Beyaz Zenciler (Hvite Niggere/White Niggers, 1986), Ingvar Ambjörnsen

Hiç bilmediğim bir ülkede, bilmediğim yıllarda geçen, bilmediğim ortamlar… Farklı bir bakış açısı. Hep dışarıdan görüp yadırgadığımız, iğrendiğimiz, korktuğumuz ya da çekindiğimiz insanlardan birinin yaşamına dair ipuçları. Hayata ve ilişkilere dair yorumları…

Çoğu film ve kitapta olduğu gibi bu romanda da beni çeken buydu sanırım… Farklı bir bakış açısından görmek…

Roman, 3 kitaptan oluşuyor. Benim en çok sevdiğim, dramatik ve öykünün ilerisini anlatan ilk kitap “B-52” tam anlamıyla Trainspotting tadında. İkinci kitap “Soylu Delikanlılar ve Basit Kızlar” ise roman kahramanının yaşadığı yeri, çocukluğunu, ailesini, Rita ve Charly ile olan ilişkilerini, üçüncü Kitap “Batı yolu” ise yaşadığı yerlerden uzaklaşıp 20li yaşlarındayken yaptıklarını, ilk aşklarını ve yazı yazma denemelerini anlatıyor…

Norveçli yazar Ingvar Ambjörnsen’in 1986’da yayınladığı ve büyük bir ilgi uyandıran romanı Beyaz Zenciler, Türkiye’de Ayrıntı tarafından 1991’de yayınlanmış. Çevirmen notunda Banu Gürsaler Syvertsen’in belirttiğine göre Ambjörnsen’in kitabın yayın haklarını iki adet lületaşı pipo karşılığında vermiş olması da ilginç bir ayrıntı.

B-52’den iki bölüm;

Güzel bir gün, yavaş yavaş güzel bir akşama dönüşüyordu. Nehir kıyısında ördekler mistik alışverişlerini sürdürüyor, ardıç kuşları tepemizdeki ağaçlarda melankolik şakıyorlardı. Uzaklarda, kasabanın villa semtlerinden bir köpeğin isteksiz isteksiz havladığı duyuldu. Köprüde trafik her iki yönde vızır vızır işliyordu. Kendimi bu insanların nereye gittiğini düşünürken buldum. Nereye gidiyorlardı, ne yapıyorlardı, gece ışıkları söndürünce nasıl rüyalar görüyorlardı, TV ve hafta sonu içkileri bitince neyin düşünü kuruyorlardı? Sorular. Kâinat sorularla doluydu. Her birimiz dıştan ya da kendi içimizden gelecek çözümleri bekleyen birer muamma! Görünmez perilerden, kendi yarattığımız tanrılardan haber umuyorduk. Bekleme süresi boyunca da tekne boyuyor, içiyor veya borsa spekülasyonlarına girişiyor, çocuk yapıyor, faturaları ödüyor ya da ödemeyip bırakıyorduk. Sayılı yıllar, diye düşündüm.

Güzel bir mayıs günüydü. Hava sıcaktı. Gölgede yirmi derece filan. Kuşların sesleri, milyonlarca böceğinkine karışıyor, ara sıra denizden balık kapan martıların çığlıkları duyuluyordu. Bunların yanı sıra yüreğimin vuruşları ile iri çakıl taşlarına çarpan denizi dinliyordum. Dünya enerji saçıyor, yeni fışkıran yeşilliklerin tatlı kokusu her yana yayılıyordu. Renkler, olağanüstü renkler! Son olarak doğa ile ne zaman böylesine baş başa kalmıştım hatırlamıyorum. Bir zamanlar, hem de çok uzak olmayan bir zamanlar, hayatım bambaşkaydı. Küçük bir oğlan çocuğuyken bu rüzgârlı ormanda, kayalarda, çakılı kumsallarda deliler gibi koşardım. Sonra kentlere gitmek zamanı geldi. Kanımdaydı bu benim. Büyük kentler, hiç uykuya yatmayan, yirmi dört saat bir nabız gibi atan kentler; insanların gelip gittiği, sevip öldüğü kentler. Orada oturmuş, büyük kentlerin dinamiğinin de bir anlamda vahşi doğanınkine benzediğini düşünüyordum. Filizlenen insanlar ya da beton duvarlar arasında yavaş yavaş çürüyenler… Koşan, yürüyen, yatan ayakta duran, kanlı biftekler yiyen, boş karnına içip kusan insanlar… Çok çeşitlilik! Hep bunu aramıştım ben. Daha küçük bir oğlan çocuğuyken doğadaki hayvanların, böceklerin, bitkilerin, ağaçların çeşitliliği büyülemişti beni. Bataklıktan yavaş yavaş kendini kurtaran insanlardaki inanılmaz güç. Kendine gelip, psikozdan kurtulan Ed gibi mesela… Bir de dipsizliğe doğru durmadan düşenler. Kendini yok eden çiçekler gibi başlarını toprağa, yerkürenin öbür ucuna, Çin’e doğru sokanlar. Düşleri zengin, ancak günlük hayatı ve gerçekleri idare edemeyenler. Kafamda türlü çeşitli izlenimler vardı. Bir anahtar kelime verildiğinde bir roman yazabilecek kadar.

“Beyaz Zenciler (Hvite Niggere/White Niggers, 1986), Ingvar Ambjörnsen” üzerine bir yorum

  1. Üniversite yıllarımızı etkileyen kitaplardan biriydi. “beyaz zenci” metaforu dilimizden düşmezdi…

yavuzy için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.