Dövüş Kulubü (Fight Club, 1996), Chuck Palahniuk

Her defasında büyük bir lezzetle uyarlandığı filmi izlemiş olsam da yaklaşık 2 yıldır okuma listemde yer alan Chuck Palahniuk’un edebiyat dünyasına adım attığı ve büyük bir yankı uyandıran Dövüş Kulübü’nü okumak ancak bugüneymiş.

Daha önce filmi izlediğim için birçok bölümü okurken filmdeki sahne gözlerimin önünde canlansa da beni asıl şaşırtan, film ile kitabın arasındaki temel farklılıklara rağmen her ikisinin de kendi bakış açısına göre oldukça tutarlı ve başarılı olduklarını fark etmem oldu.

Hayattan hiçbir zevk almayan bir insanın, sayılı günleri kalan insanları izleyerek hayatına anlam katmaya çabalaması ve kendisi gibi başka insanlar olduğunu keşfetmesi, başlattığı fikrin zamanla kendini aşması ve başkalarının ondan bile daha fazla fikri sahiplenmesi kitabın en sevdiğim noktaları

Ivır Zıvır

Kitabın yazarı Chuck Palahniuk, bir kamp tatili sırasında, yakınlarında bulunan bir kampçının radyo sesinden rahatsız olup, durumu ona anlattığında saldırıya uğradı. İşe döndüğünde etrafındakilerin yaralarının nedenini sormak yerine, “hafta sonun nasıldı?” demelerine son derece şaşırdı. Palahniuk, insanların aslında, karşılarındakilerle kişisel iletişim derecelerine göre temasa geçtiklerini ve iş arkadaşlarının, onun yaralarını soracak kadar yakın olmadıklarını bunun da “toplumsal bir blok” olduğunu fark etti. Kitabın fikri de bunun üzerine doğdu.

Palahniuk, geçimini Freightliner adlı bir şirkette otomobil tamirciliği yaparak kazanmaktayken 1996’da arkadaşlarıyla birlikte devam ettiği bir edebiyat grubu çevçevesinde Project Mayhem (Kargaşa Projesi) adlı kısa hikayeyi 3 ay içerisinde Dövüş Kulübü’ne çevirdi.

Başta, Palahniuk “Gösteri Peygamberi” romanını yayınlatmaya çalıştırmıştır, ama yayıncılar tarafından çok rahatsız edici olduğu için reddedilmiştir.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir