Taçlı Kral Metin Oktay, Ahmet Çakır

Metin Oktay deyince aklıma hep vefat ettiği günden sonraki sabah geliyor. 12-13 yaşlarındaydım ve uykulu gözlerle muhtemelen okul için hazırlanıyordum. O sırada önümden mırıldana mırıldana en büyük abim geçti. Sonra bir anda durdu ve bana baktı. Biraz süzdükten sonra: “Metin Oktay ölmüş” dedi. Sanırım o günlerde sadece “futbolcu” olduğunu biliyordum. Çok da büyük bir tepki vermemiştim. Beni tek şaşırtan 21 yaşındaki abimin bu kadar üzgün olmasıydı…

Yıllar sonra okuduğum futbol kitaplarında ya da yaptığım futbol araştırmalarında Metin Oktay ve Lefter hakkında birçok şey okudum. Özellikle dönem gazetelerinde bu iki futbolcu hakkında yazılanlardan bazıları gerçekten çok hoşuma gitti. Metin’in bir yıl İtalya’da yaşadığı Palermo günlerini kaleme bile aldım. Benzer bir yazıyı Lefter için de yazmak için notlar almaya başladım.

Oynadıkları dönemlerde Galatasaray’da (kısa bir süre) forma giyen ve hatta bir maçta Lefter’e karşı görev alan Özkan Dallı’nın “Lefter’i çok kıskanırdım. Keşke o da Galatasaray’da oynasaydı diye. Hem ikisinin aynı takımda oynamasını düşünmek bile inanılmaz geliyor!” sözleri bile iki futbolcunun “Türk Futbolu” üzerindeki etkilerini çok iyi özetliyor sanırım…

Geçenlerde deplasmandaki bir Gençler maçını izlemek için Tanıl abilere gittiğimde bana birkaç kitap hediye etti. Bunlardan biri de Ahmet Çakır’ın kaleme aldığı “Taçsız Kral Metin Oktay” idi. Metin Oktay’ı sevdiğimi ve çok saygı duyduğumu bildiği için Ahmet Çakır’a imzalatmıştı da… Çok hoşuma gitti…

Ahmet Çakır, Metin Oktay gibi bir futbolcu için Türkiye’de çok az kitabın bulunmasına kızıp/üzülüp bir kitap kaleme almış. Kitap da hem Ahmet Çakır’ın Metin Oktay hakkındaki anıları hem de birçok kaynakta yayınlanmış yazılar yer alıyor. Kitaptaki en büyük sürpriz ise Metin Oktay’ın jubile kitabı olarak bilinen ve çok zor bulunan “Metin” adındaki kitabın birebir yayınlanması…

Arka Kapak

Ahmet Çakır’ın Taçlı Kral adlı kitabı, futbolumuzun büyük efsanesi Metin Oktay’ı farklı yönleriyle ele alıyor. Titiz bir araştırmanın ürünü olan çalışmada, sadece unutulmaz golleri ve ‘takım oyuncusu’ kimliğiyle değil, insani yönleriyle de bir Metin Oktay portresi çıkıyor karşımıza.

Eski Galatasaray teknik direktörlerinden Kaloperoviç’in “Hayatımda gördüğüm tek insan adam” dediği Metin Oktay, 1991 yılında Boğaz Köprüsü’nde geçirdiği bir trafik kazası sonucu hayata veda etmişti. Birçok otoritenin ve spor yazarının kaleminden Metin Oktay’ı okuyunca geçtiğimiz günlerde test sonuçları internete düşen ve ‘insanüstü’ değerlere sahip olduğu belirtilen Real Madridli Ronaldo geldi aklıma. Peki, Ronaldo’ya Metin gibi bir, bir buçuk metre yükseklikte yere paralel bir kıvamda vole vurdurabilir misiniz? Ya da öyle bir golünü hatırlıyor muyuz bu büyük yeteneğin? Sanırım cevabımız hayır olacak. Çünkü modern futbolun yeteneklere yüklediği misyon çok farklı.

Bu kitapta İslam Çupi’den Abdi İpekçi’ye, Cemal Süreya’dan Nemci Tanyolaç’a, Ahmet Selim’den Hıncal Uluç’a kadar birçok özel kalemin Metin Oktay’la ilgili makalelerini okuyacaksınız. Ve Ömer Madra’nın şu ifadesine vurulacaksınız: “Metin Oktay adsızlığın büyük şiirini yaratarak en büyük ad oldu. Hiçbir büyük futbolcu bu kadar ekip adamı olamaz.”

Taçlı Kral’ı bitirdikten sonra Metin Oktay’ı seyredemediğiniz için hayıflanacak ve seyredenlere gıpta edeceksiniz.

Taçlı Kral Metin Oktay’dan macanilari.com’a yapılan alıntılar…

İtalya’da bir yabancı…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.