Kategori arşivi: Film

Dr. Strangelove: How I Learned to Stop Worrying and Love the Bomb (Garip Doktor veya Dr. Garipaşk: Nasıl Kaygılanmayı Bırakıp Bombayı Sevmeyi Öğrendim)

TÜR: Komedi. SÜRE: 95 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 1964. imdb: 8,4. Tomatometer: %99.

Dr. Garipaşk: Nasıl Kaygılanmayı Bırakıp Bombayı Sevmeyi Öğrendim; silahlanma, savaş, üst rütbeli askerler ve politikacılar üzerine son derece başarılı politik kara komedi filmi.

3 farklı rolde oynayan Peter Sellers’a şapka çıkartmamak ise imkansız!

Konu

Amerikalı general Ripper (Sterling Hayden), astlarını yukarıdan bir emir aldığına ikna ederek bombardıman filosuna Sovyetler Birliği’ndeki pek çok hedefe aynı anda nükleer saldırı düzenleme emri verir. Üsteki İngiliz değişim subayı Yüzbaşı Mandrake (Peter Sellers) ise Ripper’ın yalan söylediğini anlar ve onu caydırmaya çalışır.

Hakkında

Yapım Peter George’un Kırmızı Alarm adlı kitabından uyarlandı. Senaryoyu yazar Peter George, yönetmen Stanley Kubrick ve Terry Southern yazdı.

BAFTA’da En İyi İngiliz Filmi ödülünü kazanan Dr. Garipaşık, En İyi Film, Erkek Oyuncu (Peter Sellers), Yönetmen ve Senaryo dallarında Oscar’a aday gösterildi.

Drr. Garipaşık hem imdb’nin en iyi 250 hem de rottentomatoes’in en iyi 100 film listesinde yer alıyor.

1,8 milyon dolar bütçesi olan film Kuzey Amerika’da 9,4 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Film için Grönland’ın havadan çekimlerini yapan kamera ekibi yanlışlıkla bölgede yer alan gizli bir Amerikan üssünü kayda aldılar. Bunun üzerine askeri yetkililer tarafından uçakları yere indirildi ve ekip Rus ajanı şüphesiyle gözaltına alındılar.

Film Amerika ve Rusya’nın savaş politikalarında gerçek değişimlere sebep oldu.

3 rolde oynayan Peter Sellers’a 1 milyon dolar ödendi. Bu rakam filmin toplam bütçesinin %55’ini oluşturduğu için Kubrick bu konuda, “6’nın bedeli olarak 3’üm var” diyerek şaka yaptı.

Filmin çekimleri 1963’ün bahar ve yaz aylarında yapıldı. İlk test gösterimi 22 Kasım 1963’te yapıldığı gün JFK suikasta uğradı. Yapımcılar böyle bir dönemde kara komedi filminin uygun düşmeyeceğini düşünerek yayın tarihini Ocak 1964’e ertelediler.

General Turgidson’un Savaş Odası’nda düştüğü sahne senaryoda yoktu. Oyuncu kazara yere düştü fakat kalkıp rolüne devam etti. Kubrick sahnede George C. Scott’ın değil canlandırdığı karakterin olduğunu düşünerek kurguda bu sahneye yer verdi.

Peter Sellers birçok repliğini doğaçlama olarak yaptı.

Pilot Kong hayati idame çantasının içinde yer alanları saydıktan sonra, “bunlarla Vegas’ta iyi bir hafta sonu geçirilebilir” diyor. Orijinal senaryoda Vegas yerine Dallas kullanılıyordu. Fakat John F. Kennedy’nin Dallas’ta suikasta uğraması nedeniyle sahnedeki yer adı sonradan Vegas olarak dublajlandı.

Kubrick nükleer savaşla ilgili 50’den fazla kitap okuyup araştırma yaptı.

Savaş Odası’ndaki bir sahnede yiyeceklerle dolu büyük bir yemek masası görünüyor. Aslında Kubrick filmin sonunda Ruslarla Amerikalıların bir pasta savaşı yapmalarını istiyordu. Fakat sonradan sahnenin çok komik olacağını ve filmin hiciv seviyesini düşüreceğini düşünerek bu fikrinden vazgeçti. Pasta savaşı sahnesi, yönetmenin 1999’daki ölümü üzerine Londra’daki özel gösterim sırasında ilk kez beyaz perdeye yansıtıldı.

Kubrick, rolünü abartılı oynamasını sağlamak için oyuncu George C. Scott’ı sürekli sinirlendirdi. Bu yüzden Scott bu filmden sonra bir daha Kubrick’le çalışmadı. Fakat oyuncu sonraları bu filimdeki oyunculuğunun kariyerinin en iyilerinden biri olduğunu ifade etti.

1960’ların en ileri teknolojileriyle üretilen B-52 bombardıman uçaklarının ayrıntıları ulusal güvenlik açısından oldukça gizliydi. Bu yüzden Pentagon filmin senaryosunu okuduktan sonra yapım ekibinin yardım isteğini geri çevirdi. Uçağın set tasarımcıları İngiliz uçak dergisinde yer alan tek bir B-52 kokpit fotoğrafından yararlanarak seti hazırladılar. Seti gören Amerikalı askerler kokpitin gerçeğine oldukça benzediğini söylediler. Kubrick yasal bir izin almadan yaptıkları bu set tasarımı nedeniyle FBI tarafından soruşturulacakları korkusunu yaşadı.

Kubrick oyuncuların kendilerini dünyanın kaderiyle oynayan bir poker oyuncusu gibi hissetmeleri için Savaş Odası’ndaki masa örtülerini yeşilden yaptırdı.

Dr. Strangelove’ın Alman ismi olan Merkwuerdigliebe aslında Merkwuerdige Liebe’nin eksik telaffuzu. Ki bu da Almancada “Strange Love” anlamına geliyor.

Savaş Odası yapılırken 1927 yapımı Metropolis’ten esinlenildi.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Kurguda silinen pasta savaşı sahnesinde başkan Muffley’in yüzüne bir pasta isabet ediyor ve başkan yere düşüyor. Bunun üzerine general Turgidson bağırarak, “Beyler! Cesur başkanımız gençliğinde vuruldu/düşürüldü!” diyor. JFK’in suikaste uğraması üzerine Kubrick garip bir şekilde suikastı çağrıştıran sözleri nedeniyle sahneyi yayınlamamaya karar verdi.

Testről És Lélekről (On Body And Soul / Beden ve Ruh)

TÜR: Dram, Fantezi, Romantik. SÜRE: 116 Dk. ÜLKE: Macaristan. YAPIM YILI: 2017. imdb: 7,6. Tomatometer: %89.

Farklı fiziksel ve mental sorunlara sahip iki kişinin aynı rüyaları gördüklerini fark etmeleriyle başlayan değişimlerini konu edinen Beden ve Ruh, ilgi çekici bir romantik, fantezi dram filmi.

Konu

Mezbahanede yönetici olarak çalışan Endre (Géza Morcsányi) ve yeni işe başlayan ürün kalite yöneticisi Mária (Alexandra Borbély) mezbahanede yaşanan bir hırsızlık olayı soruşturması sırasında aynı rüyaları gördüklerini fark edip birbirlerine yakınlaşmaya başlarlar.

Hakkında

Beden ve Ruh’u Ildikó Enyedi yazıp yönetti.

67. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünün sahibi olan yapım 90. Oscar Akademi Ödülleri’nde En İyi Yabancı Dilde Film kategorisinde ödüle aday gösterildi. Fakat mutlu sona Muhteşem Kadın (Una Mujer Fantástica / A Fantastic Woman) ulaştı.

Yapım 2 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Beden ve Ruh, yönetmen Ildikó Enyedi’nin 18 yıl aradan sonra yönettiği ilk film oldu. Enyedi bu yapımdan önce en son 1999’da Simon Mágus’un yönetmen koltuğuna oturmuştu.

Yapımın iki başrol oyuncusundan biri olan Géza Morcsányi ilk kez kamera karşısına geçti. Macaristan’daki en büyük edebi yayın şirketinde yöneticilik yapan Morcsányi, 1986’da bir televizyon dram filmi için oyun yazarlığı ve 2000’lerin başında iki filmde senaryo editörlüğü yaptı.

Filmin başrol oyuncusu Alexandra Borbély gerçek hayatta filmde Sanyi’yi canlandıran Ervin Nagy’yle eşler.

Laura Marling – What He Wrote

Toni Erdmann

TÜR: Komedi, Dram. SÜRE: 162 Dk. ÜLKE: Almanya, Avusturya. YAPIM YILI: 2016. imdb: 7,4. Tomatometer: %93.

Yaşlı bir babanın, acımasız iş dünyasının ortasında debelenen kızına, yaşamak için nefes alması gerektiğini anımsatmak için yaptığı komiklikleri konu edinen Toni Errdmann oldukça başarılı bir komedi dram filmi.

Konu

Boşanmış bir müzik öğretmeni olan Winfried Conradi (Peter Simonischek), farklı karakterlere bürünerek etrafındakilere şaka yapmayı sevmektedir. Köpeğinin ölümü üzerine Bükreş’te çalışan ve kariyerinde yükselmek için didinen kızını ziyaret etmeye karar verir. İşine odaklanmış olan kızını biraz olsun mutlu etmek için kendince şakalar yapmaya başlar.

Hakkında

Toni Erdmann’ı Maren Ade yazıp yönetti.

Yapım 29. Avrupa Film Ödüllerinde En İyi Film dahil 5 dalda ödül kazandı. Ayrıca Oscar, BAFTA ve Altın Küre’de Yabancı Dilde En İyi Film kategorisinde ödüle aday gösterildi. Oscar’ı Satıcı’ya (Forushande / The Salesman) ve BAFTA’yı Saul’un Oğlu’na (Saul Fia / Son of Saul) kaptırdı.

3 milyon dolar bütçesi olan film 12 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Winfirred’in giydiği hayvan kostümün adı Kukeri. Bulgaristan’da kötü ruhları kovduğuna inanılan kostüm keçilerin uzun kıllarından hazırlanıyor. Oyuncu Peter Simonischek kostümün aşırı derecede sıcak ve çok ağır olduğunu ayrıca keçi ahırı gibi koktuğunu söyledi.

Maren Ade, Avrupa Film Ödülleri’nde En İyi Film ödülünü kazanan ilk kadın yönetmen oldu.

Yönetmen Ade, Winfried karakterini oluştururken, dişlik takıp kendini güldürmeye çalışan babasından ve komedyen Andy Kaufman’ın karakteri olan Tony Clifton’dan esinlendi.

Yapım Cannes’ın en ilgi çekici filmlerinden biri olmasına rağmen herhangi bir ödüle ulaşamadı. Birçok eleştirmen jürinin kararının oldukça şaşırtıcı olduğunu, hem filmin Altın Palmiye’yi hak ettiğini, hem de jürinin kadın bir film yapımcısına en büyük ödülü verme şansının kaybettiğini söylediler.

Filmin kurgu aşaması bir yıldan fazla sürdü. Bu süre zarfından yönetmen Ade, ikinci çocuğunu doğurdu.

Filmin türü komedi-dram olsa da yönetmen Ade yapımı komedi olarak izlemediğini aksine izlediğinde üzgün ve çok ciddi olduğunu söyledi. Oyuncular da aynı hisleri paylaştılar.

Yapımcılar yapımın daha kısa olmasına karar verseler de kesilen sahnelerin filmin temposunu düşürdüğü için uzun kalmasına karar verdiler.

Toni Erdmann 2016’da yayınlanan BBC’nin 21. Yüzyılın En İyi 100 filmi listesinde yer almayı başardı.

Film için 56 günde yaklaşık 120 saatlik çekim yapıldı.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Filmdeki çıplaklar partisi vulture.com tarafından “yılın çıplak sahnesi” seçildi.

Sen to Chihiro No Kamikakushi (Spirit Away / Ruhların Kaçışı)

TÜR: Animasyon, Macera, Aile. SÜRE: 125 Dk. ÜLKE: Japonya. YAPIM YILI: 2001. imdb: 8.6. Tomatometer: %97…

Anime üstadı Hayao Miyazaki’nin dünya çapında tanınmasını sağlayan ve Oscar kazanan ilk anime olan Ruhların Kaçışı; karakterleri, konusu, anlatımı ve Joe Hisaishi imzalı tapılası müzikleriyle nefis bir animasyon filmi.

Konu

10 yaşındaki Chihiro ve ailesi yeni taşındıkları kasabaya doğru ilerlerken yanlış yola saparlar ve önlerine ilginç bir yapı çıkar. Küçük kız geri dönmek istese de ebeveynlerinin zoruyla yapının içinden geçerek hayalet şehir görünümündeki bir yere gelirler.

Hakkında

Ruhların Kaçışı’nı Hayao Miyazaki yazdı ve yönetti.

Yapım 2003’te En İyi Animasyon dalında Oscar ödülünü kazandı. Ayrıca 2004’te BAFTA’da İngilizce Olmayan En İyi Film kategorisinde ödüle aday gösterildi.

Animasyon imdb’nin en iyi 250 film listesinde en üst sıralarda yer alıyor.

15-19 milyon dolar bütçesi olan anime dünya genelinde 331 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Miyazaki, nehir ruhunun temizlendiği ve bisiklet gibi birçok materyali döktüğü sahneyi gençken katıldığı bir nehir temizliğinden esinlenerek yazdı.

Chihiro’nun ejderha formundaki Haku’ya ilaç içirmeye çalıştığı sahne çizilirken Miyazaki bir veterinerin bir köpeğin alt çenesini tutarak onu beslemeye çalışmasından esinlendi.

Zeniba’nın evine vardığında Chihiro’yu karşılayan zıplayan lamba Pixar’ın meşhur logosuna bir gönderme.

Chihiro’nun annesini seslendiren Yasuko Sawaguchi yemek yediği sahneyi seslendirirken bir parça kızarmış tavuk, İngilizce versiyonunda aynı seslendirmeyi yapan Lauren Holly ise elma yiyordu..

Miyazaki 1997’de Prenses Mononoke’yi (Mononoke-hime / Princess Mononoke) tamamladıktan sonra emekli olmayı düşünüyordu fakat arkadaşının 10 yaşındaki asık suratlı kızını gördükten sonra bu fikrinden vazgeçti ve Ruhların Kaçışı’nı yapmaya karar verdi.

Miyazaki yapımın hikayesini tamamlamadan çizimlere başladığını ve çizimlerin hikayeyi tamamladığını söyledi.

Bugüne kadar sadece iki animasyon filmi Japon Akademi ödüllerinde en iyi film kategorisinde mutlu sona ulaştı. Bunların ilki Prenses Mononoke diğeri ise Ruhların Kaçışı oldu.

Yapım Miyazaki filmleri arasında çocuk karakterin bir çocuk tarafından seslendirildiği ilk animasyon oldu.

Ruhların Kaçışı, 2016’da BBC’nin 21. Yüzyılın En İyi 100 Filmi listesinde 4. sırada yer aldı.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Önüne gelen her şeyi yiyen ve sürekli büyüyen yüzsüz karakteri Japon kültüründe önemli bir yere sahip olan ipekböceğine benziyor. Sona doğru Zeniba’nın yanında ipek sarıyor olması da ona bir gönderme.

The God Father (Baba)

 

TÜR: Suç, Dram. SÜRE: 175 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 1972. imdb: 9.2. Tomatometer: %98…

Birçok otorite tarafından gelmiş geçmiş en iyi film olarak değerlendirilen, değerlendirildikçe de değerlenen Baba; hikaye, oyunculuklar ve anlatımıyla oldukça başarılı bir suç dram filmi.

Konu

Corleone ailesi, Don Vito Corleone’nin (Marlon Brando) başında olduğu, suça dayalı bir örgüt kurmuş olan İtalyan asıllı meşhur bir ailedir. Aile, New York’daki diğer dört aileyle birlikte New York’un yeraltı işlerini yönetmektedir. Ancak Corleone ailesini diğerlerinden ayıran özelliği, Don Corleone’nin cebinde bozuk para gibi taşıdığı politikacılar ve yargıçlardır. Politikacılar ve yargıçlarla olan bu yakın ilişkileri diğer ailelerin açamadığı kapıları açabilmesini sağlamaktadır.

İtalya ve New York’un en meşhur uyuşturucu üreticisi ve dağıtıcısı olan “Türk” lakaplı Solozzo’nun (Al Lettieri), Don Corleone’den, ilişkilerini kullanarak kendisine yasal koruma sağlamasını ve 1 milyon dolar nakit para vermesini istemesi ailenin tüm hayatını değiştirecektir.

Hakkında

Mario Puzo’nun aynı adlı eserinden yazar Puzo ve Francis Ford Coppola’nın senaryosunu yazdığı Baba’nın yönetmen koltuğunda da Francis Ford Coppola oturuyor.

Baba, aralarında En İyi Film ödülünün de bulunduğu 3 dalda Oscar ve 5 dalda Altın Küre’nin sahibi oldu.

5-6,5 milyon dolar bütçesi olan yapım 245 – 286 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Yapım çok uzun zamandır imdb’nin en iyi 250 film listesinde 2. sırada, rottentomatoes’in tüm zamanların en iyi 100 filmi listesinde de üst sıralarda yer alıyor.

Ivır Zıvır

Vito Carleone’nin eve geri döndüğü ve aile üyelerinin onu merdivenlerden yukarıya taşıdığı sahnenin çekimlerinde Brando, şaka olsun diye vücudunun altına ağırlıklar koydu. Öylece onu taşıyan oyuncular oldukça zorlandılar.

Filmdeki Johnny Fontane karakterinin Frank Sinatra olup olmadığı konusunda kitabın yazarı Mario Puzo’ya sorduklarında hiç bir zaman evet demediyse de reddetmedi de. Puzo’nun ölümünden 5 yıl kadar sonra ise kızı çıkıp “Evet o Sinatra’ydı” dedi. (analogmuzik.blogspot.com)

Lenny Montana (Luca Brasi) Marlon Brando’yla oynayacağı için oldukça gergindi. Bu yüzden ilk kez karşı karşıya geldikleri sahnede repliklerini unuttu ve birçok hata yaptı. Fakat yönetmen Coppola bu doğal gerginliği çok beğendi ve o kurguda o sahneleri kullandı. Brasi’nin Brando ile görüşmeden önce prova yaptığı sahne sonradan filme eklendi.

Bir Don Corleone repliği olan “Ona reddedemeyeceği bir teklif yapacağım”, sinema tarihinin en çok gönderme yapılan repliklerinden biri haline geldi. Amerikan Film Enstitüsü’nün 2005 yılında yaptığı bir ankette, en çok hatırlanan 2. replik seçildi.

Brando rol için seçmelere katıldığında , yanaklarını pamukla doldurarak oynadığı karakterin bulldog cinsi köpeğe benzemesini istedi. Çekimlerde Marlon Brando, o ünlü çeneye sahip olmak için her gün 3 saat boyunca bir koltukta oturmak zorunda kaldı. İşlem sırasında alt dişlerinin ön kısmına demir protezler yerleştirildi.

Birçok film sahnesinde Brando’nun replikleri kartlara basılmış olarak getirilirdi. Bazen de bu kartlar Duvall’ın üstüne yapıştırılırdı. Duvall, The Huffington Post’a verdiği bir röportajda “Neden yaptığını hep merak ettim. Onu taze tuttuğunu söyledi. Bence biraz tazelik ve arayış, biraz da tembellik. Ama ona yardımı oldu.”

Hayvan hakları koruyucuları filmin meşhur at sahnesini oldukça eleştirdiler. Bu konuda Coppola, “Filmde birçok insan öldürülüyor fakat herkes at hakkında endişeleniyor. Sette de durum aynıydı. Hayvan sever set çalışanları ufak köpekler gibi üzgündüler. O at kafasını, küçük köpekçikleri beslemek için günde 200 at katleden, evcil hayvan yiyeceği üreten bir şirketten aldığımızı bilmiyorlar mı?”dedi.

Al Pacino’nun yerine ilk önceleri Sylvester Stallone ve Robert Redford düşünüldü.Paramount Picture, Michael Corleone’yi oynaması için Robert Redford’u istiyordu çünkü Al Pacino’dan daha genç bir oyuncu olduğu için Francis Ford Coppola tarafından gözden geçirilmesini istedi. Ancak Coppola, İtalyan asıllı, Tony ödüllü Pacino’da ısrar etti.Coppola,Michael Corleone rolünü (Al Pacino’yu kastederek) “Bu rolü bu genç ve hırçın Sicilyalı delikanlıya vereceğim” diyerek Pacino’ya verdi. Nitekim Pacino efsanevi yönetmenin yüzünü kara çıkarmadı ve muhteşem bir oyunculukla Oscar’a aday oldu.

Filmde Coppola’nın toplam 6 akrabası oynadı. Bunların içinde oğulları ve kızı da var. Kronolojik olarak, oynayanların listesi şöyle:

– Talia Shire (Coppola’nın kız kardeşi) Connie Corleone karakteri

– Italia Coppola (Coppola’nın annesi) restaurant sahnesinde figüran

– Carmine Coppola (Coppola’nın babası) pianist karakteri

– Gian-Carlo Coppola ve Roman Coppola (Coppola’nın oğulları) figüran

– Sofia Coppola (Coppola’nın kızı) vaftiz töreninde bebek Michael Rizzi karakteri. Sofia Coppola The Godfather Part II ve The Godfather Part III’de de oynadı. Performansı beğenilmedi.

Baba’nın Johnny Fontane’ye tokat attığı sahne, Marlon Brando tarafından doğaçlama olarak yapıldı. O yüzden oyuncu Al Martino’nun sahnedeki tepkisi tamamen gerçekti. James Caan, Martino’nun sahne çekimlerinde Brando’nun tokadının ardından ağlaması mı, gülmesi mi gerektiğini anlamadığını belirterek oyuncunun şaşkınlığını ifade etti.

Sollozzo’nun (Al Lettieri) Sicilya diliyle konuştuğu ünlü sahnede altyazı olmamasının nedeni üzerine fazlasıyla spekülasyon üretildi. Altyazıların olmaması sahnenin derinliğine ve ciddiliğine artı katmış olsa da, çok basit bir nedeni var. The Godfather’ın DVD’sinde konuşan Coppola, altyazıların eklenmeme nedeninin aktörlerin çok hızlı konuşması olduğunu söyledi.

James Caan’ın FBI fotoğrafçısının makinasını yere attığı sahne tamamen doğaçlamaydı. Bu yüzden fotoğrafçının tepkisi tamamen gerçekti. Caan ayrıca fotoğraf makinasını kırdıktan sonra yere para atma fikrinin de sahibiydi. Oyuncu, “geldiğim yerde birinin bir şeyini kırarsan yenisini alır ya da parasını ödersin” dedi.

Marlon Brando’ya En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ı aldığı bu rolü oynaması için ağır bir yaşlandırma makyajı yapılmıştır ve Brando Don Vito Carleone’yi canlandırdığı sırada sadece 42 yaşındaydı.

Sinematograf Gordon Willis sahneleri oldukça karanlık çektirdiği için “Karanlık Prensi” lakabını kazandı. Sahneler yapımcılar tarafından değiştirilmek istense de Willis ve yönetmen Coppola bu karanlğın Carleone ailesinin karanlık iş ilişkisine vurgu yaptığı konusunda ikna ettiler.

Sonny’nin Connie’nin kocası Carlo’yu sokakta dövdüğü sahne dört günde çekildi ve 700 ekstra oyuncu kullanıldı. Sahnede çöp tenekesi ve kapağının kullanılması da tamamen James Caan’ın doğaçlamasıydı.

Mafya’nın The Godfather’la olan bağlantısı gerçek bir ölüme neden oluyordu. The Guardian yazarı John Patterson bu skandalla ilgili detaylı bilgi vermişti. Film yayınlanmadan önce Italian-American Civil Rights League (İtalyan-Amerikan Sivil Haklar Topluluğu) filmle fazla ilgili oldu. Topluluk prodüktör Al Ruddy’nin fazlasıyla istediği New York konumlarına giriş izni karşılığında, filmin danışmanlığı yaptı. Ancak bu topluluk, New York’un Beş Ailesi’nden birinin lideri tarafından yönetiliyordu: Joe Colombo. Colombo ‘The Godfather’ın medyada aldığı ilgiden fazla memnundu.

‘The Godfather and the Mob’ isimli belgesele göre Colombo’nun medya ışıklarına olan aşkı, daha gizli olan iş arkadaşlarını rahatsız etti. Bu olay, yakın zamanda ortaya çıkan bölge savaşı ve içerideki sıkıntılarla birleşerek, Colombo’nun 2. Geleneksel İtalyan-Amerikan Toplantısı’nda vurulmasına neden oldu.

Francis Ford Coppola romandaki at başı bölümünü ilk anlarda çok da umursamadı fakat sonraları bu bölümün es geçilmek için fazla ikonik olduğunu düşünerek çekmeye karar verdi.

Brando’nun kendisi de dahil Hollywood’daki herkes Marlon Brando’nun En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ını kazanacağını biliyordu. Fakat Brando ödülü boykot etti ve yerine Amerikan Yerlisi bir aktivist olan Sacheen Littlefeather’ı gönderdi. Littlefeather ödülü almak için çıktığı sahnede, Brando’nun Hollywood’un, Amerikan yerlilerine karşı tutumunu protesto ettiğini söyledi. Sonucunda yuhalandı…

Ayrıca o yılki Akademi Ödülleri’ne Al Pacino da gelmedi. Birçok insana göre boykot nedeni En İyi Erkek Oyuncu yerine En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu adayı gösterilmesiydi.

Coppola, 1970’te General Patton (Patton) filmi ile en iyi senaryo dalında Oscar kazanmıştı ama yönettiği filmler büyük kitlelere ulaşamamıştı. Yapımcı firma Paramount Pictures başarılı olacağından emin olamadığı için film, 6 milyon dolar gibi oldukça düşük bir bütçeyle çekildi. Filmin çekimleri 29 Mart – 6 Ağustos 1972 tarihleri arasında yapıldı. Çekimler, Coppola ile Paramount Pictures arasındaki gerginlikle başladı. Bunun en büyük sebebi, Coppola’nın ısrar ettiği birçok harcamanın stüdyo tarafından gereksiz bulunması idi. Ayrıca çekimler için Cappola 80 gün talep ettiğinde Paramount ona sadece 53 gün verdi.

Ünlü yönetmen Sergio Leone yönetmen koltuğuna oturmayı düşünüyordu fakat senayoyu okuduktan sonra hikayenin mafyayı övdüğünü düşünerek vazgeçti. Sonraları bu kararından ötürü pişmanlık duydu ve 1984’te kendi mafya filmi olan Bir Zamanlar Amerika’yı (Once Upon A Time In America) çekti.

Romanın yazarı Mario Puzo hem senaryoyu Coppola ile birlikte yazdı, hem de çekimlere katıldı.

Filmin hikâyesi, II. Dünya Savaşı’nın bittiği yıl olan 1945’te başlayıp 10 yıllık bir dönemi kapsıyor.

Film, 24 Mart 1972 günü gösterime girdi ve gişe geliri, ilk hafta 5,3 milyon USD, toplamda ise  81,5 milyon USD’ye ulaştı. Yeniden gösterimlerle birlikte 1997 yılı itibarıyla ABD’de 134 milyon USD, dünya çapında ise 245 milyon USD gişe geliri elde etti. Bu, gelmiş geçmiş tüm rekorların altüst olması anlamına geliyordu. Film bu rekoru, 1975 yılında Jaws filmi tarafından geçilene kadar elinde tuttu.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

James Caan ve Gianni Russo’nun film çekimleri sırasında araları hiç iyi değildi. Çünkü Sonny’nin Carlo’yu dövdüğü meşhur sahnenin çekimlerinde, Caan doğaçlama olarak Russo’ya çöp tenekesi fırlatmıştı. Bu yüzden Russo’nun 2 kaburga kemiği kırıldı ve dirseğinden yaralandı.

Meşhur at sahnesinin provasında sahte bir at kafası kullanıldı. Oyuncu John Marley yataktaki çığlığının tamamen gerçek olduğunu çünkü gerçek sahnenin çekimlerinde gerçek bir at kafası kullanacağı konusunda uyarılmadığını söyledi.

Filmde portakal görünen tüm sahneler, Carleone ailesinden birinin öleceği ya da yaralanacağına dair bir gönderme.

Filmde at da dahil olmak üzere 18 kişi ölüyor.

La Marche de Lempereur (March of the Penguins / İmparatorun Yolculuğu)

TÜR: Belgesel, Aile. SÜRE:80 Dk. ÜLKE: Fransa. YAPIM YILI: 2005. imdb: 7,6. Tomatometer: %95.

Dünyanın en sert iklim koşullarından birine ev sahipliği yapan Antartika’da yaşayan İmparator penguenlerinin bir yılını konu edinen İmparatorun Yolculuğu, oldukça başarılı bir belgesel.

“Dünyanın en sert yerinde bile aşk yolunu bulur” sloganıyla lanse edilen belgeselin en vurucu anı, hiç şüphesiz ki, dişi ve erkek penguenlerin çocuklarını büyütmek için ortaklaşa yürüttükleri saygı duyulası mücadelenin yanında birbirlerini dans edercesine, koklayarak ve/veya dokundukları aşk dolu anlar.

Konu

Belgesel Antartika’da yaşayan İmparator penguenlerinin çiftleşmek ve yavrularını büyütmek için gösterdikleri efsanevi mücadeleyi konu ediniyor.

Hakkında

İmparatorun Yolculuğu’nu Luc Jacquet yazıp yönetti.

Yapım En İyi Belgesel dalında Oscar ve BAFTA’ya aday gösterildi Oscar ödülünün sahibi oldu.

8 milyon dolar bütçesi olan belgesel 127 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Yapım, rottentomatoes’in en iyi 100 belgesel listesinde yer alıyor.

Ivır Zıvır

En İyi Belgesel Oscar’ını kazanan İmparatorun Yolculuğu, 2006 Oscar ödüllerinde En İyi Film kategorisine aday gösterilen 5 filmin herbirinden daha fazla gişe hasılatı elde etmişti. Örneğin En İyi Film Oscar’ını kazanan Brokeback Mountain 75 milyon dolar gişe hasılatı elde ettiğinde yapımın gişe gelirleri 77 milyon dolardaydı.

Belgeseli seslendiren Morgan Freeman tüm seslendirmeyi aynı gün içerisinde tamamladı.

İmparator penguenleri, yaşayan penguenler arasından en uzun ve en ağır penguen türü. Ek bir bilgi olarak Antartika kışı süresince yılda sadece bir kere doğurabiliyorlar.

Yapım yayınlandığında 2004’teki Fahrenheit 9/11’den sonra en fazla gişe hasılatı elde eden belgesel unvanını ele geçirdi.

Aruitemo Aruitemo (Still Walking / Bitmeyen Yürüyüş)

TÜR: Dram. SÜRE:115 Dk. ÜLKE: Japonya. YAPIM YILI: 2008. imdb: 8,0. Tomatometer: %100.

Gurur, inat, görmezden gelme, kompleksler, beklentiler, kendini ifade etmeye çalışma, hor görme, umursamama ve sevgi… 15 yıl önce oğullarını kaybeden Japon bir ailenin ölüm yıldönümü için bir araya geldikleri yaklaşık 24 saati anlatan Bitmeyen Yürüyüş, oldukça naif ama bir o kadar da hüzünlü bir aile filmi.

Yapım o kadar samimi bir dille beyaz perdeye aktarılmış ki, izlerken kendinizden, ailenizden kesinlikle bir şeyler yakalıyorsunuz.

Konu

Yokoyama ailesi, 15 yıl önce boğulmak üzere olan bir çocuğu kurtarırken hayatını kaybeden oğullarının ölüm yıldönümünde bir kere daha bir araya gelirler. Dul bir kadınla evlendiği için annesi tarafından hor görülen, babasının isteğini yerine getirmeyip doktor olmadığı için ise babasının küs olduğu Ryota (Hiroshi Abe) o gece evde kalmak istemese de eşi kalması gerektiğini söyler.

Hakkında

Bitmeyen Yürüyüş’ü Hirokazu Koreeda yazıp yönetti.

Yapım 3,26 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

2009’daki bir röportajda Hirokazu Koreeda, Bitmeyen Yürüyüş’ün senaryosunu kendi ailesinden esinlenerek yazdığını ifade etti.

Filmin adı olan Aruitemo aruitemo, “ne kadar yürüdüğümün önemi yok” anlamına geliyor ve adını Ayumi Ishida’nın 1968’de yayınladığı Blue Light Yokohama şarkısının sözlerinden alıyor.

Yapım, 2008 Toronto Film Festivali’nin Resmi Seçki bölümünde yer aldı.

Que Horas Ela Volta? (The Second Mother / Annemle Geçen Yaz)

TÜR: Komedi, Dram. SÜRE: 112 Dk. ÜLKE: Brezilya. YAPIM YILI: 2015. imdb: 7.8. Tomatometer: %96…

Kocasından ayrılmış, aralarının iyi olmadığı ve 10 yıldır görmediği bir kızı olan hizmetçi bir kadının ev sahibinin çocuğunu büyütmesi ve onunla kurduğu bağ ile yıllar sonra kızı ile karşılaşınca çocuğuyla ilişkisini sorgulamasını oldukça naif bir şekilde konu edinen Annemle Geçen Yaz, başarılı bir dram filmi.

Konu

Zengin bir ailenin evinde hizmetçi olarak çalışan orta yaşlı bir kadın olan Val’ın (Regina Casé) hayatı, 10 yıldır kendisiyle görüşmek istemeyen kızı Jéssica’nın (Camila Márdila) üniversite sınavına girmek için araması ve kaldığı yerleşmesiyle değişecektir.

Hakkında

Annemle Geçen Yaz’ı Anna Muylaert yazıp yönetti.

Yapım Brezilya adına Oscar’da En İyi Yabancı Dilde Film ödülüne aday gösterildi fakat finale kalamadı.

4 milyon Brezilya Reali bütçesi olan film 6,2 milyon Brezilya Reali gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Filmin Portekizce adı olan Que Horas Ela Volta? anlamı “O Ne Zaman Geri Dönecek?”

Annemle Geçen Yaz’ın ilk gösterimi 2015 Sundance Film Festivali’nde yapıldı.

Filmin senaryo yazarı ve yönetmeni olan Anna Muylaert, konuyu kendi deneyimlerinden yola çıkarak kaleme aldı. Yönetmenin çıkış noktası oğluna bakan, kızını terketmiş bir dadıydı.

Muylaert normalde filmi ilk yönetmenlik deneyimi olan 2002’deki Durval Discos filminden önce çekmek niyetindeydi fakat o günlerdeki yönetmenlik tecrübesinin yeterli olmadığını düşünerek bu niyetini erteledi.

Muylaert, senaryoyu 4 kez yazdı ve ilk aşamada senaryonun adı “Mutfak Kapısı” idi.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Filmin orijinal adı “O Ne Zaman Geri Dönecek?” Bu cümleyi ilk kez, havuz başında küçük Fabinho, annesini kastederek Val’a söylüyor. İkinci kez ise Jessica, çocukken etrafındakilere Val’u kastederek söylediğini ifade ediyor.

Loving Vincent (Vincent’ten Sevgilerle)

TÜR: Animasyon, Biyografi, Suç. SÜRE: 94 Dk. ÜLKE: Polonya, İngiltere, Amerika. YAPIM YILI: 2017. imdb: 7,9. Tomatometer: %84.

Batı dünyası sanat tarihinin en tanınmış ve en etkili şahsiyetlerinden biri olan Hollandalı ressam Vincent van Gogh’un yaşamını ve özellikle ölüm sürecini konu edinen Vincent’ten Sevgilerle, sinema tarihinde ilk olan animasyon tekniği ve duygusal konusuyla oldukça başarılı bir animasyon filmi.

Konu

Vincent van Gogh’un intiharının üzerinden geçen bir yıl sonra postacı Joseph Roulin oğlu Armand’dan van Gogh’un son mektubunu kardeşi Theo’ya götürüp teslim etmesini ister. Roulin aslında, sanatçının intiharından altı hafta önce yazılmış mektupta ruhsal durumunu normal ve sakin diye tanımladığı için öldürülmüş olacağını düşünüp oğlunu araştırma yapması için göndermiştir.

Hakkında

Senaryosunu Dorota Kobiela, Hugh Welchman ve Jacek Dehnel’in yazdığı Vincent’ten Sevgilerle’nin yönetmen koltuğunda Dorota Kobiela ve Hugh Welchman oturuyor.

Yapım, Oscar, Altın Küre ve BAFTA’da En İyi Animasyon dalında ödüle aday gösterildi.

5,5 milyon dolar bütçesi olan film 31 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Vincent’ten Sevgilerle, sinema tarihinin, tamamı resmedilerek yapılan ilk uzun metrajlı filmi oldu.

Yapım için 5000 aday ressam denendi. 20’den fazla farklı ülkeden 125 ressam animasyon için uygun bulundu ve sanatçılar Van Gogh’la aynı tekniği kullanarak tuval üzerine yağlı boya ile toplam 65.000 kare/resim çizdiler.

Animasyonda 853 farklı sahne yer alıyor.

Film önce gerçek aktörlerle çekilip ardından yapılan çizimlerle eşleştirilerek animasyonlaştırıldı.

Hollandalı ressam Vincent van Gogh, sorunlu kişiliğinin romantik, azap çeken sanatçı idealini simgelediği önemli ama hüzünlü bir ressam olarak hatırlanmakta.

Hayatının son 8 yılında (vikipedia’ya göre10 yıl) resim yapan Van Gogh, arasında 860 yağlıboya tablonun da bulunduğu 2100’ün üzerinde resim ve çizim yaptı. Yaşarken bunlardan sadece biri satıldı.

Filmden;

“Çoğunluğun gözünde ben neyim? Hiç kimse. Boş bir varliı. Tatsız bir kişi. Toplumda asla bir yere sahip olmayacak ve olamayacak birisi. Kısaca, en düşük birisi. Hepsi ne kadar doğru olsa da istediğim tek şey eserlerimde, kimsenin kalbinde olmayan şeyleri bir gün göstermek istiyorum.”, van Gogh

“Ressamın hayatında ölüm en zor şey olmayabilir. Bu konuda pek bir şey bilmediğimi de belirtmeliyim. Ama her zaman yıldızları görmeyi düşlerim. Niçin gökteki yıldızlar bizim için erişilmez olsunlar? Belki bir yıldıza gidebilmek için ölümü göze alabiliriz. Ve Böylesi bir ölüm huzur içinde ölüme yürümek değil midir? Şimdi yatacağım, çünkü geç oldu. İyi geceler ve iyi şanslar dilerim. İçtenlikle. Sevgiler Vincent.”

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Yapımda Van Gogh’un en önemli intihar sebebi olarak, doktoru olan ve aslında ressam olmak isteyen ama yeteneksiz olan Gachet’in bir resim tartışmasından sonra van Gogh’a kızıp onu, kendisine maddi destek olan abisinin hayatını sömürmekle suçlaması ve abisini hastalıktan öldürmek üzere olduğunu söylemesi gösteriliyor. İşin en ilginç yanı ise yaşarken tuval alacak parası olmayan ve yaşarken sadece bir çalışması satılan Van Gogh’un Dr. Gachet’i çizdiği tablonun 1990’da 82.5 milyon dolara satılmış olması.

Don McLean tarafından yazılan “Vincent”ın film için Lianne La Havas yorumu olan Starry Starry Night çok başarılı;

Qadiyya Raqm 23 (L’insulte / The Insult / Hakaret)

TÜR: Dram ,Gerilim. SÜRE: 112 Dk. ÜLKE: Fransa, Lübnan. YAPIM YILI: 2017. imdb: 7,8. Tomatometer: %89.

Lübnan’daki gündelik hayatta yaşanan “ufak” bir olayın, geçmişte yaşanılan travmaları gün yüzüne çıkartıp olayı çığırından çıkartmak için nasıl da katalizör etkisi yapabileceğini konu alan Hakaret, başarılı bir dram filmi.

Hakaret, Lübnan ve Ortadoğu’nun savaşlarla ve kinle örülmüş, birbirine karışmış, karman çorman olmuş insan ilişkilerini ve patlamak için ufak bir kıvılcım arayan nefreti gözler önüne seriyor.

Konu

Lübnan Hristiyan’ı ve aynı zamanda sadık bir Hristiyan Parti’si üyesi olan Tony Hanna (Adel Karam), hamile eşi Shirine (Rita Hayek) evdeyken, o günlerde sokakta dış cephe düzenlemesi yapan hiçbir işçinin evlerine yaklaşmasını istemektedir. Buna rağmen balkondaki gideri tamir ettiklerini görünce sinirle gideri kırar ve bunun üzerine Filistinli mülteci ustabaşı Yasser Abdallah Salameh (Kamel El Basha) ona küfreder.

Hakkında

Senaryosunu Ziad Doueiri ve Joelle Touma’nın yazdığı Hakaret’in yönetmen koltuğunda Ziad Doueiri oturuyor.

Yapım Yabancı Dilde En iyi Film Oscar’ına aday gösterildi fakat ödülü Muhteşem Kadın’a (Una Mujer Fantástica / A Fantastic Woman) kaybetti.

Hakaret, 1.6 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Yapımın Arapça adı olan Qadiyya Raqm 23’ün anlamı “Dava Numarası 23.”

Hakaret, Lübnan adına Oscar’a aday gösterilen ilk Lübnan filmi oldu.

Film, her iki ana karakterin gençliklerinde başlarından geçen gerçek tarihi olaylara göndermeler yapıyor. Bunlar; 1970’de Filistinlilerin Ürdün’e sürülmesi ve Filistin Kurtuluş Örgütü’nün Ürdün’de etkinliğini arttırmasından ötürü Ürdün Kralı Hüseyin’in rahatsız duyması ve silahlı çatışmalarda her iki taraftan 7 ila 8 bin insanın öldüğü Kara Eylül olayları ve Lübnan iç savaşı sırasında, 1976’da, Hristiyanların yaşadığı Damour’da Filistin Kurtuluş Örgütü’nün desteği ile Müslüman ve sol kanat militanların 1000 ila 1500 insanı öldürdüğü Damour katliamı.

Ayrıca film, Lübnan Falanjları Partisi genel başkanı ve eski Lübnan devlet başkanı olan ve seçimden üç hafta sonra düzenlenen bir suikast sonucu öldürülen Beşir Cemayil’e ve 1982 yılında Lübnan İç Savaşı sırasında İsrail’in Savunma Bakanı olarak görev yapan Ariel Şaron’a göndermeler yapıyor.

Cemayil’in öldürülmesinin ardından İsrail yanlısı aşırı sağcı Hristiyan Falanjist milislerin Batı Beyrut’ta Sabra ve Şatilla adındaki Filistin mülteci kamplarını basarak çocuklar dâhil yüzlerce (750 ile 3500 arasındadır) kişiyi katletmesi ve dönemin İsrail Savunma Bakanı Ariel Şaron’un da bu katliamda payı olması da yapılan önemli göndermelerden biri.