porno,porno izle,bedava porno,türkçe porno izle,yerli porno,sikiş, porno porno izle porno

4. Deplasmanım ve Gördüğüm 7. Stad: Bursa Atatürk (389 km)

Kayserispor-Genclerbirligi-

Bursa Atatürk Stadyumu’nun Ankara 19 Mayıs Stadyumu’na uzaklığı: 389 km.

Aynı zamanda statta izlediğim ilk Türkiye Kupası final maçı…

Gençlerbirliği Spor Kulübü’nün taraftarlar için ayarladığı 36 tane otobüsten birinde yolculuğumuz başladı. Yolda durduğumuz her yerde topluca fotoğraflar çektirdik, gırgır şamata yaptık ve Bursa’ya vardık. Bursa Atatürk’e yaklaştıkça heyecanımız artmaya başladı. Sonuçta Türkiye Kupası finalini izlemeye gidiyorduk! Ankara’da yola cıktığımızda hava sıcaktı ama Bursa’da bizi kapalı ve hafif yağmurlu bir hava karşıladı. Polis stadın altında (Merinos deniyor sanırım) otobüsleri durdurdu. Hepimizi oluşturdukları kordon içerisinden stada kadar yürüttü. O sırada atılan sloganlar ve çevredeki Bursasporluların verdiği destek oldukça hoşumuza gitti. Stada yaklaşıtken bazı Kayserisporlu taraftarların bizleri alkışlaması ve bunun üzerine karşılıklı yapılan “Anadolu, Anadolu” tezahüratları ise bence günün en güzel anıydı…

7 Mayis 2008 - Kayserispor-Gencler

Bize ayrılan tribünün önündeki gişelerde büyük bir kalabalık vardı. Bir süre bekledikten ve Bursa’daki tanıdıklarla buluştuktan sonra normalde Texas’ın buldunuğu kale arkasına giriş yaptık. Kayserisporlulara maraton ve diğer kale arkası verilmişti ve sayıca bizden çoktular. Ama Texas’ın verdiği destekle birlikte bizim sesimiz daha fazla çıkıyordu…

Bizim tribünümüzde Ankaragücü, Eskişehirspor ve Bursaspor atkılı birçok futbolsever vardı. Birbirleriyle atkı değiştirip kol kola fotoğraflar çektiriyorduk.

20080507_gencler_tribun_uc_bayrak

Orta kısımda bulunan Texas grubu 3 tane büyük bayrak sallıyorlardı. Bunlardan biri yeşil-beyaz, biri sarı-lacivert ve diğeri kırmızı-siyahtı.

Bursa Atatürk’te ilk kez maç izleyen biri olarak, kale arkası tribününün önünde bulunan kalın direklerin görüş açısını bozmasına ve önde bulunanan koltukların arasındaki uzun düzlükleri garipsedim.

Kayserispor - Genclerbirligi, Turkiye Kupasi Finali, Bursa Ataturk -1-

Kayserisporluların tribünlerini ise sarı-kırmızıya boyamışlardı ama ilginçtir ki, maç için özel olarak hazırladıkları beyaz zemin üzerine -daha küçük- kayseri logolu bayraklar uzaktan “teslim bayrağı” gibi görünüyordu…

Genclerbirligi-Atkilari-Part-2_DSC00343

Alkaralar, maç için özel gün atkısı bastırmışlardı. Birçoğumuzun boynunda yarısı Kayserispor ve diğer yarısı Gençlerbirliği olan bu atkılardan vardı.

Maça Gençlerbirliği bayağı iyi başladı. Son 3-4 haftadır oynadığımız güzel oyunu yine sahaya yansıtmıştık ama sezon boyunca eksikliğini hissettiğimiz “forvetsizlik” yine başımıza bela oluyordu. Kahe iyi top saklıyor ve pas atıyordu ama pasını alacak ve değerlendirecek kimse yoktu. Isaac ise çok dusuk bir performans sergiliyordu. Gençlerin uyguladığı pres Kayserispor’u etkisiz hale getiriyordu ama beklenen golün bir türlü gelmemesi güç kaybetmemize ve maçın orta sahada iyice sıkışmasına sebebiyet veriyordu.

