canlandırma” olmadığını ve çekimlerin yapıldığı gün kendi ceplerinden, esnaftan alınan paraları geri ödediklerini söyledi.

The Salt of the Earth (Toprağın Tuzu)

Salt of the Earth aka Topragin Tuzu

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 86

TÜR: Belgesel, Biyografi. SÜRE: 110 Dk. ÜLKE: Fransa, Brezilya. YAPIM YILI: 2014. imdb: 8,4. rottentomatoes: %95.

Brezilyalı sosyal belgesel fotoğrafçısı Sebastião Salgado’nun kendi hayat hikâyesini ve çektiği fotoğraf karelerinin öncesini ve sonrasını anlattığı Toprağın Tuzu, başarılı bir biyografik belgesel filmi.

Salgado’nun fotoğraf karelerine dair verdiği bilgiler, çektiği fotoğraf karelerinin etkilerini kat ve kat arttırıyor.

Konu

Toprağın Tuzu, 40 yıl boyunca çektiği fotoğraflarla, “insan vahşetine” defalarca tanıklık eden bir fotoğrafçının, insana olan inancını kaybettikten sonra ruhunu hafifletmek için kendini doğaya adamasını konu alıyor.

Hakkında

Wim Wenders, Juliano Ribeiro Salgado ve David Rosier’in senaryosunu yazdığı Toprağın Tuzu’nun yönetmen koltuğunda Juliano Ribeiro Salgado ve Wim Wenders oturuyor.

Yapım, En İyi Belgesel Oscar’ına aday gösterildi. Cesar’da En İyi Belgesel ve Cannes’da, François Chalais, Ecumenical Jüri ve Un Certain Regard ödüllerini sahibi oldu.

3,6 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Sebastião Salgado hayatı boyunca, fotoğraflamak için 100’den fazla ülkeye gitti. Fotoğraflarının yer aldığı sergiler tüm dünyayı dolaştı ve fotoğrafları sayısız gazete ve kitapta kullanıldı.
Belgesel, Cannes’ın resmi bölümlerinden biri olan Un Certain Regard’da gösterilmek için seçilen 5 filmden biri olmayı başardı.

Ruanda ve Afrika’da yaşanan iç savaşlar sırasında evsiz kalmış mülteciler, Afrika’daki açlık, Kuveyt Savaşı sonrası yanan petrol kuyuları, Bosna Savaşı, Endonezya ve Güney Amerika’daki yerliler ve fakir insan manzaraları belgeselde yer alan ana başlıklardan birkaçı.

Belgesel adını İncil’deki Matta 5:13’den alıyor: “Yeryüzünün tuzu sizsiniz. Ama tuz tadını yitirirse, bir daha ona nasıl tuz tadı verilebilir? Artık dışarı atılıp ayakaltında çiğnenmekten başka işe yaramaz.”

Yapım, rottentomatoes’un en iyi 100 belgesel listesinde yer alıyor.

İzlenilen Yer: CerModern Açık Hava Sineması.

خمس كاميرات محطمة (Five Broken Cameras / 5 Kırık Kamera)

5 Broken Cameras ala 5 Kirik Kamera

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 24

TÜR: Belgesel, Drama. SÜRE: 94 Dk. ÜLKE: Filistin, İsrail. YAPIM YILI: 2011. imdb: 7,9. rottentomatoes: %95.

“Başımdan pek çok olay geçti. Kızgın bir alev gibi kafamın içinde yanıyorlar. Acı ve sevinç, korku ve umut, hepsi birbirine karıştı. Yolu kaybediyorum. Eski yaraların iyileşmek için zamanı yok. Yenileri eskilerin üzerini kapatıyor. Ben de anılarımı ayakta tutmak için film çekiyorum. Bunlar benim beş kameram. Her kamera hayatımın bir bölümü.” 

Belgesel, Filistinli çiftçi Emad Burnat’ın bu cümleleriyle başlıyor.

Batı Şeria’da bir köy olan Bill’in’in sakinlerinden biri olan Emad Burnat, ailesi ve köy halkının hayatları, İsrail’in Batı Şeria’da inşa ettiği “soyutlama duvarı” ve İsrailli yerleşimcilerin köyün yanına yerleştirilmesiyle değişmeye başlıyor. Köyün geçim kaynaklarından olan Zeytin ağaçlarının İsraillilerce yakılması ve tahrip edilmesi, köyün etrafının önce telle ardından duvarla çevrilmesi, her gece köye yapılan polis baskınları, çocukların apar topar tutuklanıp götürülmesi gibi sert yıldırma politikalarına karşılık, Bill’in sakinlerinin başkaldırışı ve gösterileri, birinci elden, Burnat’ın kamerasından ekrana taşınıyor.

İsrail polisinin sert uygulamaları, yaralanmalar, ölümler, baskınların yanı sıra 2005 yılında dünyaya gelen Burnat’ın son çocuğu Gibreel’in doğumundan “saflığını” kaybedişine kadar geçen 5 yıldaki değişimini görmek ise belgeselin en inanılmaz anı! Gösterilere 2-3 yaşlarındayken katılmaya başlayan ve olanlara anlam veremeyen Gabreel’in 5 yaşındayken babasına, “neden askerleri bıçakla öldürmüyorsun?” sorusu kanınızı donduruyor.

İç daraltıcı birçok sahne barındıran ve insanı izlerken duygudan duyguya zıplatan 5 Kırık Kamera, yüksek dozda acı ve çaresiz içeriyor. Hele bir de izlediklerinizin gerçek olduğunu düşününce insan olmayı sorguluyorsunuz.

Konu

İsrail’in Batı Şeria’yı İsrail’den ayrılmak için etrafına ördüğü duvarın ve Filistinli köylerinin dibine yerleştirilen İsrailli yerleşimcilerin Filistin köylerinde yarattığı kaos, polisler tarafından köylere yönelik uygulanan sert yıldırma hareketleri, Batı Şeria’da bir köy olan Bill’in’in sakinlerinden Emad Burnat’ın kamerasından beyaz perdeye aktarılıyor. Burnat, belgeselde 2005-2010 yılları arasında kırılan 5 kamerasının hikâyesini ve kullanılmaz hale gelene kadar kameraların kaydettiği inanılmaz acıları sergiliyor.

Hakkında

5 Kırık Kamera, Filistinli Emad Burnat ve İsrailli Guy Davidi tarafından yönetti.

2013’de En İyi Belgesel Oscarı’na aday olan (ama ödülü Sugar Man’in İzinde’ye kaptıran) film, 2012 Sundance, 2012 Erivan Film Festivali, 2012 Jerusalem Film Festivali ve 2013 Emmy Ödüllerinde En İyi Belgesel ödülünün sahibi oldu.

Belgesel Amerika’da 108 bin 541 dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

2005’te Bill’in etrafını çevrelemeye başlayan duvar, zeytin tarımı yapan köylülerin hayatlarını etkilemeye başlar. Çünkü hem duvar, hem de İsrail yerleşimciler yüzünden tarım arazilerine el konulması, halkın yaşam kaynağının elinden alınması demektir. Köylüler, bazı İsrailliler ve uluslararası aktivistlerin katılımıyla gösteriler yapmaya başlar. Çiftçi Burnat ise yaşanan tüm gelişmeleri kameraya almaya başlar. Görüntüleri bir yandan aktivistlerle paylaşıp, bir yandan da hem youtube’a yükler, hem de İsrail mahkemeleri için delil olarak saklar.

Görüntülerin uluslararası kamuoyu ve basın tarafından ilgi çekmesiyle birlikte Burnat, Reuters’in bağımsız fotoğrafçılığını yapmaya başlar. Bu sırada köyün savaşını profesyonel bir ekiple kayda almak için yapımcı aramaya karar verir. Birkaç başarısız denemenin ardından Burnat, İsrailli yönetmenlere fikirlerini açar ve sonunda İsrail’in Batı Şeria’da ördüğü duvarlara karşı gelen İsraillilerin kurduğu Anarchists Against the Wall’a üye olan İsrailli yönetmen Guy Davidi projeyi kabul eder.

Davidi, projeye yeniden tanımlar ve bütün olayların sadece Burnat’ın bakış açısından kameraya alınmasını ve anlatılmasına karar verir. Ve hikâyenin Burnat’ın kırılan kameralarının üstünden anlatılmasını önerir. Böylece 2009’dan itibaren Burnat, ailesine daha fazla odaklanmaya ve kameraya kaydetmeye başlar.

İsrail’de Temmuz 2012’de gösterime giren film Jerusalem/Kudüs Film Festivalinde, Oscar’da da aynı kategoride rakibi olan İsrail yapımı The Gatekeepers ile yarıştı ve En İyi Belgesel ödülünü kazanmış. Belgesel, İsrail’de beklenmedik bir şekilde, geniş çaplı övgü kazandı. Hatta sağcı Israel Hayom gazetesi yapımı, “yılın en iyi belgeseli” diye lanse etti. 5 Kırık Kamera, 2013 Israil Film Akademisi ödüllerinde de En İyi Belgesel dalında aday gösterildi.

Elbette bunların yanında belgeseli eleştirenler de oldu. Davidi bir röportajında, ilk film gösterimi sonrası bazı lise öğrencilerinin kendini vatan hainliğiyle suçlayıp küfürler yağdırdığını ve onlara, “bana istediğiniz kadar küfredebilirsiniz ama ardından bir süre düşünürseniz aslında kızgınlığınızın bana değil sisteme olduğunu anlayacaksınız” diye cevap verdiğini ifade etti.

Belgesel En İyi Belgesel dalında Oscar’a aday olunca, İsrail basını tarafından İsrail filmi olarak lanse edildi. Oysa aday olduğu kategoride ülke zorunluluğu olmadığı için, aday adaylığına başvurusunda bulunulurken (birçok Filistin yapımı gibi) ülke belirtilmemişti. Davidi’nin bu konuda, “Burnat, İsraili temsil etmiyor, o sadece kendisini temsil ediyor” demesi de İsrailli yetkililerce eleştirildi.

Ayrıca, belgeselin hangi ülke yapımı olduğu da tartışma konusu oldu. Burnat, belgeselin Filistin yapımı olduğunu söyledi ve Davidi de, “ilk ve en önemli Filistin yapımı” diyerek onu destekledi ve “teknik olarak Filistin-İsrail ve Fransa ortak yapımı çünkü bütçesi bu ülkeler tarafından karşılandı ama bence filmlerin ülkesi olmamalı” diye ekledi.

Burnat, İsraillilerle çalıştığı için Ramallah’tan geniş çapta eleştiri de aldı.

Filmden;

Ordu köye gitgide daha sık aralıklarla gelmeye başlıyor. Gösterileri engellemeye çalışıyorlar. Kayıt yaparken sanki kamera beni koruyormuş gibi hissediyorum. Ama bu bir yanılsama. Kardeşimin tutuklanmasını filme alıyorum. Annem ve babam cipi durdurmaya çalışıyor. Sürekli “Ne yapmalıyım?” diye düşünüyorum. Bu görüntülerin bir anlamı olacağına inanmak zorundayım.

Al Midan (The Square / Meydan)

Al Midan aka The Square aka Meydan

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 96

TÜR: Belgesel, Dram, Tarih. SÜRE: 108 Dk. ÜLKE: Mısır, Amerika. YAPIM YILI: 2013. imdb: 8,2. rottentomatoes: %100.

2011 Ocak – 2013 Ağustos tarihler arasında Mısır’da yaşanan “Arap Baharı”nda olan biteni, birinci elden gözler önüne seren Meydan, oldukça başarılı bir belgesel filmi.

Gösteriler sırasında yaşanan, oldukça rahatsız edici görüntüleri de barındıran Meydan’ın en ilgi çekici yanlarından biri, Müslüman Kardeşler üyesi Magdy Ashour’un iki yıl içinde yaşadıklarının da konu edilmesi. Mübarek zamanında çok acı çektiğini söyleyen Magdy, aynı görüşte olmadığı bir sürü insanla birlikte Tahrir Meydanı’ndaki gösterilere katılıyor ama Mübarek sonrası başa gelen ordu karşıtı yapılan eylemlere Müslüman Kardeşler izin vermediği için katılamayıp, düşünceleri ile “görevleri” arasında sıkışıp kalıyor.

İki yıllık sürede, sadece özgürlük ve demokrasi için yola çıkan insanların, bir şeyler elde ettikleri için sevinmeye başladıkları her an siyasetin ve çıkarların işin içine girip her şeyi berbat etmesine defalarca şahit olmak ve aslında dünyanın her yerinde “bu işlerin” böyle yürüdüğünü görmek ise oldukça sinir bozucu.

Belgeselin sonunda Aida El Ayouby’nin eşlik ettiği Cairokee’nin Ya El Medan (Ey Meydan) adlı şarkısı ve sözleri de çok güzel.

Konu

30 yıl Mısır’ı yöneten Hüsnü Mübarek’in gitmesini isteyen, farklı görüşlere sahip on binlerce Mısırlının toplandığı Tahrir Meydanı merkezli halk gösterilerinden itibaren, el kameralarıyla çekilmeye başlanan belgesel, Müslüman Kardeşler üyesi Magdy Ashour, bir daha terk etmemek üzere ülkesine geri gelen, yurtdışında doğmuş bir Mısırlı olan Khalid Abdalla, devrimin müzisyeni olarak tanınan ve meydandaki gösteriler sırasında bestelediği şarkıları söyleyerek insanlara moral veren Ramy Essam, “özgürlük, herkes içindir!” diyerek gösterilere katılan Aida Elkashef ve Ahmed Hassan’ın gözünden iki yıl içinde Mısır’da yaşananları ve büyük değişimi anlatıyor.

