Eki 31 2011

Uyku

uykulu anlar… amaçsızlığın ve isteksizliğin… halsizlik ve yorgunlukla kendini dile getirdiği… zamanı ileri alma… anı atlama düşüncesiyle… yeni bir güne kadar her şeyi kapatma… en azından sonraya iteleme isteği…

13:45-13:58

Share

Eki 31 2011

Kırmızı Beyaz Siyah: Samsunspor, Mehmet Yılmaz

2009 Ocak ayında yayınlanan ve Mehmet Yılmaz’ın derlediği Kırmızı Beyaz Siyah: Samsunspor, İletişim Yayınlarının Futbol Kitapları dizisinin 20. kitabı.

Kırmızı Beyaz Siyah, her platformda sürekli olarak aynı takımlar hakkında önümüze konulanların dışında bir şeyler okumak isteyenler için güzel bir futbol kitabı. Genel olarak, Samsunspor’un kuruluşu, Birinci Lig’e tırmanan ilk Karadenizli oluşu, Kırmızı-Beyaz olan renklerine o hüzünlü olaydan sonra Siyah’ı ekleme süreçleri, yetiştirdikleri önemli futbolcuların anıları, röportajlar ve en çok ses getirdikleri zamanlar hakkında anı ve bilgilerin yer aldığı kitabın derlemesi ve anlatımı çok akıcı. Bu nedenle okuma süreci çok güzel ilerliyor…

Samsunspor deyince akla gelen ilk taraftar hiç şüphesiz ki, Muhammet Teoman Taş ya da bilinen adıyla “Timofte”dir. Timofte hakkında benim de aklıma yer etmiş bir anı var. Timofte, macanilari.com’un resmi olarak açıldığı ilk gün olan 1 Ocak 2008′de siteye üye olmuş ve Samsunspor maçları ile ilgili anılarını yazmaya başlamıştı. Ne yazık ki, 24 Ocak 2008′de geçirdiği bir trafik kazası sonucunda hayatını kaybetti. Bu anı aslında Timofte’nin her platformda Samsunspor’un bayrağını dalgalandırmak için uğraştığını bir kere daha kanıtlamakta. Vefat ettiğini duyduğumda hiç tanışmamış olmamıza rağmen çok büyük üzüntü duymuştum. Aynı zamanda yaşıt olmamız da benim için ayrı bir hüzün kaynağı idi…

Timofte ile ilgili olarak Kırmızı Beyaz Siyah: Samsunspor hakkında şöyle bir biyografi yer alıyor;

“Muhammet Teoman Taş: 1978 Samsun doğumlu, ilk ve orta öğrenimini Samsun’da tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. Her iki süreçte de sürekli olarak Samsunspor tribünlerinde yer aldı. “Timofte” takma adıyla pek çok Internet forumunda yazılar yazdı. Askerlik sonrasında 2003 yılında Samsun’da avukatlığa başladı. Ertesi yıl birkaç arkadaşıyla birlikte Samsunspor taraftar sitesi www.samsunspor.biz’i kurdu. Samsunspor kongre üyesi idi ve yedek yöneticilik de yaptı. Yerel halk gazetesinde Samsunspor yazıları yazdı. 24 Ocak 2008 günü geçirmiş olduğu bir trafik kazası sonucu hayatını kaybetti.”

samsunspor.biz’de de Timofte hakkında şöyle bir yazı var;

“O aslında her takıma lazım bir taraftar prototipidir. Hayatını “vermek” üzerine kurmuş bir taraftardı. Samsunspor’dan bir toplu iğne dahi almamış, talep etmemiş; bilakis hep kendinden, mesaisinden, hayallerinden vermiştir. Samsunspor için üzerine para verseniz yaptıramayacağınız bir iş yapmıştır mesela; Samsunspor’u sanal aleme taşımıştır. Pek çok taraftar platformunda “Timofte” takma adıyla yazılar yazmış ama onun da ötesinde sırf “bu alemde bizim de bayrağımız dalgalansın” diyerek taraftar sitesi www.samsunspor.biz’i kurmuş ve yaşatmıştır. Samsunspor’u bir mukaddesi sever gibi sevmiş ve hep tevazu sahibi olmuştur. Bir de tabii özel sebebi var benim için, onu tanıdıktan sonra Samsunspor’a bakışım değişmiştir benim de. Onun zamansız gidişinin ardından da onun mirasını, hayallerini ve dahi cümlelerini biz emanet aldık; sitesini yaşattığımız gibi onun adına bir de M. Teoman Taş Samsunlular Derneği kurduk. O her anlamda ideal bir taraftardı; tartışmasız…”

Kitaptan;

Samsunspor, “herhangi” bir Anadolu takımı değil. Birinci Lig’e tırmanan ilk Karadenizli oluşuyla… yetiştirdiği yıldızlarla… zirveye oynadığı sezonların hatırasıyla… defalarca düşüp defalarca çıkmayı başarmasıyla, direngenliğiyle, dokuz canlılığıyla… ve tabii bir deplasman yolculuğunda uğradığı o korkunç trafik kazasında kaybettiği canlarıyla ve o acı hatıranın renklerine kattığı Siyah’la… kendi hikâyesi olan bir takım. Elinizdeki kitap, ta şehrin yüzyıl başındaki spor ortamından başlayarak anlatıyor Samsunspor’un hikâyesini, hikâyelerini. “Arkayı Fenerleme” deyiminin çıktığı günler, Hasbi Menteşoğlu dönemi, kaçan şampiyonluk… Unutulmayan oyuncular, unutulmayan maçlar, sahneler… Taraftar âlemi… Samsunspor’un gurbetteki ve medyadaki görünümleri… Tanju Çolak’la, Serkan Aykut’la, Ertuğrul Sağlam’la, Celil Sağır’la ve İsmail Uyanık’la yapılan etraflı söyleşiler, hikâyeyi zenginleştiriyor. Mehmet Yılmaz’ın hazırladığı derlemeye Alpaslan Akkuş, Tanıl Bora, İbrahim Canbulat, Salih Çakır, Cem Dizdar, Ahmet Gürdağ, Behram Kılıç, Necati Kola, Tamer Korkmaz, Baki Sarısakal, M. Teoman Taş, Cevdet Yılmaz, Fatih Uraz, Fatih Vural, Hakkı Yeşilyurt katkıda bulundular.

Kırmızı Beyaz Siyah: Samsunspor, Futbol Kitapları, 20

Kırmızı Beyaz Siyah: Samsunspor’dan macanilari.com’a yapılan alıntılar…

“Timofte”nin macanilari.com’a yazdığı anı ve bilgileri…

Share

Eki 30 2011

İlk gün

bugünü, hayatının geri kalanının ilk günü olarak gördüğün anlar… pozitif bir bakış açısında kalmak istediğin… her günü, yeni bir başlangıç gibi anlamlandırırken… çizgi çekip… gerisini düşünmediğin…

12:18-12:26

Share

Eki 30 2011

Değiştirmek

içini başka şeylerle doldurmak istediğin anlar… değişime karar verdiğin… bir şekilde doldurulmuş olanları söküp yerlerine yenileri koyma zamanı… ait ipleri kopartırken farklı bir yöne doğru yeni kısa yollar yaratma hali…

11:45-12:13

Share

Eki 27 2011

Metallica’nın Demoları…

Hakan’ın yıllar önce hediye ettiği One’ın UK Single’ında toplam 3 şarkı yer alıyordu. One’ın albüm versiyonu, canlı kaydı ve demo versiyonu. Demo’yu dinlediğim zaman hem kaydın normal albüm kayıtlarına göre daha kötü olduğunu hem de “bildiğimiz” One’dan çok değişik olduğunu fark etmiştim. Mesela sondaki solo çok farklıydı…

O zamanki sınırlı net bilgimizle araştırma yaparken bir Metalica fanının ftpsine ulaşmıştım. Adamda 1980lerden 2000lere kadar yüzlerce Metallica Bootlegs (kaçak canlı kayıt) albümü vardı. Ve her birinin tarihi, şehri, ülkesi yazılıydı. Hayatımda gördüğüm en orjinal müzik arşivlerinde biri idi. Düşük hızlı bağlantımla en sevdiğim Metallica şarkılarının konser kayıtlarını çekmiştim.

Aynı şarkının farklı konser kayıtlarını dinlerken, aslında şarkıların albümlerdeki hali ile kalmadıklarını, konserlerde sürekli “değiştiklerini” anlamıştım. Bazılarına yeni sololar, bazılarına “kardeş” şarkılar ekleniyor, bazılarının söyleme şekli, bazılarının sözleri değişiyordu… Mesela Nothing Else Matters’ın 1991-92′deki konserlerde tamamı çalınırken sonraları son bölümün çıkartılmış ve hızlı solonun ardından ivedi bir şekilde başka bir şarkıya geçiş eklenmişti…

One’ın dışında Metallica’nın albüm kayıtları sırasında kaydedilen demo kayıtlarının Singlelara eklemesi yedi kere daha gerçekleşti. Bunlar; Enter Sandman, Mama Said, Nothing Else Matters, One, Sad But True, The Ungorgiven, The Unforgiven II, Wherever I May Roam…

Bazıları albüm versiyonuna çok benzese de, şarkılarda birçok farklılık göze çarpıyor. Nothing Else Matters’da nakarat sözlerinin henüz yazılmamış olması,  Ungorgiven II’nin ise tam tersi bir şekilde sadece nakarat sözlerinin bir kısmının olması, farklı sololar, sonradan çıkarılan geçişler…

Çok sevdiğiniz bir şarkının “bebeklik” halini görmek gerçekten çok özel bir duygu. O yüzden bugün playlistimde rastgele Nothing Else Matters’ın demosu çalmaya başladığında bu yazıyı yazmak istedim…


Nothing Else Matters (Demo)


One (Demo)


Enter Sandman (Demo)


Sad But True (Demo)


Mama Said (Demo)


Unforgiven (Demo)


Unforgiven II (Demo)


Wherever I May Roam (Demo)

Share

Eki 26 2011

Tıkanma

yağmurla denizin arasına sıkıştığın anlar… görüş alanının yok olduğu… her damla tatlının devasa tuzlu içinde, anlık ve çoklu ölüm ritüeli… suyun her şeyi kapladığı… yutmak için sabırsızlandığı… fanusun içinde altüst olduğunu düşündüğün… aklına hiçbir şeyin gelmediği… uçsuz bucaksızlık içinde tıkanıp kaldığın… sonsuzluk içinde kaybolduğun…

16:30-18:01

Share

Eki 26 2011

Nüfus

rahatsız eden yerlerden geçtiğin anlar… bir türlü nedenini bulamadığın… belki de… derinlerde bir yerlerde sebeplendiğinden… her geçişte… köklerindeki suyun tuzlandığı… yavaş yavaş kana karıştığı… her adımda… uzaklaşmaya tezat… acının şiddetini arttırdığı… kısır döngü hali…

16:35-17:17

Share

Eki 26 2011

Biutiful

2011 yılında Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ı adaylarından biri olan Biutiful, ünlü Meksikalı yönetmen Alejandro González Iñárritu tarafından yönetilmiş ve Iñárritu, Armando Bo ve Nicolás Giacobone tarafından yazılmış. Film Inarritu’nun ilk filmi olan ve büyük övgü alan Amores Perros’dan bu yana İspanyolca olarak çekilen ikinci filimiymiş.

Eşinden ayrılmış, iki çocuğuna bakan Uxbal (Javier Bardem), Afrikalı ve Çinli göçmenlerin yasadışı bir şekilde Barcelona’da iş bulmalarını ve yaşamalarını sağlamaktadır. Ama bildiğimiz mafya vari birinden çok, insancıl ve içe dönük biridir. Ölen insanların ruhları ile haberleşebilen Uxbal, bir yandan eski karısı Marambra (Maricel Álvarez)’nın psikolojik sorunları ile uğraşmakta, bir yandan da prostatındaki rahatsızlıkla baş etmeye çalışmaktadır. Gün geçtikçe sorunlar birbirine kovalar ve Uxbal ayakta kalıp çocuklarına bakmak için çabalayıp durur…

Inarritu, Amerros Perros, 21 Gram ve Babel’den farklı olarak bu sefer ufak bir ayrıntı dışında normal zaman kurgusu kullanmış. Filmde yer alan göçmenlerin durumları/dramları çok çok iyi yansıtılmış. Çekimler ve anlatım ise her zamanki gibi çok güzel…

En çok beğendiğim bölüm ise çocukları ile olan diyalogları. Özellikle Ana (Hanaa Bouchaib)’nın sonlara doğru babasının yanına gelip, nesi olduğunu sorduğu sahnedeki diyalogları ve filmin ismi ile ilgili olarak Ana ile Uxbal’ın arasındaki diyalog…

2010 Cannes’da En İyi Erkek Oyuncu ödülünü alan Javier Bardem ve Maricel Álvarez’ın oyunculukları bayağı başarılı…

2011’de Yabancı Dilde En İyi Film Oscar Hævnen (In a Better World / Daha İyi Bir Dünyada) kazandı.

Share

Eki 25 2011

Belediye Vanspor

1982′de kurulan Van Belediyespor, 2004 yılında 3. Lig yükselme gruplarına Kırmızı-Mavi renklerle katılır. 2006 yılında 3. Lige çıkan takım, 2006-07 sezonunda renklerini Kırmızı-Siyah ve ismini Belediye Vanspor olarak değiştirir. 2007-08 sezonunda 2. Lig’e çıkan takım bu yıl 3. Lig’de yer alıyor.

Belediye Vanspor’un renklerinin neden Kırmızı-Siyah olduğu ile ilgili bir bilgi bulamadım ama muhtemelen Vanspor‘un Kırmızı-Siyah renklerini seçme sebepleri ile aynıdır diye düşünüyorum…

Share

Eki 25 2011

Vanspor

Bugünlerde büyük bir deprem yıkımı yaşayan Van’ın en başarılı kulübü olan Vanspor, tarihi boyunca birçok renk ve isim değişikliği yaşamış. Vanspor, 1974 yılında Siyah-Beyaz Van Gençlikspor ve Sarı-Larcivet Şengençler amatör takımlarının birleşmesiyle Sarı-Siyah renklerle Vanspor adıyla kurulur.

1982-83 sezonu öncesi Vanspor, birçok takımın “acı ve kan”a gönderme yaparak seçtikleri Kırmızı-Siyah renklerini seçer. Kırmızı-Siyah öyküleri şöyle;

1915′te Ruslar tarafından işgal edilen ve Ermeni Çeteleri tarafından yakılıp yıkılan, katliama uğrayan Van’ın bu acılı, yokluk, kara ve yaslı günleri yansıtan Siyah’ı ve 2 Nisan 1918 düşman işgalinden kurtuluşunu ve istiklalin, şehit kanlarını yansıtan Kırmızı’yı alırlar… (tr.wikipedia)

Vanspor, 1994-95 sezonunda tarihinde ilk kez en üst futbol liginde yer alır. 1997-98 sezonundan önce renklerini Mavi-Beyaz olarak değiştirir. Aynı sezon küme düşer, bir yıl sonra tekrar 1. Lig’e yükselir ama yeniden küme düşer ve bu düşüş çok hızlı bir şekilde 2002-03 sezonunda Amatör Lig’e kadar devam eder. Takım sonraları adını İl Özel İdaresi Vanspor olarak değiştirir…

Vanspor’un 5 yıllık 1. Lig karnesi şöyle;

1994-95 Sezon: 12. (11g, 6b, 17m, 38ga, 50gy)

1995-96 Sezon: 14. (8g, 11b, 15m, 32ga, 50gy)

1996-97 Sezon: 13. (10g, 7b, 17ga, 31gy)

1997-98 Sezon: 18. (5g, 9b, 20m, 26ga, 70gy)

1999-00 Sezon: 18. (4g, 6b, 24m, 38ga, 78gy)

Share