Kategori arşivi: Film

Gake No Ue No Ponyo (Ponyo on the Cliff / Küçük Denizkızı Ponyo)

TÜR: Animasyon, Komedi, Macera. SÜRE: 101 Dk. ÜLKE: Japonya. YAPIM YILI: 2008. imdb: 7,7. Tomatometer: %92.

Japon animasyon üstadı Hayao Miyazaki’nin sihirli ellerinden beyaz perdeye yansıyan ve usta bir sihirbaz ve bir deniz tanrıçasının kızı olan Japon balığı Ponyo’nun insan olma isteğini konu alan Küçük Deniz Kızı Ponyo, başarılı bir fantastik animasyon filmi.

Konu

Bir denizcinin oğlu, beş yaşındaki Sōsuke, annesi Lisa ile okyanus kenarındaki kayalıkta sakin bir hayat yaşamaktadır. Bir gün sahilde bir şişe ve onun içinde hapsolmuş güzel bir Japon balığı bulup onu kurtarır ve adına Ponyo koyar. Ama bu sıradan bir Japon balığı değildir. Usta bir sihirbaz ve bir deniz tanrıçasının kızı olan Ponyo, kendini genç bir kıza dönüştürmek için babasının sihrini kullanır ve hızlı bir şekilde Sōsuke’ye âşık olur, ama böyle güçlü büyü kullanımı dünyada tehlikeli bir dengesizliğe neden olur.

Hakkında

Küçük Deniz Kızı Ponyo’nun senaryosunu Hayao Miyazaki yazdı ve yönetti.

Yapım, Japonya Akademisi tarafından Yılın En İyi Animasyon Filmi ödülüm sahibi oldu.

34 milyon dolar bütçesi olan yapım 202 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Animasyondaki dalga ve deniz görüntülerini bizzat Hayao Miyazaki çizdi. Pixar animasyonlarıyla tanınan ünlü yönetmen, yapımcı ve senarist John Lasseter, daha önce bu kadar güzel su animasyonu görmediğini ifade etti.

Balık ve denizaltı canlılarının muazzam okulunu içeren 20 saniyelik açılış sahnesi oluşturulurken 1613 sayfalık taslak çizimi kullanıldı.

Miyazaki, animasyonun test gösterimini izleyen çocukların ilgisiz tepkilerinden ötürü oldukça şaşırdığını söyledi.

Küçük Deniz Kızı Ponyo, Miyazaki’nin 1997 yapımı Prenses Mononoke’den (Princess Mononoke) sonraki ilk geleneksel el çizimi animasyonu oldu.

Animasyon hakkında yapılan yorumların fikir birliği “Miyazaki’nin en iyi filmi olmamasına rağmen Ponyo görsel olarak baş döndürücü bir masal, tatlı şiirsel yönü çocuklara ve Miyazaki’nin her yaştan sevenlerine hitap etmekte” şeklinde.

Sôsuke, Hayao Miyazaki’nin o günlerde 5 yaşında olan oğlu Gorô Miyazaki’yi temel alıyor.

Filmin orijinal adı Kayalıktaki Ponyo.

Miyazaki, 2009’da San Diego Comic Con’da Ponyo’yu yaparken 1989 yapımı Disney animasyonu Küçük Deni Kızı’ndan (The Little Mermaid) esinlendiğini ifade etti.

Animasyondaki deniz kıyısı kasabası, Miyazaki’nin 2005’te yaşadığı Japonya’daki Setonaikai National Park’taki Tomonoura kasabasından esinlenerek oluşturuldu.

Sôsuke’nin babasının çalıştığı geminin adı Koganei maru. Western Tokyo’da yer alan bir kasaba olan Koganei aynı zamanda Studio Ghibli’nin bulunduğu yer.

Huzurevi sakinlerinden biri olan Toki, doğrudan Miyazaki’nin annesine bir saygı duruşu.

Truman

TÜR: Komedi, Dram. SÜRE: 108 Dk. ÜLKE: İspanya, Arjantin. YAPIM YILI: 2015. imdb: 7,3. Tomatometer: %100.

Akciğer kanseri olan, günleri sayılı bir adamın arkadaşına ve köpeğine vedasını konu alan Truman, komedi-drama dengesi nefis bir şekilde ayarlamış son derece başarılı bir dram filmi.

Konu

Kanada’da yaşayan Tomas (Javier Camara), akciğer kanseri olan yakın arkadaşı Julian’ı (Ricardo Darin) görmek için Madrid’e gelir. Günleri sayılı olan Julian’ın en büyük derdi öldükten sonra köpeği Truman’a ne olacağıdır.

Hakkında

Senaryosunu Tomàs Aragay ve Cesc Gay’in yazdığı Truman’ın yönetmen koltuğunda da Cesc Gay oturuyor.

İlk gösterimi 2015 Toronto Film Festivali’nde yapılan yapım, San Sebastian Uluslararası Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu (Ricardo Darin ve Javier Camara) dalında Gümüş Deniz Kabuğu ödülünün sahibi oldu. Ayrıca Goya’da En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu (Ricardo Darin), En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Javier Camara), En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo ödüllerimi kazandı.

Truman, rottentomatoes’da yapılan 52 eleştirmen yorumunda %100 taze olarak değerlendirildi.

Film 8.7 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Toronto Film Festivalindeki gösterimin ardından yönetmen Cesc Gay, filme adını veren köpek Truman’ın çekimlerden birkaç ay sonra doğal nedenlerden ötürü öldüğünü söyledi.

Oyuncu Ricardo Darin, Truman öldüğü için film galasına Truman’ın kızlarından biriyle katıldı.

Truman’ı canlandıran Bullmastiff cinsi köpeğin gerçek adı Troilo idi.

Öneren: Tanıl Bora

Agora

TÜR: Macera, Biyografi, Dram. SÜRE: 127 Dk. ÜLKE: İspanya. YAPIM YILI: 2009. imdb: 7,2. Tomatometer: %53.

Roma İmparatorluğu’nun Hristiyanlaşması arifesinde bilim ve din arasında yaşanan çatışmaları ve dinin kadına bakış açısını, Yunan filozof, matematikçi ve astronom Hypatia üzerinden konu edinen Agora, başarılı bir biyografik macera dram filmi.

Konu

Atina’da eğitimini aldıktan sonra 400 yılına doğru İskenderiye’ye dönen Hypatia (Rachel Weisz) İskenderiye Kütüphanesi’ndeki Platon Okulu’nda dersler vermeye başlar. İçerisinde Hristiyanlık, Paganizm ve Musevilik gibi birçok inanca sahip öğrencisine Platon ve Aristo’nun öğretilerini kazandırsa da Paganlarla Hristiyanlar arasında şiddetlenen çatışmalar onun ve tüm coğrafyanın yaşamlarını etkilemeye başlayacaktır.

Hakkında

Senaryosunu Alejandro Amenábar ve Mateo Gil’in yazdığı Agora’nın yönetmen koltuğunda Alejandro Amenábar oturuyor.

Galası Cannes’da yapılan film 13 dalda aday gösterildiği Goya’da aralarında En İyi Senaryo’nun da bulunduğu 7 ödül kazandı.

70 milyon dolar bütçesi olan Agora, 39 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Yunan filozof, matematikçi ve astronom olan Hypatia, İskenderiye Kütüphanesi’nde felsefe, matematik ve astronomi üzerine dersler vermiştir. Yeni Platonculuk öğretisine bağlı olan Hypatia, Atina Akademisi’nin Eudoxus’ün başını çektiği Matematik geleneğine üye idi. Hypatia doğayı; mantık, matematik ve deney ile açıklamaya çalıştı.

Orijinalde, Alejandro Amenábar’ın kafasındaki kadro Rachel Weisz, Sacha Baron Cohen ve Jonathan Rhys Meyers’di. Fakat Baron Cohen senaryoyu okuduktan sonra, “çok sert bu yüzden de yaraları kaşıyabilir” diyerek rol teklifini geri çevirdi.

Film çekimleri Julius Caesar, Helen of Troy ve Truva’nın da çekildiği Fort Ricasoli, Malta’da yapıldı. Ayrıca yapımdaki kolezyum Gladyatör filmindeki kolezyumla aynı yere kuruldu.

Senaryo yazarı olan Alejandro Amenábar, Hypatia’yı Rachel Weisz’i düşünerek yazdı.

Bazı günler kilise çanları nedeniyle çekimlere ara verildi.

Film adını, antik Yunan kentlerinde, şehirle ilgili politik, dini, ticari her türlü faaliyetin gerçekleştiği, tüm kamu binalarının etrafında sıralandığı halka ait geniş açık alan olup, Helenistik dönemde şekillenip Roma İmparatorluğu’nda ortaya çıkan forumların öncülü olan Agora’dan alıyor. Agora bu yapısıyla Romalı’lardaki foruma benzetilebiliyor.

9 Ekim 2009’da İspanya’da gösterime giren yapım, ülkede yılın en fazla hasıalt yapan filmi olmayı başardı. Fakat buna rağmen farklı ülkelerde dağıtımcı bulma konusunda sorunlar yaşadı. Bu yüzden de ülke ülke gösterime girdi.

Film yayınlanmadan önce dağıtımcı firma ısrarla filmin Vatikan’da gösterilmesini talep etti. Bu konuda Vatikan’dan herhangi bir ret durumu rapor edilmedi. Ayrıca Vatikan yetkilileri filmdeki bazı dinsel tasvirler konusunda destekte bulundu.

Atina Üniversitesi Teoloji Doktoru Irene A. Artemi, “film, Hristiyanlık karşıtı gibi görünmese de, Hristiyanları yobaz, gerici, cahil ve bağnaz olarak gösteriyor” dedi.

Hypatia İskenderiye Kütüphanesi’ndeki Platon Okulu’nda, içerisinde Hristiyanlık, Paganizm ve Musevilik gibi birçok inanca sahip öğrencisine Platon ve Aristo’nun öğretilerini kazandırdı. Bu öğrencileri arasında ileride İskenderiye valisi olacak olan Orestes ve Ptolemais’in piskoposu olacak olan Synesius da vardı.

Hypatia’nın eserlerinden günümüze ulaşabileni yoktur; fakat Synesius ile yazıştığı mektupların bir bölümü mevcuttur.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Hypatia’nın ölümü hakkında bugün en güvenilir kaynak, bir Hristiyan olan Socrates Scholasticus’un 439’da yazmayı tamamladığı “Historia Ecclesiastica” adlı yapıtıdır. Bu yapıta göre olaylar Socrates Scholasticus’un anlatımı ile şöyle gelişir: “…Hypatia’nın sık sık Vali Orestus ile görüşmesi Hristiyanların hoşuna gitmiyordu. Hypatia’nın, Vali Orestus ile Piskopos Cyril’in uzlaşmasını engellemeye çalıştığı düşünülüyordu. Böyle düşünen bir grup bağnaz, Peter adındaki çete liderleri ile birlikte Hypatia’nın evinin önünde pusuya yattılar ve onu beklemeye başladılar. Hypatia eve geldiğinde ise onu kaçırıp Caesareum adındaki bir kiliseye götürdükten sonra tamamen soydular. Ardından onu taşlayarak öldürdüler. Daha sonra Hypatia’nın parçalanmış bedenini alıp Cinaron adındaki bir yerde yaktılar.”

Hypatia, günümüze kadar ulaşmış olan sayılı kaynaktan biri olan Yunan tarihçi Socrates Scholasticus’un “Historia Ecclesiastica” adlı eserine göre; İskenderiye’nin en önemli iki figürü olan, İskenderiye Valisi Orestes ile İskenderiye piskoposu Cyril arasında anlaşmazlıklara sebebiyet verdiği ve politik işlere karıştığı gerekçesi ile 415 yılında kıptî Hristiyan bir çete tarafından taşlanarak öldürüldü.

Hypatia’nın devrin en güzel kadınlarından biri olduğu ve Vali Orestes’in bizzat Hypatia’dan ders aldığı sıralarda Hypatia’ya aşık olduğu bilinmektedir. Anlaşmazlıklara ise Vali Orestes’in, İskenderiye’de Piskopos Cyril’in kışkırtmaları ile Hypatia’ya karşı hızla büyüyen nefretin önüne geçmeye çalışması olmuştur. Hypatia, İskenderiye’ye Hristiyanlığın hakim olduğu son yıllarında Piskopos Cyril, Hypatia’yı hedef göstererek İncil’den yaptığı alıntılar ile halkı kışkırtmış ve Hypatia, halk tarafından “dinsiz” ve “şeytan” olarak nitelendirilmiştir. Kısa bir süre içerisinde de Kıptî bir Hristiyan çetesi tarafından taşlanarak öldürülmüştür.

Amerikan Katolik Kilisesi rahibi Robert Barron bir makale yazarak, “Hypatia kesinlikle bir filozoftu ve kesinlikle 415 yılında bir galeyanda öldürüldü ama neredeyse bunun dışında filmde anlatılan her şey yanlış” dedi.

Günümüze ulaşabilmiş 5. yy’dan kalma kaynaklar Hypatia’yı; Platon, Aristo ve Plotinus’un felsefelerinin öğreticisi olarak tanımlar. Fakat kıptî Piskopos John Nikiû’nün yazdığı 7. yy’dan kalan “Chronicle” adlı eserde Hypatia için şunlar söylenmiştir: “Hypatia helenistik bir pagan idi. Her zaman büyüye, usturlaba ve müzik enstrümanlarına bağlı kalmıştı. Ayrıca insanları şeytanî hileler ile kandırmıştı.” Fakat bütün Hristiyanlar John Nikiû veya Hypatia’yı öldüren çete gibi Hypatia’ya karşı düşman değildiler. Hatta bazı Hristiyanlar Hypatia’yı, erdem ve iffetin sembolü saymıştır.

Dunkirk

TÜR: Aksiyon, Dram, Tarih. SÜRE: 106 Dk. ÜLKE: İngiltere, Amerika, Fransa, Hollanda. YAPIM YILI: 2017. imdb: 8,7. Tomatometer: %92.

2. Dünya Savaşı’nın en önemli muharebelerinden biri olan Dunkerque Muharebesi’nde yaşanan 3 olayı beyaz perdeye taşıyan Dunkirk, seyirciye bir an bile es vermeyen temposu ve ses kurgusuyla, başarılı bir tarih, aksiyon, dram filmi.

Filmin belki de en etkileyici yanı, birçok seyirci için oldukça rahatsız edici olsa da, ses kurgusu sayesinde seyirciyi beyaz perdedeki çaresiz, umutsuz ve korku içindeki askerlerin psikolojisine yaklaştırıyor olması.

Bu sayede, Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok’un (All Quiet On The Western Front) çatışma sahneleriyle dolu ilk 15 dakikası ve tüm film boyunca arka fonda sürekli düşen bomba sesleri ya da Er Ryan’ı Kurtarmak’ın (Saving Private Ryan) bol kanlı ve soluksuz bir şekilde beyaz perdeye yansıtılan Normandiya çıkartması sahnesinin sinir bozuculuğunu ve rahatsız ediciliğini tüm film boyunca hissediyorsunuz.

Konu

İkinci Dünya Savaşı sırasında müttefik devletlere ait 400 bin asker Fransa’nın Dunkerque kıyılarında sıkışmışlardır. Yoğun Alman saldırıları arasında askerler umutsuz bir şekilde bir mucize olmasını beklemektedirler.

Hakkında

Dunkirk’ün senaryosunu Christopher Nolan yazdı ve yönetti.

Yapım 100 milyon dolar bütçeyle tamamlandı.

8,7 ortalama puanı ile Dunkirk, imdb’nin en iyi 250 filmi arasında yer alıyor.

Ivır Zıvır

Aktör-yönetmen Kenneth Branagh, filmin Londra’daki galasına Dunkirk’teki olayı yaşamış 90 yaşlarının ortasında 30’a yakın eski askerin katıldığını söyledi. Gösterimin ardından düşünceleri sorulan askerler, olayların tamamen gerçeği yansıttığını ama film müziklerinin gerçek bir bombardımandan daha yüksek seste olduğunu ifade ettiler. Bu yorum yönetmen Nolan’ı bir hayli neşelendirdi.

Christopher Nolan, daha gerçekçi bir film atmosferi yaratmak adına bilgisayar efekti yerine çekimlerde gerçekçi savaş gemileri kullandı. Çekimler sırasında, birçoğu Dinamo Operasyonu’nda kullanılan “küçük gemiler” olmak üzere 62 tane gemi kullanıldı.

Zimmer, film müziklerindeki meşhur saat sesi için Nolan’ın cep saatini kullandı.

Christopher Nolan, eşi Emma Thomas ve bir arkadaşlarıyla birlikte, Dinamo Operasyonu sırasında sivillerin tekneleriyle Dunkirk’e giderken yaşadıklarını tecrübe etmek için İngiltere’den Dunkirk’e botla geçtiler. Nolan deniz koşulları nedeniyle yolculuğun 19 saat sürdüğünü ifade etti.

Christopher Nolan, insan kalabalığının olduğu sahnelerde figüran oyuncuların nasıl hareket ettiği, bu hareketin nasıl yayıldığı, boşlukların nasıl sahnelendiği ve kameraların nasıl bunu yakaladığı konusunda ilham almak için, Greed (1924), Intolerance: Love’s Struggle Throughout the Ages (1916), ve Sunrise: A Song of Two Humans (1927) gibi birçok sessiz film izlediğini söyledi.

Nolan, kumsal sahnesinde genç ve deneyimsiz bir askeri canlandırması için kadroya genç ve tanınmayan bir aktör seçti.

Dunkirk, Takip (Following) ve Başlangıç’tan (Inception) sonra, senaryosunu tamamen Christopher Nolan’ın yazdığı üçüncü film oldu.

Dunkirk, Nolan’ın gerçek olaylara dayanan ilk filmi.

Yönetmen Christopher Nolan, savaş uçaklarında yaşananları en iyi şekilde seyirciye aktarmak adına gerçek bir Spitfire savaş uçağı sürdü.

Senaryo 76 sayfaydı.

Olayın yaşandığı sırada Winston Churchill sadece 16 günlük başbakandı.

Film düşüncesi Nolan’ın aklına ilk kez 1992 yılında o günlerdeki kız arkadaşı Emma Thomas’la Dunkirk’e doğru eniz yolculuğu yaparken geldi.

Daha önce 6 kez birlikte çalışan Nolan ve Michael Caine bu filmde de beraber çalışıyorlar ama bu sefer Caine sadece sesiyle filmde yer alıyor.

Tom Hardy’nin tüm film boyunca 10’dan az repliği var.

Hiçbir Alman askeri film boyunca görünmüyor.

Filmi yönetmek için 20 milyon dolar ücret alan Nolan, 2005’te Peter Jackson’un King Kong için aldığı aynı rakamla “tüm zamanların en fazla ücret alan yönetmeni” rekoruna ortak oldu.

2016’nın ilk gününde Hans Zimmer’ın filmin bestelerini yapacağı açıklandı. Bu çalışma Alman besteci ile Nolan arasındaki 2005’deki Batman Başlıyor (Batman Begins) filmindeki ilk işbirliğinden beri 6. işbirliği oldu.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Tom Hardy’nin karakteri Farrier filmin sonunda botlara ve kumsaldaki askerlere saldırmakta olan bir Alman savaş uçağını engelleyip ardından benzini bittiği için kumsala iniş yapıyor. Yeni Zelandalı savaş pilotu Alan Christopher “Al” Deere’nin de savaş sırasında uçağı vuruldu ve kaşından yaralanmış bir şekilde tıpkı Farrier gibi kumsala iniş yaptı. Yakınlardaki bir kafedeki kadın pilotun kaşındaki yaraya müdahale ettikten sonra pilot, önce iskelede bekleyen askerlere ardından da gemiye ulaştı.

