Kategori arşivi: imdb En İyi 250 Film Listesi

Mononoke-hime (Princess Mononoke / Prenses Mononoke)

TÜR: Animasyon, Macera, Fantezi. SÜRE: 134 Dk. ÜLKE: Japonya. YAPIM YILI: 1997. imdb: 8,4. Tomatometer: %92.

Ormanı koruyan doğaüstü yaratıklarla, doğanın kaynaklarını hızla ve acımasızca tüketen insanlar arasındaki mücadeleyi konu alan Prenses Mononoke, Hayao Miyazaki’nin imzasını taşıyan başarılı bir Japon animasyonu.

Konu

Aşitaka, köyüne saldıran lanetlenmiş orman tanrısı bir domuzu öldürürken kolundan yaralanır ve lanetlenir. Lanete çare bulmak için köyünden uzaklaşan genç savaşçı, Demir Şehri adında demir madenini işleyip ölümcül silahlar yapan ve bu silahları ormanın hayvanlarıyla savaşmakta kullanan Leydi Eboşi ile karşılaşır.

Hakkında

Prenses Mononoke’yi Hayao Miyazaki yazıp yönetti.

Yapım, Japon Akademisi’nde En İyi Film ödülünün sahibi oldu.

Animasyon imdb’nin en iyi 250 film listesinde üst sıralarda yer alıyor.

23,5 milyon dolar bütçesi olan yapım 160 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Prenses Mononoke’yi yapmak için 144 bin tane geleneksel el çizimi yapıldı. Bunların 80 bininden fazlasını yönetmen Hayao Miyazaki bizzat kendisi çizdi ya da düzeltti.

Japon mitolojisine göre cinsiyetlerinden bağımsız olarak, kurt ve köpekler erkek, kediler ise kadın seslidir. Bu yüzden animenin Japon versiyonunda anne kurdu bir erkek (Akihiro Miwa) seslendiriyor. Amerikan versiyonunda ise anne kurdu bir kadın (Gillian Anderson) seslendiriyor.

Animasyonun Japonca adı Mononoke-hime. Mononoke bir isim değil, Japoncada kızgın, kinci ruh, hime ise prenses anlamında. Fakat animasyonun ismi İngilizceye (ve Türkçeye) çevrilirken Mononoke bir isimmiş gibi kullanıldı ve Prenses Mononoke olmasına karar verildi.

Yapım, geleneksel el çizimi kullanılarak yapılan son büyük animasyondur.

23.5 milyon dolar bütçesi olan yapım, o güne kadar en fazla bütçesi olan animeydi.

Prenses Mononoke, E.T.’nin rekorunu kırarak Japon’ya da en fazla izlenen film olmayı başardı. Fakat rekorunu aynı yıl gösterime giren Titanic kırdı.

Studyo Ghibli’nin karakterlerinin dudakları görünmezken, Lady Eboshi’nin sürdüğü kırmızı ruj sayesinde dudakları fark edilebiliyor.

Hikâye Muromachi döneminin (1336-1573) son yıllarında geçiyor.

Animasyonda 500’ye yakın renk kullanıldı.

Yapım, Japonya adına Yabancı Dilde En iyi Film Oscar’ına aday gösterildi.

It’s a Wonderful Life (Şahane Hayat)

TÜR: Dram, Aile, Fantezi. SÜRE: 130 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 1946. imdb: 8,6. Tomatometer: %94.

Ünlü yönetmen Frank Capra’nın 1930’lu yıllarda sıklıkla işlediği iyimserlik temasına başarıyla geri dönüş yaptığı Şahane Hayat, oldukça başarılı bir fantastik-aile-dram filmi.

Konu

Doğduğundan bu yana aynı küçük kasabada yaşayan George Bailey (James Stewart), kendisini buraya ve insanlarına adamış, hoşgörülü, güvenilir ve yardımsever bir insandır. İflasın eşiğine gelen Bailey bir Noel gecesinde nehre atlayarak intihar etmek üzeredir. Tanrı Bailey için edilen dualara kulak verir ve kanatsız melek Clarence’i (Henry Travers) yer yüzüne gönderir.

Hakkında

Philip Van Doren Stern’in En Büyük Armağan (The Greatest Gift) adlı hikâyesinden Frances Goodrich, Albert Hackett ve Frank Capra tarafından senaryolaştırılan Şahane Hayat’ın yönetmen koltuğunda Frank Capra oturuyor.

Yapım, En iyi Film ve En İyi Yönetmen’in dahil olduğu 5 dalda Oscar’a ve En iyi Yönetmen kategorisinde Altın Küre’ye aday gösterildi.

3 milyon dolar bütçesi olan yapım 3.3 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Şahane Hayat, imdb’nin en iyi 250 film listesinde üst sıralarda yer alıyor.

Ivır Zıvır

Donna Reed’in terkedilmiş binanın camına taş attığı sahnenin çekimleri için Frank Capra usta bir nişancı kiraladı. Çekimler başladığında Reed nişancıya işaret vermeden taşı salladı ve camı tutturmayı başardı. Herkes şaşkınlıkla karşılasa da lisede beysbol oynamış olan Reed kuvvetli atışlar yapabiliyordu.

Dans pistinin ikiye ayrıldığı ve altından havuzun çıktığı sahne Los Angeles’taki Beverly Hills Lisesinde çekildi. Okulun spor salonu gerçekten de ikiye ayrılabiliyor ve altında havuz bulunuyordu.

Billy amca sarhoş bir şekilde evden ayrıldığı sahnenin devamında, sanki bir yere takılıp sendelemiş gibi bir ses geliyor. Aslında çekimlerde böyle bir ses düşünülmüyordu. Fakat sakar bir sahne görevlisi oyuncunun fark edemeyeceği bir yere sahne malzemeleri yığdığı için, oyuncu gerçekten malzemelere takılarak sesin çıkmasını sağladı. Capra, filmin kurgusunda bu sesi kullandı ve sakar görevliye “doğaçlama ses” nedeniyle 10 dolar ekstra prim verdi.

Savaş sonrası Hollywood’a geri dönen James Stewart’ın uzun bir aradan sonraki ilk öpüşme sahnesinin çekimlerinde oyuncu oldukça gergindi. Frank Capra’nın dikkatlice takip ettiği sahne çekiminde Stewart, doğaçlama olarak tek seferde sahneyi başarıyla tamamladı. Fakat kurgu aşamasında Stewart’ın tutkulu kucaklama sahnesi sansür takılacağı düşünülerek filmden çıkartıldı.

Yapım bazı kaynaklara göre Türkiye’de Yaşamak Güzeldir adıyla gösterilmiştir.

Frank Capra, Şahane Hayat için “en iyi filmim” dedi.

75 dükkan, bir ana cadde, fabrika, gecekondu ve yerleşim alanlarıyla 16 bin metre karelik bir alana inşa edilen Bedfard Falls kasabası yaklaşık iki ayda hazırlandı. Set Amerikan film tarihinin o günlerdeki en büyük setiydi.

Martini’ler 1903’te Sicilya’dan Amerika’ya göç eden Frank Capra’nın kendi ailesinden esinlenilerek yaratıldı.

Projeyi daha önce elinde bulunduran stüdyo George Bailey karakteri için Cary Grant’ı düşünüyordu. Fakat proje Frank Capra’ya geçince karakteri doğrudan James Stewart için yazdı. Stewart sonraları George Bailey karakterinin kariyeri boyunca oynadığı favori karakteri olduğunu söyledi.

Yapım 1946’da yayınlandığında başarı elde edemedi.

Capra filmi 90 günde çekebileceğini iddia etti ve kazanınca tüm çekim ekibi ve oyuncu kadrosuna bir kutlama partisi verdi.

Clarence’nin George’u kurtardığı köprü çekimleri 32 derece sıcaklıkta yapıldı. Bu yüzden bazı anlarda James Stewart’ın terlediği görünüyor.

Filmin konusu Noel’de geçiyor olsa da çekimler oldukça sıcak bir dönemde yapıldı. Bu yüzden Capra, ekibin sağlığı için sık sık çekimlere ara verdi.

2. Dünya Savaşı’ndan sonra demoralize olmuş olan James Stewart’ı George rolünü oynaması konusunda filmde Mr. Potter rolünü canlandıran Lionel Barrmore ikna etti.

Mr. Potter’ın 1939 yılında George’a yıllık 20 bin dolar maaş önerisi 2015’de 337 bin 730 dolar değerinde.

Zuzu adındaki küçük kız çocuğunu canlandıran Karolyn Grimesi isminin meşhur zencefilli çörek olan Zu Zu Ginger Snaps’den geldiğini söyledi. George filmin sonlarına doğru merdivenin başındaki zuzu’ya “zu zu my little ginger snap!” diyor.

Orijinal olarak siyah beyaz çekilmiş bu film şimdiye kadar üç kez de renklendirilmiştir. İlk renklendirme işlemi 1986’da , ikincisi 1989 ‘da ve sonuncusu ise 2007 yapılmıştır. İlk iki renklendirme pek başarılı değillerdi. Filmin özgünlüğünü zedelediği için o zaman hayatta olan Capra (ö.1991) ve Stewart (ö.1997) tarafından da sertçe eleştirildi. Ticari nedenlerle TV kanalları yine de renkli kopyalar için talepte bulunuyorlardı. Sonunda her iki renkli kopya da piyasadan çekildi. Üçüncü ve daha gelişmiş olan renkli kopya Sadece DVD setlerine koymak üzere bastırtıldı. Artık televizyonlarda sadece siyah beyaz orijinal kopyalar gösteriliyor.

Film en tanınmış “Noel Filmleri” arasındadır. ABD ‘de her Noel zamanı birçok TV kuruluşu bu filmi yayınlamayı adet haline getirmişlerdir.

Bağımsız bir filme göre çok pahalı bir prodüksiyon sayılır, filmin 3.7 Milyon dolarlık bir bütçesi vardı (üstelik 1946 yılının değeri ile). Oysa ilk etapta gişede sadece 3,3 Milyon dolar toplayabildi. Bu başarısızlığın bir sebebi de William Wyler’ın bol Oscar’lı Hayatımızın En Güzel Yılları (The Best Years of Our Lives) filminden sadece bir hafta sonra gösterime girmesidir.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Mr. Potter 8.000 doları çalsa da filmde yakalanmıyor. Bu o günler için olağandışı bir durum. Çünkü Hays Office yani sansür kurulunun koyduğu kurallara göre filmlerdeki kötülerin cezalandırılması ya da tövbe etmesi gerekiyordu.

Orijinal senaryoya göre Clarence, George’a yaptığı kötülük yüzünden Potter’la yüzleşiyordu.

Mary, George’a evde kalmamak için onunla evlendiğini söylüyor. George olmadığı dünyayla yüzleşince Mary’i evde kalmış olarak buluyor.

Good Will Hunting (Can Dostum)

TÜR: Dram. SÜRE: 126 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 1997. imdb: 8,3. Tomatometer: %97.

Çocukken yaşadıkları nedeniyle topluma uyum sağlamakta zorluk çeken, oldukça zeki bir çocuğun, hırslı bir matematik profesörü ile önce kendisini keşfetmesini sağlamaya çalışan bir terapist arasında yaşadıklarını konu alan Can Dostum, oldukça başarılı bir dram filmi.

Konu

Massachuset üniversitesinde hademe olarak çalışan 17 yaşındaki Will Hunting (Matt Damon), zeki ve öğrenim heveslisi bir gençtir. Çocukluğunda yaşadıkları nedeniyle içine kapanık olan ve sürekli kanunla başı belaya giren Will’i matematik profesörü Lambeau (Stellan Skarsgård) keşfeder ve dediklerini yapması koşuluyla şartlı olarak tahliye olmasını sağlar.

Hakkında

Senaryosunu, aynı zamanda filmde de rol alan, Matt Damon ve Ben Affleck’in yazdığı Can Dostum’un yönetmen koltuğunda Gus Van Sant oturuyor.

Yapım, 9 dalda aday gösterildiği Oscar ödüllerinden, En İyi Senaryo ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Matt Damon) kategorilerinde başarıya ulaştı. Ayrıca film, En iyi Senaryo dalında Altın Küre’ye layık bulundu.

Can Dostum, 8,3 ortalama puanı ile imdb’nin en iyi 250 film listesinde yer alıyor.

10 milyon dolar bütçesi olan yapım, 226 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Matt Damon ve Ben Affleck çekimlerin ilk gününde mutluluk göz yaşları döküyorlardı. Çünkü iki usta oyuncu Robin Williams ve Stellan Skarsgård’ın kelimesi kelimesine onların senaryolarını oynadıkları bu anın hayalini tam 4 yıldır kuruyorlardı.

Robin Williams En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar’ını kazandıktan sonra ödülün bir replikasını, “Almanya’da beni ünlü yaptığın için teşekkürler” notuyla birlikte, oynadığı karakterin Almanca dublajını yapan Peer Augustinski’a gönderdi.

Francis Ford Coppola’nın vasıtasıyla senaryoyu okuyan Robin Williams, oldukça etkilendi ve Coppola’ya sadece, “kim bu çocuklar?” diye sordu.

Robin Williams’ın 2014’teki vefatından sonra oyuncunun Matt Damon ile görüşme yaptığı Boston’daki şehir parkında yer alan bank, bir anma köşesi haline geldi. Williams’ın birçok hayranı bankın etrafına şiirler yazdı, alıntılar yaptı, çiçekler bıraktı. Ayrıca oyuncunun bir heykelinin banka yapılması konusunda belediyeye dilekçe verildi.

Williams ile Damon’un bank sahnesinde sanki parkta kimse yokmuş gibi görünüyor oysa çekimleri üç bine yakın kişi izledi.

Robin Williams’ın eski karısının osurmasıyla ilgili yaptığı şakalar tamamen oyuncu tarafından doğaçlama olarak yapıldı. Damon’ın sahnede çok samimi bir şekilde kahkaha atmaktan kendinden geçmesi de bu sayede oldu. Ayrıca sahne dikkatlice izlenirse, bir ara kameranın da sallandığı yani kameramanın da muhtemelen kahkaha attığını fark edebilirsiniz.

Yapımcı Harvey Weinstein, Skylar rolü için Minnie Driver’ın yeterince güzel olmadığını düşünerek oyuncuyu veto etti. Fakat Gus, Matt ve Ben’in ısrarla oyuncuyu istemeleri üzerine kararını değiştirdi.

Casey Affleck’in birçok repliği doğaçlamaydı. İlk başlarda oyuncunun doğaçlamaları Damon, Affleck ve yönetmen Gus Van Sant tarafından engellense de sonrasında doğaçlamaların karakterin orijinal repliklerinden çok daha eğlenceli olduğuna karar verildi ve çekimler o şekilde yapıldı.

Matt Damon Harvard’daki beşinci yılında oyun yazarlığı sınıfındaydı ve en büyük başarısı tek perdelik bir oyun yazmaktı. O günlerde Affleck’den de yardım alarak filmin senaryosunu kaleme almaya başladı ve ortaya Can Dostum çıktı.

Minnie Driver’ın karakterinin adı olan Skylar, çekimler başlamadan önce Damon’dan ayrılan ve sonrasında Metallica’nın bateristi Lars Ulrich’le evlenen sevgilisi Skylar Satenstein’den alıyor.

Matt Damon, Robin Williams’ın filme yaptığı en iyi “eklentinin” filmin sonundaki doğaçlama repliği olduğunu söyledi.

Eski bir Harvard öğrenicisi olan Matt Damon, orijinal hikayeye göre Will’in bir fizik dâhisi olmasını istiyordu. Fakat bu fikrini fizik dalında Nobel almış olan Harvard profesörlerinden Sheldon L. Glashow’a ilettiğinde profesör, fizik yerine matematik dahilisi olmasını önerdi ve onu M.I.T.’de matematik profesörü olan eniştesi, Daniel Kleitman’a, yönlendirdi. O da öneriyi onaylayınca Damon senaryoyu ona göre yazdı. Filmin sonunda da her iki profesöre teşekkür etti.

Sean’ın ofisinde asılı olan resmi yönetmen Gus Van Sant yapmıştı.

Senaryoyu ilk olarak Castle Rock Entertainment satın aldı. Buna göre Matt ve Ben yerine Leonardo DiCaprio ve Brad Pitt’in oynaması planlanıyordu.

Mel Gibson’ın yönetmenlikten çekilmesinin ardından Michael Mann yönetmen adayı oldu. Mann yapımda iki büyük değişiklik yapmak istiyordu. Birincisi Matt Damon’ın tanınmadığı için başrolde olmasını istemiyordu. İkincisi de Will ve arkadaşlarının araba hırsızı olmasını istiyordu.

Ben Affleck, Damon ile birlikte Sean karakterini yazarlarken akıllarında Morgan Freeman veya Robert De Niro olduğunu söyledi.

Sean Maguire (Robin Williams) karakteri Damon’ın annesi ve Affleck’in babasının bir sentezi olarak yaratıldı.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Robin Williams’ın filmin sonundaki, “Orospu çocuğu. Benim lafımı çaldı” repliği oyuncunun doğaçlamasıydı.

Yönetmen Gus Van Sant, bir ara, Damon ve Afflec’ten Chuckie’nin inşaat kazasında öldüğü farklı bir senaryo yazmalarını istedi. Her ikisi de karşı çıksalar da istemeye istemeye buna uygun bir senaryo yazdılar. Yönetmen okudu ve çok kötü bir fikir olduğuna karar verdi.

 

Tonari No Totoro (My Neighbor Totoro / Komşum Totoro)

TÜR: Animasyon, Aile, Fantezi. SÜRE: 86 Dk. ÜLKE: Japonya. YAPIM YILI: 1988. imdb: 8,2. Tomatometer: %93.

Anneleri hastanede olan iki kız kardeşin babalarıyla birlikte yeni bir eve taşınmaları ve esrarengiz bir şeylerle karşılaşmalarını konu alan Komşum Totoro, oldukça başarılı bir animasyon filmi.

Konu

Bir üniversite profesörü olan babalarıyla Mei ve Satsuki, bir hastanede tedavi gören annelerine daha yakın olmak için bir köye taşınırlar. Çok geçmeden küçük kardeş Mei orman ruhlarını görmeye başlar ve en sonunda Totoro ile tanışır.

Hakkında

Komşum Totoro’nun senaryosunu Hayao Miyazaki yazdı ve yönetti.

Komşum Totoro, Animage Anime Grand Prix, Mainichi Film Ödülleri ve Kinema Junpo Ödüllerinde En İyi Film ödüllerinin sahibi oldu.

Animasyon, imdb’nin en iyi 250 film listesinde yer alıyor.

Ivır Zıvır

Komşum Totoro’nun konusu kısmen otobiyografik. Hayao Miyazaki ve kardeşleri çocukken, anneleri omurga tüberkülozu olduğu için 9 yıl boyunca çoğu zamanını hastanede geçiriyordu. Filmde hiç belirtilmemiş olsa da Satsuki ve Mei’nin anneleri de tüberküloz hastası. Miyazaki bir keresinde, animasyonun iki başkahramanının kız değil de erkek çocuğu olması durumunda kendisi için çok acı verici olacağını ifade etti.

Animasyondaki iki kızın adları olan Satsuki ve Mei aslında bir kelime oyunu. Satsuki, eski Japonca’da “May” (Mayıs) anlamına geliyor. Aynı zamanda Mei’de “May”in İngilizce telaffuzu.

Orijinal plana göre Miyazaki animasyonda 7 yaşında bir kızın başkahraman olmasını istiyordu. Fakat projenin ortalarında tek kahramanla animasyonun iyi olmayacağını düşünüp 7 yaşındaki kız yerine 10 yaşında Satsuki ve 4 yaşındaki Mei’yi hikâyede kullandı.

Komşum Totoro filmindeki ayıya benzeyen doğaüstü yaratık Totoro, Studio Ghibli’nin maskotu oldu. Ghibli’ye ait bütün filmler, başlangıcında mavi zemin üzerinde Totoro’nun görünmesiyle başlıyor. Totoro aynı zamanda hem stüdyo hem de Hayao Miyazaki’yle özdeşleşmiştir.

Animasyonun müziklerini besteleyen Japon besteci Joe Hisaishi, 2008’de Budokan’da çok özel bir konser verdi. Konser, Miyazaki animelerinin 25. yılı anısına düzenlendi ve Komşum Totoro’nun da içinde olduğu tüm Miyazaki animelerinin müzikleri seslendirildi. Miyazaki’nin de izlediği konserin bir bölümde ekrana yönetmenin Totoro’nun melodisini mırıldandığı bir görüntü geliyor.

Yapım ilk yayınlandığında gişe başarısı elde edemedi. 2 yıl sonra Totoro karakterini temel alan oyuncaklar rafları süslemeye başlayınca yapım da popüler olmaya başladı.

2005’te Japonya’daki World Expo’da animasyondaki Satsuki ve Mei’nin klasik Japon evi inşa edildi ve halka açıldı.

Tek yayınlanması durumunda finansal risk olacağı gerekçesiyle animasyon, Japonya’da bir başka animasyon olan Ateşböceklerinin Mezarı (Hotaru No Haka / Grave of the Fireflies) ile birlikte yayınlandı. Günümüzde her iki animasyon da imdb’nin en iyi 250 film listesinde yer alıyor.

Mei’nin annesine götürmek istediği mısırla birlikte göründüğü sahnede yer alan heykeller, Budizm’de çocukların koruyucu tanrısı olan Jizo’ya ait.

Pixar’ın 2010 yapımı Oyuncak Hikâyesi 3’teki (Toy Story 3) bir sahnede Totoro’nun pelüş oyuncağı yer alıyor.

Komşum Totoro’nun yayınlanmasından 6 yıl sonra, 1994’te dünyaya gelen Dakota Fanning, animasyonun 2005’teki Wold Disney sürümünde Satsuki’yi seslendirdi.

Animasyon 1958 Japonya’sında geçiyor.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Aslında Totoro ismi Mei’nin Japonca Tororu kelimesini yalnız telaffuz etmesi sonucu türüyor. Tororu kelimesinin anlamı ise “oltayla balık tutmak / kandırmak” anlamına geliyor.

Dunkirk

TÜR: Aksiyon, Dram, Tarih. SÜRE: 106 Dk. ÜLKE: İngiltere, Amerika, Fransa, Hollanda. YAPIM YILI: 2017. imdb: 8,7. Tomatometer: %92.

2. Dünya Savaşı’nın en önemli muharebelerinden biri olan Dunkerque Muharebesi’nde yaşanan 3 olayı beyaz perdeye taşıyan Dunkirk, seyirciye bir an bile es vermeyen temposu ve ses kurgusuyla, başarılı bir tarih, aksiyon, dram filmi.

Filmin belki de en etkileyici yanı, birçok seyirci için oldukça rahatsız edici olsa da, ses kurgusu sayesinde seyirciyi beyaz perdedeki çaresiz, umutsuz ve korku içindeki askerlerin psikolojisine yaklaştırıyor olması.

Bu sayede, Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok’un (All Quiet On The Western Front) çatışma sahneleriyle dolu ilk 15 dakikası ve tüm film boyunca arka fonda sürekli düşen bomba sesleri ya da Er Ryan’ı Kurtarmak’ın (Saving Private Ryan) bol kanlı ve soluksuz bir şekilde beyaz perdeye yansıtılan Normandiya çıkartması sahnesinin sinir bozuculuğunu ve rahatsız ediciliğini tüm film boyunca hissediyorsunuz.

Konu

İkinci Dünya Savaşı sırasında müttefik devletlere ait 400 bin asker Fransa’nın Dunkerque kıyılarında sıkışmışlardır. Yoğun Alman saldırıları arasında askerler umutsuz bir şekilde bir mucize olmasını beklemektedirler.

Hakkında

Dunkirk’ün senaryosunu Christopher Nolan yazdı ve yönetti.

Yapım 100 milyon dolar bütçeyle tamamlandı.

8,7 ortalama puanı ile Dunkirk, imdb’nin en iyi 250 filmi arasında yer alıyor.

Ivır Zıvır

Aktör-yönetmen Kenneth Branagh, filmin Londra’daki galasına Dunkirk’teki olayı yaşamış 90 yaşlarının ortasında 30’a yakın eski askerin katıldığını söyledi. Gösterimin ardından düşünceleri sorulan askerler, olayların tamamen gerçeği yansıttığını ama film müziklerinin gerçek bir bombardımandan daha yüksek seste olduğunu ifade ettiler. Bu yorum yönetmen Nolan’ı bir hayli neşelendirdi.

Christopher Nolan, daha gerçekçi bir film atmosferi yaratmak adına bilgisayar efekti yerine çekimlerde gerçekçi savaş gemileri kullandı. Çekimler sırasında, birçoğu Dinamo Operasyonu’nda kullanılan “küçük gemiler” olmak üzere 62 tane gemi kullanıldı.

Zimmer, film müziklerindeki meşhur saat sesi için Nolan’ın cep saatini kullandı.

Christopher Nolan, eşi Emma Thomas ve bir arkadaşlarıyla birlikte, Dinamo Operasyonu sırasında sivillerin tekneleriyle Dunkirk’e giderken yaşadıklarını tecrübe etmek için İngiltere’den Dunkirk’e botla geçtiler. Nolan deniz koşulları nedeniyle yolculuğun 19 saat sürdüğünü ifade etti.

Christopher Nolan, insan kalabalığının olduğu sahnelerde figüran oyuncuların nasıl hareket ettiği, bu hareketin nasıl yayıldığı, boşlukların nasıl sahnelendiği ve kameraların nasıl bunu yakaladığı konusunda ilham almak için, Greed (1924), Intolerance: Love’s Struggle Throughout the Ages (1916), ve Sunrise: A Song of Two Humans (1927) gibi birçok sessiz film izlediğini söyledi.

Nolan, kumsal sahnesinde genç ve deneyimsiz bir askeri canlandırması için kadroya genç ve tanınmayan bir aktör seçti.

Dunkirk, Takip (Following) ve Başlangıç’tan (Inception) sonra, senaryosunu tamamen Christopher Nolan’ın yazdığı üçüncü film oldu.

Dunkirk, Nolan’ın gerçek olaylara dayanan ilk filmi.

Yönetmen Christopher Nolan, savaş uçaklarında yaşananları en iyi şekilde seyirciye aktarmak adına gerçek bir Spitfire savaş uçağı sürdü.

Senaryo 76 sayfaydı.

Olayın yaşandığı sırada Winston Churchill sadece 16 günlük başbakandı.

Film düşüncesi Nolan’ın aklına ilk kez 1992 yılında o günlerdeki kız arkadaşı Emma Thomas’la Dunkirk’e doğru eniz yolculuğu yaparken geldi.

Daha önce 6 kez birlikte çalışan Nolan ve Michael Caine bu filmde de beraber çalışıyorlar ama bu sefer Caine sadece sesiyle filmde yer alıyor.

Tom Hardy’nin tüm film boyunca 10’dan az repliği var.

Hiçbir Alman askeri film boyunca görünmüyor.

Filmi yönetmek için 20 milyon dolar ücret alan Nolan, 2005’te Peter Jackson’un King Kong için aldığı aynı rakamla “tüm zamanların en fazla ücret alan yönetmeni” rekoruna ortak oldu.

2016’nın ilk gününde Hans Zimmer’ın filmin bestelerini yapacağı açıklandı. Bu çalışma Alman besteci ile Nolan arasındaki 2005’deki Batman Başlıyor (Batman Begins) filmindeki ilk işbirliğinden beri 6. işbirliği oldu.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Tom Hardy’nin karakteri Farrier filmin sonunda botlara ve kumsaldaki askerlere saldırmakta olan bir Alman savaş uçağını engelleyip ardından benzini bittiği için kumsala iniş yapıyor. Yeni Zelandalı savaş pilotu Alan Christopher “Al” Deere’nin de savaş sırasında uçağı vuruldu ve kaşından yaralanmış bir şekilde tıpkı Farrier gibi kumsala iniş yaptı. Yakınlardaki bir kafedeki kadın pilotun kaşındaki yaraya müdahale ettikten sonra pilot, önce iskelede bekleyen askerlere ardından da gemiye ulaştı.

Filmde Dunkerque Tahliyesi diğer adıyla Dinamo Operasyonunu konu alıyor. Belçika seferi sırasında Almanya, güneydoğu Belçika’da hızla ilerlemiş ve Fransa kıyısındaki Abbeville’e yönelerek, Müttefik ordularının birbiriyle bağlantısını kesmişti. Fransız Birinci ordusunun birçok bölüğü onurlu bir savunma harekâtında can verirken, İngiliz limanlarından, tarihin belki de en garip filosu denize açıldı (destroyerlerin yanı sıra, gezi motorlarından, özel yatlardan, eski feribotlardan, istimbotlardan, balıkçı teknelerinden oluşan yaklaşık 850 gemilik bir filo). Krallık Hava Kuvvetleri (RAF), Alman bombardıman uçaklarını geri püskürtürken, İngiliz filosu, Dunkerque’e ulaşarak, 338.226 İngiliz, Fransız ve Belçika askerini, 26 Mayıs’tan, 14 Haziran 1940′a kadar kıstırıldıkları kapandan kurtardı. Böylece bozgun, bir zafer propagandasına dönüşmekle kalmıyor, yüz binlerce deneyimli asker, Eksen Devletleri saldırısına karşı ileride girişilecek harekât için kurtarılmış oluyordu.

Her şey bir yana o tarihte hiç kimse, Müttefiklerin Dunkerque tahliyesinin kısa sürede sağlanabileceğini düşünmüyordu. Ama İngilizler denizden tahliyeyi umulmadık derecede kısa bir süre içinde tamamlayacaklardır.Alman ordusu Dunkerque’ye girmek için önünde engel yok iken Gerd von Rundstedt tarafından “dur emri” geldi her ne kadar bu emri Hitler’in verdiği düşünülse de asıl bu emri Gerd von Rundstedt vermiştir.Bu emirle itibaren 48 saatlik kayıpta,İngiltere limanlarından irili ufaklı 1000-500 dolayında tekne Dunkerque’e hareket eder. Aralarında küçük motorlar ve yatlardan, balıkçı teknelerine kadar çeşitli türden tekneler bulunmaktadır.Teknesi olan her İngiliz vatandaşı, kurtarabileceği kadar vatandaşını alabilmek için denize açılır.

28 Mayıs 1940 günü Belçika, Fedor von Bock’un yoğun saldırılarına daha fazla karşı koyamaz ve Belçika’nın Nieuport, Veurne, Bergues ve Gravelines şehirleri Almanların eline geçer. Bu şehirler tahliyenin yapıldığı Dunkerque’e 32 km uzaklıktadır. Müttefiklerin tahliye için kurdukları savunma hattının Belçika kısmı çöker. Belçika’nın teslim oluşu İngilizler için sürpriz olmuştur.

28 Mayıs’ta Alman 256. Tümeni İngiliz savunma hatlarına saldırır 12. Kraliyet Zırhlıları Nieuport şehri içinde sıkışmıştır. Bu arada Erwin Rommel yedi Tümeni ile 1. Fransız Ordusunu Lille yakınlarında kuşatır. Kuşatma 31 Mayıs’a kadar sürmüş, 1. Fransız Ordusu kuşatmayı yararak Dunkerque limanına ulaşmayı başarmış, çeşitli ve zorlu çatışmalardan sonra 2 Haziran’da Müttefikler Fransa’dan ayrılmıştır. Tahliyeden yararlanamayan diğer askerler ise 4 Haziran’da Almanlar’a teslim olur.

Dunkerque Tahliyesi sonucunda 225 bin İngiliz ve Kanadalı, 120 bin Fransız askeri olmak üzere 345 bin asker, ölüm çemberinden kurtarılmıştır. İngiliz Ordusu, 8 ila 10 tümeni donatacak ekipmanı Almanlara terk edilmiştir. Fransa’da terk edilenler, devasa ölçekte mühimmat, 880 saha topu, 880 sahra topu, 310 büyük kalibreli silah, 500 çeşitli uçaksavar, yaklaşık 850 anti-tank silahı, 11,000 makinalı tüfek, yaklaşık 700 tank, 20,000 motosiklet ve 45,000 motorlu araç ve kamyondur. İngiliz ana karasındaki ekipman sadece 2 tümeni donatmaya yetecek kadardır. Yine de bu mücadeleden Almanlar yenik çıkmıştır çünkü şayet tahliye imkanı olmasaydı ve bu askerler ele geçirilseydi bundan sonraki İngiltere savaşında sahilleri koruyacak asker olmazdı ve Almanlar belki Denizaslanı Harekatını gerçekleştirebilirdi. İngilizlerin morali düşük olsa da kurtulma umudu ile çarpıştıkları için, Almanlar da zaferde Luftwaffe’nin payını arttırmak için orduları ile fazla zorlamada bulunmayınca tahliye gerçekleşti. Ayrıca kurtulan bu birlikler 1944 Overlord Harekâtı ile yeniden Almanlarla çatışma içerisine girecektir.

Blade Runner (Bıçak Sırtı)

TÜR: Bilim Kurgu, Gerilim. SÜRE: 117 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 1982. imdb: 8,2. Tomatometer: %89.

Duyguları, hisleri olan ve kendisini geliştirebilen robotlar “insan gibi davranılmayı hak ediyor/etmiyor mu?” sorusunu soran ve karanlık film türünü en önemli örneklerinden biri olan bilim kurgu, gerilim filmi Bıçak Sırtı, oldukça başarılı bir atmosfere, konuya ve anlatıma sahip.

Konu

2019 yılının Los Angeles’ı. Sorun çıkartan replicantları öldürmek ile görevli “Bıçak Koşucuları” adlı polis birimine üye olan Rick Deckard (Harrison Ford), köle gibi çalıştırılmaktan bıkıp dünyanın dışındaki bir yerde Nexus 6 isyanını düzenleyen replicantları öldürmek ile görevlendirilir. Replicantlardan biri olan Roy Batty’nin (Rutger Hauer) amacı yaratıcısı Dr. Eldon Tyrell’ı (Joe Turkel) öldürmektir.

Hakkında

Philip K. Dick’in Android’ler Elektrikli Koyun Düşler mi? (Do Androids Dream Electric Sheep?) adlı romanını temel alınarak Hampton Fancher ve David Peoples tarafından senaryosu yazılan Bıçak Sırtı’nın yönetmen koltuğunda Ridley Scott oturuyor.

Yapım, BAFTA’da En İyi Sinematografi, En İyi Kostüm Tasarımı ve En İyi Yapım Tasarımı dallarında ödüle layık görüldü. Ayrıca 2 dalda Oscar ve bir dal da Altın Küre ödülüne aday gösterildi.

28 milyon dolar bütçesi olan yapım 33,8 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Bıçak Sırtı 8,2 ortalama puanıyla imdb’nin en iyi 250 film listesinde 139. sırada yer alıyor.

Ivır Zıvır

Pris (Daryl Hannah) Sebastian’la (William Sanderson) ilk karşılaştığı sahnede ondan kaçmak için koşarken ayağı kayıyor ve dirseği ile arabanın penceresine çarpıyor ve cam kırılıyor. Senaryoda bu cam kırılma sahnesi yoktu fakat çekimler sırasında Hannah’ın ayağı ıslak zeminden ötürü kaydı ve oyuncunun dirseği kırılan cam parçaları nedeniyle 8 yerinden birden yaralandı.

Rutger Hauer biyografisinde, Deckard ve Roy Batty’nin dövüştükleri sahnenin normalde kung-fu ya da ona benzer bir şekilde olmasının istendiğini ama “çok fazla Bruce Lee!” diyerek buna karşı çıktığını ve filmde yayınlanan final sahnesini önerdiğini söyledi.

Rutger Hauer final sahnesinde elinde güvercin tutması gibi karakteriyle ilgili birçok öneride bulundu. Hatta sonradan kült olacak olan, “bütün bu anlar, zaman içinde yitip gidecek… Tıpkı yağmurdaki gözyaşları gibi” sözünü doğaçlama olarak söyledi. Oyuncu biyografisi kitabının adını da, “Bütün Bu Anlar” olarak koydu.

Ridley Scott, Türk Lokumu (Turkish Delight), Katie Tippel ve Soldier of Orange’u izledikten sonra hiç rol testine ihtiyaç duymadan Roy Batty rolü için Rutger Hauer’ı kadroya aldı. Hauer ilk görüşmelerinde Scott’a şaka yapmak için büyük yeşil bir güneş gözlüğü, beyaz süveter ve pembe saten bir pantolonla yönetmenin karşısına çıktığında Scott’ın yüzü resmen kireç gibi olmuştu.

Deckard‘ın Rachael’ı daireden çıkarken durdurduğu ve ittiği sahnede Sean Young’un şok ve acıdan dolayı sergilediği yüz ifadesi tamamen gerçekti. Young, Harrison Ford’un sahnede kendisiyle oynamakta çok zorlandığını ve kendisini çok sert ittiğini söyledi. Young, Ford’un çekimden sonra ne yaptığını fark edip buzları eritmek için kendisini çok nazik davrandığını da ifade etti.

Joanna Cassidy (Zhora) boynunda bir yılanla oynadığı sahneyi oldukça rahat canlandırdı çünkü “Darling” adındaki Burma pitonu oyuncunun kendi evcil yılanıydı.

Yılan puluna mikroskopla bakıldığı sahnede marihuana tomurcuğu kullanıldı.

Ridley Scott yapımı, “en kişisel” ve “bütün” filmi olarak tanımladı.

Scott’ın ilk kurgusu 4 saatti.
Yapım Rutger Hauer’ın oyunculuk kariyerindeki favori filmi.

Film başlangıçta karışık eleştiriler aldı. Bazı eleştirmenler filmden hoşlanmazken, bazıları da filmin tematik karışıklığını beğendi.

Bıçak Sırtı, Kuzey Amerika’da çok az bir hasılat elde etti. Film, gişe hasılatında yaşadığı hezimete rağmen o zamandan beri kült klasik statüsüne yükseldi.

Yapım Hollywood’un ilgisini Philip K. Dick’in üzerine çekerek, o zamandan beri onun işlerinden uyarlanan birçok filmin yapılmasına yol açtı.

“Bıçak Sırtı”, 1993 yılında Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi tarafından “kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli” filmler arasına seçilerek ABD Ulusal Film Arşivi’nde muhafaza edilmesine karar verildi.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Final sahnesinde Roy ölürken elindeki güvercinin uçması düşünülüyordu. Fakat yağmurlu sahneyi çekerken güvercin çok fazla ıslandığı için Roy’un elinden serbest kalınca uçmak yerine sadece yürüdü.

Filmin bazı sahnelerinde replicantların gözleri parlıyor. Rachael’in evindeki sahnede Deckard’ın gözleri de parlıyor. 2000 Temmuzunda Ridley Scott, Deckard’ın gerçekte bir replicant olduğunu doğruladı. Bu konu film çekimleri sırasında Scott, Ford ve Hauer arasında büyük tartışmalara yol açmıştı. Ford, Deckard’ın kesinlikle replicant olmaması gerektiğini ve kaybettiği insanlığını keşfetmesi gerektiğini ve yönetmen Scott’ın bunu kabul ettiğini söyledi. Fakat Scott çekim ve kurguda Deckard’ın replicant olduğuna dair göndermeler yaptı. Hauer de biyografisinde Scott’ın bu hareketiyle Deckard ve Batty arasındaki final sahnesini sembolik olarak “insana karşı makine” yerine iki makinanın kavgasına indirgediğini söyleyerek hayal kırıklığına uğradığını ifade etti.

Final sahnesi boyunca Deckard, Roy Batty’e tek bir kelime bile etmiyor.

Daryl Hannah’ın Harrison Ford’a saldırdığı sahnenin çekimleri için Hannah’ın rolünü erkek bir jimnastikçi dublör canlandırdı.

The Grapes of Wrath (Gazap Üzümleri)

TÜR: Dram, Tarih. SÜRE: 129 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 1940. imdb: 8,1. Tomatometer: %100.

1929 Buhranı ve kuraklık nedeniyle evlerinden ayrılmak zorunda kalan bir aile üzerinden, bireysel ailenin parçalanışını anlatırken aynı zamanda bütün göçmenlerin tek bir aile haline gelişini vurgulayan Gazap Üzümleri, oldukça başarılı bir tarihi drama filmi.

Konu

Tom Joad (Henry Fonda) kasıtsız adam öldürme suçundan girdiği hapishaneden cezasını tamamlayıp henüz çıkmıştır ve otostop yaparak Oklahoma’daki ailesinin çiftliğine doğru gitmektedir. Yolda önceden tanıdığı Casy’e (John Carradine) rastlar. Casy aynı zamanda Tom’u vaftiz eden din adamıdır ancak inancını kaybettiği için vaizliği bırakmıştır. Casy Tom’a kuraklık, kum fırtınaları ve yeni uygulanmaya başlanan tarım ve bankacılık metotlarının bir zamanlar verimli topraklara sahip olan Oklahoma’yı kırıp geçirdiğini anlatır.

Hakkında

John Steinbeck’in Pulitzer Ödülü kazanan aynı adlı romanından Nunnally Johnson tarafından uyarlanan Gazap Üzümleri’nin yönetmen koltuğunda John Ford oturuyor.

Yapım 7 dalda aday gösterildiği Oscar ödüllerinden; En İyi Yönetmen (John Ford) ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Jane Darwell) ödülünün sahibi oldu.

800 bin dolar bütçesi olan yapım 2,5 milyon dolar gelir elde etti.

Film hem imdb’nin en iyi 250 film listesinde, hem de rottentomatoes’in en iyi 100 film listesinde yer alıyor.

Ivır Zıvır

Filmin projelendirme aşamasında yapımcı Darryl F. Zanuck gizli bir araştırmacıyı göçmen kamplarına gönderip, John Steinbeck’in romanında kamplarda yaşanan sefaletleri ve adaletsiz uygulamaları abartıp abartmadığını inceletti. Araştırmacı döndüğünde, yazarın kampta yaşananları abartmadığını aksine hafifleterek kaleme aldığını anlattı.

John Steinbeck filmi sevdi ve Tom Joad’ı canlandıran Henry Fonda için, “kendi sözlerimi bana inandırdı” diyerek övdü.

Henry Fonda filmde giydiği şapkayı tüm hayatı boyunca sakladı ve hayatını kaybettiği 1982 yılından önce çok eski arkadaşı Jane Withers’a verdi. Fonda filmi çevirmeden önce Withers ile beraber bir oyunda oynamışlardı. 29 yaşındaki Fonda, sahneye çıkarken yaşadığı gerginliği atması için 8 yaşındaki Withers elini tutup ona bir şeyler söylüyordu. O günden sonra Fonda ve Withers hayatları boyunca çok iyi dost oldular.

Roman ve filmin sendika yanlısı duruşu nedeniyle hem Steinbeck, hem de Fonda, kominizim tehlikesi olarak nitelendirilen İkinci Kızıl Tehlike döneminde Amerikan Kongresi tarafından soruşturuldular.

John Steinbeck, Henry Fonda’nın filmdeki oyunculuğuna adeta taptı. Çünkü aklındaki karakter üzerinden okuyuculara aktarmak istediği her şeyi Fonda’nın gerçekleştirdiğini düşünüyordu. İkili hayatları boyunca çok iyi dost oldular.

Joad’ların arabayla ana yoldan aşağıya doğru ilerledikleri sahnenin çekimleri sırasında John Ford, birçok arabanın konvoy halinde onları takip ettikleri bir sahnenin eklenmesini önerdi. Bunun üzerine çekimlerin yapıldığı yerden geçmekte olan arabalar durdurulup Joad’ların arabalarını takip etmeleri karşılığında şoförlere 5’er dolar teklif edildi.

Romanın konusu çok fazla tartışıldığı için filmleştirme aşamasında “Anayol 66” adında sahte bir isim verilerek çekimler yapıldı.

Bankalar ve Kaliforniya’daki çiftliklerin çoğunu kontrolleri altında tutan büyük çiftlik şirketleri romana ve sonraları çevrilen filme büyük tepki gösterdiler. Kaliforniya çiftlik şirketleri 20th Century-Fox’un tüm filmlerini boykot edeceklerini açıkladılar. Ayrıca yazar Steinbeck birçok ölüm tehdidi aldı.

Roman Kaliforniya’daki birçok bölgede yasaklandı. Yazar John Steinbeck’in memleketi olan Salinas, Kaliforniya’daki belediye kütüphanesine, roman ancak 1990’larda koyuldu.

Noah Joad, Colorado nehrindeki yüzme sahnesinden sonra bir daha filmde yer almıyor. Romanda Noah, Tom’a nehirde kalmaya karar verdiğini söylüyor ama filmde bu konuda herhangi bir açıklanma yer almıyor.

Amerika dışındaki izleyiciler için filmin girişine, ilgili dönemde yaşanan buhran ve Oklahoma’daki kuraklık hakkında bilgi veren bir ön yazı eklendi.

Darryl F. Zanuck romanın haklarını almak için yazar Steinbeck’e, o günler için oldukça afallatıcı bir rakam olan, 100 bin dolar ödedi.

Film 7 haftada çekildi.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Filmin sonu olması da düşünülen romanın son sahnesi oldukça tartışmalıydı. Doğum yapan Rose-of-Sharon Rivers (Dorris Bowdon) ahırda açıklıktan ölmek üzere olan bir adama sütünü içmesini teklif ediyordu.

Filmden;

– Yardım edemem. Bana emir verildi. Buradan gitmenizi söylememi istediler.
– Kendi toprağımı terk mi edeceğim?
– Beni suçlama. Bu benim suçum değil.
– Kimin suçu?
– Toprağın sahibi kim biliyorsun. Shawnee Tarım ve Hayvancılık.
– O da kim?
– Kimse. Bu bir şirket.
– Bir başkanları yok mu? Tüfeğin ne işe yaradığını bilen biri yok mu?
– Evlat, bu onun suçu değil. Ona ne yapacağını banka söylüyor.
– Peki. Banka nerede?
– Tulsa. Ondan ne istiyorsun?
– O sadece bir müdür. O da emirleri uygulamaktan delirmek üzere.
– Peki kimi vuracağız?
– Bilmiyorum kardeş. Bilseydim, söylerdim. Kimi suçlayacağımı bilmiyorum.
– Beni iyi dinle bayım, kimse beni toprağımdan atamaz. Büyükbabam bu toprakları 70 sene önce aldı. Babam burada doğdu. Biz burada doğduk. Ve bazılarımız burada öldüler. Bazılarımız burada öldüler. O yüzden bu topraklar bizimdir. Burada doğduk, burada çalıştık ve burada öldük. Üzerinde yazılar olan bir kağıt parçası…

* * *

– Ne biçim bir aile.
– Oklahomalılar’ın hepsi böyle. Öyle bir külüstürle çölü geçmek istemem.
– Bizim kafamız çalışıyor. Oklahomalılar’da ne kafa var ne de his.
– Onlar insan değiller. Hiçbir insan onlar gibi yaşayamaz.
– Hiçbir insan bu kadar sefalete dayanamaz.
– Daha iyisini bilmiyorlar sanırım.

The Revenant (Diriliş)

Revenant aka Dirilis

TÜR: Macera,  Dram, Gerilim. SÜRE: 156 Dk. ÜLKE: Amerika.  YAPIM YILI: 2015. imdb: 8,2 rottentomatoes: %82.

Konusu, anlatımı, oyunlukları, ince detayları ve çekim tekniğiyle Diriliş, her anıyla izleyiciyi içine alan oldukça başarılı bir macera gerilim dram filmi.

Konu

1823 yılında yarı Kızılderili oğlu Hawk’la (Forrest Goodluck) birlikte kürk avcılarına rehberlik yapan Hugh Glass (Leonardo DiCaprio), bir ayının saldırısına uğrar ve ağır bir şekilde yaralanır. Avcılar, onsuz yola devam edemeyecekleri için bir süre onu yanlarında taşısalar da, sarp kayalar ve sert iklim koşulları nedeniyle bir karar vermek zorunda kalırlar.

Hakkında

Michael Punke’in aynı adlı romanından Mark L. Smith ve Alejandro González Iñárritu’un senaryosunu yazdığı Diriliş’in yönetmen koltuğunda Alejandro González Iñárritu oturuyor.

12 dalda Oscar, 7 dalda BAFTA ve 4 dalda Altın Küre’ye aday gösterilen yapım, En iyi Yönetmen, En iyi Erkek Oyuncu (Leonardo DiCaprio) ve En İyi Sinematografi, Altın Küre’de En İyi Film (Drama), En iyi Erkek Oyuncu (Leonardo DiCaprio) ve En iyi Yönetmen ve BAFTA’da En İyi Film, En iyi Erkek Oyuncu (Leonardo DiCaprio), En İyi Ses ve En İyi Sinematografi ödüllerinin sahibi oldu.

135 milyon dolar bütçesi olan film 404 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Filmin prodüksiyon aşaması takvimin gerisinde kaldığı için Kanada’daki çekimler devam ederken karlar erimeye başladı. Bunun üzerine tüm prodüksiyon benzer hava koşullarına sahip olan güney Arjantin’e taşındı.

Oyunculuk kariyerinin en zorlu performansını sergilediğini söyleyen Leonardo DiCaprio, vejetaryen olmasına rağmen çiğ bizon karaciğeri yedi. Eski tip tüfek kullanmayı, ateş yakmayı, Pawnee ve Arikara dillerini konuşmayı öğrendi. Bir uzmanla eski tedavi yönetmeleri üzerinde çalıştı.

Leonardo DiCaprio, her gün sette Arthur RedCloud’un (Hikuc) bizon eti yemesine şahitlik ettiğini, bu yüzden de, bizon ciğeri yeme sahnesinin çekileceği gün kendisine uzatılan kırmızı jelatin kekin çok gerçek dışı duracağını düşünerek, gerçek ciğer yemeye karar verdiğini ama bir daha asla ama asla bunu tekrarlamayacağını ifade etti.

Filmin orijinal adı olan Revenant, Fransızca’da “geri dönmek”  anlamındaki “revenir” kelimesinden türetildi. Fransızca’da revenant kelimesi aynı zamanda, “hortlak”, ”hayalet” anlamına geliyor.

Sinematograf Emmanuel Lubezki, kamp ateşi sahnesi dışında tüm çekimlerin doğal ışık altında yapıldığını söyledi. Kamp ateşi sahnesinde rüzgâr, ateşi titreştirdiği için net bir çekim yapılamadığı için doğal ışık kullanılmaktan vazgeçildi.

Diriliş’in kronolojik sıraya göre 80 günde çekilmesi planlansa da, soğuk hava koşulları, çekim alanlarının uzaklığı ve yönetmen Alejandro González Iñárritu ve sinematograf Emmanuel Lubezki ‘nin maksimum gerçekçiliği sağlamak adına doğal ışık kullanma istekleri nedeniyle günde sadece birkaç saat çekim yapılabildi ve toplamda 9 ay sürdü.

Splinter Cell filminde başrol oynayacağı için senaryoyu okumadığını söyleyen Tom Hardy, Leonardo DiCaprio’nun ısrarlı tavsiyesi üzerine senaryoyu yarısına kadar okuduğunu ve rolü hemen kabul ettiğini ifade etti.

Alejandro González Iñárritu, filmi güzelleştirmek için bilgisayar efekti kullanma fikrine ısrarla karşı çıktı ve bu konuda, “eğer filmi elimizdeki kahvelerle yeşil perdede bitirseydik herkes çok mutlu olurdu ama film de büyük ihtimalle saçmalık olurdu” dedi.

Gerçek Hugh Glass’ın oğlu yoktu ve ayrıca evli olduğuna dair de hiçbir bilgi bulunmuyordu.

Leonardo DiCaprio’nun Steve Jobs’u oynaması teklif edilse de oyuncu Diriliş’i tercih etti.

Ayrıntılar konusunda çok dikkatli olan yönetmen Alejandro González Iñárritu, çekim ekibini oldukça zorluyordu. Bu yüzden ekipteki birçok kişi ya projeyi bıraktı ya da kovuldu. Prodüksiyon boyunca yönetmen ile çekim ekibi arasındaki gerilimi gözlemleyen Tom Hardy, yönetmenin karşısına çıktı ve koluyla onun boğazını sıkarken bir fotoğraf çektirdi. Sonraları bu fotoğrafı tişörte bastırdı ve tüm çekim ekibine dağıttı.

Leonardo DiCaprio’nun vücudundaki yara izlerinin oluşturulması yaklaşık 5 saat sürdü.

Alejandro González Iñárritu filmi daha önce çekmek istiyordu fakat DiCaprio’nun Para Avcısı’ndaki (The Wolf of Wall Street) çekimlerinin yoğunluğu nedeniyle Birdman veya Cahilliğin Umulmayan Erdemi’ni (Birdman or (The Unexpected Virtue of Ignorance)) çekti.

John Fitzgerald rolünü en başta Sean Penn oynayacaktı fakat takvim sıkışıklığı nedeniyle yerini Tom Hardy’e bıraktı.

Tom Hardy esinlenmek için, Müfreze’deki (Platoon) Tom Berenger’i izledi.

Pawnee adamın boynuna asılan ve üzerinde “Hepimiz vahşiyiz” yazısı, Stephen Brumwell’in White Devil: A True Story of War, Savagery And Vengeance in Colonial America kitabında, 1860’da Illinois sınırında Kanadalı bir kürk tüccarı tarafından ağaca kazındığı belirtiliyor.

İlk kez bir filmde rol alan Arthur Redcloud (Hikuc) gerçekte Texas’da benzin taşımacılığı yapan bir kamyon şoförü.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Glass’ın sonu filmde muğlak olarak bırakılmış olsa da gerçekte Glass, 10 yıl daha yaşadı ve Yellowstone nehri kıyısında Arikara’ların saldırısı sonucu öldürüldü.

Ayı tarafından saldırıya uğrayan gerçek Hugh Glass iki arkadaşı tarafından yazın ortasında ölüme terk edildi. Oğlu öldürülmedi ve onu ölüme terk eden iki arkadaşından intikam almak yerine onları affetti.

Filmde ayı saldırısından sonra Glass’ın ayağı yerine oturtulsa da gerçekte ayı Glass’ın sağ kalça kemiği eklemini kırdı. Glass, Fitzgerald ve Bridger tarafından ölüme terk edildikten sonra kendi ayağını kendisi yerine oturttu. Yazın, 6 hafta boyunca sürünerek Güney Dakota’da yaklaşık 200 mil yol aldı. Yolculuğunun sonuna kadar hiç ayağı üstünde duramadı bu yüzden Fort Kiowa’ya kadar sürünerek ya da yüzerek ilerledi. Bridger ve Fitzgerald’ı aramaya çıkmadan önce birkaç ay orada dinlendi ve tedavi gördü. Yolculuğu sırasında sadece bir tane Kiowa Kızılderili’si ona yardım etti ve giymesi için ayı kürkü dikti.  Glass, kendisine saldırmalarından korktuğu için bizonu avlamış olan kurtlara taş atarak onları kendisinden uzakta tutmaya çalıştı. Sonrasında bizondan geriye kalan ilik dâhil yiyebileceği her şeyi yedi. Bridger ve Fitzgerald onu ölüme terk ederken her şeyi yanlarına aldıkları için boğazını barutla dağladığı sahne gerçekte yaşanmadı. Yolculuğu sırasında çalılık meyveleri ve kolayca yutabilmek için nehir kenarında ıslatıp ezdiği bitki köklerini yedi. En büyük şansı Lakota Sioux’larıyla çok fazla zaman geçirdiği için hangi meyve ve kökleri yiyebileceğini bilmesiydi.

Glass kasabaya geri döndükten sonra, kendisini ölüme terk eden Bridger ve Fitzgerald’ı affetmesinin birçok nedeni var. Glass, sonraları çok meşhur bir avcı olan Bridger’ı genç olduğu ve Fitzgerald tarafından kandırıldığı için bizzat affetti. Fitzgerald’ı affetmesi için ise iki tane sebep vardı. Birincisi; Fitzgerald aktif bir Kuzeyli Birlik askeriydi ve ancak asılarak ölümle cezalandırılabilirdi. İkincisi; Fitzgerald’ın kendisinden aldığı silahı talep etti ve geri aldı. O an, Fitzgerald’la konuşmayı reddetti ve silahı aldıktan sonra uzaklaştı.

Ayı ile dövüştüğü sahnede Glass, ayıyı sol tarafından vuruyor fakat sonrasında defalarca bıçaklayarak öldürebiliyor. Filmin finalinde Glass ile Fitzgerald’ın kapıştıkları sahneden de bu olayın bir benzeri yaşanıyor. Glass önce Fitzgerald’ı sol omuzundan vuruyor fakat sonra bıçaklayarak öldürüyor.

Glass’ın ayı tarafından hırpalandığı sahnenin çekimlerinde DiCaprio’ya bağlanan kablolar çekilerek oyuncuya hareket verildi.

Star Wars: Episode VII – The Force Awakens (Yıldız Savaşları: Bölüm VII – Güç Uyanıyor)

Star Wars Episode VII - The Force Awakens (Star Wars Bolum VII - Guc Uyaniyor)

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 131

TÜR: Aksiyon, Macera, Fantezi. SÜRE: 135 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 2015. imdb: 8,4. rottentomatoes: %93.

Yıldız Savaşları efsanesinin son halkası olan Yıldız Savaşları: Bölüm VII – Güç Uyanıyor, her şeyden önce üç boyutlu olmasıyla, konusuyla, anlatımıyla ve eğlenceli üslubuyla oldukça başarılı bir macera fantezi filmi.

Konu

Yıldız Savaşları: Bölüm VI – Jedi’ın Dönüşü’ün yaklaşık 30 yıl sonrasında geçen film, İlk Düzen’den kaçan Stormtrooper Finn “FN-2187”nin (John Boyega) Rey (Daisy Ridley), Han Solo (Harrison Ford), Prensen Leia (Carrie Fisher) ve Asi Birliği’yle birlikte karşılarına çıkan, Galaktik İmparatorluk soyundan gelen Kylo Ren (Adam Driver) ve İlk Düzen ile savaşarak Luke Skywalker’ı (Mark Hamill) aramaya çalışmalarıdır.

Hakkında

George Lucas’ın yarattığı karakterleri temel alarak, Lawrence Kasdan, J.J. Abrams ve Michael Arndt’ın senaryosunu yazdığı Yıldız Savaşları: Bölüm VII – Güç Uyanıyor’un yönetmen koltuğunda J.J. Abrams oturuyor.

5 dalda Oscar ve 4 dalda BAFTA ödüllerine aday gösterilen yapım, BAFTA’da En İyi Görsel Efekt ödülünün sahibi oldu.

200 milyon dolar bütçesi olan film, 2,04 milyar dolar gişe hasılatı elde etti.

Güç Uyanıyor, 8,4 ortalama puanı ile imdb’nin en iyi 250 film listesinde üst sıralarda yer alıyor.

Ivır Zıvır

Mark Hamill ve John Boyega, kanser teşhisi kotulan ve yaşam mücadelesi veren Yıldız Savaşları fanı Daniel Fleetwood’in filmi gösterime girmeden önce izleyebilmesi için yönetmen J.J. Abrams’la görüştüler ve onu ikna etmeyi başardılar. Disney’in izniyle Fleetwood, filmi evinde izledi ve 10 Kasım 2015’de hayata gözlerini yumdu.

Mark Hamill, George Lucas’ın bir yemek sonrası kendisine sakin bir şekilde, Yıldız Savaşları’nın yeni üçlemesinin Disney tarafından yapılacağını ve rol almak istememesi durumunda Luke Skywalker karakterinin senaryodan çıkarılacağını söylediğini, kendisinin de teklifi derhal kabul ettiğini ama rol için heyecanlı görünmemek adına sakin davrandığını söyledi.

Lucasfilm başkanı Kathleen Kennedy, Han Solo (Harrison Ford) ve Chewbacca’nın (Peter Mayhew) Yıldız Savaşları’nın en önemli figürlerinden Millennium Falcon setine ayak bastığı an, içeride bulunan yaklaşık 200 kişinin sessizliğe büründüğünü ifade etti.

Yıldız Savaşları VII, müziklerini Michael Giacchino’nun bestelemediği ilk J. J. Abrams filmi oldu. Filmin sonundaki kredi bölümünde adı stormtrooperlardan biri olarak geçen Giacchino bir röportajında konuyla alakalı olarak, Yıldız Savaşları filminde kendisinden çok John Williams’ın müziğini duymayı tercih edeceğini ifade etti.

2014 yazında Harrison Ford, Millennium Falcon’un kapısında ayak bileğinden sakatladı. Aynı gün Ford’a yardım etmek isteyen J. J. Abrams da belinden sakatlandı.

Yeni bir Yıldız Savaşları filmi çekileceği resmi olarak duyurulduktan sonra Kathleen Kennedy yönetmenlik konusunda J.J. Abrams ile yaklaşık bir ay süren bir görüşme yaptı. Bu görüşmeler sırasında Abrams’ın en büyük kaygısı projenin büyüklüğü ve kültürel değeriydi.

John Boyega, rolü alamayacağı korkusu yüzünden çok gergindi. Bu yüzden ekip fotosu çekilip resmi olarak yayınlanana kadar ailesine hiçbir şey söylemedi.

2013 yazında, Carrie Fisher (Prenses Leila) ve Mark Hamill’in (Luke Skywalker) rollerine hazırlanmak için diyet, egzersiz ve rol eğitimlerine başladıkları duyuruldu.

Oscar Isaac (Poe Dameron) kadroya girdikten sonra yönetmen Abrams’a amcasının büyük bir Yıldız Savaşları fanı olduğunu söyledi. Yönetmen, oyuncunun amcasının seti gezmesine izin verdi ve her ikisi için de sürpriz olacak bir şekilde, Isaac’ın amcasına istemesi halinde ekstralardan biri olarak filmde yer alabileceğini söyledi. Amcası hiç düşünmeden teklifi kabul etti.

Projenin gizliliği nedeniyle birçok oyuncu filmde oynayacakları bölümle ilgili çok az şey biliyorlardı. Domhnall Gleeson, rol testine girmeden sadece bir gün önce ilgili bölümü öğrenebildi. Oscar Isaac ise, rol testinden sadece birkaç saat önce bölümden haberdar oldu.

Oscar Isaac’ın canlandırdığı Poe Dameron soyadını, J. J. Abrams’ın eski asistanı Morgan Dameron’dan ve adını kızının oyuncak pandasının adı olan Poe’dan aldı.

Birçok eski Yıldız Savaşları oyuncusu filmde yer alırken R2-D2’yu canlandıran Kenny Baker oyuncu kadrosunda yer almadı. Ama R2-D2 danışmanı olarak projede görev aldı.

Conan O’Brien, J.J. Abrams’a filmde “Jub jub” repliğini kullanmasını önerdi. O da kabul etti ve replik filmin başında Luggabeast tarafından kullanıldı.

Daisy Ridley bir röportajında, çekimlerin ilk gününde istenildiği gibi oynamayacağı korkusuyla adeta taş kesildiğini ve yönetmen Abrams’ın performansıyla ilgili olarak “ruhsuz” dediğini bu yüzden çok kötü hissettiğini, nefes alamadığını ve hatta ölmek istediğini söyledi.

Yapım, dünya genelinde en iyi açılış ve en hızlı 1 milyar dolar hasılata ulaşmak gibi birçok gişe hasılatı rekorunu yerle bir etti.

Yapım, IMAX’te gösterime giren ikinci Yıldız Savaşları filmi olsa da, çekimlerinde IMAX kamera kullanılan serinin ilk filmi oldu.

General Hux’ın (Domhnall Gleeson) giydiği üniforma modellenirken, Nazi ve bazı denizci üniformalarından esinlenildi.

Finn’in gördüğünde şaşırdığı satranç masası, 1977’deki ilk Yıldız Savaşları filminde de yer almıştı. Chewbacca ile R2-D2 satranç oynuyorlardı.

Simon Pegg bir röportajında, kızıyla seti ziyaretleri sırasında çekim ekibinin uzaktan kumandayla kontrol ettiği BB-8 droid ile kızının çok iyi arkadaşlık ettiklerini söyledi.

Filmin youtube’da yayınlanan ikinci teaserı, ilk 24 saat dolmadan 20 milyon izleme sayısını aştı.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Daniel Craig, Rey’in kelepçelerini çözdürmek için Jedi zekâ oyunu yaptığı Stormtrooper JB-007’i canlandırdı.

Serinin ilk 6 filminde de olduğu gibi yine final sahnesinde hiçbir replik yer almadı.

Mark Hamill filmin pazarlama ve tanıtım aşamasında yer almadı. Ne afişte ne de fragmanda bulunmadı.

İlk Düzen’in ölümcül silahlarının ismi olan “Starkiller”, George Lucas’ın yazdığı Yıldız Savaşları’nın ilk halinde Luke Skywalker’ın soyadıydı.

Luke Skywalker’ın ışın kılıcının içinde bulunduğu sandık, Obi Wan Kenobi’nin ilk Yıldız Savaşları filminde Luke’a ışın kılıcını verirken kullandığı sandıkla aynı.

C-3PO ve R2-D2, 7 filmde de yer aldılar.

Filmin final sahnesinde Luke, Anakin’in Yıldız Savaşları: Bölüm I – Gizli Tehlike’de Anakin’in Padme’ye armağan ettiği kolyeyi takıyor.

Hiçbir karakterin ışın kılıçlarıyla uzuvlarını kaybetmediği serinin ilk filmi.

Inside Out (Ters Yüz)

Inside Out aka Ters Yuz

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 142

TÜR: Animasyon, Macera, Komedi. SÜRE: 94 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 2015. imdb: 8,3. rottentomatoes: %98.

Pixar’ın insan duygularına odaklandığı Ters Yüz, konusu, anlatımı ve karakterleriyle oldukça başarılı bir komedi macera animasyon filmi.

Konu

Kırsal kesimde ailesiyle beraber yaşayan Riley hayatından çok mutludur. Fakat bir gün babasının işi nedeniyle San Francisco’ya taşınmak zorunda kalırlar. Şehirdeki hayatına alışmak zorunda olan Riley’in beynindeki duygu merkezinde yaşayan Neşe, Öfke, Korku, Tiksinti ve Üzüntü, Riley’in duygu ve davranışlarında büyük pay sahibidir. Özellikle her şeyin mükemmel olmasını isteyen Neşe çoğunlukla her işe önderlik eder ve Üzüntü’nün Riley’in duygularını etkilemesine izin vermez.

Hakkında

Pete Docter ve Ronnie Del Carmen’in hikâyesini yazdığı ve Pete Docter, Meg LeFauve ve Josh Cooley’in uyarladığı Ters Yüz’ün yönetmen koltuğunda Pete Docter ve Ronnie Del Carmen oturuyor.

Yapım, Oscar, Altın Küre ve BAFTA’da En İyi Animasyon ödülünün sahibi oldu.

8,3 ortalama puanı ile imdb’nin en iyi 250 filminden biri olan Animasyon, aynı zamanda rottentomatoes’in de en iyi 100 film listesinde yer alıyor.

175 milyon dolar bütçesi olan yapım 851 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Riley’in aklındaki hafıza toplarının bazılarında Pixar filmlerinden sahneler yer alıyor. Bunlardan biri de Yukarı Bak’ta (Up) Carl ve Ellie’nin düğün sahneleri.

Yönetmen Pete Docter, her bir duygunun formunu oluştururken bir objeden yararlandıklarını ifade etti. Buna göre; Neşe’nin yıldızdan, Üzüntü’nün göz damlasından, Öfke’nin yanan bir tuğladan, Korku’nun doku sinirinden ve Tiksinti’nin brokoliden faydalanarak formalarının yaratıldığını söyledi ve ayrıca brokoliyi çok sevdiğini ifade etti.

Yazarlar 27 farklı duygu hali belirlediler fakat anlatımda kafa karıştırmamak adına bunlardan beş tanesini kullanmaya karar verdiler. Çıkartılmasına karar verilen duygulardan bazıları; şaşkınlık, güven ve gururdu.

Riley’in aklında olup bitenlerin bilimsel gerçeklere uygun olması için yazarlar, psikolog ve birçok dalda uzmandan görüş aldılar.

Riley’in sınıfındaki (No. A113) haritanın üstünde yer alan raptiyeler, Pixar filmlerinin geçtiği yerleri gösteriyor.

Üretim tasarımcısı Ralph Eggleston animasyon için 5,5 yıl boyunca çalıştı. Bu süre sanatçının bir film için harcadığı en uzun süre.

Neşe ve Üzüntü’nün “Hayal gücü bölümü”nden geçerken görünen “beni bul” adlı masa oyununda Pixar’ın ünlü Nemo karakterini görebilirsiniz.

Yeni yürümeye başlayan Riley’in sesi, Sevimli Canavarlar’da (Monsters, Inc.) Boo’yu seslendiren Mary Gibbs’in sesinde oynamalar yapılarak oluşturuldu. Kredilendirme bölümünde ufak oyuncunun adı “ek sesler” başlığı altında listelendi.

Filmin yayınlandığı ülkeye göre, Riley’in babasının hayale daldığı anda bir hokey maçı ya da bir futbol maçı ekrana geliyor.

Dergi kapağında Aşçı Fare’deki (Ratatouille / Ratatuy) Colette Tatou karakteri yer alıyor.

Animasyonda yer alan “Yeast of Eden” adındaki pizzacı için Pixar Stüdyosunun yakınlarında yer alan bir fırından esinlenildi. Fırın her gün sadece bir çeşit pizza çıkartıyor ve bunlardan birinde brokoli kullanılıyor.

Animasyonun yapım aşamasını çok fazla zorlayacağı düşünülerek en başta sadece Neşe’nin baloncuklu bir şekilde yaratılması düşünülüyordu. Fakat 8 ayın ardından işlemin çok pahalıya mal olduğu düşünülerek fikir rafa kalktı. Pixar’ın Kreatif Başkanı John Lasseter, baloncuklu yapıyı görünce çok beğendi ve tüm karakterlere uygulanmasını istedi. Üretim tasarımcısı Ralph Eggleston bu konuda, “üretim sürecindeki zorluklar ya da yüksek maliyetten ötürü projenin yere çakıldığını duyabilirdiniz ama her şey iyi gitti ve ekip bir yolunu bulup işi başardı” dedi.

Animasyon yayınlandığında 16 yaşında olan Kaitlyn Dias, Riley’i seslendirmeye başladığında 11 yaşındaydı. Ergenlik çağında sesi değiştiği için, yapım sürecinin ilerleyen kısımlarında sesini daha genç göstermek için ayarlamalar yapmak zorunda kaldı.

Pete Docter animasyon fikrini, kızının büyürken yaşadığı çalkantılı dönemi izlerken buldu.

Beyindeki kontrol konsolunun orta bölümünün tepesinde yer alan Mickey şeklindeki üç buton, tüm Disney filmlerinde yer alan “gizli Mickey” simgesi.

Jurassic World’ün büyük başarısı nedeniyle Ters Yüz, Kuzey Amerika’da yayınlandığı ilk hafta en çok gişe hasılatı elde eden ikinci film oldu. Daha önce yayınlanan tüm Pixar filmleri gösterimlerinin ilk haftasında ilk sırada yer almışlardı. Fakat buna rağmen film Oyuncak Hikâyesi 3’ten (Toy Story 3) sonra en çok ilk hafta gişe hasılatı elde eden ikinci Pixar yapımı olmayı başardı. Ters Yüz, gösteriminin üçüncü haftasında bir numaraya yerleşti.

Riley’in ana duygusu Neşe, annesininki Üzüntü ve babasının ki Öfke.

Animasyonun Cannes’da yapılan ilk gösteriminde yaklaşık 8 dakika ayakta alkışlandı.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Yönetmen Pete Docter, Bing Bong’u seslendiren Richard Kind’in, “Benim için onu Ay’a götür, olur mu?” repliğini söylerken gerçekten ağladığını ifade etti.

Filmin tanıtımında Bing Bong’un neden kullanılmadığı sorularına yönetmen Docter, “Onun izleyiciler için sürpriz olmasını istedik çünkü bir film yapımcısı olarak herhangi bir fragmanı izleyince her şeyi öğreniyor olmaktan nefret ediyorum” dedi.

Üzüntü tüm animasyon süresince duygulardan sadece Neşe ile etkileşim halinde.

Filmin başında Riley’in hafıza balonları tek renkliyken, filmin sonunda karışık renklerde oldukları görülüyor. Bu da Riley’in artık ergenlik çağına eriştiğini bir göstergesi.