21. Deplasmanım ve Gördüğüm 22. Stad: Dr. Necmettin Şeyhoğlu (221 km)

1 Eylul 2013 - Karabukspor - Genclerbirligi, Dr Necmettin Seyhoglu Stadyumu -2-

Dr. Necmettin Şeyhoğlu Stadyumu’nun Ankara 19 Mayıs Stadyumu’na uzaklığı: 221 km.

Sezon öncesi, deplasman yapmayı düşündüğüm şehirlerden biri de Karabük’tü. Maç tarihleri daha belli olmadan önce, maçın oynanacağı hafta sonu Özge ve ablası ile hem Tolga’yı ziyaret etmek, hem de gezmek için Karabük’e gitme kararı almış olmamız ilginç bir rastlantı oldu. Fakat ortada bir sorun vardı; Cumartesi günü sabahtan yola çıkıp Karabük’e gidilecek, o akşam orada kalıp pazar günü akşam 8 civarlarında geri dönülecekti. Ama maç saati de 8 olunca ben alternatif bir dönüş planı yapmaya koyuldum. Ama etrafımdakilerin hiçbirine deplasman fikri cazip gelmiyordu. Ben de otobüsle dönmeye karar verip uygun bir sefer aramaya başladım. Ama ne komiktir ki akşam 7’den sonra Karabük’ten Ankara’ya gelen sadece Kastamonu-Ankara seferi yapan bir tane otobüs vardı ki, o da doluydu. Moralim bozulmuştu. Ama Allahtan, Alkaralar.com‘a durumu yazdığımda, Atila abilerin ailecek deplasmana gideceklerini ve dönüşte arabada bir kişilik yer olduğunu öğrenince derin bir nefes aldım.

Cumartesi günü saat 8:30 civarlarında Özlemleri alıp, Karabük – Safranbolu (ve benim için deplasman) yolculuğumuza start verdik. Oldukça sıcak bir hafta sonundan sonra havanın serinlemiş olması ve özellikle cumartesi günü Karabük’te yağmur yağacağını öğrenmek (sonrasında memnun olacağımızdan habersiz olarak) can sıkıcıydı. Gerede sapağına yaklaştıkça artan sis, aklıma geçen Nisan’da yaptığımız Amasra, Cide, Safranbolu gezimiz sırasında bol siste çıkmaya çalıştığımız ama bir süre sonra vazgeçtiğimiz Küre Dağları’na gitme çabalarımızı getirdi.

Gerede’den Karabük’e doğru dönünce ara ara yağmurlu ve bol bulutlu bir hava ile karşılaştık. Saat 11:15’de Karabük’e vardığımızda ilk iş olarak kahvaltı için Kastamonu yolundaki Kadı Efendi’ye gittik. Saat 2 gibi Tolga’yı aldık ve Karabük gezimiz resmen başlamış oldu.

31 Agustos 2013 - Tokatli Kanyonu, Kristal Teras, Safranbolu, Karabuk -3-

Yaklaşık 1 yıldır Karabük’te yaşayan Tolga’nın verdiği oldukça ilginç bilgiler eşliğinde hızlı bir şehir turu yaptık. Bu sırada, deplasmanlardaki en hayati bilgilerden biri olan stadın yerini de öğrenmiş oldum! Ardından Safranbolu tarafındaki Tokatlı Kanyonu’nu tepeden gören Kristal Teras’a gittik.

Mehmet Ali Cetinkaya - 31 Agustos 2013 - Tokatli Kanyonu, Kristal Teras, Safranbolu, Karabuk

31 Agustos 2013 - Tokatli Kanyonu, Kristal Teras, Safranbolu, Karabuk -2-

İnsanın cam bir platformda yürürken aşağıdaki derinliği görmesinin hiç de iyi bir duygu olmadığını tecrübe edindik. Bir de buna, terasa çıktığımızda arkamızda sürekli zıplayan çocuğun terası sallaması eklenince iyice gıcık olduk.

31 Agustos 2013 - Tokatli Kanyonu, Kristal Teras, Safranbolu, Karabuk -1-

Bir süre Teras’da zaman geçirdikten sonra Tokatlı Kanyon’una inmeye karar verdik.

31 Agustos 2013 - Tokatli Kanyonu, Safranbolu, Karabuk

204 basamağı inerken kanyon duvarlarında gördüğümüz oyuklar oldukça enteresandı. Aşağıda önce bir kafe, sonrasında paintball oynanan bir alan ve son olarak da at binilen bir yer vardı. Tüm yolu bir yandan gezerken bir yandan da dikenlerinden sakınarak itinayla olgun böğürtlen toplamaya çalışıyorduk.

