Kategori arşivi: imdb En İyi 250 Film Listesi

Dunkirk

TÜR: Aksiyon, Dram, Tarih. SÜRE: 106 Dk. ÜLKE: İngiltere, Amerika, Fransa, Hollanda. YAPIM YILI: 2017. imdb: 8,7. Tomatometer: %92.

2. Dünya Savaşı’nın en önemli muharebelerinden biri olan Dunkerque Muharebesi’nde yaşanan 3 olayı beyaz perdeye taşıyan Dunkirk, seyirciye bir an bile es vermeyen temposu ve ses kurgusuyla, başarılı bir tarih, aksiyon, dram filmi.

Filmin belki de en etkileyici yanı, birçok seyirci için oldukça rahatsız edici olsa da, ses kurgusu sayesinde seyirciyi beyaz perdedeki çaresiz, umutsuz ve korku içindeki askerlerin psikolojisine yaklaştırıyor olması.

Bu sayede, Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok’un (All Quiet On The Western Front) çatışma sahneleriyle dolu ilk 15 dakikası ve tüm film boyunca arka fonda sürekli düşen bomba sesleri ya da Er Ryan’ı Kurtarmak’ın (Saving Private Ryan) bol kanlı ve soluksuz bir şekilde beyaz perdeye yansıtılan Normandiya çıkartması sahnesinin sinir bozuculuğunu ve rahatsız ediciliğini tüm film boyunca hissediyorsunuz.

Konu

İkinci Dünya Savaşı sırasında müttefik devletlere ait 400 bin asker Fransa’nın Dunkerque kıyılarında sıkışmışlardır. Yoğun Alman saldırıları arasında askerler umutsuz bir şekilde bir mucize olmasını beklemektedirler.

Hakkında

Dunkirk’ün senaryosunu Christopher Nolan yazdı ve yönetti.

Yapım 100 milyon dolar bütçeyle tamamlandı.

8,7 ortalama puanı ile Dunkirk, imdb’nin en iyi 250 filmi arasında yer alıyor.

Ivır Zıvır

Aktör-yönetmen Kenneth Branagh, filmin Londra’daki galasına Dunkirk’teki olayı yaşamış 90 yaşlarının ortasında 30’a yakın eski askerin katıldığını söyledi. Gösterimin ardından düşünceleri sorulan askerler, olayların tamamen gerçeği yansıttığını ama film müziklerinin gerçek bir bombardımandan daha yüksek seste olduğunu ifade ettiler. Bu yorum yönetmen Nolan’ı bir hayli neşelendirdi.

Christopher Nolan, daha gerçekçi bir film atmosferi yaratmak adına bilgisayar efekti yerine çekimlerde gerçekçi savaş gemileri kullandı. Çekimler sırasında, birçoğu Dinamo Operasyonu’nda kullanılan “küçük gemiler” olmak üzere 62 tane gemi kullanıldı.

Zimmer, film müziklerindeki meşhur saat sesi için Nolan’ın cep saatini kullandı.

Christopher Nolan, eşi Emma Thomas ve bir arkadaşlarıyla birlikte, Dinamo Operasyonu sırasında sivillerin tekneleriyle Dunkirk’e giderken yaşadıklarını tecrübe etmek için İngiltere’den Dunkirk’e botla geçtiler. Nolan deniz koşulları nedeniyle yolculuğun 19 saat sürdüğünü ifade etti.

Christopher Nolan, insan kalabalığının olduğu sahnelerde figüran oyuncuların nasıl hareket ettiği, bu hareketin nasıl yayıldığı, boşlukların nasıl sahnelendiği ve kameraların nasıl bunu yakaladığı konusunda ilham almak için, Greed (1924), Intolerance: Love’s Struggle Throughout the Ages (1916), ve Sunrise: A Song of Two Humans (1927) gibi birçok sessiz film izlediğini söyledi.

Nolan, kumsal sahnesinde genç ve deneyimsiz bir askeri canlandırması için kadroya genç ve tanınmayan bir aktör seçti.

Dunkirk, Takip (Following) ve Başlangıç’tan (Inception) sonra, senaryosunu tamamen Christopher Nolan’ın yazdığı üçüncü film oldu.

Dunkirk, Nolan’ın gerçek olaylara dayanan ilk filmi.

Yönetmen Christopher Nolan, savaş uçaklarında yaşananları en iyi şekilde seyirciye aktarmak adına gerçek bir Spitfire savaş uçağı sürdü.

Senaryo 76 sayfaydı.

Olayın yaşandığı sırada Winston Churchill sadece 16 günlük başbakandı.

Film düşüncesi Nolan’ın aklına ilk kez 1992 yılında o günlerdeki kız arkadaşı Emma Thomas’la Dunkirk’e doğru eniz yolculuğu yaparken geldi.

Daha önce 6 kez birlikte çalışan Nolan ve Michael Caine bu filmde de beraber çalışıyorlar ama bu sefer Caine sadece sesiyle filmde yer alıyor.

Tom Hardy’nin tüm film boyunca 10’dan az repliği var.

Hiçbir Alman askeri film boyunca görünmüyor.

Filmi yönetmek için 20 milyon dolar ücret alan Nolan, 2005’te Peter Jackson’un King Kong için aldığı aynı rakamla “tüm zamanların en fazla ücret alan yönetmeni” rekoruna ortak oldu.

2016’nın ilk gününde Hans Zimmer’ın filmin bestelerini yapacağı açıklandı. Bu çalışma Alman besteci ile Nolan arasındaki 2005’deki Batman Başlıyor (Batman Begins) filmindeki ilk işbirliğinden beri 6. işbirliği oldu.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Tom Hardy’nin karakteri Farrier filmin sonunda botlara ve kumsaldaki askerlere saldırmakta olan bir Alman savaş uçağını engelleyip ardından benzini bittiği için kumsala iniş yapıyor. Yeni Zelandalı savaş pilotu Alan Christopher “Al” Deere’nin de savaş sırasında uçağı vuruldu ve kaşından yaralanmış bir şekilde tıpkı Farrier gibi kumsala iniş yaptı. Yakınlardaki bir kafedeki kadın pilotun kaşındaki yaraya müdahale ettikten sonra pilot, önce iskelede bekleyen askerlere ardından da gemiye ulaştı.

Filmde Dunkerque Tahliyesi diğer adıyla Dinamo Operasyonunu konu alıyor. Belçika seferi sırasında Almanya, güneydoğu Belçika’da hızla ilerlemiş ve Fransa kıyısındaki Abbeville’e yönelerek, Müttefik ordularının birbiriyle bağlantısını kesmişti. Fransız Birinci ordusunun birçok bölüğü onurlu bir savunma harekâtında can verirken, İngiliz limanlarından, tarihin belki de en garip filosu denize açıldı (destroyerlerin yanı sıra, gezi motorlarından, özel yatlardan, eski feribotlardan, istimbotlardan, balıkçı teknelerinden oluşan yaklaşık 850 gemilik bir filo). Krallık Hava Kuvvetleri (RAF), Alman bombardıman uçaklarını geri püskürtürken, İngiliz filosu, Dunkerque’e ulaşarak, 338.226 İngiliz, Fransız ve Belçika askerini, 26 Mayıs’tan, 14 Haziran 1940′a kadar kıstırıldıkları kapandan kurtardı. Böylece bozgun, bir zafer propagandasına dönüşmekle kalmıyor, yüz binlerce deneyimli asker, Eksen Devletleri saldırısına karşı ileride girişilecek harekât için kurtarılmış oluyordu.

Her şey bir yana o tarihte hiç kimse, Müttefiklerin Dunkerque tahliyesinin kısa sürede sağlanabileceğini düşünmüyordu. Ama İngilizler denizden tahliyeyi umulmadık derecede kısa bir süre içinde tamamlayacaklardır.Alman ordusu Dunkerque’ye girmek için önünde engel yok iken Gerd von Rundstedt tarafından “dur emri” geldi her ne kadar bu emri Hitler’in verdiği düşünülse de asıl bu emri Gerd von Rundstedt vermiştir.Bu emirle itibaren 48 saatlik kayıpta,İngiltere limanlarından irili ufaklı 1000-500 dolayında tekne Dunkerque’e hareket eder. Aralarında küçük motorlar ve yatlardan, balıkçı teknelerine kadar çeşitli türden tekneler bulunmaktadır.Teknesi olan her İngiliz vatandaşı, kurtarabileceği kadar vatandaşını alabilmek için denize açılır.

28 Mayıs 1940 günü Belçika, Fedor von Bock’un yoğun saldırılarına daha fazla karşı koyamaz ve Belçika’nın Nieuport, Veurne, Bergues ve Gravelines şehirleri Almanların eline geçer. Bu şehirler tahliyenin yapıldığı Dunkerque’e 32 km uzaklıktadır. Müttefiklerin tahliye için kurdukları savunma hattının Belçika kısmı çöker. Belçika’nın teslim oluşu İngilizler için sürpriz olmuştur.

28 Mayıs’ta Alman 256. Tümeni İngiliz savunma hatlarına saldırır 12. Kraliyet Zırhlıları Nieuport şehri içinde sıkışmıştır. Bu arada Erwin Rommel yedi Tümeni ile 1. Fransız Ordusunu Lille yakınlarında kuşatır. Kuşatma 31 Mayıs’a kadar sürmüş, 1. Fransız Ordusu kuşatmayı yararak Dunkerque limanına ulaşmayı başarmış, çeşitli ve zorlu çatışmalardan sonra 2 Haziran’da Müttefikler Fransa’dan ayrılmıştır. Tahliyeden yararlanamayan diğer askerler ise 4 Haziran’da Almanlar’a teslim olur.

Dunkerque Tahliyesi sonucunda 225 bin İngiliz ve Kanadalı, 120 bin Fransız askeri olmak üzere 345 bin asker, ölüm çemberinden kurtarılmıştır. İngiliz Ordusu, 8 ila 10 tümeni donatacak ekipmanı Almanlara terk edilmiştir. Fransa’da terk edilenler, devasa ölçekte mühimmat, 880 saha topu, 880 sahra topu, 310 büyük kalibreli silah, 500 çeşitli uçaksavar, yaklaşık 850 anti-tank silahı, 11,000 makinalı tüfek, yaklaşık 700 tank, 20,000 motosiklet ve 45,000 motorlu araç ve kamyondur. İngiliz ana karasındaki ekipman sadece 2 tümeni donatmaya yetecek kadardır. Yine de bu mücadeleden Almanlar yenik çıkmıştır çünkü şayet tahliye imkanı olmasaydı ve bu askerler ele geçirilseydi bundan sonraki İngiltere savaşında sahilleri koruyacak asker olmazdı ve Almanlar belki Denizaslanı Harekatını gerçekleştirebilirdi. İngilizlerin morali düşük olsa da kurtulma umudu ile çarpıştıkları için, Almanlar da zaferde Luftwaffe’nin payını arttırmak için orduları ile fazla zorlamada bulunmayınca tahliye gerçekleşti. Ayrıca kurtulan bu birlikler 1944 Overlord Harekâtı ile yeniden Almanlarla çatışma içerisine girecektir.

Blade Runner (Bıçak Sırtı)

TÜR: Bilim Kurgu, Gerilim. SÜRE: 117 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 1982. imdb: 8,2. Tomatometer: %89.

Duyguları, hisleri olan ve kendisini geliştirebilen robotlar “insan gibi davranılmayı hak ediyor/etmiyor mu?” sorusunu soran ve karanlık film türünü en önemli örneklerinden biri olan bilim kurgu, gerilim filmi Bıçak Sırtı, oldukça başarılı bir atmosfere, konuya ve anlatıma sahip.

Konu

2019 yılının Los Angeles’ı. Sorun çıkartan replicantları öldürmek ile görevli “Bıçak Koşucuları” adlı polis birimine üye olan Rick Deckard (Harrison Ford), köle gibi çalıştırılmaktan bıkıp dünyanın dışındaki bir yerde Nexus 6 isyanını düzenleyen replicantları öldürmek ile görevlendirilir. Replicantlardan biri olan Roy Batty’nin (Rutger Hauer) amacı yaratıcısı Dr. Eldon Tyrell’ı (Joe Turkel) öldürmektir.

Hakkında

Philip K. Dick’in Android’ler Elektrikli Koyun Düşler mi? (Do Androids Dream Electric Sheep?) adlı romanını temel alınarak Hampton Fancher ve David Peoples tarafından senaryosu yazılan Bıçak Sırtı’nın yönetmen koltuğunda Ridley Scott oturuyor.

Yapım, BAFTA’da En İyi Sinematografi, En İyi Kostüm Tasarımı ve En İyi Yapım Tasarımı dallarında ödüle layık görüldü. Ayrıca 2 dalda Oscar ve bir dal da Altın Küre ödülüne aday gösterildi.

28 milyon dolar bütçesi olan yapım 33,8 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Bıçak Sırtı 8,2 ortalama puanıyla imdb’nin en iyi 250 film listesinde 139. sırada yer alıyor.

Ivır Zıvır

Pris (Daryl Hannah) Sebastian’la (William Sanderson) ilk karşılaştığı sahnede ondan kaçmak için koşarken ayağı kayıyor ve dirseği ile arabanın penceresine çarpıyor ve cam kırılıyor. Senaryoda bu cam kırılma sahnesi yoktu fakat çekimler sırasında Hannah’ın ayağı ıslak zeminden ötürü kaydı ve oyuncunun dirseği kırılan cam parçaları nedeniyle 8 yerinden birden yaralandı.

Rutger Hauer biyografisinde, Deckard ve Roy Batty’nin dövüştükleri sahnenin normalde kung-fu ya da ona benzer bir şekilde olmasının istendiğini ama “çok fazla Bruce Lee!” diyerek buna karşı çıktığını ve filmde yayınlanan final sahnesini önerdiğini söyledi.

Rutger Hauer final sahnesinde elinde güvercin tutması gibi karakteriyle ilgili birçok öneride bulundu. Hatta sonradan kült olacak olan, “bütün bu anlar, zaman içinde yitip gidecek… Tıpkı yağmurdaki gözyaşları gibi” sözünü doğaçlama olarak söyledi. Oyuncu biyografisi kitabının adını da, “Bütün Bu Anlar” olarak koydu.

Ridley Scott, Türk Lokumu (Turkish Delight), Katie Tippel ve Soldier of Orange’u izledikten sonra hiç rol testine ihtiyaç duymadan Roy Batty rolü için Rutger Hauer’ı kadroya aldı. Hauer ilk görüşmelerinde Scott’a şaka yapmak için büyük yeşil bir güneş gözlüğü, beyaz süveter ve pembe saten bir pantolonla yönetmenin karşısına çıktığında Scott’ın yüzü resmen kireç gibi olmuştu.

Deckard‘ın Rachael’ı daireden çıkarken durdurduğu ve ittiği sahnede Sean Young’un şok ve acıdan dolayı sergilediği yüz ifadesi tamamen gerçekti. Young, Harrison Ford’un sahnede kendisiyle oynamakta çok zorlandığını ve kendisini çok sert ittiğini söyledi. Young, Ford’un çekimden sonra ne yaptığını fark edip buzları eritmek için kendisini çok nazik davrandığını da ifade etti.

Joanna Cassidy (Zhora) boynunda bir yılanla oynadığı sahneyi oldukça rahat canlandırdı çünkü “Darling” adındaki Burma pitonu oyuncunun kendi evcil yılanıydı.

Yılan puluna mikroskopla bakıldığı sahnede marihuana tomurcuğu kullanıldı.

Ridley Scott yapımı, “en kişisel” ve “bütün” filmi olarak tanımladı.

Scott’ın ilk kurgusu 4 saatti.
Yapım Rutger Hauer’ın oyunculuk kariyerindeki favori filmi.

Film başlangıçta karışık eleştiriler aldı. Bazı eleştirmenler filmden hoşlanmazken, bazıları da filmin tematik karışıklığını beğendi.

Bıçak Sırtı, Kuzey Amerika’da çok az bir hasılat elde etti. Film, gişe hasılatında yaşadığı hezimete rağmen o zamandan beri kült klasik statüsüne yükseldi.

Yapım Hollywood’un ilgisini Philip K. Dick’in üzerine çekerek, o zamandan beri onun işlerinden uyarlanan birçok filmin yapılmasına yol açtı.

“Bıçak Sırtı”, 1993 yılında Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi tarafından “kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli” filmler arasına seçilerek ABD Ulusal Film Arşivi’nde muhafaza edilmesine karar verildi.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Final sahnesinde Roy ölürken elindeki güvercinin uçması düşünülüyordu. Fakat yağmurlu sahneyi çekerken güvercin çok fazla ıslandığı için Roy’un elinden serbest kalınca uçmak yerine sadece yürüdü.

Filmin bazı sahnelerinde replicantların gözleri parlıyor. Rachael’in evindeki sahnede Deckard’ın gözleri de parlıyor. 2000 Temmuzunda Ridley Scott, Deckard’ın gerçekte bir replicant olduğunu doğruladı. Bu konu film çekimleri sırasında Scott, Ford ve Hauer arasında büyük tartışmalara yol açmıştı. Ford, Deckard’ın kesinlikle replicant olmaması gerektiğini ve kaybettiği insanlığını keşfetmesi gerektiğini ve yönetmen Scott’ın bunu kabul ettiğini söyledi. Fakat Scott çekim ve kurguda Deckard’ın replicant olduğuna dair göndermeler yaptı. Hauer de biyografisinde Scott’ın bu hareketiyle Deckard ve Batty arasındaki final sahnesini sembolik olarak “insana karşı makine” yerine iki makinanın kavgasına indirgediğini söyleyerek hayal kırıklığına uğradığını ifade etti.

Final sahnesi boyunca Deckard, Roy Batty’e tek bir kelime bile etmiyor.

Daryl Hannah’ın Harrison Ford’a saldırdığı sahnenin çekimleri için Hannah’ın rolünü erkek bir jimnastikçi dublör canlandırdı.

The Grapes of Wrath (Gazap Üzümleri)

TÜR: Dram, Tarih. SÜRE: 129 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 1940. imdb: 8,1. Tomatometer: %100.

1929 Buhranı ve kuraklık nedeniyle evlerinden ayrılmak zorunda kalan bir aile üzerinden, bireysel ailenin parçalanışını anlatırken aynı zamanda bütün göçmenlerin tek bir aile haline gelişini vurgulayan Gazap Üzümleri, oldukça başarılı bir tarihi drama filmi.

Konu

Tom Joad (Henry Fonda) kasıtsız adam öldürme suçundan girdiği hapishaneden cezasını tamamlayıp henüz çıkmıştır ve otostop yaparak Oklahoma’daki ailesinin çiftliğine doğru gitmektedir. Yolda önceden tanıdığı Casy’e (John Carradine) rastlar. Casy aynı zamanda Tom’u vaftiz eden din adamıdır ancak inancını kaybettiği için vaizliği bırakmıştır. Casy Tom’a kuraklık, kum fırtınaları ve yeni uygulanmaya başlanan tarım ve bankacılık metotlarının bir zamanlar verimli topraklara sahip olan Oklahoma’yı kırıp geçirdiğini anlatır.

Hakkında

John Steinbeck’in Pulitzer Ödülü kazanan aynı adlı romanından Nunnally Johnson tarafından uyarlanan Gazap Üzümleri’nin yönetmen koltuğunda John Ford oturuyor.

Yapım 7 dalda aday gösterildiği Oscar ödüllerinden; En İyi Yönetmen (John Ford) ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Jane Darwell) ödülünün sahibi oldu.

800 bin dolar bütçesi olan yapım 2,5 milyon dolar gelir elde etti.

Film hem imdb’nin en iyi 250 film listesinde, hem de rottentomatoes’in en iyi 100 film listesinde yer alıyor.

Ivır Zıvır

Filmin projelendirme aşamasında yapımcı Darryl F. Zanuck gizli bir araştırmacıyı göçmen kamplarına gönderip, John Steinbeck’in romanında kamplarda yaşanan sefaletleri ve adaletsiz uygulamaları abartıp abartmadığını inceletti. Araştırmacı döndüğünde, yazarın kampta yaşananları abartmadığını aksine hafifleterek kaleme aldığını anlattı.

John Steinbeck filmi sevdi ve Tom Joad’ı canlandıran Henry Fonda için, “kendi sözlerimi bana inandırdı” diyerek övdü.

Henry Fonda filmde giydiği şapkayı tüm hayatı boyunca sakladı ve hayatını kaybettiği 1982 yılından önce çok eski arkadaşı Jane Withers’a verdi. Fonda filmi çevirmeden önce Withers ile beraber bir oyunda oynamışlardı. 29 yaşındaki Fonda, sahneye çıkarken yaşadığı gerginliği atması için 8 yaşındaki Withers elini tutup ona bir şeyler söylüyordu. O günden sonra Fonda ve Withers hayatları boyunca çok iyi dost oldular.

