Kategori arşivi: Belgesel

BBC – Planet Earth II (Yeryüzü II)

2006’da “daha önce hiç görmediğiniz yeryüzü” sloganıyla lanse edilen ve o günün son teknoloji kameraları ve çekim teknikleri kullanılarak hazırlanan Yeryüzü’nün 10 yıl sonra yeni teknolojik “oyuncak”larla yeniden ele alınmasıyla hazırlanan Yeryüzü II, teknolojinin nasıl da hızlı aşama kaydettiğini gözler önüne seren efsanevi bir doğa belgeseli.

David Attenborough’nun eşsiz sunumu ve masalımsı anlatımıyla tek kelimeyle bir başyapıta dönüşen belgeselin en etkileyici anlarından biri, 10 yıl önceki ilk bölümde, ilk kez bir kar leoparının görüntüsünün ekrana yansıtıldığı söylenirken, II’de kar leoparını adeta bir ev kediymişçesine izleyebiliyoruz. Elbette bunun en önemli sebebi, canlıları takip edebilen, uzaktan çekebilen vs. teknolojinin olabildiğince geliş olması.

Bu sayede birçok hayvanın avlanma taktikleri ve aynı zamanda avlananların kaçma taktiklerini adeta bir gerilim-korku filmiymişçesine izleyebiliyorsunuz.

Adalar, dağlar, tropik ormanlar, çöller, çayırlar ve şehirler adında 6 bölümden oluşan belgeselin bölüm sonlarında yer alan “günlükler” tıpkı ilkinde olduğu gibi oldukça başarılı.

Yapım, imdb’nin en iyi tv programları listesinde ilk sırada yer alıyor.

BBC – Planet Earth (Yeryüzü)

BBC’nin 2006 yılında imzasını attığı ve günün son teknoloji kameralarını ve çekim tekniklerini kullanarak doğa ve hayvan dünyasını televizyon ekranına aktaran Yeryüzü, efsanevi bir doğa belgeseli.

Kutuplar, dağlar, çöller, tatlı sular, büyük ovalar, ormanlar, sığ denizler, derin okyanuslar, mağaralar, buz dünyaları ve mevsimlik ormanların anlatıldığı her biri birbirinden bağımsız 11 bölümden oluşan belgesele, doğa tarihi programlarının yüzü ve sesi olarak kariyerine 50 yıldan fazla süredir devam eden David Attenborough’nun eşsiz sunumu büyük bir değer katıyor.

Hayvanların zekice kurguladıkları avlanma planlarını, duyu organlarını en üst düzeyde kullanma becerilerini ve özellikle kuşların eş ararken sergiledikleri efsanevi kur hareketlerini, görsel bir şölen şeklinde ekrana getiren belgeselde Attenborough’un merak uyandırıcı ve masalımsı anlatımı göz kamaştırıcı.

BBC One’daki ilk gösteriminde 8,7 milyon insanın izlediği ve %32.1’lik izlenme oranı yakalayan belgeselin her bölüm sonunda yer alan “günlükler”, o bölüme dair en özel çekimlerin nasıl yapıldığını konu ediniyor. Böylece çekim ekibinin günler, haftalar hatta aylar süren çalışmaları sırasında yaşadıkları zorlukları, yerel halk ve rehberlerle “konu”larına ulaşmak için sergiledikleri çabaları, komik anları ve belki de en önemlisi şans eseri yakaladıkları muazzam görüntüleri ya da anları görüp, kendinizi “takımın bir parçası” gibi hissedebiliyorsunuz.

Bir tane kar leoparının ekrana geldiği bölümde Attenborough, ilk kez bir kar leoparı bu kadar iyi bir şekilde çekilebildiğini söylüyor. 10 yıl sonra yani 2016’da yayınlanan Yeryüzü II’de (Planet Earth II) birçok konuda olduğu gibi bu konuda da bir sürpriz bizleri bekliyor.

Yapım imdb’nin en iyi tv listesinde 3. sırada yer alıyor. İlk sırada ise  Yeryüzü II var.

Amy

TÜR: Belgesel, Biyografi, Müzik. SÜRE: 128 Dk. ÜLKE: İngiltere. YAPIM YILI: 2015. imdb: 7,8 rottentomatoes: %95.

Son yılların en iyi R&B, Caz sanatçılarından biri olarak gösterilen Amy Winehouse’ın hayatının aşkıyla yaşadığı büyük iniş çıkışlar, madde bağımlılığı ve ruhsal sorunlar nedeniyle zindana dönen trajik hayat hikâyesini konu alan Amy, oldukça başarılı ve hüzünlü bir biyografik belgesel filmi.

Konu

Belgesel, çalkantılı bir hayat yaşayan ve 27 yaşında hayatını kaybeden şarkıcı Amy Winehouse’un hayatını konu alıyor.

Hakkında

Amy’nin yönetmen koltuğunda Asif Kapadia oturuyor.

Yapım, En İyi Belgesel dalında Oscar ve BAFTA ödüllerinin sahibi oldu.

3,4 milyon dolar bütçesi olan belgesel 22 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Dünyaca ünlü Caz sanatçısı Tony Bennett, Amy’i “bana göre, Ella Fitzgerald’la bir tutulmalıydı, Billie Holiday’le. Tanrı vergisi bir yeteneği vardı” diye tanımladı.

Amy Winehouse’un ailesi, yönetmen ve yapımcının Senna’daki başarısını öğrendikten sonra yapıma büyük bir destek verdiler. Derhal yapımcılara ellerindeki tüm videokasetleri ve fotoğrafları sağladılar. Fakat sonraları Amy’nin babası Mitch Winehouse, belgeselin Amy’nin ailesinin sanatçının hayatını negatif etkilediği gibi bir izlenim verdiğini ve özellikle hayatının son 3 yılında ailesi ile ilişkisinin gerçeği yansıtmadığını söyledi. Mitch belgesel için, Amy’nin severleri için daha önce hiç görmedikleri görüntüler içerdiği için izlemelerini ama sanatçının anlatılan genel portresini önem vermemelerini söyleyip yapımı, “absürd” olarak tanımladı. Mitch ayrıca belgeselin Oscar’a aday gösterildiği gün, “hala filmden nefret ediyorum” diye bir twit attı.

Metallica’nın solisti James Hetfield belgeseli izledikten sonra yapımdan esinlenerek Moth into Flame’ı yazdı. Şarkı grubun Hardwired… To Self-Destruct albümünde yayınlandı.

Yapım, yönetmen Asif Kapadia’ya En İyi Belgesel dalında ikinci kez BAFTA ödülünü kazandırdı. Yönetmen ilk ödülünü efsanevi F1 pilotu Ayrton Senna’nın hayatını anlattığı Senna ile kazanmıştı.

Grammy’de En İyi Albüm ödülünü Amy’nin idolü Tony Bennett’in sunması ve ödülü kazanması sırasında, sanatçının tepkileri belgeselin en can alıcı sahnelerinden biri.

Yapım, Rottentomatoes’da En İyi 100 Belgesel listesinde üst sıralarda yer alıyor.

Citizenfour

TÜR: Belgesel, Biyografi. SÜRE: 114 Dk. ÜLKE: Amerika, Almanya. YAPIM YILI: 2014. imdb: 8,1 rottentomatoes: %96.

2013’te Amerika Ulusal Güvenlik Dairesi’nin (NSA) gizli belgelerini medyaya ifşa ederek NSA tarafından yürütülen küresel izleme aletlerinin işletme detaylarını, Beş Göz ortaklarını ve birçok ticari ve uluslararası ortağı ortaya çıkaran NSA sızıntılarını başlatan Edward Snowden’in, o günlerinde birebir kaydedilen ve yaşadıklarını konu alan Citizenfour, oldukça başarılı bir belgesel.

Konu

ABD’li bilgisayar uzmanı, eski Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ve eski Ulusal Güvenlik Dairesi (NSA) çalışanı olan Edward Snowden, yönetmen Laura Poitras’a şifrelenmiş mailler atarak, elinde gizli dinlemelerle ilgili çok önemli belgeler olduğunu ve basına ifşa edilmesi konusunda yardımlarını istediğini anlatır.

Hakkında

Citizenfour’un yönetmen koltuğunda Laura Poitras oturuyor.

Amerika galası New York Film Festivali ve İngiltere galası BFI Londra Film Festivali’nde yapılan belgesel, Oscar ve BAFTA’da En İyi Belgesel ödüllerinin sahibi oldu.

Yapım 3 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Snowden’in gizli belgeleri ifşa etmesi Pentagon evraklarını sızdıran Daniel Ellsberg tarafından ABD tarihindeki en önemli sızıntı olarak nitelendirildi.

Gazetelere yapılan siyasi baskılar sebebiyle Kasım 2013’e kadar The Guardian belgelerin yüzde birini yayımlayabildi.

Bir tartışma konusu olarak Snowden bazı çevreler tarafından kahraman, vatansever olarak bazı çevreler tarafından ise ihbarcı, muhalif ve hain olarak nitelendirildi.

Snowden’e göre onu belgeleri sızdırmaya iten tek neden “halkı onlar adına ne yapıldığı ve onlara karşı neler yapıldığı konusunda bilgilendirmek”ti.

Yapım, yönetmen Laura Poitras’ın 9/11 sonrasında olan biteni anlattığı üçlemenin son halkası. Üçlemenin ilk filmi 2006’da yayınlanan ve Amerikan işgali altındaki Iraklıları anlatan Ülkem, Ülkem (My Country, My Country) ve ikinci filmi 2010’da yayınlanan ve iki Yemenlinin Amerikalı askerler tarafından yakalandıktan sonra yaşadıklarını konu alan The Oath.

Yapım, Rottentomatoes’in En İyi 100 Belgesel listesinde yer alıyor.

Belgesel, Steven Schneider tarafından ölmeden önce izlenmesi gereken 1001 film arasında gösterildi.

2014’te emekli deniz subayı Horace Edwards belgesel yapımcılarını, “Amerikan halkı adına” Snowden’in bilgileri sızdırması konusunda kışkırttıkları ve yardımcı oldukları iddiasıyla dava etti. Ama davayı takip etmedi. Edwards ayrıca, yönetmenin 2013’te yayınladığı ve Greenwald ile Snowden’in görüşmelerinden bir bölümün yer aldığı kısa filmi öne sürerek belgeselin Oscar adaylığının kurallara aykırı olduğunu iddia etti. Fakat Akademi, “ilgili the Guardian görüşmesi filmde iki dakikadan daha az süre kullanılıyor” diyerek iddiayı reddetti.

Зима у вогні: Боротьба України за свободу (Winter on Fire: Ukraine’s Fight for Freedom / Alevler İçerisindeki Kış: Ukrayna’nın Özgürlük Mücadelesi)

winter-on-fire-ukraines-fight-for-freedom-aka-alevler-icerisindeki-kis-ukraynanin-ozgurluk-mucadelesi

TÜR: Belgesel. SÜRE: 102 Dk. ÜLKE: Ukrayna, İngiltere, Amerika. YAPIM YILI: 2015. imdb: 8,4. rottentomatoes: %91.

Tıpkı Mısır’da yaşanan “Arap Baharı”nda olan biteni konu alan Meydan (Al Midan / The Square) gibi, Alevler İçerisindeki Kış: Ukrayna’nın Özgürlük Mücadelesi de Ukrayna’da 21 Kasım 2013’de başlayan sivil Yevromaydan protestolarında çekilmiş, birçoğu oldukça sert, görüntüleri beyaz perdeye aktarıyor.

Konu

Belgesel, Rus yanlısı Ukrayna hükümetinin Ukrayna – Avrupa Birliği Ortaklık Anlaşması’nı imzalamayı reddetmesi üzerine sivil halkın yaptığı Yevromaydan diye adlandırılan protestolarda yaşananları konu alıyor.

Hakkında

Den Tolmor’ın senaryosunu yazdığı Alevler İçerisindeki Kış’ın yönetmen koltuğunda Evgeny Afineevsky oturuyor.

Yapım, En İyi Belgesel dalında Oscar’a aday gösterildi. Toronto Film Festivali’nde Halkın Seçimi ödülünün sahibi oldu.

Ivır Zıvır

Yönetmen Evgeny Afineevsky, Rusya’da doğdu, İsrail’de büyüdü ve şu anda Amerika’da yaşıyor.

Netflix’in yapımcısı olduğu belgesel, 9 Ekim 2015’te netteki gösteriminden önce birçok festivalde gösterildi.

Filmin girişinden;

Ukrayna yüzyıllarca doğu ile batı arasındaki eksende var oldu. 1991’de Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığını ilan etti. 2004’te Rus yanlısı aday Viktor Yanukoviç başkanlık seçimini kazandı. Seçimlerin hileli olduğu ortaya çıkınca halk, Turuncu Devrim olarak anılan barışçıl protesto gösterileri için sokağa çıktı. Başarılı oldular ve seçim sonuçları iptal edildi. İzleyen yıllarda Ukrayna ekonomik istikrar için mücadele etti. 2010’da Yanukoviç geri döndü. Bu kez seçimler onaylandı ve Yanukoviç tam hâkimiyet elde etti. Halka AB üyeliği vadederken gizlice Rusya ile işbirliği pazarlığına oturdu. 2013 sonbaharında Yanukoviç’in AB ile ortaklık anlaşması imzalamaya hazır görünmesi bir dönüm noktası idi. Ancak halk batıya yönelirken, liderleri doğuya döndü ve ülkenin geleceği sürüncemede kaldı.

Döğüşenler de Var Bu Havalarda

Dogusenler De Var Bu Havalarda - Poster

20 Nisan 2016’da galası yapılan ve 2 Mayıs 2016’da Ankara Film Festivali’nde gösterilen, Gençlerbirliği’nin “düşüş yılları”nı konu alan Döğüşenler de Var Bu Havalarda belgeseli artık youtube’dan izlenebiliyor. Buyurun;

Belgeselin tanıtım yazısı: “Ülke futbolunun ve Ankara kent kültürünün önemli bir parçası olan Gençlerbirliği için 1970-1983 arasındaki yıllar bir çile ve fedakârlık dönemidir. Futbolun profesyonelleşmeye başladığı ve piyasada artık daha çok paranın döndüğü bir zamanda, Gençlerbirliği, sivil ve bağımsız takım kimliğinin “ödülünü”, sahipsizlik olarak alacaktır. Kulübün amatör kümenin ve hatta kapanmanın eşiğinden döndüğü, parayı ayıplayan futbolcuların, kulüp için makbuzla para toplayan yöneticilerin, deplasmana takımı kendi arabalarıyla götüren taraftarların olduğu, şimdiden bakınca gerçek dışı gibi duran bir dünya. Ahmed Arif’in Ankara’sına yakışan gerçek kahramanlar, tarihin tozlu raflarında unutulmaya karşı direniyorlar.”

Listen to Me Marlon (Beni Dinle Marlon)

Listen to Me Marlon (Beni Dinle Marlon)

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 137

TÜR: Belgesel, Biyografi. SÜRE: 103 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 2015. imdb: 8,2 rottentomatoes: %97.

20. yüzyılın en önemli sinema oyuncusu olarak gösterilen, Oscar ödüllü Amerikalı oyuncusu, yönetmen ve aktivist Marlon Brando’nun daha önce gün yüzüne çıkmamış ses kayıtlarının kullanıldığı Beni Dinle Marlon, hüzünlü bir hayat hikâyesine odaklanan oldukça başarılı bir belgesel.

Brando’nun nefret ettiği babasıyla olan ilişkileri, alkolik annesi ile ilgili aklında kalanlar, film notları, Amerikalı siyahi ve Kızılderililerin mücadelesine verdiği destek, bir türlü dinmeyen iç huzursuzlukları ve çocuklarının trajik hayat öyküleri, belgeselin en etkileyici bölümleri.

Konu

Beni Dinle Marlon, bizzat kendisi tarafından kaydedilmiş ama daha önce yayınlanmamış olan ses kayıtlarının eşliğinde Marlon Brando’nun kimi zaman şaşalı ama çoğu zaman trajedilerle dolu, hüzünlü hayat hikâyesini konu ediniyor.

Hakkında

Senaryosunu Stevan Riley ve Peter Ettedgui’in yazdığı Beni Dinle Marlon’nun yönetmen koltuğunda Stevan Riley oturuyor.

Belgesel, BAFTA’da En İyi Belgesel kategorisinde ödüle aday gösterildi.

Ivır Zıvır

95 dakikalık belgesel sadece oyuncunun eski kamera görüntülerini ve bizzat kendisi tarafından doldurulmuş ses kayıtlarını içeriyor.

Belgesel, Amerika’da 140 şehirde 10 hafta boyunca gösterildi.

Senyap (the Look of Silence / Sessizliğin Bakışı)

Senyap aka the Look of Silence aka Sessizligin Bakisi

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 139

TÜR: Belgesel, Biyografi, Tarih. SÜRE: 103 Dk. ÜLKE: Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, Endonezya, İsrail, Hollanda, Norveç, İngiltere, Amerika. YAPIM YILI: 2014. imdb: 8,3 rottentomatoes: %96.

Endonezya’da yaşanan soykırımda parmağı olan insanların yaşanan iğrenç olayları büyük bir gurur ve övgüyle anlatımlarını beyaz perdeye aktaran Sessizliğin Bakışı, insanlığa olan inancınızı test eden, oldukça sert bir yapım.

Konu

Dünyada büyük bir yankı uyandıran Öldürme Eylemi (Jagal / the Act of Killing) belgeselinin yönetmeni Joshua Oppenheimer’in imzasını taşıyan yapım, Endonezya’da 1965-66 yılları arasında yaşanan soykırımdan kurtulmayı başaran bir aile ve 2 yıl sonra doğan çocuklarının vahşi bir şekilde öldürülen abisinin katilleriyle yüzleşmesini konu alıyor.

Hakkında

Adi Rukun, M.Y. Basrun ve Amir Hasan’ın senaryosunu yazdığı Sessizliğin Bakışı’nın yönetmen koltuğunda Joshua Oppenheimer oturuyor.

Yapım, En İyi Belgesel dalında Oscar’a aday gösterildi ve dünya genelinde 81 dalda ödüle aday gösterilip bunlardan 45 tanesinin sahibi oldu.

Belgesel, 154 bin dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Proje en başlarda yönetmen Joshua Oppenheimer tarafından iki bölüm halinde tasarlanmıştı. Bu yüzden Öldürme Eylemi projenin birinci ve Sessizliğin Bakışı projenin ikinci bölümünü oluşturuyor.

Adi ve ailesi olayların ardından, kuzey Sumatra’da hala güçlü konumda bulunan faillerin gölgesinden kurtulmak için binlerce kilometre uzağa taşındılar.

Yönetmen, filmin hikâyesine ilham veren sahne ve anıları çekmesi için Adi’ye bir kamera verdi. Adi’nin babasının nerede olduğunu bilmediği sahne bunlardan biriydi.

Joshua Oppenheimer, failleri “insan evladı” gibi görmesi konusunda Adi’nin kendisini yönlendirdiğini söyledi.

Yapım, Endonezya’da 3500’den fazla kez gösterildi ve 300 bin Endonezyalı izledi.

Filmin orijinal adı olan Senyap, Endonezyacada Sessiz anlamına geliyor.

Film Oppenheimer’ın Öldürme Eylemi’nden sonra En İyi Belgesel Oscar’ına aday gösterilen ikinci yapımı oldu.

Belgeselde, Endonezya’da kullanılan bazı geleneksel ve yerel diller de yer alıyor.

Belgeselin çekimlerine, Öldürme Eylemi’nin kurgusu tamamlanır tamamlanmaz başlandı.

Yönetmen Joshua Oppenheimer, seyirci ile karakterler arasında daha samimi bir mesafe olması için ses tasarımı üstünde aylarca zaman harcadı.

Jagal (the Act of Killing / Öldürme Eylemi)

Jagal aka the Act of Killing aka Oldurme Eylemi

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 135

TÜR: Belgesel, Tarih. SÜRE: 115 Dk. ÜLKE: Norveç, Danimarka, İngiltere. YAPIM YILI: 2012. imdb: 8,2 rottentomatoes: %96.

Endonezya’da yaşanan soykırımı konu alan ve katliamı yapan insanların kan donduracak bir şekilde sergiledikleri vahşi cinayetleri gülerek, eğlenerek ve büyük bir gururla anlatımlarını beyaz perdeye taşıyan Öldürme Eylemi, sert, can sıkıcı ama bir o kadar da başarılı bir yapım.

Konu

Endonezya’da 30 Eylül hareketinin başarısızlıkla sonuçlanan darbe girişiminin ardından gerçekleşen, komünistleri tasfiye etmeye yönelik 1965–1966 Endonezya katliamları yapıldı. Katliamda yaklaşık 1 milyon insan öldürüldü. Belgesel, katliamı yapanlardan bazılarının yaklaşık 50 yıl sonra kamera karşısına geçip işledikleri vahşeti kamera karşısında yeniden canlandırmalarını konu ediniyor.

Hakkında

Anwar Congo, Herman Koto ve Syamsul Arifin’in senaryosunu yazdığı Öldürme Eylemi’nin yönetmen koltuğunda Joshua Oppenheimer ve “Anonim” oturuyor.

Yapım, BAFTA ve Oscar’da En İyi Belgesel dalında ödüle aday gösterildi ve BAFTA’da ödülünün sahibi oldu. Belgesel aynı zamanda BAFTA’da İngilizce Olmayan En İyi Film dalında da ödüle aday gösterildi.

Belgesel, 723 bin dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Proje en başlarda yönetmen Joshua Oppenheimer tarafından iki bölüm halinde tasarlanmıştı. Bu yüzden Öldürme Eylemi projenin birinci ve Sessizliğin Bakışı (Senyap / the Look of Silence) projenin ikinci bölümünü oluşturuyor.

Filmin orijinal adı olan Jagal, Endonezyaca’da Kasap anlamına geliyor.

Yönetmen koltuğu dâhil filmde 27 farklı görevde yer almış 49 kişinin adı “anonim” olarak geçiyor. Bunun sebebi kişilerin hala ölüm mangasının kendilerinden intikam alacağı korkusunu yaşıyor olmaları.

Berlin’deki film gösteriminin ardından seyirciler, yönetmen Joshua Oppenheimer’ın 2. Dünya Savaşı sırasında Nazi subaylarının yaptıkları soykırımı yeniden canlandırması gibi bir işe imza attığını söylediler. Yönetmen Oppenheimer ise aslında tam olarak öyle olmadığını çünkü Nazilerin günümüzde güçlerini kaybettiğini ama Endonezya’da cinayetleri işleyenlerin hala hükümet tarafından korunduklarını söyledi.

Joshua Oppenheimer ve Christine Cynn ile birlikte yönetmenlik yapan ama korktuğu için ismini kredilendirme bölümünde “Anonim” olarak kullanan 41 yaşındaki Endonezyalı yönetmen, “bu insanlar bu korkunç hikâyeleri nasıl böyle kolaylıkla ve gururla anlatabiliyorlardı? Onlarla hemen orada hesaplaşmak istiyordunuz ama bir yandan da kendinize sürekli ‘sabırlı olmalısın’ diye telkin etmeniz ve istedikleri gibi anlatmalarına göz yummamız gerekiyordu. Çünkü ancak o şekilde katliamın tüm ayrıntılarını öğrenebilirdik” dedi.

Projenin ilk amacı kurbanlarına ailelerine odaklanmaktı. Birçoğu tutuklu olan insanlarla yapılan röportajlardan sonra “işkencecilerle” görüşülmeye başlandı ve projenin onlara odaklanmasına karar verildi.

Dünyanın en ünlü iki belgesel yapımcısı Werner Herzog ve Errol Morris’un adları, belgeselde “özel yapımcı” olarak kredilendiriliyor.

Belgesel, 28 Haziran 2013’ten itibaren 52 hafta boyunca Londra Çağdaş Sanatlar Enstitüsünde gösterildi.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Joshua Oppenheimer, Pancasila Gençlik üyelerinin esnaftan haraç kestiği sahnelerin “yeniden canlandırma” olmadığını ve çekimlerin yapıldığı gün kendi ceplerinden, esnaftan alınan paraları geri ödediklerini söyledi.

Döğüşenler De Var Bu Havalarda Belgeselinin Galası

Dogusenler De Var Bu Havalarda - Poster

Agos’ta yayınlanan bir röportaj sayesinde, uzun yıllardır Avustralya’da yaşadığını öğrendiğimiz Rafi Abi’nin Ankara’ya gelmesi ve Gençlerbirliği’nin beş parasız bir şekilde yaşam mücadelesi verdiği günleri uzun uzun anlatmasıyla tohumlarını attığımız, Tanıl Abinin desteği ile filizlenen ve yaklaşık 4 yılda tamamladığımız Döğüşenler De Var Bu Havalarda’nın ilk gösterimini 20 Nisan 2016 akşamı yaptık ve derin bir nefes aldık!

1969-1970 sezonu sonunda tarihinde ilk kez 2. Lige düşen ve 13 sezon boyunca alt liglerde yer alıp kapanma noktasına gelen Gençlerbirliği’ni ayakta tutmak için didinen bir avuç insanın mücadelesini konu alan belgeselin çekimlerine 2012 sonbaharında başladık. Dönemin tanıklığını yapan, başkan, yönetici, futbolcu ve taraftarlarla yaptığımız çekimler tamamlandığında elimizde 20 saate yakın ham görüntü vardı.

Çekimlerin izlenmesi, senaryonun yazılması, tema müziğinin ve animasyonların hazırlanması ve son olarak kurgunun yapılmasıyla birlikte belgesel ortaya çıktı. Mart ayında yapılan özel gösterimdeki geri dönüşlerle birlikte son rötuşlar yapıldı ve büyük bir heyecanla beyaz perdeye düşeceği günü beklemeye başladık.

20 Nisan 2016 - Dogusenler De Var Bu Havalarda Galasi -02-

20 Nisan 2016 - Dogusenler De Var Bu Havalarda Galasi -03-

20 Nisan Çarşamba günü saat 18’de galanın yapılacağı Ankara Barosuna geldiğimde, Kutay, Erdem ve Burak tüm hazırlıkları tamamlamış laklak ediyorlardı. Kısa bir sohbetin ardından Kutay, “gösterimden sonra mikrofonu alıp ilk konuşmayı sen yaparsın, ardından bizler de eklemeler yaparız” dediğinde, çekimlere ne zaman başladık, ne kadar çekim yaptık gibi aklıma gelen bilgileri not etmeye ve anlatacaklarımı kafamdan geçirmeye başladım.

20 Nisan 2016 - Dogusenler De Var Bu Havalarda Galasi -01-

Zeki Unaldi - 20 Nisan 2016 - Dogusenler De Var Bu Havalarda Galasi

Yarım saat sonra davetliler gelmeye başladılar. Teker teker selamlaşıp ayaküstü muhabbet ediyorduk. Neredeyse davetlilerin hepsi gelmesine rağmen özellikle beklediğimiz Hasan Şengel, “Kaptan” Cemalettin Sakallıoğlu, “Kaleci” Turgay Keskin, “Zapo” Asım Gündüz ve “Köfteci” Harun Erol ortalıkta görünmüyordu. Hemen telefona sarılıp önce Turgay ardından Cemalettin Abiyi aradım ama ulaşamadım. Tam kara kara düşünmeye başlamıştım ki, merdivende Turgay Abinin sesini duydum. Hasan Amcayı almış yavaş yavaş geliyorlardı. Nasıl mutlu olduğumu anlatamam.

20 Nisan 2016 - Dogusenler De Var Bu Havalarda Galasi -04-

Herkes yerlerine oturduktan sonra ışıklar söndü ve belgeseli izlemeye başladık. Birkaç dakika içinde, işin mutfağında olunca hislerin daha da yoğun yaşandığını tecrübe etmeye başladım. Bazı sahnelerde gözlerim buğulanıyor, bazılarında ise kahkahalar atıyordum. Ama bir yandan da kulaklarımı kaparmış bir şekilde salondaki insanların tepkilerini duymaya çalışıyor, düşüncelerini merak ediyordum. Hasan Amca’nın beyaz perdede anlatılan muhabbetlere eşlik etmesi, o günü yaşamış izleyicilerin fısıldayarak anlatılanları doğrulaması ya da yanlış olduğunu söyleyip kendince doğru olanı dillendirmesi gerçekten müthişti.

Hasan Sengel, Mehmet Ali Cetinkaya - 20 Nisan 2016 - Dogusenler De Var Bu Havalarda Galasi

Yazılar akmaya başlayınca alkışların yükselmesi yüreğimize su serpti ama nezaketten de olabilirdi haliyle. Işıklar yandı ayağa kalktım, Kutay ve Erdem bir mikrofonla bana doğru geliyorlardı. Tam sahneye çıkmıştık ki, Hasan Amca ayağa kalkıp tüm içtenliği ve samimiyetiyle, “oğlum çok teşekkür ederim” dedi ve ağlamaya başladı. Tüm salona bir sessizlik çöktü. Mikrofonu uzattık kısa bir teşekkür konuşması yaptı.

Cemalettin Sakallioglu - 20 Nisan 2016 - Dogusenler De Var Bu Havalarda Galasi

Ardından Cemalettin Abi aldı mikrofonu. İsmini söyledi ve o da ağlamaya başladı. Yaptığı kısa teşekkür konuşmasından sonra sahneye döndük. “Hoş geldiniz” demek için mikrofonu ağzıma götürürken Kutay, “salondaki herkes ağlıyor herhalde!” deyip kahkaha attı, tüm salon da onu kahkahalarıyla takip etti.

Erdem Ceydilek - 20 Nisan 2016 - Dogusenler De Var Bu Havalarda Galasi

Mehmet Ali Cetinkaya - 20 Nisan 2016 - Dogusenler De Var Bu Havalarda Galasi

Erdemle projeye nasıl başladığımızı, neler yaptığımızı anlattık. Kutay da maddi manevi destek verenlere teşekkürlerimizi sundu.

Zapo Asim - 20 Nisan 2016 - Dogusenler De Var Bu Havalarda Galasi

Soru cevap bölümünde “Zapo” Asım söz istedi. Mikrofonu aldı ve “anladım ki biz de varmışız!” dedi. İşte o an, gerçekten doğru bir şey yaptığımızı hissettim.

Teşekkür konuşmasının ardından Asım Abi, belgeselde işlenen ve kaçırdığı net bir golün sorumlusu olarak gösterdiği kötü ayakkabısı konusunda itirafta bulundu. “Rıfat Abi yanıma gelip ‘nasıl kaçırdın o golü?’ diye sorduğunda, kendimi kurtarmak için suçu ayakkabıya atmıştım!” dedi tüm salon kahkahalara boğuldu.

Zeki Celasun - 20 Nisan 2016 - Dogusenler De Var Bu Havalarda Galasi

Tansu Polatkan - 20 Nisan 2016 - Dogusenler De Var Bu Havalarda Galasi

Kokteyl alanına doğru ilerlerken Harun Abi, “tam yerine bitirmişsiniz, elinize sağlık” dedi, “biz de öyle düşündük” dedim ve teşekkür ettim.

20 Nisan 2016 - Dogusenler De Var Bu Havalarda Galasi -05-

20 Nisan 2016 - Dogusenler De Var Bu Havalarda Galasi -06-

Kokteyl alanında içten ve pozitif birçok geri dönüş almak mutluluğumuzu kat ve kat arttırdı.

20 Nisan 2016 - Dogusenler De Var Bu Havalarda Galasi -07-

20 Nisan 2016 - Dogusenler De Var Bu Havalarda Galasi -08-

İlerleyen saatlerde 8. kata çıkıp bol bol muhabbet ettik, kahkahalar attık ve çok mutlu bir şekilde geceyi tamamladık.

Sabah uyanır uyanmaz, Rafi Abinin anlattıklarını, Hasan Amcanın kahkahalarını, Gürbüz Abinin hüzünlü anlatımını, Turgay Abinin tek tek çekim yapacağımız futbolculara ulaşma çabalarını ve her çekimin ardından Erdem, Kutay, Emre ve Maksut’la birbirimize bakıp “çok güzel şeyler anlattılar bunları kesin kullanalım belgeselde” heyecanımızı hatırladım, “iyi ki yapmışız” diye aklımdan geçirdim ve gülümsedim…

Galadan birkaç gün sonra Özhan Yüksel belgeselle ilgili klaspor.com’a bir yazı yayınladı. Son iki paragraf, en başta yola çıkarken aklımızda olan şeyleri özetliyordu;

“Döğüşenler de Var Bu Havalarda Gençlerbirliği’nin sahip olduğu tüm varoluşu tek bir adama tahvil eden ortodoks tarihinin tuzla buz olup, hiç tanımadığımız, hadi mübalağanın ateşini biraz kısalım, yeterince tanımadığımız kahramanlarla vücut bulmuş bir Gençlerbirliği gerçeğini yeniden hatırlatması açısından son derece kıymetli ve paha biçilemez bir iş. Hani derler ya “herkesin izlemesi gereken bir yapım” diye, bu tümüyle mütevazı ve gösterişssiz emek üzerine o türden şaşalı sözler kurmak hadsizlik etmek olur, yerimi bileyim; fakat Gençlerbirliği’nin “duayen başkan”dan öte bir anlam ihtiva ettiğinin ayırdına varmak; sıradan bir muhabette, belki de sadece hangi takımlı olduğunuzu belirtirken Gençlerbirliği dedikten hemen sonra, söz havaya karışırken Hasan Başkan’ın, Rafael Amca’nın, Cemalettin Kaptan’ın, Asım, Turgay, Nevzat Abilerin emeğini oralarda bir yerde hissetmek; bir galibiyet sonrası takım demirin önüne gelmiş ve üçlü çekmeye hazırlanıyorken ister bir sızı ister gözleri biraz -ama sadece biraz- dolduran bir tebessümle bu kahramanları anımsamak bizi daha iyi Gençlerbirlikliler, daha iyi futbolseverler ve en önemlisi daha iyi insanlar yapacaktır.

Asım Abi’nin film sonrası “Anladım ki biz de varmışız” sözlerini unutabileniniz oldu mu? Ben de belgeselden ve o geceden şunu anladım ki Gençlerbirliği’nden anılarımın ve 19 Mayıs Stadı’nda geçen çocukluğumun payına ne düştüyse, sizin varlığınızla avuçlarıma damlamış. Teşekkür ederim.”

Gösterimler;

20160502- 2 Mayis 2016 - Ankara Uluslararasi Film Festivali Gosterimi

Belgesel 2 Mayıs 2016 Çarşamba, 17.15’te Ankara Film Festivali kapsamında özel gösterimi yapıldı.Gösterimin ardından Erdem’le galadaki gibi ufak bir konuşma yaptık. Gösterimde belgeseli izleyen Kerem Akça’nın birkaç gün sonra köşesinde yazdığı yazı bizi oldukça gururlandırdı.

11 Mayıs 2016 Çarşamba, 20:00’da Düşkapanı Sanat Merkezi, Ankara.

20160528 - Dogusenler de Var Bu Havalarda Gosterimi, Hrant Dink Vakfi, Istanbul -01-

20160528 - Dogusenler de Var Bu Havalarda Gosterimi, Hrant Dink Vakfi, Istanbul -02-

28 Mayıs 2016 Cumartesi Saat 14:00 İstanbul Anarad Hığutyun Binası Havak Salonu, İstanbul.

29 Mayıs 2016 Saat 15:00 Kadıköy Nazım Hikmet Kültür Merkezi, İstanbul.

11-ekim-2016-genclerbirligi-u-21-dogusenler-de-var-bu-havalarda-gosterimi-01

11-ekim-2016-genclerbirligi-u-21-dogusenler-de-var-bu-havalarda-gosterimi-02

11 Ekim 2016 Saat 12:15 Gençlerbirliği U-21 Takımı özel gösterimi;

Belgeselle ilgili röportaj linkleri: 

Socrates Dergisi: “Buna çok ihtiyacımız olan günlerde, Ankara’da güzel bir futbol hikayesi anlatılıyor. Film ekibinden dinliyoruz…

Evrensel Gazetesi: “Karamsarlığa inat döğüşenler de var bu havalarda

Haber Türk: “Üç büyükleri kıskandıracak Gençlerbirliği belgeseli“, Kerem Akça

Galadan… (Bahtiyar’ın Kamerasından)

Erdem ve Kutay’la Karaca Yiğit Pehlivanlı’nın hazırladığı TRT Kent Radyo Ankara’daki Artı 19’a katıldık. (14 Mayıs 2016 Cumartesi)

B Planı, Ntvspor, 28 Mayıs 2016

Fragman

Belgeselin tamını izlemek için tıklayın…