“Döğüşenler de Var Bu Havalarda” Belgeseli

Her şey Tanıl Abinin (Bora) bir mailleşme sırasında yazdığı, “Bir vatan evladı çıksa, Hasan abiyle (Şengel) bütün hayatını konuşan bir sözlü tarih çalışması yapsa. Bir vatan evladı çıksa, bunu kameraya da çekse. Bir vatan evladı çıksa, Rafael abiyle kameralı görüşme yapsa.” satırlarla başladı. Aslında Rafi abi ile kameralı bir söyleşi yapma fikri Kutay ve Erdem de her daim vardı. Fakat Tanıl abinin sözleri hepimizi bambaşka bir boyuta taşıdı. Kendimizi bir anda “nereden başlasak, neler yapsak” diye düşünürken bulduk.

Profesyonelleşmenin başlangıcına kadar arkasında herhangi bir şirket desteği, parası, pulu olmadan sadece amatör ruhla ve sevgiyle üst ligde yoluna devam eden birçok takım gibi Gençlerbirliği’nin de doğası profesyonelleşmeyle birlikte bozulmaya başlamıştı. Çünkü oyunun kuralları değişmişti. Ayakta kalmanın tek yolu para bulmaktı. Ama ne mümkün! Gençlerbirlikliler bir anda kendilerini alt liglerde buldular. Hem de ne buluş! Deplasmana gidecek parayı toplamak için 3-4 gün dolaşan, yemeğe para vermemek için evinde eşine köfte ekmek yaptıran, günlük kazandığı 3-5 lirayı maçı kazanan futbolculara prim olarak veren Gençlerbirliklilerin. Camı kırık otellerde kalan, Ankara’dan para gelmediği için maç saati otele “rehin” olarak bırakılan, transfer parasını “Bu parayla yeni futbolcu alın. Ben paramı sonra alırım” diye başkana geri veren emektar futbolcuların. Takımı için hapse giren başkanın. Sezon sonunda “Gençlerbirliği küme düştü” yazısına imzasını attıktan sonra evine gidip “oğlum öldü” diye ağlayacak kadar dürüst olan Gençlerbirlikli Federasyon başkanının. Ve daha nicelerinin ortak hayat hikayelerini, düşüşlerini, üzüntülerini, kulüplerinin isimlerini bir yıl daha yaşattıkları için duydukları büyük sevinçlerini,  “Döğüşenler de Var Bu Havalarda” 70-82: Düşüş Yılları’nda toplamaya kararlaştırdık.

Salı akşamı Rafi abinin kaldığı otele gidip 16 Temmuz’da görüşülecek olan Gençlerbirliği’nin ismine sponsor ekleme girişimine karşı olarak yürüttüğümüz “Sadece Gençlerbirliği Bize Yeter” kampanyası için düşüncelerini kameraya alırken konu konuyu açtı ve belgeselin en güzel anlarından biri objektife yansıdı. Yapılan bu doğal çekimin ardından hepimizin gözleri parlıyordu. Birkaç saat sonra Kutay aradı. Heyecanlı bir şekilde çekimi izlediklerini söyleyip, “10 numara, 5 yıldız olm!” diyordu. Belgeselin adını düşünmeye başladık. Ben uzun zamandır ilgili dönemden bahsederken kullandığım “70-82: düşüş yılları”nı önerdim ama sonradan bunun alt başlık olmasında karar kıldık. Bir gün sonra Erdem bir yandan belgeselin ilk teaser’ını gönderiyor bir yandan da şu cümleleri sarf ediyordu: “Özellikle isim konusunda bir hayli düşündük. En sonunda ‘Döğüşenler de Var Bu Havalarda’ da karar kıldık. Hem Ahmed Arif, hem Ankara hem bu satırlar hem de içinden belgeseli tamamlarken yol gösterici olarak kullanabileceğimiz satırların seçilebilmesi bizi bu isme yöneltti. Bizim içimize sinmekle kalmadı, çok da sevdik ismi. Umarız sizin de hoşunuza gider.” İsim benim de çok hoşuma gitti.

Ve sonunda belgeselin fragmanı yayınlandı. Buyurun;

Fragman

““Döğüşenler de Var Bu Havalarda” Belgeseli” üzerine 3 yorum

  1. Orijinal ve kendi çapında marjinal bir gençlerbirliği taraftarı olarak öncelikle şu belgesel fragmanını defalarca izleyerek hem gururlandım hem de duygulandım bu belgeselin tamamını nasıl temin edebilirim sorusunu sizlere sorarak emeği geçenlere şimdiden
    çok teşekkür ederim
    hakan Demirel

    1. Hakan Bey Merhaba;

      Şu anda ulusal kanallardan birinde yayınlatarak daha fazla insana ulaşmaya çalışıyoruz. Onun akabinde bir şekilde ilgililerin edinmesi için çalışmamız olacak.

      Bİlgilerinize;

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.