Nis 5 2012

Alexis Zorbas (Zorba the Greek / Zorba “İki Arkadaş”)

Zorba’nın Mikis Theodorakis imzalı tema müziğini çocukluğumdan beri çok severim. Bu beste aynı zamanda (muhtemelen) ilk dinlediğim ve sevdiğim Sirtaki müziği. Zaten, Theodorakis’in biyografisinde “Zorba filmi için bestelediği müzik Sirtaki dansının dünyaya yayılmasını sağlamıştır” deniyor. Kısacası bugüne kadar Zorba ile ilgili tek bilgim müzikleri idi. Geçenlerde (geç de olsa) filmi merak edip edindim.

Nikos Kazantzakis’in 1946 yılında Alexis Zorbas adıyla yayınladığı romandan Mihalis Kakogiannis tarafından uyarlanıp yönetilen, İngiliz-Yunan ortak yapımı Zorba’nın yapımcılığını Kakogiannis ve Anthony Quinn üstlenmiş. Film 7 dalda Oscar’a aday gösterilmiş ve bunlardan üçünü kazanmış.

Başarısız bir yazar olan, yarı İngiliz yarı Yunanlı Basil (Alan Bates), ailesinden kalan terk edilmiş linyit madenini tekrar canlandırmak ve hayatına çeki düzen vermek için Yunanistan’a gelir. Kendisini Girit’e götürecek olan vapurun fırtına nedeniyle yaptığı rötar yüzünden bekleme salonunda oturan Basil, burada aşırı davranışları olan, kaba saba ama hayata şehvetle bağlı orta yaşlı bir Yunanlı olan Alexis Zorba (Anthony Quinn) ile tanışır. Zorba, girişkenliğiyle Basil’i beraber çalışmaya ikna eder. Bu dakikadan sonra adeta Basil’i himayesine alan Zorba, sürekli Basil’e hayattan zevk alması gerektiğini ve yenilgilerin hayatın bir parçası olduğunu anlatmaya çalışır. Bu anlatımı da oldukça kapalı bir hayatın hüküm sürdüğü Girit’te, yaşlı bir Fransız dul olan Madame Hortense (Lila Kedrova) ve yeniden evlenmeyi reddeden, bu yüzden de çok büyük tepki çeken genç bir dulun (Irene Papas) üzerinden yapar…

Filmde Anthony Quinn ve en iyi yardımcı kadın oyuncu Oscar’ını kazanan Lila Kedrova’nın performansı çok etkileyici. Filmdeki karakterler ve hayata bakış açıları çok etkileyici bir şekilde sunulmuş. Zorba’nın hayata olan bakışının, Türk-Yunan savaşı üzerinde anlatılması çok güzel. Ve elbette Quinn’in “deli-dolu” sirtakileri ve son sahne görülmeye değer…  Film müzikleri için  bir şey söylemeye gerek yok sanırım…

Zorba’nın fragmanı yok sadece filmle ilgili bir sahne bulabildim. O da aslında filmi özetliyor…

Mikis Theodorakis – Zorba’s Dance

Mikis Theodorakis – Zorba (live, 2001)

Share

Oca 8 2012

Once (Bir Zamanlar) (OST / Film Müzikleri)

İrlandalı Folk-Rock grubu The Frames’in solisti Glen Hansard ve Çek şarkıcı ve Piyanist Marketa Irglova 2006 yılında The Swell Season adında bir albüm yayınlamışlar. Albüm Bir Zamanlar / Once filminden sonra büyük ün yakalamış ve aynı şarkılara yapılan eklentilerle Bir Zamanlar’ın film müziği albümü ortaya çıkmış.

Albümden benim favorilerim şunlar;

Glen Hansard & Marketa Irglova – Falling Slowly

Seni tanımıyorum ama istiyorum.
Hem de her şeyden öte.
“Sözler düşer üzerime ve kandırırlar beni.
Ve ben karşı koyamam.

Ve yüklediğimiz değeri aşmayan oyunlar
biter kendi hallerinde sessizce.

