Kategori arşivi: En İyi Yabancı Dilde Film Altın Küre’sine Aday/Kazanan

El Club (The Club / Kulüp)

TÜR: Dram, Gizem. SÜRE: 98 Dk. ÜLKE: Şili. YAPIM YILI: 2015. imdb: 7,2. Tomatometer: %87…

Şili’deki ufak bir plaj kasabasında, çocuk tacizi, evli olmayan kadınların çocuklarını çalmak, ispiyon gibi suçlardan ötürü aforoz edilmiş ve dua edip günah çıkartmaları için tecrit altında tutulan 4 rahip ve onlara bakmakla yükümlü bir rahibenin yaşadığı bir olayı konu edinen Kulüp, Katolik Kilisesi’ni sert bir dille eleştiren, karanlık bir dram filmi.

Bilinçli bir tercih midir bilinmez ama yapımın çoğunluğunun ters ışıkta çekilmiş olması nedeniyle izleyicinin rahatsız olması sağlanıyor. Yönetmen 2012’deki bol ödüllü Hayır (No) filmini de konunun geçtiği dönemdeki sinema teknikleriyle filmi çekip bol bol ters ışık kullanmıştı.

Konu

Çocuk tacizi, evli olmayan kadınların çocuklarını çalmak, ispiyon gibi suçlardan ötürü gözden düşmüş rahiplerin dua edip günah çıkartmaları için tecrit altında yaşadıkları eve yeni bir rahip getirilir. Rahibi buraya kadar takip etmiş olan genç bir adam, rahibin çocukken kilisede kendisine defalarca tecavüz ettiğini söyleyerek bağırmaya başlar. İçerdeki rahiplerden biri, yeni gelene bir silah verip onu korkutmasını ya da uzaklaştırasını ister ama rahip kendisini öldürür.

Hakkında

Guillermo Calderón, Pablo Larraín ve Daniel Villalobos’un senaryosunu yazdığı Kulüp’ün yönetmen koltuğunda Pablo Larraín oturuyor.

Yapın Altın Küre’de En İyi Yabancı Dilde Film ödülüne aday gösterildi. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarıştı ve Büyük Juri Ödülünün sahibi oldu.

Yapım 500 bin dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Yapım Şili adına En İyi Yabancı Dilde Film Oscar’ına aday gösterildi fakat finale kalmayı başaramadı.

Yönetmen Pablo Larraín’in 2012 yapımı Hayır (No) filmi En İyi Yabancı Dilde Film Oscar’ına aday gösterilmişti.

Neljubov (Loveless / Sevgisiz)

TÜR: Dram. SÜRE: 127 Dk. ÜLKE: Rusya, Fransa, Belçika, Almanya. YAPIM YILI: 2017. imdb: 7,7. Tomatometer: %93…

Birbirinden ölesiye nefret eden, boşanma aşamasındaki iki insan ve onların sevgisinden yoksun olarak yetiştirilmiş 12 yaşındaki çocukları etrafında dönen bir konuyu, yakın çekim, beyaz perdeye yansıtan Sevgisiz, başarılı karakter analizleriyle oldukça sarsıcı bir dram filmi.

Yapım, sevgiden yoksun olarak büyütülmüş, hayatı boyunca sevgi arayan ama sevgi vermekten yoksun insan tasvirini nefis bir şekilde beyaz perdeye aktarıyor.

Sevgisiz akla, evlilik, ilişkiler ve mutsuzluğu konu edinen bir başka Andrey Zvyagintsev filmi olan Sürgün’ü (Izgnanie /The Banisment) getiriyor.

Konu

Boris (Aleksey Rozin) ve Zhenya (Maryana Spivak) boşanmak üzere olan ve 12 yaşındaki çocukları Alyosha’yı (Matvey Novikov) kurmayı planladıkları yeni hayatlarında düşünmedikleri için birbirlerine vermeye çalışan bir çifttir. Sevgiden yoksun olarak büyüyen Alyosha bir gün ortadan kaybolur.

Hakkında

Andrey Zvyagintsev ve Oleg Negin’in senaryosunu yazdığı Sevgisiz’in yönetmen koltuğunda Andrey Zvyagintsev oturuyor.

Yapım, Oscar, Altın Küre ve BAFTA’da “En İyi Yabancı Dilde Film” kategorisinde ödüle aday gösterildi. Ayrıca Cannes’da Altın Palmiye için yarıştı ve Jüri Özel Ödülünün sahibi oldu.

Film 4,5 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Yönetmen Zvyagintsev’in Rus bürokrasini eleştirdiği için Rusya hükümeti tarafından tefe koyulan fakat dünyada büyük yankı uyandıran Leviathan (Leviafan) filmi nedeniyle Sevgisiz, uluslararası yapımcı desteği ile çekildi.

Yapımcı Alexander Rodnyansky, filmin “Rus hayatı, Rus toplumu ve Rus ıstırabının” bir yansıması olduğunu fakat diğer ülke insanların da kendilerinden bir şeyler bulabileceğine söyledi. Rodnyansky ayrıca, hikâyenin çıkış noktasının bir aileye göz atma arzusu olduğunu ifade etti.

Yönetmen Zvyagitsev, en başlarda Ingmar Bergman’ın 1973 yapımı mini dizisi, Bir Evlilikten Manzaralar’ı (Scener Ur Ett Aktenskap / Scenes From a Marriage) yeniden yapmak gibi bir düşüncesinin olduğunu söyledi.

Zvyagitsev filmdeki “polis” sahnesi hakkında, çok fazla politikayla ilgilenmediğini sadece hikâyesinin “Modern günümüz polisi insanı umursamıyor” inancını yansıttığını söyledi.

Film ayrıca Rusya’nın Ukrayna’ya askerî müdahalesine de göndermelerde bulunuyor.

Yapım Moskova’da çekildi.

Forushande (The Salesman / Satıcı)

TÜR: Dram, Gerilim. SÜRE: 124 Dk. ÜLKE: İran, Fransa. YAPIM YILI: 2016. imdb: 7,8. Tomatometer: %96…

Sürekli üzerine yeni bir şeyler ekleyerek, her defasında seyircileri etkilemeyi başaran İranlı yönetmen Asghar Farhadi’nin yazıp yönettiği Satıcı, A’dan Z’ye her şeyiyle oldukça başarılı bir psikolojik gerilim drama filmi.

Filmin en vurucu yanı ise, her sıradan insanın bile aslında potansiyel suçlu olduğunu en ince ayrıntısıyla kanıtlıyor olması.

Konu

Öğretmen Emad (Shahab Hosseini) ve eşi Rana (Taraneh Alidoosti), gösterime girecek olan Arthur Miller’ın Satıcının Ölümü adlı tiyatro oyunu için hararetli bir şekilde çalışırlarken yaşadıkları ev yıkılma tehlikesi geçirdiği için ivedi bir şekilde taşınmak zorunda kalırlar. Bir akşam Rana’nın Emad geldi diyerek kapıyı açıp duşa girmesiyle hayatları bir anda altüst olur.

Hakkında

Satıcı’yı Asghar Farhadi yazıp yönetti.

Yapım 2017 ve 2018 yıllarında Oscar, Altın Küre ve BAFTA’da Yabancı Dilde En İyi Film kategorisine aday gösterildi. Oscar ödülünün sahibi oldu. Ayrıca Cannes’da Altın Palmiye için yarışan yapım En İyi Yönetmen ve Erkek Oyuncu (Shahab Hosseini) ödüllerini kazandı.

Film İran’da 16,1 Milyar Toman gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Yönetmen Farhadi, yıllar önce Satıcı için birçok hikâyesi düşündüğünü fakat ana karakterin tiyatro oyuncusu olması gerektiğine karar verene kadar film yapmak için yeterli olmadığını düşündüğünü ifade etti. Tiyatro geçmişi olan Farhadi’nin bu kararı almasında, tekrar tiyatro atmosferini soluma arzusu etkili oldu. Yönetmen ayrıca oyuncuların kendilerini diğer insanlar gibi düşünmesi ve onlara empati kurması gerektiğini, ana erkek karakterin de diğer adamla empati kurmak için kendisini zorlaması gerektiğini düşünmesi de bu kararında etkili oldu.

Yönetmen Farhadi’ye Satıcıyı bir an önce çekme fikri o kadar cazip geldi ki, Penelope Cruz ile İspanya’da devam eden projesini bir anda durdurup projeyi başlatmak için İran’a gitti.

Satıcı Oscar ödülü kazanmasına rağmen Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın aralarında İran’ın da bulunduğu 6 ülkeye vize yasağı koymasını protesto etmek için törene katılmadı. Farhadi’nin konuşma metni ise törende okundu. “Aranızda olamadığım için çok üzgünüm” diyen Farhadi, “Bugün burada olmamamın sebebi ülkemdeki insanlara ve insanlık dışı yasalarla aşağılanarak ABD’ye girişleri yasaklanan diğer 6 ülkeye duyduğum saygıdandır” ifadelerini kullandı. Konuşma metnini ilk Müslüman kadın astronot olan İranlı Anousheh Ansari okudu. Hemen yanında ise NASA’nın eski yöneticisi İranlı Firouz Naderi duruyordu. Ayrıca yönetmen konuşma metninde, “film yapımcıları kameralarını ortak insan özelliklerini yansıtmak ve farklı din ve milliyetlerin basmakalıp klişelerini kırmak için kullanırlar. Onlar ‘biz’ ve ‘diğerleri’ arasında bir empati yaratırlar ki bu günlerde, bu empatiye daha önce hiç olmadığımız kadar çok ihtiyaç duyuyoruz. ” dedi.

Filmin yapım sürecinden önce Farhadi, sosyal medya üzerinden, yeni projesinde oynamak isteyen İranlıların kendisine ufak bir deneme videosu çekip göndermelerini istedi. Binlerce İranlı bu isteğe katılım gösterdi.

Satıcı’nın ilk gösterimi 2016 Cannes Film Festivalinde yapıldı.

Yapım İran’da ilk hafta gişe hasılatı rekorunu kırdı.

Film, Asghar Farhadi’nin Taraneh Alidoosti ile dördüncü ve Shahab Hosseini ile üçüncü ortak çalışması.

Satıcı, İran tarafından Oscar’a aday gösterilen dördüncü Asghar Farhadi yapımı. Daha öncekiler; Elly Hakkında (Darbereye Elly / About Elly), Ayrılık (Jodaeiye Nader az Simin / A Separation), Geçmiş (Le Passe / The Past).

Yapımın orijinal adı “Satıcı” olmasına rağmen Fransa’da “Müşteri” olarak kullanıldı. Çek Cumhuriyeti, Macaristan, İtalya, Meksika, Peru ve Polonya’da da bu isim kullanıldı. Brezilya’da ise filmde “Apartman” adı verildi.

Ses kaydedicisi Yadollah Najafi’in ani ölümü nedeniyle çekimlere bir süre ara verildi.

Satıcı, Ayrılık’la birlikte Oscar kazanan ikinci İran filmi ve aynı zamanda ikinci Asghar Farhadi yapımı oldu.

Una Mujer Fantástica (A Fantastic Woman / Muhteşem Kadın)

TÜR: Dram. SÜRE: 104 Dk. ÜLKE: Şili. YAPIM YILI: 2017. imdb: 7,4. Tomatometer: %91.

Cinsiyet değiştirmiş bir insanın, toplum tarafından, ön yargıyla doğrudan suçlu ilan edilerek en temel haklarından bile mahrum edilmesini konu alan Muhteşem Kadın, başarılı bir dram filmi.

Konu

Şarkıcı olmak için can atan ve garsonluk yapan Marina (Daniela Vega) ve ondan 30 yaş büyük sevgilisi Orlando (Francisco Reyes), gelecek hayalleri kuran bir çifttir. Marina’nın doğum günü kutlamasının ardından gece fenalık geçiren Orlando, hastanede hayatını kaybeder.

Hakkında

Yönetmen koltuğunda Sebastián Lelio’nun oturduğu Muhteşem Kadın’ın senaryosunu Sebastián Lelio ve Gonzalo Maza yazdı.

Hem Oscar, hem de Altın Küre’de Yabancı Dilde En İyi Film kategorisinde aday gösterilen yapım, Oscar ödülünün sahibi oldu, Berlin’de Altın Ay için yarıştı, En İyi Senaryo dalında Gümüş Ayı kazandı. Ayrıca yine Berlin Film Festivalinde, LGBT konulu filmlere verilen Teddy ödülünün sahibi oldu.

Film 1,1 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Muhteşem Kadın, 2012 yapımı Hayır’dan (No) sonra En iyi Yabancı Dilde Film Oscar’ına aday gösterilen ikinci Şili yapımı oldu.

Film, Arjantin doğumlu Şilili yönetmen Sebastian Lelio’nun Gloria’dan sonra Altın Ayı için yarışan ikinci filmi oldu.

Saul Fia (Son of Saul / Saul’un Oğlu)

son-of-saul-aka-saulun-oglu

TÜR: Dram, Gerilim, Savaş. SÜRE: 107 Dk. ÜLKE: Macaristan. YAPIM YILI: 2015. imdb: 7,5 rottentomatoes: %96.

Auschwitz toplama kampında yaşayan bir Yahudi’nin “bakış açısından” ufak bir kesintiyi beyaz perdeye aktaran Saul’un Oğlu, izleyiciyi hikâyeye kilitleyen ve içine yer almasını sağlayan çekim tekniğiyle, oldukça başarılı bir savaş, gerilim, dram filmi.

Konu

Auschwitz toplama kampında Sonderkommando olan Macar-Yahudi Saul (Géza Röhrig), gaz odasından sağ kurtulmayı başaran ve Nazi doktorları tarafından “neden ölmediği” araştırıldıktan sonra hayatını kaybeden çocuğun yakılmasını engelleyerek, bir hahamla birlikte onu gömmeyi, hayatının tek gayesi haline getirir.

Hakkında

László Nemes ve Clara Royer’in senaryosunu yazdığı Saul’un Oğlu’nun yönetmen koltuğunda László Nemes oturuyor.

İlk gösterimi Cannes Film Festivalinde yapılan ve törenin en prestijli ikinci ödülü sayılan Grand Prix’i kazanan Saul’un Oğlu, Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ı ve Altın Küre’de En İyi Yabancı Dilde Film ödülünün sahibi oldu.

Yapım ayrıca bir yıl sonra, 2017’de, BAFTA’da İngilizce Olmayan En İyi Film ödülünün sahibi oldu.

1,5 milyon Euro bütçesi olan yapım 6,2 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Filmin konusunu oluşturan Sonderkommando, Nazi Almanya’sı imha kampı mahkûmlarından oluşan çalışma birimlerine verilen isim. Çalışanların neredeyse tamamı ölümle tehdit edilerek bu işi yapmaya zorlanmış olan Yahudilerden oluşan Sonderkommandolar, soykırım boyunca gaz odası kurbanlarının cesetlerinin ortadan kaldırılmasına yardım etmekle görevlendirildiler. Terimin kendisi Almancada “özel birim” anlamına gelmekte ve Nazilerin Nihai Çözüm’ün farklı açılarını kastederken kullandıkları muğlak ve hüsnütabire dayalı dilin bir parçasıdır.

Yönetmen László Nemes, sinematograf Mátyás Erdély ve yapım tasarımcısı László Rajk filmi yapmadan önce 5 temel prensip hazırladılar; 1. Film güzel görünmeyebilir. 2. Film duygusal olmayabilir. 3. Korku filmi yapmıyoruz. 4. Saul’un yanında yer almanın anlamı, onun görüş açısının arkasından gitmek, duymak ya da bulunmak anlamını taşımıyor. 5. Kamera bu cehennemde sadece ona eşlik ediyor.

Yönetmen Nemes, Elem Klimov’un 1985 yapımı Gel ve Gör (Idi I Smotri / Come and See) filminden ilham aldığını söyledi.

Filmde yer alan 8 farklı dildeki insan konuşmalarının hazırlanıp normal çekime eklenmesi 5 ay sürdü.

Dış çekimlerde sadece doğal ışık kullanıldı.

Hayatta olduğu bilinen son Sonderkommandos Daio Gabbai, filmi izledi ve övdü.

Film, 28 gün çekildi.

Yahudi Soykırımı hakkında en iyi belgesellerden birisi olan Shoah’a imzasını atan yönetmen Claude Lanzmann, filmi izledi ve “Sonderkommando olmanın ne demek olduğunu gerçek bir duyguyla yansıtan bir film” diyerek yapımı övdü.

Film yapımcıları Saul’un Oğlu’nun ilk gösteriminin büyük bir film festivalinde yapılması konusunda ısrar ettiler ama Berlin’de yaşadıkları hayal kırıklığının ardından farklı bir yol denmeye karar verip Cannes’a gittiler. Sonuç olarak geniş kapsamlı bir başarı elde ettiler.

Filozof ve sanat tarihçisi Georges Didi-Huberman, yönetmene “filmin, Saul’un Oğlu, bir canavar. Gerekli, kolay anlaşılır, faydalı ve masum bir canavar” cümleleriyle başladığı 25 sayfalık bir mektup yazdı ve yapımı övdü.

Toplam 85 çekim içeren 107 dakikalık filmdeki sahnelerin hiçbiri 4 dakikadan daha uzun değil.

Yönetmen László Nemes, Brooklyn’de yaşayan ve Macar bir şair olan arkadaşı Géza Röhrig’i yan bir rol için teste davet etti. O günlerde ana rol için akıllarında başka biri vardı ama rol testinden sonra Röhrig’in ana rol için kusursuz bir tercih olacağına karar verip Saul rolünü ona verdiler. Ayrıca Röhrig, 1980’lerden bu yana ilk kez kamera karşısına geçti.

Paris’te büyüyen yönetmen László Nemes filmi, Fransız bir oyuncuyla ve Fransa desteği ile yapmayı düşünüyordu. Ayrıca içerisinde birçok ülkenin yer aldığı uluslararası bir yapım desteği bekliyordu ama Fransa, İsrail, Almanya ve Avusturya şirketlerinin “çok riskli” diyerek geri adım atmaları üzerine, Macaristan’dan sağladığı 1,5 milyon Euro ile filmi çekti.

Filmde Saul Ausländer, Dr. Miklós Nyiszli’ye “Avusturya-Macaristan’daki Ungvár’danım” diyor. Günümüzde bu şehrin adı Uzhhorod ve Slovakya ile Macaristan’ın yakınlarında, Ukrayna sınırları içerisinde yer alıyor ve Yahudi nüfusu bulunmuyor.

Yapım Macaristan adına Yabancı Dilde En İyi Film Altın Küre’sini kazanan ilk yapım oldu.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Yönetmen Nemes, Saul karakterinin aslında dindar bir insan olmadığını bu yüzden de Yahudilikteki defin töreni konusunda yanıldığını söyledi. Yahudi birini gömmek için bir hahama ihtiyaç olmadığını, sadece “şükür duası” eden 10 kişi bulmasının yeterli olduğunu ifade etti.

Filmde ki bazı sahnelerde, 1944 yılında Auschwitz’te gizlice çekilen ve bilinen 4 tane Sonderkommando fotoğrafları canlandırıldı.

Filmin konusu, 6-7 Ekim 1944 tarihlerindeki 1, 5 günde geçiyor.

Filmin ilk senaryosunda Saul gerçek oğlunu gömmeye çalışıyordu ama sonradan konu daha gizemli ve muğlak olarak yeniden yazıldı.

Yol (The Road / The Way)

yol-aka-the-road

TÜR: Romantik, Dram. SÜRE: 114 Dk. ÜLKE: Türkiye. YAPIM YILI: 1981. imdb: 8,2. rottentomatoes: %75.

Bayram iznine çıkmış 5 mahkûmun trajik öykülerini konu alan ve 17 yıl boyunca Türkiye’de gösteriminin yasak olduğu Yol, çok başarılı bir dram filmi. Yapımın en özel yanlarından biri de 1980 darbesi sonrası ülkedeki insan manzaralarını da barındırıyor olması.

Konu

İmralı Açık Cezaevi’nden bayram iznine çıkan beş mahkûmun trajik öyküleri iç içe geçirilerek anlatılan film bir yandan da sıkıyönetim sonrası ülkenin içinde bulunduğu durumu oldukça açık ve cesur bir dille beyaz perdeye aktarıyor.

Hakkında

Yılmaz Güney’in senaryosunu yazdığı Yol’un yönetmen koltuğunda Şerif Gören ve Yılmaz Güney oturuyor.

Yapım, Cannes’ta Altın Palmiye, FIPRESCI ve Kiliseler Birliği ödüllerinin sahibi olurken, Altın Küre’de En İyi Yabancı Dilde Film ödülüne aday gösterildi ama ödülü Gandhi’ye kaptırdı.

Yol aynı zamanda İsviçre adına Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ına aday adayı olarak gösterildi.

Ivır Zıvır

Yol, 2015’te Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) tarafından Yüzyılın En İyi 2. Türk Filmi seçildi. Diğer 9 film şöyle; 1 – Umut (Yılmaz Güney), 3 – Sevmek Zamanı (Metin Erksan), 4 – Anayurt Oteli (Ömer Kavur), 5 – Vesikalı Yarim (Ömer Lütfi Akad), 6 – Muhsin Bey (Yavuz Turgul), 7 – Selvi Boylum Al Yazmalım (Atıf Yılmaz), 8 – Sürü (Zeki Ökten), 9 – Masumiyet (Zeki Demirkubuz), 10 – Bir Zamanlar Anadolu’da (Nuri Bilge Ceylan).

Filmin çekimleri sırasında Yılmaz Güney hapishanedeydi ve yazdığı senaryonun yönetmen Şerif Gören tarafından birebir çekilmesi için oldukça yoğun ve ciddi bir çaba harcadı.

Filmin yaratıcısı Yılmaz Güney’in kafasında ilk şekillendiği vakit filmin adı Yol değil Bayram’dı. Bu ismin nedeni ise İmralı yarı açık ceza evinde yatan kader mahkûmlarının bayram nedeniyle bir haftalık izinlerini kullanmak için dışarıya çıkacak olmalarıydı.

Yılmaz Güney “Bayram” adlı, 10 mahkûmun izne ayrılmasını konu alan epik senaryosunu hapishanede olduğu için hayata geçiremedi. Güney Film, finansmanı sağlayamadığı için Cactus Film senaryoyu sadeleştirdi ve filmin yönetmenliği Erden Kıral’a verdi. Fakat yönetmenle fikir birliğine varılamayınca, Şerif Gören çekimleri devraldı. Çekimler bittikten sonra negatifler yurt dışına gönderildi ve Yılmaz Güney hapishaneden kaçıp Fransa’da negatifleri aldı ve kurguyu tamamladıktan sonra Cannes Film Festivali’ne yetiştirip gösterimini sağladı. Sonuç olarak yapım Altın Palmiye ödülü kazandı.

Yılmaz Güney, Endişe adlı filmi çekerken Yumurtalık ilçesindeki bir gazinoda ilçe yargıcı Sefa Mutlu’yu öldürmekten tutuklandı ve 25 Ekim’de Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayan yargılamaların sonucu 13 Temmuz 1976’da 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Beş yıl hapis yattıktan sonra 9 ekim 1981 tarihinde izinli olarak çıktığı Isparta Yarı Açık Cezaevinden yurtdışına firar etti. Yılmaz Güney’in hapisten kaçışı da filmlerini anımsatmaktadır. Güney, hapse girmeden önce çekmiş olduğu Şeytanın Oğlu filminde bir günlük bayram izninde dışarı çıkan ve kayıplara karışan bir adamın hikâyesini anlatmıştır. Bir günlük izin ile hapisten çıkan Güney, Antalya’nın Kaş ilçesinden Yunanistan’a bağlı Meis adasına, oradan da İsviçre’ye kaçmıştır. Daha sonra Fransa’ya geçer ve yaşamının geri kalanını orada geçirdi ve 1984’te mide kanseri nedeniyle Paris’te hayatını kaybetti.

Filmin restorasyon çalışmasının ardından yayınlanan versiyonu Yılmaz Güney’in, “Hüznün sayısız tonu, birçok yüzü vardır; çiçekler, kuşlar, rüzgârlar gibi. Ben, bazı yakın arkadaşlarım aracılığıyla, hüznü, sevgi ve kederi anlatmaya çalıştım; her ne kadar bazıları tarafından anlaşılmaz ve inanılmaz bulunsa da” sözüyle açılıyor.

1982 yılında Cannes’da en büyük ödül olan Altın Palmiye ödülü hem Yol hem de Costa Gavras’ın Kayıp (Missing) filmlerine verildi.

Film, Türkiye’deki sıkıyönetim nedeniyle 17 yıl boyunca yasaklandı ve gösterimine izin verilmedi. Türkiye’deki ilk gösterimi ancak Şubat 1999’da yapılabildi.

Cannes Film Festivali direktörü Gilles Jacob, ilk kurgusu 2 saat beş dakika olan filmin 1 saat 50 dakikada sınırlandırılmasını talep etti ve bu konuda şunları söyledi, “15 dakikayı aralardan kısaltacak zamanımız yoktu, o yüzden altıncı karakterin öyküsünü çıkardık. Ayyaş ve kumarbaz olan bu karakter, Türkiye’nin bir başka yönünü anlatıyordu ama diğer karakterlerinkinden farklı bir öyküsü vardı; bu yüzden onu kullanmadık. Yönetmenler, filmlerine kıyamaz, çekim sırasındaki anılarını da katar işlerine, kurguda sahne atmaları kolay değildir. Ama Yılmaz Güney çok eleştirel yaklaştı Yol’a, Böylece işimiz kolaylaştı.”

Tarık Akan’ın 16 Eylül 2016’daki ölümünün ardından yapılan röportajda, Zine rolünü canlandıran Şerif Sezer, “Bir Yılmaz Güney filmi ve ben Tarık Akan ile oynayacağım. Ne demek bu! Bütün Türk sinemasının kadın oyuncularının hayalindeki bir şeyi bana teklif ediyorlardı. Sevinçten uçmuştum…” diyerek o günkü duygularını anlattı.

Şerif Sezer aynı röportajda filmin yönetmenliğini Şerif Gören’in yaptığını ama Cannes’da yönetmen olarak sadece Yılmaz Güney’in görülmesinin Gören’e haksızlık olduğunu dile getirdi ve bu konuda, “O filmin yönetmeni Şerif’ti. ‘Yılmaz Güney telefonla talimat veriyordu’ diyorlar. Dağın başında çekiyorduk, hangi telefon? Belki filme başlamadan Yılmaz Güney’le detaylıca konuşmuş olabilirler ama filmi baştan sona Şerif Gören çekti. Ona haksızlık ettiler” dedi.

Şerif Sezer röportajında, filmdeki meşhur karlı sahnesinin Bingöl – Elazığ arasındaki bir dağda çekildiğini, Yol Çatı adında bir kayak evinde kaldıklarını ve 2-2,5 metre kar olduğunu ifade etti.

Filmin Türkiye’de yayını yasak olduğu için Şerif Sezer, “basılacağız” korkusu içinde, kendi oynadığı filmin oldukça kalitesiz bir halini, küçük bir televizyonda, ilk kez izleyebildiğini söyledi. Sezer ancak bir yıl sonra Paris’te bir sinema salonunda filmin düzgün olarak izleyebildi.

Filmde atın vurulduğu sahne ile ilgili olarak Şerif Sezer, “Ben minibüsten onları seyrediyordum. Sahneye göre Tarık atı vuracak, sonra yaracak ve ısınmak için içine girecekti. Tarık atı o kadar seviyordu ki, arkadaş olmuşlardı. Ata iğne vuruyorlardı ama bir türlü düşmüyordu. Tarık çok üzüldü, “İmkânı yok, ben vuramam” dedi. Yılmaz Güney’in yeğenlerinden biri Tarık’ın kıyafetlerini giyip oynadı. Çok kötü bir gündü. Tarık da bütün ekip de çok üzüldük… Gün batarken çekmiştik, sonra o sahneyi karanlık olduğu için filme koymadılar” dedi.

Steven Schneider’in “Ölmeden Önce İzlenecek 1001 Film” listesinde Yol’da yer alıyor.

Halil Ergün’ün karakteri Mehmet Salih’in Diyarbakır’daki “Sevenler Berberi”ndeki tıraş sahnesi sırasında aynada, “paran yoksa dostun yok” yazıyor.

Film ilk kez Cannes Film Festivali’nde gösterildi. 1982 yılında, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri, Portekiz, Hollanda, İspanya, Almanya, Danimarka, Finlandiya ve İsveç’de, 1983’te Belçika, Avustralya ve Macaristan’da, 1985’te Japonya’da, 1989’da Güney Kore’de 2004’te ise Çek Cumhuriyeti’nde bir festivalde gösterildi.

Filmin uzun yıllar boyunca “sahipliği” konusunda, Yılmaz Güney ve filmin yapımcısı İsviçreli Cactus Film’in sahibi Donat Keusch arasında sorunlar yaşandı. Güney’in ölümün ardından sorunlar Keusch ile Güney’in eşi arasında artarak devam etti. 1999’da Cactus Film’in iflasını açıklaması durumu daha da karmaşık ve içinden çıkılmaz bir hale getirdi. Sonuç olarak İsviçre ve Fransa’da birçok dava açıldı.

Filmin restorasyon sonrası versiyonunun sonunda, “Bu filmin gerçekleştirilmesinde çok ağır toplumsal ve doğal koşullar altında, büyük bir cesaret ve özveriyle çalışan tüm ‘Yol’ arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ederiz. Onlar, bu film var oldukça yaşayacaklar” notu düşülmüş.

גט – המשפט של ויויאן אמסלם‎ (Gett: The Trial of Viviane Amsalem / Viviane Amsalem’in Boşanma Davası)

Gett The Trial of Viviane Amsalem aka Viviane Amsalemin Bosanma Davasi

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 134

TÜR: Dram. SÜRE: 115 Dk. ÜLKE: İsrail, Fransa. YAPIM YILI: 2014. imdb: 7,7. rottentomatoes: %100.

Kocasının razı olmadığı bir boşanma davası açan İsrailli bir kadının başından geçen trajikomik olayları konu alan ve Ronit Elkabetz’in yazdığı, yönettiği ve oynadığı Viviane Amsalem’in Boşanma Davası, oldukça başarılı ve düşündürücü bir drama filmi.

Konu

Yaklaşık 20 yıldır Elisha’yla (Simon Abkarian) evli olan ve son 10 yıldır boşanmayı kafasına koyan Viviane Amsalem (Ronit Elkabetz), dini mahkemede kocasına karşı bir boşanma davası açar. Fakat Elisha, karısının evine dönmesini ve evliliklerinin sürmesini istemektedir. Haftalar, aylar hatta yıllarca sürecek olan trajikomik bir dava süreç başlar.

Hakkında

Viviane Amsalem’in Boşanma Davası’nı Ronit Elkabetz ve Shlomi Elkabetz yazdı ve yönetti.

Galası 2014 Cannes Film Festivali’nde yapılan film, En İyi Yabancı Dilde Film dalında Altın Küre’ye aday gösterildi.

Yapım, İsrail Film Akademisi ödüllerinden En iyi Film ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Sasson Gabai) ve Kudüs Uluslararası Film Festivallerinde En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu (Menashe Noy) ve Seyirci ödüllerinin sahibi oldu.

Viviane Amsalem’in Boşanma Davas rottentomatoes’de %100 taze olarak değerlendiriliyor.

Ivır Zıvır

Yapım, Viviane Amsalem’in mutsuz evliliğine odaklanan üçlemenin sonuncu filmi. Üçlemenin ilk iki filmi; 2004 yapımı Bir Eş Almak (Take a Wife) ve 2008 yapımı Shiva.

Filmde İbranice, Fransızca ve Arapça kullanılıyor.

Yapım İsrail adına En İyi Yabancı Dilde Film Oscar’ı için aday gösterildi ama finallere kalmayı başaramadı.

Film 2013 yazında çekildi.

El Laberinto del Fauno (Pan’s Labyrinth / Pan’ın Labirenti)

El Laberinto del Fauno aka Pan’s Labyrinth aka Pan’in Labirenti

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 99

TÜR: Dram, Fantezi, Savaş. SÜRE: 118 Dk. ÜLKE: İspanya, Meksika. YAPIM YILI: 2006. imdb: 8,3 rottentomatoes: %95.

İspanya İç Savaşı sırasında yaşanan kötü günlerden kaçmaya çalışan bir kızın öyküsünü anlatan Pan’ın Labirenti, fantastik anlatımı, karanlık atmosferi, sert, ani sahneleri ve başarılı görsel efektleriyle, olduk.a başarılı bir fantezi savaş drama filmi.

Filmin, Javier Navarrete imzalı müzikleri de harikulade.

Konu

10 yaşındaki Ofelia (Ivana Baquero), hamile ve hasta olan annesiyle (Ariadna Gil) birlikte 1944 yılında İspanya İç Savaşı sonrası yüzbaşı olan üvey babasının (Sergi López) yanına taşınır. Ofelia ve annesinin yeni taşındıkları bu ev aynı zamanda orman içinde bir karakoldur ve arka bahçesinde esrarengiz bir labirent vardır. Labirentin içerisindeki Pan adındaki gerçeküstü bir yaratık, küçük kızın tüm yaşamını değiştirecektir.

Hakkında

Pan’ın Labirenti’ni Guillermo del Toro yazıp yönetti.

Yapım, En İyi Sinematografi, En İyi Sanat Yönetimi ve En İyi Makyaj dallarında Oscar ödülünün sahibi oldu. Oscar, Altın Küre ve BAFTA’da En İyi Yabancı Dilde Film ödülüne aday gösterildi ve BAFTA’da mutlu sona ulaştı. Cannes’da Altın Palmiye için yarıştı.

Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ına aday gösterilen nadir fantezi filmlerden biri olan Pan’ın Labirenti, ödülü Başkalarının Hayatı’na (Das Leben der Anderen/The Lives of Others) kaptırdı.

Yapım, 8,3 ortalama puanı ile imdb’nin en iyi 250 film listesinde yer alıyor.

19 milyon dolar bütçesi olan film, 83 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Guillermo del Toro yıllar boyunca, filmle ilgili yapmak istediklerini not aldı ve çizimler yaptı. Bir gün tüm notlarını bir takside unuttu ve bunu fark ettiğinde projenin sona erdiğini düşünüyordu. Fakat taksi şoförü dosyayı bulduğunda, bunların önemli olduğunu düşündü ve uzun bir uğraş sonucunda yönetmenin izini bulup kendisine geri verdi. Del Toro bunun, projeyi bitirmesi için bir işaret olduğunu ifade etti.

Guillermo del Toro, peri masallarından esinlenerek manevi bir gerçeği göstermek için bir öykü anlatmak istediğini ve filmin 2001’de yaptığı Şeytanın Belkemiği’nin (The Devil’s Backbone) temasıyla bağlantılı olduğunu söyledi.

Doug Jones’un Solgun Adam makyajı yaklaşık 5 saat sürdü. Oyuncu bir ara dışarıda neler olup bittiğini anlamak için burun deliklerinden baktığını söyledi.

Yönetmen Guillermo del Toro, Hollywood yapımcılarının filmi İngilizce yapması durumunda teklif ettikleri iki katı bütçe önerilerini şiddetle reddetti ve “piyasanın istekleri” için hikâyede hiçbir değişiklik yapmak istemediğini belirtti.

Filmin İngilizce altyazısı, daha önceki filmlerinde yaşadığı çeviri hataları yüzünden dili yanmış olan Del Toro tarafından bizzat yapıldı.

Filmin gösteriminde Del Toro’nun yanında Stephen King oturuyordu. Del Toro, King’in, Ofelia’nın Solgun Adam tarafından takip ettiği sahnede yerinde duramadığını ve kendisinin de Oscar kazandığında aynı hisleri tecrübe edindiğini söyledi.

Del Toro, yüzbaşının tıraş olduğu sahneyi, onun problemli düşüncelerini göstermek için, babasının saatine benzettiklerini söyledi.

Filmin Meksika’daki ilk gösterim haftasında birçok aile çocuklarıyla birlikte filme gittikten sonra, posterlerle filmin içeriği konusunda ailelere uyarılar asıldı.

Guillermo del Toro, filmin tamamlandığın görmek için maaşından feragat etti.

Doug Jones, kadrodaki tek Amerikalı ve İspanyolca bilmeyen oyuncuydu.

Doug Jones, periyi yediği sahnenin çekimlerinde, içi sahte kan dolu kondomları ısırdı.

Hikâye, İspanya İç Savaş’ından 5 yıl sonra, Mayıs-Haziran 1944 tarihlerinde geçiyor.

Filmin ilk gösterimi Cannes’da yapıldı ve bittiğinde 22 dakika boyunca alkışlandı.

Del Toro orijinalde 8 ya da 9 yaşında bir oyuncuyu oynatmak istiyordu fakat 11 yaşındaki Ivana Baquero’yu görünce fikrini değiştirdi.

İzlandalı şarkıcı Björk, filmi izledikten sonra çok fazla etkilenerek Pneumonia şarkısını yazdı.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Del Toro, filmin acı tatlı sonunun basit ama şiirsel olmasını istedi. Yönetmen, “Hep aklımda Søren Kierkegaard’ın güzel şiirindeki, ‘zalimlerin saltanatı ölümle sona erer, şehitlerin saltanatı ise ölümle başlar’ sözleri vardı. Bunun filmin ana fikri olduğunu düşündüm; o, nasıl öldüğünüzü seçerek, sonsuza kadar yaşamak hakkında” dedi.

Javier Navarrete – Long, Long Time Ago

Левиафан (Leviafan / Leviathan)

Leviathan

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 57

TÜR: Dram. SÜRE: 140 Dk. ÜLKE: Rusya. YAPIM YILI: 2014. imdb: 7,8. rottentomatoes: %99.

Bürokrasi ve siyasetin yarattığı sahte kralların, kendileri ve hizmet ettikleri için, diğerlerini hiçe sayarak ve sistemi kullanarak, istedikleri her şeyi elde etmelerini konu alan Leviathan, çaresiz ve mutsuz insan manzaralarıyla birlikte nefis bir drama filmi.

Filmde her şey “Rusya” olsa da, aslında anlatılan şey “her yer!”

Konu

Pribrezhny’deki ufak bir sahil kasabasında, dedelerinden kalan arazide yaşayan Kolya (Alexei Serebriakov) ve ailesinin başları, onları çıkartıp, araziyi kullanmak isteyen Belediye Başkanı Vadim (Roman Madyanov) ile beladadır. Kolya’nın avukatlığını askerlik arkadaşı Dmitriy (Vladimir Vdovichenkov) yapacaktır ve Moskova’dan gelirken yanına, Belediye Başkanı’nın kirli çamaşırları hakkında çok önemli bilgileri de alarak gelmiştir.

Hakkında

Oleg Negin ve Andrey Zvyagintsev’in Marvin Heemeyer’in bir hikâyesinden ilham alarak senaryosunu yazdıkları Leviathan’ın yönetmen koltuğunda Andrey Zvyagintsev oturuyor.

İlk gösterimi Cannes’da yapılan ve Altın Palmiye için yarışan yapım, festivalde En İyi Senaryo ödülünün sahibi oldu. Oscar, Altın Küre ve BAFTA’da En İyi Yabancı Dilde Film ödülüne aday gösterildi ve Altın Küre’de mutlu sona ulaştı.

Film, rottentomatoes’da %99 taze olarak değerlendiriliyor.

220 bin ruble bütçesi olan Leviathan, 994 bin dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Leviathan, Tevrat ve İncil’de kötülüğü temsil eden efsanevi bir deniz canavarı ve şeytanın isimlerinden biri. Ayrıca Thomas Hobbes’in kullandığı devlet metaforu.

Yönetmen Andrey Zvyagintsev, 2008’de New York, Seni Seviyorum (New York, I Love You) için (kurgu aşamasında filme dâhil edilmeyen) Apocrypha adındaki kısa filmi çekerken Marvin Heemeyer’den bir hikâye işitti ve çok heyecanlandı. İlk başlarda Amerika’da bir film yapmak istese de sonraları fikrini değiştirdi. Esnek bir şekilde, İncil’de yer alan Job’un hikâyesini ve Heinrich von Kleist’un kısa romanı Michael Kohlhaas’ı temel alarak, Leviathan’ın senaryosunu ortaya çıkarttı.

Filmdeki balina iskeleti metalden yapıldı. Yönetmen, çekimlerin sonunda iskeletin bir işadamı tarafından satın alarak, bahçesine koydurduğunu söyledi.

Leviathan, tüm dünyada övgülerle karşılanırken Rusya’da çok fazla eleştiri aldı. Film bütçesinin %35’i Rusya Kültür Bakanlığı tarafından karşılandı. Buna rağmen Kültür Bakanı Vladimir Medinsky, “Leviathan zekice kurgulanmış bir film ama ben sevmedim” dedi. Film, (Rusya adına ikinci kez) Altın Küre’yi kazandıktan sonra Medinsky, Izvestia gazetesine, “filmdeki karakterlerde, kendimi, meslektaşlarımı, eş-dostumu hatta eş-dostumun eş-dostunu bulamadım. Ayrıca karakterler arasında bir tanesinin bile iyi olmaması çok tuhaf” dedi. Ve röportajda, yönetmenin, Rus olmayı sevmediğini ama ün, kırmızı halı ve heykelcikleri sevdiğini ima etti.

Rus Ortodoks Kilesi taraftarları, yozlaşmış piskopos karakteri nedeniyle filmi çok sert eleştirdiler. Ortodoks aktivist Kirill Frolov, “Leviathan, Rus Kilisesi ve Rusya’ya çok pis iftira atıyor” dedi. Ayrıca sonradan kaldırılsa da Facebook sayfasında, “Leviathan şeytandır ve şeytanın sinemada yeri yoktur” diye yazdı. Buna rağmen bazı kilise liderleri ise filmi “dürüst” olarak tanımladılar.

Siyaset bilimci ve aynı zamanda Kremlin’in destekçilerinden Sergei Markov, Facebook sayfasında, “bu film, Batı’nın Rusya’ya karşı kullandığı yeni Soğuk Savaş. Festivallerde ödül kazanan bir Rus filmi değil, anti-Rus filmi” dedi.

Film çekimleri Rusya’nın en kuzey batısında yer alan Kirovsk, Monchegorsk, Olenegorsk’da yapıldı. Mayıs 2013’de hazırlıklara başlandı ve çekimler 3 ay sürdü.

New York Times, “Leviathan, Putin’in iki yapıtaşı olan, gücün merkezileştirilmesi ve Ortodoksluğun rolüne yaptığı keskin odaklanmayla, Rusya hükümeti için zorlu bir film” diye yazdı.

Deux Jours, Une Nuit (Two Days, One Night / İki Gün, Bir Gece)

Deux Jours, Une Nuit aka Two Days, One Night aka İki Gün, Bir Gece

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 55

TÜR: Dram. SÜRE: 95 Dk. ÜLKE: Belçika, Fransa, İtalya. YAPIM YILI: 2014. imdb: 7,4. rottentomatoes: %97.

Tüm çalışanların ortak sorunu haline gelen, işten çıkarılma ve iş bulamama korkusunun yarattığı stresin, insanları sürüklediği depresyon ve anksiyete bozukluklarının, etkilerini konu alan İki Gün, Bir Gece, Marion Cotillard’ın nefis oyunculuğu ve drama dozunun güzel bir şekilde ayarlanmış olmasıyla birlikte başarılı bir drama filmi.

Konu

Sandra (Marion Cotillard) küçük bir güneş paneli fabrikasında çalışan genç bir eş ve annedir. Depresyon yüzünden izne çıkmak zorunda kaldığında, iş arkadaşları biraz daha uzun çalışarak, Sandra’nın iş yükünü halledebildiklerini görürler. İş patronu ise eğer Sandra’yı işten çıkarmayı kabul ederlerse, tüm çalışanlara 1000 Euro prim verileceğini açıklar. Sandra işe döndüğünde fark eder ki kaderi 16 iş arkadaşının kararına bağlıdır, ancak çoğu iş arkadaşının da bu paraya kendi aileleri için ihtiyacı vardır. Gizli oylama öncesi, Sandra’nın arkadaşlarını prim teklifini reddetmeye ikna etmesi için yalnızca bir hafta sonu kadar zamanı vardır.

Hakkında

İki Gün, Bir Gece’yi Jean-Pierre Dardenne ve Luc Dardenne yazdı ve yönetti.

Marion Cotillard, En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ına ve film, Cannes’da Altın Palmiye’ye, Altın Küre’de En İyi Yabancı Dilde Film’e ve BAFTA’da İngilizce Olmayan En İyi Film ödüllerine aday gösterildi.

Yapım, rottentomatoes’da %97 taze olarak değerlendiriliyor.

7 milyon Euro bütçesi olan film, 6,7 milyon Euro gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Film kronolojik sıraya göre çekildi.

Marion Cotillard, senaryoyu okumadan rol teklifini kabul etti.

Marion Cotillard, çekimlerin yedişer dakika uzunluğunda yapılmasını istese de, sahne deneyimi ne kadar çok olursa o kadar iyi sonuç alındığını fark etti. Böylece bazı sahneler 50-60 kez tekrar çekildi.

Cotillard, film için Fransız aksanını bir kenara bırakıp, Belçika aksanıyla konuştu.

Filmin geçtiği ve Belçika’nın 3. büyük şehri olan Liège’de işsizlik oranı %23. Bu da Sandra’nın filmde işsiz duruma düşerse çok zor iş bulacağının da gerçek bir kanıtı.

Çekimler, 5 haftalık provalarla birlikte 11 hafta sürdü.

Cotillard, Kaldırım Serçesi ‘nden (La Môme / La Vie En Rose) sonra ikinci kez En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ına aday oldu. İlk adaylığında ödüle ulaşmıştı.

Film, Liege’de yer alan sanayi kasabası Seraing’da çekildi. Belçika’da Fransızca konuşulan bu bölge aynı zamanda yönetmen Dardenne kardeşlerin de doğduğu ve büyüdükleri yer. Bir önceki filmleri de aynı yerde geçiyordu.

Dardenne kardeşler, Cottillard ile yardımcı yapımcı oldukları Pas ve Kemik’in (De Rouille et D’os / Rust And Bone) setinde şans eseri tanıştılar. Cottillard’ı sette bebeğiyle birlikte asansör beklerken gördüklerinde büyülendiler ve sadece “seninle çalışmak istiyoruz” dediler. İki kardeş Liege’e dönerken sürekli onun hakkında konuştular ve onu bir filmlerinde kesinlikle oynatmaya karar verdiler.

Filmin fikri, Dardenne kardeşlerin 2000’lerin başında duydukları, büyük bir Fransız şirketinde, yetersiz görülen işçi ile diğerlerinin primleri arasında yaşanan bir olaydan geliyor. Yönetmenler, sonraları farklı ülkelerden de aynı haberleri işittiler ve dayanışma sorusunu gündeme taşımak istediler.

Marion Cotillard, Dardenne kardeşlerin çalıştığı ilk uluslararası düzeydeki oyuncu ve aynı zamandan Belçikalı olmayan ilk oyuncu. Luc Dardenne ve kardeşi Jean-Pierre Dardenne, Cotillard’ın nefis bir aktris olduğunda hemfikirdiler fakat onun daha önce oynadığı film ve Dior reklamlarından daha farklı bir karakteri oynaması için uğraştılar.