Kırkpınar Yaylası Gezi Günlüğü

13 Temmuz 2013 - Kirkpinar Yaylasi, Cankiri -07-

Çadır kampı yapma fikri birkaç ay önce filizlenmişti. Birkaç hafta önce Abreg, Samsun ile Ankara’ya ortak mesafede bulunan Çankırı’daki Kırkpınar Yaylası’nı buldu. Geçen hafta da Özge ile tüm planları yaptı. İlk kez çadır kampı yapacak olan ben ise, sadece onlara ayak uydurmaya çalıştım…

13 Temmuz 2013, Cumartesi

Cuma akşamı çantalarımızı ve orada yiyeceğimiz yiyecekleri hazırlayıp, cumartesi sabahı saat 06:15’de Ankara’dan 205 km uzaklıktaki yaylaya doğru yola çıktık. Akyurt’a yaklaştığımızda tabelalar yol yapım çalışması nedeniyle bizi merkeze yönlendirdi. Sabah mahmurluğuyla, merkezi geçip bir sonraki tabelayı ararken, yolun iyice daraldığını, bozulduğunu ve köylere doğru yol aldığımızı görüp şüphelenmeye başladık. Bir süre daha yola devam ettikten sonra, bir evin bahçesinde bulunan adama doğru yaklaşıp, “Çankırı’ya buradan gidiliyor değil mi?” diye sorduğumda adam şaşkın bir şekilde beni süzdükten sonra, “tabelaları takip etmediniz herhalde! Çankırı’ya Akyurt merkezden gideceksiniz” dedi. Teşekkür edip Akyurt’a doğru geri dönerken bir yandan saflığımıza gülüp, bir yandan da Abreg’le buluşma saatine geç kalmamak için hızımızı arttırıyorduk.

Çankırı’yı 45 km geçtikten sonra, saat 9:30 civarlarında Abreg’le buluşacağımız Ankara-Kastamonu, İstanbul-Samsun yolu kesişimine vardık. Selamlaştıktan ve kısa bir süre laklak ettikten sonra tekrar yola koyulduk. Önce Ilgaz tabelalarını takip ettik, sonrasında ise Kırkpınar Yaylası’na doğru dağ yolunda tırmanmaya başladık.

13 Temmuz 2013 - Kirkpinar Yaylasi, Cankiri -01-

13 Temmuz 2013 - Kirkpinar Yaylasi, Cankiri -02-

Saat 10 gibi güzel bir göl ve etrafı dağlarla çevrili yaylaya vardık.

13 Temmuz 2013 - Kirkpinar Yaylasi, Cankiri -03-

Mehmet Ali Cetinkaya - 13 Temmuz 2013 - Kirkpinar Yaylasi, Cankiri -01-

Gölün çevresinde arabayla kısa bir keşif yaptıktan sonra gölü gören güzel bir tepelikte, bir yandan kahvaltı yapıp, bir yandan da neler yapacağımızı planladık. Bu arada karşımızda bulunan dağların bazılarının neredeyse tamamen kel, bazılarının ise bol çamlık olması garibime gitti.

13 Temmuz 2013 - Kirkpinar Yaylasi, Cankiri -04-

Kahvaltının ardından, gölün karşı tarafına geçip arabaları park ettik ve karşıdayken karar verdiğimiz bir noktadan tırmanmaya başladık. Ben daha gazlı bir şekilde önden giderek ufak patikaları keşfederken, Özge bir elinde dürbün, diğer elinde çiçek merceği ve full dikkat bir şekilde etrafı keserek Abregle birlikte arkamdan geliyordu.

13 Temmuz 2013 - Kirkpinar Yaylasi, Cankiri -05-

Mehmet Ali Cetinkaya - 13 Temmuz 2013 - Kirkpinar Yaylasi, Cankiri -02-

Bir süre sonra bir kayalık görüp durduk. Aklımıza, Abregle 2 yıl kadar önce yaptığımız Doğu Karadeniz gezisi sırasında Yukarı Kavrun’da fotoğraf çekindiğimiz kaya geldi. Geyik olsun diye aynı pozlarla fotoğraflar çekmeye kastık ama kaya, üzerinde kolay durulmayacak kadar sivri ve kaygandı. Biraz geyik yaptıktan sonra yola devam ettik.