Kurtarsan şu batan gemiyi,
çevirsen limana doğru.
Hiçbir şey için geç değil.
Yükselt umut dolu sesini.
Seçim hep senindi.”
Gerçekleştirdin işte şimdi.

Beni tanıyan gözler, kapanır usulca.
Kalır, geri dönemem.
Beni alıp götüren anlar, siler beni hayattan.
Ve karanlığa gömülürüm.
Yeter çektiğin acılar ve
kendinle olan savaşın.
Bu sefer kazanma zamanı.

Kurtarsan şu batan gemiyi,
çevirsen limana doğru.
Hiçbir şey için geç değil.
Yükselt umut dolu sesini.
Seçim hep senindi.”
Gerçekleştirdin işte şimdi.

Azalır usulca, ses ver şarkımıza.
Ben de söyleyeceğim seninle
Çağır beni, söyleyeceğim seninle.

Glen Hansard & Marketa Irglova – If You Want Me

Gerçekten burada mısın?
Yoksa rüya mı görüyorum?
Gerçek ile rüyayı ayırt edemez oldum.
Son görüşmemizden bu yana
uzun zaman girdi araya.
Yüzünü bile zor hatırlar oldum.

Yalnız hissettiğim zamanlarda
ve aramızdaki uzaklık,
sadece sessizlik getirirken
gülümsediğini düşünürüm
gözlerindeki gururla.
Ah çeken bir aşkla.

İstiyorsan beni inandır kalbimi.
İstiyorsan beni inandır kalbimi.

Gerçekten emin misin,
bana gönülden inandığına
başkaları yalan söylediğimi
söylerken bile.
Küçümser misin acaba duygularımı
daha iyi olabilmek için
seni mutlu edebilmek için
gerçekten denediğimi bilsen bile.
Benim için herşeyden öte
olduğun için ne istersen yapacağımı bil.
Yeter ki özgür bırak beni

İstiyorsan beni inandır kalbimi.
İstiyorsan beni inandır kalbimi.
İstiyorsan beni inandır kalbimi.
İstiyorsan beni inandır kalbimi.

Glen Hansard & Marketa Irglova – The Hill

bu gece tepede uyanıyorum
ve gözlerin kapalı duruyor
dilerim,
tüm hataları yapmayacağım, mantıklı olacağım
lütfen sabırlı olmayı dene
ve biliyorsun öğreniyorum hala
üzgünüm bu gördüklerin
güçlü bir şekilde yanıyor içim

neredesin şimdi meleğim
ağlama sakın
ve biliyorsun herşeyi yapamayacaksın
fakat denemediğimi söyleyemezsin
onun önünde diz çöküyorum
fakat o görmezden geliyor beni
fakat aklında tüm üzüntüleri
benden geçtiğini görüyorsun
ve kendimi aşağıda hissediyorum
ateşin yanında
ve dilerim görürsün
benim üzüntülerim çok fazla

uykunda izliyorum seni
aşkım seninleyim
gözyaşlarım buraya dökülüyor
yavaşca saatler geçerken
ve sabah yaklaşıyordu
gitmen gerekcek
ve benim erkeğimdin
bir zamanlar biliyorsun
ve bu geçen bir kaç gün için
biri farkına varamıyor
bu değil tüm hatalarım
ne zman gerçekleşecek
gitmeni seyrediyorum ve vereceğin işarete bakıyorum

Glen Hansard – Lies

Sanırım vaktimiz doldu,
bırak çabalamayı durup düşünme zamanı,
nedir bizi alıkoyan rahatça nefes almaktan
ve dürüst olmaktan.

Önümüzde bir engel yok, hazırsan eğer.
Hızla çarpan kalbim, yavaşlıyor gün geçtikçe
ve zaman kazanıyor kurtarmak için kendini.

Küçük yaralarımız derinleşti.
Farkettiğimiz zaman, çok geçti.
Döngülere sokmak için
ve yalanlar söylemek için
Başımı döndürdün benim
bense ayak uyduramadım sana.
Belki, biraz olsun ağırdan alsaydın
görecektim, bana tek söylediğinin
yalan, yalan, yalan olduğunu.
Paramparça ettin bizi söylediğin
yalan, yalan, yalanlarla.
Ne zaman anlayacaksın?

Küçük yaralarımız derinleşti.
Farkettiğimiz zaman, çok geçti.
Döngülere sokmak ve yalanlar söylemek için
başımı döndürdün benim.
Bense ayak uyduramadım sana.
Belki, biraz olsun ağırdan alsaydın
görecektim, bana tek söylediğinin
yalan, yalan, yalan olduğunu.
Paramparça ettin bizi söylediğin
yalan, yalan, yalanlarla.
Ne zaman anlayacaksın?

Share

Eki 11 2011

Joe Hisaishi in Budokan – 25 years with the Animations of Hayao Miyazaki (Studio Ghibli Concert)

Ünlü Japon yönetmen Hayao Miyazaki’nin Animelerine nefis müzikler besteleyen Joe Hisaishi, 2008 yılında Budokan’da çok özel bir konser vermiş. Konser, Miyazaki Animelerinin 25. yılı anısına düzenlenmiş ve içinde Oscar kazanan ilk Anime olan Spirited Away ya da Miyazaki ‘nin 1984′deki ilk Animesi olan ve imdb en iyi 250′de yer alan Kaze no tani no Naushika (Nausicaä of the Valley of the Wind) gibi birbirinden güzel 10 animenin müzikleri çalınmış. Dev bir orkestra ve dev bir koro eşliğindeki konser sırasında ekrandan müzikleri çalınan Animelerin görüntüleri gösteriliyor. Konseri Miyazaki’de izliyor ve bir bölümde ekrana Animelerden birinin şarkısını mırıldandığı/söylediği görüntü geliyor…

Konser aynı zamanda sanatçını Bluray olarak yayınlanan ilk ve tek konseri.

Müzik çalınan anime Listesi;

01 – Nausicaa of the Valley of the Wind
02 – Mononoke Hime
03 – Kiki’s Delivery Service
04 – Ponyo on the Cliff by the Sea
05 – Laputa: Castle in the Sky
06 – Porco Rosso
07 – Howl’s Moving Castle
08 – Spirited Away
09 – Tonari no Totoro
10 – Encore – Princess Mononoke

Spirited Ayay: Inochi no Namae (The Name of Life), Vocals: Ayaka Hirahara

Nausicaa of the Valley of the Wind

Tonari no Totoro

Share

Eyl 11 2011

Joe Hisaishi – Kikujiro no natsu (Kikujiro / Kikujiro’nun Yazı) (OST)

Takeshi Kitano’nın yazıp yönettiği 1999 yapımı “Kikujiro’nun Yazı”nı henüz izlemedim ama Joe Hisaishi’nin imzasını taşıyan film müziklerini çok sevdim. Piyano melodileri üzerine örülü şarkılar gerçekten çok güzel.

Tüm albümü önerebilirim ama ana tema albümdeki ilk şarkı olan Summer…

Share

Ağu 11 2011

Joe Hisaishi – Spirited Away (OST)

Joe Hisaishi’yi tanıdıktan sonra konu konuyu açtı ve ünlü Japon yönetmen Hayao Miyazaki’nin animelerine ulaştım. Bunlardan en çok sözü edilen ve imdb top 250′de 46. sırada yer alan Spirited Away (Sen to Chihiro no kamikakushi)’i izledim. 2003 yılında En İyi Animasyon Oscar’ını kazanan ve bu dalda Oscar alan ilk anime olan Ruhların Kaçışı’nı ne yalan söyleyeyim çok sevemedim. Fantastik bir hikâyesi olan filmdeki karakterler -Chihiro hariç- bana çok itici geldi mesela… Konuda da çok bir şey bulamadım…

Filmin müzikleri ise nefis. Joe Hisaishi imzalı film müziklerinde sürekli kullanılan bir piyano melodisi var. Ve bu melodi çoğu soundtracktde olduğu gibi bu albümde de birçok yerde karşınıza çıkıyor. Ayrıca filmin sonunda çalan Youmi Kimura’nin seslendirdiği Itsumo Nando demo (Always With Me) de çok başarılı. Albümün özel edisyonunda 2 tane bonus şarkı bulunuyor. Bunlardan biri Ayaka Hirahara’nın söylediği Inochi no Namae (The Name of Life) ve şarkının enstrümental versiyonu…

One Summer’s Day, Reprise ve The Return Day benim albümdeki önerilerim…

Share

Tem 23 2011

Pred Dozhdot (Before The Rain / Yağmurdan Önce)

1995 Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ına Aday olan, 1994 Makedonya yapımı Yağmurdan Önce’yi Milcho Manchevski yazıp yönetmiş. Film 3 bölümden oluşuyor. Birinci bölüm Kelimeler: sessizlik yemini eden Monk Kiril (Grégoire Colin) bir gece odasında Müslüman Arnavut olan Zamira’yı (Labina Mitevska) bulur. Kısa bir süre sonra Hıristiyan Makedonyalıların Zamira’yı aradığını öğrenen Kiril, Zamira’yı saklamaya çalışır. İkinci bölüm yüzler: savaş fotoğrafcısı Aleksander (Rade Serbedzija), evli olan ama kocası ile arası bozuk olan Anne’yı (Katrin Cartlidge) Makedonya’ya gitmek için ikna etmeye çalışır. Anne ise kocası ile görüşüp ona bir şeyler anlatmak istemektedir. Üçüncü bölüm resimler: 24 yıl önce Makedonya’dan kaçan Aleksander, köyüne dönüp gençlik aşkı olan Arnavut Müslüman Hana’ya (Silvija Stojanovska) ulaşmaya çalışır. Bu sırada Makedonya’daki Hıristiyanlar ile Arnavut Müslümanlar arasındaki çatışmalar yaşanmaktadır. Aleksander, daha önce yan yana yaşayan bu insanların aralarındaki çatışmanın saçmalığını anlamaya çalışmaktadır.

Filmin müziklerini Makedonyalı müzik grubu Anastasia yapmış. Etnik müzikler çok başarılı ve seyircinin filmin atmosferine adapte olmasını çok iyi sağlıyor.

Before The Rain o yıl Yabancı Dilde Oscar ödülünü Rus yapımı olan Burnt by the Sun’a kaptırmış.

Share

Haz 14 2011

Mine Vaganti (Loose Canons) OST, Pasquale Catalano

Ferzan Özpetek’in son filmi Serseri Mayın’ın filminden çok film müziklerini sevdim. Score bestelerini Pasquale Catalano’nun yaptığı albümde, ayrıca 2010′da sanırım en çok çıkış yapan İtalyan şarkıcı olan Nina Zilli’nin 50 mila şarkısının solo versiyonu, Patty Pravo’nun Sogno , Sezen Aksu’nun Kutlama ve Pink Martini’nin Una Notte A Napoli gibi iddialı şarkılar da yer alıyor. Pasquale Catalono’nun bestelerinden Mine Vaganti, Duo Notti ve La Linea Dei Ricordi’yu önerebilirim…

Share

May 25 2011

James Horner

Yanlış hatırlamıyorsam Braveheart’ın film müzikleri ile enstrümental film müziklerine sarmaya başlamıştım. Aynı zamanda aldığım ilk film müziği albümü Braveheart’ınkiydi. Film müziklerindeki en enteresan durum sanırım şarkıyı çoğu kişinin bilmesi ama bestecisini tanımamasıdır. Film müziklerinde müziğin bestecisi filmmiş gibi düşünülür çoğu zaman. Belki de bu yüzden The Secret Wedding çalarken “Braveheart’ın müziği bu” denir… Ama eğer film müziklerine sararsanız, bestecilerin isimlerini öğrenmeye başlarsınız. Bu öğrenme evresinden sonra ilk kez izlediğiniz bir filmin girişinde müziklerinin bestecisin adını okuyunca hemen daha önce yaptığı besteler aklınıza gelir ve duruma göre beklentiniz ya da heyecanınız artar. Gerçi birçok yönetmenin aynı besteciyle çalışmak gibi takıntıları da vardır. Bu yüzden yönetmenin kim olduğuna göre besteciyi de filmi izlemeden önce tahmin edebilirsiniz…

Sevdiğiniz bir film müziğini eğer ilk kez duyduğunuz bir besteci bestelemişse büyük bir heyecanla diğer çalışmalarını dinlemeye koyulursunuz. Bu arada film müziklerini beğendiğiniz ama hiç merak etmediğiniz ya da hiç duymadığınız filmler keşfetmiş olursunuz. Bu güzel müzikler hangi sahnelerde kullanılmış olabilir diye kafanızda geçirdikten sonra ilgili filmleri izlemeye koyulursunuz. Sırf bu müziklerin hatrına pek de beğenilmeyen birçok filmi izlersiniz çoğu zaman…

Braveheart’ın o nefis Love Theme’ini dinledikten sonra tanıdığım James Horner, 2 yıl sonra bu sefer Titanic’in filmlerini bestelemişti. Bunun ardından ben yine James Horner imzalı Legends of the Fall’un muhteşem müziklerini dinleyip filmi merak etmiştim ve çok geçmeden 94 yapımı bu filmi de izlemiş ve çok sevmiştim. Bu muhteşem 3 film müziğinden sonra James Horner’ın müziklerini yaptığı tüm filmleri izlemeye ve bestelerini dinlemeye başladım. Bu arada James Horner’ın Legends of the Fall’un love theme’ini Braveheart’ın en hızlı parçalardından birindeki durağanlıkta 10-15 saniye çalması ayrıntısına da hayran olduğumu belirtmeliyim.

James Horner hakkında kısa bir bilgi vermek gerekirse, 14 Ağustos 1953 Amerika doğumlu Amerikalı besteci James Horner, 97′deki Titanic besteleri ile oscar kazandı. 100′ün üzerinde filme beste yaptı. Bu bestelerin bir çoğu yönetmenliğini Mel Gibson, James Cameron ve Ron Howard’ın yaptığı filmlerdir. Horner’ın müziklerini bestelediği bazı filmler şöyle; Braveheart, Willow, Apollo 13, Star Trek II: The Wrath of Khan, Aliens, Glory, The Mask of Zorro, The Legend of Zorro, Enemy at the Gates, The Missing, Star Trek III: The Search for Spock, The Land Before Time, The Rocketeer, A Beautiful Mind, The Perfect Storm, Avatar…

Share

May 25 2011

Enstrümental Film Müzikleri

Sinema ve müziğin her zaman görüntü ile ses arasındaki uyumu yakaladığını düşünmüşümdür. Müzik sinemanın duygusal eksikliğini tamamlayan en ince ayrıntıdır aynı zamanda. Shining’de Jack Nickolson’un cinnet sahnelerinden önceki durağanlığı sırasında yavaş yavaş yükselen basit bir cızırtı sesinin sürekliliği filmin atmosferine sokar sizi. Ya da benzer bir şekilde Jaws saldırmadan önce çalan o bilindik ve tekrarlanan tını denizdeki kurban gibi hissetmenizi sağlar. Breaveheart’ın o eşsiz “love theme”i her defasında prensesle ile William Wallace’ın imkansız aşkını hatırlatır. Müzik perdelenen sahnedeki karakterin hissettiklerini yansıtır, mimiklerin ifade edemediklerini anlatır…

Çoğu zaman hikayenin geçtiği dönemin müziklerini ya da enstrümanlarını tanımanızı sağlar film müzikleri. Amelie ilzedikten sonra akardiyona merak sararsınız. Ya da Braveheart’tan sonra Celtic müziğine.

Enstrümental film müziklerinde genel olarak üç bölüm vardır. Film girişinde çalan müzik Main Title, filmin sonunda çalan müzik, End Title ve çoğu zaman filmde kullanılan en acıklı/romantik müzik ise Love Theme olarak adlandırılır. Filmler özellikle bu Love Theme’leriyle hatırlanırlar. Film müziklerini yapan besteciler çoğu zaman bu melodiyi soundtrackdeki neredeyse tüm şarkıların bir yerlerine sıkıştırırlar. Bu yüzden albümü dinlerken hem bir yandan aynı tını bütünlüğü sağlar hem de aynı melodiyi başka bir şarkının içinde farklı bir enstrümanla ya da daha kısa bir şekliyle duyduğunuzda gizli bir şeyleri keşfettiğiniz sanırsınız.

Film müzikleri öyle bir etki bırakır ki insanın üzerinde, isterseniz duygu halinizi film müziklerinin adlarını söyleyerek ya da şarkıları dinleterek anlatabilirsiniz karşındakine.  Belki de bu yüzden enstrümental müzikler aslında ortak bir dildir insanlar arasında. Aynı müziği dinleyen 2 farklı kültürden, dilden gelen insanın ortak duyguyu hissetmeleri…

Eğer film müziklerine sararsanız bir süre sonra izlediğiniz her filmde çalan en ufak tınıya dikkatlice kulak kabarttığınızı farkedersiniz. Müziğin ne yazık ki çok az kullanıldığı Türk filmlerini  izlerken “duyguları tam veremiyorlar” diye dert yanarsınız…

Share

May 22 2011

Finding Nemo (Kayıp Balık Nemo)

Andrew Stanton’ın yazdığı, Lee Unkrich ile birlikte yönettiği ve Bob Peterson, David Reynolds ikilisi ile uyarladığı 2003 yapımı Kayıp Balık Nemo, herhalde tüm dünyaya Palyaço balığını (clownfish) tanıtan animasyon oldu. Eşini bir saldırıda kaybeden Marlin’in (seslendiren: Albert Brooks) oğlu Nemo’yu (seslendiren: Alexander Gould) fazla korumacı yetiştirmesi ve Nemo’nun bir okul gezisinde bu baskıdan sıkılıp kendini kanıtlamaya çalışırken bir balıkçı tarafından yakalanması ile başlayan hikaye, Marlin’in nemo’yu bulmak için çıktığı yolculuğu anlatıyor. Marlin yolculuğu sırasında unutkan balık Dory (seslendiren: Ellen DeGeneres), vejeteryan olmaya çalışan köpekbalığı Bruce (Barry Humphries) ve ekibi gibi son derece eğlendirici karakterlerle tanışıyor.

Animasyonda denizaltı o kadar güzel renklerle betimlenmiş ki her izleyişinizde denize dalmak istiyorsunuz.

Genelde filmleri orjinal dilinde altyazılı izlerken Ice Age’in (Buz devri) çok başarılı dublaj ekibini gördükten sonra Nemo’yu da her izlediğimde türkçe dublajını izledim. Bundan alışkanlıkla artık çoğu animasyon filmini türkçe dublaj izliyorum.

Şu anda imdb top 250′de 167. sırada yer alan Kayıp Balık Nemo aynı zaman da 2004 yılında en iyi animasyon oscarını kazandı. Müziklerini Meet Joe Black, American Beauty, The Green Miles, The Horse Whisperer ve WALL-E gibi filmlere de imzasını atan Thomas Newman’ın imzasını attığı albüm en iyi müzik oscarına aday gösterilmişti.

Bir ayrıntı olarak, Nemo’yu ilk kez izleyeceğim gün DVD’yi takıp bir işe dalmıştım. Menü geldi ekrana ve bu arada Dory konuşmaya başladı. Filmin çok güzel olduğunu, filmde Nemo’nun da rol aldığını felan anlattıktan sonra birden “hey oradaki filmi başlatmayacaksın herhalde” gibi tepkiler vermeye başladı. Şaşırdım haliye… Bu replikler menüde bolca var ve gerçekten çok ince düşünülmüş…

Share