31 Agustos 2013 - Incekaya Su Kemeri, Safranbolu, Karabuk

Dönüş yolunda nefes nefese kalmış bir şekilde en üstteki basamağa ulaştığımızda, yan taraftaki İncekaya Su Kemeri’nin üstündeki insanları görüp, oraya doğru yöneldik. Doğal olarak, üzerinde hiçbir korkuluğun bulunmadığı dar su kemerinin üstüne çıkmak yasaktı. Tellerle kaplı girişin esnetilmiş yerinden insanlar su kemerine çıkıp yürüyorlardı. Evet, biz de aynı suçu işledik ve kemer üstünde bir süre yürüyüp geri dönük!

Akşam yemeğini ardından Safranbolu’da hem kahve içmek için Boncuk Kafe’ye gittik. İlk kez Safranbolu’yu gece görüyordum ve daha önce geldiğimde olduğu gibi yine çok sevdim. Çarşının içinde yer alan Boncuk Kafe’nin önünde insanlar oturmuşlar saz çalıp şarkı söyleyen iki kişiyi dinliyorlardı. Biz de yer bulamadığımız için içeri geçtik. Kahvelerimizi içip, yanında ikram edilen, tatlı-ekşinin nefis bir uyumuna sahip olan karadut-böğürtlen şırasını yudumladık. Hesabı öderken Ankara’ya götürmek için biraz şıra satın aldım.

1 Eylül 2013, Pazar

Pazar günü kahvaltı için Konarı göllerinden birinin etrafında kurulu olan tesislere gittik. Ufak bir alanı kapsayan gölü ilk gördüğümüzde havuza benzettik. Fakat Tolga’nın yaptığı kısa bir araştırmadan sonra golün, 1945-46 yıllarında İngiltere’den getirilen ve elektrik ya da yakıt kullanılmadan sadece su basıncı ile çalışan pompa sistemi ile Konarı köyüne su sağladığını ve goldeki oksijen oranının az olduğunu, ısının ise her mevsim 20-24 derece arası olduğunu öğrenecektik.

1 Eylul 2013 - Degirmen Restaurant, Safranbolu, Karabuk -2-

1 Eylul 2013 - Degirmen Restaurant, Safranbolu, Karabuk -1-

Yemeğin ardından çocuklar ve büyükler için lunapark eğlencesine ve ardından da yemek yemek üzere, su değirmenleriyle un öğüten ve aynı zamanda lokanta olarak işletilen Değirmen Restaurant’a gittik.

Karabük Deplasmanı

Akşam 7 civarlarında kırmızı-siyah formamı giyip bizimkilere iyi yolculuklar diledikten sonra stadyuma giden sokağın başında arabadan indim. Stadyum, eski işçi lojmanlarının bulunduğu ağaçlık bir yerde bulunduğundan gayet güzel görünüyor. Yaklaştıkça gürültü ve kalabalık artmaya başladı. Polis kontrolünden geçerken, görevli polis biletimi sordu. Deplasman taraftarı olduğumu söyleyince beni arka sokaktan deplasman girişine yönlendirdi. Stadın bir yan paralel sokağından yokuşu tırmanıp stada doğru tekrar aşağıya doğru döndüğümde ikinci bir polis noktasına ulaştım. Yeniden biletim sorulduğunda deplasman taraftarı olduğumu yineledim. Polis burada biletin satılmadığını ve Onur Park’a gitmemi söyledi. Oldukça terlemiş ve sıkılmış olarak, bilginin güvenilirliğini kontrol etmek üzere deplasman girişine doğru ilerledim. Orada da aynı cevabı alınca kapalı tribünün önünden geçerek yürümeye başladım. Onur Park’ı sorduğum bir Karabük’lü “beni takip et, ben de bilet alacağım” dedi.

1 Eylul 2013 - Karabukspor - Genclerbirligi Mac Bileti

Teşekkür ettikten sonra bana hangi tribünden bilet alacağını sordu. Ben de, “herhalde bize tek bir tribün vermişlerdir. Çünkü Gençlerbirlikliyim” deyip gülünce, bana dönüp “biz Gençler taraftarını Behzat Ç.’den öğrendik” dedi ve güldü.

1 Eylul 2013 - Karabukspor - Genclerbirligi, Dr Necmettin Seyhoglu Stadyumu -1-

Biletleri alıp tekrar kapalının önünden geçip Güney Kale Arkası’na geldim ve içeri girdim. Polisler, İstanbul Büyükşehir Belediyespor ve Fenerbahçe deplasmanlarında olduğu gibi, “güvenlik gerekçesiyle” bizi 2 katlı tribünün üst katına yönlendiriyorlardı.

Mehmet Ali Çetinkaya - 1 Eylul 2013 - Karabukspor - Genclerbirligi, Dr Necmettin Seyhoglu Stadyumu

Tribüne çıktığımda Atila abi, eşi, Ozan ve İpek’i görüp yanlarına oturdum. Bir süre muhabbet ettikten sonra adet olduğu gibi, tribündeki en iyi açıyı bulmaya çalıştım.

1 Eylul 2013 - Karabukspor - Genclerbirligi, Dr Necmettin Seyhoglu Stadyumu -2-

 

1 Eylul 2013 - Karabukspor - Genclerbirligi, Dr Necmettin Seyhoglu Stadyumu -3-

Karşıda yer alan kuzey kale arkasında Karabük’ün taraftar grubu Mavi Ateş’liler yer alıyordu. Sağda kapalı tribün ve sol tarafta ise henüz yapımı tamamlanmamış olan maraton tribünü vardı. Stadyum “kutu” gibiydi ve çimlerle tribün arasında ekstra bir alan bulunmadığı için kale arkasında bile görüş açısı gayet güzeldi.

Bir süre sonra Mustafa abi ve ailesi de tribündeki yerlerini aldılar. Bu arada biz yerimizi değiştirip tribünün en soluna geçip stadı daha çaprazdan gören bir yere geçtik.

Metin hoca, geçen hafta Ankara’da beklediğimizden çok iyi bir performans sergileyen takımda iki tane değişiklik yapmıştı. Stoperde Ante’nin kart cezası nedeniyle görev alan Ahmet’in yerini yine Ante ve Gosso’nun yerine de Özgür kadroya alınmıştı.

Maçın hemen başında, pek alışık olmadığımız bir şekilde sürekli ileriye doğru oynayan bir takım izlemeye başladık. Hem topu ayağımızda tutuyor, hem rakip ataklarını çoğalarak kesiyor hem de hızlı çıkarak pozisyona girmeye çalışıyorduk. Sanırım tek handikabımız Zec’in en ileride görev almasıydı. Çünkü geldiği günden beri Zec, forvet arkası olduğunu ve ileride baskı altında tek adam olamayacağını defalarca kanıtlamıştı. Ama malum “bir kere daha” yeni bir teknik direktör ve yeni kurulan bir ekip olduğumuz için bu tarz denemeler yapmaya mecburduk!

1 Eylul 2013 - Karabukspor - Genclerbirligi, Dr Necmettin Seyhoglu Stadyumu -5-

Soldan Uğur ve Stanku, ortadan Nizamettin ve sağdan Jimmy’nin hızlı çıkışları ve Özgür’ün nefis müdahalelerini izledikçe tribünlerde iyice iştahlanmıştık. Jimmy’nin önümüzdeki kaleye gönderdiği füzenin direkte patlaması ve Zec’in kale sahasına çaprazdan girip uzak köşeye plase yapmak isterken dışarı attığı pozisyonla saç baş yolduk.

İlk yarının son 15 dakikasında Karabükspor çok fazla serbest vuruş kazanmaya başladı. Pozisyonların birçoğunu garip bir şekilde anlayamadık. Çünkü sanki fauller hep topsuz alanda oluyordu. Çünkü biz pozisyonu izlerken topu takip ediyorduk ve top, hamlelerle yön değiştirmeye devam ediyordu. Bu arada düdük çalıyor ve yerde bir Karabük’lü görüyorduk.

İlk yarı 0-0 sona erdikten sonra alt tribüne gidip biraz da oradan stadyumu inceledim.

1 Eylul 2013 - Karabukspor - Genclerbirligi, Dr Necmettin Seyhoglu Stadyumu, KaraKizil Stiker

Üst kata dönerken Kara Kızıl’dan Barkın’ın C Blok tabelası üzerine tribün gruplarının stikerlarını yapıştırdığını gördüm. Özellikle “Kona Moshoeu Kushe Golleri Döşe” stikerı çok başarılıydı…

Geçen yıl Türk Telekom Arena’da Galatasaray’ı 1-0 yendiğimiz maçta, Schalke taraftar gruplarının stikerlarını görmüş, Abregle konuşmuş ve biz de birkaç tane hazırlayıp deplasmanlarda yapıştırmayı düşünmüştük. Ama hala aksiyona geçemedik!

İkinci yarının başlarında yine ileriye doğru oynayamaya çalıştık ama sonrasında Karabükspor’un topa hakim olmaya başlamasıyla birlikte geri çekilmeye başladık. Bu süre zarfında Ramazan’ın biri yerden biri de havadan gelen iki tane topu kurtarması ve Karabüklü bir oyuncu ceza alanı içinde şut çekmek üzereyken Tosic’in son anda kayarak topu dışarı atışını izledik. Fakat işin ilginç yanı ilk yarıda olduğu gibi Deniz Ateş Bitnel’in faul kararlarının birçoğuna yine anlam veremiyorduk.

1 Eylul 2013 - Karabukspor - Genclerbirligi

Derken maçın son anlarında kullanılan bir serbest atışta Ante’nin Samba Sow’u itmesinin ardından çalınan penaltıyla şok olduk. Çünkü bu pozisyonu da anlayamamıştık! Ne yerde yatan biri vardı, ne hakeme itiraz eden herhangi bir Karabüksporlu futbolcu, ne de olası bir avut düdüğüne tepki gösterecek Karabüklü taraftar!

Bir gün sonra özetlere baktığımda Ante’nin gerçekten Sow’u ittiğini gördüm. Ama penaltı kararı çok acımasızcaydı! Çünkü hakem bu pozisyona penaltı çalarsa, her maç en az 4-5 tane penaltı vermesi gerekirdi!

Golden sonra iki tane Karabüklü futbolcu kazandıkları bir köşe atışı kararının ardından köşe noktasına gidip beklemeye başladılar. Bir ara sanırım Karabüklülerden biri topa dokundu. Ama sonrasında ne onlar, ne de bizimkiler ne olduğunu anlayamadılar. Bu arada hakem ısrarla topun olduğu yeri gösteriyordu. Ardından Doğa gidip topu aldı, yere koydu ve hakem düdük çalarak bir kere daha oyuna müdahale etti. Bu sefer Karabüklüler topu aldı ve aynı şeyler tekrar başa döndü. Bu arada bizler tribünde saç baş yolarken, Metin Diyadin de sahaya daldı. Ve tribünlere gönderildi. Ardından kullanılan taçtan sonra da hakem maçı bitirdi!

Uzunca bir süre ıslıklar ve “acemi hakem” tezahüratlarından sonra sinirli ve moralsiz bir şekilde alt kata inip kapıların açılmasını bekledik.

Atila abilerin arabasında, bol ikramlar eşliğinde yaptığımız güzel yolculuğu, Dorukkaya tesislerinde ara verdiğimiz sırada takım otobüsü geldi. Atila abi otobüsten sinirli bir şekilde inen Metin Diyadin’e “geçmiş olsun hocam” deyince, Metin hoca kısa bir süre Atila abiye baktıktan sonra sinirli bir şekilde uzaklaştı. Sonrasında otobüsten inen Cem Onuk, Atila abiye, “Süper Lig’deki ilk maçında bizi yaktı hakem!” diye dert yanıyordu…

Kişisel deplasman karnesi: 21maç, 3g, 8b, 10m, 15ga, 29gy.

Dip Not: Dr. Necmettin Şeyhoğlu’den önce gördüğüm 21 stadyum sırasıyla şunlar: Ankara 19 Mayıs, Cebeci İnönü, Mudanya İlçe, Beşiktaş İnönü, Sakarya Atatürk, Yenikent ASAŞ, Bursa Atatürk, San Siro / Giuseppe Meazza, Santigao Bernabeu “Maç yoktu. Stat turu ile gezdim”, Konya Atatürk, Eskişehir Atatürk, 5 Ocak, Ali Sami Yen, Samsun 19 Mayıs, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu, 19 Eylül, İstanbul Atatürk Olimpiyat, Recep Tayyip Erdoğan, Kadir Has, Türk Telekom Arena, Hüseyin Avni Aker.

İlgili Maç: 2013-2014 Sezonu Spor Toto Süper Lig 3. Hafta Maçı Kardemir Karabükspor 1-0 Gençlerbirliği

“Siteye Kayıtlı” Bir Sonraki Deplasman Anım:22. Deplasmanım ve Gördüğüm 24. Stad: Başakşehir Fatih Terim (469 km)

“Siteye Kayıtlı” Bir Önceki Deplasman Anım: “20. Deplasmanım ve 2. (ve son) Kez Beşiktaş İnönü (445 km)”



“21. Deplasmanım ve Gördüğüm 22. Stad: Dr. Necmettin Şeyhoğlu (221 km)” üzerine bir düşünce

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir