Uyuz (Kömüşini) ve Kulu (Düden) Gölleri

Küçükken oturduğumuz evin bir odasında, kafeslerde bir sürü kanarya yaşardı. Zaman zaman onlara yem verme, su değiştirme ve kafeslerini temizleme görevi bana verilirdi. Özellikle sapsarı olan bir kanaryamızı çok severdim ama ne yalan söyleyeyim öyle aman aman da bir ilgim yoktu. Babam kuşlara sürekli kanarya seslerinin kayıtlı olduğu kasetleri dinletirdi. Bir süre sonra ben de aynı sesleri çıkartacağımı düşünmeye başlamıştım.

Annemin bir ara evin tüyden geçilmediği ve çok koku yaptığı için babama kızdığını ve babamın kuşlarını işyerindeki odasına götürdüğünü hatırlıyorum. Berbere ya da doktora gittiğimde işyerindeki odasında bir süre kalır ve kanaryaları dinlerdim.

Dün, kuş gözlemcisi “kuşçu” olan Özge’nin önerisi ile Konya Havzasında yer alan sulakalanlardan olan Uyuz (Kömüşini) ve Kulu (Düden) göllerine gittik. Daha önce doğaya sadece piknik yapmak ve yürümek için giden biri olarak kuş gözlemlemek garip bir deneyimdi…

Teleskop ve dürbün almak için 12 civarlarında Bahtiyarlara uğradığımızda bizi kapıda “ben gelin oldum” diyen Zeynep karşıladı. Kandırmacalı birkaç öpücük aldıktan sonra, ufak bir dans yaptık ve ardından Bahtiyar ve Zeynep’i Armada’ya bırakmak için arabaya atladık. Yolda Bahtiyar, Zeynep’e “mali’den iyi damat olur di mi Zeynep?” diye sordu. Zeynep bir süre düşündükten sonra “küçük gelinlerin küçük damatları olur” diyerek hayallerimi yıktı 🙂

Onları bıraktıktan sonra Konya yolundan yolculuğa başladık. Yaklaşık 70-80 dakika sonra, Ankara’ya 83 km, Konya’ya 175 km ve Kulu’ya 30 km uzaklıkta olan (kaynak: tr.wikipedia) Kömüşini köyü sapağına ulaştık. 2-3 km sonra ulaştığımız tipik İç Anadolu köyünün içinden geçtikten sonra bir tepeyi tırmanmaya başladık. Zirve yaptığımızda bizi, yeşillikler ve sazlıklar arasında yer aldığı nefis bir göl manzarası karşıladı. Bundan iki hafta önce Bolu’da yaptığımız gezi sırasında gittiğimiz Yeniçağa, Abant ya da Sünnet göllerinden çok farklı bir görüntüsü olan, etrafında (şükür) yakın bir yerleşimin olmadığı bakir ve şirin bir göldü burası.

Arabayı park edip Uyuz (Kömüşini) gölünü en güzel göreceğimiz tepeye malzemeleri taşıdık. Teleskopları kurduk ve gözlemlemeye başladık. Daha önce bu tarz sulakalanlara hiç dikkat etmeden baktığımı fark ettim. Çünkü bir sürü farklı tür kuş vardı. Özge, bir yandan teleskop ve dürbünle bunları tek tek tanımlamaya çalışırken bir yandan da bana anlatıyordu. Yaklaşık bir saat gözlemledikten sonra teleskop ve dürbüne alışkın olmayan gözlerim perte çıktı. Ben uzanıp ortamdaki bir sürü farklı kuşun çıkarttığı sesleri dinledim. Gerçekten muhteşemdi.

Saat 17’ye doğru toplanıp Kulu’ya doğru yola çıktık. Gölden otobana kadarki 3-4 kmlik yolu sürmek üzere 1998’den bugüne kadar ilk kez şoför koltuğuna oturdum. Enteresan ve eğlenceli bir deneyimdi. Ardından arabayı Özge’ye teslim ettim ve yarım saat sonra navigasyonun bizi tarlaya sokmak istediğini fark ettik. Bir türlü göle giden yolu bulamayınca navigasyonun tarlada gösterdiği traktör yolunu takip etmeye başladık ama bir süre sonra yol bitti. Küfrederek geri döndük ve bir amcaya sorduk. Bize yolu tarif ettikten sonra “orada şimdi hiçbir şey yok ki. Niye gidiyorsunuz” diye sordu. “Kuşlara bakacağız” dediğimizde ise, “orada ördekler var, turnalar var. Bakın bakın, vakitli olsaydı ben de sizle gelirdim” dedi.

Bir sürü piknikçinin yanından geçtikten sonra Kulu (Düden) gölünün yanında yer alan Küçük Göl’ü gören bir tepeye kurulduk. Bir şeyler atıştırırken teleskopları kurduk ve hayatımda gördüğün en güzel kuşları gördüm. Siyah-beyaz renklerle donatılmış “komik” gagalı Kılıçgaga, kıyıda beslenen kırmızı ve çok uzun bacakları olan, Uzun Bacak ve koloni halinde suyun ortasında beslenen Flamingolar. Flamingolar’ın oldukça kart bir sesleri vardı ama uçtuklarında çok zarif görünüyorlardı. Ayrıca hatam yoksa Küçük gölün çevresinde gövdesi pembe olan Kızıl Sırtlı Örümcek kuşu ve çok güzel bir renklerdeki Dağ Kuyruksallayanı gördüm. Bu iki kuş babamın kanaryalarını hatırlattı bana. “Burada olsa delirirdi” diye geçirdim aklımdan…

Uyuz gölünden Kulu’ya doğru yol alırken gördüğümüz gökkuşağını bu sefer de Kulu’dan Ankara’ya doğru yol alırken görmek de ayrıca bir güzellikti.

Kılıçgaga

Kızıl Sırtlı Örümcek Kuşu

Uzun Bacak

Dağ Kuyruksallayanı

Flamingo

Dipnot 1: Bu yazıyı yazmak için Uyuz gölü diye nette aratınca Bahtiyar’ın blogunda yer alan “Yok olan sulakalanlar için benim hikayem!” başlıklı yazıyı okudum. Konya havzasını ve sulakalanların yok edilmesini konu alan yazıyı okumanızı öneririm…

Dipnot 2: Umarım, kuş resimlerinde, isimlerinde ya da genel terimlerde hata yapmamışımdır…



“Uyuz (Kömüşini) ve Kulu (Düden) Gölleri” üzerine bir düşünce

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir