Madeira Adası, Funchal, Santa Cruz, Machico, Caniçal, Ponta de São Lourenço, Camara de Lobos Gezi Günlüğü – Bölüm 2

19 Eylul 2013 - Funchal, Madeira -2-

19 Eylül 2013, Perşembe (Funchal)

Perşembe günü kahvaltımızı yaptıktan sonra kaldığımız otelde Portekizli Proinov’un ev sahipliğinde, Polonya, Litvanya ve İtalya’dan gelen diğer şirketlerin çalışanlarıyla toplantı yaptık.

20 Eylul 2013 - Madeira Meeting

Öğle yemeği için ara vermeden önce Rita, 30 dakikalık hızlandırılmış Portekizce dersi verdi ve en çok ihtiyacımız olacak bazı temel kelimeleri öğretti. Kaldığımız 5 gün boyunca bunların arasından en çok “Obrigado”yu (teşekkür ederim) kullandık.

Otelin restoranında yediğimiz öğle yemeğinde Atlantik Morinası (Codfish) yiyip, tam karşımda oturan Portekizli Proinov’un sahibi olan Paulo ile bol bol muhabbet ettik. Maderia’da hava sıcaklığının her mevsim aşağı yukarı aynı değerlerde (18-25) olduğunu, adanın hem yeşil dağ turizmine, hem de deniz turizmine sahip olduğu için öne çıktığını, bulunduğumuz dönemde genelde yaşlı turistlerin adayı tercih ettiğini, birçok yaşlı Portekizlinin kışı adada geçirdiğini, adanın en pahalı döneminin Aralık sonu ve Ocak başı olduğunu, sadece deniz tatili için gelen turistlerin genelde Madeira’nın kuzey doğusunda bulunan ve uzun sarı kumsalları olan Porto Santo adasını tercih ettiklerini öğrendim.

19 Eylul 2013 - Blandys Madeira Wine, Funchal, Madeira -1-

Toplantının ikinci kısmından sonra Proinovlular bizi Madeira’nın adını duyuran en önemli ürün olan Madeira şarabını üreten önemli markalardan Blandey’s’in müze-mahzenine (Museu da Madeira Wine Company) götürdüler.

19 Eylul 2013 - Blandys Madeira Wine, Funchal, Madeira -2-

19 Eylul 2013 - Blandys Madeira Wine, Funchal, Madeira -3-

Otelden yaklaşık 10 dakikalık yürüyüşle ulaştığımız Funchal’ın merkezinde bulunan mahzende bizi kusursuz bir İngiliz aksana sahip kadın bir rehber karşıladı. Bir yandan müzeyi gezdirirken, bir yandan da bol kahkahalar arasında esprili anlatımıyla şarabın nasıl üretildiğini, nasıl saklandığını, hangi üzümleri kullandıklarını ve şirketin tarihçesini anlattı. Bugüne kadar gördüğüm en profesyonel ve eğlenceli rehberdi şüphesiz!

19 Eylul 2013 - Blandys Madeira Wine, Funchal, Madeira -4-

19 Eylul 2013 - Blandys Madeira Wine, Funchal, Madeira -5-

Gezinin ardından hediyelik eşya dükkânında şarabı tatma şansım da oldu. Kolay içimlik, tatlı ve hafif aromalı bir tadı vardı.

19 Eylul 2013 - Funchal, Madeira -1-

19 Eylul 2013 - Joao Goncalves Zarco, Funchal, Madeira, Portekiz

Mehmet Ali Cetinkaya - 19 Eylul 2013 Funchal, Madeira -1-

Mahzenden çıktıktan sonra kilise ve Joao Gonçalves Zarco’nun heykelinin bulunduğu meydanda (Avenida Zarco), yorulanların dinlenmesi için bir süre etrafı izledik.

19 Eylul 2013 - Street Arts, Funchal, Madeira -6-

19 Eylul 2013 - Street Arts, Funchal, Madeira -5-

Sonrasında merkezden sahil şeridine doğru yürürken sokaklardan birinde (tıpkı Santa Cruz’dakiler gibi) kapıları boyalı evler gördük.

19 Eylul 2013 - Street Arts, Funchal, Madeira -7-

19 Eylul 2013 - Street Arts, Funchal, Madeira -4-

Mehmet Ali Cetinkaya - 19 Eylul 2013 Funchal, Madeira -2-

Joao bunların, Belediyenin sanatçılarla birlikte ortaklaşa yürüttükleri bir proje olduğunu ve kötü durumda olan evleri güzelleştirmeye çalıştıklarını anlattı.

19 Eylul 2013 - Municipal Garden, Funchal, Madeira -2-

19 Eylul 2013 - Municipal Garden, Funchal, Madeira -1-

Yürüyüşüm sırasında oldukça enteresan ağaçların olduğu ve “Belediye Bahçeleri” adı verilen (Avenida Arriaga) bir yerden geçtik. Çok güzel görünüyordu.

19 Eylul 2013 - Forte de Sao Tiago, Funchal, Madeira -1-

19 Eylul 2013 - Forte de Sao Tiago, Funchal, Madeira -2-

Ardından Rita’nın rehberliğinde deniz kenarında bulunan lokantaların arasından geçerek Fortaleza de Santiago’ya (Museu de Arte Contemporânea) ulaştık. Burası denizden gelen saldırılardan şehri korumak için kullanılan askeri deniz kalelerinden biriydi. İlk katta bulunan avluya çıkıp denizi, şehri ve sisli yemyeşil dağları izlemeye başladık.

İçecekler yanında ikram olarak (benim de bir ara kahvaltıda sürekli yediğim) tuzsuz siyah zeytin, kuru üzüm ve fıstık vermeleri dünkü balık yanında gelen sebze ve yiyecekler gibi yine damak tadımıza birebir uyuyordu.

19 Eylul 2013 - Forte de Sao Tiago, Funchal, Madeira -4-

Burada bizi bir sürpriz bekliyordu. Proinov’un ayarladığı genç bir müzik grubu bizler için geleneksel Portekiz şarkıları çaldılar.

Hem ortam, hem de müzikler oldukça rahatlatıcıydı.

19 Eylul 2013 - Forte de Sao Tiago, Funchal, Madeira -5-

19 Eylul 2013 - Forte de Sao Tiago, Funchal, Madeira -3-

Ardından yemeğe geçip uzun uzun muhabbet ettik.

19 Eylul 2013 - Old Car, Funchal, Madeira, Portekiz

Bir ara sigaraya çıkan İzzet ve Gürsel’in yanına gittiğimde avluda direksiyonu sağ tarafta bulunan oldukça eski bir araba bize doğru yanaşıyordu. Turistleri gezdirmek için kullanılan arabanın şoförü ile yaptığımız kısa muhabbette arabanın 82 yaşında olduğunu, 3 ileri bir geri vitesi olduğunu, 60 km hızla gidebildiğini ve sürmesinin oldukça kolay olduğunu öğrendik.

Yemekten sonra diğerlerine veda edip lokantaların arasından yürürken, İzzet arkamızdan seslenerek, taksiyi durdurmamızı söyledi. Bu arada karşıdan gelen 2 kız, 2 erkekli bir grupta bulunan bir kız yanımızdan geçerken, “hey baksana Türkçe konuşuyorlar” deyip bize el salladı. O ana kadar adada hiç Türk görmediğimiz için ufak bir şaşkınlık yaşayıp arkamı döndüğümde çocuklardan biri de dönmüş bize bakıyordu.

20 Eylül 2013, Cuma (Funchal)

20 Eylul 2013 - Rainbow, Four Views Baia, Funchal, Madeira

Sabah uyanıp balkona çıktığımda gökkuşağının ayakları nefis görünüyordu. (Akşam yemekte, Madeira’da gökkuşağı görmenin çok sık yaşanan ve doğal olarak çok normal bir şey olduğunu öğrenecektim.) Ardından giyinip önce kahvaltıya ardından da toplantıya geçtik.

20 Eylul 2013 - Codfish with Patato, Funchal, Madeira

Bu sefer öğle yemeği için yürüyerek Funchal merkeze indik. Güzel bir kafe restoranda oturup patates ve fındık ile yapılmış Atlantik Morinası yedik. Gayet lezizdi. Yemek sırasında Benfica taraftarı olan Joao ile bol bol futbol muhabbeti yaptık. Gençlerbirliği ve Benfica hakkında konuştuk. Daha önce yazdığım ve neredeyse ülkede yaşayan herkesin sadece 3 güçlü takımı desteklemesi nedeniyle Portekiz ile Türk futbolunu karşılaştırdığım “Üç Büyükler İle Büyük Üç’ün Benzer(siz)likleri…” adlı yazıdan bahsettim ve üzerine fikir paylaştık. Ardından Joao’nun önerisi ile tatlı olarak mousselu çikolatalı pasta söyledim. Garsonun, “ufak bir parça mı yoksa normal dilim mi istiyorsunuz?” sorusuna, “normal” diye cevap verdim ama sonrasında diğerlerinin neden ufak bir parçayı tercih ettiklerini anladım. Çünkü oldukça lezzetli ama çok yiyince ağır gelen bir tatlıydı. O yüzden bir daha gidersem ufak bir dilim demeye karar verdim.

