Offspring
Her şey 1994 yılında başladı. MTV Europe Türkiye’de antenle yayın yapmaya başlamıştı. O güne kadar abilerimin TRT’deki Erhan Konuk’un sunduğu Pop Saati programında izlediği video klipler dışında video klip bilmeyenler için MTV Europe başlı başına şaşkınlık verici bir kanaldı. Bir sürü farklı müzik türünü, bir sürü eski-yeni müzik klibini izlemek sanki çok sevdiğiniz bir kitap kahramanını sinemada görmek gibiydi.
1994 yılı aynı zamanda Amerikan Punk müziğinin devrim vari yükselişinin de yılıydı. Önce Green Day’in Dookie albümü 10 milyon gibi inanılmaz bir satış rakamına ulaşmıştı. Sonra da Offspring’in Smash albümünün 8 milyonluk satışı onu takip etti. Bunlar dışında bir sürü Amerikan punk grubu aynı yıl inanılmaz rakamlara ulaştı. Tabi bu albümleri çıkartan ufak albüm şirketleri de bir anda köşeyi döndü. Bu şirketlerden 10 bin dolara babadan alınan parayla kurulan Epitaph gibi ufak şirketler bir anda devasa kurumlar haline geldiler. Bu büyüme punkın tekrardan yükselişi demekti.
Offspring’in Self Esteem ve Green Day’in Basket Case video klipleri MTV Europe’da her gün defalarca çalınırdı. O güne kadar pop ve birkaç rock şarkısı dışında fazla da müzik dinlemeyen biri olarak Off ve Green Day’in video klipleri inanılmaz hoşuma gitmekteydi. Off’un sonradan çıkarttığı Gotta Get Away klibine ise tapmıştım. Sonra punk dinlemeye başladım.
99′da icq vardı… icq’dan Zeynep adında biriyle tanıştım. Muhabbeti çok iyidi ve en çok ilgimi çeken onun da punk dinlemesiydi. Bayağı güzel muhabbetlerimiz dönüyordu. Sonra bir gün bana irc’deki Offspring kanalından tanıştığı Hakan diye birine benim icq numaramı verdiğini söyledi. “O da off dinliyor iyi anlaşabilirsiniz” demişti. icq’da beni eklediğinde Hakan’ı bir Off Quiz yapmıştım. Tüm sorularıma doğru cevap vermişti ve arkadaşım olmasına karar vermiştim
Gel zaman git zaman İstanbul’da oturmasına rağmen Hakanla çok iyi dost olduk. O Ankaraya, ben İstanbul’a defalarca gittik. Sonra o Viyana’ya gitti ki sonradan ben de Viyana’ya gidip onu orda kısa da olsa gördüm… Bu ziyaretlerin hepsinde konuştuğumuz konulardan biri “Zeynep vardı ya bizi tanıştıran o ne yapıyordur ki?” idi. Birkaç gün önce bana göre büyük bir şansla Zeynep’e ulaşabildim. Çok şaşırdım doğrusu. Yıllar önce icq’da konuştuğum ve hayal meyal muhabbetlerimizden çok sıcakkanlı ve şen şakrak biri olarak hatırladığım Zeynep’i aynı sıcak muhabbetiyle bulmak çok güzel geldi. Dostluk da aslında böyle bir şey olsa gerek. Yani araya hiç konuşulmayan uzun uzun zamanlar veya mesafeler girse de ilk kesişmenizde kaldığınız yerden devam edebilmek…
Ben aslında bu son cümleyi Hakanla çok yaşadım. Örneğin 6 yıllık Viyana yaşamının çok büyük bölümünde Hakanla tek bir kelime bile etmedik. Ama 2009′da face’den bir şekilde kontak kurduğumda ve Viyanaya geliyoruz dediğimde dostluğumuz kaldığı yerden devam edebildi ve ediyor. Herhalde, birbirimize çok da fazla anlam yüklemeden, birbirimizden çok da büyük şeyler beklemeden ama her zaman güvenebileceğimizi, her zaman muhabbet edebileceğimizi, gülüp-eğlenebileceğimizi bildiğimiz için dostluğumuz hep aynı tadında devam edebiliyor.
Yazıya Off’dan bahsetmek için başlamıştım ama dostluk hikayeme döndü. Neyse Offspring’i seversiniz ya da sevmessiniz ama benim için Off’un en önemli özelliği çok sevdiğim ve sanırım hep seveceğim 2 dostumu elde etmemi sağlaması oldu…
Müzikalite olarak Off’un Americana albümüne kadar tüm albümleri süperdir. Ondan sonra çıkarttığı albümler çok fazla popa kaymış ya da çok trendye dönmüştür. O yüzden en güzeli hiç dinlemediyseniz Smash albümüne bir şans verin derim…
Unutmadan 2005′de rock n coke’a Off gelmişti. Hakan’la ordaydık ve sanırım 1.5 saatlik konserde Off trendy olan şarkılarını değilde genelde eski şarkılarını çalarak bizi mest etmişti…