Roman ve filmin sendika yanlısı duruşu nedeniyle hem Steinbeck, hem de Fonda, kominizim tehlikesi olarak nitelendirilen İkinci Kızıl Tehlike döneminde Amerikan Kongresi tarafından soruşturuldular.

John Steinbeck, Henry Fonda’nın filmdeki oyunculuğuna adeta taptı. Çünkü aklındaki karakter üzerinden okuyuculara aktarmak istediği her şeyi Fonda’nın gerçekleştirdiğini düşünüyordu. İkili hayatları boyunca çok iyi dost oldular.

Joad’ların arabayla ana yoldan aşağıya doğru ilerledikleri sahnenin çekimleri sırasında John Ford, birçok arabanın konvoy halinde onları takip ettikleri bir sahnenin eklenmesini önerdi. Bunun üzerine çekimlerin yapıldığı yerden geçmekte olan arabalar durdurulup Joad’ların arabalarını takip etmeleri karşılığında şoförlere 5’er dolar teklif edildi.

Romanın konusu çok fazla tartışıldığı için filmleştirme aşamasında “Anayol 66” adında sahte bir isim verilerek çekimler yapıldı.

Bankalar ve Kaliforniya’daki çiftliklerin çoğunu kontrolleri altında tutan büyük çiftlik şirketleri romana ve sonraları çevrilen filme büyük tepki gösterdiler. Kaliforniya çiftlik şirketleri 20th Century-Fox’un tüm filmlerini boykot edeceklerini açıkladılar. Ayrıca yazar Steinbeck birçok ölüm tehdidi aldı.

Roman Kaliforniya’daki birçok bölgede yasaklandı. Yazar John Steinbeck’in memleketi olan Salinas, Kaliforniya’daki belediye kütüphanesine, roman ancak 1990’larda koyuldu.

Noah Joad, Colorado nehrindeki yüzme sahnesinden sonra bir daha filmde yer almıyor. Romanda Noah, Tom’a nehirde kalmaya karar verdiğini söylüyor ama filmde bu konuda herhangi bir açıklanma yer almıyor.

Amerika dışındaki izleyiciler için filmin girişine, ilgili dönemde yaşanan buhran ve Oklahoma’daki kuraklık hakkında bilgi veren bir ön yazı eklendi.

Darryl F. Zanuck romanın haklarını almak için yazar Steinbeck’e, o günler için oldukça afallatıcı bir rakam olan, 100 bin dolar ödedi.

Film 7 haftada çekildi.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Filmin sonu olması da düşünülen romanın son sahnesi oldukça tartışmalıydı. Doğum yapan Rose-of-Sharon Rivers (Dorris Bowdon) ahırda açıklıktan ölmek üzere olan bir adama sütünü içmesini teklif ediyordu.

Filmden;

– Yardım edemem. Bana emir verildi. Buradan gitmenizi söylememi istediler.
– Kendi toprağımı terk mi edeceğim?
– Beni suçlama. Bu benim suçum değil.
– Kimin suçu?
– Toprağın sahibi kim biliyorsun. Shawnee Tarım ve Hayvancılık.
– O da kim?
– Kimse. Bu bir şirket.
– Bir başkanları yok mu? Tüfeğin ne işe yaradığını bilen biri yok mu?
– Evlat, bu onun suçu değil. Ona ne yapacağını banka söylüyor.
– Peki. Banka nerede?
– Tulsa. Ondan ne istiyorsun?
– O sadece bir müdür. O da emirleri uygulamaktan delirmek üzere.
– Peki kimi vuracağız?
– Bilmiyorum kardeş. Bilseydim, söylerdim. Kimi suçlayacağımı bilmiyorum.
– Beni iyi dinle bayım, kimse beni toprağımdan atamaz. Büyükbabam bu toprakları 70 sene önce aldı. Babam burada doğdu. Biz burada doğduk. Ve bazılarımız burada öldüler. Bazılarımız burada öldüler. O yüzden bu topraklar bizimdir. Burada doğduk, burada çalıştık ve burada öldük. Üzerinde yazılar olan bir kağıt parçası…

* * *

– Ne biçim bir aile.
– Oklahomalılar’ın hepsi böyle. Öyle bir külüstürle çölü geçmek istemem.
– Bizim kafamız çalışıyor. Oklahomalılar’da ne kafa var ne de his.
– Onlar insan değiller. Hiçbir insan onlar gibi yaşayamaz.
– Hiçbir insan bu kadar sefalete dayanamaz.
– Daha iyisini bilmiyorlar sanırım.

The Revenant (Diriliş)

Revenant aka Dirilis

TÜR: Macera,  Dram, Gerilim. SÜRE: 156 Dk. ÜLKE: Amerika.  YAPIM YILI: 2015. imdb: 8,2 rottentomatoes: %82.

Konusu, anlatımı, oyunlukları, ince detayları ve çekim tekniğiyle Diriliş, her anıyla izleyiciyi içine alan oldukça başarılı bir macera gerilim dram filmi.

Konu

1823 yılında yarı Kızılderili oğlu Hawk’la (Forrest Goodluck) birlikte kürk avcılarına rehberlik yapan Hugh Glass (Leonardo DiCaprio), bir ayının saldırısına uğrar ve ağır bir şekilde yaralanır. Avcılar, onsuz yola devam edemeyecekleri için bir süre onu yanlarında taşısalar da, sarp kayalar ve sert iklim koşulları nedeniyle bir karar vermek zorunda kalırlar.

Hakkında

Michael Punke’in aynı adlı romanından Mark L. Smith ve Alejandro González Iñárritu’un senaryosunu yazdığı Diriliş’in yönetmen koltuğunda Alejandro González Iñárritu oturuyor.

12 dalda Oscar, 7 dalda BAFTA ve 4 dalda Altın Küre’ye aday gösterilen yapım, En iyi Yönetmen, En iyi Erkek Oyuncu (Leonardo DiCaprio) ve En İyi Sinematografi, Altın Küre’de En İyi Film (Drama), En iyi Erkek Oyuncu (Leonardo DiCaprio) ve En iyi Yönetmen ve BAFTA’da En İyi Film, En iyi Erkek Oyuncu (Leonardo DiCaprio), En İyi Ses ve En İyi Sinematografi ödüllerinin sahibi oldu.

135 milyon dolar bütçesi olan film 404 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Filmin prodüksiyon aşaması takvimin gerisinde kaldığı için Kanada’daki çekimler devam ederken karlar erimeye başladı. Bunun üzerine tüm prodüksiyon benzer hava koşullarına sahip olan güney Arjantin’e taşındı.

Oyunculuk kariyerinin en zorlu performansını sergilediğini söyleyen Leonardo DiCaprio, vejetaryen olmasına rağmen çiğ bizon karaciğeri yedi. Eski tip tüfek kullanmayı, ateş yakmayı, Pawnee ve Arikara dillerini konuşmayı öğrendi. Bir uzmanla eski tedavi yönetmeleri üzerinde çalıştı.

Leonardo DiCaprio, her gün sette Arthur RedCloud’un (Hikuc) bizon eti yemesine şahitlik ettiğini, bu yüzden de, bizon ciğeri yeme sahnesinin çekileceği gün kendisine uzatılan kırmızı jelatin kekin çok gerçek dışı duracağını düşünerek, gerçek ciğer yemeye karar verdiğini ama bir daha asla ama asla bunu tekrarlamayacağını ifade etti.

Filmin orijinal adı olan Revenant, Fransızca’da “geri dönmek”  anlamındaki “revenir” kelimesinden türetildi. Fransızca’da revenant kelimesi aynı zamanda, “hortlak”, ”hayalet” anlamına geliyor.

Sinematograf Emmanuel Lubezki, kamp ateşi sahnesi dışında tüm çekimlerin doğal ışık altında yapıldığını söyledi. Kamp ateşi sahnesinde rüzgâr, ateşi titreştirdiği için net bir çekim yapılamadığı için doğal ışık kullanılmaktan vazgeçildi.

Diriliş’in kronolojik sıraya göre 80 günde çekilmesi planlansa da, soğuk hava koşulları, çekim alanlarının uzaklığı ve yönetmen Alejandro González Iñárritu ve sinematograf Emmanuel Lubezki ‘nin maksimum gerçekçiliği sağlamak adına doğal ışık kullanma istekleri nedeniyle günde sadece birkaç saat çekim yapılabildi ve toplamda 9 ay sürdü.

Splinter Cell filminde başrol oynayacağı için senaryoyu okumadığını söyleyen Tom Hardy, Leonardo DiCaprio’nun ısrarlı tavsiyesi üzerine senaryoyu yarısına kadar okuduğunu ve rolü hemen kabul ettiğini ifade etti.

Alejandro González Iñárritu, filmi güzelleştirmek için bilgisayar efekti kullanma fikrine ısrarla karşı çıktı ve bu konuda, “eğer filmi elimizdeki kahvelerle yeşil perdede bitirseydik herkes çok mutlu olurdu ama film de büyük ihtimalle saçmalık olurdu” dedi.

Gerçek Hugh Glass’ın oğlu yoktu ve ayrıca evli olduğuna dair de hiçbir bilgi bulunmuyordu.

Leonardo DiCaprio’nun Steve Jobs’u oynaması teklif edilse de oyuncu Diriliş’i tercih etti.

Ayrıntılar konusunda çok dikkatli olan yönetmen Alejandro González Iñárritu, çekim ekibini oldukça zorluyordu. Bu yüzden ekipteki birçok kişi ya projeyi bıraktı ya da kovuldu. Prodüksiyon boyunca yönetmen ile çekim ekibi arasındaki gerilimi gözlemleyen Tom Hardy, yönetmenin karşısına çıktı ve koluyla onun boğazını sıkarken bir fotoğraf çektirdi. Sonraları bu fotoğrafı tişörte bastırdı ve tüm çekim ekibine dağıttı.

Leonardo DiCaprio’nun vücudundaki yara izlerinin oluşturulması yaklaşık 5 saat sürdü.

Alejandro González Iñárritu filmi daha önce çekmek istiyordu fakat DiCaprio’nun Para Avcısı’ndaki (The Wolf of Wall Street) çekimlerinin yoğunluğu nedeniyle Birdman veya Cahilliğin Umulmayan Erdemi’ni (Birdman or (The Unexpected Virtue of Ignorance)) çekti.

John Fitzgerald rolünü en başta Sean Penn oynayacaktı fakat takvim sıkışıklığı nedeniyle yerini Tom Hardy’e bıraktı.

Tom Hardy esinlenmek için, Müfreze’deki (Platoon) Tom Berenger’i izledi.

Pawnee adamın boynuna asılan ve üzerinde “Hepimiz vahşiyiz” yazısı, Stephen Brumwell’in White Devil: A True Story of War, Savagery And Vengeance in Colonial America kitabında, 1860’da Illinois sınırında Kanadalı bir kürk tüccarı tarafından ağaca kazındığı belirtiliyor.

İlk kez bir filmde rol alan Arthur Redcloud (Hikuc) gerçekte Texas’da benzin taşımacılığı yapan bir kamyon şoförü.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Glass’ın sonu filmde muğlak olarak bırakılmış olsa da gerçekte Glass, 10 yıl daha yaşadı ve Yellowstone nehri kıyısında Arikara’ların saldırısı sonucu öldürüldü.

Ayı tarafından saldırıya uğrayan gerçek Hugh Glass iki arkadaşı tarafından yazın ortasında ölüme terk edildi. Oğlu öldürülmedi ve onu ölüme terk eden iki arkadaşından intikam almak yerine onları affetti.

Filmde ayı saldırısından sonra Glass’ın ayağı yerine oturtulsa da gerçekte ayı Glass’ın sağ kalça kemiği eklemini kırdı. Glass, Fitzgerald ve Bridger tarafından ölüme terk edildikten sonra kendi ayağını kendisi yerine oturttu. Yazın, 6 hafta boyunca sürünerek Güney Dakota’da yaklaşık 200 mil yol aldı. Yolculuğunun sonuna kadar hiç ayağı üstünde duramadı bu yüzden Fort Kiowa’ya kadar sürünerek ya da yüzerek ilerledi. Bridger ve Fitzgerald’ı aramaya çıkmadan önce birkaç ay orada dinlendi ve tedavi gördü. Yolculuğu sırasında sadece bir tane Kiowa Kızılderili’si ona yardım etti ve giymesi için ayı kürkü dikti.  Glass, kendisine saldırmalarından korktuğu için bizonu avlamış olan kurtlara taş atarak onları kendisinden uzakta tutmaya çalıştı. Sonrasında bizondan geriye kalan ilik dâhil yiyebileceği her şeyi yedi. Bridger ve Fitzgerald onu ölüme terk ederken her şeyi yanlarına aldıkları için boğazını barutla dağladığı sahne gerçekte yaşanmadı. Yolculuğu sırasında çalılık meyveleri ve kolayca yutabilmek için nehir kenarında ıslatıp ezdiği bitki köklerini yedi. En büyük şansı Lakota Sioux’larıyla çok fazla zaman geçirdiği için hangi meyve ve kökleri yiyebileceğini bilmesiydi.

Glass kasabaya geri döndükten sonra, kendisini ölüme terk eden Bridger ve Fitzgerald’ı affetmesinin birçok nedeni var. Glass, sonraları çok meşhur bir avcı olan Bridger’ı genç olduğu ve Fitzgerald tarafından kandırıldığı için bizzat affetti. Fitzgerald’ı affetmesi için ise iki tane sebep vardı. Birincisi; Fitzgerald aktif bir Kuzeyli Birlik askeriydi ve ancak asılarak ölümle cezalandırılabilirdi. İkincisi; Fitzgerald’ın kendisinden aldığı silahı talep etti ve geri aldı. O an, Fitzgerald’la konuşmayı reddetti ve silahı aldıktan sonra uzaklaştı.

Ayı ile dövüştüğü sahnede Glass, ayıyı sol tarafından vuruyor fakat sonrasında defalarca bıçaklayarak öldürebiliyor. Filmin finalinde Glass ile Fitzgerald’ın kapıştıkları sahneden de bu olayın bir benzeri yaşanıyor. Glass önce Fitzgerald’ı sol omuzundan vuruyor fakat sonra bıçaklayarak öldürüyor.

Glass’ın ayı tarafından hırpalandığı sahnenin çekimlerinde DiCaprio’ya bağlanan kablolar çekilerek oyuncuya hareket verildi.

Star Wars: Episode VII – The Force Awakens (Yıldız Savaşları: Bölüm VII – Güç Uyanıyor)

Star Wars Episode VII - The Force Awakens (Star Wars Bolum VII - Guc Uyaniyor)

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 131

TÜR: Aksiyon, Macera, Fantezi. SÜRE: 135 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 2015. imdb: 8,4. rottentomatoes: %93.

Yıldız Savaşları efsanesinin son halkası olan Yıldız Savaşları: Bölüm VII – Güç Uyanıyor, her şeyden önce üç boyutlu olmasıyla, konusuyla, anlatımıyla ve eğlenceli üslubuyla oldukça başarılı bir macera fantezi filmi.

Konu

Yıldız Savaşları: Bölüm VI – Jedi’ın Dönüşü’ün yaklaşık 30 yıl sonrasında geçen film, İlk Düzen’den kaçan Stormtrooper Finn “FN-2187”nin (John Boyega) Rey (Daisy Ridley), Han Solo (Harrison Ford), Prensen Leia (Carrie Fisher) ve Asi Birliği’yle birlikte karşılarına çıkan, Galaktik İmparatorluk soyundan gelen Kylo Ren (Adam Driver) ve İlk Düzen ile savaşarak Luke Skywalker’ı (Mark Hamill) aramaya çalışmalarıdır.

Hakkında

George Lucas’ın yarattığı karakterleri temel alarak, Lawrence Kasdan, J.J. Abrams ve Michael Arndt’ın senaryosunu yazdığı Yıldız Savaşları: Bölüm VII – Güç Uyanıyor’un yönetmen koltuğunda J.J. Abrams oturuyor.

5 dalda Oscar ve 4 dalda BAFTA ödüllerine aday gösterilen yapım, BAFTA’da En İyi Görsel Efekt ödülünün sahibi oldu.

200 milyon dolar bütçesi olan film, 2,04 milyar dolar gişe hasılatı elde etti.

Güç Uyanıyor, 8,4 ortalama puanı ile imdb’nin en iyi 250 film listesinde üst sıralarda yer alıyor.

Ivır Zıvır

Mark Hamill ve John Boyega, kanser teşhisi kotulan ve yaşam mücadelesi veren Yıldız Savaşları fanı Daniel Fleetwood’in filmi gösterime girmeden önce izleyebilmesi için yönetmen J.J. Abrams’la görüştüler ve onu ikna etmeyi başardılar. Disney’in izniyle Fleetwood, filmi evinde izledi ve 10 Kasım 2015’de hayata gözlerini yumdu.

Mark Hamill, George Lucas’ın bir yemek sonrası kendisine sakin bir şekilde, Yıldız Savaşları’nın yeni üçlemesinin Disney tarafından yapılacağını ve rol almak istememesi durumunda Luke Skywalker karakterinin senaryodan çıkarılacağını söylediğini, kendisinin de teklifi derhal kabul ettiğini ama rol için heyecanlı görünmemek adına sakin davrandığını söyledi.

Lucasfilm başkanı Kathleen Kennedy, Han Solo (Harrison Ford) ve Chewbacca’nın (Peter Mayhew) Yıldız Savaşları’nın en önemli figürlerinden Millennium Falcon setine ayak bastığı an, içeride bulunan yaklaşık 200 kişinin sessizliğe büründüğünü ifade etti.

Yıldız Savaşları VII, müziklerini Michael Giacchino’nun bestelemediği ilk J. J. Abrams filmi oldu. Filmin sonundaki kredi bölümünde adı stormtrooperlardan biri olarak geçen Giacchino bir röportajında konuyla alakalı olarak, Yıldız Savaşları filminde kendisinden çok John Williams’ın müziğini duymayı tercih edeceğini ifade etti.

2014 yazında Harrison Ford, Millennium Falcon’un kapısında ayak bileğinden sakatladı. Aynı gün Ford’a yardım etmek isteyen J. J. Abrams da belinden sakatlandı.

Yeni bir Yıldız Savaşları filmi çekileceği resmi olarak duyurulduktan sonra Kathleen Kennedy yönetmenlik konusunda J.J. Abrams ile yaklaşık bir ay süren bir görüşme yaptı. Bu görüşmeler sırasında Abrams’ın en büyük kaygısı projenin büyüklüğü ve kültürel değeriydi.

John Boyega, rolü alamayacağı korkusu yüzünden çok gergindi. Bu yüzden ekip fotosu çekilip resmi olarak yayınlanana kadar ailesine hiçbir şey söylemedi.

2013 yazında, Carrie Fisher (Prenses Leila) ve Mark Hamill’in (Luke Skywalker) rollerine hazırlanmak için diyet, egzersiz ve rol eğitimlerine başladıkları duyuruldu.

Oscar Isaac (Poe Dameron) kadroya girdikten sonra yönetmen Abrams’a amcasının büyük bir Yıldız Savaşları fanı olduğunu söyledi. Yönetmen, oyuncunun amcasının seti gezmesine izin verdi ve her ikisi için de sürpriz olacak bir şekilde, Isaac’ın amcasına istemesi halinde ekstralardan biri olarak filmde yer alabileceğini söyledi. Amcası hiç düşünmeden teklifi kabul etti.

Projenin gizliliği nedeniyle birçok oyuncu filmde oynayacakları bölümle ilgili çok az şey biliyorlardı. Domhnall Gleeson, rol testine girmeden sadece bir gün önce ilgili bölümü öğrenebildi. Oscar Isaac ise, rol testinden sadece birkaç saat önce bölümden haberdar oldu.

Oscar Isaac’ın canlandırdığı Poe Dameron soyadını, J. J. Abrams’ın eski asistanı Morgan Dameron’dan ve adını kızının oyuncak pandasının adı olan Poe’dan aldı.

Birçok eski Yıldız Savaşları oyuncusu filmde yer alırken R2-D2’yu canlandıran Kenny Baker oyuncu kadrosunda yer almadı. Ama R2-D2 danışmanı olarak projede görev aldı.

Conan O’Brien, J.J. Abrams’a filmde “Jub jub” repliğini kullanmasını önerdi. O da kabul etti ve replik filmin başında Luggabeast tarafından kullanıldı.

Daisy Ridley bir röportajında, çekimlerin ilk gününde istenildiği gibi oynamayacağı korkusuyla adeta taş kesildiğini ve yönetmen Abrams’ın performansıyla ilgili olarak “ruhsuz” dediğini bu yüzden çok kötü hissettiğini, nefes alamadığını ve hatta ölmek istediğini söyledi.

Yapım, dünya genelinde en iyi açılış ve en hızlı 1 milyar dolar hasılata ulaşmak gibi birçok gişe hasılatı rekorunu yerle bir etti.

Yapım, IMAX’te gösterime giren ikinci Yıldız Savaşları filmi olsa da, çekimlerinde IMAX kamera kullanılan serinin ilk filmi oldu.