Hakkında

Meydan’ı Jehane Noujaim yönetti.

Yapım, En İyi Belgesel dalında Oscar’a aday gösterildi. Emmy Ödülleri’nden üçünü kazandı ve Sundance Film Festivali’nde Dünya Sineması – Belgesel ödülünün sahibi oldu.

1,5 milyon dolar bütçesi olan belgesel, Amerika’da 124 bin 244 dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Belgesel, Oscar’a aday gösterilen ilk kitle kaynaklı yapım oldu.

Meydan, rottentomatoes’un en iyi 100 belgesel listesinde üst sıralarda yer alıyor.

Yapımın ilk gösterimi 17 Ocak 2013’te Sundance Film Festivali’nde yapıldı ve ödül kazandı. Mısır’da yaşananlar devam ettiği için, 2013 yazında belgeselin sonu bir kere daha düzenlendi.

17 Ocak 2014’te Amerika’da sınırlı sayıda gösterime giren belgesel, Internet üzerinden yayın yapan medya sağlayıcısı Netflix tarafından yayınlanarak, belgeselin son hali dünyada servis edildi.

Belgeselden;

Ahmed Hassan’ın, “İzin verin size tüm bu hikâye nasıl başladı anlatayım. Mısır; şereften yoksun yaşıyordu. Adaletsizlik, her yerdeydi. Devrimden önce, sürekli iş değiştirirdim. Çalışmaya, sekiz yaşında başladım. Beşinci sınıfta, okul parasını ödemek için sokaklarda limon satardım. Bu ülkede, daha iyi bir gelecek için ümit yoktu. Haksız bir rejim ve diktatörü bizleri kısıtlıyordu. Rejimin başındaki Mübarek, bizleri otuz yıl Tehlike Yasası’nın gölgesinde zorla yaşattı. Ben tüm hayatımı Mübarek’in adaletsizliği altında yaşadım. Rejim, her zaman halkın zararına işledi. İnsanlar işkenceye, elektro şoka, öldüresiye dövülmeye maruz kalırdı. Kimse siyaset hakkında konuşmaya cüret edemezdi. Siyaset, sadece rejim için vardı” sözleriyle başlayan Meydan,

* * *

Bu devrimin başarılı olup olmadığını uzunca bir süre bilemeyeceğiz. Devrimin amacı olan; ekmek, özgürlük, sosyal adalet, onur gibi şeylere iki yılda ulaşmamız imkansız. Yapılabilecek tek şey, bunların gerçekleşmesi için zemin hazırlamak.

Hakların yoksa, çantada keklik sanılıyorsan, sana yalan söyleniyorsa, öldürülüyorsan bazı şeyler bayağı netleşiyor. Bence burada olan şey, bireysel olarak örgütlerden güçlü olduğumuzu kanıtlamamız. İnsanları harekete geçiren içlerindeki esas duygular. Bu duyguları nasıl öldürürsün, bilmiyorum.

* * *

Vicdan aradığımız kadar lider aramıyoruz. Lider dediğin nedir ki? Çözümü cennetten mi indirecekler? Bunu yapamazlar. Olay şu ki; eğer toplum içinde bu vicdanı yaratabilirsek iyi bir cumhurbaşkanı bulabiliriz. Bizi yönetecek bir lider aramıyoruz. Çünkü Tahrir’e giden herkes bir liderdir. Biz, vicdan arıyoruz.

Dip Not: 13 Ekim 2014’de yayımlandı, 30 Temmuz 2015’de güncellendi.

Cairokee ft Aida El Ayouby – Ya El Medan

Cairokee ft Aida El Ayouby – Ya El Medan (Türkçe Altyazılı)

L’image Manquante (The Missing Picture / Eksik Resim)

L'image Manquante aka The Missing Picture aka Eksik Resim

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 8

TÜR: Belgesel, Dram. SÜRE: 92 Dk. Ülke: Kamboçya, Fransa. YAPIM YILI: 2013. imdb: 7,4. rottentomatoes: %99.

2014’de En İyi Yabancı Dilde Film Oscar’ına aday olan Kamboçya-Fransa ortak yapımı Eksik Resim, her şeyiyle dört dörtlük bir belgesel.

