Hollywood, Charles Bukowski

Charles Bukowski - Hollywood

Geçenlerde bir arkadaşın doğum günü için kitap bakarken Bukowski’nin ölümünden önce kale aldığı son kitaplarından ikisini görüp satın almıştım. Geçen hafta onlardan birini okudum ve aklıma, yıllar önce Tunalı’daki bir sahafın, “Bukowski en başlarda çok iyi ve eğlenceliydi ama sonra sürekli kendini tekrarlayan çekilmez bir yaşlı oldu” deyişi aklıma geldi.

Bu yüzden, Bukowski’nin 1987’de beyaz perdeye aktarılan Bar Sineği (Barfly) filminin senaryosunu yazarken yaşadıklarını kaleme aldığı Hollywood’a başlarken çok da istekli değildim. Ama Bukowski’nin penceresinden Hollywood’ta yaşanan “delilikleri” okumak çok eğlenceli, filmin çekimleri sırasında, kendisini canlandıran Mickey Rourke’u ve o günlerdeki sevgilisi canlandıran Faye Dunaway’i izledikçe gençliğini anımsayıp o günleri iç çekerek kaleme alması ise çok samimiydi. Bu nedenle severek okudum.

Bukowski kitabı yazarken anlattığı kişilerin ve kurumların gerçek adlarını değiştirmiş. tr.wikipedia’da bu konuda bir liste var. Kitabın son birkaç sayfası kalmışken bu listeyi gördüğüm için bazılarını cidden merak ettim. Mesela Madonna ya da Sean Penn ile ilgili ne dedi merak ettim. Tekrar bakınayım bari. 🙂

Charles Bukowski - Mickey Rourke

Gerçek kişi – Romandaki değiştirilmiş adı

Charles Bukowski – Henry Chinaski
Mickey Rourke – Jack Bledsoe
Faye Dunaway – Francine Bowers
Frank Stallone – Lenny Fidelo
Barbet Schroeder – Jon Pinchot
Linda Lee Bukowski – Sarah Chinaski
Werner Herzog – Wenner Zergog
Idi Amin – Lido Mamin
Tom Jones – Tab Jones
Jean-Paul Sartre – Jean-Paul Sanrah
Jean-Luc Godard – Jon-Luc Modard
Francis Ford Coppola – Francis Ford Lopalla
Blake Edwards – Darby Evans
Dennis Hopper – Mack Austin
Sean Penn – Tom Pell
Madonna – Ramona
Norman Mailer – Victor Norman
David Lynch – Manz Loeb
Isabella Rossellini – Rosalind Bonelli
Yoram Globus/Menahem Golan – Harry Friedman
Yoram Globus/Menahem Golan – Nate Fischman
Timothy Leary – Jim Serry
Taylor Hackford – Hector Blackford
Robby Müller – Hyans
Roger Ebert – Kirby Hudson
Romanda geçen diğer isimler de şunlardır:

Gerçek isim – Romandaki değiştirilmiş adı – Notlar

Barfly – The Dance of Jim Beam
General Idi Amin Dada: A Self Portrait – The Laughing Beast (Gülen Canavar) – Barbet Schroeder’in belgeseli
Cannon Films – Firepower Productions
The Elephant Man – The Rat Man – David Lynch filmi
Eraserhead – Pencilhead – David Lynch filmi

Kitaptan;

Çekimler Culver City’de başlayacaktı. Bir zamanlar kaldığım otel ve gittiğim bar ordaydı. Sonra Alvarado Caddesi civarına, baş kadın karakterin evinin bulunduğu bölgeye geçilecekti.

Sonra da 6. cadde ile Vermont yakınlarında bir bar kullanılacaktı.

Ama önce Culver City.

Jon otele götürdü bizi. Otel benimkine benziyordu. Barsinekleri orda yaşıyorlardı. Hemen girişteydi bar. Durup inceledik.

“Nasıl buldun?” diye sordu Jon.

“Harika. Ama daha kötü yerlerde de yaşadım.”

“Biliyorum,” dedi Sarah, “gördüm oraları.”

“Sonra benim odam olarak kullanılacak odaya çıktık.

“İşte! Tanıdık geldi mi?”

O tür yerlerin çoğu gibi griye boyanmıştı. Yırtık perdeler. Masa, sandalye. Kaim bir kir tabakasıyla kaplanmış buzdolabı. Zavallı çökük yatak.

“Mükemmel Jon! Tıpkı o oda!”