20 Eylul 2013 - Escola Secundaria de Francisco Franco, Funchal, Madeira -1-

Yemekten sonra, 2007’den beri Moodle ile eğitim çalışması yapan Francisco Franco lisesine (Associação De Estudantes Francisco Franco) gittik.

20 Eylul 2013 - Escola Secundaria de Francisco Franco, Funchal, Madeira -2-

20 Eylul 2013 - Escola Secundaria de Francisco Franco, Funchal, Madeira -3-

Sunumun yapılacağı yere giderken duvarlarda gördüğüm resimler nefisti.

Öğretmenler bize Moodle’ı eğitim programlarında nasıl kullandıklarını anlatan güzel bir sunum yaptılar. Sunumdan sonra sınıflar arasında gezerken katlardan birine yığılmış renk renk pet şişe kapağı görüp öğretmenlerden birine bunların ne olduğunu sordum. O da bana bunun okuldaki öğretmenlerden birinin projesi olduğunu ve toplanan kapakların paraya çevirerek okuldaki ihtiyaç sahibi öğrencilere verildiğinden bahsetti. Aklıma bizde de uzun süre, “10.000 tane pet şişe kapağına tekerlekli sandalye veriyorlarmış” diye insanların topladığı (ama gerçekten bunun gerçek olup olmadığını net olarak bilemediğim) pet şişe kapağı toplama kampanyası geldi. Ama en azından orada gerçekten işe yaradığını öğrendim.

Aynı öğretmene Madeira’yı çok sevdiğimi söylediğimde, “buranın en kötü yanı, canın sıkıldığında arabaya atlıyorsun ama diğer uç sadece 25 km” diye dert yanıyordu. Ben de, “bence canın sıkıldığında dağa çıkıp yürüyebilmek veya sahile inip yüzebilmek eşsiz bir şans” diye cevapladım.

Okuldaki gezimizi bitirdikten ve hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra burasının devlet okulu olduğunu ama gördüğüm kadarıyla bizdeki herhangi bir özel okulla aynı nitelikleri taşıdığını düşünüyordum.

Okuldan çıktıktan sonra yürüyerek Proinov’un şirket binasına gittik. Yolda gördüğüm bir seyyar satıcıdan (Ankara’ya getireceğimden habersiz olarak) Maracujá aldım. Şirkette Paulo ve Rita neler yaptıklarını anlatan bir sunum yaptılar. Sunumun sonunda Benfica taraftarı olduğunu bildiğim Paulo’nun “son olarak geçenlerde dünyanın en iyi futbol takımı ile mobile oyun yapma konusunda anlaştık” sözlerinin ardından çoğu kişi “hangi takım ki?” diye düşünürken ben “Benfica” dedim. Yanımda oturan bir başka Benfica taraftarı olan Joao bana dönüp gülerek bir yandan beni kafasıyla onaylayıp bir yandan da “tekrarla” dedi. Bu arada kameraman (muhtemelen Porto ya da Sporting’li olduğu için) kamerayı indirip “çekmiyorum!” deyip gülüyordu.

Ardından televizyon için bir basın toplantısı yapıldı ve bitiminde diğerleri ile akşam yemeğinde görüşmek üzere veda edip otele doğru yürümeye başladık. Gördüğümüz hediyelik eşya dükkânlarında dolaşırken adanın Portekiz Süper Ligi’nde mücadele eden iki takımından biri olan Maritimo’nun dükkânını gördüm. Hemen içeri girip Tanıl abi için bir atkı aldım ve görevli kıza fiyatını sordum. Bana, “5 euro ama bugün Maritimo’nun doğum günü. O yüzden 2.5 euro” dedi. “Şanslıymışım!” diye cevap verdim. (Ama salak gibi sadece bir tane aldım!) Ardından para ödemek için kasaya geçtiğimde aynı kız atkıyı alıp kasiyer kıza uzattı ve Portekizce bir şeyler söylerken “kaşkol” dedi. Şaşırarak anlamını sorduğumda atkıyı gösterdi. Ben de şaşırarak, bizim de aynı kelimeyi kullandığımızı söyledim.

20 Eylul 2013 - A Seta, Funchal, Madeira -1-

Saat 19.30’da Portekizliler geldi ve beraber minibüse atlayıp dağ yolunda yukarı doğru tırmanmaya başladık. Yaklaşık 15 dakika sonra adanın ünlü restoranlarından biri olan A Seta’ya varmıştık. Kısa bir süre bekledikten sonra masamıza geçtik. Her iki kişinin arasında masadan yukarı doğru yükselen ince demir çubukların ne olduğunu anlamak için bir süre çaba sarf etsem de herhangi bir cevap bulamadım. Yumurtalı domates çorbası içtikten sonra merakımız cevaplandı. Şişlere takılmış dana etleri piştikten sonra getirilip bu demirlere asılıyordu ve tabağınızı altına koyup şişten yiyeceğiniz eti alıyordunuz.

20 Eylul 2013 - A Seta, Funchal, Madeira -2-

Yemek sırasında 2 yaşlı gitarist ve bir tane şık giyimli kadın şarkıcı geldi. Portekizce geleneksel iki tane şarkı söyledi. Bu tarzı biliyordum, ama bir türlü çok sevdiğim ünlü Portekizli kadın sanatçının adını hatırlayamadım. Yanımda bulunan kıza bundan bahsettiğimde bana “Amalia” dedi. “Hayır” dedim ve adını anımsamaya çalıştım. Söylediklerimi dinleyip bir kere daha tekrarladı yine “hayır” dedim. Kızın şaşkın bakışları nedeniyle telaffuzunu bir kere dinledim ve utanarak “Evet o” dedim. O da bana Amalia’nın Fado’yu tüm dünyaya tanıttığından bahsetti.

20 Eylul 2013 - A Seta, Funchal, Madeira -3-

Yemeğin devamında yöresel Madeira giysileri giymiş gençler geldi. Bir yandan yöresel çalgılarla müzik çaldılar, bir yandan da dans ettiler. Tüm masa “Paulo Paulo!” diye tempo tutunca, o da kalkıp dansa katıldı. Gece boyunca bu tempo tutma olayı bol bol tekrarlandı, biz de bol bol güldük.

İtalyan şirketinden bir kadın ve iki erkek kardeş katılımcı vardı. Napoli’li olan Francesco Napoli ve abisi Nino Milan taraftarıydı. Francesco abisinin Milan’ı tutma nedeni olarak, “çünkü o deli!” diye açıklıyordu. Yemekte Francesco ile İtalyan ve Türk futbolu hakkında bol bol konuştuk. Gençlerbirliği’nden, Napoli’den, stadyumda maç izlemekten, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın UEFA tarafından men edilmesinden ve yıllar önce İtalya’da düzenlenen “Temiz Eller” operasyonu hakkında konuştuk.

Muhabbetin en ilginç anlarından biri benim, “Napoli’nin adını ilk kez Maradona yüzünden duydum” demem üzerine Francesco’nun bir süre bana baktıktan sonra kolunu gösterip, tüylerinin diken diken olduğunu belirttikten sonra heyecanla, “tüm maçları stadyumda izledim biliyor musun? İnanılmazdı. İnanılmaz!” demesiydi.

Muhabbetin ilerleyen anlarında, hiç Türkiye’ye gelip gelmediklerini sorduğumda Francesco, Nino ile birlikte bir kere AC Milan – Liverpool Şampiyonlar Ligi final maçı için İstanbul’a geldiklerini söyledi. Ben de Nino’ya dönüp, o gün askerden döndüğümü ve ilk yarı 3-0 olunca yatmaya gittiğimi söyledim. Nino, “biz de aynısını düşündük!” dedi. Sonra da üzüntülü bir şekilde kafasını salladı. O sırada Francesco bana dönüp, “maçtan sonra Nino ağlıyordu!” deyip pis pis sırıtıyordu. “Peki, sen naptın?” diye sorduğumda, “benim umurumda değildi. Bana ne!” diye cevap verdi. Güldük.

Gecenin sonlarına doğru Francesco’ya bu hafta sonu kimle oynayacaklarını sorduğumda gözleri parladı ve “deplasmanda Milan ile” dedi. “Umarım Napoli kazanır. Sizi destekleyeceğim” dedikten sonra, Nino’ya dönüp, “hafta sonu büyük bir maçınız olduğunu öğrendim” dedim. O da, temkinli bir şekilde beni onaylar gibi kafasını salladı. Pazartesi sabahı bu muhabbet aklıma geldi ve skorlara bakarken Napoli’nin deplasmanda Milan’ı 2-1 yendiğini görüp Francesco’ya bir tebrik maili attım.

Yemekten sonra sahil kenarına giderek bir süre de orada takılıp muhabbet ettikten sonra vedalaşıp otele döndük.

Madeira Adası Gezi Günlüğü – Bölüm 1’i okumak için tıklayın…

Madeira Adası Gezi Günlüğü – Bölüm 3′ü okumak için tıklayın…

“Madeira Adası, Funchal, Santa Cruz, Machico, Caniçal, Ponta de São Lourenço, Camara de Lobos Gezi Günlüğü – Bölüm 2” üzerine bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.