Kategori arşivi: Aday-Kazanan

Ah-ga-ssi (The Handmaiden / Hizmetçi)

TÜR: Suç, Dram, Gizem. SÜRE: 144 Dk. ÜLKE: Güney Kore. YAPIM YILI: 2016. imdb: 8,1. Tomatometer: %95…

İhtiyar Delikanlı (Oldboy) ve Lanetli Kan’ın (Stoker) yönetmeni Chan-wook Park’ın imzasını taşıyan ve oldukça gizemli, şaşırtıcı ve gerilimli bir konuyu işleyen Hizmetçi, son derece başarılı bir erotik psikolojik gerilim filmi.

Chan-wook Park’ın kalitesindeki gerilimli ve gizemli anlatımı, oldukça başarılı mistik ve otantik sinematografisi, nefis müzikleri ve kusursuz oyunculukları, filmi ön plana taşıyor.

Konu

1930’ların Kore’si… Kendisini Kont olarak tanıtan dolandırıcı Fujiwara (Jung-woo Ha), oldukça gizemli bir hayat hikâyesi olan, saf görünümlü Leydi Hideko’yu (Min-hee Kim), eniştesinin pençelerinden kurtarıp, önce gönlünü, ardından da paralarını ele geçirmek için bir hizmetçi (Tae-ri Kim) kiralar ve Leydi’ye gönderir.

Hakkında

Senaryosunu, Sarah Waters’ın Ustaparmak (Fingersmith) romanından esinlenerek Seo-kyeong Jeong ve Chan-wook Park’ın yazdığı Hizmetçi’nin yönetmen koltuğunda Park oturuyor.

Yapım Cannes’da Altın Palmiye için yarıştı ve BAFTA’da İngilizce Olmayan En İyi Film ödülünün sahibi oldu.

8.8 milyon dolar bütçesi olan film, yaklaşık 40 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Yapımın esinlenildiği Ustaparmak romanında konu Victoria dönemi İngiltere’sinde geçse de filmde dönem ve yer Japon sömürge yönetimi altındaki Kore olarak değiştirildi.

Filmin orijinal adı olan Agassi’nin anlamı leydi ve yapımdaki Leydi Hideko’yu işaret ediyor. Fakat İngilizce ve Türkçe adı olan The Handmaiden “Hizmetçi” Sook-hee’yi.

Çoğunluğunu Koreli oyuncuların oluşturduğu film kadrosuna rağmen filmde hem Japonca hem de Korece konuşuluyor. Çekimlerden önce Koreli oyuncular Japonya yazma ve konuşma eğitimi aldılar. Yapımın Cannes’daki gösteriminin ardından Lady Hideko’yu canlandıran Min-hee Kim Japoncadaki ustalığı nedeniyle Japon gazetecilerden yoğun bir alkış aldı.

Filmin birinci bölümünde yer alan ve ahtapotla pornografik çizime sahip The Dream of the Fisherman’s Wife “Balıkçı Karısının Rüyası” Japon sanatçı Katsushika Hokusai’nin (1760 – 1849) imzasını taşıyor. Sanatçı eseri Edo döneminde kaleme almıştı. İkinci bölümde Hideko’nun teyzesinin okuduğu pornografik hikâye ise klasik bir Çin erotik eseri olan Jin Ping Mei’nin The Plum in the Golden Vase’den “Altın Vazodaki Erik” bir alıntı.

Tae-ri Kim, kadroya seçilmeden önce Min-hee Kim’in hayranıydı ve çekim testinden önce Hideko rolünü oynayacağından habersizdi. Kadroya seçildikten sonra yönetmen Park, Tae-ri Kim’e favori kadın oyuncusunun kim olduğunu sorduğunda Min-hee Kim yanıtını alınca oldukça memnun oldu. Tae-ri En İyi Yeni Kadın Oyuncu ödülünü aldığı Buil Film Festivalindeki konuşmasında ödülü “ilk görüşte âşık olduğum” diyerek Min-hee’ye adadı.

Tae-ri Kim yaklaşık 1500 aday arasından rol için seçildi.

Yönetmen Park Leydi Hideko karakterini, zarif ve bağımsız bir beyaz kedi olarak tanımadı.

Filmin altyazılı sinema versiyonunda çift renk kullanıldı. Korece için beyaz ve Japonca için sarı renk tercih edildi.

Film yönetmen Chan-wook Park’ın Amerika’da en iyi gişe yapan filmi oldu. Ayrıca yapım 2017 yılında İngiltere’deki en iti gişe yapan yabancı dilde film oldu.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

İki kadın oyuncu arasında çekilen lezbiyen sahnelerde, mikrofon tutan görevliler hariç tüm çekim ekibinin setten ayrılması istendi. Çekimler uzaktan kumandalı kameralarla yapıldı. İlgili çekim günlerinde hiçbir ziyaretçi setlere alınmadı. Tüm erkek set ekibine çekim günlerinde izin verildi. Banyo sahnesi seti iki oyuncunun rahat olmaları için dinlenme odalarına kurularak yapıldı. Yönetmen Park, stresli ve zor olacağını düşündüğü için yatak sahnelerini çekimlerin ilk günlerinde yaptırdı. Çekimlerden önce sahnelerle ilgili her şey koreograf, iki kadın oyuncuyla ve Park arasında tartışılarak karar verildi. Tae-ri Kim sahne çekimlerinde kendini biraz rahatsız hissettiğini ama Min-hee Kim’nin kendisine enerji verdiğini ifade etti.

Dheepan

TÜR: Dram, Suç. SÜRE: 115 Dk. ÜLKE: Fransa. YAPIM YILI: 2015. imdb: 7,2. Tomatometer: %87…

Ülkesindeki iç savaş sırasında karısı ve çocuklarını kaybeden bir adamın daha kolay sığınma hakkı alabilmek için hiç tanımadığı bir kadın ve çocuğu yanına alarak mülteci olarak Fransa’ya sığınmasını konu alan Dheephan, başarılı bir suç dram filmi.

Yapımın en özel yanlarından biri, mültecilerin ne yaparlarsa yapsınlar geçmişlerinin ve yaşadıkları travmaların asla peşlerini bırakmıyor olmasını çok iyi ifade etmesi.

Yeraltı Peygamberi’nin (Un Prophète / A Prophet) de yönetmeni olan Jacques Audiard’ın imzasını taşıyan filmdeki mafya hikâyeleri uzaktan da olsa Yeraltı Peygamberi’ni anımsatıyor.

Konu

Sri Lanka’daki iç savaşta Tamil Kaplanları saflarında savaşan Dheepan (Jesuthasan Antonythasan), karısı ve çocuklarını kaybettikten sonra kaçıp mülteci olarak kendine yeni bir hayat kurmak ister. Mülteci olarak gideceği ülkeden daha kolay sığınma hakkı kazanabilmek için yanına, kamptan hiç tanımadığı bir kadın ve bir kız çocuğunu alır.

Hakkında

Jacques Audiard, Thomas Bidegain ve Noé Debré’nin senaryosunu yazdığı Dheepan’ın yönetmen koltuğunda Jacques Audiard oturuyor.

Yapım, Cannes’da Altın Palmiye kazandı ve BAFTA’da İngilizce Olmayan En İyi Film ödülüne aday gösterildi fakat ödülü Saul’un Oğlu’na (Saul Fia / Son of Saul) kaptırdı.

8 milyon Euro bütçesi olan yapım 4,9 milyon Dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Başrol oyuncusu Jesuthasan Antonythasan, Sri Lanka’dan Fransa’ya sığınmadan önce Tamil Kaplanları için çarpışan bir askerdi.

Tamil Kaplanları ya da Tamil Elam Kurtuluş Kaplanları, Mayıs 1976’da kurulmasından itibaren Mayıs 2009’a kadar Sri Lanka’nın kuzeybatısında bağımsız bir devlet kurmak için hükümete karşı kanlı bir mücadele yürüttü. Bu mücadele, dünyadaki en uzun süren silahlı çatışmalardan biri olan Sri Lanka İç Savaşı’na dönüştü. 40 yıllık savaşı bitiren son hamlede 40 bin sivilinin hayatını kaybetmesine ve binlerce sivilinin evlerinden sürülmesiyle kanlı bir biçimde sonuçlanmıştır. Savaş halen daha tartışmalıdır ve dönemin yöneticilerinin uluslararası savaş mahkemesinde yargılanması talep edilmektedir. Tamil Kaplanları, Hindistan, ABD ve Avrupa Birliği tarafından “terörist örgüt” olarak kabul edilmiştir. Tamil Kaplanları, intihar eylemcilerinin giydiği bomba yeleğini icat etmesi ve etkin olarak kullanmasıyla bilinir. Hindistan Başbakanı Rajiv Gandi ve Sri Lanka Cumhurbaşkanı Ranasinghe Premadasa’nın Tamil Kaplanları tarafından öldürüldüğü düşünülmektedir. (wikipedia)

Jesuthasan Antonythasan gerçek hayatında, yazar, romancı ve politik aktivist.

Kadın oyuncular Kalieaswari Srinivasan ve Claudine Vinasithamby ilk kez kamera karşısına geçtiler.

Yapım 9 dalda ödüle aday gösterildiği Cesar’dan hiçbir ödül kazanamadı.

Dheepan, tamamına yakını Tamilce çekilen ilk Fransız filmi oldu.

I, Daniel Blake (Ben, Daniel Blake)

TÜR: Dram. SÜRE: 100 Dk. ÜLKE: İngiltere, Fransa, Belçika. YAPIM YILI: 2016. imdb: 7,9. Tomatometer: %93…

İş yerinde ağır bir kalp krizi geçiren 59 yaşındaki bir adamın hem işine geri dönme, hem de iyileşene kadar sosyal yardım alma mücadelesini konu alan Ben, Daniel Blake, oldukça sert, acımasız ve bir o kadar da gerçek bir dram filmi.

Konu

Çalıştığı sırada ciddi bir kalp krizi geçirerek neredeyse iskeleden düşme tehlikesi atlatan marangoz Daniel Blake (Dave Johns) için hayat her geçen gün daha da zorlaşmaya başlar. Çünkü doktoru henüz çalışamayacağını söylese de, “İş Yeteneği Değerlendirmesi”ne göre çalışmasında herhangi bir sakınca olmadığı belirtildiği için Blake, ne sosyal yardım alabilmekte, ne de bir işte çalışmaya başlayabilmektedir.

Hakkında

Senaryosunu Paul Laverty’nin yazdığı Ben, Daniel Blake’in yönetmen koltuğunda Ken Loach oturuyor.

Cannes’da Altın Palmiye kazanan yapım, BAFTA’da da En İyi İngiliz Filmi ödülünün sahibi oldu.

Film 12,45 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Filmin çekimleri kronolojik sırayla yapıldı. Katie’yi canlandıran Hayley Squires’e çekimler öncesinde tüm senaryo verilmedi. Bunun yerine çekimler sırasında ilgili senaryo verildi.

Cannes’daki gösteriminin ardından Ken Loach ve ekibi, 15 dakika boyunca coşkulu bir şekilde ayakta alkışlandılar.

