Avanos, Zelve Ören Yeri, Ürgüp, Göreme, Cemil Köyü, Mustafapaşa Gezi Günlüğü – Bölüm 1

Ankara’ya yakın olmasına ve hep merak etmeme rağmen Kapadokya’ya ilk kez 2017’de gitmiştim. Göremeye doğru ilk defa yol alırken burasının neden bu kadar sevildiğini de anlıyordum. Çünkü eşsiz doğasından, balonlarına kadar masalımsı dokusu adeta zamanı donduruyordu!

Ürgüplü ve aynı zamanda bu topraklara âşık olan Cansın’la tanıştıktan sonra ise büyük bir keyifle mekik dokumaya başladık. 2018’de balayına, sonrasında da günübirlik bölgeye gitmiştim. Bu sefer ise “gittiğimize değsin” diyerek, Zeki Baba ve Cansın’ın hazırladığı geniş bir plana sadık kalmak üzere düştük yollara.

27 Temmuz 2022, Çarşamba

Sabah 4’de “ekip” arabaya bindi, kapıları kapattık ve bir kere daha düştük yollara. Kırşehir TŞOF’daki ufak aradan sonra sabah 8.30’da Avanos’taydık.

Babanne ve Emine teyzeyi orada bırakıp soğumadan yönümüzü Zelve Açık Hava Müzesi, Ören Yeri’ne çevirdik.

5 yıl önce hem Göreme, hem de Zelve Açık Hava Müzesi’ne gelmiştim fakat bu sefer yanımızda buranın 80’lerini, 90’larını ve 2000’lerinin ilk yarısını aktif olarak bilen biri vardı. Haliyle verdiği ve vereceği bilgiler paha biçilemezdi!

Zeki Baba tam da sabah yürüyüşlerimizi nerelerde yapabileceğimizi anlatırken Zelve’ye dönmek üzereydik. O an Paşabağları’nın Kültür Bakanlığı’na bağlandığını ve açık hava müzesi ve ören yerine dönüştürüldüğünü fark ettik. Gençlik dönemlerinde peribacalarının en yoğun bulunduğu ve aynı zamanda ara ara bağların da yer aldığı bu bölgeden yürüye yürüye Göreme’ye gittiklerini anlattı.

Üç vadiden oluşan Zelve Ören Yeri’nde geziye ikinci yani ortadaki vadiden başladık. Daha önce geldiğime ise 1-2-3 yapmıştık. Bu sefer 2-3-1 oldu.

Bir yandan dolaşıyor, bir yandan da Zeki Babanın “eskiden” diye başlayan cümlelerini dinliyorduk. Normalde pek fark edilmeyecek ayrıntılardan ya da değişimlerden bahsediyordu.

Mesela peribacasının üstüne tırmanmak için kullanılan bacada oyularak açılmış sağlı sollu basamaklar! Bu ayrıntıları mağaranın içine girip incik boncuk bakınmazsanız göremiyorsunuz! Hele bir de bizim gibi 30-35 derecede gezerseniz bu ayrıntılar maalesef bir noktadan sonra görünmez oluyorlar.

Bir önceki geldiğimde yaşlı bir görevliden eskiden, kendisi dahil, buralarda oturulduğunu öğrenmiştim. Yazıyı hazırlarken vadinin 1952 yılına kadar iskân edildiğini öğrendim.

Bu cehennem sıcağında kayalara oyulmuş mağaralara girince bir anda kendinizi buzdolabına girmiş gibi hissediyor ve rahatlıyordunuz.

Bu bölgenin en büyük sorunu, erozyon ve doğa koşulları nedeniyle mağaraların, peribacalarının her geçen gün aşınması, çatlaması, parçalanması ya da yıkılmasıydı.

Kısacası bu bölge aslında her geçen gün değişiyordu. O yüzden bugün çektiğiniz bir fotoğraf ile 5 yıl sonra aynı açıdan çekeceğiniz fotoğrafta bir sürü farklılık görebiliyorsunuz. Eğer ileride bu bölgeye yerleşirsek bu konuda bir şeyler yapmaya karar verdim.

2. ve 3. vadiyi tamamladıktan sonra 1. vadiye doğru yürürken hava 35 dereceye ulaştığı için iyice yorgun düşmüştük. Bu yüzden bu vadinin sadece girişine bakınıp dönüş yoluna geçtik.

Sabah 9’da buraya geldiğimizde içeride tek tük insan varken 11.35’te çıkarken hem içeride, hem de girişte kuyruk vardı.

Zelve Ören Yeri Anı Videosu;

Ören Yeri’nden çıkıp arabaya atladık ve Cansın’ın kuzeni Hakan ve eşi Khatuna’nın nefis işlere imza attığı Hakan Art Collection’a geçtik.

Bir yandan yaptıkları enfes ürünleri inceliyor, bir yandan da keyifli bir şekilde laklak ediyorduk.

Khatuna bize sürpriz yapıp çömlek yapmaya götürdü.

Nasıl yapılacağını gösteren arkadaşın ellerine bakınca her şey kolay görünüyordu ama oturup da, “buyurun” dendiğinde hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlıyordum. Bir süre gülerek uğraştıktan sonra çok acayip bir şey çıktı ortaya! 🙂

Çömlek yapma heyecanını yaşadıktan sonra yanımıza Khatuna’yı da aldık ve tekrar arabaya atlayıp önce Cansın’a çarık bakmak için Göreme’ye geçtik. Etraf turist kaynamasına rağmen Göreme’de, belediye tarafından yapılan “yol/kaldırım yapım çalışması” nedeniyle ortalık toz dumandı. 35 derece sıcaklıkta hiç çekilmiyordu. O yüzden söylene söylene hızlıca çarığa baktık ve “sonraki” dedik.

Bir sonraki durağımız Üçhisar’dı. Daha önce hepimiz kaleye çıktığı için onu pas geçip sokaklarda dolaşıyorduk. Bacalar, doğa ve sokaklar son derece keyifliydi.

Akşama doğru Öğretmenevi’ne dönüp bir süre dinlendikten sonra Hakanlara geçtik. Saatler ilerledikçe Hakan sazını çıkarttı, Cansınla birlikte birbirinden leziz parçalar çaldılar, söylediler biz de keyifle dinledik. Nefis bir günü ardımızda bırakmıştık.

Gecenin en ilginç olayı ise bir ara kocaman bir böceğin tekliye tekliye uçarak bulunduğumuz balkona gelip önce duvara çarpıp ardından saksıya düşmesiydi. Hakan eline aldığında gerçekten eşşek kadar olduğunu görüyorduk. Önce cırcır böceği sansak da değildi. Akabinde Hakan hareketsiz bekleyen hayvanı uçsun diye balkondan yukarıya doğru hafifçe attı. İlginçtir hayvan hiç hareket etmeden doğrudan aşağıya düştü!

Avanos, Zelve Ören Yeri, Ürgüp, Göreme, Cemil Köyü, Mustafapaşa Gezi Günlüğü – Bölüm 2’yi okumak için tıklayın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.