Tekrar aynı şeyleri yaşayamayacak, içemeyecek, dövüşemeyecek, sözcüklerle oynayamayacak olmam biraz hüzünlendirmişti beni. İnsan gençken gerçekten güçlü oluyordu. Beslenmek önemli değildi. İçmek ve daktilonun başında oturmak önemliydi. O zamanlar deliydim galiba, deliliğin türleri vardır, bazıları oldukça keyiflidir. Yazacak zamanım olsun diye açlığı seçmiştim. Pek yapılmıyor artık. Masaya bakarken kendimi orada otururken görür gibi oldum. Bir zamanlar deliydim, bunu biliyor ama umursamıyordum.

“Aşağı inip bara bir daha bakalım…”

Aşağı indik. Filmde oynayacak barsinekleri ordaydılar. İçiyorlardı.

* * *

“Tamam,” dedi Jon, “hazır sayılırız. Birkaç deneme yaptık. Çekime başlıyoruz. Sen şu köşeye git, ordan izlersen görüntüye girmezsin.”

Sarah da benimle köşeye geldi.

“SESSİZLİK!” diye bağırdı Jon’un yardımcılarından biri, “ÇEKİME BAŞLIYORUZ!”

Çıt çıkmıyordu.

Sonra Jon’un sesi geldi: “MOTOR!”

Odanın kapısı açıldı ve Jack Bledsoe yalpalayarak içeri girdi. Tanrım, genç Chinaski’ydi bu! Bendim! İçimde ince bir sızı duydum. Gençlik, orospu çocuğu, nerdesin?

O genç ayyaş olmak istedim tekrar. Jack Bledsoe olmak istedim. Ama birasını yudumlayarak köşede dikilen moruktum ben.

Bledsoe masanın yanındaki pencereye doğru sendeledi. Yırtık perdeleri çekti. Gülümseyerek gölge boksu yaptı bir süre. Sonra masaya oturup bir kâğıt ve bir kalem buldu. Önündeki şarap şişesinin mantarını çıkarıp bir yudum aldı, sonra da bir sigara yaktı. Ve radyoyu açıp Mozart’a rastladı.

Bir şeyler yazarken görüntü silindi.

Yakalamıştı. Olduğu gibi yakalamıştı, ne işe yarayacaktı bilmiyorum ama olduğu gibi yakalamıştı.

* * *

Sonra Francine yine not defteriyle çıkageldi.

“Jane nasıl öldü?*’

“O sıralar başka biriyle beraberdim. İki yıldır ayrıydık ve bir Noel arifesinde ziyaretine gittim. Bir otelde hizmetçilik yapıyordu ve çok popülerdi. Oteldeki herkesten bir şişe şarap alıp odasındaki tahta rafa dizmişti. 18-19 şişe duruyordu rafta.

‘Bu kadar şarabı içersen, ki içeceksin biliyorum, yakında ölürsün! Kimse farkında değil mi bunun?’ dedim.

Baktı sadece. ‘Bu lanet şişeleri alacağım burdan,* dedim. ‘Seni öldürmek mi istiyorlar?’ Bir şey söylemeden bakmaya devam etti. O gece orda kalıp şişelerin üçünü ben içtim, 15-16 tane kalmıştı. Sabah çıkarken ‘Lütfen hepsini içme…’ dedim.

Bir buçuk hafta sonra tekrar gittim ziyaretine. Kapısı açıktı. Yatağında büyük bir kan lekesi vardı. Ve rafta tek şişe kalmamıştı. L.A. Belediye Hastanesi’nde buldum onu. Alkol komasındaydı. Uzun zaman oturdum yanında, gözlerine bakarak, dudaklarını suyla ıslatarak, saçlarını okşayarak. Hemşireler bizi yalnız bırakmıştı. Bir ara aniden gözlerini açıp ‘Biliyordum geleceğini,’ dedi. 3 saat sonra da öldü.”

“Gerçek bir kurtuluş fırsatı çıkmamış karşısına,” dedi Francine Bowers.

“Kurtulmak istemiyordu ki. İnsanlıktan benim kadar nefret eden bir onu tanıdım hayatta.”

Francine not defterini kapattı.

“Bütün bunlar bana çok yardımcı olacak…”

Ve gitti.

“Bağışlayın ama bütün gece sizi inceledim, hiç de saldırgan birine benzemiyorsunuz,” dedi Rick.

“Sende öyle Rick,” dedim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.