Filmin kapanış jeneriğinde “paha biçilemez bilgiler vererek bizi destekleyen ama “isimsiz” olarak hatırlanacak olan, İngiltere Çalışma ve Emeklilik Müsteşarlığı ve Public and Commercial Services Union çalışanlarına teşekkür ederiz” dendi.

İngiltere İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn filmin Londra gösteriminde yerini aldı ve ilerleyen günlerde Başbakan Theresa May’e filmi izlemesini tavsiye ederek, filmde konu edilen adaletsiz yardım sistemini eleştirdi.

Yapım bazı bürokratlardan, İngiltere’deki çalışma ve emeklilik kurumları çalışanlarını kötü tasvir ettiği konusunda eleştiriler aldı.

İş bulma kurumundaki bir sahnede görevli Blake’e su sebilinden su veriyor. Aslında 2010’daki Tory kesintileriyle birlikte iş bulma kurumlarındaki su sebilleri kaldırıldı.

Ken Loach Cannes’da Altın Palmiye ödülü kazanan en yaşlı yönetmen oldu. Loach ödülü aldığında 76 yaşındaydı.

Yapım, başrol oyuncusu Dave Johns’un ilk uzun metrajlı filmi.

Katie’ye aşevinde yardım eden kadın gerçekten de aşevinin bir çalışanı. Kendisine sahnede neler yaşanacağı söylenmeden çekimler yapıldı.

Film, Ken Loach’a ikinci kez Altın Palmiye ödülünü kazandırdı. Yönetmen daha önce Özgürlük Rüzgârı (The Wind That Shakes the Barley) filmiyle ödülün sahibi olmuştu.

Çekimler 2015’te Newcastle’da yapıldı.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Aşevinde Katie’nin yaşadıkları Glasgow’daki bir aşevinde gerçekten yaşandı. Paul Laverty senaryo için araştırma yaparken bu olaya ulaştı.

Forushande (The Salesman / Satıcı)

TÜR: Dram, Gerilim. SÜRE: 124 Dk. ÜLKE: İran, Fransa. YAPIM YILI: 2016. imdb: 7,8. Tomatometer: %96…

Sürekli üzerine yeni bir şeyler ekleyerek, her defasında seyircileri etkilemeyi başaran İranlı yönetmen Asghar Farhadi’nin yazıp yönettiği Satıcı, A’dan Z’ye her şeyiyle oldukça başarılı bir psikolojik gerilim drama filmi.

Filmin en vurucu yanı ise, her sıradan insanın bile aslında potansiyel suçlu olduğunu en ince ayrıntısıyla kanıtlıyor olması.

Konu

Öğretmen Emad (Shahab Hosseini) ve eşi Rana (Taraneh Alidoosti), gösterime girecek olan Arthur Miller’ın Satıcının Ölümü adlı tiyatro oyunu için hararetli bir şekilde çalışırlarken yaşadıkları ev yıkılma tehlikesi geçirdiği için ivedi bir şekilde taşınmak zorunda kalırlar. Bir akşam Rana’nın Emad geldi diyerek kapıyı açıp duşa girmesiyle hayatları bir anda altüst olur.

Hakkında

Satıcı’yı Asghar Farhadi yazıp yönetti.

Yapım 2017 ve 2018 yıllarında Oscar, Altın Küre ve BAFTA’da Yabancı Dilde En İyi Film kategorisine aday gösterildi. Oscar ödülünün sahibi oldu. Ayrıca Cannes’da Altın Palmiye için yarışan yapım En İyi Yönetmen ve Erkek Oyuncu (Shahab Hosseini) ödüllerini kazandı.

Film İran’da 16,1 Milyar Toman gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Yönetmen Farhadi, yıllar önce Satıcı için birçok hikâyesi düşündüğünü fakat ana karakterin tiyatro oyuncusu olması gerektiğine karar verene kadar film yapmak için yeterli olmadığını düşündüğünü ifade etti. Tiyatro geçmişi olan Farhadi’nin bu kararı almasında, tekrar tiyatro atmosferini soluma arzusu etkili oldu. Yönetmen ayrıca oyuncuların kendilerini diğer insanlar gibi düşünmesi ve onlara empati kurması gerektiğini, ana erkek karakterin de diğer adamla empati kurmak için kendisini zorlaması gerektiğini düşünmesi de bu kararında etkili oldu.

Yönetmen Farhadi’ye Satıcıyı bir an önce çekme fikri o kadar cazip geldi ki, Penelope Cruz ile İspanya’da devam eden projesini bir anda durdurup projeyi başlatmak için İran’a gitti.

Satıcı Oscar ödülü kazanmasına rağmen Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın aralarında İran’ın da bulunduğu 6 ülkeye vize yasağı koymasını protesto etmek için törene katılmadı. Farhadi’nin konuşma metni ise törende okundu. “Aranızda olamadığım için çok üzgünüm” diyen Farhadi, “Bugün burada olmamamın sebebi ülkemdeki insanlara ve insanlık dışı yasalarla aşağılanarak ABD’ye girişleri yasaklanan diğer 6 ülkeye duyduğum saygıdandır” ifadelerini kullandı. Konuşma metnini ilk Müslüman kadın astronot olan İranlı Anousheh Ansari okudu. Hemen yanında ise NASA’nın eski yöneticisi İranlı Firouz Naderi duruyordu. Ayrıca yönetmen konuşma metninde, “film yapımcıları kameralarını ortak insan özelliklerini yansıtmak ve farklı din ve milliyetlerin basmakalıp klişelerini kırmak için kullanırlar. Onlar ‘biz’ ve ‘diğerleri’ arasında bir empati yaratırlar ki bu günlerde, bu empatiye daha önce hiç olmadığımız kadar çok ihtiyaç duyuyoruz. ” dedi.