Filmde Dunkerque Tahliyesi diğer adıyla Dinamo Operasyonunu konu alıyor. Belçika seferi sırasında Almanya, güneydoğu Belçika’da hızla ilerlemiş ve Fransa kıyısındaki Abbeville’e yönelerek, Müttefik ordularının birbiriyle bağlantısını kesmişti. Fransız Birinci ordusunun birçok bölüğü onurlu bir savunma harekâtında can verirken, İngiliz limanlarından, tarihin belki de en garip filosu denize açıldı (destroyerlerin yanı sıra, gezi motorlarından, özel yatlardan, eski feribotlardan, istimbotlardan, balıkçı teknelerinden oluşan yaklaşık 850 gemilik bir filo). Krallık Hava Kuvvetleri (RAF), Alman bombardıman uçaklarını geri püskürtürken, İngiliz filosu, Dunkerque’e ulaşarak, 338.226 İngiliz, Fransız ve Belçika askerini, 26 Mayıs’tan, 14 Haziran 1940′a kadar kıstırıldıkları kapandan kurtardı. Böylece bozgun, bir zafer propagandasına dönüşmekle kalmıyor, yüz binlerce deneyimli asker, Eksen Devletleri saldırısına karşı ileride girişilecek harekât için kurtarılmış oluyordu.

Her şey bir yana o tarihte hiç kimse, Müttefiklerin Dunkerque tahliyesinin kısa sürede sağlanabileceğini düşünmüyordu. Ama İngilizler denizden tahliyeyi umulmadık derecede kısa bir süre içinde tamamlayacaklardır.Alman ordusu Dunkerque’ye girmek için önünde engel yok iken Gerd von Rundstedt tarafından “dur emri” geldi her ne kadar bu emri Hitler’in verdiği düşünülse de asıl bu emri Gerd von Rundstedt vermiştir.Bu emirle itibaren 48 saatlik kayıpta,İngiltere limanlarından irili ufaklı 1000-500 dolayında tekne Dunkerque’e hareket eder. Aralarında küçük motorlar ve yatlardan, balıkçı teknelerine kadar çeşitli türden tekneler bulunmaktadır.Teknesi olan her İngiliz vatandaşı, kurtarabileceği kadar vatandaşını alabilmek için denize açılır.

28 Mayıs 1940 günü Belçika, Fedor von Bock’un yoğun saldırılarına daha fazla karşı koyamaz ve Belçika’nın Nieuport, Veurne, Bergues ve Gravelines şehirleri Almanların eline geçer. Bu şehirler tahliyenin yapıldığı Dunkerque’e 32 km uzaklıktadır. Müttefiklerin tahliye için kurdukları savunma hattının Belçika kısmı çöker. Belçika’nın teslim oluşu İngilizler için sürpriz olmuştur.

28 Mayıs’ta Alman 256. Tümeni İngiliz savunma hatlarına saldırır 12. Kraliyet Zırhlıları Nieuport şehri içinde sıkışmıştır. Bu arada Erwin Rommel yedi Tümeni ile 1. Fransız Ordusunu Lille yakınlarında kuşatır. Kuşatma 31 Mayıs’a kadar sürmüş, 1. Fransız Ordusu kuşatmayı yararak Dunkerque limanına ulaşmayı başarmış, çeşitli ve zorlu çatışmalardan sonra 2 Haziran’da Müttefikler Fransa’dan ayrılmıştır. Tahliyeden yararlanamayan diğer askerler ise 4 Haziran’da Almanlar’a teslim olur.

Dunkerque Tahliyesi sonucunda 225 bin İngiliz ve Kanadalı, 120 bin Fransız askeri olmak üzere 345 bin asker, ölüm çemberinden kurtarılmıştır. İngiliz Ordusu, 8 ila 10 tümeni donatacak ekipmanı Almanlara terk edilmiştir. Fransa’da terk edilenler, devasa ölçekte mühimmat, 880 saha topu, 880 sahra topu, 310 büyük kalibreli silah, 500 çeşitli uçaksavar, yaklaşık 850 anti-tank silahı, 11,000 makinalı tüfek, yaklaşık 700 tank, 20,000 motosiklet ve 45,000 motorlu araç ve kamyondur. İngiliz ana karasındaki ekipman sadece 2 tümeni donatmaya yetecek kadardır. Yine de bu mücadeleden Almanlar yenik çıkmıştır çünkü şayet tahliye imkanı olmasaydı ve bu askerler ele geçirilseydi bundan sonraki İngiltere savaşında sahilleri koruyacak asker olmazdı ve Almanlar belki Denizaslanı Harekatını gerçekleştirebilirdi. İngilizlerin morali düşük olsa da kurtulma umudu ile çarpıştıkları için, Almanlar da zaferde Luftwaffe’nin payını arttırmak için orduları ile fazla zorlamada bulunmayınca tahliye gerçekleşti. Ayrıca kurtulan bu birlikler 1944 Overlord Harekâtı ile yeniden Almanlarla çatışma içerisine girecektir.

Fried Green Tomatoes (Kızarmış Yeşil Domatesler)

TÜR: Dram. SÜRE: 130 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 1991. imdb: 7,7. Tomatometer: %73.

Mutsuz bir ev kadınının, tanıştığı yaşı bir kadın ve anlattığı gizemli, duygusal bir hikâye üzerinden hayatı yeniden keşfetmesini konu alan Kızarmış Yeşil Domatesler, başarılı bir dram filmi.

Konu

Mutsuz bir ev kadını olan Evelyn (Kathy Bates) kocasının huysuz teyzesini ziyaret etmek için geldikleri huzurevinde Ninny (Jessica Tandy) adında yaşlı bir kadınla tanışır. Ninny, Evelyn’e yıllar önce bu bölgede yaşanmış gerçek bir hikâyeyi anlatmaya başlar. Kısa bir süre sonra Evelyn’nin hayatı Ninny’nin dostluğu ve anlattıklarıyla değişmeye başlar.

Hakkında

Fannie Flagg’in 1987’de yayınlanan Whistle Stop Kafe’de Kızarmış Yeşil Domatesler (Fried Green Tomatoes at the Whistle Stop Cafe) adlı romanından kendisi ve Carol Sobieski tarafından uyarlanan Kızarmış Yeşil Domatesler’in yönetmen koltuğunda Jon Avnet oturuyor.

Yapım En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Jessica Tandy) ve En İyi Uyarlama Senaryo Oscar ödüllerine aday gösterildi. Benzer bir şekilde

11 milyon dolar bütçesi olan yapım dünya genelinde 120 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Dublörü son anda istifa ettiği için Mary Stuart Masterson meşhur arı sahnesinde kendisi oynadı.

Yazar Fannie Flagg mutsuz kadınların ders aldıkları sınıfta “öncelikle sizlerden evliliğinize o eski büyüyü, kıvılcımı geri getirebilecek küçük konuya çok iyi vermenizi istiyorum” diyen öğretmen rolünü canlandırıyor.

Ruth’u canlandıran Mary-Louise Parker, kendisine ve hem kitabın, hem de senaryonun yazarı olan Fannie Flagg’e göre, filmde ve kitapta Ruth ve Idgie arasında lezbiyen bir ilişki olduğuna dair işaretler olduğunu söyledi. Buna rağmen yönetmen Jon Avnet ve yapımcılar bunu hikâyeden çıkarıp ikili arasında sadece bir arkadaşlık olduğunu göstermeye karar verdiler. DVD ekstralarında yönetmen Avnet, Idgie ve Ruth arasındaki yemek kavgası sahnesini, ikili arasındaki bir aşk sahnesini andırdığı için ilk yayınlanan kurgudan çıkarttığını söylüyor.

Büyük gişe başarısının ardından filmin çekildiği yerler turist akınına uğradı. the Whistle Stop Kafe de gerçek bir lokantaya çevrildi.

Yönetmen ve yapımcılar Carol Sobieski’nin yazdığı ilk senaryoyu beğenseler de istedikleri gibi bir film olmayacaktı. Bunun üzerine kitabın yazarı Fannie Flagg başka bir senaryo yazmaya başladı. 70 sayfa yazdıktan sonra parasal nedenlerden ötürü istifa etti. Benzer nedenlerle yeni bir yazar bulunamadığı için yönetmen Jon Avnet, yazar Fannie Flagg ile yakın temasını sürdürerek kitaptan uzaklaşmamaya çalıştı ve yaklaşık 3 yılda senaryoyu yazdı.

Yönetmen Jon Avnet, isim benzerliğinden ötürü sette sık sık karışıklığa yol açtığı için Mary-Louise Parker’a “Lou” ve Mary Stuart Masterson’a “Stu” diye çağırdı.

Filmin oyuncularından Jessica Tandy ve Kathy Bates birer yıl arayla Bayan Daisy’nin Şöförü (Driving Miss Daisy) ve Ölüm Kitabı (Misery) ile En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını kazandılar.

Yazar Fannie Flagg ile Mary Kay Kozmetiğin kurucusu Mary Kay Ash çok iyi arkadaşlar. Bu yüzden filmde, Bayan Threadgoode, Evelyn’e “kozmetikte iyisin” dedikten sonra Evelyn başarılı bir Mary Kay güzellik uzmanı oluyor.

Uma Thurman, Idgie Threadgoode için rol testine girdi.

Susan Sarandon, Evelyn Couch rolü için düşünülmüştü.

Blade Runner (Bıçak Sırtı)

TÜR: Bilim Kurgu, Gerilim. SÜRE: 117 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 1982. imdb: 8,2. Tomatometer: %89.

Duyguları, hisleri olan ve kendisini geliştirebilen robotlar “insan gibi davranılmayı hak ediyor/etmiyor mu?” sorusunu soran ve karanlık film türünü en önemli örneklerinden biri olan bilim kurgu, gerilim filmi Bıçak Sırtı, oldukça başarılı bir atmosfere, konuya ve anlatıma sahip.

Konu

2019 yılının Los Angeles’ı. Sorun çıkartan replicantları öldürmek ile görevli “Bıçak Koşucuları” adlı polis birimine üye olan Rick Deckard (Harrison Ford), köle gibi çalıştırılmaktan bıkıp dünyanın dışındaki bir yerde Nexus 6 isyanını düzenleyen replicantları öldürmek ile görevlendirilir. Replicantlardan biri olan Roy Batty’nin (Rutger Hauer) amacı yaratıcısı Dr. Eldon Tyrell’ı (Joe Turkel) öldürmektir.

Hakkında

Philip K. Dick’in Android’ler Elektrikli Koyun Düşler mi? (Do Androids Dream Electric Sheep?) adlı romanını temel alınarak Hampton Fancher ve David Peoples tarafından senaryosu yazılan Bıçak Sırtı’nın yönetmen koltuğunda Ridley Scott oturuyor.

Yapım, BAFTA’da En İyi Sinematografi, En İyi Kostüm Tasarımı ve En İyi Yapım Tasarımı dallarında ödüle layık görüldü. Ayrıca 2 dalda Oscar ve bir dal da Altın Küre ödülüne aday gösterildi.

28 milyon dolar bütçesi olan yapım 33,8 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Bıçak Sırtı 8,2 ortalama puanıyla imdb’nin en iyi 250 film listesinde 139. sırada yer alıyor.

Ivır Zıvır

Pris (Daryl Hannah) Sebastian’la (William Sanderson) ilk karşılaştığı sahnede ondan kaçmak için koşarken ayağı kayıyor ve dirseği ile arabanın penceresine çarpıyor ve cam kırılıyor. Senaryoda bu cam kırılma sahnesi yoktu fakat çekimler sırasında Hannah’ın ayağı ıslak zeminden ötürü kaydı ve oyuncunun dirseği kırılan cam parçaları nedeniyle 8 yerinden birden yaralandı.

Rutger Hauer biyografisinde, Deckard ve Roy Batty’nin dövüştükleri sahnenin normalde kung-fu ya da ona benzer bir şekilde olmasının istendiğini ama “çok fazla Bruce Lee!” diyerek buna karşı çıktığını ve filmde yayınlanan final sahnesini önerdiğini söyledi.

Rutger Hauer final sahnesinde elinde güvercin tutması gibi karakteriyle ilgili birçok öneride bulundu. Hatta sonradan kült olacak olan, “bütün bu anlar, zaman içinde yitip gidecek… Tıpkı yağmurdaki gözyaşları gibi” sözünü doğaçlama olarak söyledi. Oyuncu biyografisi kitabının adını da, “Bütün Bu Anlar” olarak koydu.

Ridley Scott, Türk Lokumu (Turkish Delight), Katie Tippel ve Soldier of Orange’u izledikten sonra hiç rol testine ihtiyaç duymadan Roy Batty rolü için Rutger Hauer’ı kadroya aldı. Hauer ilk görüşmelerinde Scott’a şaka yapmak için büyük yeşil bir güneş gözlüğü, beyaz süveter ve pembe saten bir pantolonla yönetmenin karşısına çıktığında Scott’ın yüzü resmen kireç gibi olmuştu.

Deckard‘ın Rachael’ı daireden çıkarken durdurduğu ve ittiği sahnede Sean Young’un şok ve acıdan dolayı sergilediği yüz ifadesi tamamen gerçekti. Young, Harrison Ford’un sahnede kendisiyle oynamakta çok zorlandığını ve kendisini çok sert ittiğini söyledi. Young, Ford’un çekimden sonra ne yaptığını fark edip buzları eritmek için kendisini çok nazik davrandığını da ifade etti.

Joanna Cassidy (Zhora) boynunda bir yılanla oynadığı sahneyi oldukça rahat canlandırdı çünkü “Darling” adındaki Burma pitonu oyuncunun kendi evcil yılanıydı.

Yılan puluna mikroskopla bakıldığı sahnede marihuana tomurcuğu kullanıldı.

Ridley Scott yapımı, “en kişisel” ve “bütün” filmi olarak tanımladı.

Scott’ın ilk kurgusu 4 saatti.
Yapım Rutger Hauer’ın oyunculuk kariyerindeki favori filmi.

Film başlangıçta karışık eleştiriler aldı. Bazı eleştirmenler filmden hoşlanmazken, bazıları da filmin tematik karışıklığını beğendi.

Bıçak Sırtı, Kuzey Amerika’da çok az bir hasılat elde etti. Film, gişe hasılatında yaşadığı hezimete rağmen o zamandan beri kült klasik statüsüne yükseldi.

Yapım Hollywood’un ilgisini Philip K. Dick’in üzerine çekerek, o zamandan beri onun işlerinden uyarlanan birçok filmin yapılmasına yol açtı.

“Bıçak Sırtı”, 1993 yılında Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi tarafından “kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli” filmler arasına seçilerek ABD Ulusal Film Arşivi’nde muhafaza edilmesine karar verildi.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Final sahnesinde Roy ölürken elindeki güvercinin uçması düşünülüyordu. Fakat yağmurlu sahneyi çekerken güvercin çok fazla ıslandığı için Roy’un elinden serbest kalınca uçmak yerine sadece yürüdü.

Filmin bazı sahnelerinde replicantların gözleri parlıyor. Rachael’in evindeki sahnede Deckard’ın gözleri de parlıyor. 2000 Temmuzunda Ridley Scott, Deckard’ın gerçekte bir replicant olduğunu doğruladı. Bu konu film çekimleri sırasında Scott, Ford ve Hauer arasında büyük tartışmalara yol açmıştı. Ford, Deckard’ın kesinlikle replicant olmaması gerektiğini ve kaybettiği insanlığını keşfetmesi gerektiğini ve yönetmen Scott’ın bunu kabul ettiğini söyledi. Fakat Scott çekim ve kurguda Deckard’ın replicant olduğuna dair göndermeler yaptı. Hauer de biyografisinde Scott’ın bu hareketiyle Deckard ve Batty arasındaki final sahnesini sembolik olarak “insana karşı makine” yerine iki makinanın kavgasına indirgediğini söyleyerek hayal kırıklığına uğradığını ifade etti.

Final sahnesi boyunca Deckard, Roy Batty’e tek bir kelime bile etmiyor.

Daryl Hannah’ın Harrison Ford’a saldırdığı sahnenin çekimleri için Hannah’ın rolünü erkek bir jimnastikçi dublör canlandırdı.

The Grapes of Wrath (Gazap Üzümleri)

TÜR: Dram, Tarih. SÜRE: 129 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 1940. imdb: 8,1. Tomatometer: %100.

1929 Buhranı ve kuraklık nedeniyle evlerinden ayrılmak zorunda kalan bir aile üzerinden, bireysel ailenin parçalanışını anlatırken aynı zamanda bütün göçmenlerin tek bir aile haline gelişini vurgulayan Gazap Üzümleri, oldukça başarılı bir tarihi drama filmi.

Konu

Tom Joad (Henry Fonda) kasıtsız adam öldürme suçundan girdiği hapishaneden cezasını tamamlayıp henüz çıkmıştır ve otostop yaparak Oklahoma’daki ailesinin çiftliğine doğru gitmektedir. Yolda önceden tanıdığı Casy’e (John Carradine) rastlar. Casy aynı zamanda Tom’u vaftiz eden din adamıdır ancak inancını kaybettiği için vaizliği bırakmıştır. Casy Tom’a kuraklık, kum fırtınaları ve yeni uygulanmaya başlanan tarım ve bankacılık metotlarının bir zamanlar verimli topraklara sahip olan Oklahoma’yı kırıp geçirdiğini anlatır.

Hakkında

John Steinbeck’in Pulitzer Ödülü kazanan aynı adlı romanından Nunnally Johnson tarafından uyarlanan Gazap Üzümleri’nin yönetmen koltuğunda John Ford oturuyor.

Yapım 7 dalda aday gösterildiği Oscar ödüllerinden; En İyi Yönetmen (John Ford) ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Jane Darwell) ödülünün sahibi oldu.

800 bin dolar bütçesi olan yapım 2,5 milyon dolar gelir elde etti.

Film hem imdb’nin en iyi 250 film listesinde, hem de rottentomatoes’in en iyi 100 film listesinde yer alıyor.

Ivır Zıvır

Filmin projelendirme aşamasında yapımcı Darryl F. Zanuck gizli bir araştırmacıyı göçmen kamplarına gönderip, John Steinbeck’in romanında kamplarda yaşanan sefaletleri ve adaletsiz uygulamaları abartıp abartmadığını inceletti. Araştırmacı döndüğünde, yazarın kampta yaşananları abartmadığını aksine hafifleterek kaleme aldığını anlattı.

John Steinbeck filmi sevdi ve Tom Joad’ı canlandıran Henry Fonda için, “kendi sözlerimi bana inandırdı” diyerek övdü.

Henry Fonda filmde giydiği şapkayı tüm hayatı boyunca sakladı ve hayatını kaybettiği 1982 yılından önce çok eski arkadaşı Jane Withers’a verdi. Fonda filmi çevirmeden önce Withers ile beraber bir oyunda oynamışlardı. 29 yaşındaki Fonda, sahneye çıkarken yaşadığı gerginliği atması için 8 yaşındaki Withers elini tutup ona bir şeyler söylüyordu. O günden sonra Fonda ve Withers hayatları boyunca çok iyi dost oldular.

Roman ve filmin sendika yanlısı duruşu nedeniyle hem Steinbeck, hem de Fonda, kominizim tehlikesi olarak nitelendirilen İkinci Kızıl Tehlike döneminde Amerikan Kongresi tarafından soruşturuldular.

John Steinbeck, Henry Fonda’nın filmdeki oyunculuğuna adeta taptı. Çünkü aklındaki karakter üzerinden okuyuculara aktarmak istediği her şeyi Fonda’nın gerçekleştirdiğini düşünüyordu. İkili hayatları boyunca çok iyi dost oldular.

Joad’ların arabayla ana yoldan aşağıya doğru ilerledikleri sahnenin çekimleri sırasında John Ford, birçok arabanın konvoy halinde onları takip ettikleri bir sahnenin eklenmesini önerdi. Bunun üzerine çekimlerin yapıldığı yerden geçmekte olan arabalar durdurulup Joad’ların arabalarını takip etmeleri karşılığında şoförlere 5’er dolar teklif edildi.

Romanın konusu çok fazla tartışıldığı için filmleştirme aşamasında “Anayol 66” adında sahte bir isim verilerek çekimler yapıldı.

Bankalar ve Kaliforniya’daki çiftliklerin çoğunu kontrolleri altında tutan büyük çiftlik şirketleri romana ve sonraları çevrilen filme büyük tepki gösterdiler. Kaliforniya çiftlik şirketleri 20th Century-Fox’un tüm filmlerini boykot edeceklerini açıkladılar. Ayrıca yazar Steinbeck birçok ölüm tehdidi aldı.

Roman Kaliforniya’daki birçok bölgede yasaklandı. Yazar John Steinbeck’in memleketi olan Salinas, Kaliforniya’daki belediye kütüphanesine, roman ancak 1990’larda koyuldu.

Noah Joad, Colorado nehrindeki yüzme sahnesinden sonra bir daha filmde yer almıyor. Romanda Noah, Tom’a nehirde kalmaya karar verdiğini söylüyor ama filmde bu konuda herhangi bir açıklanma yer almıyor.

Amerika dışındaki izleyiciler için filmin girişine, ilgili dönemde yaşanan buhran ve Oklahoma’daki kuraklık hakkında bilgi veren bir ön yazı eklendi.

Darryl F. Zanuck romanın haklarını almak için yazar Steinbeck’e, o günler için oldukça afallatıcı bir rakam olan, 100 bin dolar ödedi.

Film 7 haftada çekildi.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Filmin sonu olması da düşünülen romanın son sahnesi oldukça tartışmalıydı. Doğum yapan Rose-of-Sharon Rivers (Dorris Bowdon) ahırda açıklıktan ölmek üzere olan bir adama sütünü içmesini teklif ediyordu.

Filmden;

– Yardım edemem. Bana emir verildi. Buradan gitmenizi söylememi istediler.
– Kendi toprağımı terk mi edeceğim?
– Beni suçlama. Bu benim suçum değil.
– Kimin suçu?
– Toprağın sahibi kim biliyorsun. Shawnee Tarım ve Hayvancılık.
– O da kim?
– Kimse. Bu bir şirket.
– Bir başkanları yok mu? Tüfeğin ne işe yaradığını bilen biri yok mu?
– Evlat, bu onun suçu değil. Ona ne yapacağını banka söylüyor.
– Peki. Banka nerede?
– Tulsa. Ondan ne istiyorsun?
– O sadece bir müdür. O da emirleri uygulamaktan delirmek üzere.
– Peki kimi vuracağız?
– Bilmiyorum kardeş. Bilseydim, söylerdim. Kimi suçlayacağımı bilmiyorum.
– Beni iyi dinle bayım, kimse beni toprağımdan atamaz. Büyükbabam bu toprakları 70 sene önce aldı. Babam burada doğdu. Biz burada doğduk. Ve bazılarımız burada öldüler. Bazılarımız burada öldüler. O yüzden bu topraklar bizimdir. Burada doğduk, burada çalıştık ve burada öldük. Üzerinde yazılar olan bir kağıt parçası…

* * *

– Ne biçim bir aile.
– Oklahomalılar’ın hepsi böyle. Öyle bir külüstürle çölü geçmek istemem.
– Bizim kafamız çalışıyor. Oklahomalılar’da ne kafa var ne de his.
– Onlar insan değiller. Hiçbir insan onlar gibi yaşayamaz.
– Hiçbir insan bu kadar sefalete dayanamaz.
– Daha iyisini bilmiyorlar sanırım.

Zvizdan (The High Sun / Güneş Tepedeyken)

TÜR: Dram, Romantik. SÜRE: 123 Dk. ÜLKE: Hırvatistan, Sırbistan, Slovenya. YAPIM YILI: 2015. imdb: 7,2. Tomatometer skoru henüz yok….

3 farklı dönemde geçmesine rağmen ortak paydası Yugoslavya’nın dağılması sırasında yaşanan vahşi savaşın izlerini taşıyan 3 farklı aşk hikâyesini konu alan Güneş Tepedeyken, oyunculukları, anlatımı ve göz kamaştırıcı sinematografisiyle başarılı bir romantik dram filmi.

Konu

Güneş Tepedeyken, ilki Yugoslavya savaşı başladığı günlerde yaşanan, diğerler ise onar yıl arayla yaşanan 3 farklı ve hüzünlü aşk hikâyesini beyaz perdeye taşıyor.

Hakkında

Güneş Tepedeyken’in senaryosunu Dalibor Matanic yazdı ve yönetti.

Cannes Film Festivali’nde gösterimi yapılan film, Belirli Bir Bakış / Un Certain Regard ödülünün sahibi oldu.

Ivır Zıvır

Yapım Yabancı Dilde En İyi Film kategorisinde Hırvatistan’ın Oscar’a adayı oldu ama finale kalmayı başaramadı.

Film, Hırvatistan’ın bağımsızlığını ilan ettiği 1991 yılından bu yana Cannes’da gösterilen ilk yapım olma özelliğini taşıyor.

Öneren: Bayram Şen (@bayramsen_).

Darbereye Elly (About Elly / Elly Hakkında)

TÜR: Dram, Gizem, Gerilim. SÜRE: 119 Dk. ÜLKE: İran. YAPIM YILI: 2009. imdb: 8,1 rottentomatoes: %99.

Bir grup orta sınıf İranlı arkadaşın Hazar Denizi’ne yaptıkları üç günlük gezi sırasında yaşadıklarını konu alan Elly Hakkında, tüm Asghar Faradi filmlerinde olduğu gibi, nefis konusu, gizemli anlatımı ve ayrıntılı insan portreleriyle oldukça başarılı bir psikolojik dram filmi.

Konu

Hukuk fakültesinden arkadaş olan bir grup orta sınıf İranlı arkadaş 3 günlük bir tatil için Hazar Denizi yakınlarındaki bir eve yerleşirler. Ahmad (Shahab Hosseini) ile tanıştırmak için Sepideh’in (Golshifteh Farahani) davet ettiği Elly (Taraneh Alidoosti) gruptaki diğer insanların tanımadığı tek kişidir.

Hakkında

Hikayesini Azad Jafarian ile birlikte Asghar Farhadi’nin yazdığı Elly Hakkında’nın senaryo yazarı ve yönetmenliğini de Farhadi üstleniyor.

Yapım, Uluslararası Berlin Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Gümüş Ayı ödülünün sahibi oldu.

1,4 milyon dolar bütçesi olan yapım 7 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Yönetmen Asghar Farhadi, filmin birçok yabancı ve özellikle batıdakilerin hayal ettiği gibi bir İran yaşam şekli tasvir etmediği için hiçbir Japon Film Festivali’ne kabul edilmediğini açıkladı.

Sessiz sinema oyunun oynandığı sahnede oyuncular doğru cevabı bilmiyorlardı. Bu yüzden gerçek tepkileri filme alındı.
Elly Hakkında, İran’ın Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ına aday gösterdiği yapım olmayı başardı.

Yapım, Golshifteh Farahani’nin İran’daki son filmi olma özelliği taşıyor.

Filmin sonunda yer alan “Song for Eli” şarkısını Alman müzisyen Andrea Bauer besteledi.

Yapım İran’da büyük bir hayranlıkla karşılandı. Bir yıl sonra yapılan oylamada İran sinema tarihinin en iyi 4. filmi seçildi.

Mystic River (Gizemli Nehir)

TÜR: Suç, Dram, Gerilim. SÜRE: 138 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 2003. imdb: 8,0 rottentomatoes: %87.

3 çocukluk arkadaşının küçükken yaşadıkları bir olay nedeniyle hayata olan bakış açılarının değişimini, yıllar sonra yaşadıkları başka bir olay üzerinden anlatan Gizemli Nehir, güçlü oyuncu kadrosu ve özellikle Sean Penn’in göz kamaştırıcı oyunculuğuyla oldukça başarılı bir suç, gerilim, dram filmi.

Konu

Jimmy, Dave ve Sean aynı mahallede yaşayan üç arkadaştır. Bir gün sokakta oyun oynarlarken bir polis otosu gelir ve Dave’i götürür. Fakat küçük çocuğu götüren araç polis aracı olmadığı gibi, götürenler de polis değildir. Bu olay 3 arkadaşın hafızalarında kötü bir anı olarak kalır fakat Dave’in psikolojisini bozmuştur.

Hakkında

Dennis Lehane’nin aynı adlı romanından Brian Helgeland tarafından senaryolaştırılan Gizemli Nehir’in yönetmen koltuğunda Clint Eastwood oturuyor.

Yapım, aralarında En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En iyi Senaryonun da bulunduğu 6 dalda Oscar ödülüne aday gösterildi ve En İyi Erkek Oyuncu (Sean Penn) ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Tim Robbins) ödüllerinin sahibi oldu. Ayrıca her iki oyuncu Altın Küre’de de aynı kategoride ödüllerin sahibi oldular.

30 milyon dolar bütçesi olan Gizemli Nehir, 157 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Orijinal plana göre Sean Devine rolünü Michael Keaton oynayacaktı. Oyuncu rolüne hazırlanmak için Massachusetts Polis Departmanında araştırmalara başladı ve birkaç hafta Boston’da yaşadı. Fakat çekimlerin başlamasına bir ay kala yönetmen Clint Eastwood ile yaşadığı gürültülü tartışmanın ardından Keaton projeden ayrıldı. Bir hafta sonra onun yerine Kevin Bacon kadroya dâhil edildi.

Filmin girişinde yer alan sahne gerçek bir olaydan esinleniyor. Yazar Dennis Lehane çocukken, kendilerini sivil polis olarak tanıtan birilerinin arabasına binmiş ama annesi durumu fark edip oğluna kızarak arabadan indirmiş.

Film stüdyosu giderleri azaltmak adına Client Eastwood’dan filmi Toronto’da çekmesini istedi fakat yönetmen bu isteği reddederek tüm filmi planladığı gibi Boston’da çekti.

Filmin başındaki sahnede Dave arabaya bindikten sonra ön koltukta oturan adam çocuğa doğru döndüğünde parmağındaki yüzükten adamın piskopos olduğunu anlaşılıyor. Fakat filmin uyarlandığı kitapta böyle bir ayrıntı yer almıyor. Bu ayrıntı, film çekilirken gündeme düşen, Boston’daki rahiplerin çocuklara yönelik cinsel taciz skandalı üzerine sahneye eklendi. Skandal 2015’te Spotlight filminde işlendi ve yapım En İyi Film Oscar’ının sahibi oldu.

Sean Penn ve Tim Robbins, Gizemli Nehir’den önce Ölüm Yolunda’da (Dead Man Walking) bir araya gelmişler ve her ikisi de tıpkı bu filmdeki gibi Oscar ödülüne aday gösterilmişlerdi. Ölüm Yolunda’daki performanslarıyla En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Yönetmen ödülüne aday gösterilen ikili, ödül kazanamasalar da Gizemli Nehir’deki performanslarıyla En İyi Erkek ve Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar’ının sahibi oldular.

Filmin basın konferansı sırasında yönetmen Client Eastwood, o günlerde yaşanmakta olan Irak Savaşı’nı “büyük bir hata” olarak eleştirdi ama Bağdat’a ziyarette bulunan Sean Penn’i “onun yaşında olsam ben de aynısını yapardım” diyerek savundu.

Kevin Bacon rolüne hazırlanmak için Massachusetts Polis Departmanında araştırmalar yaptı ve polis ofisinde çalıştı.

Filmde ekstra rollerde yer almak için 2 bin kişi başvuruda bulundu.

Gizemli Nehir, 1959 yapımı Ben-Hur’dan sonra, En İyi Erkek ve Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar ödüllerini aynı anda kazanan ilk film oldu. 10 yılda sonra Sınırsızlar Kulübü (Dallas Buyers Club) aynı başarıyı gösterdi.

Film 39 günde çekildi.

Yönetmen Client Eastwood, filmin teaserında anlatıcı oldu.

Kitapta Jimmy karakterinin soyadı Marcus olmasına rağmen filmde Markum olarak kullanıldı.

Kitabın yazarı Dennis Lehane geçit töreninde ve İyi, Kötü ve Çirkin’de (Il Buono, Il Brutto, Il Cattivo / The Good, The Bad and The Ugly) Client Eastwood’la birlikte rol alan Eli Wallach, içki dükkânının sahibi rolünde beyaz perdede yer aldılar.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Yaklaşık 33. dakikada, Jimmy’nin kızı Katie’nin cesedini gördüğü ve sızlandığı, haykırdığı ve dövündüğü sahnenin çekiminden sonra Sean Penn ayakta durabilmek için oksijen tankına ihtiyaç duydu.

Yaklaşık 66. dakikada, Jimmy’nin (Sean Penn) morgda kızı Katie’yi (Emmy Rossum) gördüğü ve intikam yemini ettiği sahnede Rossum gözyaşlarını tutamadı ve “sahne, duygu yoğunluğu ve Sean Penn’in oyunculuğu çok güçlü ve inanılmazdı” diyerek o anları anlattı.