Kategori arşivi: imdb En İyi 250 Film Listesi

Three Billboards Outside Ebbing Missouri (Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri)

TÜR: Suç, Dram. SÜRE: 115 Dk. ÜLKE: İngiltere, Amerika. YAPIM YILI: 2016. imdb: 8,2. Tomatometer: %92…

Kızı vahşice öldürülen bir annenin, 7 aydır katille ilgili hiçbir iz bulunmayan soruşturmayla ilgili, halkın dikkatini çekmek için kasabadaki üç reklam panosuna ilan vermesi ve akabinde olanları konu alan Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri, katıksız karakterleri, doğal anlatımı, düz olay örgüsü ve çok iyi oyunculuklarla oldukça başarılı bir suç drama filmi.

İngiliz yönetmen Martin McDonagh imzasını taşıyan yapım, Fargo’nun başrol oyuncusu Frances McDormand’ın da etkisiyle Coen kardeşlerin kendine has “cool” tarzlarını anımsatıyor.

Konu

Polisin, kızının cinayetinde bir şüpheli bulamaması nedeniyle olaya halkın dikkatini çekmek isteyen Mildred (Frances McDormand), üç reklam panosu satın alır. Panolarda adı olan polis şefi Willoughby (Woody Harrelson) kanserdir ve yaşananlardan ötürü son derece üzgündür.

Hakkında

Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri’yi Martin McDonagh yazıp yönetti.

Frances McDormand filmdeki performansıyla Oscar, Altın Küre ve BAFTA’da En İyi Kadın Oyuncu, Sam Rockwell ise 3 ödül töreninde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödüllerinin sahibi oldu. Ayrıca yapım, BAFTA ve Altın Küre’de En İyi Film ödüllerinin sahibi oldu.

12 milyon dolar bütçesi olan film, 160 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Mildred karakteri önerilen Frances McDormand, “rol teklifi geldiğinde 58 yaşındaydım ve oynadığım roldeki kadının ilk çocuğu için 38 yaşına kadar beklemesi düşünülemezdi o yüzden kabul etmekte tereddüt ettim. Sonra kocam (Joel Coen) ile konuştum ve bana ‘sadece çeneni kapat ve kabul et’ dedikten sonra teklifi kabul ettim ” dedi.

Martin McDonagh Mildred karakterini doğrudan Frances McDormand’i düşünerek yazdı.

Senaryo fikri yönetmenin, Georgia, Florida, Alabama’da çözülmemiş bir dava için verilmiş olan pano reklamlarını görmesiyle geldi.

Missouri’de Ebbing adında bir kasaba bulunmuyor. Film batı North Carolina’da Sylva adındaki bir dağ kasabasında çekildi.

Film yapım ekibi, herhangi bir sorun yaratmamak koşuluyla bölge halkının dış çekimleri izlemesine izin verdi. Bu yüzden çekimlerde 100’den fazla izleyici bulunuyordu. Aralarda oyuncular imza veriyorlardı.

Uzun bir çekim arasında Woody Harrelson, polis karakolu setinin yanındaki müzik dükkânında çekimleri izleyenlere doğaçlama olarak bir gitar performansı sergiledi.

Oynadığı karakteri hantal gösterebilmek adına Sam Rockwell dolgu maddeleri olan kostümler giydi.

Frances McDormand’ın kazandığı En İyi Kadın Oyuncu Oscar heykelciği törenin ardından düzenlenen partide çalındı. Heykelcikle video çekip paylaşan hırsız kısa sürede yakalandı ve heykelcik oyuncuya teslim edildi.

Filmde Mildred, Martin McDonagh ve Sam Rockwell’in hayranı olduğu Geyik Avcısı (The Deer Hunter) filmine bir saygı duruşu olarak bandana takıyor.

Yapım, yönetmen Martin McDonagh’ın Colin Farrell’a rol vermediği ilk film oldu.

Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri, Zoraki Kral’dan (The King’s Speech) sonra BAFTA’da hem En İyi Film hem de En İyi İngiliz Filmi ödüllerini aynı anda kazanan ikinci film oldu.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Dixon bir sahnede, Mark Waid’in yazdığı Incorruptible çizgi romanını okuyor ve tişörtünü giyiyor. Eser, bir kahraman rolüne bürünen kötü bir adamı konu ediniyor. Bu da Dixon’ın filmdeki rol değişimine bir gönderme.

Hotaru no Haka (Grave of the Fireflies / Ateşböceklerinin Mezarı)

TÜR: Macera, Savaş, Dram. SÜRE: 89 Dk. ÜLKE: Japonya. YAPIM YILI: 1988. imdb: 8,5. Tomatometer: %97…

2. Dünya Savaşı’nın son günlerinde Japonya’da hayatta kalmaya çalışan 14 yaşındaki Seita ve 4 yaşındaki kardeşi Setsuko’nun başından geçenleri konu edinen Ateşböceklerinin Mezarı, oldukça sarsıcı ve sert bir animasyon.

Animasyonun, kahramanca bir uğraşı abartılı bir şekilde anlatmak yerine tamamen savaşın sebep olduğu kişisel trajedilere odaklanıyor olması izleyiciye yaşattığı sarsıcı etkinin daha da derinleşmesini sağlıyor.

Konu

2. Dünya Savaşı’nın son günlerinde bombalanan Kobe şehrinde yaşayan 14 yaşındaki Seita ve dört yaşındaki kız kardeşi Setsuko hayatta kalmak için yollara düşmüşlerdir. Kısa bir süre sonra annelerinin öldüğünü öğrenen Seita, gerçeği ufak kardeşinden saklayıp, tüm olumsuzluklara rağmen her şey normalmişçesine onu tüm olumsuzluklardan uzak tutmaya çalışmaktadır.

Hakkında

Akiyuki Nosaka’nın 1967’de yayınladığı aynı adlı kısmi otobiyografik kısa hikâyesinden Isao Takahata’nın uyarladığı Ateşböceklerinin Mezarı’nın yönetmenliğini de Takahata üstleniyor.

Animasyon imd’nin en iyi 250 film listesinde üst sıralarda yer alıyor.

Ivır Zıvır

Filmin uyarlandığı kısa hikâyenin yazarı Akiyuki Nosaka, II. Dünya Savaşı’da açlıktan ölen kız kardeşinden özür dilemek amacıyla hikâyeyi kaleme aldı.

Drama en sarsıcı animasyonlardan biri olarak kabul ediliyor.

Roger Ebert filmi şimdiye dek yapılmış en güçlü savaş karşıtı filmlerden biri olarak nitelendiriyor.

Animasyon tarihçisi Ernest Rister filmi Steven Spielberg’in Schindler’in Listesi (Schindler’s List) yapıtı ile karşılaştırarak, gördüğü en içten animasyon film olduğunu belirtti.

Yapım günümüzün en şöhretli animasyonlarından biri olan Komşum Totoro’yla (Tonari No Totoro / My Neighbor Totoro) aynı stüdyoda ve eş zamanlı olarak yapıldığı için birçok animasyoncu hangi projede çalıştığını hatırlayamıyor.

Yayıncılar finansal risk almamak için Komşum Totoro’yu (Tonari No Totoro / My Neighbor Totoro) yayınlamak istemediği için animasyon Ateşböceklerinin Mezarı’yla birlikte yayınlandı. Ama ilginçtir ki, ilk olarak Komşum Totoro gösterildiği için sinema salonundan mutlu ayrılmayı tercih eden seyirciler nedeniyle Ateşböceklerinin Mezarı genelde “gözden kaçan” yapım oldu.

Japonya’nın 2. Dünya Savaşı’ndaki rolünü konu edindiği endişesiyle yapımın Güney Kore’deki yayını ertelendi.

Animasyonda Setsuko’nın büyük bir iştahla yediği meyveli şeker gerçekte olayın geçtiği dönemden 4 yıl sonra 1949’da Sakuma şirketi tarafından üretilmeye başlandı.

Yönetmen Isao Takahata, Setsuko’nın doktordaki işi bitmek üzereyken içeriye giren hasta rolüyle animasyonda yer alıyor.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Hikâye, 1945’de Japonya’daki savaş esnasında kız kardeşini yetersiz beslenme sebebiyle kaybeden Akiyuki Nosuka’nın yazdığı aynı adlı yarı otobiyografik romanı temel alıyor. Kız kardeşinin ölümünden kendisini sorumlu tutan yazar bu romanı olayı telafi etmek ve trajediyi kabullenmesine yardım etmesi için yazdı. Bombardıman esnasında Nosuka’nın kız kardeşi on altı aylıktır ve kardeşinin bakımı altındayken malnütrisyon (yetersiz beslenme) sonucu ölmüştür. Eleştirmen Igarashi Yoshikuni’ye göre Nosuka kendisini temsil eden Seita’yı öldürerek, kız kardeşinin ölümündeki suçluluğunu bastırmaya çalışmaktadır.

Yönetmen Isao Takahata sadece romanın büyük başarı elde etmesi sebebiyle (ya da Miyazaki’nin sevki ile) değil kendisinin de başından buna benzer bir olay geçtiği için projeyi aldı. Yönetmenin kardeşlerinden biri bir bombardımanda iki gün boyunca ailesinden ayrı kalmıştı. Isao bu olayı hayatının en kötü tecrübesi olarak tanımlamaktadır.

Blade Runner 2049 (Bıçak Sırtı 2049)

TÜR: Dram, Gizem, Bilim Kurgu. SÜRE: 164 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 2017. imdb: 8,2. Tomatometer: %87.

Nefis bir atmosfere, anlatıma ve müziklere sahip olan Bıçak Sırtı 2049, oldukça başarılı bir bilim kurgu filmi.

Konu

Tıpa tıp insana benzeyen replicantların memur ve köle olarak toplum içinde yer aldığı 2049 yılında, K (Ryan Gosling), eski replicantları avlayan ve onları emekliye ayıran (öldüren) bir polistir. Bir replicantı emekliye ayırmak için gittiği protein çiftliğindeki ağacın altına gömülü bir sandık bulur. Sandığın içinden çıkarılan kadın replicantın kemikleri üzerinde yapılan incelemede replicantın öngörülmeyen bir şekilde doğum yaptığı anlaşılır. K’nın şefi Joshi (Robin Wright), K’dan çocuk replicantı bulup emekliye ayırmasını ve olanların üzerini bir daha açmamak üzere kapatmasını emreder.

Hakkında

1982 yapımı Bıçak Sırtı’nın (Blade Runner) devamı niteliğindeki filmin senaryosunu Hampton Fancher ve Michael Green yazdı ve Denis Villeneuve yönetti.

Yapım, özellikle teknik kategorilerde olmak üzere 6 dalda Oscar ve 8 dalda BAFTA ödüllerine aday gösterildi. Sinematografi ve Görsel Efekt dallarında hem Oscar hem de BAFTA’da ödüllerin sahibi oldu.

Bıçak Sırtı 2049, yazı hazırlanırken imdb’nin en iyi 250 listesinde yer alıyordu.

Ivır Zıvır

David Bowie, yönetmen Denis Villeneuve’nin Niander Wallace karakteri için ilk tercihiydi. Fakat çekimlere başlamadan önce ünlü sanatçı Bowie yaşamını yitirdi.

K’nin Sapper Morton ile karşı karşıya geldikleri filmin açılış sahnesi, Bıçak Sırtı’nın ilk filmi için yazılmış, tasarlanmış ama çekilmemiş bir sahneydi. İlk filmin yönetmeni Ridley Scott, Rick Decard’ın (Harrison Ford) filmde göründüğü ilk sahnenin bu sahne olmasını istemiş fakat sonradan Decard’ın filmde ilk kez, sokakta noodle yerken görünmesini uygun bulmuştu.

İlk filmin yıllar içinde birçok farklı versiyonu yayınlandığı için, 2049’un yönetmeni Villeneuve’ya yönetilen, “gelecekte 2049’un farklı versiyonları çıkacak mı?” sorusuna yönetmen, “filmin ilk ve tek kurgusu bu” yanıtını verdi.

Las Vegas’taki çekimler için sinematograf Roger Deakins, bir kum fırtınası sonrası gördüğü Sydney’deki meşhur Opera Binasından ilhan aldı. Yönetmen de sahneye dev erotik heykelin eklenmesi önerisinde bulundu.

Yönetmen Dennis Villeneuve, Bıçak Sırtı’nın sıkı fanları hakkında şunları söyledi, “Bıçak Sırtı’nın her bir fanının sinemaya ellerinde beysbol soplarıyla geleceklerini biliyorum. Bunun farkındayım ve onlara saygı duyuyorum çünkü bu bir sanat ve sanat aynı zamanda risktir. Ben de bu riski alıyorum. Bu benim hayatımın en büyük riski olacak ama bu konuda kendimi iyi hissediyorum. Aynı zamanda çok heyecanlıyım ve bu bana ilham veriyor. 10 yaşımdan beri bilim kurgu filmi yapma hayalleri kuruyorum ama bugüne kadar birçok devam filmine ‘hayır’ dedim. Fakat Bıçak Sırtı 2049’a ‘hayır’ diyemedim. Filmi çok sevdiğim için, ‘tamam, her şeyimi verip en iyisini yapacağım’ dedim.”

Villeneuve, başlarda ilk filmin devamını yapmanın ilk filmin doğasına aykırı olacağını düşünüyordu. Fakat senaryoyu okuduktan sonra tıpkı Harrison Ford gibi, “bugüne kadar okuduğum en iyi senaryolardan biri” diyerek kendini projeye adadı.

Dennis Gassner, Nainder Wallace’ın odasını Kyoto, Japonya’daki en bilinen tapınaklardan biri olan Kiyomizu-dera’daki odalardan birinden esinlenerek tasarladı.

Terkedilmiş güneş paneli tarlaları sahnesi, Sevilla yakınlarındaki gerçek bir thermosolar güç istasyonunda çekildi.

Jared Leto, kör Niander Wallace karakterini daha iyi canlandırmak için, görmesinin imkansız olduğu mat kontak lensler kullanmaya karar verdi.

Filmde Mariette (Mackenzie Davis) replicantlar için, “insanlardan daha fazla insan” diyor. Bıçak Sırtı’nda Eldon Tyrell (Joe Turkel), Rick Deckard’la (Harrison Ford) buluştuğu sahnede, Tyrell şirketinin sloganı olarak replicantlar için, “insandan daha fazla insan” diyor.

Kavga sahnesinin çekimleri sırasında Harrison Ford kazayla Ryan Gosling’in yüzüne yumruk attı. Ford özür olarak, Gosling’le bir şişe İskoç viskisi paylaştı.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Gaff’ın K’ya, Deckard için, “onun gözlerinde bir şey var” sözü doğrudan ilk filmde Deckard’ın replicant olduğuna dair teorilere bir gönderme.

Bilgisayar efekti şirketi, Rachael’in (Sean Young) 35 yıl önceki Bıçak Sırtı’ndaki halinin birebir aynısını dijital olarak canlandırabilmek adına tam bir yıl uğraştı. Sahnede Rachael’i Loren Peta oynadıktan sonra efekt şirketi oyuncuyu Young’a benzetmek için çalıştı. Rachael’in sesi de ses dublörü tarafından seslendirildi. Yönetmen Denis Villeneuve, dijital olarak Carrie Fisher ve Peter Cushing’in yeniden yaratıldığı Rogue One’a (Rogue One: Bir Star Wars Hikayesi) gelen eleştirilerden nasibini almamak için efekt şirketine istediği kadar zaman verdi ve sonucu, “büyüleyici” olarak tanımladı.

Mononoke-hime (Princess Mononoke / Prenses Mononoke)

TÜR: Animasyon, Macera, Fantezi. SÜRE: 134 Dk. ÜLKE: Japonya. YAPIM YILI: 1997. imdb: 8,4. Tomatometer: %92.

Ormanı koruyan doğaüstü yaratıklarla, doğanın kaynaklarını hızla ve acımasızca tüketen insanlar arasındaki mücadeleyi konu alan Prenses Mononoke, Hayao Miyazaki’nin imzasını taşıyan başarılı bir Japon animasyonu.

Konu

Aşitaka, köyüne saldıran lanetlenmiş orman tanrısı bir domuzu öldürürken kolundan yaralanır ve lanetlenir. Lanete çare bulmak için köyünden uzaklaşan genç savaşçı, Demir Şehri adında demir madenini işleyip ölümcül silahlar yapan ve bu silahları ormanın hayvanlarıyla savaşmakta kullanan Leydi Eboşi ile karşılaşır.

Hakkında

Prenses Mononoke’yi Hayao Miyazaki yazıp yönetti.

Yapım, Japon Akademisi’nde En İyi Film ödülünün sahibi oldu.

Animasyon imdb’nin en iyi 250 film listesinde üst sıralarda yer alıyor.

23,5 milyon dolar bütçesi olan yapım 160 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Prenses Mononoke’yi yapmak için 144 bin tane geleneksel el çizimi yapıldı. Bunların 80 bininden fazlasını yönetmen Hayao Miyazaki bizzat kendisi çizdi ya da düzeltti.

Japon mitolojisine göre cinsiyetlerinden bağımsız olarak, kurt ve köpekler erkek, kediler ise kadın seslidir. Bu yüzden animenin Japon versiyonunda anne kurdu bir erkek (Akihiro Miwa) seslendiriyor. Amerikan versiyonunda ise anne kurdu bir kadın (Gillian Anderson) seslendiriyor.

Animasyonun Japonca adı Mononoke-hime. Mononoke bir isim değil, Japoncada kızgın, kinci ruh, hime ise prenses anlamında. Fakat animasyonun ismi İngilizceye (ve Türkçeye) çevrilirken Mononoke bir isimmiş gibi kullanıldı ve Prenses Mononoke olmasına karar verildi.

Yapım, geleneksel el çizimi kullanılarak yapılan son büyük animasyondur.

23.5 milyon dolar bütçesi olan yapım, o güne kadar en fazla bütçesi olan animeydi.

Prenses Mononoke, E.T.’nin rekorunu kırarak Japon’ya da en fazla izlenen film olmayı başardı. Fakat rekorunu aynı yıl gösterime giren Titanic kırdı.

Studyo Ghibli’nin karakterlerinin dudakları görünmezken, Lady Eboshi’nin sürdüğü kırmızı ruj sayesinde dudakları fark edilebiliyor.

Hikâye Muromachi döneminin (1336-1573) son yıllarında geçiyor.

Animasyonda 500’ye yakın renk kullanıldı.

Yapım, Japonya adına Yabancı Dilde En iyi Film Oscar’ına aday gösterildi.

It’s a Wonderful Life (Şahane Hayat)

TÜR: Dram, Aile, Fantezi. SÜRE: 130 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 1946. imdb: 8,6. Tomatometer: %94.

Ünlü yönetmen Frank Capra’nın 1930’lu yıllarda sıklıkla işlediği iyimserlik temasına başarıyla geri dönüş yaptığı Şahane Hayat, oldukça başarılı bir fantastik-aile-dram filmi.

Konu

Doğduğundan bu yana aynı küçük kasabada yaşayan George Bailey (James Stewart), kendisini buraya ve insanlarına adamış, hoşgörülü, güvenilir ve yardımsever bir insandır. İflasın eşiğine gelen Bailey bir Noel gecesinde nehre atlayarak intihar etmek üzeredir. Tanrı Bailey için edilen dualara kulak verir ve kanatsız melek Clarence’i (Henry Travers) yer yüzüne gönderir.

Hakkında

Philip Van Doren Stern’in En Büyük Armağan (The Greatest Gift) adlı hikâyesinden Frances Goodrich, Albert Hackett ve Frank Capra tarafından senaryolaştırılan Şahane Hayat’ın yönetmen koltuğunda Frank Capra oturuyor.

Yapım, En iyi Film ve En İyi Yönetmen’in dahil olduğu 5 dalda Oscar’a ve En iyi Yönetmen kategorisinde Altın Küre’ye aday gösterildi.

3 milyon dolar bütçesi olan yapım 3.3 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Şahane Hayat, imdb’nin en iyi 250 film listesinde üst sıralarda yer alıyor.

Ivır Zıvır

Donna Reed’in terkedilmiş binanın camına taş attığı sahnenin çekimleri için Frank Capra usta bir nişancı kiraladı. Çekimler başladığında Reed nişancıya işaret vermeden taşı salladı ve camı tutturmayı başardı. Herkes şaşkınlıkla karşılasa da lisede beysbol oynamış olan Reed kuvvetli atışlar yapabiliyordu.

Dans pistinin ikiye ayrıldığı ve altından havuzun çıktığı sahne Los Angeles’taki Beverly Hills Lisesinde çekildi. Okulun spor salonu gerçekten de ikiye ayrılabiliyor ve altında havuz bulunuyordu.

Billy amca sarhoş bir şekilde evden ayrıldığı sahnenin devamında, sanki bir yere takılıp sendelemiş gibi bir ses geliyor. Aslında çekimlerde böyle bir ses düşünülmüyordu. Fakat sakar bir sahne görevlisi oyuncunun fark edemeyeceği bir yere sahne malzemeleri yığdığı için, oyuncu gerçekten malzemelere takılarak sesin çıkmasını sağladı. Capra, filmin kurgusunda bu sesi kullandı ve sakar görevliye “doğaçlama ses” nedeniyle 10 dolar ekstra prim verdi.

Savaş sonrası Hollywood’a geri dönen James Stewart’ın uzun bir aradan sonraki ilk öpüşme sahnesinin çekimlerinde oyuncu oldukça gergindi. Frank Capra’nın dikkatlice takip ettiği sahne çekiminde Stewart, doğaçlama olarak tek seferde sahneyi başarıyla tamamladı. Fakat kurgu aşamasında Stewart’ın tutkulu kucaklama sahnesi sansür takılacağı düşünülerek filmden çıkartıldı.

Yapım bazı kaynaklara göre Türkiye’de Yaşamak Güzeldir adıyla gösterilmiştir.

Frank Capra, Şahane Hayat için “en iyi filmim” dedi.

75 dükkan, bir ana cadde, fabrika, gecekondu ve yerleşim alanlarıyla 16 bin metre karelik bir alana inşa edilen Bedfard Falls kasabası yaklaşık iki ayda hazırlandı. Set Amerikan film tarihinin o günlerdeki en büyük setiydi.

Martini’ler 1903’te Sicilya’dan Amerika’ya göç eden Frank Capra’nın kendi ailesinden esinlenilerek yaratıldı.

Projeyi daha önce elinde bulunduran stüdyo George Bailey karakteri için Cary Grant’ı düşünüyordu. Fakat proje Frank Capra’ya geçince karakteri doğrudan James Stewart için yazdı. Stewart sonraları George Bailey karakterinin kariyeri boyunca oynadığı favori karakteri olduğunu söyledi.

Yapım 1946’da yayınlandığında başarı elde edemedi.

Capra filmi 90 günde çekebileceğini iddia etti ve kazanınca tüm çekim ekibi ve oyuncu kadrosuna bir kutlama partisi verdi.

Clarence’nin George’u kurtardığı köprü çekimleri 32 derece sıcaklıkta yapıldı. Bu yüzden bazı anlarda James Stewart’ın terlediği görünüyor.

Filmin konusu Noel’de geçiyor olsa da çekimler oldukça sıcak bir dönemde yapıldı. Bu yüzden Capra, ekibin sağlığı için sık sık çekimlere ara verdi.

2. Dünya Savaşı’ndan sonra demoralize olmuş olan James Stewart’ı George rolünü oynaması konusunda filmde Mr. Potter rolünü canlandıran Lionel Barrmore ikna etti.

Mr. Potter’ın 1939 yılında George’a yıllık 20 bin dolar maaş önerisi 2015’de 337 bin 730 dolar değerinde.

Zuzu adındaki küçük kız çocuğunu canlandıran Karolyn Grimesi isminin meşhur zencefilli çörek olan Zu Zu Ginger Snaps’den geldiğini söyledi. George filmin sonlarına doğru merdivenin başındaki zuzu’ya “zu zu my little ginger snap!” diyor.

Orijinal olarak siyah beyaz çekilmiş bu film şimdiye kadar üç kez de renklendirilmiştir. İlk renklendirme işlemi 1986’da , ikincisi 1989 ‘da ve sonuncusu ise 2007 yapılmıştır. İlk iki renklendirme pek başarılı değillerdi. Filmin özgünlüğünü zedelediği için o zaman hayatta olan Capra (ö.1991) ve Stewart (ö.1997) tarafından da sertçe eleştirildi. Ticari nedenlerle TV kanalları yine de renkli kopyalar için talepte bulunuyorlardı. Sonunda her iki renkli kopya da piyasadan çekildi. Üçüncü ve daha gelişmiş olan renkli kopya Sadece DVD setlerine koymak üzere bastırtıldı. Artık televizyonlarda sadece siyah beyaz orijinal kopyalar gösteriliyor.

Film en tanınmış “Noel Filmleri” arasındadır. ABD ‘de her Noel zamanı birçok TV kuruluşu bu filmi yayınlamayı adet haline getirmişlerdir.

Bağımsız bir filme göre çok pahalı bir prodüksiyon sayılır, filmin 3.7 Milyon dolarlık bir bütçesi vardı (üstelik 1946 yılının değeri ile). Oysa ilk etapta gişede sadece 3,3 Milyon dolar toplayabildi. Bu başarısızlığın bir sebebi de William Wyler’ın bol Oscar’lı Hayatımızın En Güzel Yılları (The Best Years of Our Lives) filminden sadece bir hafta sonra gösterime girmesidir.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Mr. Potter 8.000 doları çalsa da filmde yakalanmıyor. Bu o günler için olağandışı bir durum. Çünkü Hays Office yani sansür kurulunun koyduğu kurallara göre filmlerdeki kötülerin cezalandırılması ya da tövbe etmesi gerekiyordu.

Orijinal senaryoya göre Clarence, George’a yaptığı kötülük yüzünden Potter’la yüzleşiyordu.

Mary, George’a evde kalmamak için onunla evlendiğini söylüyor. George olmadığı dünyayla yüzleşince Mary’i evde kalmış olarak buluyor.

Good Will Hunting (Can Dostum)

TÜR: Dram. SÜRE: 126 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 1997. imdb: 8,3. Tomatometer: %97.

Çocukken yaşadıkları nedeniyle topluma uyum sağlamakta zorluk çeken, oldukça zeki bir çocuğun, hırslı bir matematik profesörü ile önce kendisini keşfetmesini sağlamaya çalışan bir terapist arasında yaşadıklarını konu alan Can Dostum, oldukça başarılı bir dram filmi.

Konu

Massachuset üniversitesinde hademe olarak çalışan 17 yaşındaki Will Hunting (Matt Damon), zeki ve öğrenim heveslisi bir gençtir. Çocukluğunda yaşadıkları nedeniyle içine kapanık olan ve sürekli kanunla başı belaya giren Will’i matematik profesörü Lambeau (Stellan Skarsgård) keşfeder ve dediklerini yapması koşuluyla şartlı olarak tahliye olmasını sağlar.

Hakkında

Senaryosunu, aynı zamanda filmde de rol alan, Matt Damon ve Ben Affleck’in yazdığı Can Dostum’un yönetmen koltuğunda Gus Van Sant oturuyor.

Yapım, 9 dalda aday gösterildiği Oscar ödüllerinden, En İyi Senaryo ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Matt Damon) kategorilerinde başarıya ulaştı. Ayrıca film, En iyi Senaryo dalında Altın Küre’ye layık bulundu.

Can Dostum, 8,3 ortalama puanı ile imdb’nin en iyi 250 film listesinde yer alıyor.

10 milyon dolar bütçesi olan yapım, 226 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Matt Damon ve Ben Affleck çekimlerin ilk gününde mutluluk göz yaşları döküyorlardı. Çünkü iki usta oyuncu Robin Williams ve Stellan Skarsgård’ın kelimesi kelimesine onların senaryolarını oynadıkları bu anın hayalini tam 4 yıldır kuruyorlardı.

Robin Williams En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar’ını kazandıktan sonra ödülün bir replikasını, “Almanya’da beni ünlü yaptığın için teşekkürler” notuyla birlikte, oynadığı karakterin Almanca dublajını yapan Peer Augustinski’a gönderdi.

Francis Ford Coppola’nın vasıtasıyla senaryoyu okuyan Robin Williams, oldukça etkilendi ve Coppola’ya sadece, “kim bu çocuklar?” diye sordu.

Robin Williams’ın 2014’teki vefatından sonra oyuncunun Matt Damon ile görüşme yaptığı Boston’daki şehir parkında yer alan bank, bir anma köşesi haline geldi. Williams’ın birçok hayranı bankın etrafına şiirler yazdı, alıntılar yaptı, çiçekler bıraktı. Ayrıca oyuncunun bir heykelinin banka yapılması konusunda belediyeye dilekçe verildi.

Williams ile Damon’un bank sahnesinde sanki parkta kimse yokmuş gibi görünüyor oysa çekimleri üç bine yakın kişi izledi.

Robin Williams’ın eski karısının osurmasıyla ilgili yaptığı şakalar tamamen oyuncu tarafından doğaçlama olarak yapıldı. Damon’ın sahnede çok samimi bir şekilde kahkaha atmaktan kendinden geçmesi de bu sayede oldu. Ayrıca sahne dikkatlice izlenirse, bir ara kameranın da sallandığı yani kameramanın da muhtemelen kahkaha attığını fark edebilirsiniz.

Yapımcı Harvey Weinstein, Skylar rolü için Minnie Driver’ın yeterince güzel olmadığını düşünerek oyuncuyu veto etti. Fakat Gus, Matt ve Ben’in ısrarla oyuncuyu istemeleri üzerine kararını değiştirdi.

Casey Affleck’in birçok repliği doğaçlamaydı. İlk başlarda oyuncunun doğaçlamaları Damon, Affleck ve yönetmen Gus Van Sant tarafından engellense de sonrasında doğaçlamaların karakterin orijinal repliklerinden çok daha eğlenceli olduğuna karar verildi ve çekimler o şekilde yapıldı.

Matt Damon Harvard’daki beşinci yılında oyun yazarlığı sınıfındaydı ve en büyük başarısı tek perdelik bir oyun yazmaktı. O günlerde Affleck’den de yardım alarak filmin senaryosunu kaleme almaya başladı ve ortaya Can Dostum çıktı.

Minnie Driver’ın karakterinin adı olan Skylar, çekimler başlamadan önce Damon’dan ayrılan ve sonrasında Metallica’nın bateristi Lars Ulrich’le evlenen sevgilisi Skylar Satenstein’den alıyor.

Matt Damon, Robin Williams’ın filme yaptığı en iyi “eklentinin” filmin sonundaki doğaçlama repliği olduğunu söyledi.

Eski bir Harvard öğrenicisi olan Matt Damon, orijinal hikayeye göre Will’in bir fizik dâhisi olmasını istiyordu. Fakat bu fikrini fizik dalında Nobel almış olan Harvard profesörlerinden Sheldon L. Glashow’a ilettiğinde profesör, fizik yerine matematik dahilisi olmasını önerdi ve onu M.I.T.’de matematik profesörü olan eniştesi, Daniel Kleitman’a, yönlendirdi. O da öneriyi onaylayınca Damon senaryoyu ona göre yazdı. Filmin sonunda da her iki profesöre teşekkür etti.

Sean’ın ofisinde asılı olan resmi yönetmen Gus Van Sant yapmıştı.

