Üzümün Kardeşliği (The Broderhood of the Grape, 1977), John Fante

John Fante - Uzumun Kardesligi (Parantez)

Yarı-gerçek bir üslupla romanlar yazan bir yazarın eserlerini okudukça, yarattığı kahramanlarla içli dışlı olmaya başlıyorsunuz. Kahramanın çocukluğuna, gençliğine ve hatta yaşlılığına hakim olabiliyorsunuz. Mesela, yazarın kullandığı bir lakapla başka bir romanda/hikayede anlattığı olayı hatırlayıp “neden bu kadar tepki verdiğini” daha iyi anlayabiliyorsunuz. Okuduğum 7. Fante kitabı olan Üzümün Kardeşliği’nde de bu hissi oldukça yaşadım.

Henry, ellili yaşlarının ortasında orta halli bir yazardır. Gençken, doğduğu kasabanın kendisine biçtiği rolü oynamamak ve yazar olmak için parasızlığı ve sefaleti göze alarak şehre kaçmıştır. Babası Nicholas Molise, yetmişli yaşlarının sonunda yetenekli bir duvar ustasıdır. Tüm hayatı boyunca kendini ispatlamak için uğraşıp duran Nick, beklediği değeri bulamadığı için kendisi dahil, herkesten ve her şeyden nefret etmektedir. Karısı ve çocukları parasızlıktan kırılırken, kazandığı paraları kumara ve kadınlara harcamıştır. Henry’nin annesi Maria Molise ise katı bir katoliktir ve babasının yaptığı bunca şeye rağmen inançları nedeniyle ondan boşanmamıştır. Bir gün kardeşi Mario arayarak anne ve babasının büyük bir kavgaya tutuştuklarını ve bu sefer boşanmaya kesin kararlı olduklarını söyler. Kasabaya gelip onlarla konuşmasını ister…

Fante, Üzümün Kardeşliği’nde “baba figürü”ne yoğunlaşıyor. Ne kadar sorunlu olursa olsun, onu anlamaya çalışarak (bahaneler yaratarak) aklamakla, ondan nefret etmek arasındaki ince çizgide gidip gidip geliyor. Yine basit bir dil kullanıyor ve bol duygu değişimleri içeren, sakin ve saf bir hüzün sunuyor…

Kitabın konusu olan baba figürü aklıma Haziran 2012’de okuduğum Hüseyin Kıyar’ın “Hisar’dan Ahmet” romanını getirdi.

Kitaptan;

“Nasıl da kaygılandırırdı beni, evlendiğimiz günden beri. Nerde olduğunu, ne yaptığını, kiminle birlikte olduğunu asla bilemedim. Hiçbir şey söylemezdi. Her gece bir daha eve dönüp dönmeyeceğinden emin olamadan girerdim yatağa. Artık bitti. Kaygılanmaya gerek kalmadı. Nerde olduğunu biliyorum. İyi olduğunu biliyorum.” Küçük bir inilti döküldü dudaklarından. “Tanrım. Neler çıkardı ceplerinden!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.