Yukarı doğru gördüğüm 3 tane kayalığı Özge ve Abreg’e gösterip, “işte bu üçüne de ulaşınca yolculuğumuz sona erecek” dedim.

13 Temmuz 2013 - Kirkpinar Yaylasi, Cankiri -08-

Ama 2. kayalığa ulaştıktan sonra biraz daha yana doğru kaymaya ve zirveye kadar tırmanmaya karar verdik. Tırmanış sırasında arada bir durup soluklanırken göle doğru bakıyorduk. Her baktığımızda golü biraz daha kuş bakışı görüyor ve moralleniyorduk.

Dinlenmenin ardından kafamızı kaldırıp en yüksekte gördüğümüz yeri hedef belirleyip, “bu sefer zirveye vardık!” diye gaza geliyorduk. Ama en üste çıktığımızda aslında onun da sadece bir yükselti olduğunu fark edip gıcık oluyorduk.

13 Temmuz 2013 - Kirkpinar Yaylasi, Cankiri -09-

Bunlardan birine tırmandıktan sonra karşımıza bir çoban ve otlayan inekler çıktı. İneklerden bazılarıyla bakıştıktan sonra “bu sefer zirve!” diyerek son bir gazla gördüğümüz yükseltiye tırmandık.

13 Temmuz 2013 - Kirkpinar Yaylasi, Cankiri -10-

13 Temmuz 2013 - Kirkpinar Yaylasi, Cankiri -11-

Mehmet Ali Cetinkaya - 13 Temmuz 2013 - Kirkpinar Yaylasi, Cankiri -03-

Mehmet Ali Cetinkaya - 13 Temmuz 2013 - Kirkpinar Yaylasi, Cankiri -04-

Ve! Evet, zirveye ulaşmıştık. 2200 metredeydik. Hemen hatıra fotoğrafları çektirip, eğlenmeye başladık. Doğu Karadeniz gezimize bol bol gönderme yapıp etrafı iyice kestikten sonra farklı bir yoldan inişe geçtik.

13 Temmuz 2013 - Kirkpinar Yaylasi, Cankiri -12-

Toplam 4,5 saatlik yolculuğumuzun sonuna geldiğinde oldukça yorulduğumuzu ve birbirimize bakınca boyun, ense, kollar ve yüzlerimizin yandığını şaşkınlıkla gördük.Tırmanırken hissetmemiştik bile ama şimdi kavruluyorduk! Yola çıkmadan önce çantaya attığımız ama sürmeyi unuttuğumuz güneş kremlerini sürüp biraz rahatlamaya çalışmaktan başka elimizden bir şey gelmiyordu.

13 Temmuz 2013 - Kirkpinar Yaylasi, Cankiri -13-

13 Temmuz 2013 - Kirkpinar Yaylasi, Cankiri -16-

Mehmet Ali Cetinkaya - 13 Temmuz 2013 - Kirkpinar Yaylasi, Cankiri -05-

Sabah kahvaltı yaptığımız yerin biraz yanında çadırları kurup yerleşik hayata geçtik. Saat 18 gibi soframızı hazırlayıp mangalımızı yaktık. Bu arada sert ve soğuk esen rüzgâr yüzünden üzerimize daha kalın şeyler giymiştik. Köfteleri mangala atıp olmalarını beklerken havanın kapandığını ve hafif hafif yağmur yağdığını görüp telaşlandık. Çünkü çadırların su geçirip geçirmediğini dair kesin bir bilgimiz yoktu.

13 Temmuz 2013 - Kirkpinar Yaylasi, Cankiri -14-

Yemeklerimizi yerken, gölde bir balığın birkaç kez havaya doğru zıpladığını şaşkınlıkla izledik. Abreg elinde ekmek arası köftesi ile birlikte hızlıca oltasını hazırladı ve göle doğru gitti. Ama bir süre sonra iki köpeğin kendisini tehdit ettiği söyleyerek geri dönmüştü.

13 Temmuz 2013 - Kirkpinar Yaylasi, Cankiri -15-

Yemeklerimiz bittikten bir süre sonra yağmur şiddetini arttırmaya başladı. Önce dışarıda laklak edip “yaz yağmurudur gelir geçer” desek de, bir süre sonra öyle olmadığını görüp mecburen arabaya atladık. Yağmur her azaldığında çadırlara gidip içeriye yağmurun girip girmediğine bakıp geliyorduk. Şükür çadırlarda herhangi bir ıslanma söz konusu değildi. Yağmurun dinmeyeceğini anlayınca, çadıra geçip muhabbetimize orada devam ettik. Oldukça güzel birkaç saat geçirdikten sonra yağmurun durduğunu görüp dışarı çıkmaya karar versek de esen soğuk rüzgârla baş edemeyeceğimizi anlayıp çadıra geri döndük.

Biraz daha muhabbet ettikten sonra sabahın da yorgunluğu ile günü tamamladık.

14 Temmuz 2013, Pazar

Saat sabah 4 gibi tuvalet için çadırdan çıktığımda karşı kıyıda güçlü bir ışık görüp şaşırdım. Bir iki saniye içinde onun, köydekilerin geceleri yaktıkları bir fener olduğunu düşünüp işimi gördüm. Ama tekrar çadıra doğru döndüğümde ışık yola doğru dönmüş gidiyordu!

14 Temmuz 2013 - Kirkpinar Yaylasi, Cankiri -01-

14 Temmuz 2013 - Kirkpinar Yaylasi, Cankiri -02-

14 Temmuz 2013 - Kirkpinar Yaylasi, Cankiri -03-

14 Temmuz 2013 - Kirkpinar Yaylasi, Cankiri -04-

Sabah 6:30 civarında artık uyuyamayacağıma karar verip dışarı çıktım. Dışarıda nefis bir hava vardı. Kısa kısa yürümeye ve etrafı gözlemlemeye başladım. Sonrasında gölün etrafını dolaşmaya karar verdim.

14 Temmuz 2013 - Kirkpinar Yaylasi, Cankiri -05-

Dün gördüğüm “dünyanın en küçük camii”sinin (Abreg’e göre mescidin) fotoğrafını çektikten ve çeşmeden su içip, yüzümü yıkadıktan sonra turuma devam ettik. Balık tutmanın yasak olmasına rağmen bir sürü balıkçı oltalarını kurmuş bekliyorlardı. Hatta bazılarının seri üretime geçmişçesine 9-10 tane oltayı yan yana dizip beklediklerini görmek benim için konunun son noktasıydı!

Yaklaşık 1 saat sonra çadırların yanındaydım. Abreg uyanmış, Özge ise çadırdan çıkmak üzereydi. Yemek hazırlıklarına başladık ve oldukça güzel bir kahvaltı sofrası kurup bol bol muhabbet ettik.

14 Temmuz 2013 - Kirkpinar Yaylasi, Cankiri -06-

Kahvaltıdan sonra, bu sefer de arkamızda kalan tarafa doğru geziyi çıktım. Biraz gittikten sonra karşıma çok güzel bir manzara çıktı.

Tekrar çadırların yanına dönükten ve bir süre daha muhabbet ettikten sonra çadırları toplayıp öğle yemeği için mangalı yakmaya başladım. Sucuk ekmeklerimizi yedikten sonra toparlanıp arabalara atladık ve evlere doğru dağıldık.

14 Temmuz 2013 - Bebek Fasulye, Ev, Ankara

Cuma sabahı balkonumda yetiştirdiğim fasulyelerin çiçek açtığını ve hatta bir iki tane fasulye verdiğini görmüştüm. Eve varır varmaz aklıma gelen ilk şey onlardı. Büyüyorlardı…

Şehir Notu: Çankırı, bir şekilde sınırları içerisinde bulunduğum 35. il oldu. Bundan önceki 34; Adana, Afyonkarahisar, Aksaray, Amasya, Ankara, Antalya, ArtvinBartın, BoluBursa, Çanakkale, Elazığ, Eskişehir, Ispartaİstanbul, İzmir, Karabük, KastamonuKayseri, Kırşehir, Kocaeli, Konya, Kütahya, Manisa, Muğla, Niğde, Ordu, Rize, Sakarya, Samsun, Sinop, Sivas, Tokat, Trabzon.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir