Kategori arşivi: BAFTA – İngilizce Olmayan En İyi Film Ödülüne Aday/Kazanan

Neljubov (Loveless / Sevgisiz)

TÜR: Dram. SÜRE: 127 Dk. ÜLKE: Rusya, Fransa, Belçika, Almanya. YAPIM YILI: 2017. imdb: 7,7. Tomatometer: %93…

Birbirinden ölesiye nefret eden, boşanma aşamasındaki iki insan ve onların sevgisinden yoksun olarak yetiştirilmiş 12 yaşındaki çocukları etrafında dönen bir konuyu, yakın çekim, beyaz perdeye yansıtan Sevgisiz, başarılı karakter analizleriyle oldukça sarsıcı bir dram filmi.

Yapım, sevgiden yoksun olarak büyütülmüş, hayatı boyunca sevgi arayan ama sevgi vermekten yoksun insan tasvirini nefis bir şekilde beyaz perdeye aktarıyor.

Sevgisiz akla, evlilik, ilişkiler ve mutsuzluğu konu edinen bir başka Andrey Zvyagintsev filmi olan Sürgün’ü (Izgnanie /The Banisment) getiriyor.

Konu

Boris (Aleksey Rozin) ve Zhenya (Maryana Spivak) boşanmak üzere olan ve 12 yaşındaki çocukları Alyosha’yı (Matvey Novikov) kurmayı planladıkları yeni hayatlarında düşünmedikleri için birbirlerine vermeye çalışan bir çifttir. Sevgiden yoksun olarak büyüyen Alyosha bir gün ortadan kaybolur.

Hakkında

Andrey Zvyagintsev ve Oleg Negin’in senaryosunu yazdığı Sevgisiz’in yönetmen koltuğunda Andrey Zvyagintsev oturuyor.

Yapım, Oscar, Altın Küre ve BAFTA’da “En İyi Yabancı Dilde Film” kategorisinde ödüle aday gösterildi. Ayrıca Cannes’da Altın Palmiye için yarıştı ve Jüri Özel Ödülünün sahibi oldu.

Film 4,5 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Yönetmen Zvyagintsev’in Rus bürokrasini eleştirdiği için Rusya hükümeti tarafından tefe koyulan fakat dünyada büyük yankı uyandıran Leviathan (Leviafan) filmi nedeniyle Sevgisiz, uluslararası yapımcı desteği ile çekildi.

Yapımcı Alexander Rodnyansky, filmin “Rus hayatı, Rus toplumu ve Rus ıstırabının” bir yansıması olduğunu fakat diğer ülke insanların da kendilerinden bir şeyler bulabileceğine söyledi. Rodnyansky ayrıca, hikâyenin çıkış noktasının bir aileye göz atma arzusu olduğunu ifade etti.

Yönetmen Zvyagitsev, en başlarda Ingmar Bergman’ın 1973 yapımı mini dizisi, Bir Evlilikten Manzaralar’ı (Scener Ur Ett Aktenskap / Scenes From a Marriage) yeniden yapmak gibi bir düşüncesinin olduğunu söyledi.

Zvyagitsev filmdeki “polis” sahnesi hakkında, çok fazla politikayla ilgilenmediğini sadece hikâyesinin “Modern günümüz polisi insanı umursamıyor” inancını yansıttığını söyledi.

Film ayrıca Rusya’nın Ukrayna’ya askerî müdahalesine de göndermelerde bulunuyor.

Yapım Moskova’da çekildi.

Ah-ga-ssi (The Handmaiden / Hizmetçi)

TÜR: Suç, Dram, Gizem. SÜRE: 144 Dk. ÜLKE: Güney Kore. YAPIM YILI: 2016. imdb: 8,1. Tomatometer: %95…

İhtiyar Delikanlı (Oldboy) ve Lanetli Kan’ın (Stoker) yönetmeni Chan-wook Park’ın imzasını taşıyan ve oldukça gizemli, şaşırtıcı ve gerilimli bir konuyu işleyen Hizmetçi, son derece başarılı bir erotik psikolojik gerilim filmi.

Chan-wook Park’ın kalitesindeki gerilimli ve gizemli anlatımı, oldukça başarılı mistik ve otantik sinematografisi, nefis müzikleri ve kusursuz oyunculukları, filmi ön plana taşıyor.

Konu

1930’ların Kore’si… Kendisini Kont olarak tanıtan dolandırıcı Fujiwara (Jung-woo Ha), oldukça gizemli bir hayat hikâyesi olan, saf görünümlü Leydi Hideko’yu (Min-hee Kim), eniştesinin pençelerinden kurtarıp, önce gönlünü, ardından da paralarını ele geçirmek için bir hizmetçi (Tae-ri Kim) kiralar ve Leydi’ye gönderir.

Hakkında

Senaryosunu, Sarah Waters’ın Ustaparmak (Fingersmith) romanından esinlenerek Seo-kyeong Jeong ve Chan-wook Park’ın yazdığı Hizmetçi’nin yönetmen koltuğunda Park oturuyor.

Yapım Cannes’da Altın Palmiye için yarıştı ve BAFTA’da İngilizce Olmayan En İyi Film ödülünün sahibi oldu.

8.8 milyon dolar bütçesi olan film, yaklaşık 40 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Yapımın esinlenildiği Ustaparmak romanında konu Victoria dönemi İngiltere’sinde geçse de filmde dönem ve yer Japon sömürge yönetimi altındaki Kore olarak değiştirildi.

Filmin orijinal adı olan Agassi’nin anlamı leydi ve yapımdaki Leydi Hideko’yu işaret ediyor. Fakat İngilizce ve Türkçe adı olan The Handmaiden “Hizmetçi” Sook-hee’yi.

Çoğunluğunu Koreli oyuncuların oluşturduğu film kadrosuna rağmen filmde hem Japonca hem de Korece konuşuluyor. Çekimlerden önce Koreli oyuncular Japonya yazma ve konuşma eğitimi aldılar. Yapımın Cannes’daki gösteriminin ardından Lady Hideko’yu canlandıran Min-hee Kim Japoncadaki ustalığı nedeniyle Japon gazetecilerden yoğun bir alkış aldı.

Filmin birinci bölümünde yer alan ve ahtapotla pornografik çizime sahip The Dream of the Fisherman’s Wife “Balıkçı Karısının Rüyası” Japon sanatçı Katsushika Hokusai’nin (1760 – 1849) imzasını taşıyor. Sanatçı eseri Edo döneminde kaleme almıştı. İkinci bölümde Hideko’nun teyzesinin okuduğu pornografik hikâye ise klasik bir Çin erotik eseri olan Jin Ping Mei’nin The Plum in the Golden Vase’den “Altın Vazodaki Erik” bir alıntı.

Tae-ri Kim, kadroya seçilmeden önce Min-hee Kim’in hayranıydı ve çekim testinden önce Hideko rolünü oynayacağından habersizdi. Kadroya seçildikten sonra yönetmen Park, Tae-ri Kim’e favori kadın oyuncusunun kim olduğunu sorduğunda Min-hee Kim yanıtını alınca oldukça memnun oldu. Tae-ri En İyi Yeni Kadın Oyuncu ödülünü aldığı Buil Film Festivalindeki konuşmasında ödülü “ilk görüşte âşık olduğum” diyerek Min-hee’ye adadı.

Tae-ri Kim yaklaşık 1500 aday arasından rol için seçildi.

Yönetmen Park Leydi Hideko karakterini, zarif ve bağımsız bir beyaz kedi olarak tanımadı.

Filmin altyazılı sinema versiyonunda çift renk kullanıldı. Korece için beyaz ve Japonca için sarı renk tercih edildi.

Film yönetmen Chan-wook Park’ın Amerika’da en iyi gişe yapan filmi oldu. Ayrıca yapım 2017 yılında İngiltere’deki en iti gişe yapan yabancı dilde film oldu.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

İki kadın oyuncu arasında çekilen lezbiyen sahnelerde, mikrofon tutan görevliler hariç tüm çekim ekibinin setten ayrılması istendi. Çekimler uzaktan kumandalı kameralarla yapıldı. İlgili çekim günlerinde hiçbir ziyaretçi setlere alınmadı. Tüm erkek set ekibine çekim günlerinde izin verildi. Banyo sahnesi seti iki oyuncunun rahat olmaları için dinlenme odalarına kurularak yapıldı. Yönetmen Park, stresli ve zor olacağını düşündüğü için yatak sahnelerini çekimlerin ilk günlerinde yaptırdı. Çekimlerden önce sahnelerle ilgili her şey koreograf, iki kadın oyuncuyla ve Park arasında tartışılarak karar verildi. Tae-ri Kim sahne çekimlerinde kendini biraz rahatsız hissettiğini ama Min-hee Kim’nin kendisine enerji verdiğini ifade etti.

Dheepan

TÜR: Dram, Suç. SÜRE: 115 Dk. ÜLKE: Fransa. YAPIM YILI: 2015. imdb: 7,2. Tomatometer: %87…

Ülkesindeki iç savaş sırasında karısı ve çocuklarını kaybeden bir adamın daha kolay sığınma hakkı alabilmek için hiç tanımadığı bir kadın ve çocuğu yanına alarak mülteci olarak Fransa’ya sığınmasını konu alan Dheephan, başarılı bir suç dram filmi.

Yapımın en özel yanlarından biri, mültecilerin ne yaparlarsa yapsınlar geçmişlerinin ve yaşadıkları travmaların asla peşlerini bırakmıyor olmasını çok iyi ifade etmesi.

Yeraltı Peygamberi’nin (Un Prophète / A Prophet) de yönetmeni olan Jacques Audiard’ın imzasını taşıyan filmdeki mafya hikâyeleri uzaktan da olsa Yeraltı Peygamberi’ni anımsatıyor.

Konu

Sri Lanka’daki iç savaşta Tamil Kaplanları saflarında savaşan Dheepan (Jesuthasan Antonythasan), karısı ve çocuklarını kaybettikten sonra kaçıp mülteci olarak kendine yeni bir hayat kurmak ister. Mülteci olarak gideceği ülkeden daha kolay sığınma hakkı kazanabilmek için yanına, kamptan hiç tanımadığı bir kadın ve bir kız çocuğunu alır.

Hakkında

Jacques Audiard, Thomas Bidegain ve Noé Debré’nin senaryosunu yazdığı Dheepan’ın yönetmen koltuğunda Jacques Audiard oturuyor.

Yapım, Cannes’da Altın Palmiye kazandı ve BAFTA’da İngilizce Olmayan En İyi Film ödülüne aday gösterildi fakat ödülü Saul’un Oğlu’na (Saul Fia / Son of Saul) kaptırdı.

8 milyon Euro bütçesi olan yapım 4,9 milyon Dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Başrol oyuncusu Jesuthasan Antonythasan, Sri Lanka’dan Fransa’ya sığınmadan önce Tamil Kaplanları için çarpışan bir askerdi.

Tamil Kaplanları ya da Tamil Elam Kurtuluş Kaplanları, Mayıs 1976’da kurulmasından itibaren Mayıs 2009’a kadar Sri Lanka’nın kuzeybatısında bağımsız bir devlet kurmak için hükümete karşı kanlı bir mücadele yürüttü. Bu mücadele, dünyadaki en uzun süren silahlı çatışmalardan biri olan Sri Lanka İç Savaşı’na dönüştü. 40 yıllık savaşı bitiren son hamlede 40 bin sivilinin hayatını kaybetmesine ve binlerce sivilinin evlerinden sürülmesiyle kanlı bir biçimde sonuçlanmıştır. Savaş halen daha tartışmalıdır ve dönemin yöneticilerinin uluslararası savaş mahkemesinde yargılanması talep edilmektedir. Tamil Kaplanları, Hindistan, ABD ve Avrupa Birliği tarafından “terörist örgüt” olarak kabul edilmiştir. Tamil Kaplanları, intihar eylemcilerinin giydiği bomba yeleğini icat etmesi ve etkin olarak kullanmasıyla bilinir. Hindistan Başbakanı Rajiv Gandi ve Sri Lanka Cumhurbaşkanı Ranasinghe Premadasa’nın Tamil Kaplanları tarafından öldürüldüğü düşünülmektedir. (wikipedia)

Jesuthasan Antonythasan gerçek hayatında, yazar, romancı ve politik aktivist.

Kadın oyuncular Kalieaswari Srinivasan ve Claudine Vinasithamby ilk kez kamera karşısına geçtiler.

Yapım 9 dalda ödüle aday gösterildiği Cesar’dan hiçbir ödül kazanamadı.

Dheepan, tamamına yakını Tamilce çekilen ilk Fransız filmi oldu.

Forushande (The Salesman / Satıcı)

TÜR: Dram, Gerilim. SÜRE: 124 Dk. ÜLKE: İran, Fransa. YAPIM YILI: 2016. imdb: 7,8. Tomatometer: %96…

Sürekli üzerine yeni bir şeyler ekleyerek, her defasında seyircileri etkilemeyi başaran İranlı yönetmen Asghar Farhadi’nin yazıp yönettiği Satıcı, A’dan Z’ye her şeyiyle oldukça başarılı bir psikolojik gerilim drama filmi.

Filmin en vurucu yanı ise, her sıradan insanın bile aslında potansiyel suçlu olduğunu en ince ayrıntısıyla kanıtlıyor olması.

Konu

Öğretmen Emad (Shahab Hosseini) ve eşi Rana (Taraneh Alidoosti), gösterime girecek olan Arthur Miller’ın Satıcının Ölümü adlı tiyatro oyunu için hararetli bir şekilde çalışırlarken yaşadıkları ev yıkılma tehlikesi geçirdiği için ivedi bir şekilde taşınmak zorunda kalırlar. Bir akşam Rana’nın Emad geldi diyerek kapıyı açıp duşa girmesiyle hayatları bir anda altüst olur.

Hakkında

Satıcı’yı Asghar Farhadi yazıp yönetti.

Yapım 2017 ve 2018 yıllarında Oscar, Altın Küre ve BAFTA’da Yabancı Dilde En İyi Film kategorisine aday gösterildi. Oscar ödülünün sahibi oldu. Ayrıca Cannes’da Altın Palmiye için yarışan yapım En İyi Yönetmen ve Erkek Oyuncu (Shahab Hosseini) ödüllerini kazandı.

Film İran’da 16,1 Milyar Toman gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Yönetmen Farhadi, yıllar önce Satıcı için birçok hikâyesi düşündüğünü fakat ana karakterin tiyatro oyuncusu olması gerektiğine karar verene kadar film yapmak için yeterli olmadığını düşündüğünü ifade etti. Tiyatro geçmişi olan Farhadi’nin bu kararı almasında, tekrar tiyatro atmosferini soluma arzusu etkili oldu. Yönetmen ayrıca oyuncuların kendilerini diğer insanlar gibi düşünmesi ve onlara empati kurması gerektiğini, ana erkek karakterin de diğer adamla empati kurmak için kendisini zorlaması gerektiğini düşünmesi de bu kararında etkili oldu.

Yönetmen Farhadi’ye Satıcıyı bir an önce çekme fikri o kadar cazip geldi ki, Penelope Cruz ile İspanya’da devam eden projesini bir anda durdurup projeyi başlatmak için İran’a gitti.

Satıcı Oscar ödülü kazanmasına rağmen Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın aralarında İran’ın da bulunduğu 6 ülkeye vize yasağı koymasını protesto etmek için törene katılmadı. Farhadi’nin konuşma metni ise törende okundu. “Aranızda olamadığım için çok üzgünüm” diyen Farhadi, “Bugün burada olmamamın sebebi ülkemdeki insanlara ve insanlık dışı yasalarla aşağılanarak ABD’ye girişleri yasaklanan diğer 6 ülkeye duyduğum saygıdandır” ifadelerini kullandı. Konuşma metnini ilk Müslüman kadın astronot olan İranlı Anousheh Ansari okudu. Hemen yanında ise NASA’nın eski yöneticisi İranlı Firouz Naderi duruyordu. Ayrıca yönetmen konuşma metninde, “film yapımcıları kameralarını ortak insan özelliklerini yansıtmak ve farklı din ve milliyetlerin basmakalıp klişelerini kırmak için kullanırlar. Onlar ‘biz’ ve ‘diğerleri’ arasında bir empati yaratırlar ki bu günlerde, bu empatiye daha önce hiç olmadığımız kadar çok ihtiyaç duyuyoruz. ” dedi.

Filmin yapım sürecinden önce Farhadi, sosyal medya üzerinden, yeni projesinde oynamak isteyen İranlıların kendisine ufak bir deneme videosu çekip göndermelerini istedi. Binlerce İranlı bu isteğe katılım gösterdi.

Satıcı’nın ilk gösterimi 2016 Cannes Film Festivalinde yapıldı.

Yapım İran’da ilk hafta gişe hasılatı rekorunu kırdı.

Film, Asghar Farhadi’nin Taraneh Alidoosti ile dördüncü ve Shahab Hosseini ile üçüncü ortak çalışması.

Satıcı, İran tarafından Oscar’a aday gösterilen dördüncü Asghar Farhadi yapımı. Daha öncekiler; Elly Hakkında (Darbereye Elly / About Elly), Ayrılık (Jodaeiye Nader az Simin / A Separation), Geçmiş (Le Passe / The Past).

Yapımın orijinal adı “Satıcı” olmasına rağmen Fransa’da “Müşteri” olarak kullanıldı. Çek Cumhuriyeti, Macaristan, İtalya, Meksika, Peru ve Polonya’da da bu isim kullanıldı. Brezilya’da ise filmde “Apartman” adı verildi.

Ses kaydedicisi Yadollah Najafi’in ani ölümü nedeniyle çekimlere bir süre ara verildi.

Satıcı, Ayrılık’la birlikte Oscar kazanan ikinci İran filmi ve aynı zamanda ikinci Asghar Farhadi yapımı oldu.

Saul Fia (Son of Saul / Saul’un Oğlu)

son-of-saul-aka-saulun-oglu

TÜR: Dram, Gerilim, Savaş. SÜRE: 107 Dk. ÜLKE: Macaristan. YAPIM YILI: 2015. imdb: 7,5 rottentomatoes: %96.

Auschwitz toplama kampında yaşayan bir Yahudi’nin “bakış açısından” ufak bir kesintiyi beyaz perdeye aktaran Saul’un Oğlu, izleyiciyi hikâyeye kilitleyen ve içine yer almasını sağlayan çekim tekniğiyle, oldukça başarılı bir savaş, gerilim, dram filmi.

Konu

Auschwitz toplama kampında Sonderkommando olan Macar-Yahudi Saul (Géza Röhrig), gaz odasından sağ kurtulmayı başaran ve Nazi doktorları tarafından “neden ölmediği” araştırıldıktan sonra hayatını kaybeden çocuğun yakılmasını engelleyerek, bir hahamla birlikte onu gömmeyi, hayatının tek gayesi haline getirir.

Hakkında

László Nemes ve Clara Royer’in senaryosunu yazdığı Saul’un Oğlu’nun yönetmen koltuğunda László Nemes oturuyor.

İlk gösterimi Cannes Film Festivalinde yapılan ve törenin en prestijli ikinci ödülü sayılan Grand Prix’i kazanan Saul’un Oğlu, Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ı ve Altın Küre’de En İyi Yabancı Dilde Film ödülünün sahibi oldu.

Yapım ayrıca bir yıl sonra, 2017’de, BAFTA’da İngilizce Olmayan En İyi Film ödülünün sahibi oldu.

1,5 milyon Euro bütçesi olan yapım 6,2 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Filmin konusunu oluşturan Sonderkommando, Nazi Almanya’sı imha kampı mahkûmlarından oluşan çalışma birimlerine verilen isim. Çalışanların neredeyse tamamı ölümle tehdit edilerek bu işi yapmaya zorlanmış olan Yahudilerden oluşan Sonderkommandolar, soykırım boyunca gaz odası kurbanlarının cesetlerinin ortadan kaldırılmasına yardım etmekle görevlendirildiler. Terimin kendisi Almancada “özel birim” anlamına gelmekte ve Nazilerin Nihai Çözüm’ün farklı açılarını kastederken kullandıkları muğlak ve hüsnütabire dayalı dilin bir parçasıdır.

Yönetmen László Nemes, sinematograf Mátyás Erdély ve yapım tasarımcısı László Rajk filmi yapmadan önce 5 temel prensip hazırladılar; 1. Film güzel görünmeyebilir. 2. Film duygusal olmayabilir. 3. Korku filmi yapmıyoruz. 4. Saul’un yanında yer almanın anlamı, onun görüş açısının arkasından gitmek, duymak ya da bulunmak anlamını taşımıyor. 5. Kamera bu cehennemde sadece ona eşlik ediyor.

Yönetmen Nemes, Elem Klimov’un 1985 yapımı Gel ve Gör (Idi I Smotri / Come and See) filminden ilham aldığını söyledi.

Filmde yer alan 8 farklı dildeki insan konuşmalarının hazırlanıp normal çekime eklenmesi 5 ay sürdü.

Dış çekimlerde sadece doğal ışık kullanıldı.

Hayatta olduğu bilinen son Sonderkommandos Daio Gabbai, filmi izledi ve övdü.

Film, 28 gün çekildi.

Yahudi Soykırımı hakkında en iyi belgesellerden birisi olan Shoah’a imzasını atan yönetmen Claude Lanzmann, filmi izledi ve “Sonderkommando olmanın ne demek olduğunu gerçek bir duyguyla yansıtan bir film” diyerek yapımı övdü.

Film yapımcıları Saul’un Oğlu’nun ilk gösteriminin büyük bir film festivalinde yapılması konusunda ısrar ettiler ama Berlin’de yaşadıkları hayal kırıklığının ardından farklı bir yol denmeye karar verip Cannes’a gittiler. Sonuç olarak geniş kapsamlı bir başarı elde ettiler.

Filozof ve sanat tarihçisi Georges Didi-Huberman, yönetmene “filmin, Saul’un Oğlu, bir canavar. Gerekli, kolay anlaşılır, faydalı ve masum bir canavar” cümleleriyle başladığı 25 sayfalık bir mektup yazdı ve yapımı övdü.

Toplam 85 çekim içeren 107 dakikalık filmdeki sahnelerin hiçbiri 4 dakikadan daha uzun değil.

Yönetmen László Nemes, Brooklyn’de yaşayan ve Macar bir şair olan arkadaşı Géza Röhrig’i yan bir rol için teste davet etti. O günlerde ana rol için akıllarında başka biri vardı ama rol testinden sonra Röhrig’in ana rol için kusursuz bir tercih olacağına karar verip Saul rolünü ona verdiler. Ayrıca Röhrig, 1980’lerden bu yana ilk kez kamera karşısına geçti.

Paris’te büyüyen yönetmen László Nemes filmi, Fransız bir oyuncuyla ve Fransa desteği ile yapmayı düşünüyordu. Ayrıca içerisinde birçok ülkenin yer aldığı uluslararası bir yapım desteği bekliyordu ama Fransa, İsrail, Almanya ve Avusturya şirketlerinin “çok riskli” diyerek geri adım atmaları üzerine, Macaristan’dan sağladığı 1,5 milyon Euro ile filmi çekti.

Filmde Saul Ausländer, Dr. Miklós Nyiszli’ye “Avusturya-Macaristan’daki Ungvár’danım” diyor. Günümüzde bu şehrin adı Uzhhorod ve Slovakya ile Macaristan’ın yakınlarında, Ukrayna sınırları içerisinde yer alıyor ve Yahudi nüfusu bulunmuyor.

Yapım Macaristan adına Yabancı Dilde En İyi Film Altın Küre’sini kazanan ilk yapım oldu.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Yönetmen Nemes, Saul karakterinin aslında dindar bir insan olmadığını bu yüzden de Yahudilikteki defin töreni konusunda yanıldığını söyledi. Yahudi birini gömmek için bir hahama ihtiyaç olmadığını, sadece “şükür duası” eden 10 kişi bulmasının yeterli olduğunu ifade etti.

Filmde ki bazı sahnelerde, 1944 yılında Auschwitz’te gizlice çekilen ve bilinen 4 tane Sonderkommando fotoğrafları canlandırıldı.

Filmin konusu, 6-7 Ekim 1944 tarihlerindeki 1, 5 günde geçiyor.

Filmin ilk senaryosunda Saul gerçek oğlunu gömmeye çalışıyordu ama sonradan konu daha gizemli ve muğlak olarak yeniden yazıldı.

Timbuktu

Timbuktu

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 129

TÜR: Dram. SÜRE: 97 Dk. ÜLKE: Moritanya, Fransa. YAPIM YILI: 2014. imdb: 7,2. rottentomatoes: %99.

Sufilik karşıtı olan radikal İslamcı Ansar Dine’in İslam’ın Afrika’da yayılmasında önemli bir entelektüel ve ruhsal merkez olan Timbuktu’yu işgal ettiği ve ardından şeriat kurallarıyla şehri yönetmeye başladığı günlerde yaşananları konu alan Timbuktu, ilgi çekici bir dram filmi.

Filmde, kendi dinlerini yaşayan insanların “aynı dini” radikal bir şekilde yaşatmaya çalışan bir grup tarafından baskı altında tutulması ve tüm hayatlarının altüst olması çok güzel bir şekilde anlatılıyor.

Konu

Timbuktu radikal İslami bir grubun işgali altındadır. Kidane (Ibrahim Ahmed), eşi Satima (Toulou Kiki) ve kızı Toya (Layla Walet Mohamed) ile birlikte şehir dışında sığır yetiştiriciliği yapmakta ve göçebe olarak yaşamaktadır. Şehri şeriat hükümleriyle yönetmek isteyen radikal grubun yasakları ve yeni uygulamaya koyduğu kurallar, yörenin din adamları tarafından bile karşı koyulsa da sert bir şekilde uygulanmaktadır.

Hakkında

Senaryosunu Abderrahmane Sissako ve Kessen Tall’un yazdığı Timbuktu’nun yönetmen koltuğunda Abderrahmane Sissako oturuyor.

Cannes’da Altın Palmiye için yarışan yapım, 2015’de En İyi Yabancı Dilde Film Oscar’ına ve 2016’da BAFTA’da İngilizce Olmayan En İyi Film ödülüne aday gösterildi. Oscar’ı Polonya yapımı Ida’ya kaptırdı.

Timbuktu, Cesar’da En iyi Film, Yönetmen ve Senaryo dâhil 8 ödül birden kazandı.

Film 10 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Filmin bir bölümü için, 2012’de Aguelhok’de evli olmayan bir çiftin taşlanarak öldürülmesi olayından esinlenildi.

Timbuktu, 15 ve 16. yüzyıllarda İslam’ın Afrika’da yayılmasında önemli bir entelektüel ve ruhsal merkez olmuştur. Üç büyük camisi, Djingareyber, Sankore ve Sidi Yahya, Timbuktu’nun altın çağından kalmadır.

Filmin çekimleri Moritanya’nın güney doğusunda yer alan Oualata’da yapıldı.

Yapım, Oscar’a aday gösterilen ilk Moritanya filmi olmayı başardı.

Timbuktu, Moritanyalı bir yönetmen tarafından Moritanya’da çekilen ve Cesar’da ödül kazanan ilk yapım oldu.

Ansar Dine Timbuktu’yu Mayıs 2012’de işgal etti. UNESCO’nın Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bir Sufi türbesini yaktılar ve ilk olarak video oyunlarını, futbolu, müziği ve barları yasakladılar.

Theeb (Wolf / Kurt)

Theeb

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 128

TÜR: Macera, Dram, Gerilim. SÜRE: 100 Dk. ÜLKE: Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, İngiltere. YAPIM YILI: 2014. imdb: 7,3. rottentomatoes: %96.

I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı topraklarında yer alan Hicaz’da yaşayan bedevi bir çocuğun başından geçen olayları konu alan Theeb, konusu, anlatımı, müzikleri ve doğal atmosferiyle oldukça başarılı bir macera dram gerilim filmi.

Konu

Arap Ayaklanmasının başladığı 1916 Hicaz. Hacılara rehberlik yapan bedevi bir kabilenin üyesi olan ve babalarını kaybeden Hussein (Hussein Salameh Al-Sweilhiyeen) ve Theeb (Jacir Eid Al-Hwietat) kardeşlerin normal hayatları, bir gece çadırlarına gelen İngiliz bir asker (Jack Fox) ve yanındaki Arap’la baştan aşağı değişecektir.

Hakkında

Naji Abu Nowar ve Bassel Ghandour’ın senaryosunu yazdığı filmin yönetmen koltuğunda Naji Abu Nowar oturuyor.

Yapım En İyi Yabancı Dilde Film Oscar’ına ve BAFTA’da İngilizce Olmayan En İyi Film ödüllerine aday gösterildi.

Film 400 bin dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Jacir Eid (Theeb), Arap Ayaklanmasının liderlerinden Awda abu Tayeh ile aynı kabileden geliyor. Awda, filmin de konu aldığı Hicaz demiryolunun yakınlarında yaşadı.

Arapçada kurt anlamına gelen Theeb, bedevi kültüründe yiğitliği, erkekliği sembolize ediyor.

Yapımın bir “bedevi western filmi” olması için rol alan oyuncuların hepsi Güney Ürdün’de yaşayan bedevilerden seçildi. Ana karakterler Jacer Eid ve Hussein Salameh Ay Vadisi’ndeki (Wadi Rum) Al Shakriyeh köyünde keşfedildiler ve Yönetmen Naji Abu Nowar tarafından aylarca rol eğitimi aldılar.

Filmin Ürdün’deki gösterimi çekimlerin yapıldığı ve oyuncuların yaşadığı Ay Vadisinde yapıldı. Neredeyse tüm kabile gösterime katıldılar.

Film, “çocukluktan reşitliğe geçmeyi konu alan bir hikâye” olarak tanımlandı.

Filmin çekimleri Ürdün’ün Ay Vadisi (The Valley of the Moon) olarak da bilinen Wadi Rum’da yapıldı. Vadi en son Marslı’ya (The Martian) ev sahipliği yapmıştı.

Yapım, Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ına aday olan ilk Ürdün filmi oldu.

Filmin ilk gösterimi 71. Venedik Film Festivali’nde yapıldı.

Filmin girişinden;

O, Kızıldeniz’in esas derinliğini bilmeden Kızıldeniz’de yüzendir.

Theeb, alelâde bir insan değildir. Denizin dibine ulaşabilen evlâdımdır.

Mevzubahis kardeşlik olduğunda bir misafiri katiyen geri çevirme.

İnsanlar bir taraf seçtiğinde doğruluğun yanında ol.

Şayet kurtlar sana kardeşlik teklif ediyorsa muvaffakiyete ulaşmayı bekleme.

Sen ölümle yüzleşirken yanında olmayacaklardır.

El Laberinto del Fauno (Pan’s Labyrinth / Pan’ın Labirenti)

El Laberinto del Fauno aka Pan’s Labyrinth aka Pan’in Labirenti

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 99

TÜR: Dram, Fantezi, Savaş. SÜRE: 118 Dk. ÜLKE: İspanya, Meksika. YAPIM YILI: 2006. imdb: 8,3 rottentomatoes: %95.

İspanya İç Savaşı sırasında yaşanan kötü günlerden kaçmaya çalışan bir kızın öyküsünü anlatan Pan’ın Labirenti, fantastik anlatımı, karanlık atmosferi, sert, ani sahneleri ve başarılı görsel efektleriyle, olduk.a başarılı bir fantezi savaş drama filmi.

Filmin, Javier Navarrete imzalı müzikleri de harikulade.

Konu

10 yaşındaki Ofelia (Ivana Baquero), hamile ve hasta olan annesiyle (Ariadna Gil) birlikte 1944 yılında İspanya İç Savaşı sonrası yüzbaşı olan üvey babasının (Sergi López) yanına taşınır. Ofelia ve annesinin yeni taşındıkları bu ev aynı zamanda orman içinde bir karakoldur ve arka bahçesinde esrarengiz bir labirent vardır. Labirentin içerisindeki Pan adındaki gerçeküstü bir yaratık, küçük kızın tüm yaşamını değiştirecektir.

Hakkında

Pan’ın Labirenti’ni Guillermo del Toro yazıp yönetti.

Yapım, En İyi Sinematografi, En İyi Sanat Yönetimi ve En İyi Makyaj dallarında Oscar ödülünün sahibi oldu. Oscar, Altın Küre ve BAFTA’da En İyi Yabancı Dilde Film ödülüne aday gösterildi ve BAFTA’da mutlu sona ulaştı. Cannes’da Altın Palmiye için yarıştı.

Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ına aday gösterilen nadir fantezi filmlerden biri olan Pan’ın Labirenti, ödülü Başkalarının Hayatı’na (Das Leben der Anderen/The Lives of Others) kaptırdı.

Yapım, 8,3 ortalama puanı ile imdb’nin en iyi 250 film listesinde yer alıyor.

19 milyon dolar bütçesi olan film, 83 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Guillermo del Toro yıllar boyunca, filmle ilgili yapmak istediklerini not aldı ve çizimler yaptı. Bir gün tüm notlarını bir takside unuttu ve bunu fark ettiğinde projenin sona erdiğini düşünüyordu. Fakat taksi şoförü dosyayı bulduğunda, bunların önemli olduğunu düşündü ve uzun bir uğraş sonucunda yönetmenin izini bulup kendisine geri verdi. Del Toro bunun, projeyi bitirmesi için bir işaret olduğunu ifade etti.

Guillermo del Toro, peri masallarından esinlenerek manevi bir gerçeği göstermek için bir öykü anlatmak istediğini ve filmin 2001’de yaptığı Şeytanın Belkemiği’nin (The Devil’s Backbone) temasıyla bağlantılı olduğunu söyledi.

Doug Jones’un Solgun Adam makyajı yaklaşık 5 saat sürdü. Oyuncu bir ara dışarıda neler olup bittiğini anlamak için burun deliklerinden baktığını söyledi.

Yönetmen Guillermo del Toro, Hollywood yapımcılarının filmi İngilizce yapması durumunda teklif ettikleri iki katı bütçe önerilerini şiddetle reddetti ve “piyasanın istekleri” için hikâyede hiçbir değişiklik yapmak istemediğini belirtti.

Filmin İngilizce altyazısı, daha önceki filmlerinde yaşadığı çeviri hataları yüzünden dili yanmış olan Del Toro tarafından bizzat yapıldı.

Filmin gösteriminde Del Toro’nun yanında Stephen King oturuyordu. Del Toro, King’in, Ofelia’nın Solgun Adam tarafından takip ettiği sahnede yerinde duramadığını ve kendisinin de Oscar kazandığında aynı hisleri tecrübe edindiğini söyledi.

Del Toro, yüzbaşının tıraş olduğu sahneyi, onun problemli düşüncelerini göstermek için, babasının saatine benzettiklerini söyledi.

Filmin Meksika’daki ilk gösterim haftasında birçok aile çocuklarıyla birlikte filme gittikten sonra, posterlerle filmin içeriği konusunda ailelere uyarılar asıldı.

Guillermo del Toro, filmin tamamlandığın görmek için maaşından feragat etti.

Doug Jones, kadrodaki tek Amerikalı ve İspanyolca bilmeyen oyuncuydu.

Doug Jones, periyi yediği sahnenin çekimlerinde, içi sahte kan dolu kondomları ısırdı.

Hikâye, İspanya İç Savaş’ından 5 yıl sonra, Mayıs-Haziran 1944 tarihlerinde geçiyor.

Filmin ilk gösterimi Cannes’da yapıldı ve bittiğinde 22 dakika boyunca alkışlandı.

Del Toro orijinalde 8 ya da 9 yaşında bir oyuncuyu oynatmak istiyordu fakat 11 yaşındaki Ivana Baquero’yu görünce fikrini değiştirdi.

İzlandalı şarkıcı Björk, filmi izledikten sonra çok fazla etkilenerek Pneumonia şarkısını yazdı.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Del Toro, filmin acı tatlı sonunun basit ama şiirsel olmasını istedi. Yönetmen, “Hep aklımda Søren Kierkegaard’ın güzel şiirindeki, ‘zalimlerin saltanatı ölümle sona erer, şehitlerin saltanatı ise ölümle başlar’ sözleri vardı. Bunun filmin ana fikri olduğunu düşündüm; o, nasıl öldüğünüzü seçerek, sonsuza kadar yaşamak hakkında” dedi.

Javier Navarrete – Long, Long Time Ago

Левиафан (Leviafan / Leviathan)

Leviathan

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 57

TÜR: Dram. SÜRE: 140 Dk. ÜLKE: Rusya. YAPIM YILI: 2014. imdb: 7,8. rottentomatoes: %99.

Bürokrasi ve siyasetin yarattığı sahte kralların, kendileri ve hizmet ettikleri için, diğerlerini hiçe sayarak ve sistemi kullanarak, istedikleri her şeyi elde etmelerini konu alan Leviathan, çaresiz ve mutsuz insan manzaralarıyla birlikte nefis bir drama filmi.

Filmde her şey “Rusya” olsa da, aslında anlatılan şey “her yer!”

Konu

Pribrezhny’deki ufak bir sahil kasabasında, dedelerinden kalan arazide yaşayan Kolya (Alexei Serebriakov) ve ailesinin başları, onları çıkartıp, araziyi kullanmak isteyen Belediye Başkanı Vadim (Roman Madyanov) ile beladadır. Kolya’nın avukatlığını askerlik arkadaşı Dmitriy (Vladimir Vdovichenkov) yapacaktır ve Moskova’dan gelirken yanına, Belediye Başkanı’nın kirli çamaşırları hakkında çok önemli bilgileri de alarak gelmiştir.

Hakkında

Oleg Negin ve Andrey Zvyagintsev’in Marvin Heemeyer’in bir hikâyesinden ilham alarak senaryosunu yazdıkları Leviathan’ın yönetmen koltuğunda Andrey Zvyagintsev oturuyor.

İlk gösterimi Cannes’da yapılan ve Altın Palmiye için yarışan yapım, festivalde En İyi Senaryo ödülünün sahibi oldu. Oscar, Altın Küre ve BAFTA’da En İyi Yabancı Dilde Film ödülüne aday gösterildi ve Altın Küre’de mutlu sona ulaştı.

Film, rottentomatoes’da %99 taze olarak değerlendiriliyor.

220 bin ruble bütçesi olan Leviathan, 994 bin dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Leviathan, Tevrat ve İncil’de kötülüğü temsil eden efsanevi bir deniz canavarı ve şeytanın isimlerinden biri. Ayrıca Thomas Hobbes’in kullandığı devlet metaforu.

Yönetmen Andrey Zvyagintsev, 2008’de New York, Seni Seviyorum (New York, I Love You) için (kurgu aşamasında filme dâhil edilmeyen) Apocrypha adındaki kısa filmi çekerken Marvin Heemeyer’den bir hikâye işitti ve çok heyecanlandı. İlk başlarda Amerika’da bir film yapmak istese de sonraları fikrini değiştirdi. Esnek bir şekilde, İncil’de yer alan Job’un hikâyesini ve Heinrich von Kleist’un kısa romanı Michael Kohlhaas’ı temel alarak, Leviathan’ın senaryosunu ortaya çıkarttı.

Filmdeki balina iskeleti metalden yapıldı. Yönetmen, çekimlerin sonunda iskeletin bir işadamı tarafından satın alarak, bahçesine koydurduğunu söyledi.

Leviathan, tüm dünyada övgülerle karşılanırken Rusya’da çok fazla eleştiri aldı. Film bütçesinin %35’i Rusya Kültür Bakanlığı tarafından karşılandı. Buna rağmen Kültür Bakanı Vladimir Medinsky, “Leviathan zekice kurgulanmış bir film ama ben sevmedim” dedi. Film, (Rusya adına ikinci kez) Altın Küre’yi kazandıktan sonra Medinsky, Izvestia gazetesine, “filmdeki karakterlerde, kendimi, meslektaşlarımı, eş-dostumu hatta eş-dostumun eş-dostunu bulamadım. Ayrıca karakterler arasında bir tanesinin bile iyi olmaması çok tuhaf” dedi. Ve röportajda, yönetmenin, Rus olmayı sevmediğini ama ün, kırmızı halı ve heykelcikleri sevdiğini ima etti.

Rus Ortodoks Kilesi taraftarları, yozlaşmış piskopos karakteri nedeniyle filmi çok sert eleştirdiler. Ortodoks aktivist Kirill Frolov, “Leviathan, Rus Kilisesi ve Rusya’ya çok pis iftira atıyor” dedi. Ayrıca sonradan kaldırılsa da Facebook sayfasında, “Leviathan şeytandır ve şeytanın sinemada yeri yoktur” diye yazdı. Buna rağmen bazı kilise liderleri ise filmi “dürüst” olarak tanımladılar.

Siyaset bilimci ve aynı zamanda Kremlin’in destekçilerinden Sergei Markov, Facebook sayfasında, “bu film, Batı’nın Rusya’ya karşı kullandığı yeni Soğuk Savaş. Festivallerde ödül kazanan bir Rus filmi değil, anti-Rus filmi” dedi.

Film çekimleri Rusya’nın en kuzey batısında yer alan Kirovsk, Monchegorsk, Olenegorsk’da yapıldı. Mayıs 2013’de hazırlıklara başlandı ve çekimler 3 ay sürdü.

New York Times, “Leviathan, Putin’in iki yapıtaşı olan, gücün merkezileştirilmesi ve Ortodoksluğun rolüne yaptığı keskin odaklanmayla, Rusya hükümeti için zorlu bir film” diye yazdı.

Deux Jours, Une Nuit (Two Days, One Night / İki Gün, Bir Gece)

Deux Jours, Une Nuit aka Two Days, One Night aka İki Gün, Bir Gece

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 55

TÜR: Dram. SÜRE: 95 Dk. ÜLKE: Belçika, Fransa, İtalya. YAPIM YILI: 2014. imdb: 7,4. rottentomatoes: %97.

Tüm çalışanların ortak sorunu haline gelen, işten çıkarılma ve iş bulamama korkusunun yarattığı stresin, insanları sürüklediği depresyon ve anksiyete bozukluklarının, etkilerini konu alan İki Gün, Bir Gece, Marion Cotillard’ın nefis oyunculuğu ve drama dozunun güzel bir şekilde ayarlanmış olmasıyla birlikte başarılı bir drama filmi.

Konu

Sandra (Marion Cotillard) küçük bir güneş paneli fabrikasında çalışan genç bir eş ve annedir. Depresyon yüzünden izne çıkmak zorunda kaldığında, iş arkadaşları biraz daha uzun çalışarak, Sandra’nın iş yükünü halledebildiklerini görürler. İş patronu ise eğer Sandra’yı işten çıkarmayı kabul ederlerse, tüm çalışanlara 1000 Euro prim verileceğini açıklar. Sandra işe döndüğünde fark eder ki kaderi 16 iş arkadaşının kararına bağlıdır, ancak çoğu iş arkadaşının da bu paraya kendi aileleri için ihtiyacı vardır. Gizli oylama öncesi, Sandra’nın arkadaşlarını prim teklifini reddetmeye ikna etmesi için yalnızca bir hafta sonu kadar zamanı vardır.

Hakkında

İki Gün, Bir Gece’yi Jean-Pierre Dardenne ve Luc Dardenne yazdı ve yönetti.

Marion Cotillard, En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ına ve film, Cannes’da Altın Palmiye’ye, Altın Küre’de En İyi Yabancı Dilde Film’e ve BAFTA’da İngilizce Olmayan En İyi Film ödüllerine aday gösterildi.

Yapım, rottentomatoes’da %97 taze olarak değerlendiriliyor.

7 milyon Euro bütçesi olan film, 6,7 milyon Euro gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Film kronolojik sıraya göre çekildi.

Marion Cotillard, senaryoyu okumadan rol teklifini kabul etti.

Marion Cotillard, çekimlerin yedişer dakika uzunluğunda yapılmasını istese de, sahne deneyimi ne kadar çok olursa o kadar iyi sonuç alındığını fark etti. Böylece bazı sahneler 50-60 kez tekrar çekildi.

Cotillard, film için Fransız aksanını bir kenara bırakıp, Belçika aksanıyla konuştu.

Filmin geçtiği ve Belçika’nın 3. büyük şehri olan Liège’de işsizlik oranı %23. Bu da Sandra’nın filmde işsiz duruma düşerse çok zor iş bulacağının da gerçek bir kanıtı.

Çekimler, 5 haftalık provalarla birlikte 11 hafta sürdü.

Cotillard, Kaldırım Serçesi ‘nden (La Môme / La Vie En Rose) sonra ikinci kez En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ına aday oldu. İlk adaylığında ödüle ulaşmıştı.

Film, Liege’de yer alan sanayi kasabası Seraing’da çekildi. Belçika’da Fransızca konuşulan bu bölge aynı zamanda yönetmen Dardenne kardeşlerin de doğduğu ve büyüdükleri yer. Bir önceki filmleri de aynı yerde geçiyordu.

Dardenne kardeşler, Cottillard ile yardımcı yapımcı oldukları Pas ve Kemik’in (De Rouille et D’os / Rust And Bone) setinde şans eseri tanıştılar. Cottillard’ı sette bebeğiyle birlikte asansör beklerken gördüklerinde büyülendiler ve sadece “seninle çalışmak istiyoruz” dediler. İki kardeş Liege’e dönerken sürekli onun hakkında konuştular ve onu bir filmlerinde kesinlikle oynatmaya karar verdiler.

Filmin fikri, Dardenne kardeşlerin 2000’lerin başında duydukları, büyük bir Fransız şirketinde, yetersiz görülen işçi ile diğerlerinin primleri arasında yaşanan bir olaydan geliyor. Yönetmenler, sonraları farklı ülkelerden de aynı haberleri işittiler ve dayanışma sorusunu gündeme taşımak istediler.

Marion Cotillard, Dardenne kardeşlerin çalıştığı ilk uluslararası düzeydeki oyuncu ve aynı zamandan Belçikalı olmayan ilk oyuncu. Luc Dardenne ve kardeşi Jean-Pierre Dardenne, Cotillard’ın nefis bir aktris olduğunda hemfikirdiler fakat onun daha önce oynadığı film ve Dior reklamlarından daha farklı bir karakteri oynaması için uğraştılar.