Sistemin Bozdukları Daha Acımasız oluyor…

Her platformda olduğu gibi futbolda da iyi insanlar var… Sahaya sadece futbol oynamak, takım arkadaşları ile güzel şeyler yapıp maçı kazanmak için çıkanlar… Bu futbolcular saha içinde ne rakibiyle, ne taraftarla, ne teknik adamlarla, ne de hakemle uğraşmazlar. Sadece ve sadece kendisine verilen görevi yapıp “oynamaya” bakarlar…

Aynı düşüncelerle sahaya çıktıkları bir gün, rakiplerinin yaptığı çirkefliklerin “herhangi bir nedenle” hakem ya da taraftarlar tarafından mükâfatlandırıldığıyla yüzleşirler… Birkaç kez inanmak istemeseler de, zamanla bir şeylerin aslında o kadar da “naif ” olmadığını “anlamaya” başlarlar…

Çemberden bir adım geriye çekilip durumu iyice netleştirdiklerinde… Evet, güçlülerin, çok sesi çıkanların hep bir adım önde olduklarını görürler. Haklı haksız tüm pozisyonlarda hakeme koşan, sürekli taraftarlarını gaza getirmek için uğraşan, rakibinin kolunu tutup kendi yüzüne vuran ardında dirsek yemiş edası ile yerlerde kıvranan “büyük” takım oyuncularına gösterilen “anlayışın” karşısında ezildikçe ezilirler…

Önceleri futbolcu arkadaşlarına, hakemlere, teknik direktörüne hatta “oyunun içindeki” rakip oyuncuya durumun saçmalığını anlatmak için didinirler… Ama her koşulda bir adım öndekilerin “e ne olmuş yani” tarzında “umursamaz” tavırları ile karşılaşırlar. İçlerine atarlar… Alışırlar… Bunun intikamını almak için yemin ederler… Alışırlar…

Bir gün “büyük”lerden birine imza atarlar… İlk maçlarında takım arkadaşlarını süzdüklerinde… Oyun kuralların esnekliğinin kendilerinden yana kıvrıldığını fark ederler… Lehlerine çalınan düdükleri ya da aleyhlerine çalınmayanları fark ederler… Kendilerini yere attıklarında aldıkları faulleri, penaltıları…

Gözleri parlar… Zira “burada” futbolcu olmak daha bir kolaydır. Rakiple ikili mücadelede yoruldun mu, hafif çek rakibini o da seni çekince direk at yere kendini… Sonra bir de hakeme koşup “hocam kaç oldu kart yok mu” de… Bırak karşındaki anlatmaya çalışsın derdini hakeme… Sonra sana gelip “abi naptım ben ya?” diye sorduğunda “o yollardan biz de geçtik umursamazlığını” takın…

Sistem içinde iyi olmak için çabalayanlar, bir süre sonra yorulurlar… Zira, burada iyi olmak hiçbir şey kazandırmaz… İşte o zaman kötüleşmeye başlarlar… Ama sistemin bozduğu insanlar daha bir acımasız olurlar çünkü “karşındakini ezmenin” hakları olduğunu düşünmeye başlamışlardır bile…

İşte bu yüzden yaptığı 5 hunharca faulden sonra aldığı sarı kart için önce hakemi sonrada tekmelediği 17 yaşındaki futbolcuyu fırçalarlar… Nasıl olsa ne yaparlarsa yapsınlar haklı olanlar onlardır…

24 Şubat 2011

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.