Hacettepe… Hüzünlü Bir Hikayedir Bu

9 Mayıs 2010 pazar günü saat 15:00… Ha yıkıldı ha yıkılacak denilen Ankara Cebeci İnönü Stadının bakımsızlıktan eskimiş tribünlerindeyiz… Bir sezon önce Süper Lig’de yer alan Hacettepe ile kökleri geçmişe uzanan Mersin İdman Yurdu, Bank Asya 1. Lig’den düşecek olan 3. takımı belirlemek üzere karşı karşıya geliyorlar. Mersin’den kalkıp gelen 2000 civarı Mersin İdman Yurtlu taraftar kapalıda yerlerini almışlar. Onların tam karşısındaki açık tribünde de bir o kadar Hacettepe taraftarı var…

Kökleri 1945′e dayanan, Milli Lig’in ilk aktörlerinden, Ankara’nın çok ama çok özel ve farklı takımı Hacettepe. 1967-68 sezonunda Milli Lig’den düştükten sonra bir türlü “o” ya da “bu” yüzünden toparlanılmasına izin verilmeyen, mahalessi dağıtılan ve ardından “şu” tarafından bir “oy” projesi için kandırılarak alıkonulan, adı değiştirilen ve yok edilen Hacettepe…

Biraz geçmişe gidelim…

2006-07 sezonu bittiğinde “futbolseverler”in en çok konuştuğu konu, hiçbir yatırım yapılmadan, sadece Gençlerbirliği’nin PAF takımları ile kurulan ve saha, seyirci, maddi destek, tecrübeli oyuncu gibi günümüzün “olmazsa olmaz”larına sahip olmayan Gençlerbirliği ASAŞ’ın ilgili desteklere sahip olan birçok takımın yanından hızla geçip Süper Lig’e adımını atması idi. Şaşılacak durumdu doğrusu. Pilot takım olarak kurulan önceki adı ile ASAŞ ardından OFTAŞ’ın çok büyük bir başarıya imza atmasının sebebi “takım olma ruhu”, sürekli yan yana oynamanın uyumu ve gençlik enerjisi idi…

Daha hikayemiz bitmedi…

2007-08 sezonunda ufak tefek takviyelerle Süper Lig’e başlayan OFTAŞ, tüm otoriteler tarafından “görüp çıkan”lardan olacaktı. Hiç de öyle olmadı. Büyük başarılarla buraya gelen genç takımın iskeletinin bozulmaması OFTAŞ’ın büyük rakiplerine rağmen Süper Lig’de düşme tehlikesi geçirmeden rahat rahat sezonu bitirmesini sağladı. İşte ne olduysa bundan sonra oldu ve lig sonunda OFTAŞ’ın adı Ankara’nın en güzide ekiplerinden biri olan Hacettepe olarak değiştirildi. Bu değişim Ankara’da çok güzel yankılar buldu. O “yokedilen” Hacettepe’nin tekrar doğması başta tüm ömrünü Hacettepe’yi tanıtmak ve anlatmakla geçiren Lütfü Yanar olmak üzere “o günleri” yaşamışları ve okumuşları sevindirdi.

Yanlışlar ve düşüş başlıyor…

2008-09 sezonu başında -biraz da mecburiyetten- takımın iskeletinin bozulması. Gençlerbirliği’nde forma şansı bulamayan ya da beğenilmeyen futbolcuların takıma alınması. Vasat yabancı transferleri. Yönetimi, büyük bir sempatizanı olan Hacetepe’nin tribüne taraftar çekmek için neredeyse “hiçbir şey” yapmaması derken… Hacettepe, birkaç flaş galibiyet dışında bir varlık gösteremeden kendini Bank Asya 1. Ligi’nde buldu. Sezonun son maçında Lütfü Yanar ve arkadaşlarının ön ayak olması ile Hacettepe – Kocaelispor maçı hani o bildiğimiz tribüne taraftarlarının gelmediği düşmüş takımın son maçı ya da tribüne sırf küfretmek için gelen taraftarların olduğu düşmüş takımın son maçından çok farklı bir atmosferde geçti. Maç öncesi ve sonrası sanki takım küme yükselmiş gibi bir alt lige “uğurlandı” takım.

Düşüş devam ediyor…

2009-10 sezonunda yönetim hataları devam etti. Yine taraftara yönelik bir şeyler yapılmadı. Yine doğru düzgün transfer yapılmadı. Daha da vahimi takımda “abilik” yapacak bir futbolcu bile tutulmadı! Böyle olunca takım havluyu en baştan atmıştı. Bu hataların üstüne bir de devre arasında “rakip” takımlar deli gibi transfer yaparken takıma bir destek çıkılmaması da eklenince… 9 Mayıs 2010 tarihi saat 15:00′a gelindi…

Teknik direktörlüğe Erol Tok’un getirilmesi ile son haftalarda kıpırdanan ve ligde kalma şansı yakalayan Hacettepe’nin rakibi 1925′de kurulan Mersin İdman Yurdu idi. Hacettepe tribünlerinde Gençlerbirlikliler, Ankaragüçlüler, Giresunsporlular, Bursasporlular, Ankara ve Hacettepe üniversiteli öğrenciler… Ve elbette Lütfü Yanar, arkadaşları ve semt sakinleri bulunuyordu. Maçın başında Hacettepe golü atınca manzara görülmeye değerdi. Hacettepe güzel oynuyor, Mersin ise neredeyse hiçbir şey yapamıyordu. İlk yarıda 2-0 olsa iş baştan bitecekti ama bir türlü ikinci gol gelmedi…

İkinci yarı Mersin ilk ciddi atağında golü bulunca herkes uykudan uyandı ve gerçek dünyaya döndü. Hacettepe takımının sahada bir abisi yoktu. Oyuncular genç ve tecrübesizdi. Mersinliler ise çok daha tecrübeli idiler. Zaten 1-1 den sonra Mersin “porfesyonelce” yapacağı her şeyi yaptı ve kümede kalmayı başardı. Hacettepe ise büyük başarılarla beraber hızlıca tırmandığı basamakları yönetim hataları ile bir anda tepe taklak düştü. Maç bitti herkes evinin yolunu tuttu. Tribünde ise sadece Lütfü Yanar gibi gerçek Hacettepelileri kaldı…

Herhalde bu hüzünlü hikayeden bize kalan tek sevindirici nokta, 2. Lig’de de olsa Hacettepe isminin “şu”na rağmen yaşamaya devam etmesi…

berezilya.com, 10 Mayıs 2010

Eklenti Notu (10 Ocak 2014): Şunu belirtmek gerekir ki, ismi ve renkleri eski Hacettepe gibi olsa da “Hacettepe Spor”un 1945’de kurulan Hacettepe ile kök anlamında bir bağı yok. Çünkü 1988 yılında kulübün ismi belediye başkanı İ. Melih Gökçek tarafından Keçiörengücü olarak değiştirildi ve hala o isimle alt liglerde mücadele ediyor.

2009-2010 Sezonu Türkiye Bank Asya 1. Lig 34. Hafta Maçı
Hacettepe 1-1 Mersin İdman Yurdu
http://www.macanilari.com/09.Mayis.2010_2009-2010.Sezonu.Turkiye.Bank.Asya.1.Lig.34.Hafta.Maci.Hacettepe.1-1.Mersin.Idman.Yurdu-200920103410–.html



“Hacettepe… Hüzünlü Bir Hikayedir Bu” üzerine bir düşünce

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir