Kategori arşivi: imdb En İyi 250 Film Listesi

Dr. Strangelove: How I Learned to Stop Worrying and Love the Bomb (Garip Doktor veya Dr. Garipaşk: Nasıl Kaygılanmayı Bırakıp Bombayı Sevmeyi Öğrendim)

TÜR: Komedi. SÜRE: 95 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 1964. imdb: 8,4. Tomatometer: %99.

Dr. Garipaşk: Nasıl Kaygılanmayı Bırakıp Bombayı Sevmeyi Öğrendim; silahlanma, savaş, üst rütbeli askerler ve politikacılar üzerine son derece başarılı politik kara komedi filmi.

3 farklı rolde oynayan Peter Sellers’a şapka çıkartmamak ise imkansız!

Konu

Amerikalı general Ripper (Sterling Hayden), astlarını yukarıdan bir emir aldığına ikna ederek bombardıman filosuna Sovyetler Birliği’ndeki pek çok hedefe aynı anda nükleer saldırı düzenleme emri verir. Üsteki İngiliz değişim subayı Yüzbaşı Mandrake (Peter Sellers) ise Ripper’ın yalan söylediğini anlar ve onu caydırmaya çalışır.

Hakkında

Yapım Peter George’un Kırmızı Alarm adlı kitabından uyarlandı. Senaryoyu yazar Peter George, yönetmen Stanley Kubrick ve Terry Southern yazdı.

BAFTA’da En İyi İngiliz Filmi ödülünü kazanan Dr. Garipaşık, En İyi Film, Erkek Oyuncu (Peter Sellers), Yönetmen ve Senaryo dallarında Oscar’a aday gösterildi.

Drr. Garipaşık hem imdb’nin en iyi 250 hem de rottentomatoes’in en iyi 100 film listesinde yer alıyor.

1,8 milyon dolar bütçesi olan film Kuzey Amerika’da 9,4 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Film için Grönland’ın havadan çekimlerini yapan kamera ekibi yanlışlıkla bölgede yer alan gizli bir Amerikan üssünü kayda aldılar. Bunun üzerine askeri yetkililer tarafından uçakları yere indirildi ve ekip Rus ajanı şüphesiyle gözaltına alındılar.

Film Amerika ve Rusya’nın savaş politikalarında gerçek değişimlere sebep oldu.

3 rolde oynayan Peter Sellers’a 1 milyon dolar ödendi. Bu rakam filmin toplam bütçesinin %55’ini oluşturduğu için Kubrick bu konuda, “6’nın bedeli olarak 3’üm var” diyerek şaka yaptı.

Filmin çekimleri 1963’ün bahar ve yaz aylarında yapıldı. İlk test gösterimi 22 Kasım 1963’te yapıldığı gün JFK suikasta uğradı. Yapımcılar böyle bir dönemde kara komedi filminin uygun düşmeyeceğini düşünerek yayın tarihini Ocak 1964’e ertelediler.

General Turgidson’un Savaş Odası’nda düştüğü sahne senaryoda yoktu. Oyuncu kazara yere düştü fakat kalkıp rolüne devam etti. Kubrick sahnede George C. Scott’ın değil canlandırdığı karakterin olduğunu düşünerek kurguda bu sahneye yer verdi.

Peter Sellers birçok repliğini doğaçlama olarak yaptı.

Pilot Kong hayati idame çantasının içinde yer alanları saydıktan sonra, “bunlarla Vegas’ta iyi bir hafta sonu geçirilebilir” diyor. Orijinal senaryoda Vegas yerine Dallas kullanılıyordu. Fakat John F. Kennedy’nin Dallas’ta suikasta uğraması nedeniyle sahnedeki yer adı sonradan Vegas olarak dublajlandı.

Kubrick nükleer savaşla ilgili 50’den fazla kitap okuyup araştırma yaptı.

Savaş Odası’ndaki bir sahnede yiyeceklerle dolu büyük bir yemek masası görünüyor. Aslında Kubrick filmin sonunda Ruslarla Amerikalıların bir pasta savaşı yapmalarını istiyordu. Fakat sonradan sahnenin çok komik olacağını ve filmin hiciv seviyesini düşüreceğini düşünerek bu fikrinden vazgeçti. Pasta savaşı sahnesi, yönetmenin 1999’daki ölümü üzerine Londra’daki özel gösterim sırasında ilk kez beyaz perdeye yansıtıldı.

Kubrick, rolünü abartılı oynamasını sağlamak için oyuncu George C. Scott’ı sürekli sinirlendirdi. Bu yüzden Scott bu filmden sonra bir daha Kubrick’le çalışmadı. Fakat oyuncu sonraları bu filimdeki oyunculuğunun kariyerinin en iyilerinden biri olduğunu ifade etti.

1960’ların en ileri teknolojileriyle üretilen B-52 bombardıman uçaklarının ayrıntıları ulusal güvenlik açısından oldukça gizliydi. Bu yüzden Pentagon filmin senaryosunu okuduktan sonra yapım ekibinin yardım isteğini geri çevirdi. Uçağın set tasarımcıları İngiliz uçak dergisinde yer alan tek bir B-52 kokpit fotoğrafından yararlanarak seti hazırladılar. Seti gören Amerikalı askerler kokpitin gerçeğine oldukça benzediğini söylediler. Kubrick yasal bir izin almadan yaptıkları bu set tasarımı nedeniyle FBI tarafından soruşturulacakları korkusunu yaşadı.

Kubrick oyuncuların kendilerini dünyanın kaderiyle oynayan bir poker oyuncusu gibi hissetmeleri için Savaş Odası’ndaki masa örtülerini yeşilden yaptırdı.

Dr. Strangelove’ın Alman ismi olan Merkwuerdigliebe aslında Merkwuerdige Liebe’nin eksik telaffuzu. Ki bu da Almancada “Strange Love” anlamına geliyor.

Savaş Odası yapılırken 1927 yapımı Metropolis’ten esinlenildi.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Kurguda silinen pasta savaşı sahnesinde başkan Muffley’in yüzüne bir pasta isabet ediyor ve başkan yere düşüyor. Bunun üzerine general Turgidson bağırarak, “Beyler! Cesur başkanımız gençliğinde vuruldu/düşürüldü!” diyor. JFK’in suikaste uğraması üzerine Kubrick garip bir şekilde suikastı çağrıştıran sözleri nedeniyle sahneyi yayınlamamaya karar verdi.

Sen to Chihiro No Kamikakushi (Spirit Away / Ruhların Kaçışı)

TÜR: Animasyon, Macera, Aile. SÜRE: 125 Dk. ÜLKE: Japonya. YAPIM YILI: 2001. imdb: 8.6. Tomatometer: %97…

Anime üstadı Hayao Miyazaki’nin dünya çapında tanınmasını sağlayan ve Oscar kazanan ilk anime olan Ruhların Kaçışı; karakterleri, konusu, anlatımı ve Joe Hisaishi imzalı tapılası müzikleriyle nefis bir animasyon filmi.

Konu

10 yaşındaki Chihiro ve ailesi yeni taşındıkları kasabaya doğru ilerlerken yanlış yola saparlar ve önlerine ilginç bir yapı çıkar. Küçük kız geri dönmek istese de ebeveynlerinin zoruyla yapının içinden geçerek hayalet şehir görünümündeki bir yere gelirler.

Hakkında

Ruhların Kaçışı’nı Hayao Miyazaki yazdı ve yönetti.

Yapım 2003’te En İyi Animasyon dalında Oscar ödülünü kazandı. Ayrıca 2004’te BAFTA’da İngilizce Olmayan En İyi Film kategorisinde ödüle aday gösterildi.

Animasyon imdb’nin en iyi 250 film listesinde en üst sıralarda yer alıyor.

15-19 milyon dolar bütçesi olan anime dünya genelinde 331 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Miyazaki, nehir ruhunun temizlendiği ve bisiklet gibi birçok materyali döktüğü sahneyi gençken katıldığı bir nehir temizliğinden esinlenerek yazdı.

Chihiro’nun ejderha formundaki Haku’ya ilaç içirmeye çalıştığı sahne çizilirken Miyazaki bir veterinerin bir köpeğin alt çenesini tutarak onu beslemeye çalışmasından esinlendi.

Zeniba’nın evine vardığında Chihiro’yu karşılayan zıplayan lamba Pixar’ın meşhur logosuna bir gönderme.

Chihiro’nun annesini seslendiren Yasuko Sawaguchi yemek yediği sahneyi seslendirirken bir parça kızarmış tavuk, İngilizce versiyonunda aynı seslendirmeyi yapan Lauren Holly ise elma yiyordu..

Miyazaki 1997’de Prenses Mononoke’yi (Mononoke-hime / Princess Mononoke) tamamladıktan sonra emekli olmayı düşünüyordu fakat arkadaşının 10 yaşındaki asık suratlı kızını gördükten sonra bu fikrinden vazgeçti ve Ruhların Kaçışı’nı yapmaya karar verdi.

Miyazaki yapımın hikayesini tamamlamadan çizimlere başladığını ve çizimlerin hikayeyi tamamladığını söyledi.

Bugüne kadar sadece iki animasyon filmi Japon Akademi ödüllerinde en iyi film kategorisinde mutlu sona ulaştı. Bunların ilki Prenses Mononoke diğeri ise Ruhların Kaçışı oldu.

Yapım Miyazaki filmleri arasında çocuk karakterin bir çocuk tarafından seslendirildiği ilk animasyon oldu.

Ruhların Kaçışı, 2016’da BBC’nin 21. Yüzyılın En İyi 100 Filmi listesinde 4. sırada yer aldı.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Önüne gelen her şeyi yiyen ve sürekli büyüyen yüzsüz karakteri Japon kültüründe önemli bir yere sahip olan ipekböceğine benziyor. Sona doğru Zeniba’nın yanında ipek sarıyor olması da ona bir gönderme.

The God Father (Baba)

 

TÜR: Suç, Dram. SÜRE: 175 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 1972. imdb: 9.2. Tomatometer: %98…

Birçok otorite tarafından gelmiş geçmiş en iyi film olarak değerlendirilen, değerlendirildikçe de değerlenen Baba; hikaye, oyunculuklar ve anlatımıyla oldukça başarılı bir suç dram filmi.

Konu

Corleone ailesi, Don Vito Corleone’nin (Marlon Brando) başında olduğu, suça dayalı bir örgüt kurmuş olan İtalyan asıllı meşhur bir ailedir. Aile, New York’daki diğer dört aileyle birlikte New York’un yeraltı işlerini yönetmektedir. Ancak Corleone ailesini diğerlerinden ayıran özelliği, Don Corleone’nin cebinde bozuk para gibi taşıdığı politikacılar ve yargıçlardır. Politikacılar ve yargıçlarla olan bu yakın ilişkileri diğer ailelerin açamadığı kapıları açabilmesini sağlamaktadır.

İtalya ve New York’un en meşhur uyuşturucu üreticisi ve dağıtıcısı olan “Türk” lakaplı Solozzo’nun (Al Lettieri), Don Corleone’den, ilişkilerini kullanarak kendisine yasal koruma sağlamasını ve 1 milyon dolar nakit para vermesini istemesi ailenin tüm hayatını değiştirecektir.

Hakkında

Mario Puzo’nun aynı adlı eserinden yazar Puzo ve Francis Ford Coppola’nın senaryosunu yazdığı Baba’nın yönetmen koltuğunda da Francis Ford Coppola oturuyor.

Baba, aralarında En İyi Film ödülünün de bulunduğu 3 dalda Oscar ve 5 dalda Altın Küre’nin sahibi oldu.

5-6,5 milyon dolar bütçesi olan yapım 245 – 286 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Yapım çok uzun zamandır imdb’nin en iyi 250 film listesinde 2. sırada, rottentomatoes’in tüm zamanların en iyi 100 filmi listesinde de üst sıralarda yer alıyor.

Ivır Zıvır

Vito Carleone’nin eve geri döndüğü ve aile üyelerinin onu merdivenlerden yukarıya taşıdığı sahnenin çekimlerinde Brando, şaka olsun diye vücudunun altına ağırlıklar koydu. Öylece onu taşıyan oyuncular oldukça zorlandılar.

Filmdeki Johnny Fontane karakterinin Frank Sinatra olup olmadığı konusunda kitabın yazarı Mario Puzo’ya sorduklarında hiç bir zaman evet demediyse de reddetmedi de. Puzo’nun ölümünden 5 yıl kadar sonra ise kızı çıkıp “Evet o Sinatra’ydı” dedi. (analogmuzik.blogspot.com)

Lenny Montana (Luca Brasi) Marlon Brando’yla oynayacağı için oldukça gergindi. Bu yüzden ilk kez karşı karşıya geldikleri sahnede repliklerini unuttu ve birçok hata yaptı. Fakat yönetmen Coppola bu doğal gerginliği çok beğendi ve o kurguda o sahneleri kullandı. Brasi’nin Brando ile görüşmeden önce prova yaptığı sahne sonradan filme eklendi.

Bir Don Corleone repliği olan “Ona reddedemeyeceği bir teklif yapacağım”, sinema tarihinin en çok gönderme yapılan repliklerinden biri haline geldi. Amerikan Film Enstitüsü’nün 2005 yılında yaptığı bir ankette, en çok hatırlanan 2. replik seçildi.

Brando rol için seçmelere katıldığında , yanaklarını pamukla doldurarak oynadığı karakterin bulldog cinsi köpeğe benzemesini istedi. Çekimlerde Marlon Brando, o ünlü çeneye sahip olmak için her gün 3 saat boyunca bir koltukta oturmak zorunda kaldı. İşlem sırasında alt dişlerinin ön kısmına demir protezler yerleştirildi.

Birçok film sahnesinde Brando’nun replikleri kartlara basılmış olarak getirilirdi. Bazen de bu kartlar Duvall’ın üstüne yapıştırılırdı. Duvall, The Huffington Post’a verdiği bir röportajda “Neden yaptığını hep merak ettim. Onu taze tuttuğunu söyledi. Bence biraz tazelik ve arayış, biraz da tembellik. Ama ona yardımı oldu.”

Hayvan hakları koruyucuları filmin meşhur at sahnesini oldukça eleştirdiler. Bu konuda Coppola, “Filmde birçok insan öldürülüyor fakat herkes at hakkında endişeleniyor. Sette de durum aynıydı. Hayvan sever set çalışanları ufak köpekler gibi üzgündüler. O at kafasını, küçük köpekçikleri beslemek için günde 200 at katleden, evcil hayvan yiyeceği üreten bir şirketten aldığımızı bilmiyorlar mı?”dedi.

Al Pacino’nun yerine ilk önceleri Sylvester Stallone ve Robert Redford düşünüldü.Paramount Picture, Michael Corleone’yi oynaması için Robert Redford’u istiyordu çünkü Al Pacino’dan daha genç bir oyuncu olduğu için Francis Ford Coppola tarafından gözden geçirilmesini istedi. Ancak Coppola, İtalyan asıllı, Tony ödüllü Pacino’da ısrar etti.Coppola,Michael Corleone rolünü (Al Pacino’yu kastederek) “Bu rolü bu genç ve hırçın Sicilyalı delikanlıya vereceğim” diyerek Pacino’ya verdi. Nitekim Pacino efsanevi yönetmenin yüzünü kara çıkarmadı ve muhteşem bir oyunculukla Oscar’a aday oldu.

Filmde Coppola’nın toplam 6 akrabası oynadı. Bunların içinde oğulları ve kızı da var. Kronolojik olarak, oynayanların listesi şöyle:

– Talia Shire (Coppola’nın kız kardeşi) Connie Corleone karakteri

– Italia Coppola (Coppola’nın annesi) restaurant sahnesinde figüran

– Carmine Coppola (Coppola’nın babası) pianist karakteri

– Gian-Carlo Coppola ve Roman Coppola (Coppola’nın oğulları) figüran

– Sofia Coppola (Coppola’nın kızı) vaftiz töreninde bebek Michael Rizzi karakteri. Sofia Coppola The Godfather Part II ve The Godfather Part III’de de oynadı. Performansı beğenilmedi.

Baba’nın Johnny Fontane’ye tokat attığı sahne, Marlon Brando tarafından doğaçlama olarak yapıldı. O yüzden oyuncu Al Martino’nun sahnedeki tepkisi tamamen gerçekti. James Caan, Martino’nun sahne çekimlerinde Brando’nun tokadının ardından ağlaması mı, gülmesi mi gerektiğini anlamadığını belirterek oyuncunun şaşkınlığını ifade etti.

Sollozzo’nun (Al Lettieri) Sicilya diliyle konuştuğu ünlü sahnede altyazı olmamasının nedeni üzerine fazlasıyla spekülasyon üretildi. Altyazıların olmaması sahnenin derinliğine ve ciddiliğine artı katmış olsa da, çok basit bir nedeni var. The Godfather’ın DVD’sinde konuşan Coppola, altyazıların eklenmeme nedeninin aktörlerin çok hızlı konuşması olduğunu söyledi.

James Caan’ın FBI fotoğrafçısının makinasını yere attığı sahne tamamen doğaçlamaydı. Bu yüzden fotoğrafçının tepkisi tamamen gerçekti. Caan ayrıca fotoğraf makinasını kırdıktan sonra yere para atma fikrinin de sahibiydi. Oyuncu, “geldiğim yerde birinin bir şeyini kırarsan yenisini alır ya da parasını ödersin” dedi.

Marlon Brando’ya En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ı aldığı bu rolü oynaması için ağır bir yaşlandırma makyajı yapılmıştır ve Brando Don Vito Carleone’yi canlandırdığı sırada sadece 42 yaşındaydı.

Sinematograf Gordon Willis sahneleri oldukça karanlık çektirdiği için “Karanlık Prensi” lakabını kazandı. Sahneler yapımcılar tarafından değiştirilmek istense de Willis ve yönetmen Coppola bu karanlğın Carleone ailesinin karanlık iş ilişkisine vurgu yaptığı konusunda ikna ettiler.

Sonny’nin Connie’nin kocası Carlo’yu sokakta dövdüğü sahne dört günde çekildi ve 700 ekstra oyuncu kullanıldı. Sahnede çöp tenekesi ve kapağının kullanılması da tamamen James Caan’ın doğaçlamasıydı.

Mafya’nın The Godfather’la olan bağlantısı gerçek bir ölüme neden oluyordu. The Guardian yazarı John Patterson bu skandalla ilgili detaylı bilgi vermişti. Film yayınlanmadan önce Italian-American Civil Rights League (İtalyan-Amerikan Sivil Haklar Topluluğu) filmle fazla ilgili oldu. Topluluk prodüktör Al Ruddy’nin fazlasıyla istediği New York konumlarına giriş izni karşılığında, filmin danışmanlığı yaptı. Ancak bu topluluk, New York’un Beş Ailesi’nden birinin lideri tarafından yönetiliyordu: Joe Colombo. Colombo ‘The Godfather’ın medyada aldığı ilgiden fazla memnundu.

‘The Godfather and the Mob’ isimli belgesele göre Colombo’nun medya ışıklarına olan aşkı, daha gizli olan iş arkadaşlarını rahatsız etti. Bu olay, yakın zamanda ortaya çıkan bölge savaşı ve içerideki sıkıntılarla birleşerek, Colombo’nun 2. Geleneksel İtalyan-Amerikan Toplantısı’nda vurulmasına neden oldu.

Francis Ford Coppola romandaki at başı bölümünü ilk anlarda çok da umursamadı fakat sonraları bu bölümün es geçilmek için fazla ikonik olduğunu düşünerek çekmeye karar verdi.

Brando’nun kendisi de dahil Hollywood’daki herkes Marlon Brando’nun En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ını kazanacağını biliyordu. Fakat Brando ödülü boykot etti ve yerine Amerikan Yerlisi bir aktivist olan Sacheen Littlefeather’ı gönderdi. Littlefeather ödülü almak için çıktığı sahnede, Brando’nun Hollywood’un, Amerikan yerlilerine karşı tutumunu protesto ettiğini söyledi. Sonucunda yuhalandı…

Ayrıca o yılki Akademi Ödülleri’ne Al Pacino da gelmedi. Birçok insana göre boykot nedeni En İyi Erkek Oyuncu yerine En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu adayı gösterilmesiydi.

Coppola, 1970’te General Patton (Patton) filmi ile en iyi senaryo dalında Oscar kazanmıştı ama yönettiği filmler büyük kitlelere ulaşamamıştı. Yapımcı firma Paramount Pictures başarılı olacağından emin olamadığı için film, 6 milyon dolar gibi oldukça düşük bir bütçeyle çekildi. Filmin çekimleri 29 Mart – 6 Ağustos 1972 tarihleri arasında yapıldı. Çekimler, Coppola ile Paramount Pictures arasındaki gerginlikle başladı. Bunun en büyük sebebi, Coppola’nın ısrar ettiği birçok harcamanın stüdyo tarafından gereksiz bulunması idi. Ayrıca çekimler için Cappola 80 gün talep ettiğinde Paramount ona sadece 53 gün verdi.

Ünlü yönetmen Sergio Leone yönetmen koltuğuna oturmayı düşünüyordu fakat senayoyu okuduktan sonra hikayenin mafyayı övdüğünü düşünerek vazgeçti. Sonraları bu kararından ötürü pişmanlık duydu ve 1984’te kendi mafya filmi olan Bir Zamanlar Amerika’yı (Once Upon A Time In America) çekti.

Romanın yazarı Mario Puzo hem senaryoyu Coppola ile birlikte yazdı, hem de çekimlere katıldı.

Filmin hikâyesi, II. Dünya Savaşı’nın bittiği yıl olan 1945’te başlayıp 10 yıllık bir dönemi kapsıyor.

Film, 24 Mart 1972 günü gösterime girdi ve gişe geliri, ilk hafta 5,3 milyon USD, toplamda ise  81,5 milyon USD’ye ulaştı. Yeniden gösterimlerle birlikte 1997 yılı itibarıyla ABD’de 134 milyon USD, dünya çapında ise 245 milyon USD gişe geliri elde etti. Bu, gelmiş geçmiş tüm rekorların altüst olması anlamına geliyordu. Film bu rekoru, 1975 yılında Jaws filmi tarafından geçilene kadar elinde tuttu.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

James Caan ve Gianni Russo’nun film çekimleri sırasında araları hiç iyi değildi. Çünkü Sonny’nin Carlo’yu dövdüğü meşhur sahnenin çekimlerinde, Caan doğaçlama olarak Russo’ya çöp tenekesi fırlatmıştı. Bu yüzden Russo’nun 2 kaburga kemiği kırıldı ve dirseğinden yaralandı.

Meşhur at sahnesinin provasında sahte bir at kafası kullanıldı. Oyuncu John Marley yataktaki çığlığının tamamen gerçek olduğunu çünkü gerçek sahnenin çekimlerinde gerçek bir at kafası kullanacağı konusunda uyarılmadığını söyledi.

Filmde portakal görünen tüm sahneler, Carleone ailesinden birinin öleceği ya da yaralanacağına dair bir gönderme.

Filmde at da dahil olmak üzere 18 kişi ölüyor.

Three Billboards Outside Ebbing Missouri (Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri)

TÜR: Suç, Dram. SÜRE: 115 Dk. ÜLKE: İngiltere, Amerika. YAPIM YILI: 2016. imdb: 8,2. Tomatometer: %92…

Kızı vahşice öldürülen bir annenin, 7 aydır katille ilgili hiçbir iz bulunmayan soruşturmayla ilgili, halkın dikkatini çekmek için kasabadaki üç reklam panosuna ilan vermesi ve akabinde olanları konu alan Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri, katıksız karakterleri, doğal anlatımı, düz olay örgüsü ve çok iyi oyunculuklarla oldukça başarılı bir suç drama filmi.

İngiliz yönetmen Martin McDonagh imzasını taşıyan yapım, Fargo’nun başrol oyuncusu Frances McDormand’ın da etkisiyle Coen kardeşlerin kendine has “cool” tarzlarını anımsatıyor.

Konu

Polisin, kızının cinayetinde bir şüpheli bulamaması nedeniyle olaya halkın dikkatini çekmek isteyen Mildred (Frances McDormand), üç reklam panosu satın alır. Panolarda adı olan polis şefi Willoughby (Woody Harrelson) kanserdir ve yaşananlardan ötürü son derece üzgündür.

Hakkında

Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri’yi Martin McDonagh yazıp yönetti.

Frances McDormand filmdeki performansıyla Oscar, Altın Küre ve BAFTA’da En İyi Kadın Oyuncu, Sam Rockwell ise 3 ödül töreninde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödüllerinin sahibi oldu. Ayrıca yapım, BAFTA ve Altın Küre’de En İyi Film ödüllerinin sahibi oldu.

12 milyon dolar bütçesi olan film, 160 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Mildred karakteri önerilen Frances McDormand, “rol teklifi geldiğinde 58 yaşındaydım ve oynadığım roldeki kadının ilk çocuğu için 38 yaşına kadar beklemesi düşünülemezdi o yüzden kabul etmekte tereddüt ettim. Sonra kocam (Joel Coen) ile konuştum ve bana ‘sadece çeneni kapat ve kabul et’ dedikten sonra teklifi kabul ettim ” dedi.

Martin McDonagh Mildred karakterini doğrudan Frances McDormand’i düşünerek yazdı.

Senaryo fikri yönetmenin, Georgia, Florida, Alabama’da çözülmemiş bir dava için verilmiş olan pano reklamlarını görmesiyle geldi.

Missouri’de Ebbing adında bir kasaba bulunmuyor. Film batı North Carolina’da Sylva adındaki bir dağ kasabasında çekildi.

Film yapım ekibi, herhangi bir sorun yaratmamak koşuluyla bölge halkının dış çekimleri izlemesine izin verdi. Bu yüzden çekimlerde 100’den fazla izleyici bulunuyordu. Aralarda oyuncular imza veriyorlardı.

Uzun bir çekim arasında Woody Harrelson, polis karakolu setinin yanındaki müzik dükkânında çekimleri izleyenlere doğaçlama olarak bir gitar performansı sergiledi.

Oynadığı karakteri hantal gösterebilmek adına Sam Rockwell dolgu maddeleri olan kostümler giydi.

Frances McDormand’ın kazandığı En İyi Kadın Oyuncu Oscar heykelciği törenin ardından düzenlenen partide çalındı. Heykelcikle video çekip paylaşan hırsız kısa sürede yakalandı ve heykelcik oyuncuya teslim edildi.

Filmde Mildred, Martin McDonagh ve Sam Rockwell’in hayranı olduğu Geyik Avcısı (The Deer Hunter) filmine bir saygı duruşu olarak bandana takıyor.

Yapım, yönetmen Martin McDonagh’ın Colin Farrell’a rol vermediği ilk film oldu.

Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri, Zoraki Kral’dan (The King’s Speech) sonra BAFTA’da hem En İyi Film hem de En İyi İngiliz Filmi ödüllerini aynı anda kazanan ikinci film oldu.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Dixon bir sahnede, Mark Waid’in yazdığı Incorruptible çizgi romanını okuyor ve tişörtünü giyiyor. Eser, bir kahraman rolüne bürünen kötü bir adamı konu ediniyor. Bu da Dixon’ın filmdeki rol değişimine bir gönderme.

Hotaru no Haka (Grave of the Fireflies / Ateşböceklerinin Mezarı)

TÜR: Macera, Savaş, Dram. SÜRE: 89 Dk. ÜLKE: Japonya. YAPIM YILI: 1988. imdb: 8,5. Tomatometer: %97…

2. Dünya Savaşı’nın son günlerinde Japonya’da hayatta kalmaya çalışan 14 yaşındaki Seita ve 4 yaşındaki kardeşi Setsuko’nun başından geçenleri konu edinen Ateşböceklerinin Mezarı, oldukça sarsıcı ve sert bir animasyon.

Animasyonun, kahramanca bir uğraşı abartılı bir şekilde anlatmak yerine tamamen savaşın sebep olduğu kişisel trajedilere odaklanıyor olması izleyiciye yaşattığı sarsıcı etkinin daha da derinleşmesini sağlıyor.

Konu

2. Dünya Savaşı’nın son günlerinde bombalanan Kobe şehrinde yaşayan 14 yaşındaki Seita ve dört yaşındaki kız kardeşi Setsuko hayatta kalmak için yollara düşmüşlerdir. Kısa bir süre sonra annelerinin öldüğünü öğrenen Seita, gerçeği ufak kardeşinden saklayıp, tüm olumsuzluklara rağmen her şey normalmişçesine onu tüm olumsuzluklardan uzak tutmaya çalışmaktadır.

Hakkında

Akiyuki Nosaka’nın 1967’de yayınladığı aynı adlı kısmi otobiyografik kısa hikâyesinden Isao Takahata’nın uyarladığı Ateşböceklerinin Mezarı’nın yönetmenliğini de Takahata üstleniyor.

Animasyon imd’nin en iyi 250 film listesinde üst sıralarda yer alıyor.

Ivır Zıvır

Filmin uyarlandığı kısa hikâyenin yazarı Akiyuki Nosaka, II. Dünya Savaşı’da açlıktan ölen kız kardeşinden özür dilemek amacıyla hikâyeyi kaleme aldı.

Drama en sarsıcı animasyonlardan biri olarak kabul ediliyor.

Roger Ebert filmi şimdiye dek yapılmış en güçlü savaş karşıtı filmlerden biri olarak nitelendiriyor.

Animasyon tarihçisi Ernest Rister filmi Steven Spielberg’in Schindler’in Listesi (Schindler’s List) yapıtı ile karşılaştırarak, gördüğü en içten animasyon film olduğunu belirtti.

Yapım günümüzün en şöhretli animasyonlarından biri olan Komşum Totoro’yla (Tonari No Totoro / My Neighbor Totoro) aynı stüdyoda ve eş zamanlı olarak yapıldığı için birçok animasyoncu hangi projede çalıştığını hatırlayamıyor.

Yayıncılar finansal risk almamak için Komşum Totoro’yu (Tonari No Totoro / My Neighbor Totoro) yayınlamak istemediği için animasyon Ateşböceklerinin Mezarı’yla birlikte yayınlandı. Ama ilginçtir ki, ilk olarak Komşum Totoro gösterildiği için sinema salonundan mutlu ayrılmayı tercih eden seyirciler nedeniyle Ateşböceklerinin Mezarı genelde “gözden kaçan” yapım oldu.

Japonya’nın 2. Dünya Savaşı’ndaki rolünü konu edindiği endişesiyle yapımın Güney Kore’deki yayını ertelendi.

Animasyonda Setsuko’nın büyük bir iştahla yediği meyveli şeker gerçekte olayın geçtiği dönemden 4 yıl sonra 1949’da Sakuma şirketi tarafından üretilmeye başlandı.

Yönetmen Isao Takahata, Setsuko’nın doktordaki işi bitmek üzereyken içeriye giren hasta rolüyle animasyonda yer alıyor.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Hikâye, 1945’de Japonya’daki savaş esnasında kız kardeşini yetersiz beslenme sebebiyle kaybeden Akiyuki Nosuka’nın yazdığı aynı adlı yarı otobiyografik romanı temel alıyor. Kız kardeşinin ölümünden kendisini sorumlu tutan yazar bu romanı olayı telafi etmek ve trajediyi kabullenmesine yardım etmesi için yazdı. Bombardıman esnasında Nosuka’nın kız kardeşi on altı aylıktır ve kardeşinin bakımı altındayken malnütrisyon (yetersiz beslenme) sonucu ölmüştür. Eleştirmen Igarashi Yoshikuni’ye göre Nosuka kendisini temsil eden Seita’yı öldürerek, kız kardeşinin ölümündeki suçluluğunu bastırmaya çalışmaktadır.

Yönetmen Isao Takahata sadece romanın büyük başarı elde etmesi sebebiyle (ya da Miyazaki’nin sevki ile) değil kendisinin de başından buna benzer bir olay geçtiği için projeyi aldı. Yönetmenin kardeşlerinden biri bir bombardımanda iki gün boyunca ailesinden ayrı kalmıştı. Isao bu olayı hayatının en kötü tecrübesi olarak tanımlamaktadır.

Blade Runner 2049 (Bıçak Sırtı 2049)

TÜR: Dram, Gizem, Bilim Kurgu. SÜRE: 164 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 2017. imdb: 8,2. Tomatometer: %87.

Nefis bir atmosfere, anlatıma ve müziklere sahip olan Bıçak Sırtı 2049, oldukça başarılı bir bilim kurgu filmi.

Konu

Tıpa tıp insana benzeyen replicantların memur ve köle olarak toplum içinde yer aldığı 2049 yılında, K (Ryan Gosling), eski replicantları avlayan ve onları emekliye ayıran (öldüren) bir polistir. Bir replicantı emekliye ayırmak için gittiği protein çiftliğindeki ağacın altına gömülü bir sandık bulur. Sandığın içinden çıkarılan kadın replicantın kemikleri üzerinde yapılan incelemede replicantın öngörülmeyen bir şekilde doğum yaptığı anlaşılır. K’nın şefi Joshi (Robin Wright), K’dan çocuk replicantı bulup emekliye ayırmasını ve olanların üzerini bir daha açmamak üzere kapatmasını emreder.

Hakkında

1982 yapımı Bıçak Sırtı’nın (Blade Runner) devamı niteliğindeki filmin senaryosunu Hampton Fancher ve Michael Green yazdı ve Denis Villeneuve yönetti.

Yapım, özellikle teknik kategorilerde olmak üzere 6 dalda Oscar ve 8 dalda BAFTA ödüllerine aday gösterildi. Sinematografi ve Görsel Efekt dallarında hem Oscar hem de BAFTA’da ödüllerin sahibi oldu.

Bıçak Sırtı 2049, yazı hazırlanırken imdb’nin en iyi 250 listesinde yer alıyordu.

Ivır Zıvır

David Bowie, yönetmen Denis Villeneuve’nin Niander Wallace karakteri için ilk tercihiydi. Fakat çekimlere başlamadan önce ünlü sanatçı Bowie yaşamını yitirdi.

K’nin Sapper Morton ile karşı karşıya geldikleri filmin açılış sahnesi, Bıçak Sırtı’nın ilk filmi için yazılmış, tasarlanmış ama çekilmemiş bir sahneydi. İlk filmin yönetmeni Ridley Scott, Rick Decard’ın (Harrison Ford) filmde göründüğü ilk sahnenin bu sahne olmasını istemiş fakat sonradan Decard’ın filmde ilk kez, sokakta noodle yerken görünmesini uygun bulmuştu.

İlk filmin yıllar içinde birçok farklı versiyonu yayınlandığı için, 2049’un yönetmeni Villeneuve’ya yönetilen, “gelecekte 2049’un farklı versiyonları çıkacak mı?” sorusuna yönetmen, “filmin ilk ve tek kurgusu bu” yanıtını verdi.

Las Vegas’taki çekimler için sinematograf Roger Deakins, bir kum fırtınası sonrası gördüğü Sydney’deki meşhur Opera Binasından ilhan aldı. Yönetmen de sahneye dev erotik heykelin eklenmesi önerisinde bulundu.

Yönetmen Dennis Villeneuve, Bıçak Sırtı’nın sıkı fanları hakkında şunları söyledi, “Bıçak Sırtı’nın her bir fanının sinemaya ellerinde beysbol soplarıyla geleceklerini biliyorum. Bunun farkındayım ve onlara saygı duyuyorum çünkü bu bir sanat ve sanat aynı zamanda risktir. Ben de bu riski alıyorum. Bu benim hayatımın en büyük riski olacak ama bu konuda kendimi iyi hissediyorum. Aynı zamanda çok heyecanlıyım ve bu bana ilham veriyor. 10 yaşımdan beri bilim kurgu filmi yapma hayalleri kuruyorum ama bugüne kadar birçok devam filmine ‘hayır’ dedim. Fakat Bıçak Sırtı 2049’a ‘hayır’ diyemedim. Filmi çok sevdiğim için, ‘tamam, her şeyimi verip en iyisini yapacağım’ dedim.”

Villeneuve, başlarda ilk filmin devamını yapmanın ilk filmin doğasına aykırı olacağını düşünüyordu. Fakat senaryoyu okuduktan sonra tıpkı Harrison Ford gibi, “bugüne kadar okuduğum en iyi senaryolardan biri” diyerek kendini projeye adadı.

Dennis Gassner, Nainder Wallace’ın odasını Kyoto, Japonya’daki en bilinen tapınaklardan biri olan Kiyomizu-dera’daki odalardan birinden esinlenerek tasarladı.

Terkedilmiş güneş paneli tarlaları sahnesi, Sevilla yakınlarındaki gerçek bir thermosolar güç istasyonunda çekildi.

Jared Leto, kör Niander Wallace karakterini daha iyi canlandırmak için, görmesinin imkansız olduğu mat kontak lensler kullanmaya karar verdi.

Filmde Mariette (Mackenzie Davis) replicantlar için, “insanlardan daha fazla insan” diyor. Bıçak Sırtı’nda Eldon Tyrell (Joe Turkel), Rick Deckard’la (Harrison Ford) buluştuğu sahnede, Tyrell şirketinin sloganı olarak replicantlar için, “insandan daha fazla insan” diyor.

Kavga sahnesinin çekimleri sırasında Harrison Ford kazayla Ryan Gosling’in yüzüne yumruk attı. Ford özür olarak, Gosling’le bir şişe İskoç viskisi paylaştı.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Gaff’ın K’ya, Deckard için, “onun gözlerinde bir şey var” sözü doğrudan ilk filmde Deckard’ın replicant olduğuna dair teorilere bir gönderme.

Bilgisayar efekti şirketi, Rachael’in (Sean Young) 35 yıl önceki Bıçak Sırtı’ndaki halinin birebir aynısını dijital olarak canlandırabilmek adına tam bir yıl uğraştı. Sahnede Rachael’i Loren Peta oynadıktan sonra efekt şirketi oyuncuyu Young’a benzetmek için çalıştı. Rachael’in sesi de ses dublörü tarafından seslendirildi. Yönetmen Denis Villeneuve, dijital olarak Carrie Fisher ve Peter Cushing’in yeniden yaratıldığı Rogue One’a (Rogue One: Bir Star Wars Hikayesi) gelen eleştirilerden nasibini almamak için efekt şirketine istediği kadar zaman verdi ve sonucu, “büyüleyici” olarak tanımladı.

Mononoke-hime (Princess Mononoke / Prenses Mononoke)

TÜR: Animasyon, Macera, Fantezi. SÜRE: 134 Dk. ÜLKE: Japonya. YAPIM YILI: 1997. imdb: 8,4. Tomatometer: %92.

Ormanı koruyan doğaüstü yaratıklarla, doğanın kaynaklarını hızla ve acımasızca tüketen insanlar arasındaki mücadeleyi konu alan Prenses Mononoke, Hayao Miyazaki’nin imzasını taşıyan başarılı bir Japon animasyonu.

Konu

Aşitaka, köyüne saldıran lanetlenmiş orman tanrısı bir domuzu öldürürken kolundan yaralanır ve lanetlenir. Lanete çare bulmak için köyünden uzaklaşan genç savaşçı, Demir Şehri adında demir madenini işleyip ölümcül silahlar yapan ve bu silahları ormanın hayvanlarıyla savaşmakta kullanan Leydi Eboşi ile karşılaşır.

Hakkında

Prenses Mononoke’yi Hayao Miyazaki yazıp yönetti.

Yapım, Japon Akademisi’nde En İyi Film ödülünün sahibi oldu.

Animasyon imdb’nin en iyi 250 film listesinde üst sıralarda yer alıyor.

23,5 milyon dolar bütçesi olan yapım 160 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Prenses Mononoke’yi yapmak için 144 bin tane geleneksel el çizimi yapıldı. Bunların 80 bininden fazlasını yönetmen Hayao Miyazaki bizzat kendisi çizdi ya da düzeltti.

Japon mitolojisine göre cinsiyetlerinden bağımsız olarak, kurt ve köpekler erkek, kediler ise kadın seslidir. Bu yüzden animenin Japon versiyonunda anne kurdu bir erkek (Akihiro Miwa) seslendiriyor. Amerikan versiyonunda ise anne kurdu bir kadın (Gillian Anderson) seslendiriyor.

Animasyonun Japonca adı Mononoke-hime. Mononoke bir isim değil, Japoncada kızgın, kinci ruh, hime ise prenses anlamında. Fakat animasyonun ismi İngilizceye (ve Türkçeye) çevrilirken Mononoke bir isimmiş gibi kullanıldı ve Prenses Mononoke olmasına karar verildi.

Yapım, geleneksel el çizimi kullanılarak yapılan son büyük animasyondur.

23.5 milyon dolar bütçesi olan yapım, o güne kadar en fazla bütçesi olan animeydi.

Prenses Mononoke, E.T.’nin rekorunu kırarak Japon’ya da en fazla izlenen film olmayı başardı. Fakat rekorunu aynı yıl gösterime giren Titanic kırdı.

Studyo Ghibli’nin karakterlerinin dudakları görünmezken, Lady Eboshi’nin sürdüğü kırmızı ruj sayesinde dudakları fark edilebiliyor.

Hikâye Muromachi döneminin (1336-1573) son yıllarında geçiyor.

Animasyonda 500’ye yakın renk kullanıldı.

Yapım, Japonya adına Yabancı Dilde En iyi Film Oscar’ına aday gösterildi.

It’s a Wonderful Life (Şahane Hayat)

TÜR: Dram, Aile, Fantezi. SÜRE: 130 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 1946. imdb: 8,6. Tomatometer: %94.

Ünlü yönetmen Frank Capra’nın 1930’lu yıllarda sıklıkla işlediği iyimserlik temasına başarıyla geri dönüş yaptığı Şahane Hayat, oldukça başarılı bir fantastik-aile-dram filmi.

Konu

Doğduğundan bu yana aynı küçük kasabada yaşayan George Bailey (James Stewart), kendisini buraya ve insanlarına adamış, hoşgörülü, güvenilir ve yardımsever bir insandır. İflasın eşiğine gelen Bailey bir Noel gecesinde nehre atlayarak intihar etmek üzeredir. Tanrı Bailey için edilen dualara kulak verir ve kanatsız melek Clarence’i (Henry Travers) yer yüzüne gönderir.

Hakkında

Philip Van Doren Stern’in En Büyük Armağan (The Greatest Gift) adlı hikâyesinden Frances Goodrich, Albert Hackett ve Frank Capra tarafından senaryolaştırılan Şahane Hayat’ın yönetmen koltuğunda Frank Capra oturuyor.

Yapım, En iyi Film ve En İyi Yönetmen’in dahil olduğu 5 dalda Oscar’a ve En iyi Yönetmen kategorisinde Altın Küre’ye aday gösterildi.

3 milyon dolar bütçesi olan yapım 3.3 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Şahane Hayat, imdb’nin en iyi 250 film listesinde üst sıralarda yer alıyor.

Ivır Zıvır

Donna Reed’in terkedilmiş binanın camına taş attığı sahnenin çekimleri için Frank Capra usta bir nişancı kiraladı. Çekimler başladığında Reed nişancıya işaret vermeden taşı salladı ve camı tutturmayı başardı. Herkes şaşkınlıkla karşılasa da lisede beysbol oynamış olan Reed kuvvetli atışlar yapabiliyordu.

Dans pistinin ikiye ayrıldığı ve altından havuzun çıktığı sahne Los Angeles’taki Beverly Hills Lisesinde çekildi. Okulun spor salonu gerçekten de ikiye ayrılabiliyor ve altında havuz bulunuyordu.

Billy amca sarhoş bir şekilde evden ayrıldığı sahnenin devamında, sanki bir yere takılıp sendelemiş gibi bir ses geliyor. Aslında çekimlerde böyle bir ses düşünülmüyordu. Fakat sakar bir sahne görevlisi oyuncunun fark edemeyeceği bir yere sahne malzemeleri yığdığı için, oyuncu gerçekten malzemelere takılarak sesin çıkmasını sağladı. Capra, filmin kurgusunda bu sesi kullandı ve sakar görevliye “doğaçlama ses” nedeniyle 10 dolar ekstra prim verdi.

Savaş sonrası Hollywood’a geri dönen James Stewart’ın uzun bir aradan sonraki ilk öpüşme sahnesinin çekimlerinde oyuncu oldukça gergindi. Frank Capra’nın dikkatlice takip ettiği sahne çekiminde Stewart, doğaçlama olarak tek seferde sahneyi başarıyla tamamladı. Fakat kurgu aşamasında Stewart’ın tutkulu kucaklama sahnesi sansür takılacağı düşünülerek filmden çıkartıldı.

Yapım bazı kaynaklara göre Türkiye’de Yaşamak Güzeldir adıyla gösterilmiştir.

Frank Capra, Şahane Hayat için “en iyi filmim” dedi.

75 dükkan, bir ana cadde, fabrika, gecekondu ve yerleşim alanlarıyla 16 bin metre karelik bir alana inşa edilen Bedfard Falls kasabası yaklaşık iki ayda hazırlandı. Set Amerikan film tarihinin o günlerdeki en büyük setiydi.

Martini’ler 1903’te Sicilya’dan Amerika’ya göç eden Frank Capra’nın kendi ailesinden esinlenilerek yaratıldı.

Projeyi daha önce elinde bulunduran stüdyo George Bailey karakteri için Cary Grant’ı düşünüyordu. Fakat proje Frank Capra’ya geçince karakteri doğrudan James Stewart için yazdı. Stewart sonraları George Bailey karakterinin kariyeri boyunca oynadığı favori karakteri olduğunu söyledi.

Yapım 1946’da yayınlandığında başarı elde edemedi.

Capra filmi 90 günde çekebileceğini iddia etti ve kazanınca tüm çekim ekibi ve oyuncu kadrosuna bir kutlama partisi verdi.

Clarence’nin George’u kurtardığı köprü çekimleri 32 derece sıcaklıkta yapıldı. Bu yüzden bazı anlarda James Stewart’ın terlediği görünüyor.

Filmin konusu Noel’de geçiyor olsa da çekimler oldukça sıcak bir dönemde yapıldı. Bu yüzden Capra, ekibin sağlığı için sık sık çekimlere ara verdi.

2. Dünya Savaşı’ndan sonra demoralize olmuş olan James Stewart’ı George rolünü oynaması konusunda filmde Mr. Potter rolünü canlandıran Lionel Barrmore ikna etti.

Mr. Potter’ın 1939 yılında George’a yıllık 20 bin dolar maaş önerisi 2015’de 337 bin 730 dolar değerinde.

Zuzu adındaki küçük kız çocuğunu canlandıran Karolyn Grimesi isminin meşhur zencefilli çörek olan Zu Zu Ginger Snaps’den geldiğini söyledi. George filmin sonlarına doğru merdivenin başındaki zuzu’ya “zu zu my little ginger snap!” diyor.

Orijinal olarak siyah beyaz çekilmiş bu film şimdiye kadar üç kez de renklendirilmiştir. İlk renklendirme işlemi 1986’da , ikincisi 1989 ‘da ve sonuncusu ise 2007 yapılmıştır. İlk iki renklendirme pek başarılı değillerdi. Filmin özgünlüğünü zedelediği için o zaman hayatta olan Capra (ö.1991) ve Stewart (ö.1997) tarafından da sertçe eleştirildi. Ticari nedenlerle TV kanalları yine de renkli kopyalar için talepte bulunuyorlardı. Sonunda her iki renkli kopya da piyasadan çekildi. Üçüncü ve daha gelişmiş olan renkli kopya Sadece DVD setlerine koymak üzere bastırtıldı. Artık televizyonlarda sadece siyah beyaz orijinal kopyalar gösteriliyor.

Film en tanınmış “Noel Filmleri” arasındadır. ABD ‘de her Noel zamanı birçok TV kuruluşu bu filmi yayınlamayı adet haline getirmişlerdir.

Bağımsız bir filme göre çok pahalı bir prodüksiyon sayılır, filmin 3.7 Milyon dolarlık bir bütçesi vardı (üstelik 1946 yılının değeri ile). Oysa ilk etapta gişede sadece 3,3 Milyon dolar toplayabildi. Bu başarısızlığın bir sebebi de William Wyler’ın bol Oscar’lı Hayatımızın En Güzel Yılları (The Best Years of Our Lives) filminden sadece bir hafta sonra gösterime girmesidir.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Mr. Potter 8.000 doları çalsa da filmde yakalanmıyor. Bu o günler için olağandışı bir durum. Çünkü Hays Office yani sansür kurulunun koyduğu kurallara göre filmlerdeki kötülerin cezalandırılması ya da tövbe etmesi gerekiyordu.

Orijinal senaryoya göre Clarence, George’a yaptığı kötülük yüzünden Potter’la yüzleşiyordu.

Mary, George’a evde kalmamak için onunla evlendiğini söylüyor. George olmadığı dünyayla yüzleşince Mary’i evde kalmış olarak buluyor.

Good Will Hunting (Can Dostum)

TÜR: Dram. SÜRE: 126 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 1997. imdb: 8,3. Tomatometer: %97.

Çocukken yaşadıkları nedeniyle topluma uyum sağlamakta zorluk çeken, oldukça zeki bir çocuğun, hırslı bir matematik profesörü ile önce kendisini keşfetmesini sağlamaya çalışan bir terapist arasında yaşadıklarını konu alan Can Dostum, oldukça başarılı bir dram filmi.

Konu

Massachuset üniversitesinde hademe olarak çalışan 17 yaşındaki Will Hunting (Matt Damon), zeki ve öğrenim heveslisi bir gençtir. Çocukluğunda yaşadıkları nedeniyle içine kapanık olan ve sürekli kanunla başı belaya giren Will’i matematik profesörü Lambeau (Stellan Skarsgård) keşfeder ve dediklerini yapması koşuluyla şartlı olarak tahliye olmasını sağlar.

Hakkında

Senaryosunu, aynı zamanda filmde de rol alan, Matt Damon ve Ben Affleck’in yazdığı Can Dostum’un yönetmen koltuğunda Gus Van Sant oturuyor.

Yapım, 9 dalda aday gösterildiği Oscar ödüllerinden, En İyi Senaryo ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Matt Damon) kategorilerinde başarıya ulaştı. Ayrıca film, En iyi Senaryo dalında Altın Küre’ye layık bulundu.

Can Dostum, 8,3 ortalama puanı ile imdb’nin en iyi 250 film listesinde yer alıyor.

10 milyon dolar bütçesi olan yapım, 226 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Matt Damon ve Ben Affleck çekimlerin ilk gününde mutluluk göz yaşları döküyorlardı. Çünkü iki usta oyuncu Robin Williams ve Stellan Skarsgård’ın kelimesi kelimesine onların senaryolarını oynadıkları bu anın hayalini tam 4 yıldır kuruyorlardı.

Robin Williams En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar’ını kazandıktan sonra ödülün bir replikasını, “Almanya’da beni ünlü yaptığın için teşekkürler” notuyla birlikte, oynadığı karakterin Almanca dublajını yapan Peer Augustinski’a gönderdi.

Francis Ford Coppola’nın vasıtasıyla senaryoyu okuyan Robin Williams, oldukça etkilendi ve Coppola’ya sadece, “kim bu çocuklar?” diye sordu.

Robin Williams’ın 2014’teki vefatından sonra oyuncunun Matt Damon ile görüşme yaptığı Boston’daki şehir parkında yer alan bank, bir anma köşesi haline geldi. Williams’ın birçok hayranı bankın etrafına şiirler yazdı, alıntılar yaptı, çiçekler bıraktı. Ayrıca oyuncunun bir heykelinin banka yapılması konusunda belediyeye dilekçe verildi.

Williams ile Damon’un bank sahnesinde sanki parkta kimse yokmuş gibi görünüyor oysa çekimleri üç bine yakın kişi izledi.

Robin Williams’ın eski karısının osurmasıyla ilgili yaptığı şakalar tamamen oyuncu tarafından doğaçlama olarak yapıldı. Damon’ın sahnede çok samimi bir şekilde kahkaha atmaktan kendinden geçmesi de bu sayede oldu. Ayrıca sahne dikkatlice izlenirse, bir ara kameranın da sallandığı yani kameramanın da muhtemelen kahkaha attığını fark edebilirsiniz.

Yapımcı Harvey Weinstein, Skylar rolü için Minnie Driver’ın yeterince güzel olmadığını düşünerek oyuncuyu veto etti. Fakat Gus, Matt ve Ben’in ısrarla oyuncuyu istemeleri üzerine kararını değiştirdi.

Casey Affleck’in birçok repliği doğaçlamaydı. İlk başlarda oyuncunun doğaçlamaları Damon, Affleck ve yönetmen Gus Van Sant tarafından engellense de sonrasında doğaçlamaların karakterin orijinal repliklerinden çok daha eğlenceli olduğuna karar verildi ve çekimler o şekilde yapıldı.

Matt Damon Harvard’daki beşinci yılında oyun yazarlığı sınıfındaydı ve en büyük başarısı tek perdelik bir oyun yazmaktı. O günlerde Affleck’den de yardım alarak filmin senaryosunu kaleme almaya başladı ve ortaya Can Dostum çıktı.

Minnie Driver’ın karakterinin adı olan Skylar, çekimler başlamadan önce Damon’dan ayrılan ve sonrasında Metallica’nın bateristi Lars Ulrich’le evlenen sevgilisi Skylar Satenstein’den alıyor.

Matt Damon, Robin Williams’ın filme yaptığı en iyi “eklentinin” filmin sonundaki doğaçlama repliği olduğunu söyledi.

Eski bir Harvard öğrenicisi olan Matt Damon, orijinal hikayeye göre Will’in bir fizik dâhisi olmasını istiyordu. Fakat bu fikrini fizik dalında Nobel almış olan Harvard profesörlerinden Sheldon L. Glashow’a ilettiğinde profesör, fizik yerine matematik dahilisi olmasını önerdi ve onu M.I.T.’de matematik profesörü olan eniştesi, Daniel Kleitman’a, yönlendirdi. O da öneriyi onaylayınca Damon senaryoyu ona göre yazdı. Filmin sonunda da her iki profesöre teşekkür etti.

Sean’ın ofisinde asılı olan resmi yönetmen Gus Van Sant yapmıştı.

Senaryoyu ilk olarak Castle Rock Entertainment satın aldı. Buna göre Matt ve Ben yerine Leonardo DiCaprio ve Brad Pitt’in oynaması planlanıyordu.

Mel Gibson’ın yönetmenlikten çekilmesinin ardından Michael Mann yönetmen adayı oldu. Mann yapımda iki büyük değişiklik yapmak istiyordu. Birincisi Matt Damon’ın tanınmadığı için başrolde olmasını istemiyordu. İkincisi de Will ve arkadaşlarının araba hırsızı olmasını istiyordu.

Ben Affleck, Damon ile birlikte Sean karakterini yazarlarken akıllarında Morgan Freeman veya Robert De Niro olduğunu söyledi.

Sean Maguire (Robin Williams) karakteri Damon’ın annesi ve Affleck’in babasının bir sentezi olarak yaratıldı.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Robin Williams’ın filmin sonundaki, “Orospu çocuğu. Benim lafımı çaldı” repliği oyuncunun doğaçlamasıydı.

Yönetmen Gus Van Sant, bir ara, Damon ve Afflec’ten Chuckie’nin inşaat kazasında öldüğü farklı bir senaryo yazmalarını istedi. Her ikisi de karşı çıksalar da istemeye istemeye buna uygun bir senaryo yazdılar. Yönetmen okudu ve çok kötü bir fikir olduğuna karar verdi.

 

Tonari No Totoro (My Neighbor Totoro / Komşum Totoro)

TÜR: Animasyon, Aile, Fantezi. SÜRE: 86 Dk. ÜLKE: Japonya. YAPIM YILI: 1988. imdb: 8,2. Tomatometer: %93.

Anneleri hastanede olan iki kız kardeşin babalarıyla birlikte yeni bir eve taşınmaları ve esrarengiz bir şeylerle karşılaşmalarını konu alan Komşum Totoro, oldukça başarılı bir animasyon filmi.

Konu

Bir üniversite profesörü olan babalarıyla Mei ve Satsuki, bir hastanede tedavi gören annelerine daha yakın olmak için bir köye taşınırlar. Çok geçmeden küçük kardeş Mei orman ruhlarını görmeye başlar ve en sonunda Totoro ile tanışır.

Hakkında

Komşum Totoro’nun senaryosunu Hayao Miyazaki yazdı ve yönetti.

Komşum Totoro, Animage Anime Grand Prix, Mainichi Film Ödülleri ve Kinema Junpo Ödüllerinde En İyi Film ödüllerinin sahibi oldu.

Animasyon, imdb’nin en iyi 250 film listesinde yer alıyor.

Ivır Zıvır

Komşum Totoro’nun konusu kısmen otobiyografik. Hayao Miyazaki ve kardeşleri çocukken, anneleri omurga tüberkülozu olduğu için 9 yıl boyunca çoğu zamanını hastanede geçiriyordu. Filmde hiç belirtilmemiş olsa da Satsuki ve Mei’nin anneleri de tüberküloz hastası. Miyazaki bir keresinde, animasyonun iki başkahramanının kız değil de erkek çocuğu olması durumunda kendisi için çok acı verici olacağını ifade etti.

Animasyondaki iki kızın adları olan Satsuki ve Mei aslında bir kelime oyunu. Satsuki, eski Japonca’da “May” (Mayıs) anlamına geliyor. Aynı zamanda Mei’de “May”in İngilizce telaffuzu.

Orijinal plana göre Miyazaki animasyonda 7 yaşında bir kızın başkahraman olmasını istiyordu. Fakat projenin ortalarında tek kahramanla animasyonun iyi olmayacağını düşünüp 7 yaşındaki kız yerine 10 yaşında Satsuki ve 4 yaşındaki Mei’yi hikâyede kullandı.

Komşum Totoro filmindeki ayıya benzeyen doğaüstü yaratık Totoro, Studio Ghibli’nin maskotu oldu. Ghibli’ye ait bütün filmler, başlangıcında mavi zemin üzerinde Totoro’nun görünmesiyle başlıyor. Totoro aynı zamanda hem stüdyo hem de Hayao Miyazaki’yle özdeşleşmiştir.

Animasyonun müziklerini besteleyen Japon besteci Joe Hisaishi, 2008’de Budokan’da çok özel bir konser verdi. Konser, Miyazaki animelerinin 25. yılı anısına düzenlendi ve Komşum Totoro’nun da içinde olduğu tüm Miyazaki animelerinin müzikleri seslendirildi. Miyazaki’nin de izlediği konserin bir bölümde ekrana yönetmenin Totoro’nun melodisini mırıldandığı bir görüntü geliyor.

Yapım ilk yayınlandığında gişe başarısı elde edemedi. 2 yıl sonra Totoro karakterini temel alan oyuncaklar rafları süslemeye başlayınca yapım da popüler olmaya başladı.

2005’te Japonya’daki World Expo’da animasyondaki Satsuki ve Mei’nin klasik Japon evi inşa edildi ve halka açıldı.

Tek yayınlanması durumunda finansal risk olacağı gerekçesiyle animasyon, Japonya’da bir başka animasyon olan Ateşböceklerinin Mezarı (Hotaru No Haka / Grave of the Fireflies) ile birlikte yayınlandı. Günümüzde her iki animasyon da imdb’nin en iyi 250 film listesinde yer alıyor.

Mei’nin annesine götürmek istediği mısırla birlikte göründüğü sahnede yer alan heykeller, Budizm’de çocukların koruyucu tanrısı olan Jizo’ya ait.

Pixar’ın 2010 yapımı Oyuncak Hikâyesi 3’teki (Toy Story 3) bir sahnede Totoro’nun pelüş oyuncağı yer alıyor.

Komşum Totoro’nun yayınlanmasından 6 yıl sonra, 1994’te dünyaya gelen Dakota Fanning, animasyonun 2005’teki Wold Disney sürümünde Satsuki’yi seslendirdi.

Animasyon 1958 Japonya’sında geçiyor.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Aslında Totoro ismi Mei’nin Japonca Tororu kelimesini yalnız telaffuz etmesi sonucu türüyor. Tororu kelimesinin anlamı ise “oltayla balık tutmak / kandırmak” anlamına geliyor.