Filmin yapım sürecinden önce Farhadi, sosyal medya üzerinden, yeni projesinde oynamak isteyen İranlıların kendisine ufak bir deneme videosu çekip göndermelerini istedi. Binlerce İranlı bu isteğe katılım gösterdi.

Satıcı’nın ilk gösterimi 2016 Cannes Film Festivalinde yapıldı.

Yapım İran’da ilk hafta gişe hasılatı rekorunu kırdı.

Film, Asghar Farhadi’nin Taraneh Alidoosti ile dördüncü ve Shahab Hosseini ile üçüncü ortak çalışması.

Satıcı, İran tarafından Oscar’a aday gösterilen dördüncü Asghar Farhadi yapımı. Daha öncekiler; Elly Hakkında (Darbereye Elly / About Elly), Ayrılık (Jodaeiye Nader az Simin / A Separation), Geçmiş (Le Passe / The Past).

Yapımın orijinal adı “Satıcı” olmasına rağmen Fransa’da “Müşteri” olarak kullanıldı. Çek Cumhuriyeti, Macaristan, İtalya, Meksika, Peru ve Polonya’da da bu isim kullanıldı. Brezilya’da ise filmde “Apartman” adı verildi.

Ses kaydedicisi Yadollah Najafi’in ani ölümü nedeniyle çekimlere bir süre ara verildi.

Satıcı, Ayrılık’la birlikte Oscar kazanan ikinci İran filmi ve aynı zamanda ikinci Asghar Farhadi yapımı oldu.

Sarmaşık (Ivy)

TÜR: Dram, Fantezi, Gerilim. SÜRE: 104 Dk. ÜLKE: Türkiye, Almanya. YAPIM YILI: 2015. imdb: 8,0. Tomatometer: %60…

Bir armatörün iflas edip ortadan kaybolmasının ardından, deniz hukuku gereği gemide kalmak zorunda olan ve hiçbir yere gidemeyen beş gemici ile bir kaptanın arasındaki hiyerarşik mücadeleyi konu alan Sarmaşık, konusu, anlatımı, atmosferi, sinematografisi, görsel efektleri ve oyunculuklarıyla oldukça başarılı bir psikolojik gerilim filmi.

Konu

Yük aldıktan sonra tahliye limanı olan Angola’ya doğru yol alan bir yük gemisinin armatörü iflas eder ve ortadan kaybolur. Gemi Mısır’a geldiğinde armatörün liman parasını ödemediği anlaşılır, geminin üstünde haciz vardır. Liman yetkilileri gemiyi kimsenin uğramadığı demirleme alanına çekerler. Mürettebattan gemiyi olası tehlikelere karşı hareket ettirebilecek sayıda kişinin kalması gerektiğini belirtirler. Beybaba (Osman Alkaş) diye hitap edilen geminin kaptanı, makineden Kürt (Seyithan Özdemir), mutfaktan kamarot Nadir (Hakan Kırsak), gemicilerden Alper (Özgür Emre Yıldırım) ve Cenk, usta gemici olarak da İsmail (Kadir Çermik) gemide kalır. Hepsinin kalmayı seçişindeki hikaye başkadır.

Hakkında

Sarmaşık’ı Tolga Karaçelik yazıp yönetti.

Yapım, Antalya Altın Portakal Film Festivalinde En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo ve En İyi Erkek Oyuncu (Nadir Sarıbacak) ödüllerinin sahibi oldu. Ayrıca İngiltere’nin en büyük film ödülü törenlerinden biri olan East End Film Festivalinde En İyi Film ödülünü kazandı ve Sundance’de Dünya Sineması Büyük Jüri Özel Ödülü için yarıştı, Sakin Batı’ya (Slow West) kaybetti.

Sarmaşık, 262 bin TL gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Beybaba’nın (Osman Alkaş), tüm gemi ekibi toplayıp onlara fırça attığı sahnenin çekimlerinde Cenk (Nadir Sarıbacak) gerçekten güldü. Beybaba, çekimi kesmedi ve Cenk’e “niye gülüyorsun lan!” diyerek tokat attı. Kurguda bu sahne kullanıldı.

Tolga Karaçelik, filmin senaryosu hakkında 2010’da gösterime giren ilk filmi Gişe Memuru zamanında not almaya başladı ve ilk taslağını Gezi Parkı protestoları öncesinde 13 gün içinde sürede hazırladı.

Tolga Karaçelik, Nurbanu Gürsoy’la yaptığı röportajda projenin gelişim aşaması hakkında şunları söyledi; “Yazım süreci 5 yıl sürdü. Festivallerde yarıştığım Türk filmlerinin bütçesi 1 milyon Euro iken ben filmi cebimdeki parayla çektim. Kültür Bakanlığından destek çıktı ama en az destek Sarmaşık’a geldi. Yapımcılık üzerimde olduğu için bir noktadan sonra kafamdaki parayı toplayamayacağımı anlayınca ‘neden bu kadar stres oluyorum, kameraya, oyuculara ve bir de gemiye ihtiyacım var’ dedim. Gemi hareket ederse günlük 10 bin Dolar gideri varmış. Oraya insan da çıkartamıyorsun. O zaman hacizli, kıpırdamayan gemilere baktım. Bir armatör ricamı kabul etti ve çekimlere başladık. Bir Zamanlar Anadolu’da (Once Upon A Time In Anatolia) 6 ayda çekilirken biz 19 günde çekimleri bitirdik.”

