Gençlerbirliği’nin İstanbul Takımlarına Uyguladığı Yüksek Bilet Fiyatları Hakkında

11-Aralik-2010-Galatasaray0-2Genclerbirligi-Mac-Bileti

Birkaç gün önce Fenerbahçe ile Ankara’da oynadığımız ve 1-0 kaybettiğimiz maçla ilgili olarak “Buralarda Değişen Bir Şey Yok!” başlıklı bir yazı yazmıştım. Bu yazıyı TF mail grubunda paylaştıktan sonra İlker Aktukun, “uzun yıllardır Fenerbahçe taraftarına uygulanan yüksek bilet fiyatlarını da gündeme alsaydınız tespitler tam olacaktı. :)” diye bir cevap attı. Bunun üzerine, ben de yıllardır muhatabı olduğumuz bu soru hakkında yazmaya karar verdim.

2006 yılında yaptığım ilk deplasmandan bugüne kadar toplam 21 kez rakip stadyumlarda maç izledim. Bunlardan 8 tanesi İstanbul’daydı. Bu maçlarda (İstanbul BB maçı hariç) bize sadece kale arkası tribünü ayrıldığı için ödediğim bilet fiyatları şöyle;

2006 Beşiktaş: 25 TL
2009 Galatasaray: 35 TL
2010 Galatasaray: 45 TL
2012 Fenerbahçe: 30 TL
2012 İstanbul Büyükşehir Belediyespor: 20 TL
2012 Kasımpaşa: 50 TL (Kendi taraftarları gelmesin diye yaptıkları bir uygulama yüzünden)
2012 Galatasaray: 40 TL
2013 Beşiktaş: 30 TL

Aynı dönemde Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray’ın Ankara’da Gençlerbirliği ile oynadıkları maçlarda kale arkası bilet fiyatı 20 ile 75 TL arasında idi. Bu rakamları Gençlerbirliği yönetimi maçın önemine göre belirliyordu. O yüzden aynı sezon içinde hedefi olmayan 3 İstanbulludan birinin maçı 25 TL iken diğerinin maçı 40 TL olabiliyordu.

Bu rakamlara baktığınızda, hiç de öyle bahsedildiği gibi “çok yüksek” fiyat farkları olmadığını görebilirsiniz.

Kaldı ki, bir de, İstanbul’daki deplasman tribünlerinin halini ve orada (bilinçli bir şekilde) A’dan Z’ye yaşattırılan konforsuzluğu ve Ankara’da Gençlerbirliği yönetiminin, polis ve güvenlikçilerin İstanbullu taraftarlara yaşattıkları “abartılı” konforu düşünürseniz olayın rengi tamamen değişir.

Örneğin, Fenerbahçe’nin kuytulara saklanmış deplasman girişini bulmanın, internet üzerinden satışa çıkmayan biletleri almak için saatlerce “kulübe” önünde, görevlilerin keyiflerine göre satışa çıkarmalarını beklemenin, muhatap bulamamanın, önünüze gerilen fileler ve çaprazlama olarak uzanan tel ve demirlerden ötürü tribünün hiçbir yerinden sahanın tamamını görememenin, devre arasında sadece bir kişinin çalıştığı büfeden herhangi bir şey almak için maçın bir bölümünü izlemekten vazgeçmenin paha biçilemez değerini (!) de bilet fiyatına eklemelisiniz.

Buna karşılık, Gençlerbirliği yönetiminin, 2005 yılına kadar, Ankara 19 Mayıs Stadyumu’nun gecekondu kale arkası hariç tüm tribünleri 3 İstanbul takımına vermesini (son 3 sezondur bir ya da iki kale arkası ile kapalının yarısı veriliyor), tribünün önlerinde görüş açısını engelleyen (file, tel, korkuluk gibi) hiçbir şeyin olmamasını, parasını verince kale arkası dışında başka tribünlerden de maç izlenebilmesini, güvenlikçi ve polislerin, basamakların doldurulması, meşale yakılması, pankart yasağının uygulanmaması gibi her türlü kuralsızlığa (özel olarak) göz yummasını, maç sonunda tribün liderinin (tüm tepkilerimize rağmen), polisin yardımıyla sahaya inip üçlü çektirmesini ve üstündeki rakip takım forması ile tüm aramalardan geçip (!) bize ayrılan maraton tribününe girerek, takımı lehine slogan atan rakip taraftarın polis tarafından korunarak, bize atar yapmasını da bilet fiyatına dahil olarak düşünmelisiniz.

İşte o zaman, dünyanın hiçbir yerinde böyle “şaşalı” ve ucuz bir deplasman bileti bulunamayacağını daha iyi anlarsınız…

“Gençlerbirliği’nin İstanbul Takımlarına Uyguladığı Yüksek Bilet Fiyatları Hakkında” üzerine 5 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.