General Hux’ın (Domhnall Gleeson) giydiği üniforma modellenirken, Nazi ve bazı denizci üniformalarından esinlenildi.

Finn’in gördüğünde şaşırdığı satranç masası, 1977’deki ilk Yıldız Savaşları filminde de yer almıştı. Chewbacca ile R2-D2 satranç oynuyorlardı.

Simon Pegg bir röportajında, kızıyla seti ziyaretleri sırasında çekim ekibinin uzaktan kumandayla kontrol ettiği BB-8 droid ile kızının çok iyi arkadaşlık ettiklerini söyledi.

Filmin youtube’da yayınlanan ikinci teaserı, ilk 24 saat dolmadan 20 milyon izleme sayısını aştı.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Daniel Craig, Rey’in kelepçelerini çözdürmek için Jedi zekâ oyunu yaptığı Stormtrooper JB-007’i canlandırdı.

Serinin ilk 6 filminde de olduğu gibi yine final sahnesinde hiçbir replik yer almadı.

Mark Hamill filmin pazarlama ve tanıtım aşamasında yer almadı. Ne afişte ne de fragmanda bulunmadı.

İlk Düzen’in ölümcül silahlarının ismi olan “Starkiller”, George Lucas’ın yazdığı Yıldız Savaşları’nın ilk halinde Luke Skywalker’ın soyadıydı.

Luke Skywalker’ın ışın kılıcının içinde bulunduğu sandık, Obi Wan Kenobi’nin ilk Yıldız Savaşları filminde Luke’a ışın kılıcını verirken kullandığı sandıkla aynı.

C-3PO ve R2-D2, 7 filmde de yer aldılar.

Filmin final sahnesinde Luke, Anakin’in Yıldız Savaşları: Bölüm I – Gizli Tehlike’de Anakin’in Padme’ye armağan ettiği kolyeyi takıyor.

Hiçbir karakterin ışın kılıçlarıyla uzuvlarını kaybetmediği serinin ilk filmi.

Inside Out (Ters Yüz)

Inside Out aka Ters Yuz

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 142

TÜR: Animasyon, Macera, Komedi. SÜRE: 94 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 2015. imdb: 8,3. rottentomatoes: %98.

Pixar’ın insan duygularına odaklandığı Ters Yüz, konusu, anlatımı ve karakterleriyle oldukça başarılı bir komedi macera animasyon filmi.

Konu

Kırsal kesimde ailesiyle beraber yaşayan Riley hayatından çok mutludur. Fakat bir gün babasının işi nedeniyle San Francisco’ya taşınmak zorunda kalırlar. Şehirdeki hayatına alışmak zorunda olan Riley’in beynindeki duygu merkezinde yaşayan Neşe, Öfke, Korku, Tiksinti ve Üzüntü, Riley’in duygu ve davranışlarında büyük pay sahibidir. Özellikle her şeyin mükemmel olmasını isteyen Neşe çoğunlukla her işe önderlik eder ve Üzüntü’nün Riley’in duygularını etkilemesine izin vermez.

Hakkında

Pete Docter ve Ronnie Del Carmen’in hikâyesini yazdığı ve Pete Docter, Meg LeFauve ve Josh Cooley’in uyarladığı Ters Yüz’ün yönetmen koltuğunda Pete Docter ve Ronnie Del Carmen oturuyor.

Yapım, Oscar, Altın Küre ve BAFTA’da En İyi Animasyon ödülünün sahibi oldu.

8,3 ortalama puanı ile imdb’nin en iyi 250 filminden biri olan Animasyon, aynı zamanda rottentomatoes’in de en iyi 100 film listesinde yer alıyor.

175 milyon dolar bütçesi olan yapım 851 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Riley’in aklındaki hafıza toplarının bazılarında Pixar filmlerinden sahneler yer alıyor. Bunlardan biri de Yukarı Bak’ta (Up) Carl ve Ellie’nin düğün sahneleri.

Yönetmen Pete Docter, her bir duygunun formunu oluştururken bir objeden yararlandıklarını ifade etti. Buna göre; Neşe’nin yıldızdan, Üzüntü’nün göz damlasından, Öfke’nin yanan bir tuğladan, Korku’nun doku sinirinden ve Tiksinti’nin brokoliden faydalanarak formalarının yaratıldığını söyledi ve ayrıca brokoliyi çok sevdiğini ifade etti.

Yazarlar 27 farklı duygu hali belirlediler fakat anlatımda kafa karıştırmamak adına bunlardan beş tanesini kullanmaya karar verdiler. Çıkartılmasına karar verilen duygulardan bazıları; şaşkınlık, güven ve gururdu.

Riley’in aklında olup bitenlerin bilimsel gerçeklere uygun olması için yazarlar, psikolog ve birçok dalda uzmandan görüş aldılar.

Riley’in sınıfındaki (No. A113) haritanın üstünde yer alan raptiyeler, Pixar filmlerinin geçtiği yerleri gösteriyor.

Üretim tasarımcısı Ralph Eggleston animasyon için 5,5 yıl boyunca çalıştı. Bu süre sanatçının bir film için harcadığı en uzun süre.

Neşe ve Üzüntü’nün “Hayal gücü bölümü”nden geçerken görünen “beni bul” adlı masa oyununda Pixar’ın ünlü Nemo karakterini görebilirsiniz.

Yeni yürümeye başlayan Riley’in sesi, Sevimli Canavarlar’da (Monsters, Inc.) Boo’yu seslendiren Mary Gibbs’in sesinde oynamalar yapılarak oluşturuldu. Kredilendirme bölümünde ufak oyuncunun adı “ek sesler” başlığı altında listelendi.

Filmin yayınlandığı ülkeye göre, Riley’in babasının hayale daldığı anda bir hokey maçı ya da bir futbol maçı ekrana geliyor.

Dergi kapağında Aşçı Fare’deki (Ratatouille / Ratatuy) Colette Tatou karakteri yer alıyor.

Animasyonda yer alan “Yeast of Eden” adındaki pizzacı için Pixar Stüdyosunun yakınlarında yer alan bir fırından esinlenildi. Fırın her gün sadece bir çeşit pizza çıkartıyor ve bunlardan birinde brokoli kullanılıyor.

Animasyonun yapım aşamasını çok fazla zorlayacağı düşünülerek en başta sadece Neşe’nin baloncuklu bir şekilde yaratılması düşünülüyordu. Fakat 8 ayın ardından işlemin çok pahalıya mal olduğu düşünülerek fikir rafa kalktı. Pixar’ın Kreatif Başkanı John Lasseter, baloncuklu yapıyı görünce çok beğendi ve tüm karakterlere uygulanmasını istedi. Üretim tasarımcısı Ralph Eggleston bu konuda, “üretim sürecindeki zorluklar ya da yüksek maliyetten ötürü projenin yere çakıldığını duyabilirdiniz ama her şey iyi gitti ve ekip bir yolunu bulup işi başardı” dedi.

Animasyon yayınlandığında 16 yaşında olan Kaitlyn Dias, Riley’i seslendirmeye başladığında 11 yaşındaydı. Ergenlik çağında sesi değiştiği için, yapım sürecinin ilerleyen kısımlarında sesini daha genç göstermek için ayarlamalar yapmak zorunda kaldı.

Pete Docter animasyon fikrini, kızının büyürken yaşadığı çalkantılı dönemi izlerken buldu.

Beyindeki kontrol konsolunun orta bölümünün tepesinde yer alan Mickey şeklindeki üç buton, tüm Disney filmlerinde yer alan “gizli Mickey” simgesi.

Jurassic World’ün büyük başarısı nedeniyle Ters Yüz, Kuzey Amerika’da yayınlandığı ilk hafta en çok gişe hasılatı elde eden ikinci film oldu. Daha önce yayınlanan tüm Pixar filmleri gösterimlerinin ilk haftasında ilk sırada yer almışlardı. Fakat buna rağmen film Oyuncak Hikâyesi 3’ten (Toy Story 3) sonra en çok ilk hafta gişe hasılatı elde eden ikinci Pixar yapımı olmayı başardı. Ters Yüz, gösteriminin üçüncü haftasında bir numaraya yerleşti.

Riley’in ana duygusu Neşe, annesininki Üzüntü ve babasının ki Öfke.

Animasyonun Cannes’da yapılan ilk gösteriminde yaklaşık 8 dakika ayakta alkışlandı.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Yönetmen Pete Docter, Bing Bong’u seslendiren Richard Kind’in, “Benim için onu Ay’a götür, olur mu?” repliğini söylerken gerçekten ağladığını ifade etti.

Filmin tanıtımında Bing Bong’un neden kullanılmadığı sorularına yönetmen Docter, “Onun izleyiciler için sürpriz olmasını istedik çünkü bir film yapımcısı olarak herhangi bir fragmanı izleyince her şeyi öğreniyor olmaktan nefret ediyorum” dedi.

Üzüntü tüm animasyon süresince duygulardan sadece Neşe ile etkileşim halinde.

Filmin başında Riley’in hafıza balonları tek renkliyken, filmin sonunda karışık renklerde oldukları görülüyor. Bu da Riley’in artık ergenlik çağına eriştiğini bir göstergesi.

The Martian (Marslı)

The Martian aka Marsli

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 121

TÜR: Macera, Drama, Bilim Kurgu. SÜRE: 144 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 2015. imdb: 8,1 rottentomatoes: %92.

Sınırlı yiyecek ve ekipmanla Mars’ta tek başına kalan bir astronotun yaşadıklarını anlatan Marslı, başarılı konusu ve görselliğiyle Ridley Scott imzası taşıyan başarılı bir bilim kurgu filmi.

Konu

2035 yılında Marsta araştırma görevinde bulunan Ares III ekibi, yakalandıkları şiddetli fırtına yüzünden görevi iptal edip dünyaya dönmeye karar verirler. Botanikçi Mark Watney (Matt Damon) fırtına sırasında ekipmanlardan birinden kopan parçanın kendine çarpması sonucu gözden kaybolur. Ekip üyeleri bir süre bekledikten sonra öldüğünü düşünerek dünyaya doğru hareket ederler. Fakat Watney mucize eseri hayatta kalmıştır.

Hakkında

Andy Weir’in aynı adlı romanından Drew Goddard tarafından uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Ridley Scott oturuyor.

Altın Küre’de En iyi Film (Komedi veya Müzikal), En iyi Erkek Oyuncu (Komedi veya Müzikal) ödüllerinin sahibi olan yapım yapım 7 dalda Oscar’a aday gösterildi.

108 milyon dolar bütçesi olan yapım 624 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Film, 8,1 ortalama puanı ile imdb’nin en iyi 250 filmi arasında yer alıyor.

Ivır Zıvır

Filmin uyarlandığı romanın yazarı Andy Weir, kitabı ilk önce kişisel blogunda yayınladı. Çok sayıda okuyucudan romanın indirilebilir bir halini yayınlaması isteği alan Weir, kitabı minimum ücret olan 0,99 dolardan Amazon’a koydu.

Ridley Scott, Matt Damon’un tekli sahne çekimlerinin hiç ara vermeden 5 haftada yapıldığını ve oyuncunun çekim planından çıkartıldığını söyledi. Bu yüzden Damon, birçok başrol oyuncusunu filmin promosyon çalışmalarında gördü.

Film, kırmızı renkteki çölü nedeniyle Ürdün’ün Ay Vadisi (The Valley of the Moon) olarak da bilinen Wadi Rum’da çekildi. Yine Marsı konu alan 2000 yapımı Kırmızı Gezegen (Red Planet) de burada çekilmişti.

Uzayın görünüşü, uzay yolculuğu ve özellikle Mars konusunda NASA’dan görüş alındı.

Matt Damon karakterinin aşırı derecede zayıfladığı sahneler için kilo vermeyi önerdi fakat yönetmen Ridley Scott buna karşı çıktı ve ilgili sahnelerde vücut dublörü kullanıldı.

Stüdyoda gerçek bir patates çiftliği kuruldu ve büyümelerinin tüm aşamaları filmde kullanıldı.

Filmde Watney’in GPS ve pusulası olmadan (Mars’da yer çekimi olmadığı için pusula kullanılmıyor) yönünü nasıl tayin ettiği anlatılmıyor. Kitapta Watney’in Mars’ın iki uydusundan biri olan Phobos’un konumuna göre yönünü tayin ettiği anlatılıyor.

Beth’in Beck’e dikkatli olmasını söyledikten sonra ağzından dökülen ve yarım kalan “uzayda” repliği, Ridley Scott’ın Yaratık (Alien) filmindeki meşhur “uzayda senin çığlığını kimse duymaz” repliğine bir gönderme.

Filmin Amerika’da yayınlanmasından 4 gün önce NASA, Mars’ta sıcak aylarda akan tuzlu su bulunduğuna dair çok güçlü kanıtlara ulaşıldığını duyurdu.

Filmde Mark Watney’in sadece botanik doktorası yaptığından bahsedilse de, kitapta hem botanik hem de makine mühendisliği konusunda master yaptığı anlatılıyor. Aslında bu da, filmde Watney’in mühendislik çalışmalarına yatkınlığının sebebini ortaya koyuyor.

Marsta yapılan görevin adı olan Ares Yunan mitolojisinde savaş tanrısının adı. Roma mitolojisinde savaş tanrısının adı ise Mars. Dünya ile Mars arasında yolcu taşıyan uzay gemisinin adı olan Hermes de Yunan mitolojisinde Zeus’a haber taşıyan tanrının adı.

Filmde sol olarak tanımlanan Marstaki bir gün, dünyadaki 1 günden yaklaşık 43 dakika daha fazla.

İlk başlarda filmin uyarlamasını yapan Drew Goddard aynı zamanda yönetmen koltuğuna da oturacaktı fakat Belalı Altılı (The Sinister Six) filmini çekmek için yönetmenlikten vazgeçti. Sonrasında senaryoyu okuyan Ridley Scott, Prometheus’un devam filmini yapma fikri yerine Marslıyı çekmeye karar verdi.

Film için 20 tane sahne inşa edildi. Yönetmen Scott’ın, Exodus: Tanrilar ve Krallar (Exodus: Gods and Kings) için 70 ve Amerikan Gangsteri (American Gangster) için 100’den fazla set kullandığı düşünülürse rakam düşük gelebilir ama bunların teknik açıdan daha gelişmiş oldukları bir gerçek.

Mars’ın panaromik görüntülerinden birinde ekrana, Güneş Sistemi’de bilinen en yüksek volkan ve dağı olan Olympus Mons geliyor. Olympus Mons yaklaşık olarak Everest’ten 3 kat daha büyük.

Filmde işlenen Marsa yolculuk fikri doğrudan NASA’nın gelecekte yapmayı planladığı Mars yolculuğundan esinlenildi.

Filmin çekimleri 70 günde yapıldı.

Uzay giysileri dâhil, Prometheus için yapılan araştırmaların birçoğu bu filmde kullanıldı.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

NASA ve Watney’in ilk kez iletişim kurdukları sahnede Watney bol küfürlü bir dil kullanıyor. NASA yetkilileri de yazışmaları herkes gördüğü için kelimelerine dikkat etmesini istiyorlar. Sonrasında yazılanlar filmde kullanılmıyor ama kitapta Watney, “Look! A pair of boobs! -> (.Y.)” Bak bir çift meme! -> (.Y.) yazıyor.

Andy Weir, uzay gemisinin dünyada ve marstaki ulaşma zamanını tam olarak hesaplayabilmek için bir bilgisayar yazılımı kodladı.

Filmin sonunda Watney’in uzay boşluğunda hareket sağlamak için elbisesini deldiği sahne, kitapta sadece bir fikir olarak Watney tarafından söyleniyor ama komutan Lewis tarafından kabul edilmiyor.

Kitapta Watney kurtarıldıktan sonra, “bu olay bir Hollywood filminde olsaydı tüm ekip hava geçirmez odada toplanır ve ‘çak bir beşlik’ yaparlardı” diyor. Bu sahne gerçekten de filmde kullanılıyor.

Kitapta Mark Watney’nin Ares 4’e yolculuğu daha çetrefilli bir şekilde ilerliyor. Mesela kum fırtınasına yakalanıyor ve güneş panelleri etkileniyor.

Kitapta Watney’i Beck kurtarıyor ama filmde Lewis.

Stand By Me (Benimle Kal)

Stand by Me aka Benimle Kal

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 119

TÜR: Macera, Dram. SÜRE: 89 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 1986. imdb: 8,1. rottentomatoes: %91.

Ben E. King’in efsanevi Stand By Me şarkısıyla aynı adı taşıyan ve onun kadar samimi bir dille, ufak bir kasabada yaşayan 4 çocuğun hayatlarından iki günü beyaz perdeye aktaran Benimle Kal, oldukça başarılı bir macera drama filmi.

Konu

Abisinin (John Cusack) ölümünden sonra ailesi tarafından umursanmayan Gordie (Wil Wheaton), suçlu ve alkolik ailesinden dolayı hor görülen Chris (Rive Phoenix), babası tarafından şiddet uygulanan Teddy (Corey Feldman) ve şişman, korkak bir çocuk olan Vern (Jerry O’Connell), kendilerini kanıtlamak için kasabanın 30 km uzağında olduğunu düşündükleri ve polis tarafından aranan bir çocuk cesedini bulmak için yola çıkarlar.

Hakkında

Stephen King’in Vücut isimli kısa romanından Raynold Gideon ve Bruce A. Evans tarafından uyarlanan Benimle Kal’ın yönetmen koltuğunda Rob Reiner oturuyor.

Film, En iyi Senaryo dalında Oscar, En iyi Film ve En İyi Yönetmen dallarında Altın Küre’de ödüle aday gösterildi.

Yapım, 8,1 ortalama puanı ile imdb’nin en iyi 250 film listesinde yer alıyor.

8 milyon dolar bütçesi olan Benimle Kal, 52 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Kiefer Sutherland bir röportajında, filmin çekildiği yerlerden birinde düzenlenen Rönesans Panayırına çekim ekibi ve oyuncularla birlikte katıldıklarını ve kurabiye satın aldıklarını, 2 saat sonra Jerry O’Connell’i parkın bir yerinde kafası iyi bir şekilde ağlarken bulduklarını. O an kurabiyelerin esrarlı olduğunu fark ettiklerini söyledi.

Chris’i canlandıran River Phoenix, 1993 yılında 23 yaşındayken aşırı doz uyuşturucu almaktan hayatını kaybettiği için Vampirle Görüşme (Interview with the Vampire: The Vampire Chronicles) filminde canlandıracağı Daniel rolünü Christian Slater oynadı. Slater, filmden kazandığı 250 bin doları Phonix’in grubuyla birlikte destek olmak için sahneye çıktığı ve yardımlarda bulunduğu iki hayır kuruluşuna bağışladı.

Çocukların içine düştükleri gölcük sahnesi, gerçek bir su birikintisinin içinde tam olarak ne olacağının bilinemeyeceği ve çocukların güvenliği düşünülerek orman içinde hazırlanan bir havuzda çekildi. Corey Feldman bir röportajında, ormanlık bölgede bulunan havuzu haziran ayında suyla doldurduklarını ama çekimin ağustosta yapıldığını, işin komik yanının ise çekim sırasında, 3 ay boyunca kendi halinde kalan havuzun içinde ne olduğunu tam olarak bilmemeleri olduğunu söyledi.

Ciddi bir sigara karşıtı olan Rob Reiner’ın ısrarı ile çocukların çekimlerde içtikleri sigaralar lahana yapraklarından yapıldılar.

Corey Feldman ve yönetmen Rob Reiner, Stephen King’in romanında tanımladığı Teddy Duchamp’ın gülüşüne en uygun kahkahayı bulmak için 30 farklı kahkaha denediler.

Gordie ve Chris’in koşu yarışması yaptıkları sahnede Chris, Gordie’yi geçiyor. Ama aslında gerçekte Wil Wheaton, River Phoenix’den daha iyi bir koşucuydu ama senaryo gereği yavaş koştu ve Phoenix’in onu geçmesine izin verdi.

Columbia Picture, bir seks filmini, bir vücut geliştirme filmini ya da başka bir Stephen King korku filmini çağrıştıracağı endişesiyle filmin uyarlandığı romanın adı olan Vücut’u film adı olarak kullanmamaya karar verdiler. Yönetmen Rob Reiner’in önerisiyle filmin adı Benimle Kal oldu.

Stephen King, çocukken sülük sahnesinin başına geldiğini söyledi.

Filmin adını taşıyan ve 1961’de piyasaya sürüldüğünde müzik listelerinde uzun süre bir numara olan Ben E. King’in Stand By Me şarkısı filmle birlikte 1986 yılında yeniden yayınlandı. Amerika’da 4 ve İngiltere’de 27. dıraya kadar yükselen şarkı, bir yıl sonra Levi’s pantolonları için bir kere daha kullanıldığında İngiltere Single listesinde bir numaraya kadar çıkmayı başardı.

River Phoenix, Corey Feldman, Wil Wheaton ve Jerry O’Connell, çekim süresince kaldıkları otelde bol bol yaramazlık yaptılar. Havuz alanındaki tüm eşyaları havuza atmak ve Phoenix’in bilmeden Kiefer Sutherland’in arabasını çamurla kaplaması yaramazlıklardan birkaçıydı.

Corey Feldman birçok röportajda, oynadığı Teddy karakterinin, canlandırdığı tüm karakterler içinde, o zamanki gerçek karakterine ve hayatına en yakını olduğunu söyledi.

Jerry O’Connell 11 yaşında bir çocuk olarak küfretmesine izin verildiği için repliklerini çalışırken çok şaşırıyordu.

Verne’ün ağaç kulüp evine girmek isterken parolayı hatırlayamaması fikri, karakteri daha aciz bir şekilde resmetmek için, çekim günü Will Wheaton, River Phoenix ve Corey Feldman’in geliştirdikleri ortak bir fikirdi.

Rob Reiner, Stephen King için filmin özel bir gösterimi yaptıktan sonra ünlü yazarın titrediğini ve hiç konuşmadığını fark etti. King bir süre sonra odayı terk etti ama sonrasında geri geldi ve yönetmene, bugüne kadar sinemaya uyarılmış en iyi çalışması olduğunu söyledi.

Çekim dışında karakterlerinde kalmaları için Kiefer Sutherland, 4 küçük oyuncuya sürekli sataşıp durdu.

Filmin uyarlandığı Vücut’un (The Body) yer aldığı Stephen King’in kısa hikâyelerini barındıran Farklı Mevsimler (Different Seasons) kitabı, Esaretin Bedeli’nin (The Shawshank Redemption) uyarlandığı kısa hikâyeyi de içeriyor.

Kitabın ve filmde bahsi geçen kasaba olan Castle Rock, sonraları yönetmen Rob Reiner’ın yapım şirketine adını verdi.

River Phoenix normalde Gordie karakteri için rol testine girdi ama yönetmen Rob Reiner onun Chris Chambers karakteri için daha uygun olacağına karar verdi.

Rob Reiner pasta yeme sahnesinden ötürü çok büyük rahatsızlık duyuyordu. Çünkü Gordie’nin Stephen King gibi doğaüstü olayları ve korku hikâyeleri anlatan bir yazar olmasını gerektiğini düşünüyordu. Fakat sonradan Gordie’nin 12 yaşında bir çocuk olduğuna ve anlattığı hikâyenin de o yaşa uygun olması gerektiğine karar verip pasta yeme sahnesini kullanmaya karar verdi ve izleyici tepkilerinden doğru karar verdiğini anladı.

Chris’in (River Phoenix) Gordie ile buluştuğu ve ona silahını gösterdiği sahnede Chris’i bırakan kamyoneti Phoenix’in bir arkadaşı sürüyordu ve yan koltukta oturan gerçek annesiydi.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Gordie ve Vern’ün trenden kaçtıkları sahnenin çekimleri sırasında Wil Wheaton ve Jerry O’Connell yeterince korkmuş görünmüyorlardı. Yönetmen Rob Reiner, hayal kırıklığına uğramış bir şekilde onlara bağırmaya başladığı an her iki ufak oyuncu da ağlamaya başladılar ve filmde o anlar kullanıldı.

Oyuncuların gerçek tepkilerini yakalamak adına, çekim günün kadar, 4 küçük oyuncunun, rayların yakınlarında ölü bulunan Ray Brower’ı canlandıran Kent W. Luttrell’ı görmesine izin vermediler.

Filmin sonunda Chris’in avukat olduktan sonra bir kavgayı ayırmak isterken öldürüldüğünü ve diğer 3 arkadaşın yaşadıklarını öğreniyoruz. İlginçtir ki, Chris’i canlandıran River Phoenix 1993 yılında yüksek doz uyuşturucudan ötürü hayatını kaybetti. Diğer 3 oyuncu ise kariyerlerine devam ediyorlar.

Ben E. King – Stand by Me (Film için çekilen 1986 video klibi)

Pennywise – Stand by Me (Punk versiyonu)

Terminator 2: Judgment Day (Terminatör 2: Kıyamet Günü)

Terminator 2-Judgment Day aka Terminator 2-Kiyamet Gunu

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 123

TÜR: Aksiyon, Bilim Kurgu. SÜRE: 137 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 1991. imdb: 8,5 rottentomatoes: %93.

Görsel efekt konusunda ve bilim kurgu filmleri tarihinde çığır açan Terminatör 2: Mahşer Günü, ciddi konusu, kusursuz anlatımı, nefis oyunculukları, ilgi çekici müzikleri ve elbette hayranlık uyandırıcı görsel efektleriyle şahane bir bilim kurgu aksiyon filmi.

Guns N’ Roses imzası taşıyan You Could Be Mine ve George Thorogood imzası taşıyan Bad To The Bone filmin nefis müziklerinden.

Konu

1997 Ağustos’unda yaşanan ve 3 milyarı aşkın insanın ölümüne neden olan olayın üstünden yıllar geçmiş ve 2029 yılına gelinmiştir. John Connor (Michael Edwards) makinelere karşı insan direnişinin lideri konumundadır. Makineler onu yok etmek için, 2029 yılından geçmişe T-1000 model bir cıva robot (Robert Patrick) gönderirler. İnsanlar da, John’u (Edward Furlong) korumak için bir Terminatör (Arnold Schwarzenegger) gönderirler.

Hakkında

Terminatör 2: Mahşer Günü’nü James Cameron ve William Wisher Jr. yazdı ve yönetmen koltuğuna Cameron oturdu.

Yapım, ses ve efekt dallarında 4 Oscar ve 2 BAFTA ödülünün sahibi oldu. Ayrıca MTV Sinema ödüllerinden, En İyi Film, En İyi Kadın Oyuncu (Linda Hamilton), En iyi Erkek Oyuncu (Arnold Schwarzenegger), En İyi Yeni Çıkış (Edward Furlong), En Çok Arzulanan Kadın (Linda Hamilton) ve En İyi Aksiyon Sahnesi (Los Angeles otoban kovalama sahnesi) kategorilerinde ödüllerin sahibi oldu.

8,5 ortalama puanı ile Mahşer Günü, imdb’nin en iyi 250 film listesinin üst sıralarında yer alıyor.

94 milyon dolar bütçesi olan film, 520 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Terminatör’ün motosikletli kovalama sahnesi için Arnold Schwarzenegger, tüfeği tek hamlede kurmaya çalışırken birçok kez elini ve parmağını silahın mekanizmasına sıkıştırdı. Bu harekette ustalaştıktan sonra bir yandan da Harley’i tam anlamıyla kontrol etmesi ve ileri doğru net bir şekilde bakması gerekiyordu. En kusursuz sahneyi çekebilmek için oyuncu haftalarca çalıştı.

“Motosikletçi barı” sahnesindeki kadınların tepkileri, kamera ve ışıklara rağmen gerçekti. Çünkü Schwarzenegger üzerinde sadece iç çamaşırıyla sette duruyordu ve kadınlar “ne oluyor?” diye yüksek sesle söyleniyorlardı. Schwarzenegger, “erkek striptiz gecesi” diye onlara cevap verdi.

Robert Patrick, T-1000’in kafa hareketleri için Kel Kartal’ın kafa hareketlerinden esinlendi.

Filmin en kült anlarından biri olan “Hasta la vista, baby” repliğinin nükteci formunu korumak adına İspanya’da “Sayonara, baby” olarak seslendirildi.

James Cameron, “motosikletçi barı” sahnesinin çekimlerinin, 1992 Los Angeles olaylarının patlak vermesine sebep olan, Afrika kökenli Rodney King’in polislerle linç edildiği sokağın karşısında yapılmadığını ama aynı olay gecesinde yapıldığını ifade etti.

Projenin ilk günlerinde Yok Edici / Terminatör’deki (Terminator) başrollerin değiştirilmesi ve yeniden karşı karşıya gelmeleri düşünülüyordu. Bu sebeple T-1000’i Michael Biehn canlandıracaktı. Fakat sonraları bu fikrin izleyiciler için çok kafa karıştırıcı olacağı düşünülerek düşünceden vazgeçildi.

T-1000’in Sarah’ı kopyaladığı sahnede Linda Hamilton’ın ikizi Leslie Hamilton Gearren rol aldı.

Filmin uzun yapım süresi nedeniyle, 13 yaşındaki Edward Furlong’un “büyüdüğü” net olarak görünebiliyor. Örneğin çöl sahnesinde diğer sahnelere göre oldukça ufak görünüyor. Ayrıca bazı sahne çekimlerinde sesi kalınlaşmaya başladığı için kurgu aşamasında, önceki sahnelerle eşitlemek için sesinde oynamalar yapıldı.

Görsel efekt uzamanı Stan Winston ve ekibi, Sarah’ın nükleer bomba gecesi kabusunu tam anlamıyla ekrana yansıtabilmek için günlerce çalıştılar. 1991’in sonlarına doğru, Amerika federal nükleer test laboratuvarından yetkililer sahneyi, “sinema tarihinde, nükleer bombanın etkisinin en gerçekçi sahnelendiği çalışma” olarak nitelendirdiler.

Arnold Schwarzenegger film boyunca 700 kelime kullandı ve 15 milyon dolar kazandı. Her bir kelime için 21 bin 429 dolar kazanan Schwarzenegger, kültleşen “Hasta la vista, baby” repliği karşılığında 85 bin 716 dolar kazandı.

T-1000’i canlandıran Robert Patrick, çok hızlı koşmak ve aynı zamanda yorgunluğunun ekranda belli olmaması için çok sıkı bir koşu egzersizi uyguladı.

James Cameron, Linda Hamilton’ın asansördeki silahlı çatışma sahnesinin çekim arasında çıkarttığı kulak tıpasını takmayı unuttuğu için, kulaklarından birinin kalıcı olarak duyma kaybına uğradığını söyledi.

T-1000’in beyaz ekranda göründüğü 3,5 dakikalık görsel efektini yaratmak için 36 kişi çalıştı ve 5,5 milyon dolar harcandı.

Helikopterin üstgeçittin altından geçtiği sahne gerçekten de çekildi ve pilot Charles A. Tamburro helikopteri uçurdu. Kamera ekibi yüksek riskten ötürü sahne çekimine karşı çıktılar. Bu yüzden James Cameron, kamera arabası yardımıyla sahneyi çekti.

Terminatör’ün kullandığı Minigun, Arnold Schwarzenegger’in oynadığı Av’da (Predator) da kullanılmıştı.

Linda Hamilton, tımarhane sahnesinde kullanmak için “maymuncuk” eğitimi aldı.

Cyberdyne Systems binasındaki savaş sahnesi normalde Yok Edici filminde kullanılacaktı fakat son anda Cameron sahneyi final kurgusunda çıkartmaya karar verdi. Sonraları bu kararı için büyük bir memnuniyet duyduğunu çünkü sahnenin Mahşer Günü’nün en vuruşu sahnesi olduğunu dile getirdi.

Terminatör’ün Sarah’a Miles Dyson ve Skynet’in tarihi hakkında yaptığı konuşma sahnesinde Arnold Schwarzenegger, repliğini arabanın ön camına asılan bir kâğıttan okudu.

Yapım, önceki filmi Oscar’a aday gösterilmeyen ama devam filmi Oscar kazanan ilk film oldu.

Oyun parkı rüya sahnesinde Linda Hamilton’un 20 aylık oğlu, John Connor’ın çocukluğunu canlandırdı.

Terminatör’ün hasarlı halinin makyajı ve çıkartılması yaklaşık 10 saat sürdü.

+17 yaş sınırı ile yayınlanmasına rağmen, birçok oyuncağı piyasaya sürüldü ve büyük bir satış rakamına ulaştı.

Cyberdyne binasındaki patlama sahnesinde 11 farklı kamera kullanıldı.

James Cameron, Robert Patrick’i Zor Ölüm 2’de (Die Hard 2) izledikten sonra T-1000 rolünü vermeye karar verdi.

Box Office Mojo’ya göre yapımın 102 milyon dolarlık bütçesi, sinema tarihinde 100 milyon dolar bütçeyi geçen ilk film olmasını sağladı.

Mahşer Günü, gösteriminin ilk haftasında, Yok Edici’nin gişe gelirini geçmeyi başardı.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Terminatör’ün T-1000 tarafından kapatıldıktan sonra yeniden canlandığı sahne, orijinal senaryoda yoktu. James Cameron, filmin final kurgusunu yaparken seyircinin, Terminatör’ün son sahnede nasıl hayata döndüğünü anlayamayacağı endişesiyle sahneyi çekmeye karar verdi. Cameron, Schwarzenegger’e ulaştığında, oyuncu yakın arkadaşı Bruce Willis ile Noel Tatili yapıyordu. Yarıda kesti ve çekimler için sete geri döndü.

T-800 (Terminatör) ile T-1000, birçok sahnede karşılaşsalar da yüz yüze hiç konuşmuyorlar. T-800’ün “Hasta la vista, baby” dediği sahnede T-1000 onu duymuyor çünkü donmuş durumda. Ayrıca, T-800’ün telefonda John’un sesini taklit ettiği sahnede, T-1000 de John’un üvey annesi Janelle’in sesini taklit ediyor.

Final sahnesinde Terminatör’ün “Kendimi yok edemem. Beni çeliğin içine indirmelisin” sözü kurgu aşamasında eklendi. Çünkü test gösteriminde seyirciler neden Terminatör’ün ölmek için Sarah’a ihtiyacı olduğunu anlayamamışlardı.

T-1000’in öldüğü sahnede çıkarttığı seslerde, James Cameron’ın çığlığı da kullanıldı.

Terminatör, Amerikan Film Enstitüsü’nün “en iyi 100 iyi karakter” ve “en iyi 100 kötü karakter” listesinde de yer alan tek karakter. Karakter, Terminatör filmiyle “kötü” ve Terminatör 2: Mahşer Günü filmiyle “iyi” listesinde yer alıyor. Al Pacino da her iki listede yer alıyor fakat farklı karakterlerle.

Filmin ilk tanıtım materyallerinde T-800 ile John Connor’ın yan yana fotoğrafları bulunuyordu. Bunun amacı, Terminatör’ün bu sefer iyi rolde olduğu gerçeğini gizlemekti. Bu gerçek sonraları tanıtım materyallerinde kullanıldı.

Çelik fabrikasındaki kavga sahnesinin çekimlerinde, oyuncuların yaralanmalarını engellemek için tüm set kauçuklarla kaplandı.

Guns N’ Roses – You Could Be Mine

George Thorogood – Bad To The Bone [Live – 1984]

Matrix

Matrix

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 112

TÜR: Aksiyon, Bilim Kurgu. SÜRE: 136 Dk. ÜLKE: Avustralya, Amerika. YAPIM YILI: 1999. imdb: 8,7 rottentomatoes: %87.

Kullandığı çekim teknikleriyle sinema tarihinde çığır açan ve konusuyla büyük ilgi toplayan Matrix, oldukça başarılı ve kült olmuş bir aksiyon bilim kurgu filmi.

Filmdeki fantastik sahnelerin konuyla uyum içinde sürüp gitmesi de oldukça başarılı bir ayrıntı.

Konu

Saygın bir yazılım şirketinde çalışan Thomas Anderson (Keanu Reeves), gecelerini “Neo” adı altında program kırarak ve Matrix’i araştırarak geçirir. Esrarengiz şekilde Trinity (Carrie-Anne Moss) ve Morpheus (Laurence Fishburne) ile tanışan Neo, yaşadığı dünyanın aslında beyninde gerçekleşen bir simulasyon olduğu gerçeğini öğrendikten sonra oradan kurtarılır ve Morpheus’un önderliğindeki ekibe katılır.

Hakkında

Matrix’i Wachowski Kardeşler (Andy ve Lana Wachowski) yazıp, yönetti

Yapım, ses ve efekt dallarında 4 Oscar ve 2 BAFTA ödülünün sahibi oldu.

8,7 ortalama puanı ile Matrix, imdb’nin en iyi 250 film listesinin üst sıralarında yer alıyor.

63 milyon dolar bütçesi olan film, 464 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Wachowski kardeşler, senaryo fikirleriyle Warner Bros’a geldiler ve 80 milyon dolar bütçe talep ettiler. Warner Bros, projeye tereddütle baktığı için rakamı çok buldu ama ön ödeme olarak kardeşlere 10 milyon dolar vermeye ikna oldu. Bunun üzerine Wachowski kardeşler, 10 milyon dolar harcayarak filmin giriş sahnesini çektiler ve Warner Bros yetkililerini etkilemeyi başardılar.

Kung fu kareograf Woo-Ping Yuen, yapılan teklifi kabul etmek istemiyordu, bu yüzden yüksek bir fiyat istedi. Fakat Wachowski kardeşler teklifi kabul etti. Ardından Yuen, dövüş sahnelerindeki uçuş kontrollerinin tamamını yapmak ve aktörlere çekimden 4 ay önce eğitim vermeye başlamak gibi oldukça zorlu koşulları öne sürdü. Ama bu imkânsız görünen istekler de yönetmenlerce kabul edildi.

Dövüş programı eğitiminde, Keanu Reeves, Morpheus’a saldırmadan önce başparmağı ve parmaklarıyla burnunu okşuyor. Bu, Bruce Lee’nin rakibine saldırmadan önce yaptığı bir hareket ve Reeves sahne çekimleri sırasında hareketi, doğaçlama olarak yaptı.

Morpheus, Yunan Mitolojisinde Rüya Tanrısı. Fakat ne gariptir ki, filmde Morpheus, insanları rüyalarından uyandırıp gerçekle yüzleştiriyor.

Filmin ilk 45 dakikasında Neo 80 tane repliği bulunuyor ve bunların 44 tanesi soru içeriyor. Yani ortalama her dakikada bir soru soruyor.

Açılıştaki aksiyon sahnesi için 6 ay eğitim yapıldı ve çekimi 4 gün sürdü.

Carrie-Anne Moss, aksiyon sahnelerden birinin çekimi sırasında dizini burktu ama rolünü kaybetmemek için çekim sonuna kadar kimseye haber vermedi.

Kostüm tasarımcısı Kym Barrett, bütçe sıkıntıları nedeniyle Trinity’nin kostümünün ucuz PVC’den yapıldığını, Neo’nun paltosunun da benzer bir şekilde ucuz yün karışımından yapıldığını söyledi.

Neo ve Morpheus’un şirketteki cep telefonu konuşması sahnesinde Keanu Reeves dublör kullanmadan 34. kattaki pencereye bizzat kendisi çıktı.

Keanu Reeves boyun ameliyatı geçirdiği için, çekimlerden önce yapılan 4 aylık eğitim sırasında boyunluk kullandı.

Neo rolünü Will Smith’in oynaması düşünülüyordu ama Smith, Vahşi Vahşi Batı’da (Wild Wild West) oynamak için teklifi geri çevirdi. Smith sonraları, o günlerde acemi bir oyuncu olduğunu ve rolü alması durumunda berbat edebileceğini söyledi.

Helikopter sahnesinin çekimleri sırasında, helikopter Sydney hava sahasının dışına çıktığı için büyük bir sorunla karşı karşıya kaldı fakat Avustralya’daki New South Wales eyaletinde yapılan kanun değişikliği ile Matrix projesinin devam etmesine izin verildi.

Neo’nu filmin başındaki oda numarası olan 101, George Orwell’in 1984 eserinde yer alan Oda 101’e bir gönderme.

Nicolas Cage, ailevi nedenlerden ötürü Neo rolünü kabul etmedi. Rol için Tom Cruise ve Leonardo DiCaprio da düşünülenler arasındaydı.

Stüdyo, “senaryoyu kimse anlamaz” diyerek açıklayıcı diyalogların eklenmesi için çok ısrarcı davrandı.

Hugo Weaving’in canlandırdığı Ajan Smith karakterinin sesi için esinlenme nedenlerinden biri de Wachowski kardeşlerin boğuk sesleriydi.

Görsel efektler tüm filmin yaklaşık %20’sini kapsıyor.

Helikopter sahnesinin planlanması ve hazırlıkları yaklaşık 6 ay sürdü.

Trinity’nin çatı katındaki kovalamaca sahnesinin çekildiği set dâhil birçok set, Karanlık Şehir (Dark City) çekimleri bittikten sonra yapımcılar satın alındı ve kullanıldı.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Neo’nun Trinity ile arabaya bindiği sahnede Switch ona “coppertop” diyor. Bu kelime Duracell pilleri için argo da kullanılan bir kelime ve aynı zamanda Morpheus’un Neo’ya sonraki sahnelerden birinde anlattığı, insanların enerji kaynağı olarak kullanılmaya başlandığı bilgisine bir gönderme.

Filmde ölü sayısı 39.

Neo, üçlemedeki filmler içinde sadece bunda ateşli silah kullanıyor.