L'image Manquante aka The Missing Picture aka Eksik Resim - Figur 2

Kamboçya’da gerilla savaşlarıyla iktidarı ele geçiren, Pol Pot liderliğindeki, Maocu çizgideki radikal komünist Kızıl Kmerler’in, 1975-79 yılları arasında ülkede yaşayan insanlar üzerinde yaptığı adeta deneysel çalışma ve katliamı konu alan Eksik Resim’in yarısı o dönem çekilmiş görüntülerden, yarısı ise kilden yapılmış küçük heykelciklerden oluşuyor.

L'image Manquante aka The Missing Picture aka Eksik Resim - Figur 1

Tüyler ürpertici bir konuya sahip olan filmin anlatımı, müzikleri ve heykelcikler ile eski görüntüler arasında kurulan bağlantılar çok başarılı.

Konu

Eksik Resim, 1975-79 yılları arasında Kızıl Kmerler’in başında Kamboçya’yı yöneten ve milyonlarca insanın ölümüne sebep olan Pol Pot’un iktidarı döneminde 13 yaşında olan bir Kamboçyalı’nın gözünden yaşanan büyük dramları anlatıyor.

Hakkında

Eksik Resim’in senaryosunu Rithy Panh yazdı ve yönetti.

2014′de Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ına aday olmasına rağmen ödülü İtalyan yapımı La Grande Bellezza’ya kaptırdı.

Eksik Resim, bugüne kadar Kamboçya adına Oscar’larda yarışan ilk film oldu. Daha önce Kamboçya, 1994’de Rice People ve 2012’de Lost Lover filmlerini akademiye aday olarak sunmuş fakat yapımlar yarışma hakkını elde edememişlerdi.

Yapım, rottentomatoes’un en iyi 100 belgesel listesinde üst sıralarda yer alıyor.

Filmin anlattığı dönemle ilgili enteresan birkaç bilgi; (tr.wikipedia)

20. yüzyılın en kanlı rejimlerinden biri kabul edilen Kızıl Kmer iktidarı, bütün dünyada hiçbir Marksist yönetimin başvurmadığı kadar aşırı bir şiddet uygulamasına girişti. Ülkedeki meslek sahiplerinin ve teknik elemanların hemen hepsi yok edildi. Kentlerde yaşayan milyonlarca kişi zorla köylere yerleştirilerek, kolektif çiftliklerde çalışmaya zorlandı. Rejim düşmanı ilan edilenler aileleriyle beraber toplu olarak katledildi. Bu dönemde ekonomik sistemin felce uğraması nedeniyle baş gösteren açlık ve salgın hastalıklar sonucu ölenlerin sayısının, siyasi nedenlerle öldürülenlerle birlikte 3 milyon (nüfusun üçte biri) olduğu tahmin edilmektedir.

1979’dan 1997 Temmuzuna kadar Kamboçya’nın Çin ve Tayland sınırındaki ormanlık bölgede gerilla hareketine devam eden Pol Pot’un bu ülkeler tarafından desteklendiği iddia edildi.

Çin HC destekli Kızıl Kmerlerlerin lideri olan Pol Pot’un ideolojisine göre, ülkede sadece köylü sınıfı olmalıydı. Bu amaçla ülkenin tüm aydınlarını, bilim adamlarını, sanatkârlarını, kısacası köylü sınıfını oluşturmayan tüm Kamboçyalıları ağır koşullar altında pirinç tarlalarında çalışmaya zorladı. Çalışamayanlar ve muhalefet edenler Ortaçağ işkence yöntemleriyle öldürüldüler. Gözlük ve saatler de dahil olmak üzere tüm teknolojik aletler yasaklandı. Pol Pot yönetiminde dünyanın en büyük katliamlarından birini yaptılar. Verilere göre 3 milyon Kamboçyalıyı öldürdüler (1975-1979). Bu katliamlar Vietnam ülkeyi işgal edinceye kadar sürdü.

1997 Temuzunda Kral Sihanouk’un oğlu Prens Ranaridh’e bağlı kuvvetlerle işbirliği yaparak başkenti ele geçirmeye çalışan Pol Pot’a bağlı Kızıl Kmerler, eski başbakan Hun Sen’e bağlı hükümet kuvvetlerince püskürtüldü. Son başarısız girişiminden dolayı yandaşlarınca ömür boyu ev hapsine mahkûm edilen Pol Pot’un sağlık durumu da gittikçe kötüye gitmeye başladı.

Pol Pot ölümünden birkaç ay önce kendisiyle yapılan bir röportajda, milyonlarca insanın öldürülmesiyle alakalı vicdanen rahat olduğunu, bunları kendi başına yapmadığını açıklamıştı.

Kızıl Khmerler 1997’de Pol Pot’un ölümüyle tamamen dağıldı. Bugüne kadar hiçbir Kızıl Khmer yargılanmamıştır.