Aynı röportajda yönetmen filmin ritmiyle ilgili olarak; “Aynaya bakarak yazarım ben, oynayarak. O yüzden oyuncuların neyi yapacağını bilirim. Diyalog yazmayı seviyorum. Sokakta da diyalog dinliyorum ben. İnsanların konuşma biçimlerini seviyorum ve karakterin ritmini de o belirler. O ritim de filmin ritmini belirler. Ve film bence ritimdir. Ben Sarmaşık ta on ikinci dakikadan itibaren sizi alacağımı biliyordum. İlk on beş dakika boyunca sıkıcı bir filme başladığınızı, konuyu yakalayamadığınızı hissedin istedim. Çünkü bir merkezi yok ilk on beş dakikanın. Geminin de öyle bir şey olduğunu hissetmenizi istedim. Yani karakter aradı gözleriniz. Ama sigara sahnesinde ya da biraz öncesindeki İsmail’in telefonla konuşma sahnesinde ‘burada bu adamlar var’ demeye başlayıp ondan sonra hiç ritmi düşürmeden sonuna kadar ritmi çıkartmayı amaçladım” dedi.

Yönetmen, filmde kullanılan salyangozların Bartın’dan geldiğini, yolda yürürken, filmde kullanmayı düşündükleri sarmaşıkları gördükleri evlere gidip, ‘pardon sarmaşıklarınızı budayabilir miyiz’ diye sorduğu günler olduğunu ifade etti.

Tolga Karaçelik, sinema dünyasına atılmadan önce gerçek bir gemide mürettebat olarak çalışmıştı.

Karaçelik yapımı, “Sarmaşık, bu ülkede yaşamaya dair hissettiğim şeyler üzerinedir” diye tanımladı.

Una Mujer Fantástica (A Fantastic Woman / Muhteşem Kadın)

TÜR: Dram. SÜRE: 104 Dk. ÜLKE: Şili. YAPIM YILI: 2017. imdb: 7,4. Tomatometer: %91.

Cinsiyet değiştirmiş bir insanın, toplum tarafından, ön yargıyla doğrudan suçlu ilan edilerek en temel haklarından bile mahrum edilmesini konu alan Muhteşem Kadın, başarılı bir dram filmi.

Konu

Şarkıcı olmak için can atan ve garsonluk yapan Marina (Daniela Vega) ve ondan 30 yaş büyük sevgilisi Orlando (Francisco Reyes), gelecek hayalleri kuran bir çifttir. Marina’nın doğum günü kutlamasının ardından gece fenalık geçiren Orlando, hastanede hayatını kaybeder.

Hakkında

Yönetmen koltuğunda Sebastián Lelio’nun oturduğu Muhteşem Kadın’ın senaryosunu Sebastián Lelio ve Gonzalo Maza yazdı.

Hem Oscar, hem de Altın Küre’de Yabancı Dilde En İyi Film kategorisinde aday gösterilen yapım, Oscar ödülünün sahibi oldu, Berlin’de Altın Ay için yarıştı, En İyi Senaryo dalında Gümüş Ayı kazandı. Ayrıca yine Berlin Film Festivalinde, LGBT konulu filmlere verilen Teddy ödülünün sahibi oldu.

Film 1,1 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Muhteşem Kadın, 2012 yapımı Hayır’dan (No) sonra En iyi Yabancı Dilde Film Oscar’ına aday gösterilen ikinci Şili yapımı oldu.

Film, Arjantin doğumlu Şilili yönetmen Sebastian Lelio’nun Gloria’dan sonra Altın Ayı için yarışan ikinci filmi oldu.

Music Box (Müzik Kutusu)

TÜR: Suç, Dram, Gerilim. SÜRE: 124 Dk. ÜLKE: Amerika. YAPIM YILI: 1989. imdb: 7,3. rottentomatoes: %75.

2. Dünya Savaşı sonrası Macaristan’dan Amerika’ya gelen ve 2 eğitimli çocuk yetiştiren bir adama, savaş suçlusu olduğu iddiasıyla dava açılmasını ve ailenin yaşadıklarını konu alan Müzik Kutusu, oldukça başarılı bir suç, dram filmi.

Konu

Kariyerli bir avukatı olan Ann Talbot’un (Jessica Lange) babası Mike Laszlo’a (Armin Mueller-Stahl), savaş sırasında yaptıklarından ötürü savaş suçlusu olduğu iddiasıyla dava açılır. 2. Dünya Savaşından sonra Macaristan’dan göçmen olarak Amerika’ya gelen ve yeni bir yaşam kuran babasının masum olduğuna tüm kalbiyle inanan Talbot, babasını savunmaya karar verir…

Hakkında

Joe Eszterhas’ın senaryosunu yazdığı Müzik Kutusu’nun yönetmen koltuğunda Costa-Gavras oturuyor.

Yapım, Berlin Film Festivali’nde en büyük ödül olan Altın Ayı’nın sahibi oldu. Ayrıca Jessica Lange filmdeki performansıyla En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ına aday gösterildi.

Film, 6,3 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Senarist Joe Eszterhas’in babası Istvan Eszterhas, 2. Dünya Savaşı sırasında Macaristan’da Yahudi karşıtı yayınlar yaptığı ve kitap yakma olaylarını organize ettiği gerekçesiyle savaş suçlusu olmakla suçlandı. Istvan suçlamaları kabul edince, Joe babasını ebeveynlikten çıkarttığını açıkladı ve ölene kadar hem torunlarını görüştürmedi, hem de kendisi görüşmedi.

Kirk Douglas ve Walter Matthau Baba (Michael Laszlo) rolünü oynamak için yönetmen Costa-Gavras’a ulaştılar. Gavras ayrıca rol için Marlon Brando’yu da düşündü. Ama sonuçta rol, birkaç yıl önce Gavras’ın Kayıp (Missing) filmini izledikten sonra “onunla çalışmak çok güzel olur” diyen Armin Mueller-Stahl’a verildi.

Joe Eszterhas senaryoyu kaleme alırken kadın karakter olarak Jane Fonda’yı düşünüyordu. Joe ve yapımcı Irwin Winkler Fonda’ya rolün verilmesine karar verdiler ama Gavras, Fonda’nın rol için yaşlı olduğunu düşündüğü için rolü Jessica Lange’e verdi. Fonda’ya rolden çekilmesi için 1,25 milyon Dolar tazminat ödendi.

Costa-Gavras filmin adının “Babaların Günahları” olmasını önermişti.

Filmin kadrosunda; Oscar ödüllü Jessica Lange ve iki kez Oscar’a aday gösterilen Armin Mueller-Stahl ve Frederic Forrest yer alıyor.

Senarist Joe Eszterhas senaryoyu, 2. Dünya Savaşı sonrası Amerikan vatandaşı olan ama yıllar sonra savaş sırasında aynı kampta olan biri tarafından tanımlanıp yargılanmaya başlanan “Korkunç İvan” lakaplı John Demjanjuk’un hayatından ve savaş suçlusu olduğunu itiraf eden öz babasının hikâyesinden esinlenerek kaleme aldı. 

El Abrazo de la Serpiente (Embrace of the Serpent / Yılanın Kucağında)

el-abrazo-de-la-serpiente-aka-embrace-of-the-serpent-aka-yilanin-kucaginda

TÜR: Macera, Biyografi, Dram. SÜRE: 125 Dk. ÜLKE: Kolombiya, Venezüella, Arjantin. YAPIM YILI: 2015. imdb: 8,0. rottentomatoes: %98.

Kabilesinin hayatta kalmış tek üyesi olan Amazonlu şaman bir adamın, beyaz bilim adamlarıyla yaşadığı ve birbiriyle bağlantılı iki hikâyeyi konu alan Yılanın Kucağında, beyaz adamların “karıncalar gibi her şeyi yediği” ve kauçuk için a’dan z’ye yerlileri ve doğayı sömürüp yok etmelerini, başarılı görüntüler eşliğinde, nefis bir şekilde beyaz perdeye aktarıyor.

Film, doğa ile barışık ve etkileşim halinde yaşayan yerlilerin beyaz adamı, beyaz adamın da yerlileri anlayamamasını çok iyi bir dille anlatıyor.

Konu

1909 ve 1940’ta geçen iki hikâyede, Amazonlarda yaşayan bir kabilenin son temsilcisi olan Karamakete (Nilbio Torres) adlı şaman 40 yıl arayla iki bilim adamı tarafından ziyaret edilir. Bilim adamları Alman Theodor Koch-Grunberg (Jan Bijvoet) ve Amerikalı Richard Evans Schultes‘in (Brionne Davis) amacı kutsal Yakruna bitkisini bulmaktır.

Hakkında

Theodor Koch-Grunberg ve Richard Evans Schultes’in seyahat günlüklerinden Ciro Guerra ve Jacques Toulemonde Vidal tarafından senaryolaştırılan Yılanın Kucağında’nın yönetmen koltuğunda Ciro Guerra oturuyor.

2015 Cannes Film Festivali Yönetmenlerin Gecesi Sanat Sineması Ödülü kazanan yapım, Yabancı Dilde En iyi Film Oscar’ına adaya gösterildi.

1,4 milyon dolar bütçesi olan yapım 3,2 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Günlükleri filme konu olan Alman etnograf ve kâşif Theodor Koch-Grünberg (9 Nisan 1872, Grünberg, Hesse, Alman İmparatorluğu – 8 Ekim 1924, Caracaraí, Brazil), Venezüella’daki Pemonlar ve Brezilya’daki Amazon bölgesinde yer alan yerliler üzerinde araştırmalar yaptı ve önemli yazılar yazdı.

Amerikalı biyolog Richard Evans Schultes (12 Ocak, 1915 – 10 Nisan 2001) ise Güney Amerika’daki yerlilerin dini ve şamanik ritüellerde, manevi/mistik tecrübeleri tetikleme amacıyla çeşitli şekillerde kullandıkları entojen veya halüsinojenik bitkiler de dâhil olmak üzere bitkilerle olan ilişkileri konusunda yaptığı çalışmalarla modern etnobotanikçiliğin babası olarak değerlendiriliyor.

Yılanın Kucağında’nın çekimleri, Kolombiya’nın Arizona bölgesinde 8 haftada yapıldı.

Yapım, Yabancı Dilde En İyi Film ödülüne aday gösterilen ilk Kolombiya filmi olmayı başardı.

Mesih olduğunu iddia eden adamın sahnesi gerçek bir olaydan esinlenerek çekildi.

Nilbio Torres (Genç Karamakate), Antonio Bolívar (Yaşlı Karamakate) ve filmdeki tüm yerliler, kamera karşısına ilk kez geçen yerli insanlar.

Evan’ın gramofon ile dinlediği şarkı Haydn’ın The Creation bestesi.

Filmde Cubeo, Wanano, Tikuna ve Uitoto yerli dilleri kullanılıyor.

Filmden;

Karamakete: Yakruna’yı da mı almak istiyorsun?

Evans Schultes: Bana yardım edersen sana çok para verebilirim. (2 dolar uzatarak) Bu çok para.

Karamakete: Karıncalar parayı seviyorlar. Ben sevmiyorum. Tadı kötü.

* * *

Karamakete: Beyazlar karıncalar gibiler. Her şeyi yiyerek, şişman ölüyorlar.

Saul Fia (Son of Saul / Saul’un Oğlu)

son-of-saul-aka-saulun-oglu

TÜR: Dram, Gerilim, Savaş. SÜRE: 107 Dk. ÜLKE: Macaristan. YAPIM YILI: 2015. imdb: 7,5 rottentomatoes: %96.

Auschwitz toplama kampında yaşayan bir Yahudi’nin “bakış açısından” ufak bir kesintiyi beyaz perdeye aktaran Saul’un Oğlu, izleyiciyi hikâyeye kilitleyen ve içine yer almasını sağlayan çekim tekniğiyle, oldukça başarılı bir savaş, gerilim, dram filmi.

Konu

Auschwitz toplama kampında Sonderkommando olan Macar-Yahudi Saul (Géza Röhrig), gaz odasından sağ kurtulmayı başaran ve Nazi doktorları tarafından “neden ölmediği” araştırıldıktan sonra hayatını kaybeden çocuğun yakılmasını engelleyerek, bir hahamla birlikte onu gömmeyi, hayatının tek gayesi haline getirir.

Hakkında

László Nemes ve Clara Royer’in senaryosunu yazdığı Saul’un Oğlu’nun yönetmen koltuğunda László Nemes oturuyor.

İlk gösterimi Cannes Film Festivalinde yapılan ve törenin en prestijli ikinci ödülü sayılan Grand Prix’i kazanan Saul’un Oğlu, Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ı ve Altın Küre’de En İyi Yabancı Dilde Film ödülünün sahibi oldu.

Yapım ayrıca bir yıl sonra, 2017’de, BAFTA’da İngilizce Olmayan En İyi Film ödülünün sahibi oldu.

1,5 milyon Euro bütçesi olan yapım 6,2 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Filmin konusunu oluşturan Sonderkommando, Nazi Almanya’sı imha kampı mahkûmlarından oluşan çalışma birimlerine verilen isim. Çalışanların neredeyse tamamı ölümle tehdit edilerek bu işi yapmaya zorlanmış olan Yahudilerden oluşan Sonderkommandolar, soykırım boyunca gaz odası kurbanlarının cesetlerinin ortadan kaldırılmasına yardım etmekle görevlendirildiler. Terimin kendisi Almancada “özel birim” anlamına gelmekte ve Nazilerin Nihai Çözüm’ün farklı açılarını kastederken kullandıkları muğlak ve hüsnütabire dayalı dilin bir parçasıdır.

Yönetmen László Nemes, sinematograf Mátyás Erdély ve yapım tasarımcısı László Rajk filmi yapmadan önce 5 temel prensip hazırladılar; 1. Film güzel görünmeyebilir. 2. Film duygusal olmayabilir. 3. Korku filmi yapmıyoruz. 4. Saul’un yanında yer almanın anlamı, onun görüş açısının arkasından gitmek, duymak ya da bulunmak anlamını taşımıyor. 5. Kamera bu cehennemde sadece ona eşlik ediyor.

Yönetmen Nemes, Elem Klimov’un 1985 yapımı Gel ve Gör (Idi I Smotri / Come and See) filminden ilham aldığını söyledi.

Filmde yer alan 8 farklı dildeki insan konuşmalarının hazırlanıp normal çekime eklenmesi 5 ay sürdü.

Dış çekimlerde sadece doğal ışık kullanıldı.

Hayatta olduğu bilinen son Sonderkommandos Daio Gabbai, filmi izledi ve övdü.

Film, 28 gün çekildi.

Yahudi Soykırımı hakkında en iyi belgesellerden birisi olan Shoah’a imzasını atan yönetmen Claude Lanzmann, filmi izledi ve “Sonderkommando olmanın ne demek olduğunu gerçek bir duyguyla yansıtan bir film” diyerek yapımı övdü.

Film yapımcıları Saul’un Oğlu’nun ilk gösteriminin büyük bir film festivalinde yapılması konusunda ısrar ettiler ama Berlin’de yaşadıkları hayal kırıklığının ardından farklı bir yol denmeye karar verip Cannes’a gittiler. Sonuç olarak geniş kapsamlı bir başarı elde ettiler.

Filozof ve sanat tarihçisi Georges Didi-Huberman, yönetmene “filmin, Saul’un Oğlu, bir canavar. Gerekli, kolay anlaşılır, faydalı ve masum bir canavar” cümleleriyle başladığı 25 sayfalık bir mektup yazdı ve yapımı övdü.

Toplam 85 çekim içeren 107 dakikalık filmdeki sahnelerin hiçbiri 4 dakikadan daha uzun değil.

Yönetmen László Nemes, Brooklyn’de yaşayan ve Macar bir şair olan arkadaşı Géza Röhrig’i yan bir rol için teste davet etti. O günlerde ana rol için akıllarında başka biri vardı ama rol testinden sonra Röhrig’in ana rol için kusursuz bir tercih olacağına karar verip Saul rolünü ona verdiler. Ayrıca Röhrig, 1980’lerden bu yana ilk kez kamera karşısına geçti.

Paris’te büyüyen yönetmen László Nemes filmi, Fransız bir oyuncuyla ve Fransa desteği ile yapmayı düşünüyordu. Ayrıca içerisinde birçok ülkenin yer aldığı uluslararası bir yapım desteği bekliyordu ama Fransa, İsrail, Almanya ve Avusturya şirketlerinin “çok riskli” diyerek geri adım atmaları üzerine, Macaristan’dan sağladığı 1,5 milyon Euro ile filmi çekti.

Filmde Saul Ausländer, Dr. Miklós Nyiszli’ye “Avusturya-Macaristan’daki Ungvár’danım” diyor. Günümüzde bu şehrin adı Uzhhorod ve Slovakya ile Macaristan’ın yakınlarında, Ukrayna sınırları içerisinde yer alıyor ve Yahudi nüfusu bulunmuyor.

Yapım Macaristan adına Yabancı Dilde En İyi Film Altın Küre’sini kazanan ilk yapım oldu.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

Yönetmen Nemes, Saul karakterinin aslında dindar bir insan olmadığını bu yüzden de Yahudilikteki defin töreni konusunda yanıldığını söyledi. Yahudi birini gömmek için bir hahama ihtiyaç olmadığını, sadece “şükür duası” eden 10 kişi bulmasının yeterli olduğunu ifade etti.

Filmde ki bazı sahnelerde, 1944 yılında Auschwitz’te gizlice çekilen ve bilinen 4 tane Sonderkommando fotoğrafları canlandırıldı.

Filmin konusu, 6-7 Ekim 1944 tarihlerindeki 1, 5 günde geçiyor.

Filmin ilk senaryosunda Saul gerçek oğlunu gömmeye çalışıyordu ama sonradan konu daha gizemli ve muğlak olarak yeniden yazıldı.

Umut (Hope)

umut-aka-hope

TÜR: Dram. SÜRE: 100 Dk. ÜLKE: Türkiye. YAPIM YILI: 1970. imdb: 8,2. rottentomatoes: Tomatometer skoru henüz yok…

Fakirlik ve çaresizliği konu alan Umut, oldukça başarılı ve hüzünlü bir dram filmi.

Konu

Faytonculuk yaparak yaşamını kazanmaya çalışan ve 5 çocuğu olan Cabbar’ın (Yılmaz Güney) faytonuna araba çarpar ve borçla aldığı atı ölür. Çaresiz kalan genç adam evindeki eşyaları satıp yeni bir at almaya ve evine ekmek götürmeye çalışır.

Hakkında

Umut’u Yılmaz Güney yazdı ve yönetti.

Yapım, Adana Altın Koza Film Festivali’nde En İyi Film, En iyi Yönetmen, En iyi Senaryo, En İyi Erkek Oyuncu (Yılmaz Güney), En İyi Müzik (Arif Erkin) ve En İyi Fotoğraf (Kaya Ererez), Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu (Yılmaz Güney), Grenoble Film Festivali, Seçici Kurul Özel Ödülünün sahibi oldu.

Ivır Zıvır

Umut, 2015’te Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) tarafından Yüzyılın En İyi Türk Filmi seçildi. Diğer 9 film sırasıyla şöyle; 1 – Umut (Yılmaz Güney), 2 – Yol (Şerif Gören), 3 – Sevmek Zamanı (Metin Erksan), 4 – Anayurt Oteli (Ömer Kavur), 5 – Vesikalı Yarim (Ömer Lütfi Akad), 6 – Muhsin Bey (Yavuz Turgul), 7 – Selvi Boylum Al Yazmalım (Atıf Yılmaz), 8 – Sürü (Zeki Ökten), 9 – Masumiyet (Zeki Demirkubuz), 10 – Bir Zamanlar Anadolu’da (Nuri Bilge Ceylan).

Can Dündar’ın hazırladığı Aynalar belgesel serisinin Yılmaz Güney bölümünden; “1970 yazında hem sinema tarihinde hem de kendi hayatında dönüm noktası olan Umut filmini çekti. Taksilere yenik düşen faytoncuların ve yoksulluğun kör ettiği insanların boş bir umudun peşindeki çaresizliklerini anlatan Umut o yıl Adana’da 6 ödül birden aldı, Cannes Film Festivali’nde alkışlandı.”

Sansür Kurulu, filmde yer alan faytoncunun giyimi ve kuşamının, fakirliğin bir sembolü olarak ele alınmasını, zengin otomobil sahibi hakkında takibat yapılamayacağı kanaati verilmesini, faytoncunun iş ararken zengin-fakir ayrımı yapılmasını, Cabbar’ın (Yılmaz Güney) Amerikalı zenciyi soymasını, sabah namazının güneş doğarken kılınmasını sakıncalı bularak, filmi yasakladı.

Film siyah-beyaz olarak çekildi ve yayınlandı.

Yapım, Yılmaz Güney tarafından peş peşe çevrilecek siyasal filmlerin öncüsüdür.

Umut, II. Dünya Savaşı sonrasında İtalya’da ortaya çıkmış bir sinema akımı olan ve savaş sonrasının ekonomik kargaşa ve belirsizlik ortamında ortaya çıkmış olan yoksulluk, işsizlik, umutsuzluk ve ahlaki çöküş gibi temaları işleyen, salon filmlerinin aksine hayal kırıklığına uğramış çalışan insanların gündelik sorunlarına eğilen İtalyan Yeni Gerçekçiliği türüne benzetilmektedir. Bu yüzden yurtdışında yapılan gösterimlerinde Rossellini ve Vittorio de Sica’nın yapımlarıyla karşılaştırılmaktadır.

Umut, 2015 yılında Venedik Film Festivali’nin ‘Klasikler’ bölümünde gösterildi.

Yılmaz Güney’in eşi Fatoş Güney bir röportajında Umut’un 1970 yılında yeni evliyken gittikleri Çukurova’da çekildiğini ve filmin Yılmaz Güney’in babasının hikâyesi olduğunu söyledi.

Yapımcı Abdurrahman Keskiner, “Cannes’a gitti diye mahkemelerde süründük. Şimdi bakanlık destekli stantlarla Venedik’te gösteriliyor” dedi.

Film Cannes’da Quinzaine des Realisateurs (yönetmenlerin on beş günü) bölümüne seçilmiştir.