Kategori arşivi: BAFTA – İngilizce Olmayan En İyi Film Ödülüne Aday/Kazanan

Forushande (The Salesman / Satıcı)

TÜR: Dram, Gerilim. SÜRE: 124 Dk. ÜLKE: İran, Fransa. YAPIM YILI: 2016. imdb: 7,8. Tomatometer: %96…

Sürekli üzerine yeni bir şeyler ekleyerek, her defasında seyircileri etkilemeyi başaran İranlı yönetmen Asghar Farhadi’nin yazıp yönettiği Satıcı, A’dan Z’ye her şeyiyle oldukça başarılı bir psikolojik gerilim drama filmi.

Filmin en vurucu yanı ise, her sıradan insanın bile aslında potansiyel suçlu olduğunu en ince ayrıntısıyla kanıtlıyor olması.

Konu

Öğretmen Emad (Shahab Hosseini) ve eşi Rana (Taraneh Alidoosti), gösterime girecek olan Arthur Miller’ın Satıcının Ölümü adlı tiyatro oyunu için hararetli bir şekilde çalışırlarken yaşadıkları ev yıkılma tehlikesi geçirdiği için ivedi bir şekilde taşınmak zorunda kalırlar. Bir akşam Rana’nın Emad geldi diyerek kapıyı açıp duşa girmesiyle hayatları bir anda altüst olur.

Hakkında

Satıcı’yı Asghar Farhadi yazıp yönetti.

Yapım 2017 ve 2018 yıllarında Oscar, Altın Küre ve BAFTA’da Yabancı Dilde En İyi Film kategorisine aday gösterildi. Oscar ödülünün sahibi oldu. Ayrıca Cannes’da Altın Palmiye için yarışan yapım En İyi Yönetmen ve Erkek Oyuncu (Shahab Hosseini) ödüllerini kazandı.

Film İran’da 16,1 Milyar Toman gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Yönetmen Farhadi, yıllar önce Satıcı için birçok hikâyesi düşündüğünü fakat ana karakterin tiyatro oyuncusu olması gerektiğine karar verene kadar film yapmak için yeterli olmadığını düşündüğünü ifade etti. Tiyatro geçmişi olan Farhadi’nin bu kararı almasında, tekrar tiyatro atmosferini soluma arzusu etkili oldu. Yönetmen ayrıca oyuncuların kendilerini diğer insanlar gibi düşünmesi ve onlara empati kurması gerektiğini, ana erkek karakterin de diğer adamla empati kurmak için kendisini zorlaması gerektiğini düşünmesi de bu kararında etkili oldu.

Yönetmen Farhadi’ye Satıcıyı bir an önce çekme fikri o kadar cazip geldi ki, Penelope Cruz ile İspanya’da devam eden projesini bir anda durdurup projeyi başlatmak için İran’a gitti.

Satıcı Oscar ödülü kazanmasına rağmen Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın aralarında İran’ın da bulunduğu 6 ülkeye vize yasağı koymasını protesto etmek için törene katılmadı. Farhadi’nin konuşma metni ise törende okundu. “Aranızda olamadığım için çok üzgünüm” diyen Farhadi, “Bugün burada olmamamın sebebi ülkemdeki insanlara ve insanlık dışı yasalarla aşağılanarak ABD’ye girişleri yasaklanan diğer 6 ülkeye duyduğum saygıdandır” ifadelerini kullandı. Konuşma metnini ilk Müslüman kadın astronot olan İranlı Anousheh Ansari okudu. Hemen yanında ise NASA’nın eski yöneticisi İranlı Firouz Naderi duruyordu. Ayrıca yönetmen konuşma metninde, “film yapımcıları kameralarını ortak insan özelliklerini yansıtmak ve farklı din ve milliyetlerin basmakalıp klişelerini kırmak için kullanırlar. Onlar ‘biz’ ve ‘diğerleri’ arasında bir empati yaratırlar ki bu günlerde, bu empatiye daha önce hiç olmadığımız kadar çok ihtiyaç duyuyoruz. ” dedi.

Filmin yapım sürecinden önce Farhadi, sosyal medya üzerinden, yeni projesinde oynamak isteyen İranlıların kendisine ufak bir deneme videosu çekip göndermelerini istedi. Binlerce İranlı bu isteğe katılım gösterdi.

Satıcı’nın ilk gösterimi 2016 Cannes Film Festivalinde yapıldı.

Yapım İran’da ilk hafta gişe hasılatı rekorunu kırdı.

Film, Asghar Farhadi’nin Taraneh Alidoosti ile dördüncü ve Shahab Hosseini ile üçüncü ortak çalışması.

Satıcı, İran tarafından Oscar’a aday gösterilen dördüncü Asghar Farhadi yapımı. Daha öncekiler; Elly Hakkında (Darbereye Elly / About Elly), Ayrılık (Jodaeiye Nader az Simin / A Separation), Geçmiş (Le Passe / The Past).

Yapımın orijinal adı “Satıcı” olmasına rağmen Fransa’da “Müşteri” olarak kullanıldı. Çek Cumhuriyeti, Macaristan, İtalya, Meksika, Peru ve Polonya’da da bu isim kullanıldı. Brezilya’da ise filmde “Apartman” adı verildi.

Ses kaydedicisi Yadollah Najafi’in ani ölümü nedeniyle çekimlere bir süre ara verildi.

Satıcı, Ayrılık’la birlikte Oscar kazanan ikinci İran filmi ve aynı zamanda ikinci Asghar Farhadi yapımı oldu.

Saul Fia (Son of Saul / Saul’un Oğlu)

son-of-saul-aka-saulun-oglu

TÜR: Dram, Gerilim, Savaş. SÜRE: 107 Dk. ÜLKE: Macaristan. YAPIM YILI: 2015. imdb: 7,5 rottentomatoes: %96.

