Male Me An Island’ı ilk kez dinlediğimden beri çok eğlenceli ve güzel bulmuşumdur. Hele şarkının başlangıcındaki sözler nefis En son Serenas’ta çalışırken dinlediğimi hatırlıyorum. Yani üzerinden en az 8 ay geçmiş. Bu sabah uyandığımda mırıldanıyordum. Dün de “Josh Kelley – Almost Honest“i mırıldanarak uyanmıştım. Ki sanırım hayatımda ilk kez peş peşe iki gün iki farklı şarkı söyleyerek uyandım
Sabah uyandığımda Josh Kelley’in Almost Honest’ini mırıldanıyordum. Son dinlememin üzerinden muhtemelen aylar geçmiştir. Gaipten neden geldiği konusunda en ufak bir fikrim yok…
Şarkının video klibi de şu; Ama ses kalitesi kötü.
Ağustos 2011′in son günlerinde Abreg Ç. ile birlikte Samsun-Batum arasında doğu Karadeniz gezisi yapmıştık. Pek leziz geçen yolculuk sırasında ligde yer alan Karadeniz takımlarından Samsunspor ve Orduspor’ya deplasman yapma fikri oluşmuştu. O günden beri de sürekli herkese “Ordu’ya gidiyoruz” deyip duruyorum. Sezonun ilk haftasında Samsun’a giderek bu konudaki ciddiyetimi belli ettim
Gel zaman git zaman sonunda Orduspor maçının haftasına geldik. Kısmetse yarın sabah Zeynep, Ural ve Erdem ile birlikte yola çıkıp önce Samsun’da Abreg Ç.’nin “inanılmaz” misafirperverliği ile güzel bir Cumartesi geçireceğiz. Ardından da Pazar sabahı kahvaltı yapıp Ordu’ya yol alacağız. Orada biraz zaman geçirmece, gezmece, maç ve ardından dönüş olacak…
Kısacası son bir haftadır yoğun bir şekilde Ordu deplasmanı hakkında konuşuyoruz. “Herhalde” bundan olsa gerek sabah Mirkelam & Kargo’nun Yollar şarkısını mırıldanarak gözlerimi açtım. Sanırım en son 2-3 hafta önce dinlemiştim. İlginç bir “mesaj” oldu doğrusu…
Mide bulandırıcı, kasvetli ve sıkışmışlık hisleri ile dolu bir ortamdan nasıl çıkacağımı düşünürken, birden önüme gerilen örümcek ağının merkezine doğru hareket eden irice beyaz/saydam bir örümcek gördüğüm ve bir yandan şaşkınlık bir yandan da panik yaşadığım rüyadan uyanır uyanmaz Aşk-ı Kıyamet’i mırıldanmaya başladım. Sanırım en son 4 ya da 5 yıl önce dinlemiştim. Garip geldi… Gaipten gelen melodilere bir ek daha…
Sabah uyandığımda sürekli “over and over again” diye mırıldanıyordum. Şarkının bu bölümü dışında hiçbir sözünü ya da melodisini hatırlamamak da ilginçti hani. Bir süre söyledikten sonra “bu hangi şarkıydı” diye düşünmeye başladım. Aklımda Tina Arena’nın Foreigner coverı olan I Want To Know What Love Is vardı. Ofise gelince ilk onu dinledim ama bu şarkı değildi. Sözlerinin aratıp bir şeyler bulmaya çalıştım ama nafile. En sonunda Tina Arena’nın Marc Anthony ile söylediği ve Zorro’nun film müziklerinden olan I Want To Spend My Lifetime’ı “değildir” diye içimden geçirirken dinledim. Hatta yarılarında “yok yok” değil derken “over and over again” bölümü geçti. Şarkı buydu ama garip olan bu sözlerin, şarkının sadece bu bölümünde geçiyor olmasıydı. Ve bu şarkıyı herhalde en yakın 5-6 yıl önce dinlemiştim… Hayırlısı…
Birkaç aydır Yodelice – Sunday With a Flu ile uyanıyorum. Fakat bu sabah Daniel Licht – Dexter Theme çalmaya başlayınca bir şeylerin normal gitmediğini düşünerek gözlerimi açtım yeni güne. Arayan kuzenim Emine idi ve isminin sağ üstündeki saat 08:57′yi gösteriyordu… “Bugün cumartesi miydi” diye geçirdim içimden ama hızlıca “dün perşembe idi haliyle bugün cuma” cevabı geldi bir yerlerden. Telefona cevap verir vermez emin olmak için “saat kaç” diye sordum. Emine, “saat 9′a geliyor” dediğinde ne dediğimi hatırlamıyorum, sadece Emine’nin “iyi tamam sen hazırlan sonra ararım ben” kalmış aklımda…
Bu kalkış anından önce ala uykulu ya da kalktıktan sonra sürekli Rolling Stones’un As Tears Go By’ını mırıldanıp durdum… Hayırlısı bakalım…
Sanırım en son üç-dört ay önce dinlemiştim bu şarkıyı. 7 civarlarında iç karartıcı birkaç uyanış-uyanamayış arasında ya da sonrasında hayal meyal mırıldanıyordum. Uyanıp yüzümü yıkarken ise söylüyordum… “Ama neden, neden ama” gibimsi soruların üstünde durmak istemiyorum :)
Bazen kendime ciddi ciddi şaşıyorum. Gaipten gelen melodiler bölümüne yeni bir şarkı eklendi bu sabah. -Sanırım- 6 civarlarında uyandım ve 1945′i mırıldanmaya başladım. Sonra daldım ama uyandıktan sonra da devam etti. Sözlerinden ötürü son zamanlarda izlediğim ikinci dünya savaşı filmlerinden ötürü mü diye düşünmedim değil ama en son izlediğim ikinci dünya savaşı filmi bile en az 2 ay önce idi… Birileri bir oyun oynuyor ama kim ve niye?
Bu arada şarkı Hiroşima’ya atom bombası saldırısından sonra kendi hayatını yitiren veya ailesi öldürülüp hayatta yalnız kalan masum Japon çocuklar için yazılmış… Eurovision’a katılmak için yarışmış ama kazanamamış.
Bir arkadaşımla birlikte, 28 Ağustos sabahından, 1 eylül akşamına kadar doğu Karadeniz turu yaptık. Hopa, Rize, Ayder, Kavrun, Uzun Göl, Trabzon, Sümela, Ordu, Ünye, Samsun…
30 Ağustos günü Trazbzon’daki Atatürk Alanı’nda bulunan Park Otel’de kaldık. Rahatsız edici derecede bol nemli ve sıcak gecenin ardından 31 Ağustos’a gözlerimi açar açmaz, Sezen Aksu’dan Hayat Sana Teşekkür Ederim’i mırıldanıyordum… Birkaç saat sürdü bu mırıldanış. Şarkı sözlerini düşünüce ironik bir andı doğrusu…
Yıllar önce bir sabah gözlerimi açtığımda, sebepsizce mırıldandığım şarkıların adlarını not etmeye başlamıştım. Kural basitti, mırıldandığım şarkıyı son 2-3 gün içinde dinlememiş olacaktım ve sabah kalkar kalkmaz şarkıyı mırıldanmam için hiçbir sebep olmamalıydı. Amacım bu şarkılardaki sözlerden ya da melodinin hissettirdiklerinden bir hikâye yazmaktı. Yalan oldu tabi.
Bugün sabah kalktığımdan beri Muse’un New Born’unu mırıldanıp duruyorum. Hiçbir anlamı ya da sebebi yok. Gaipten gelen bu sesi, “olmalı” mertebesine çıkartıp, üzerine gitmek de içimden gelmiyor. Ama buraya yazayım. Belki ileride bir gün bu şarkılardan bir şeyler yapmayı planlarım… Ne gerek varsa…