ZAZ Ankara Konseri (30 Haziran 2012)

Mayıs’ın ilk günlerinde Pınar arayıp “30 Haziran’da ZAZ geliyor. Gidiyoruz değil mi?” dediğinde “elbette” demiş ve hemen bilet almıştım. Kapı açılışı 19 olarak gösterilen konser için normalde 18:45’de ODTÜ Vişnelik’te olacaktık ama bazı aksamalardan ötürü saat 19:20’de konser alanına geldiğimde çok uzun bir sıra vardı. Sıranın sonuna gelene kadar göbeğim çatladı ve beklemeye başladım. Yaklaşık 30 dakika sonra Pınar ve Yüce geldi ama ben bu arada sadece 3 ya da 4 adım ilerlemiştim. Tabi bir yandan da sıra park alanının tamamından kıvrılıp tekrar benim yanıma kadar gelmişti. Şaka gibiydi!

Bir süre laklak ettikten ve sıranın sonunu bulmaya çalışan arkadaşlarla ayak üstü selamlaştıktan sonra 20:30 civarlarında içeri girdiğimizde çim konser alanında sahnenin karşısının tamamı ve sağı-solunun 4te3’ü doluydu. Biz de sahnenin solunda yakınca bir yere oturduk. Oradan buradan muhabbet ederken hava tamamen kararmış ve haziranın son gününe göre oldukça soğuk rüzgârlar esmeye başlamıştı. Bir yandan da çime oturmanın verdiği bir serinlik vardı.

Derken ZAZ “Les Passants” ile konsere başladı. Üzerindeki sportif giysisi, yerinde durmadan oradan oraya koşuşturması ve esnek hareketleri ile oldukça ilgi çekiciydi. İlk şarkı bittikten sonra seyirciyi öne eğilerek selamlama şekli de bu esnekliğini kanıtlıyordu. Birkaç şarkıdan sonra İngilizce olarak özür diledikten sonra Türkçe olarak seyirciyi selamladı. Ardından bir yerlerden okumaya çalışarak Türkçe konuşmaya çalıştı. (Zeynep’ten öğrendiğime göre) “Bir insanı sevmek için önce kendini sevmen lazım” dedi. Bol alkış aldı.

Şarkıları sırasında bol bol “kontrollü çığlıklar” atıp zıplayıp hopladı. En bilinir şarkısı olan “Je Veux”a sıra geldiğinde ortalık daha bir hareketlendi haliyle. Nakarat bölümünü seyirciyle sırayla söylerken sıra ona geldiğinde sözlerle değil de “na na na” şeklinde söyleyerek seyircilerin de benzer bir şekilde şarkıya katılabileceklerini gösterdi. O andan sonra şarkıya daha da çok katılım oldu.

Şarkılardan birinin en hareketli anında sahneye kırmızı bir ışık verildi ve tüm grup bir anda oldukları yerde hareketsiz kaldılar. Olay aniden olunca seyirci önce şaşırdı ama ardından yaklaşık 2 dakikalık bekleyiş sırasında çokça alkış geldi.

Son şarkıda biz sahnenin soluna iyice yaklaşmıştık. Baterist sadece bir “portatif davul” ile sahne önüne geldi. Ve sadece onu kullandı. Şarkının sonlarına doğru davulun altındaki ayak yere düştü ve o an baterist yere atlayıp davula vurmaya devam ederek ritmi kaçırmadı. Bir yandan da gülüyordu. Çok enteresan bir andı.

Yaklaşık 1.5 saat süren konser bitti. ZAZ ve ekibi sahnenin arkasına doğru gittiler. Tabi biz solda olduğumuzdan beklediklerini ve tekrar geleceklerini tahmin edebiliyorduk. Geri geldiler ve 2 tane hafif şarkının ardından Isabelle Geffroy bateriye oturup basit ama güzel bir ritim ile daha önce hiç duymadığım bir şarkıyı bir yandan çalıp bir yandan söylemeye başladı. Bir süre sonra ani bir hareketle ayağa kalktı ve baterist davula geçti. İşte o anda bir yandan ışıkların yanıp sönme hızı artıyor bir yandan da şarkının ritmi hızlanmaya ve yükselmeye başlıyordu. Bateri bir süre sonra rock atakları yapmaya başladığında şaşkınlığım iyice artmıştı. Bu arada Isabelle bateriste dönmüş bir yandan çığlık atıyor bir yandan da zıplayıp kafasını sallıyordu (bir nevi headbang). Tek kelimeyle inanılmazdı! O şarkının ne olduğunu bulmak gerek…

Yaklaşık 2 saatlik konserdeki tek handikap açık hava olmasından ötürü sesin çok dağılmasıydı ama bunun dışında oldukça keyifli ve güzel bir gece idi…

Murat Hayri Şerafettinoğlu’nun objektifine de şunlar yansımış 🙂

Konserle ilgili youtube’a eklenen birkaç tane de video buldum 🙂

Je Veux

Prends Garde a ta Langue

Aux Detenteurs

“ZAZ Ankara Konseri (30 Haziran 2012)” üzerine bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.