Defansın sağında oynayan kaptan Erkan Özbey, ilk yarı boyunca kanatından sürekli atağa destek verdi ama bu yüzden olacak ikinci yarı oldukça yorulmuştu. Uzatma dakikalarında Erkan’ın yerine Hakan Aslantaş alındı ama bence onun yerine Isaac çıkartılıp, Erkan’ın önüne Burhan alınsaydı daha etkili olabilirdik…

Kayserispor - Genclerbirligi, Turkiye Kupasi Finali, Bursa Ataturk -2-

Kayseri ilk şutunu 43. dakikada attı. İkinci yarı ve uzatmalar gol getirmedi ve uzak kalede penaltılar atılmaya başlandı. Kayseri golü atıp Kahe atamayınca biraz telaşlandık ama Periç’in yaptığı kurtarış derin bir nefes almamızı sağladı. İlk 5 atışın sonunda skor 4-4 idi. Ardından seri atışlara başlandı. Periç bir kurtarış daha yapınca “Allah!” dedik. Heyecandan yerimizde duramıyorduk. Topun başına el-Saka geçti. el-Saka sezon ortasında takıma gelip güzel şeyler yapmıştı. Bu maçta da atacağı zafer penaltısı yaptıklarını taçlandıracaktı. Nefeslerimizi tuttuk ama olmadı! Ardından bu sefer de Saido topu dışarı gönderdi ve ikinci kez kupaya sarılmayı hayal etmeye başladık! Bu sefer Ergün Teber kaleciye nişanladı ve 2. kez yıkıldık! Sonrasında Kayseri attı, Çakır atamadı ve Sarı-Kırmızılılar kupayı kazandı. Donduk kaldık!

Takıma kızamıyorduk çünkü iyi mücadele etmişlerdi. Ama iki kere kupanın ucundan tutup ardından kaybetmek bize koyuyordu!

Maçtan sonra tüm tribün olarak alkışlarımıza ilk cevap Periç’den geldi. Periç bizleri alkışlayarak tribüne kadar geldi. “Elimizden geleni yaptık ama olmadı” gibi ellerini açtı, eğildi, alkışlamaya devam etti ve birkaç kez daha eğilerek selam verdi… Ardından tüm takım alkışlandı ve buruk duygularla stattan ayrıldık…

Futbolun ne kadar “anlık” ve ne kadar “değişken” bir oyun olduğunu bu maçta bir kere daha gördüm. Penaltılar atılırken 2 kere fırsat ayaklarımıza kadar gelmişti. Havalara uçmuş ve atışı beklemeye başlamıştık ama olmamıştı! Hem de 2 kere! Ardından Kayserililer attı biz kaçırdık ve o an! İşte o an donup kaldık! İşte o an her şey anlamını yitirdi! İşte o an maça gelmek için göze aldığımız ve yaptığımız her şeyin yorgunluğu/ağırlığı omuzlarıma binmeye başladı…

Madalya töreninde takımımızın adı hoparlörden duyulunca uzunca alkışladık ve görevimizi tamamlamış olduk. Ardından Kayserispor tribünlerinden sevinç çığlıklarını duyup, hareketliliği ve mutluluk gördük… Lambaların söndürülüp konfetilerin fırlatılması, kupanın kaldırılışı, havayi fişekler… Hepsi eziyet gibiydi… “Keşke”lerin iyice omuza binmesi ve günün yorgunluğunun bedene vurmasıydı, üzüntüydü…

“Şimdi orada biz olsaydık”dı…

Kişisel deplasman karnesi: 4maç, 1g, 2b, 1m, 3ga, 3gy.

Dip not: Bursa Atatürk’ten önce gördüğüm 6 stad sırasıyla şunlar: Ankara 19 Mayıs, Cebeci İnönü, Mudanya İlçe, Beşiktaş İnönü, Sakarya Atatürk, Yenikent ASAŞ.

İlgili maç için: 2007-2008 Sezonu Fortis Türkiye Kupası Final Maçı Kayserispor 0-0 (Penaltılarla 11-10) Gençlerbirliği

“Siteye Kayıtlı” Bir Sonraki Deplasman Anım: “5. Deplasmanım ve Gördüğüm 10. Stad: Konya Atatürk (264 km)”

“Siteye Kayıtlı” Bir Önceki Deplasman Anım: “3. Deplasmanım ve Gördüğüm 6. Stad: Yenikent ASAŞ (33,4 km)”

2. Deplasmanım ve Gördüğüm 5. Stad: Sakarya Atatürk (310 km)

Mehmet Ali Cetinkaya - 3 Aralik 2006 - Sakaryaspor-Genclerbirligi

Sakarya Atatürk Stadyumu’nun Ankara 19 Mayıs Stadyumu’na uzaklığı: 310 km.

Sabah 12 arkadaşla birlikte Ankara’dan Sakarya’ya doğru yola çıktık. Aralık’ın ilk günleri olmasına rağmen hava çok güzeldi.

Maç saat 2’de olduğundan şehre varır varmaz stadyuma gittik. Sakaryaspor atkılarını görüp hatıra olsun diye birer tane aldık. O an aklımda, her gittiğim deplasmandan bir atkı alıp koleksiyonunu yapma fikri yeşerdi.

3 Aralik 2006- Sakaryaspor-Genclerbirligi

Bu alışverişin ardından bize ayrılan kale arkası tribününe doğru ilerledik. Polisler kızlı erkekli deplasman tayfamızı görünce önce afalladılar sonrasında da bizi demir barikatlarla çevrili deplasman tarafına aldılar. Bilet gişesinde görevli yoktu. Bir süre bekledik ama kimse gelmeyince polislerden biri “benimle biri gelsin, gidip ev sahibi gişesinden alalım” dedi. Ben gönüllü oldum ve onunla yürümeye başladım. Kısa yolculuğumuz sırasında önce bana Ankara ile ilgili sorular sordu ardından da her hafta olay çıktığı için futboldan artık nefret ettiğini anlattı. Elimden sadece “umarım düzelir” demek geldi…

3 Aralik 2006 - Sakaryaspor-Genclerbirligi -3-

Gişeden biletleri aldıktan sonra arkadaşların yanına döndüm. Turnikenin önünde bir sürü fotoğraf çekildikten sonra içeriye giriş yaptık. Stadyum orta halli, standart bir şehir stadyumu gibiydi.

3 Aralik 2006 - Sakaryaspor-Genclerbirligi -1-

Tribünde de bir sürü fotoğraf çektirip geyik yaptık. Ardından takımlar sahaya ısınmaya çıktılar. Sonrasında da maç başladı.

Kalede Gökhan, gerinin solunda Eren, ortada Traore yerine Adem Dursun-Risp ikilisi ve sağda kaptan Erkan Özbey. Orta alanda geçen haftanın dörtlüsü, Mehmet Çakır, Engin Baytar, Kerem Şeras ve Draman. İleride Okan Öztürk ve Isaac onbiriyle oyuna başladık.

3 Aralik 2006 - Sakaryaspor-Genclerbirligi -2-

Maçın ilk yarısında oyuna ağırlığını koyan ekibimiz Engin-Kerem ikilisinin orta alandaki güzel oyunu ve özellikle Engin’in şık pasları sayesinde iyi ataklar geliştirdi. Bu ataklardan birinde Engin’in soldan geriye doğru çıkarttığı topa, ceza alanı dışından Mehmet Çakır’ın enfes vuruşu ile ekibimiz öne geçirirken bizler tribünlerde havalara fırlıyorduk. 2. deplasmanımda ilk galibiyetimi yaşayacağımı düşlemeye başlamıştım bile. Golden birkaç dakika sonra yine Engin’in harikulade pasında kaleci ile karşı karşıya kalan Isaac’in ayağından çok önemli bir gol kaçırdık ki bu gol olsa zaten lig başından beri gol üretmekte zorluk çeken Sakaryaspor (bizim maçımıza kadar 15 maçta sadece 8 golleri vardı) maçından çok rahat 3 puanla dönebilirdik.

İkinci yarıya kötü bir sürprizle başladık. İlk yarıda çok acemice bir sarı kart gören Draman’ın, ikinci yarının başında gördüğü ikinci sarı kartın ardından oyundan ihraç edildi. 10 kişi kaldıktan sonra Sakaryaspor “net” pozisyon üretemese de baskısını sürekli arttırdı ve sonucunda Capurro’nun uzaktan bir şutuyla beraberliği yakaladı.

Bu dakikadan sonra sanırım tek önemli pozisyonumuz Çakır’ın serbest vuruşunda Sakaryaspor kalecisi Martinez’in çevirdiği topa Erhan’ın şutu idi. Ama rakip defans topu çıkartmayı başardı. Maç 1-1 beraberlikle sonuçlandı ve ben deplasman kariyerimdeki ilk puanımı kazanmış oldum.

O gün iki de tatsız olay yaşandı. Kalecimiz Gökhan Tokgöz’ün yanlışım yoksa annesi ve babası da tribünde bizlerle maçı izliyordu. Maçın sonlarında doğru zaman geçiriyor diye Sakarya tribünleri hep bir ağızadan gökhan’ın annesine saydırmaya başladı. Bunun üzerine uzun süre utancımızdan ne yapacağımızı şaşırıp kalmıştık!

Ayrıca yine maçın sonlarına doğru yanımızda yer alan  Sakarya tribününden ufak taşlar  üzerimize fırlatılmış ve biz de siper alarak maçı sonlarını izleyebilmiştik!

Kişisel deplasman karnesi: 2maç, 1b, 1m, 1ga, 2gy. 

Dip not: Sakarya Atatürk’ten önce gördüğüm 4 stadyum sırasıyla şunlar: Ankara 19 Mayıs, Cebeci İnönü, Mudanya İlçe, Beşiktaş İnönü.

İlgili maç için: 2006-2007 Sezonu Turkcell Süper Lig 16. Hafta Maçı Sakaryaspor 1-1 Gençlerbirliği

“Siteye Kayıtlı” Bir Sonraki Deplasman Anım: “3. Deplasmanım ve Gördüğüm 6. Stad: Yenikent ASAŞ (33,4 km)”

“Siteye Kayıtlı” Bir Önceki Deplasman Anım: “İlk Deplasmanım ve Gördüğüm 4. Stad: Beşiktaş İnönü (445 km)”

Şehir Notu: Sakarya, bir şekilde sınırları içerisinde bulunduğum 20. il oldu. Bundan önceki 19; Adana, Afyonkarahisar, Aksaray, Ankara, Antalya, Bursa, Çanakkale, Elazığ, Ispartaİstanbul, İzmir, Kırşehir, Kocaeli, Konya, Kütahya, Manisa, Muğla, Niğde, Sivas.

İlk Deplasmanım ve Gördüğüm 4. Stad: Beşiktaş İnönü (445 km)

13 Ekim 2006 - Besiktas1-0-Genclerbirligi -1-

Beşiktaş İnönü Stadyumu’nun Ankara 19 Mayıs Stadyumu’na uzaklığı: 445 km.

6-7 arkadaş maçtan bir gece önce Ankara’dan trene binip maç sabahı İstanbul’a ulaşmıştık. Taksim’e gidip hem dönüş biletini hem de maç biletlerimizi almış, ardından bir yerlerde oturup maç saatini beklemeye başlamıştık. Maça birkaç saat kala stadyuma gidip İstanbul’da oturan Beşiktaşlı arkadaşlarla laklak ettikten sonra Gençlerbirliği için ayrılan tribünde yerlerimizi aldık.

13 Ekim 2006 - BJK-Deplasmani-TCDD-Bileti

Neredeyse İstanbul’a her geldiğimde yanından geçtiğim Beşiktaş İnönü’nün (ya da Mithatpaşa’nın) içinde yer almak oldukça enteresan bir duyguydu. Stad daha önce gördüğüm Ankara 19 Mayıs ve Cebeci İnönü’ye göre daha büyük ve daha “profesyonel” görünüyordu.

13 Ekim 2006 - Besiktas1-0-Genclerbirligi

Tribünde 40 kadar kişiydik. Bunlardan bazıları Ankara’dan tanıdığım Gençlerbirliklilerdi ama diğeri muhtemelen İstanbul’da oturan ve daha önce hiç görmediğim Gençlerlilerdi.

Maçtan önce Gençlerbirliği’nin Beşiktaş’a karşı defansif oynayacağını düşünüyordum ama kadroları gördüğümde Kırmızı-Siyahlıların galibiyet amacıyla sahaya çıktığı ortadaydı. Çünkü bir önceki mutlak galibiyet beklediğimiz Denizlispor maçındaki kadro neredeyse aynıydı. Sadece bir önceki maç cezalı duruma düşen Erkan Özbey’in yerine Hakan Aslantaş ve cezalı olan forvet Okan Öztürk yerine Nicoise kadrodaydı.

13 Ekim 2006 - Besiktas1-0-Genclerbirligi -2-

Maçın başlamasıyla birlikte Beşiktaşlı seyirciler yüksek volümlü tezahüratlarına başladılar. İlk dakikalarda bayağı etkileyici olan bu tezahüratlar bir süre sonra benim için “fon müziği”ne dönüşmüştü. Çünkü seyirci maçla ilgilenmek yerine marşlar söylemeyi yeğliyordu…

Maçın başında takımımız rakibe sıkı bir pres uygulayarak oyunları bozuyordu. Bu yüzden Beşiktaş sürekli şişirme toplarla çıkmaya çalışıyordu. Bu arada birkaç cılız atak yakalasak da değerlendiremedik ve sonrasında Beşiktaş ağırlığını koyarak oyunu dengeledi. Ardından Siyah-Beyazlıların önemli birkaç pozisyonunu savunmamız ve kaleci Gökhan güzel bir şekilde savuşturdular. İlk yarıda ofansif oynamaya çalışmamız çok hoşuma gitmişti. Hem çizgiye inip ortalar yapıyor hem de orta sahada top çalıp pozisyona girmeye çalışıyorduk.

13 Ekim 2006 - Besiktas1-0-Genclerbirligi -3-

Bu yarıda Nicoise beklediğimizden çok vasat bir oyun sergiledi. Hızlı çıkışlarımızda top ona geldiğinde çalıma giriyor ve pozisyonu harcıyordu. İlk yarının son dakikalarında Eren’in sakatlanması nedeniyle yerine Adem Dursun oyuna dahil oldu.

13 Ekim 2006 - Besiktas1-0-Genclerbirligi -4-

İkinci yarıda oyuncu değişikliklerine kadar yine oyun dengedeydi ama Beşiktaş sürekli bizim solumuzdan gelerek o bölgeyi koridor haline getirdi. Ama bir türlü etkili olamıyorlardı. Maçın başından beri takımına “yüksek sesli” destek veren Beşiktaş taraftarının da susmaya başlamıştı. 58’de Tigana iki oyuncu birden değiştirdi ve oyuna hareket getirdi. 64’de Gökhan Zan’ın kafa golü bizim morallerimizi bozarken Beşiktaş seyircisini canlandırıyordu.

Golü yedikten sonra Beşiktaş maçın bitmesine 25 dakika olmasına rağmen oyunu sürekli soğutmaya çalışırken ekibimiz de çok kötü bir performans sergileyerek ona adeta yardımcı oluyordu. Bir türlü top çıkartamıyorduk. Maçın sonuna doğru Nicosie yerine oyuna Ferhat Kiraz’ın girmesiyle ligin başından beri sol kanatta bir türlü verimli olmayan Mehmet Çakır (ki hatırlarsınız iki ayağını da kullanabilen Draman’ın solda oynaması planlanıyordu ama solda yapamayınca Mehmet Çakır sola alınmıştı) forvete geçti ve o arada birkaç güzel pozisyon yakaladık. Özellikle maçın son dakikasında Mehmet Çakır’ın bizim önümüzdeki kaleye doğru peş peşe çalımlar atarak yaklaştığı pozisyonda, her çalımından sonra “hadi vur!” diye bağırıyorduk ama o bir çalım daha deniyordu, biz yeniden “hadi vur artık!” diye bağırırken o bir çalım daha deniyordu. Ama beklediğimiz gol vuruşu bir türlü gelmedi ve müsait bir pozisyonu harcadık. Buna rağmen Çakır forvet oynarsa takıma geçen yıl olduğu gibi çok katkıda bulunacağnı gösterdi. Çakır dışında Mehmet Nas ve Ayman çok mücadeleci oynadılar. Draman ve Isaac ise orta şeker bir oyun ortaya koydular. Kaleci Gökhan ve kaptan Erkan bence bu sezonun en iyi maçını çıkarttılar. Risp-Traore ikilisi ise tek kelimeyle muhteşemdiler!

Kısacası galip gelebileceğimiz bir maçtı. Yazık oldu. Ligin 9. haftası da geride kaldı. Önümüzdeki maçlardan iyi puanlar çıkartmalıyız. Ki sanırım bu maçla birlikte bu sezon hedefimiz ligden çok Türkiye Kupası’na doğru kaydı.

Maçta en sıkıntılı şey ise dernekten gelen birkaç kişinin devre arasında durup dururken Beşiktaş taraftarına sarması ve ardından maçın 80. dakikasında yanımıza gelen ve “isteyen şimdi çıksın yoksa maç sonrası en az 30 dakika bekleteceğiz” sözlerine “biz çıkıyoruz” diyerek çekip gitmeleriydi.

Kişisel deplasman karnesi: 1maç, 1m, 1gy. 

Dip not: Beşiktaş İnönü’den önce gördüğüm 3 stadyum sırasıyla şunlar: Ankara 19 Mayıs, Cebeci İnönü, Mudanya İlçe.

İlgili maç için: 2006-2007 Sezonu Turkcell Süper Lig 9. Hafta Maçı Beşiktaş 1-0 Gençlerbirliği

“Siteye Kayıtlı” Bir Sonraki Deplasman Anım: “2. Deplasmanım ve Gördüğüm 5. Stad: Sakarya Atatürk (310 km)”

Mehmet Ali Çetinkaya