Danton

TÜR: Biyografi, Drama, Tarih. SÜRE: 136 Dk. ÜLKE: Fransa, Polonya, Batı Almanya. YAPIM YILI: 1983. imdb: 7.5. Tomatometer: %83…

Fransız Devrimi’nin önemi figürlerinden olan Georges Danton’un beraber hareket ettiği diğer önemli isimlerle çatışmasını ve son haftalarını konu edinen Danton, nefis oyunculuklar ve siyaset konusunda iğneleyici göndermeleriyle oldukça başarılı bir biyografi drama tarih filmi.

Filmden;

– Ama davayı kazanabiliriz.
– Hayır bu bir siyasi dava. Ve politika bir sisteme uyar; adaletle hiçbir ilgisi yoktur.

* * *

– Ben ölmek istemiyorum. Yaşamaya hakkım var.
– Haklara ancak koruyabildiğin sürece sahipsindir.

Konu

1789 Fransız Devriminin ardından on ay süreyle iktidarı ele geçiren Jakobenlerin yürüttüğü kanlı Terör Dönemi’nde kral da dâhil olmak üzere birçok kişi monarşinin yeniden gelmemesi için giyotine gönderilmiştir. Fransız Devrimi’nin en önemli kişiliklerinden biri olan ve halkın sevgisini kazanan avukat ve politikacı Georges Danton (Gérard Depardieu) bir süre sonra Terör Dönemi’nin sona ermesinin gerektiğini söyleyerek hükümetten istifa eder ve Camille Desmoulins ile birlikte insaflılar grubunu kurar. Bu gelişme devrimin önde gelen isimlerinden olan ve iktidarın başındaki Robespierre (Wojciech Pszoniak) ve çevresini oldukça rahatsız eder. Bir şekilde, halkı arkasına alan Danton’u dizginlemeleri gerektiğini düşünmeye başlarlar.

Hakkında

1929’da Stanisława Przybyszewska tarafından yazılan Danton Davası (The Danton Case) adlı oyundan Jean-Claude Carrière tarafından senaryolaştırılan Danton’un yönetmen koltuğunda Andrzej Wajda oturuyor.

Yapım BAFTA’da İngilizce Olmayan En İyi Film dalında ödülü kazandı.

Film 10,5 milyon dolar gişe hasılatı elde etti.

Ivır Zıvır

Robespierre ve grubundakileri Polonyalı oyunculardan canlandırdı ve Polonyaca konuştular. Filmin Fransızca sürümünde dublaj yapıldı. Danton ve grubundakiler ise Fransız oyuncular canlandırdı ve Fransızca konuştular.

Filmin yayınlanması Fransa’da büyük siyasi tartışmalara yol açtı, sosyalistler ve komünistler bunun “karşı-devrimci” olduğunu ve Fransız Devrimi’ni yanlış tanıttığını savundular, çünkü filmdeki her iki taraf da kendilerini devrimci geleneğin gerçek mirasçıları olarak sunmaya çalışıyorlardı.

O zamanlar, Polonya’nın Dayanışma Hareketi Fransa’da çok popülerdi ve filmin Polonyalı yönetmen Andrzej Wajda tarafından yönetilmesiyle, filmin bir başyapıt olması için her şey doğru görünüyordu. Filmde Fransız Devrimi ile Dayanışma Hareketi’nin komünizme karşı mücadelesi arasında bir benzerlik kurar gibi görünen unsurlar var. Ancak, film Ocak 1983’te gösterime girdiğinde Hükümet sağa dönmüştü. Robespierre’in sert, buzlu tasviri özellikle sakıncalı kabul edildi ve Wajda’nın, ikonlarını yanlış tanıtarak Fransız Devrimi’ni karaladığı yönünde bir tutum oldu.

Gérard Depardieu’nin boyu dışında gerçek Danton’la benzerliği yoktu. Çünkü Danton, kızgın bir boğanın saldırısına uğramış ve domuzlar tarafından çiğnenmişti. Bu yüzden biçimi bozulmuştu. Ayrıca çiçek hastalığı kaynaklı bir nöbetten ötürü de vücudunda yara izleri vardı.

Ünlü ressam Jacques Louis David’i gerçek bir ressam olan Franciszek Starowieyski oynadı.

Filmde bir Dantoncuyu canlandıran Andrzej Seweryn, 1989’da yayınlanan Fransız Devrimi (La Révolution Française / French Revolution) filminde Robespierre’i canlandırdı.

***Filmle İlgili İçerik / Spoiler Uyarısı***

İdamdan önce Danton, onu ölüme gönderen Robespierre ve hükümet için “Üç ay, en fazla üç ay sonra her şey çökecek. Üç ay veriyorum fazla değil” diyor. Gerçekte de Danton’un idamından üç ay sonra Robespierre ve hükümet üyeleri idam edildiler.

Devrimin başlangıcındaki rolü tartışmalı olan Danton’u; birçok tarihçi “Fransız monarşisinin yıkılmasında ve Birinci Fransız Cumhuriyeti’nin kuruluşunda baş güç” olarak tanımlıyor.

Maximilien Robespierre, siyasi fikirleri Fransız Devrimi’ni etkileyen ve düşünceleri özellikle, devrimden sonra kurulan yeni devletin kalkınmasında, toplumun sosyal yapısında ve eğitim sisteminde etkili olan filozof ve yazar Jean-Jacques Rousseau’nun düşüncelerini benimsediği için aşırı solda sayılan ve nitekim hemen Jakoben kulübüne üye oldu. Zengin burjuvazi yerine, Paris halkını tutuyor, onlara dayanıyordu. Bütün söylevlerinde demokrasiyi savundu, ve genel oydan yana çıktı. Halk onu “Incorruptible” (Bozulmaz, satın alınamaz, yıkılmaz) olarak adlandırıyordu. Robespierre, katıksız bir demokrasi adına Jirondenler’le çatışıyordu. Avusturya’yla savaşmak söz konusu olunca buna karşı çıktı. Cumhuriyet ilan edildikten sonra, geri dönülmesini kesinlikle önlemek için Saint-Just, Marat ve Danton’la birlikte 21 Ocak 1793’te kralın idam edilmesini sağladı. Rousseau gibi Robespierre de siyasal yönetimin eskiden beri büyük çoğunluğun bir azınlıkça sömürülmesi ve ona boyun eğdirilmesi için kullanıldığına inanmaktaydı. Ona göre yasa dediğimiz şeyler, bu çabaları sistemleştirmek içindi. Yasamacılar, halkın güçlerini serbest bırakmak ve özgürlük, onur, mutluluk, kendi kendini yönetme özlemlerini doyurmayı düşünmüşlerdir. Oysa bu yapay zorlama bir kez ortadan kalksa, hemen uyumlu bir toplum doğacak ve aralıksız sürüp gidecektir. Robespierre ve öteki Jakobenlerin Terör Dönemi’nden umdukları, geçici bir diktatörlükten sonra Aydınlanma Çağı felsefecilerinin öngördükleri bu doğal düzene ulaşmaktı. Fakat, Robespierre’in kendisi de bu tutumunun bir kurbanı olarak 28 Temmuz 1794’te giyotinle idam edildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.