Bu Sezon Samsunspor İle Kesişen Yollarımız

2011-12 futbol sezonunun başlamasına 2-3 hafta kala, yaklaşık 6 yıldır Samsun’da yaşayan Abreg ile birlikte Doğu Karadeniz turuna çıkmıştık. Çocukluğumdan beri hayalini kurduğum gezinin ilk günü Samsun-Hopa yapmış ardından da yavaş yavaş görmek istediğimiz yerlere uğrayarak başlangıç noktamıza geri dönmüştük. Bu turun en güzel yanlarından biri de futbol araştırmalarımdan dolayı ismini duyduğum Karadeniz takımlarının maçlarını oynadıkları, çoğu deniz kenarındaki statları (dışarıdan da olsa) görmekti. O günlerde Samsun, Ordu ve Trabzon’a deplasman yapmaya karar vermiştim…

Şehr-i Samsun’a Yapılan Deplasman

Ankara’ya döndükten birkaç gün sonra lig fikstürü çekildi. İlk hafta maçımızın Samsun’da olması, sözlerimi yerine getirmem için bir ışıktı. Sezon başlamadan önce taraftarlarla bir söyleşi gerçekleştiren yeni teknik direktörümüz Fuat Çapa’nın başında olduğu Gençlerbirliği’nin ilk resmi maçını izlemek üzere 5 arkadaşla yola koyulduk. TŞOF’ta verdiğimiz mola sırasında çaprazımızda İlhan Cavcav’ın oturduğunu görüp önce afalladık, ardından yanına gidip selam verdik. Transfer yapmadığımız için zorlu bir sezonun bize beklediğini dile getirdik. O ise küsuratına kadar kulübün yaptığı harcamaları sıralayıp, ardından “Biz oyuncu yetiştiren ve bunları satarak ayakta kalmaya çalışan bir kulübüz. O yüzden genç takımla oynayacağız.” dedi. Teşekkür edip yanından ayrılırken, “ikna edebilecekmişiz gibi bir de konu açtık ya!” diyerek birbirimize hayıflanıyorduk…

Şehre yakın bir yerde Abreg bizi karşıladı ve stada doğru yol aldık. Deplasman biletinin ev sahibi biletleri ile aynı gişede satıldığını öğrenip sıraya girdik. Bileti aldık ve bir şeyler atıştırmak için büfelere doğru yürümeye başladık. Bizleri gördüklerinde afallayan ama ardından gülümseyerek “hoş geldiniz” diyen bazı Samsunsporlu taraftarlarla selamlaştıktan sonra bir yere oturup aldıklarımızı tüketmeye başladık. Bu arada 5-6 tane (muhtemelen Şirinler’den) taraftar gelip “hoş geldiniz” dedi ve onlarla bir süre futbol muhabbeti yaptık.

Daha önce gördüğüm Anadolu stadyumlarına çok benzeyen Samsun 19 Mayıs’taki maçımızın başında yediğimiz 3 golle tüm yol yorgunluğu 3-4 katına çıktı. İkinci yarıda Samsunspor’un rehavetiyle birlikte bulduğumuz 2 gol ve uzatma anlarında kaleci Ahmet Şahin’in arkasında duran Yasin’i unutarak topu yere bırakması ve Yasin’in topu kapıp zor pozisyonda kötü vuruşu ile bir puanı kaçırıyorduk. Dönüş yolunda ve bir hafta sonra İlhan Cavcav’ın hayatının konu alındığı belgesel galasında karşılaştığımız Fuat Çapa ve Yasin ile bu pozisyonu bol bol konuşuyorduk…

İlk devrenin son haftalarında çok iyi bir seri ve hava yakalayan ekibimiz, ikinci yarının ilk maçında Samsunspor’a karşı “9 yıl sonra 5’te 5” yapma umuduyla çıktı. Ama Samsunspor’un dengeli oyunu karşısında beraberliği zor kurtarıyorduk.

Bu maçtan birkaç gün sonra Samsunspor’un kariyerli, Yunan futbolcu Gekas’ı transfer etmesi birçok futbolsever gibi beni de şaşırtmıştı. Samsun’un maçlarını biraz daha yakından takip etmeye başladım. Özellikle Fenerbahçe’ye karşı yaptığı üçleme beni benden almaya yetti doğrusu.

Bekleyiş Ve Yıkılan Hayaller

Sezonun 32. haftasında, bir gün Samsun gezisi ve akabinde yaptığımız Ordu deplasmanından dönüş yolunda Samsun’un Mersin’i yendiğini ve son iki haftaya Antalyaspor’un 6 puan gerisinde girdiğini öğrendik. Son 2 hafta Beşiktaş (D) ve Sivasspor ile oynayacaklardı. Antalyaspor ise Bursaspor ve Fenerbahçe (D) ile. Beşiktaş maçını düşünerek son haftalarda kümede kalmak için çok iyi sonuçlar alan Samsunspor’un işinin çok zor olduğunu düşünerek üzülmüştüm. Çünkü Samsunspor’un ligde kalıcı olmasını ve bir-iki yılda bir Samsun’a deplasman yapmayı planlıyordum.

Bir hafta sonra Ankara’da Manisaspor’u yendiğimiz gün tribünde Abreg ve Tanıl abi (Bora) ile birlikte Samsunspor’un iyi bir kadro kurmasına rağmen yaşadıklarını konuşmuştuk. Bir gün sonra Samsun, Beşiktaş’ı yendiğinde ise “başardılar” demiştik!

Son hafta Gençlerbirliği ile Samsunspor’un ve hatta İstanbul BB’nin yolları kesişiyordu. İstanbul BB deplasmanında Boz Baykuşlardan birkaç taraftar ile buluşmuştuk ve Samsunspor-Sivas maçı üzerinden Samsun’un kümede kalışı ve Play-Off senaryolarını konuşmuştuk. İBB maçımız esnasında Samsun’dan gelen gol haberi ise hepimizi mutlu etmişti. Ama sonrasında hikâye bu kadar güzel gelişmedi. Biz İBB’ye, Samsun ise Sivasspor’a yenilerek sezonu tamamladılar. Bir gün sonra Abreg, “Gençler Play-Off’u kaçırdı, Samsun küme düştü. Tüm üzüntüm ikiye katlandı” diyordu…

Uzun lafın kısası, bu sezon Samsunspor ile yollarımız defalarca kesişti. İlk hafta Samsunspor taraftarlarıyla yaptığımız selamlaşmalar ve futbol muhabbetleri, onlara duyduğum sempatiyi artırdı. Gekas’ın Samsun’a gelişi ve özellikle Fenerbahçe’ye 3 gol birden atışı hem ilgimi çekti, hem de mutlu etti. İkinci yarıda kesin düşer denilen Samsunspor’un ayağa kalkıp silkinmesi, ortaya koydukları mücadele, ligde kalması için tempo tutmamı sağladı. Ama hem Gençlerbirliği hem de Samsunspor için sezon iyi bitmedi. Biz Play-Off biletini almayı, Samsunspor ise kümede kalmayı son anda kaçırdı…

Sonuçta hem Gençlerbirlikliler hem de Samsunsporlular için buruk bir sezon geride kalsa da, futbol hayatımız devam ediyor. Samsunsporlu bir arkadaşımın dediği gibi “Çok üzücü bir son oldu bizim adımıza. Ancak yine de hayata devam etmek ve daha önce 7 kere yaptığımız gibi geri gelmek durumundayız.”

Evet, gelecek sezon Samsunspor bir kere daha en üst ligde yer almak için, Gençlerbirliği ise Avrupa Kupaları’na katılmak için mücadele verecek. Yol uzun, önümüzdeki maçlara bakacağız…

Mehmet Ali Çetinkaya – gencler.org ve macanilari.com sitesi yöneticisi ve Gençlerbirliği taraftarı

Samsunspor Resmi Dergisi, Mayıs 2012

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.