Senaryoyu ilk olarak Castle Rock Entertainment satın aldı. Buna göre Matt ve Ben yerine Leonardo DiCaprio ve Brad Pitt’in oynaması planlanıyordu.

Mel Gibson’ın yönetmenlikten çekilmesinin ardından Michael Mann yönetmen adayı oldu. Mann yapımda iki büyük değişiklik yapmak istiyordu. Birincisi Matt Damon’ın tanınmadığı için başrolde olmasını istemiyordu. İkincisi de Will ve arkadaşlarının araba hırsızı olmasını istiyordu.

Ben Affleck, Damon ile birlikte Sean karakterini yazarlarken akıllarında Morgan Freeman veya Robert De Niro olduğunu söyledi.

Sean Maguire (Robin Williams) karakteri Damon’ın annesi ve Affleck’in babasının bir sentezi olarak yaratıldı.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Robin Williams’ın filmin sonundaki, “Orospu çocuğu. Benim lafımı çaldı” repliği oyuncunun doğaçlamasıydı.

Yönetmen Gus Van Sant, bir ara, Damon ve Afflec’ten Chuckie’nin inşaat kazasında öldüğü farklı bir senaryo yazmalarını istedi. Her ikisi de karşı çıksalar da istemeye istemeye buna uygun bir senaryo yazdılar. Yönetmen okudu ve çok kötü bir fikir olduğuna karar verdi.

 

Tonari No Totoro (My Neighbor Totoro / Komşum Totoro)

TÜR: Animasyon, Aile, Fantezi. SÜRE: 86 Dk. ÜLKE: Japonya. YAPIM YILI: 1988. imdb: 8,2. Tomatometer: %93.

Anneleri hastanede olan iki kız kardeşin babalarıyla birlikte yeni bir eve taşınmaları ve esrarengiz bir şeylerle karşılaşmalarını konu alan Komşum Totoro, oldukça başarılı bir animasyon filmi.

Konu

Bir üniversite profesörü olan babalarıyla Mei ve Satsuki, bir hastanede tedavi gören annelerine daha yakın olmak için bir köye taşınırlar. Çok geçmeden küçük kardeş Mei orman ruhlarını görmeye başlar ve en sonunda Totoro ile tanışır.

Hakkında

Komşum Totoro’nun senaryosunu Hayao Miyazaki yazdı ve yönetti.

Komşum Totoro, Animage Anime Grand Prix, Mainichi Film Ödülleri ve Kinema Junpo Ödüllerinde En İyi Film ödüllerinin sahibi oldu.

Animasyon, imdb’nin en iyi 250 film listesinde yer alıyor.

Ivır Zıvır

Komşum Totoro’nun konusu kısmen otobiyografik. Hayao Miyazaki ve kardeşleri çocukken, anneleri omurga tüberkülozu olduğu için 9 yıl boyunca çoğu zamanını hastanede geçiriyordu. Filmde hiç belirtilmemiş olsa da Satsuki ve Mei’nin anneleri de tüberküloz hastası. Miyazaki bir keresinde, animasyonun iki başkahramanının kız değil de erkek çocuğu olması durumunda kendisi için çok acı verici olacağını ifade etti.

Animasyondaki iki kızın adları olan Satsuki ve Mei aslında bir kelime oyunu. Satsuki, eski Japonca’da “May” (Mayıs) anlamına geliyor. Aynı zamanda Mei’de “May”in İngilizce telaffuzu.

Orijinal plana göre Miyazaki animasyonda 7 yaşında bir kızın başkahraman olmasını istiyordu. Fakat projenin ortalarında tek kahramanla animasyonun iyi olmayacağını düşünüp 7 yaşındaki kız yerine 10 yaşında Satsuki ve 4 yaşındaki Mei’yi hikâyede kullandı.

Komşum Totoro filmindeki ayıya benzeyen doğaüstü yaratık Totoro, Studio Ghibli’nin maskotu oldu. Ghibli’ye ait bütün filmler, başlangıcında mavi zemin üzerinde Totoro’nun görünmesiyle başlıyor. Totoro aynı zamanda hem stüdyo hem de Hayao Miyazaki’yle özdeşleşmiştir.

Animasyonun müziklerini besteleyen Japon besteci Joe Hisaishi, 2008’de Budokan’da çok özel bir konser verdi. Konser, Miyazaki animelerinin 25. yılı anısına düzenlendi ve Komşum Totoro’nun da içinde olduğu tüm Miyazaki animelerinin müzikleri seslendirildi. Miyazaki’nin de izlediği konserin bir bölümde ekrana yönetmenin Totoro’nun melodisini mırıldandığı bir görüntü geliyor.

Yapım ilk yayınlandığında gişe başarısı elde edemedi. 2 yıl sonra Totoro karakterini temel alan oyuncaklar rafları süslemeye başlayınca yapım da popüler olmaya başladı.

2005’te Japonya’daki World Expo’da animasyondaki Satsuki ve Mei’nin klasik Japon evi inşa edildi ve halka açıldı.

Tek yayınlanması durumunda finansal risk olacağı gerekçesiyle animasyon, Japonya’da bir başka animasyon olan Ateşböceklerinin Mezarı (Hotaru No Haka / Grave of the Fireflies) ile birlikte yayınlandı. Günümüzde her iki animasyon da imdb’nin en iyi 250 film listesinde yer alıyor.

Mei’nin annesine götürmek istediği mısırla birlikte göründüğü sahnede yer alan heykeller, Budizm’de çocukların koruyucu tanrısı olan Jizo’ya ait.

Pixar’ın 2010 yapımı Oyuncak Hikâyesi 3’teki (Toy Story 3) bir sahnede Totoro’nun pelüş oyuncağı yer alıyor.

Komşum Totoro’nun yayınlanmasından 6 yıl sonra, 1994’te dünyaya gelen Dakota Fanning, animasyonun 2005’teki Wold Disney sürümünde Satsuki’yi seslendirdi.

Animasyon 1958 Japonya’sında geçiyor.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Aslında Totoro ismi Mei’nin Japonca Tororu kelimesini yalnız telaffuz etmesi sonucu türüyor. Tororu kelimesinin anlamı ise “oltayla balık tutmak / kandırmak” anlamına geliyor.

Dunkirk

TÜR: Aksiyon, Dram, Tarih. SÜRE: 106 Dk. ÜLKE: İngiltere, Amerika, Fransa, Hollanda. YAPIM YILI: 2017. imdb: 8,7. Tomatometer: %92.

2. Dünya Savaşı’nın en önemli muharebelerinden biri olan Dunkerque Muharebesi’nde yaşanan 3 olayı beyaz perdeye taşıyan Dunkirk, seyirciye bir an bile es vermeyen temposu ve ses kurgusuyla, başarılı bir tarih, aksiyon, dram filmi.

Filmin belki de en etkileyici yanı, birçok seyirci için oldukça rahatsız edici olsa da, ses kurgusu sayesinde seyirciyi beyaz perdedeki çaresiz, umutsuz ve korku içindeki askerlerin psikolojisine yaklaştırıyor olması.

Bu sayede, Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok’un (All Quiet On The Western Front) çatışma sahneleriyle dolu ilk 15 dakikası ve tüm film boyunca arka fonda sürekli düşen bomba sesleri ya da Er Ryan’ı Kurtarmak’ın (Saving Private Ryan) bol kanlı ve soluksuz bir şekilde beyaz perdeye yansıtılan Normandiya çıkartması sahnesinin sinir bozuculuğunu ve rahatsız ediciliğini tüm film boyunca hissediyorsunuz.

Konu

İkinci Dünya Savaşı sırasında müttefik devletlere ait 400 bin asker Fransa’nın Dunkerque kıyılarında sıkışmışlardır. Yoğun Alman saldırıları arasında askerler umutsuz bir şekilde bir mucize olmasını beklemektedirler.

Hakkında

Dunkirk’ün senaryosunu Christopher Nolan yazdı ve yönetti.

Yapım, aralarında En İyi Film kategorisinin de yer aldığı 8 dalda Oscar ve 3 dalda Altın Küre ödülü için yarıştı. Film Kurgusu, Ses Kurgusu ve Ses Miksajı Oscarlarının sahibi oldu.

Yapım 100 milyon dolar bütçesi olan yapım, 526 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

8,7 ortalama puanı ile Dunkirk, imdb’nin en iyi 250 filmi arasında yer alıyor.

Ivır Zıvır

Aktör-yönetmen Kenneth Branagh, filmin Londra’daki galasına Dunkirk’teki olayı yaşamış 90 yaşlarının ortasında 30’a yakın eski askerin katıldığını söyledi. Gösterimin ardından düşünceleri sorulan askerler, olayların tamamen gerçeği yansıttığını ama film müziklerinin gerçek bir bombardımandan daha yüksek seste olduğunu ifade ettiler. Bu yorum yönetmen Nolan’ı bir hayli neşelendirdi.

Christopher Nolan, daha gerçekçi bir film atmosferi yaratmak adına bilgisayar efekti yerine çekimlerde gerçekçi savaş gemileri kullandı. Çekimler sırasında, birçoğu Dinamo Operasyonu’nda kullanılan “küçük gemiler” olmak üzere 62 tane gemi kullanıldı.

Zimmer, film müziklerindeki meşhur saat sesi için Nolan’ın cep saatini kullandı.

Christopher Nolan, eşi Emma Thomas ve bir arkadaşlarıyla birlikte, Dinamo Operasyonu sırasında sivillerin tekneleriyle Dunkirk’e giderken yaşadıklarını tecrübe etmek için İngiltere’den Dunkirk’e botla geçtiler. Nolan deniz koşulları nedeniyle yolculuğun 19 saat sürdüğünü ifade etti.

Christopher Nolan, insan kalabalığının olduğu sahnelerde figüran oyuncuların nasıl hareket ettiği, bu hareketin nasıl yayıldığı, boşlukların nasıl sahnelendiği ve kameraların nasıl bunu yakaladığı konusunda ilham almak için, Greed (1924), Intolerance: Love’s Struggle Throughout the Ages (1916), ve Sunrise: A Song of Two Humans (1927) gibi birçok sessiz film izlediğini söyledi.

Nolan, kumsal sahnesinde genç ve deneyimsiz bir askeri canlandırması için kadroya genç ve tanınmayan bir aktör seçti.

Dunkirk, Takip (Following) ve Başlangıç’tan (Inception) sonra, senaryosunu tamamen Christopher Nolan’ın yazdığı üçüncü film oldu.

Dunkirk, Nolan’ın gerçek olaylara dayanan ilk filmi.

Yönetmen Christopher Nolan, savaş uçaklarında yaşananları en iyi şekilde seyirciye aktarmak adına gerçek bir Spitfire savaş uçağı sürdü.

Senaryo 76 sayfaydı.

Olayın yaşandığı sırada Winston Churchill sadece 16 günlük başbakandı.

Film düşüncesi Nolan’ın aklına ilk kez 1992 yılında o günlerdeki kız arkadaşı Emma Thomas’la Dunkirk’e doğru eniz yolculuğu yaparken geldi.

Daha önce 6 kez birlikte çalışan Nolan ve Michael Caine bu filmde de beraber çalışıyorlar ama bu sefer Caine sadece sesiyle filmde yer alıyor.

Tom Hardy’nin tüm film boyunca 10’dan az repliği var.

Hiçbir Alman askeri film boyunca görünmüyor.

Filmi yönetmek için 20 milyon dolar ücret alan Nolan, 2005’te Peter Jackson’un King Kong için aldığı aynı rakamla “tüm zamanların en fazla ücret alan yönetmeni” rekoruna ortak oldu.

2016’nın ilk gününde Hans Zimmer’ın filmin bestelerini yapacağı açıklandı. Bu çalışma Alman besteci ile Nolan arasındaki 2005’deki Batman Başlıyor (Batman Begins) filmindeki ilk işbirliğinden beri 6. işbirliği oldu.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Tom Hardy’nin karakteri Farrier filmin sonunda botlara ve kumsaldaki askerlere saldırmakta olan bir Alman savaş uçağını engelleyip ardından benzini bittiği için kumsala iniş yapıyor. Yeni Zelandalı savaş pilotu Alan Christopher “Al” Deere’nin de savaş sırasında uçağı vuruldu ve kaşından yaralanmış bir şekilde tıpkı Farrier gibi kumsala iniş yaptı. Yakınlardaki bir kafedeki kadın pilotun kaşındaki yaraya müdahale ettikten sonra pilot, önce iskelede bekleyen askerlere ardından da gemiye ulaştı.

Filmde Dunkerque Tahliyesi diğer adıyla Dinamo Operasyonunu konu alıyor. Belçika seferi sırasında Almanya, güneydoğu Belçika’da hızla ilerlemiş ve Fransa kıyısındaki Abbeville’e yönelerek, Müttefik ordularının birbiriyle bağlantısını kesmişti. Fransız Birinci ordusunun birçok bölüğü onurlu bir savunma harekâtında can verirken, İngiliz limanlarından, tarihin belki de en garip filosu denize açıldı (destroyerlerin yanı sıra, gezi motorlarından, özel yatlardan, eski feribotlardan, istimbotlardan, balıkçı teknelerinden oluşan yaklaşık 850 gemilik bir filo). Krallık Hava Kuvvetleri (RAF), Alman bombardıman uçaklarını geri püskürtürken, İngiliz filosu, Dunkerque’e ulaşarak, 338.226 İngiliz, Fransız ve Belçika askerini, 26 Mayıs’tan, 14 Haziran 1940′a kadar kıstırıldıkları kapandan kurtardı. Böylece bozgun, bir zafer propagandasına dönüşmekle kalmıyor, yüz binlerce deneyimli asker, Eksen Devletleri saldırısına karşı ileride girişilecek harekât için kurtarılmış oluyordu.

Her şey bir yana o tarihte hiç kimse, Müttefiklerin Dunkerque tahliyesinin kısa sürede sağlanabileceğini düşünmüyordu. Ama İngilizler denizden tahliyeyi umulmadık derecede kısa bir süre içinde tamamlayacaklardır.Alman ordusu Dunkerque’ye girmek için önünde engel yok iken Gerd von Rundstedt tarafından “dur emri” geldi her ne kadar bu emri Hitler’in verdiği düşünülse de asıl bu emri Gerd von Rundstedt vermiştir.Bu emirle itibaren 48 saatlik kayıpta,İngiltere limanlarından irili ufaklı 1000-500 dolayında tekne Dunkerque’e hareket eder. Aralarında küçük motorlar ve yatlardan, balıkçı teknelerine kadar çeşitli türden tekneler bulunmaktadır.Teknesi olan her İngiliz vatandaşı, kurtarabileceği kadar vatandaşını alabilmek için denize açılır.

28 Mayıs 1940 günü Belçika, Fedor von Bock’un yoğun saldırılarına daha fazla karşı koyamaz ve Belçika’nın Nieuport, Veurne, Bergues ve Gravelines şehirleri Almanların eline geçer. Bu şehirler tahliyenin yapıldığı Dunkerque’e 32 km uzaklıktadır. Müttefiklerin tahliye için kurdukları savunma hattının Belçika kısmı çöker. Belçika’nın teslim oluşu İngilizler için sürpriz olmuştur.

28 Mayıs’ta Alman 256. Tümeni İngiliz savunma hatlarına saldırır 12. Kraliyet Zırhlıları Nieuport şehri içinde sıkışmıştır. Bu arada Erwin Rommel yedi Tümeni ile 1. Fransız Ordusunu Lille yakınlarında kuşatır. Kuşatma 31 Mayıs’a kadar sürmüş, 1. Fransız Ordusu kuşatmayı yararak Dunkerque limanına ulaşmayı başarmış, çeşitli ve zorlu çatışmalardan sonra 2 Haziran’da Müttefikler Fransa’dan ayrılmıştır. Tahliyeden yararlanamayan diğer askerler ise 4 Haziran’da Almanlar’a teslim olur.

Dunkerque Tahliyesi sonucunda 225 bin İngiliz ve Kanadalı, 120 bin Fransız askeri olmak üzere 345 bin asker, ölüm çemberinden kurtarılmıştır. İngiliz Ordusu, 8 ila 10 tümeni donatacak ekipmanı Almanlara terk edilmiştir. Fransa’da terk edilenler, devasa ölçekte mühimmat, 880 saha topu, 880 sahra topu, 310 büyük kalibreli silah, 500 çeşitli uçaksavar, yaklaşık 850 anti-tank silahı, 11,000 makinalı tüfek, yaklaşık 700 tank, 20,000 motosiklet ve 45,000 motorlu araç ve kamyondur. İngiliz ana karasındaki ekipman sadece 2 tümeni donatmaya yetecek kadardır. Yine de bu mücadeleden Almanlar yenik çıkmıştır çünkü şayet tahliye imkanı olmasaydı ve bu askerler ele geçirilseydi bundan sonraki İngiltere savaşında sahilleri koruyacak asker olmazdı ve Almanlar belki Denizaslanı Harekatını gerçekleştirebilirdi. İngilizlerin morali düşük olsa da kurtulma umudu ile çarpıştıkları için, Almanlar da zaferde Luftwaffe’nin payını arttırmak için orduları ile fazla zorlamada bulunmayınca tahliye gerçekleşti. Ayrıca kurtulan bu birlikler 1944 Overlord Harekâtı ile yeniden Almanlarla çatışma içerisine girecektir.

Blade Runner (Bıçak Sırtı)

TÜR: Bilim Kurgu, Gerilim. SÜRE: 117 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 1982. imdb: 8,2. Tomatometer: %89.

Duyguları, hisleri olan ve kendisini geliştirebilen robotlar “insan gibi davranılmayı hak ediyor/etmiyor mu?” sorusunu soran ve karanlık film türünü en önemli örneklerinden biri olan bilim kurgu, gerilim filmi Bıçak Sırtı, oldukça başarılı bir atmosfere, konuya ve anlatıma sahip.

Konu

2019 yılının Los Angeles’ı. Sorun çıkartan replicantları öldürmek ile görevli “Bıçak Koşucuları” adlı polis birimine üye olan Rick Deckard (Harrison Ford), köle gibi çalıştırılmaktan bıkıp dünyanın dışındaki bir yerde Nexus 6 isyanını düzenleyen replicantları öldürmek ile görevlendirilir. Replicantlardan biri olan Roy Batty’nin (Rutger Hauer) amacı yaratıcısı Dr. Eldon Tyrell’ı (Joe Turkel) öldürmektir.

Hakkında

Philip K. Dick’in Android’ler Elektrikli Koyun Düşler mi? (Do Androids Dream Electric Sheep?) adlı romanını temel alınarak Hampton Fancher ve David Peoples tarafından senaryosu yazılan Bıçak Sırtı’nın yönetmen koltuğunda Ridley Scott oturuyor.

Yapım, BAFTA’da En İyi Sinematografi, En İyi Kostüm Tasarımı ve En İyi Yapım Tasarımı dallarında ödüle layık görüldü. Ayrıca 2 dalda Oscar ve bir dal da Altın Küre ödülüne aday gösterildi.

28 milyon dolar bütçesi olan yapım 33,8 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Bıçak Sırtı 8,2 ortalama puanıyla imdb’nin en iyi 250 film listesinde 139. sırada yer alıyor.

Ivır Zıvır

Pris (Daryl Hannah) Sebastian’la (William Sanderson) ilk karşılaştığı sahnede ondan kaçmak için koşarken ayağı kayıyor ve dirseği ile arabanın penceresine çarpıyor ve cam kırılıyor. Senaryoda bu cam kırılma sahnesi yoktu fakat çekimler sırasında Hannah’ın ayağı ıslak zeminden ötürü kaydı ve oyuncunun dirseği kırılan cam parçaları nedeniyle 8 yerinden birden yaralandı.

Rutger Hauer biyografisinde, Deckard ve Roy Batty’nin dövüştükleri sahnenin normalde kung-fu ya da ona benzer bir şekilde olmasının istendiğini ama “çok fazla Bruce Lee!” diyerek buna karşı çıktığını ve filmde yayınlanan final sahnesini önerdiğini söyledi.

Rutger Hauer final sahnesinde elinde güvercin tutması gibi karakteriyle ilgili birçok öneride bulundu. Hatta sonradan kült olacak olan, “bütün bu anlar, zaman içinde yitip gidecek… Tıpkı yağmurdaki gözyaşları gibi” sözünü doğaçlama olarak söyledi. Oyuncu biyografisi kitabının adını da, “Bütün Bu Anlar” olarak koydu.

Ridley Scott, Türk Lokumu (Turkish Delight), Katie Tippel ve Soldier of Orange’u izledikten sonra hiç rol testine ihtiyaç duymadan Roy Batty rolü için Rutger Hauer’ı kadroya aldı. Hauer ilk görüşmelerinde Scott’a şaka yapmak için büyük yeşil bir güneş gözlüğü, beyaz süveter ve pembe saten bir pantolonla yönetmenin karşısına çıktığında Scott’ın yüzü resmen kireç gibi olmuştu.

Deckard‘ın Rachael’ı daireden çıkarken durdurduğu ve ittiği sahnede Sean Young’un şok ve acıdan dolayı sergilediği yüz ifadesi tamamen gerçekti. Young, Harrison Ford’un sahnede kendisiyle oynamakta çok zorlandığını ve kendisini çok sert ittiğini söyledi. Young, Ford’un çekimden sonra ne yaptığını fark edip buzları eritmek için kendisini çok nazik davrandığını da ifade etti.

Joanna Cassidy (Zhora) boynunda bir yılanla oynadığı sahneyi oldukça rahat canlandırdı çünkü “Darling” adındaki Burma pitonu oyuncunun kendi evcil yılanıydı.

Yılan puluna mikroskopla bakıldığı sahnede marihuana tomurcuğu kullanıldı.

Ridley Scott yapımı, “en kişisel” ve “bütün” filmi olarak tanımladı.

Scott’ın ilk kurgusu 4 saatti.
Yapım Rutger Hauer’ın oyunculuk kariyerindeki favori filmi.

Film başlangıçta karışık eleştiriler aldı. Bazı eleştirmenler filmden hoşlanmazken, bazıları da filmin tematik karışıklığını beğendi.

Bıçak Sırtı, Kuzey Amerika’da çok az bir hasılat elde etti. Film, gişe hasılatında yaşadığı hezimete rağmen o zamandan beri kült klasik statüsüne yükseldi.

Yapım Hollywood’un ilgisini Philip K. Dick’in üzerine çekerek, o zamandan beri onun işlerinden uyarlanan birçok filmin yapılmasına yol açtı.

“Bıçak Sırtı”, 1993 yılında Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi tarafından “kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli” filmler arasına seçilerek ABD Ulusal Film Arşivi’nde muhafaza edilmesine karar verildi.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Final sahnesinde Roy ölürken elindeki güvercinin uçması düşünülüyordu. Fakat yağmurlu sahneyi çekerken güvercin çok fazla ıslandığı için Roy’un elinden serbest kalınca uçmak yerine sadece yürüdü.

Filmin bazı sahnelerinde replicantların gözleri parlıyor. Rachael’in evindeki sahnede Deckard’ın gözleri de parlıyor. 2000 Temmuzunda Ridley Scott, Deckard’ın gerçekte bir replicant olduğunu doğruladı. Bu konu film çekimleri sırasında Scott, Ford ve Hauer arasında büyük tartışmalara yol açmıştı. Ford, Deckard’ın kesinlikle replicant olmaması gerektiğini ve kaybettiği insanlığını keşfetmesi gerektiğini ve yönetmen Scott’ın bunu kabul ettiğini söyledi. Fakat Scott çekim ve kurguda Deckard’ın replicant olduğuna dair göndermeler yaptı. Hauer de biyografisinde Scott’ın bu hareketiyle Deckard ve Batty arasındaki final sahnesini sembolik olarak “insana karşı makine” yerine iki makinanın kavgasına indirgediğini söyleyerek hayal kırıklığına uğradığını ifade etti.

Final sahnesi boyunca Deckard, Roy Batty’e tek bir kelime bile etmiyor.

Daryl Hannah’ın Harrison Ford’a saldırdığı sahnenin çekimleri için Hannah’ın rolünü erkek bir jimnastikçi dublör canlandırdı.

The Grapes of Wrath (Gazap Üzümleri)

TÜR: Dram, Tarih. SÜRE: 129 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 1940. imdb: 8,1. Tomatometer: %100.

1929 Buhranı ve kuraklık nedeniyle evlerinden ayrılmak zorunda kalan bir aile üzerinden, bireysel ailenin parçalanışını anlatırken aynı zamanda bütün göçmenlerin tek bir aile haline gelişini vurgulayan Gazap Üzümleri, oldukça başarılı bir tarihi drama filmi.

Konu

Tom Joad (Henry Fonda) kasıtsız adam öldürme suçundan girdiği hapishaneden cezasını tamamlayıp henüz çıkmıştır ve otostop yaparak Oklahoma’daki ailesinin çiftliğine doğru gitmektedir. Yolda önceden tanıdığı Casy’e (John Carradine) rastlar. Casy aynı zamanda Tom’u vaftiz eden din adamıdır ancak inancını kaybettiği için vaizliği bırakmıştır. Casy Tom’a kuraklık, kum fırtınaları ve yeni uygulanmaya başlanan tarım ve bankacılık metotlarının bir zamanlar verimli topraklara sahip olan Oklahoma’yı kırıp geçirdiğini anlatır.

Hakkında

John Steinbeck’in Pulitzer Ödülü kazanan aynı adlı romanından Nunnally Johnson tarafından uyarlanan Gazap Üzümleri’nin yönetmen koltuğunda John Ford oturuyor.

Yapım 7 dalda aday gösterildiği Oscar ödüllerinden; En İyi Yönetmen (John Ford) ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Jane Darwell) ödülünün sahibi oldu.

800 bin dolar bütçesi olan yapım 2,5 milyon dolar gelir elde etti.

Film hem imdb’nin en iyi 250 film listesinde, hem de rottentomatoes’in en iyi 100 film listesinde yer alıyor.

Ivır Zıvır

Filmin projelendirme aşamasında yapımcı Darryl F. Zanuck gizli bir araştırmacıyı göçmen kamplarına gönderip, John Steinbeck’in romanında kamplarda yaşanan sefaletleri ve adaletsiz uygulamaları abartıp abartmadığını inceletti. Araştırmacı döndüğünde, yazarın kampta yaşananları abartmadığını aksine hafifleterek kaleme aldığını anlattı.

John Steinbeck filmi sevdi ve Tom Joad’ı canlandıran Henry Fonda için, “kendi sözlerimi bana inandırdı” diyerek övdü.

Henry Fonda filmde giydiği şapkayı tüm hayatı boyunca sakladı ve hayatını kaybettiği 1982 yılından önce çok eski arkadaşı Jane Withers’a verdi. Fonda filmi çevirmeden önce Withers ile beraber bir oyunda oynamışlardı. 29 yaşındaki Fonda, sahneye çıkarken yaşadığı gerginliği atması için 8 yaşındaki Withers elini tutup ona bir şeyler söylüyordu. O günden sonra Fonda ve Withers hayatları boyunca çok iyi dost oldular.

Roman ve filmin sendika yanlısı duruşu nedeniyle hem Steinbeck, hem de Fonda, kominizim tehlikesi olarak nitelendirilen İkinci Kızıl Tehlike döneminde Amerikan Kongresi tarafından soruşturuldular.

John Steinbeck, Henry Fonda’nın filmdeki oyunculuğuna adeta taptı. Çünkü aklındaki karakter üzerinden okuyuculara aktarmak istediği her şeyi Fonda’nın gerçekleştirdiğini düşünüyordu. İkili hayatları boyunca çok iyi dost oldular.

Joad’ların arabayla ana yoldan aşağıya doğru ilerledikleri sahnenin çekimleri sırasında John Ford, birçok arabanın konvoy halinde onları takip ettikleri bir sahnenin eklenmesini önerdi. Bunun üzerine çekimlerin yapıldığı yerden geçmekte olan arabalar durdurulup Joad’ların arabalarını takip etmeleri karşılığında şoförlere 5’er dolar teklif edildi.

Romanın konusu çok fazla tartışıldığı için filmleştirme aşamasında “Anayol 66” adında sahte bir isim verilerek çekimler yapıldı.

Bankalar ve Kaliforniya’daki çiftliklerin çoğunu kontrolleri altında tutan büyük çiftlik şirketleri romana ve sonraları çevrilen filme büyük tepki gösterdiler. Kaliforniya çiftlik şirketleri 20th Century-Fox’un tüm filmlerini boykot edeceklerini açıkladılar. Ayrıca yazar Steinbeck birçok ölüm tehdidi aldı.

Roman Kaliforniya’daki birçok bölgede yasaklandı. Yazar John Steinbeck’in memleketi olan Salinas, Kaliforniya’daki belediye kütüphanesine, roman ancak 1990’larda koyuldu.

Noah Joad, Colorado nehrindeki yüzme sahnesinden sonra bir daha filmde yer almıyor. Romanda Noah, Tom’a nehirde kalmaya karar verdiğini söylüyor ama filmde bu konuda herhangi bir açıklanma yer almıyor.

Amerika dışındaki izleyiciler için filmin girişine, ilgili dönemde yaşanan buhran ve Oklahoma’daki kuraklık hakkında bilgi veren bir ön yazı eklendi.

Darryl F. Zanuck romanın haklarını almak için yazar Steinbeck’e, o günler için oldukça afallatıcı bir rakam olan, 100 bin dolar ödedi.

Film 7 haftada çekildi.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Filmin sonu olması da düşünülen romanın son sahnesi oldukça tartışmalıydı. Doğum yapan Rose-of-Sharon Rivers (Dorris Bowdon) ahırda açıklıktan ölmek üzere olan bir adama sütünü içmesini teklif ediyordu.

Filmden;

– Yardım edemem. Bana emir verildi. Buradan gitmenizi söylememi istediler.
– Kendi toprağımı terk mi edeceğim?
– Beni suçlama. Bu benim suçum değil.
– Kimin suçu?
– Toprağın sahibi kim biliyorsun. Shawnee Tarım ve Hayvancılık.
– O da kim?
– Kimse. Bu bir şirket.
– Bir başkanları yok mu? Tüfeğin ne işe yaradığını bilen biri yok mu?
– Evlat, bu onun suçu değil. Ona ne yapacağını banka söylüyor.
– Peki. Banka nerede?
– Tulsa. Ondan ne istiyorsun?
– O sadece bir müdür. O da emirleri uygulamaktan delirmek üzere.
– Peki kimi vuracağız?
– Bilmiyorum kardeş. Bilseydim, söylerdim. Kimi suçlayacağımı bilmiyorum.
– Beni iyi dinle bayım, kimse beni toprağımdan atamaz. Büyükbabam bu toprakları 70 sene önce aldı. Babam burada doğdu. Biz burada doğduk. Ve bazılarımız burada öldüler. Bazılarımız burada öldüler. O yüzden bu topraklar bizimdir. Burada doğduk, burada çalıştık ve burada öldük. Üzerinde yazılar olan bir kağıt parçası…

* * *

– Ne biçim bir aile.
– Oklahomalılar’ın hepsi böyle. Öyle bir külüstürle çölü geçmek istemem.
– Bizim kafamız çalışıyor. Oklahomalılar’da ne kafa var ne de his.
– Onlar insan değiller. Hiçbir insan onlar gibi yaşayamaz.
– Hiçbir insan bu kadar sefalete dayanamaz.
– Daha iyisini bilmiyorlar sanırım.