Sürpriz…

Barcelona

Yaklaşık 3 yıldır Barcelona ve Messi futbolseven hatta sevmeyenler arasında bir “marka” oldu. Çoğu futbolsever kendi takımından çok Barcelona’nın oynadığı futbolu izlemek için programladı kendisini… Messi’nin attığı goller, bitmek bilmeyen mücadelesi, topun ayağına yapışması… Bir süre sonra Barcelona’nın paslaşma rekorları kırması, tüm futbolcuların uyumu, ani ataklar, topu sürekte ayakta tutup dar ve uzun paslaşmalarla “adeta” durdukları yerden rakibi yorup bitirmeleri…

Barcelona’nın şımarık, ukala ama akıllı çocuk Jose Mourinho tarafından Inter ile alt edilmesi çok ama çok büyük yankı buldu. Çünkü bu futbolun en tutkulu yanı olan “sürpriz”di… İşte o Mourinho, Real Madrid’in başına geldiğinde birçok kişi “Bu sefer Barcelona’nın işi zor” dediler ama Barcelona’nın dalga geçer gibi oynadığı futbol ve Real Madrid’i yiyip bitirişini tüm dünya tanıklık etti. Ondan sonra da Barcelona eskiden olduğu gibi rakibine top bile göstermeden dörder, beşer golle yoluna devam etti…

Gelinen noktada ben dahil birçok futbolsever, Barcelona’nın tüm maçlara “kesin favori” olarak çıkmasını, Messi’nin her zamanki gibi “kusursuz” oynamasını, takımın yeni bir pas rekoru kırmasını ve ilk golü attıktan sonra maçın bitip gitmesinden tat almaz oldu… Çünkü favorilerin hep kazanması aslında futbola olan tutkuyu öldürüyor… İnsanlar futbol izlerken hep bir sürpriz bekliyorlar, hep bir sürpriz istiyorlar. Tıpkı yaşadıkları her gün “bir sürpriz” bekledikleri gibi…

14 Ocak 2011

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.