Auschwitz toplama kampında yaşayan bir Yahudi’nin “bakış açısından” ufak bir kesintiyi beyaz perdeye aktaran Saul’un Oğlu, izleyiciyi hikâyeye kilitleyen ve içine yer almasını sağlayan çekim tekniğiyle, oldukça başarılı bir savaş, gerilim, dram filmi.

Konu

Auschwitz toplama kampında Sonderkommando olan Macar-Yahudi Saul (Géza Röhrig), gaz odasından sağ kurtulmayı başaran ve Nazi doktorları tarafından “neden ölmediği” araştırıldıktan sonra hayatını kaybeden çocuğun yakılmasını engelleyerek, bir hahamla birlikte onu gömmeyi, hayatının tek gayesi haline getirir.

Hakkında

László Nemes ve Clara Royer’in senaryosunu yazdığı Saul’un Oğlu’nun yönetmen koltuğunda László Nemes oturuyor.

İlk gösterimi Cannes Film Festivalinde yapılan ve törenin en prestijli ikinci ödülü sayılan Grand Prix’i kazanan Saul’un Oğlu, Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ı ve Altın Küre’de En İyi Yabancı Dilde Film ödülünün sahibi oldu.

Yapım ayrıca bir yıl sonra, 2017’de, BAFTA’da İngilizce Olmayan En İyi Film ödülünün sahibi oldu.

1,5 milyon Euro bütçesi olan yapım 6,2 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Filmin konusunu oluşturan Sonderkommando, Nazi Almanya’sı imha kampı mahkûmlarından oluşan çalışma birimlerine verilen isim. Çalışanların neredeyse tamamı ölümle tehdit edilerek bu işi yapmaya zorlanmış olan Yahudilerden oluşan Sonderkommandolar, soykırım boyunca gaz odası kurbanlarının cesetlerinin ortadan kaldırılmasına yardım etmekle görevlendirildiler. Terimin kendisi Almancada “özel birim” anlamına gelmekte ve Nazilerin Nihai Çözüm’ün farklı açılarını kastederken kullandıkları muğlak ve hüsnütabire dayalı dilin bir parçasıdır.

Yönetmen László Nemes, sinematograf Mátyás Erdély ve yapım tasarımcısı László Rajk filmi yapmadan önce 5 temel prensip hazırladılar; 1. Film güzel görünmeyebilir. 2. Film duygusal olmayabilir. 3. Korku filmi yapmıyoruz. 4. Saul’un yanında yer almanın anlamı, onun görüş açısının arkasından gitmek, duymak ya da bulunmak anlamını taşımıyor. 5. Kamera bu cehennemde sadece ona eşlik ediyor.

Yönetmen Nemes, Elem Klimov’un 1985 yapımı Gel ve Gör (Idi I Smotri / Come and See) filminden ilham aldığını söyledi.

Filmde yer alan 8 farklı dildeki insan konuşmalarının hazırlanıp normal çekime eklenmesi 5 ay sürdü.

Dış çekimlerde sadece doğal ışık kullanıldı.

Hayatta olduğu bilinen son Sonderkommandos Daio Gabbai, filmi izledi ve övdü.

Film, 28 gün çekildi.

Yahudi Soykırımı hakkında en iyi belgesellerden birisi olan Shoah’a imzasını atan yönetmen Claude Lanzmann, filmi izledi ve “Sonderkommando olmanın ne demek olduğunu gerçek bir duyguyla yansıtan bir film” diyerek yapımı övdü.

Film yapımcıları Saul’un Oğlu’nun ilk gösteriminin büyük bir film festivalinde yapılması konusunda ısrar ettiler ama Berlin’de yaşadıkları hayal kırıklığının ardından farklı bir yol denmeye karar verip Cannes’a gittiler. Sonuç olarak geniş kapsamlı bir başarı elde ettiler.

Filozof ve sanat tarihçisi Georges Didi-Huberman, yönetmene “filmin, Saul’un Oğlu, bir canavar. Gerekli, kolay anlaşılır, faydalı ve masum bir canavar” cümleleriyle başladığı 25 sayfalık bir mektup yazdı ve yapımı övdü.

Toplam 85 çekim içeren 107 dakikalık filmdeki sahnelerin hiçbiri 4 dakikadan daha uzun değil.

Yönetmen László Nemes, Brooklyn’de yaşayan ve Macar bir şair olan arkadaşı Géza Röhrig’i yan bir rol için teste davet etti. O günlerde ana rol için akıllarında başka biri vardı ama rol testinden sonra Röhrig’in ana rol için kusursuz bir tercih olacağına karar verip Saul rolünü ona verdiler. Ayrıca Röhrig, 1980’lerden bu yana ilk kez kamera karşısına geçti.

Paris’te büyüyen yönetmen László Nemes filmi, Fransız bir oyuncuyla ve Fransa desteği ile yapmayı düşünüyordu. Ayrıca içerisinde birçok ülkenin yer aldığı uluslararası bir yapım desteği bekliyordu ama Fransa, İsrail, Almanya ve Avusturya şirketlerinin “çok riskli” diyerek geri adım atmaları üzerine, Macaristan’dan sağladığı 1,5 milyon Euro ile filmi çekti.

Filmde Saul Ausländer, Dr. Miklós Nyiszli’ye “Avusturya-Macaristan’daki Ungvár’danım” diyor. Günümüzde bu şehrin adı Uzhhorod ve Slovakya ile Macaristan’ın yakınlarında, Ukrayna sınırları içerisinde yer alıyor ve Yahudi nüfusu bulunmuyor.

Yapım Macaristan adına Yabancı Dilde En İyi Film Altın Küre’sini kazanan ilk yapım oldu.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Yönetmen Nemes, Saul karakterinin aslında dindar bir insan olmadığını bu yüzden de Yahudilikteki defin töreni konusunda yanıldığını söyledi. Yahudi birini gömmek için bir hahama ihtiyaç olmadığını, sadece “şükür duası” eden 10 kişi bulmasının yeterli olduğunu ifade etti.

Filmde ki bazı sahnelerde, 1944 yılında Auschwitz’te gizlice çekilen ve bilinen 4 tane Sonderkommando fotoğrafları canlandırıldı.

Filmin konusu, 6-7 Ekim 1944 tarihlerindeki 1, 5 günde geçiyor.

Filmin ilk senaryosunda Saul gerçek oğlunu gömmeye çalışıyordu ama sonradan konu daha gizemli ve muğlak olarak yeniden yazıldı.

Timbuktu

Timbuktu

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 129

TÜR: Dram. SÜRE: 97 Dk. ÜLKE: Moritanya, Fransa. YAPIM YILI: 2014. imdb: 7,2. rottentomatoes: %99.

Sufilik karşıtı olan radikal İslamcı Ansar Dine’in İslam’ın Afrika’da yayılmasında önemli bir entelektüel ve ruhsal merkez olan Timbuktu’yu işgal ettiği ve ardından şeriat kurallarıyla şehri yönetmeye başladığı günlerde yaşananları konu alan Timbuktu, ilgi çekici bir dram filmi.

Filmde, kendi dinlerini yaşayan insanların “aynı dini” radikal bir şekilde yaşatmaya çalışan bir grup tarafından baskı altında tutulması ve tüm hayatlarının altüst olması çok güzel bir şekilde anlatılıyor.

Konu

Timbuktu radikal İslami bir grubun işgali altındadır. Kidane (Ibrahim Ahmed), eşi Satima (Toulou Kiki) ve kızı Toya (Layla Walet Mohamed) ile birlikte şehir dışında sığır yetiştiriciliği yapmakta ve göçebe olarak yaşamaktadır. Şehri şeriat hükümleriyle yönetmek isteyen radikal grubun yasakları ve yeni uygulamaya koyduğu kurallar, yörenin din adamları tarafından bile karşı koyulsa da sert bir şekilde uygulanmaktadır.

Hakkında

Senaryosunu Abderrahmane Sissako ve Kessen Tall’un yazdığı Timbuktu’nun yönetmen koltuğunda Abderrahmane Sissako oturuyor.

Cannes’da Altın Palmiye için yarışan yapım, 2015’de En İyi Yabancı Dilde Film Oscar’ına ve 2016’da BAFTA’da İngilizce Olmayan En İyi Film ödülüne aday gösterildi. Oscar’ı Polonya yapımı Ida’ya kaptırdı.

Timbuktu, Cesar’da En iyi Film, Yönetmen ve Senaryo dâhil 8 ödül birden kazandı.

Film 10 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Filmin bir bölümü için, 2012’de Aguelhok’de evli olmayan bir çiftin taşlanarak öldürülmesi olayından esinlenildi.

Timbuktu, 15 ve 16. yüzyıllarda İslam’ın Afrika’da yayılmasında önemli bir entelektüel ve ruhsal merkez olmuştur. Üç büyük camisi, Djingareyber, Sankore ve Sidi Yahya, Timbuktu’nun altın çağından kalmadır.

Filmin çekimleri Moritanya’nın güney doğusunda yer alan Oualata’da yapıldı.

Yapım, Oscar’a aday gösterilen ilk Moritanya filmi olmayı başardı.

Timbuktu, Moritanyalı bir yönetmen tarafından Moritanya’da çekilen ve Cesar’da ödül kazanan ilk yapım oldu.

Ansar Dine Timbuktu’yu Mayıs 2012’de işgal etti. UNESCO’nın Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bir Sufi türbesini yaktılar ve ilk olarak video oyunlarını, futbolu, müziği ve barları yasakladılar.

Theeb (Wolf / Kurt)

Theeb

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 128

TÜR: Macera, Dram, Gerilim. SÜRE: 100 Dk. ÜLKE: Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, İngiltere. YAPIM YILI: 2014. imdb: 7,3. rottentomatoes: %96.

I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı topraklarında yer alan Hicaz’da yaşayan bedevi bir çocuğun başından geçen olayları konu alan Theeb, konusu, anlatımı, müzikleri ve doğal atmosferiyle oldukça başarılı bir macera dram gerilim filmi.

Konu

Arap Ayaklanmasının başladığı 1916 Hicaz. Hacılara rehberlik yapan bedevi bir kabilenin üyesi olan ve babalarını kaybeden Hussein (Hussein Salameh Al-Sweilhiyeen) ve Theeb (Jacir Eid Al-Hwietat) kardeşlerin normal hayatları, bir gece çadırlarına gelen İngiliz bir asker (Jack Fox) ve yanındaki Arap’la baştan aşağı değişecektir.

Hakkında

Naji Abu Nowar ve Bassel Ghandour’ın senaryosunu yazdığı filmin yönetmen koltuğunda Naji Abu Nowar oturuyor.

Yapım En İyi Yabancı Dilde Film Oscar’ına ve BAFTA’da İngilizce Olmayan En İyi Film ödüllerine aday gösterildi.

Film 400 bin dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Jacir Eid (Theeb), Arap Ayaklanmasının liderlerinden Awda abu Tayeh ile aynı kabileden geliyor. Awda, filmin de konu aldığı Hicaz demiryolunun yakınlarında yaşadı.

Arapçada kurt anlamına gelen Theeb, bedevi kültüründe yiğitliği, erkekliği sembolize ediyor.

Yapımın bir “bedevi western filmi” olması için rol alan oyuncuların hepsi Güney Ürdün’de yaşayan bedevilerden seçildi. Ana karakterler Jacer Eid ve Hussein Salameh Ay Vadisi’ndeki (Wadi Rum) Al Shakriyeh köyünde keşfedildiler ve Yönetmen Naji Abu Nowar tarafından aylarca rol eğitimi aldılar.

Filmin Ürdün’deki gösterimi çekimlerin yapıldığı ve oyuncuların yaşadığı Ay Vadisinde yapıldı. Neredeyse tüm kabile gösterime katıldılar.

Film, “çocukluktan reşitliğe geçmeyi konu alan bir hikâye” olarak tanımlandı.

Filmin çekimleri Ürdün’ün Ay Vadisi (The Valley of the Moon) olarak da bilinen Wadi Rum’da yapıldı. Vadi en son Marslı’ya (The Martian) ev sahipliği yapmıştı.

Yapım, Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ına aday olan ilk Ürdün filmi oldu.

Filmin ilk gösterimi 71. Venedik Film Festivali’nde yapıldı.

Filmin girişinden;

O, Kızıldeniz’in esas derinliğini bilmeden Kızıldeniz’de yüzendir.

Theeb, alelâde bir insan değildir. Denizin dibine ulaşabilen evlâdımdır.

Mevzubahis kardeşlik olduğunda bir misafiri katiyen geri çevirme.

İnsanlar bir taraf seçtiğinde doğruluğun yanında ol.

Şayet kurtlar sana kardeşlik teklif ediyorsa muvaffakiyete ulaşmayı bekleme.

Sen ölümle yüzleşirken yanında olmayacaklardır.

El Laberinto del Fauno (Pan’s Labyrinth / Pan’ın Labirenti)

El Laberinto del Fauno aka Pan’s Labyrinth aka Pan’in Labirenti

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 99

TÜR: Dram, Fantezi, Savaş. SÜRE: 118 Dk. ÜLKE: İspanya, Meksika. YAPIM YILI: 2006. imdb: 8,3 rottentomatoes: %95.

İspanya İç Savaşı sırasında yaşanan kötü günlerden kaçmaya çalışan bir kızın öyküsünü anlatan Pan’ın Labirenti, fantastik anlatımı, karanlık atmosferi, sert, ani sahneleri ve başarılı görsel efektleriyle, olduk.a başarılı bir fantezi savaş drama filmi.

Filmin, Javier Navarrete imzalı müzikleri de harikulade.

Konu

10 yaşındaki Ofelia (Ivana Baquero), hamile ve hasta olan annesiyle (Ariadna Gil) birlikte 1944 yılında İspanya İç Savaşı sonrası yüzbaşı olan üvey babasının (Sergi López) yanına taşınır. Ofelia ve annesinin yeni taşındıkları bu ev aynı zamanda orman içinde bir karakoldur ve arka bahçesinde esrarengiz bir labirent vardır. Labirentin içerisindeki Pan adındaki gerçeküstü bir yaratık, küçük kızın tüm yaşamını değiştirecektir.

Hakkında

Pan’ın Labirenti’ni Guillermo del Toro yazıp yönetti.

Yapım, En İyi Sinematografi, En İyi Sanat Yönetimi ve En İyi Makyaj dallarında Oscar ödülünün sahibi oldu. Oscar, Altın Küre ve BAFTA’da En İyi Yabancı Dilde Film ödülüne aday gösterildi ve BAFTA’da mutlu sona ulaştı. Cannes’da Altın Palmiye için yarıştı.

Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ına aday gösterilen nadir fantezi filmlerden biri olan Pan’ın Labirenti, ödülü Başkalarının Hayatı’na (Das Leben der Anderen/The Lives of Others) kaptırdı.

Yapım, 8,3 ortalama puanı ile imdb’nin en iyi 250 film listesinde yer alıyor.

19 milyon dolar bütçesi olan film, 83 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Guillermo del Toro yıllar boyunca, filmle ilgili yapmak istediklerini not aldı ve çizimler yaptı. Bir gün tüm notlarını bir takside unuttu ve bunu fark ettiğinde projenin sona erdiğini düşünüyordu. Fakat taksi şoförü dosyayı bulduğunda, bunların önemli olduğunu düşündü ve uzun bir uğraş sonucunda yönetmenin izini bulup kendisine geri verdi. Del Toro bunun, projeyi bitirmesi için bir işaret olduğunu ifade etti.

Guillermo del Toro, peri masallarından esinlenerek manevi bir gerçeği göstermek için bir öykü anlatmak istediğini ve filmin 2001’de yaptığı Şeytanın Belkemiği’nin (The Devil’s Backbone) temasıyla bağlantılı olduğunu söyledi.

Doug Jones’un Solgun Adam makyajı yaklaşık 5 saat sürdü. Oyuncu bir ara dışarıda neler olup bittiğini anlamak için burun deliklerinden baktığını söyledi.

Yönetmen Guillermo del Toro, Hollywood yapımcılarının filmi İngilizce yapması durumunda teklif ettikleri iki katı bütçe önerilerini şiddetle reddetti ve “piyasanın istekleri” için hikâyede hiçbir değişiklik yapmak istemediğini belirtti.

Filmin İngilizce altyazısı, daha önceki filmlerinde yaşadığı çeviri hataları yüzünden dili yanmış olan Del Toro tarafından bizzat yapıldı.

Filmin gösteriminde Del Toro’nun yanında Stephen King oturuyordu. Del Toro, King’in, Ofelia’nın Solgun Adam tarafından takip ettiği sahnede yerinde duramadığını ve kendisinin de Oscar kazandığında aynı hisleri tecrübe edindiğini söyledi.

Del Toro, yüzbaşının tıraş olduğu sahneyi, onun problemli düşüncelerini göstermek için, babasının saatine benzettiklerini söyledi.

Filmin Meksika’daki ilk gösterim haftasında birçok aile çocuklarıyla birlikte filme gittikten sonra, posterlerle filmin içeriği konusunda ailelere uyarılar asıldı.

Guillermo del Toro, filmin tamamlandığın görmek için maaşından feragat etti.

Doug Jones, kadrodaki tek Amerikalı ve İspanyolca bilmeyen oyuncuydu.

Doug Jones, periyi yediği sahnenin çekimlerinde, içi sahte kan dolu kondomları ısırdı.

Hikâye, İspanya İç Savaş’ından 5 yıl sonra, Mayıs-Haziran 1944 tarihlerinde geçiyor.

Filmin ilk gösterimi Cannes’da yapıldı ve bittiğinde 22 dakika boyunca alkışlandı.

Del Toro orijinalde 8 ya da 9 yaşında bir oyuncuyu oynatmak istiyordu fakat 11 yaşındaki Ivana Baquero’yu görünce fikrini değiştirdi.

İzlandalı şarkıcı Björk, filmi izledikten sonra çok fazla etkilenerek Pneumonia şarkısını yazdı.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Del Toro, filmin acı tatlı sonunun basit ama şiirsel olmasını istedi. Yönetmen, “Hep aklımda Søren Kierkegaard’ın güzel şiirindeki, ‘zalimlerin saltanatı ölümle sona erer, şehitlerin saltanatı ise ölümle başlar’ sözleri vardı. Bunun filmin ana fikri olduğunu düşündüm; o, nasıl öldüğünüzü seçerek, sonsuza kadar yaşamak hakkında” dedi.

Javier Navarrete – Long, Long Time Ago

Левиафан (Leviafan / Leviathan)

Leviathan

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 57

TÜR: Dram. SÜRE: 140 Dk. ÜLKE: Rusya. YAPIM YILI: 2014. imdb: 7,8. rottentomatoes: %99.

Bürokrasi ve siyasetin yarattığı sahte kralların, kendileri ve hizmet ettikleri için, diğerlerini hiçe sayarak ve sistemi kullanarak, istedikleri her şeyi elde etmelerini konu alan Leviathan, çaresiz ve mutsuz insan manzaralarıyla birlikte nefis bir drama filmi.

Filmde her şey “Rusya” olsa da, aslında anlatılan şey “her yer!”

Konu

Pribrezhny’deki ufak bir sahil kasabasında, dedelerinden kalan arazide yaşayan Kolya (Alexei Serebriakov) ve ailesinin başları, onları çıkartıp, araziyi kullanmak isteyen Belediye Başkanı Vadim (Roman Madyanov) ile beladadır. Kolya’nın avukatlığını askerlik arkadaşı Dmitriy (Vladimir Vdovichenkov) yapacaktır ve Moskova’dan gelirken yanına, Belediye Başkanı’nın kirli çamaşırları hakkında çok önemli bilgileri de alarak gelmiştir.

Hakkında

Oleg Negin ve Andrey Zvyagintsev’in Marvin Heemeyer’in bir hikâyesinden ilham alarak senaryosunu yazdıkları Leviathan’ın yönetmen koltuğunda Andrey Zvyagintsev oturuyor.

İlk gösterimi Cannes’da yapılan ve Altın Palmiye için yarışan yapım, festivalde En İyi Senaryo ödülünün sahibi oldu. Oscar, Altın Küre ve BAFTA’da En İyi Yabancı Dilde Film ödülüne aday gösterildi ve Altın Küre’de mutlu sona ulaştı.

Film, rottentomatoes’da %99 taze olarak değerlendiriliyor.

220 bin ruble bütçesi olan Leviathan, 994 bin dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Leviathan, Tevrat ve İncil’de kötülüğü temsil eden efsanevi bir deniz canavarı ve şeytanın isimlerinden biri. Ayrıca Thomas Hobbes’in kullandığı devlet metaforu.

Yönetmen Andrey Zvyagintsev, 2008’de New York, Seni Seviyorum (New York, I Love You) için (kurgu aşamasında filme dâhil edilmeyen) Apocrypha adındaki kısa filmi çekerken Marvin Heemeyer’den bir hikâye işitti ve çok heyecanlandı. İlk başlarda Amerika’da bir film yapmak istese de sonraları fikrini değiştirdi. Esnek bir şekilde, İncil’de yer alan Job’un hikâyesini ve Heinrich von Kleist’un kısa romanı Michael Kohlhaas’ı temel alarak, Leviathan’ın senaryosunu ortaya çıkarttı.

Filmdeki balina iskeleti metalden yapıldı. Yönetmen, çekimlerin sonunda iskeletin bir işadamı tarafından satın alarak, bahçesine koydurduğunu söyledi.

Leviathan, tüm dünyada övgülerle karşılanırken Rusya’da çok fazla eleştiri aldı. Film bütçesinin %35’i Rusya Kültür Bakanlığı tarafından karşılandı. Buna rağmen Kültür Bakanı Vladimir Medinsky, “Leviathan zekice kurgulanmış bir film ama ben sevmedim” dedi. Film, (Rusya adına ikinci kez) Altın Küre’yi kazandıktan sonra Medinsky, Izvestia gazetesine, “filmdeki karakterlerde, kendimi, meslektaşlarımı, eş-dostumu hatta eş-dostumun eş-dostunu bulamadım. Ayrıca karakterler arasında bir tanesinin bile iyi olmaması çok tuhaf” dedi. Ve röportajda, yönetmenin, Rus olmayı sevmediğini ama ün, kırmızı halı ve heykelcikleri sevdiğini ima etti.

Rus Ortodoks Kilesi taraftarları, yozlaşmış piskopos karakteri nedeniyle filmi çok sert eleştirdiler. Ortodoks aktivist Kirill Frolov, “Leviathan, Rus Kilisesi ve Rusya’ya çok pis iftira atıyor” dedi. Ayrıca sonradan kaldırılsa da Facebook sayfasında, “Leviathan şeytandır ve şeytanın sinemada yeri yoktur” diye yazdı. Buna rağmen bazı kilise liderleri ise filmi “dürüst” olarak tanımladılar.

Siyaset bilimci ve aynı zamanda Kremlin’in destekçilerinden Sergei Markov, Facebook sayfasında, “bu film, Batı’nın Rusya’ya karşı kullandığı yeni Soğuk Savaş. Festivallerde ödül kazanan bir Rus filmi değil, anti-Rus filmi” dedi.

Film çekimleri Rusya’nın en kuzey batısında yer alan Kirovsk, Monchegorsk, Olenegorsk’da yapıldı. Mayıs 2013’de hazırlıklara başlandı ve çekimler 3 ay sürdü.

New York Times, “Leviathan, Putin’in iki yapıtaşı olan, gücün merkezileştirilmesi ve Ortodoksluğun rolüne yaptığı keskin odaklanmayla, Rusya hükümeti için zorlu bir film” diye yazdı.

Deux Jours, Une Nuit (Two Days, One Night / İki Gün, Bir Gece)

Deux Jours, Une Nuit aka Two Days, One Night aka İki Gün, Bir Gece

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 55

TÜR: Dram. SÜRE: 95 Dk. ÜLKE: Belçika, Fransa, İtalya. YAPIM YILI: 2014. imdb: 7,4. rottentomatoes: %97.

Tüm çalışanların ortak sorunu haline gelen, işten çıkarılma ve iş bulamama korkusunun yarattığı stresin, insanları sürüklediği depresyon ve anksiyete bozukluklarının, etkilerini konu alan İki Gün, Bir Gece, Marion Cotillard’ın nefis oyunculuğu ve drama dozunun güzel bir şekilde ayarlanmış olmasıyla birlikte başarılı bir drama filmi.

Konu

Sandra (Marion Cotillard) küçük bir güneş paneli fabrikasında çalışan genç bir eş ve annedir. Depresyon yüzünden izne çıkmak zorunda kaldığında, iş arkadaşları biraz daha uzun çalışarak, Sandra’nın iş yükünü halledebildiklerini görürler. İş patronu ise eğer Sandra’yı işten çıkarmayı kabul ederlerse, tüm çalışanlara 1000 Euro prim verileceğini açıklar. Sandra işe döndüğünde fark eder ki kaderi 16 iş arkadaşının kararına bağlıdır, ancak çoğu iş arkadaşının da bu paraya kendi aileleri için ihtiyacı vardır. Gizli oylama öncesi, Sandra’nın arkadaşlarını prim teklifini reddetmeye ikna etmesi için yalnızca bir hafta sonu kadar zamanı vardır.

Hakkında

İki Gün, Bir Gece’yi Jean-Pierre Dardenne ve Luc Dardenne yazdı ve yönetti.

Marion Cotillard, En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ına ve film, Cannes’da Altın Palmiye’ye, Altın Küre’de En İyi Yabancı Dilde Film’e ve BAFTA’da İngilizce Olmayan En İyi Film ödüllerine aday gösterildi.

Yapım, rottentomatoes’da %97 taze olarak değerlendiriliyor.

7 milyon Euro bütçesi olan film, 6,7 milyon Euro gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Film kronolojik sıraya göre çekildi.

Marion Cotillard, senaryoyu okumadan rol teklifini kabul etti.

Marion Cotillard, çekimlerin yedişer dakika uzunluğunda yapılmasını istese de, sahne deneyimi ne kadar çok olursa o kadar iyi sonuç alındığını fark etti. Böylece bazı sahneler 50-60 kez tekrar çekildi.

Cotillard, film için Fransız aksanını bir kenara bırakıp, Belçika aksanıyla konuştu.

Filmin geçtiği ve Belçika’nın 3. büyük şehri olan Liège’de işsizlik oranı %23. Bu da Sandra’nın filmde işsiz duruma düşerse çok zor iş bulacağının da gerçek bir kanıtı.

Çekimler, 5 haftalık provalarla birlikte 11 hafta sürdü.

Cotillard, Kaldırım Serçesi ‘nden (La Môme / La Vie En Rose) sonra ikinci kez En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ına aday oldu. İlk adaylığında ödüle ulaşmıştı.

Film, Liege’de yer alan sanayi kasabası Seraing’da çekildi. Belçika’da Fransızca konuşulan bu bölge aynı zamanda yönetmen Dardenne kardeşlerin de doğduğu ve büyüdükleri yer. Bir önceki filmleri de aynı yerde geçiyordu.

Dardenne kardeşler, Cottillard ile yardımcı yapımcı oldukları Pas ve Kemik’in (De Rouille et D’os / Rust And Bone) setinde şans eseri tanıştılar. Cottillard’ı sette bebeğiyle birlikte asansör beklerken gördüklerinde büyülendiler ve sadece “seninle çalışmak istiyoruz” dediler. İki kardeş Liege’e dönerken sürekli onun hakkında konuştular ve onu bir filmlerinde kesinlikle oynatmaya karar verdiler.

Filmin fikri, Dardenne kardeşlerin 2000’lerin başında duydukları, büyük bir Fransız şirketinde, yetersiz görülen işçi ile diğerlerinin primleri arasında yaşanan bir olaydan geliyor. Yönetmenler, sonraları farklı ülkelerden de aynı haberleri işittiler ve dayanışma sorusunu gündeme taşımak istediler.

Marion Cotillard, Dardenne kardeşlerin çalıştığı ilk uluslararası düzeydeki oyuncu ve aynı zamandan Belçikalı olmayan ilk oyuncu. Luc Dardenne ve kardeşi Jean-Pierre Dardenne, Cotillard’ın nefis bir aktris olduğunda hemfikirdiler fakat onun daha önce oynadığı film ve Dior reklamlarından daha farklı bir karakteri oynaması için uğraştılar.

Ida

Ida

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 39

TÜR: Dram. SÜRE: 82 Dk. ÜLKE: Polonya, Danimarka. YAPIM YILI: 2013. imdb: 7,5. rottentomatoes: %96.

Oscar, Altın Küre ve BAFTA’da En İyi Yabancı Dilde Film ödüllerine aday gösterilen Polonya, Danimarka ortak yapımı Ida, 1960’lar Polonya’sında II. Dünya Savaşının izlerini konu edinen, başarılı bir drama filmi.

Geçmişiyle bir türlü hesaplaşamayan “Nazi avcısı” bir kadın savcı ve Yahudi olduğunu bilmeyen genç rahibe yeğeninin hayatlarının kesişmesini anlatan filmdeki savcı karakteri, Helena Wolińska-Brus’ın gerçek hayat hikâyesinden esinlenerek uyarlanmış.

Konu

1960’lar Polonya’sında genç bir rahibe olan Anna’nın (Agata Trzebuchowska), dini yemini öncesinde, manastır başrahibesi, Anna’nın tek akrabası olan teyzesi Wanda’yı (Agata Kulesza) ziyaret etmesini ister. Anna, alkolik bir yargıç ve “Nazi avcısı” eski bir savcı olan teyzesinden Yahudi olduğunu öğrenir.

Hakkında

Senaryosunu Rebecca Lenkiewicz ve Pawel Pawlikowski’nin yazdığı Ida’nın yönetmen koltuğunda Pawel Pawlikowski oturuyor.

Oscar, BAFTA ve Altın Küre’de Yabancı Dilde kategorisinde ödüle aday gösterilen Ida, Oscar ve BAFTA’da mutlu sona ulaştı.

rottentomatoes’da hakkında yazılan 134 eleştirinin 128 tanesinden olumlu yorum alan film, %96 taze olarak değerlendirildi.

2 milyon euro bütçesi olan Ida, 11 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Filmin senaryosunu, yazdığı İngilizce oyunlarla tanınan Rebecca Lenkiewicz ve yönetmen Paweł Pawlikowski yazdı. Wanda Gruz karakteri, yönetmenin 1980’lerde İngiltere’de görüşme şansı yakaladığı Helena Wolińska-Brus’tan esinlenilerek yaratıldı. Yahudi bir ailenin çocuğu olarak Varşova’da dünyaya gelen ve Włodzimierz Brus ile evlenen Helena, Almanya işgali sırasında kocasıyla ayrı düştü ve uzunca bir süre ondan haber alamadı. Bu sırada komünist “Halkın Koruyucuları”na katılan Wolińska-Brus, kocasının öldüğünü düşünerek 1942’de hareketin komutanlarından Franciszek Jóźwiak ile evlendi. 1944’de ilk kocasının ölmediğini öğrenen Wolińska-Brus, 1956’da onunla yeniden evlendi. II. Dünya Savaşı sonrası Polonya’sında yarbay rütbesiyle askeri yargıç olarak çalışan Wolińska-Brus, 1950’lerde Stalinci rejimin “göstermelik duruşma”larına da karışarak, “Nazi avcılığı” yaptı.

Pawel Pawlikowski, Anna rolüne uygun oyuncu bulmakta oldukça zorlandı. Arkadaşlarından role uygun olduğunu düşündükleri kişilerin gizlice fotoğrafını çekip kendisine göndermelerini rica etti. Bir arkadaşı kafede gördüğü Agata Trzebuchowska’nın fotoğrafını çekip yönetmene gönderdi. O da daha önce oyunculuk tecrübesi olmayan, öğrenci Agata’yla görüştükten sonra rolü kendisine verdi.

Sinematograf Ryszard Lenczewski, film çekimine başlanmasından kısa bir süre sonra sağlık sorunları nedeniyle görevinden ayrıldı. Yönetmen Pawel Pawlikowski, sonraları, Lenczewski’nin filmi önemsemediği için görevinden ayrıldığını ve bir daha kendisiyle çalışmayacağını söyledi. Lenczewski’nin yerine kamera operatörü Lukasz Zal görev aldı.

Pawel Pawlikowski, filmi yaparken kendi hayatından da faydalandı. Annesi Katolik ve babası Yahudi olan Pawlikowski’nin büyükannesi de Auschwitz’de öldü.

Filmi Fransa’da yaklaşık 500 bin seyirci izledi ve bu rakam Ida’yı, Fransa’da en çok izlenen Polonya filmlerinden biri yaptı.

Filmin tema müziğini Danimarkalı Kristian Eidnes Andersen yaptı ve kredi bölümünde adı geçmesine rağmen, kurgu aşamasında Mozart’ın 41. Senfonisi “Jupiter” kullanılmaya karar verildi.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Filmin Polonyalı-Yahudi ve Hıristiyan-Yahudi ilişkileri bazı eleştiriler aldı. Bu konudaki eleştirilerden biri, filmdeki Polonyalıların negatif olarak resmedilmesi, Yahudi karşıtı ve “katliamdan” sorumlu gibi gösterilmesiydi. Eleştiri sahipleri, filmin aksine binlerce Polonyalının, Yahudilere yardım etmek ve/veya saklamak suçuyla Almanlar tarafından öldürüldüğünü dile getirdiler. Bir diğer eleştiri de, Ida’nın teyzesinin Sovyetlerle birlikte çalışan ve Polonyalılar tarafından eziyet gören bir Yahudi kadın gibi resmedilmesiydi.

Wadjda (Vecide)

Wadjda aka Vecide

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 12

TÜR: Komedi, Dram. SÜRE: 98 Dk. Ülke: Suudi Arabistan, Almanya. YAPIM YILI: 2012. imdb: 7,6. rottentomatoes: %99.

Tamamı Suudi Arabistan’da çekilen ilk film ve aynı zamanda Suudi bir kadın yönetmenin yönettiği ilk film olma özelliği taşıyan Wadjda, Suudia Arabistan’da kadın olmayı, olabildiğince objektif ve naif bir şekilde beyaz perdeye aktarıyor. Çocukluktan başlayarak kadın olmanın adeta suç olduğu bir ülkeyi ve sistemi (tekrarlamak gerek) objektif bir şekilde gözler önüne seriyor.

Konu

Riyad’da yaşayan 11 yaşında Wadjda’nın (Waad Mohammed), tek hayali bir bisikletinin olmasıdır. Oysa Suudi Arabistan’da kadınlar için birçok şey yasak olduğu gibi, bisiklet sürmek de ayıp olarak kabul edilmektedir. Annesinin de (Reem Abdullah) karşı çıkmasına rağmen Wadjda, inatla para biriktirmeye devam eder.

Hakkında

2012 Suudi Arabistan-Almanya ortak yapımı olan Wadjda’yı Haifaa Al-Mansour yazıp yönetti.

Suudi Arabistan’ın Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ına ilk aday adayı olan film, BAFTA’da İngilizce Olmayan En İyi Film dalında aday gösterildi.

Ivır Zıvır

Yönetmen Haifaa al-Mansour, bir yandan finansal zorluklarla, bir yandan da gerçekçi bir atmosfer yaratmak adına, çekimleri Suudi Arabistan’da yapmak için tam 5 yıl uğraştı. Ayrıca, Suudi Arabistan’da film sektörü ve sinema salonu olmadığı için yabancı bir yapımcı bulmak için de uzun bir uğraş verdi.

Yönetmen, senaryonun gerçek hayata uygun olması için çok özen gösterdiğini ve hikâyeyi kaleme alırken hiçbir şekilde propaganda yapmak istemediğini söyledi. Wadjda karakterini yaratırken bir kız yeğeninden ve kendi çocukluk deneyimlerinden etkilendiğini belirtti.

Filmin, Riyad sokaklarındaki çekimleri, van tipi bir arabanın arkasına kurulmuş kamerayla yapıldı. Özellikle erkeklerin yoğunlukta olduğu bölgelerde çekim yapılmamaya (mecburen) özen gösterildi. Yönetmen sıklıkla, monitörden oyuncuları izleyip, walkie-talkie yardımıyla arabadaki görevlilerle iletişim kurdu. Tüm çekimler arabayla yapıldığı için, her bir sahne çekilmeden önce oyuncularla uzunca süre prova yapmak zorunda kaldı.

rottentomatoes’de hakkında yazılan 102 eleştiriden 101’inde olumlu yorum alan Wadjda, %99 taze olarak değerlendiriliyor.

Wadjda rolünü oynayan Waad Mohammed ilk kez kameralar karşısına geçti.

Wadjda’nın müziklerine Alman müzisyen Max Richter imzasını attı.

Filmdeki en büyük hata, okulda abdest alan kızlardan birinin kollarından sonra kulağını yıkaması. Oysa kollarından sonra saçını sonrasında kulaklarını yıkaması gerekiyor.

Max Richter – The Release

Dabba (The Lunchbox / Sefer Tası)

Dabba aka Lunchbox aka Sefer Tasi

Twitter (@izlenecekfilm) Link: #izlenecekfilm 47

TÜR: Dram, Romantik. SÜRE: 104 Dk. ÜLKE: Hindistan, Fransa, Almanya. YAPIM YILI: 2013. imdb: 7,8. rottentomatoes: %96.

Hindistan’daki yaşama dair ilginç bir ayrıntıyı, romantik bir hikâyeye dönüştüren Sefer Tası, Hindistan’ın egzotik atmosferinde, naif konusu ve güzel anlatımıyla başarılı bir romantik drama filmi.

Filmdeki sefer tası ulaştırma servisi oldukça ilgi çekici.

Konu

Evli ve bir kızı olan Ila’nın (Nimrat Kaur) kocasıyla arasındaki aşk sönmeye yüz tutmuştur. Ila üst komşusunun önerisiyle kocasının kalbini yeniden kazanmak için türlü türlü ilgi çekici yemekler yapıp, sefer tası taşıması yapan bir adamla kocasının iş yerine göndermeye başlar. Fakat yemekler bir karışıklık sonucu sürekli Saajan Fernandes’e (Irrfan Khan) ulaşmaktadır.

Hakkında

2013 Hindistan yapımı Sefer Tası’nı Ritesh Batra yazıp yönetti.

Büyük çoğunluğu Asya’daki festivallerden olmak üzere toplam 25 ödül kazanan film, 2015 yılında BAFTA’da İngilizce Olmayan En İyi Film ödülüne aday gösterildi.

Film, rottentomatoes’da %96 taze olarak değerlendiriliyor.

1,6 milyon dolar bütçesi olan film, 13 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Daha önce kısa filmler yazıp yöneten Ritesh Batra, 2007 yılında Bombay’daki ünlü sefer tası ulaştırma servisi hakkında bir belgesel için araştırma yapmaya başladı. Bu araştırma sırasında bir sürü olay ve hikâyeye tanık oldu. Filmin senaryo fikri de bu hikâyeler üzerinden yeşerdi.

Yerel dil kullanılan Hindistan filmlerinde, bolca İngilizce kelime ve cümle kullanılmaktadır. Bunun en büyük sebebi, İngilizcenin zaman içinde, Hindistan’da çok fazla sayıda bulunan yerel diller arasındaki farkları azaltan bir işlev kazanmasıdır.

Hindistan’daki birçok kişi Sefer Tası’nın 2014 yılında Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ına Hindistan’ın adayı olmasına kesin gözüyle bakarken, Hindistan Film Federasyonu, sürpriz bir şekilde The Good Road’ı aday gösterdi. Bunun üzerine Sefer Tası’nın yapımcısı Anurag Kashyap, federasyonu sert bir şekilde eleştiren bir twit atarak durumu protesto etti. Fakat kısa bir süre sonra yazdıklarını silip, “kararı duyunca çok öfkelenerek böyle bir şey yaptım” dedi.

Dip Not: 20 Haziran 2014’de yayımlandı, 23 Şubat 2015’de güncellendi.