Altay: Alsancak’ın Sakini, Orhan Berent

Altay, Alsancak’in Sakini, Orhan Berent

Nedenini bilmesem de çocukluğumdan beri Altay’ı sevmişimdir. Logosuna bayıldığım birkaç futbol takımından (diğerleri Ajax veGöteborg) biridir.

2008-09 Yasin Avci (17) -Altay- -On-

2008-09 Yasin Avci (17) -Altay- -Arka-

2010’da forma koleksiyoncusu olan Adem Pehlivan’dan Yasin Avcı’nın 2008-09 sezonunda Altay’da giydiği formasını almış ve çok sevmiştim. Hala koleksiyonumun en sevdiğim parçalarından biridir.

Sıkı bir Altaylı olan ve kendisini Türk Futbolu mail grubu üzerinden tanıdığım Orhan Berent’in, Altay’ın 100. yılında yayınlanan Altay: Alsancak’ın Sakini kitabını büyük bir zevkle okudum. Oldukça titiz bir çalışmanın ürünü olan kitabı diğer futbol kitaplarından ayıran en büyük özelliği, efsaneleşmiş hikâyeleri kaleme almak yerine, tabloyu daha net görebilmemiz için, kulübün hayat hikâyesini İzmir ve ülkenin içinde bulunduğu siyasi, ekonomik ve kültürel olaylar eşliğinde irdeliyor. Özellikle 1914-1959 arasındaki dönemi çok beğendim.

Kitabın ilgi çekici bir özelliği de, Berent’in taraftarı olmasına rağmen Altay’ı anlatırken genel olarak objektif kalmayı başarması. Bu sayede kitap “Altay güzellemesi” olmaktan çıkıp tüm futbolsevelere hitap eden bir hal almış.

Kitabın son bölümünü okurken gözlerimin önüne, Gençlerbirliği’nin geleceğine dair bir sahne canlandı. Orhan Berent’in yerine kendimi koydum, Altay’ın yerine ise, kurumsallaşma adına hiçbir adım atmayan ve uzun yıllardır tek adamla yönetildiği için İlhan Cavcav sonrasında muhtemelen alt liglere demir atacak olan Gençlerbirliği’ni koydum ve okudum;

Üç küme aşağıda üçüncü sezonumuz. Atatürk Stadı’nda bir akşam vakti… Tayyar abiyle tribündeki yerimizi almışız, maçı izliyoruz. Yanımızdaki yöremizdekiler de çoğunun adını bilemesek bile simaen tanıdıklar, tribünün gediklileri, hep aynı yüzler… Aşağıdan tribünü kesen polisler bile yabancı gelmiyor gözümüze. Beyaz saçlı amirleri sokakta bize rastlaşa, “Bunlar Altay tribününden, oradan tanışıyoruz kendileriyle” diye selam verecek neredeyse. Abartısız öyle… İki sıra önümüzde Altay’ın üç eski futbolcusu Miço Mustafa, Cruyff Mithat, Arap Muzaffer. Arada onlarla da laflıyoruz. Sol tarafımda yaşlan 16-17 civarında birkaç genç var. Konuştuklarımıza kulak misafiri olmuşlar, birisi soruyor: “Abi bunlar kim, eski futbolcular mı?” “Evet” diyorum, “eski futbolcular”. Bir soru daha soruyor: “Ya siz?” “Yok” diyorum, “Ben sadece taraftarım. Senin yaşındayken bunları seyrediyorduk tribünde. Geleni gideni devirirdik. Sen neler kaçırdığını biliyor musun oğlum?” Tayyar abi eliyle Mersinli tarafındaki kaleyi işaret ederek kulağıma eğiliyor: “Orhan, bu stadın ilk açıldığı 1971 yılında Mustafa abin genç milliydi. Şurada öyle bir hareket yapti ki bütün stat ayağa kalkıp onu alkışladı.” Ben söylediği devirde henüz çok küçüktüm ama Tayyar abinin gösterdiği tarafa insiyaki olarak bakarken sanki görüyor gibiydim…

Maç bitiyor. Fazla kalabalık olmadan eve dönmek için aceleyle dışarı çıkıyorum. Hızlı hızlı tren istasyonuna yürüyorum. Elli metre önümde Miço Mustafa ve Mithat abiyi farkediyorum. Siz hiç çok sevdiğiniz ve idol gördüğünüz bir futbolcuyu ölesiye merak ettiniz ve özlediniz mi? Ben çok özlemiştim biliyor musunuz? 1979-80 sezonuydu. Mithat abi takımdan kesilmiş, Miço Mustafa da ortalarda yoktu. O zamanlar internet, cep telefonu falan yok. Televizyon tek kanallı, iletişim kısıtlı. Birisinin kadro dışı diğerinin de sakat olduğunu aylar sonra öğrenmiştim. Otuz küsur sene sonra önümde yürürlerken “Bari şimdi yetişeyim onlara” diyorum. Adımlarımı sıklaştırıyorum. Benden 15 yaş büyük olmalarına rağmen hâlâ formdalar, bir türlü yetişemiyorum. Otobüs durağının orada Cruyff Mithat arkadaşından ayrılıyor, son bir gayretle Miço Mustafa’yı yakalıyorum istasyon merdivenlerinde. “Top ayağındayken de bu kadar hızlı giderdin be abi” diyorum. Gülüyor. Tren geliyor biniyoruz. Aklımda tribündeki gençler kalmış. Hadi ben bu takımın en gözde olduğu devirlere yetişmiştim. Ya onlar?

Trenin penceresinden karanlıklara bakıyorum. Eskilerden bir tekerleme geliyor aklıma, mırıldanıyorum: “Kalemizde Tanzer var, geri dörtlü çelikten duvar, orta saha hepsi canavar, ileride Mustafalar var.” Miço Mustafa yan taraftaki kanepede oturuyor. “Öyle değil mi abi” diyorum ona dönerek. Duymamıştı ama yine de cevaplıyor: “Öyleydi, öyleydi…” Yüzümü tekrar karanlık pencereye çeviriyorum. Maç çoktan bitti ama kafamda devam ediyormuş gibi. Sezai Karakoç’un mısralarını hatırlıyorum. Ne demişti? “Koşu bittikten sonra da koşan atlarız biz.”

Yok yok bu böyle olmayacak, bu maç böyle bitmez, bitmemeli. Bir gün geri geleceğiz. Bir gün mutlaka… Bir gün mutlaka…

Altay: Alsancak’ın Sakini’nden macanilari.com’a yapılan alıntılar için tıklayın…

Altay: Alsancak’ın Sakini, Futbol Kitapları, 31

“Altay: Alsancak’ın Sakini, Orhan Berent” üzerine bir yorum

  1. Paylaşım için teşekkürler Mehmet Ali… “Büyük Altay”ın hikâyesi… Çok güzel bir kitap… Sayın Orhan Berent’in eline sağlık. Bence yalnızca Altay değil Göztepe, Karşıyaka, Altınordu, İzmirspor ve hatta çocukluğumdan belleğimde kalan ve kitabın bir yerinde sadece adı geçen Ülküspor gibi İzmir takımları ile birlikte İzmir’in tarihini de okumuş oluyoruz. Çocukken radyodaki naklen maç yayınlarında adını duyduğumuz, sonra televizyondaki maç özetlerinde izlediğimiz Altay kulübü ve Alsancak Stadı…

    Kitapta dipnot olarak yer alan efsane kaleci Tanzer ve kaptan Ayfer hakkındaki -futbolun güzelliğini yansıtan- ilginç bir ayrıntı çok hoşuma gitmiş ve profilimde paylaşmıştım. Bu vesileyle burada da bir kez daha paylaşmış olayım.

    Sayfa 83, Dipnot:

    “Altay 1972 Mayıs’ında Ankaragücü karşısında 19 Mayıs Stadı’nda Türkiye Kupası finalini kaybederken, şeref turu atmaya hazırlanan Ankaragücü kalecisi Aydın Tohumcu’yu omuzlarına alan ilk iki kişi Altay kalecisi Tanzer Sencer ve takım kaptanı Ayfer Elmastaşoğlu’ydu. Bu görüntü karşısında önce şaşıran Ankara seyircisi gazetelerin yazdığına göre Altaylıları gözyaşları içinde alkışlamışlardı. (Milliyet, 1 Haziran 1972)”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.