Milano, Giuseppe Meazza, Sirmione, Venedik, Roma, Vatikan, Madrid, Santiago Bernabeu, Toledo – Bölüm 3

06 Ekim 2008, Venedik, Italya -09-

6 Ekim 2008, Pazartesi (Milano, Venedik)

Pazartesi sabahı saat 7.30 civarlarında Venedik’e gitmek için terminale doğru yola çıkarken, İtalya’da güneşin bizden oldukça geç doğduğuna şahit olacaktık.

Hafif hafif kestirerek ve etrafı izleyerek yaptığımız güzel bir yolculuğun ardından Venedik’e vardık. Kısa bir yürüyüşten sonra, bizi karşılayan kanaldaki deniz trafiği oldukça şaşırtıcıydı. Duraklarda duran vapur-otobüs, kanalda dolaşan vapur-itfaiye aracı, vapur-polis aracı, vapur-taksi, vapur, sandal ve gondollar…

Mehmet Ali Cetinkaya - 06 Ekim 2008, Venedik, Italya -01-

06 Ekim 2008, Venedik, Italya -03-

Su kanallarıyla örülü dar sokaklar, sıvaları dökülmüş apartmanlar, sandallarıyla geldikleri evin kapısından ellerindeki alışveriş torbaları ile evlerine giren insanlar, çiçeklerle bezenmiş balkonlar, kanalların üzerinden geçen ufacık taş köprüler, bahçe duvarlarından fışkıran ağaç dalları… Neredeyse her yer fotoğraflanasıydı. Zaten sokaklarda dolaşmaya başlar başlamaz her gördüğümü fotoğrafladıktan sonra, “izleyerek tadını çıkartmak daha mantıklı!” diye düşünmeye başlamıştım.

06 Ekim 2008, Venedik, Italya -02-

06 Ekim 2008, Venedik, Italya -01-

Tabelaları takip ederek San Marco meydanına doğru, etrafa avanak avanak bakarak yürümeye başladık. Neredeyse gördüğümüz her şey garip geliyordu. Chiesa di San Giacomo dall’Orio kilisesinin bulunduğu meydandaki kafeden birer espresso ve ufak atıştırmalar alıp bir süre nefeslenmiştik.

06 Ekim 2008, Venedik, Italya -05-

Mehmet Ali Cetinkaya - 06 Ekim 2008, Venedik, Italya -02-

1621’den itibaren Türk tüccarların ticaret merkezi olarak kullanmaya başladıkları Fondaco dei Turchi / Palazzo dei Turchi sarayını görüp isminden ötürü şaşırıp bir süre incelemiştik.

06 Ekim 2008, Venedik, Italya -04-

Şehrin en ünlü ve büyük kanalının üstündeki 4 köprüden biri olan Rialto’nun (Ponte di Rialto) üzerinden geçerken sağlı sollu dükkân ve tezgâhları inceliyorduk. Çiçek demeti şeklinde yapılan kırmızıbiberler ve dilimlenmiş taze Hindistan cevizleri enteresan geldi. Birer dilim Hindistan cevizi alıp yiyerek gezinmeye devam etmiştik.

Futbol atkısı satan sadece bir tane büfe görmüş ve yanaşıp Unione Venezia’nın atkısını istediğimde satıcı önce şaşırıp ardından bir süre aradıktan sonra içerideki kutulardan birinden çıkarıp bana uzatmıştı. Sonraları Venedik’teki tüm hediyelik eşya dükkanlarında bulunan tüm futbol objelerinin AA Milan, Inter Milan, Juventus, Real Madrid ve Barcelona üzerine olduğunu görüp adamın tepkisini anlayacaktım. Venedik’in lokal takımı kimin umurundaydı ki?

06 Ekim 2008, Venedik, Italya -10-

06 Ekim 2008, Venedik, Italya -07-

06 Ekim 2008, Venedik, Italya -11-

Birkaç kere kaybolma tehlikesi yaşadıktan sonra San Marco meydanına ulaştık. San Marco Bazilicası’nı gezip meydanda biraz takıldıktan sonra deniz kenarında bir yerlere oturup karşıdaki ufak adaları, gondolları ve denizi seyretmiştik.

06 Ekim 2008, Venedik, Italya -08-

06 Ekim 2008, Venedik, Italya -06-

Dönüş saatimiz yaklaşınca tren garının yakınlarındaki kanalda bir yerlere oturup deniz trafiğini ilgi ve şaşkınlıkla bir kere daha ama bu sefer uzunca bir süre takip etmiştik. Sirenleri çalarak hızla bir yerlere giden vapur-polis, yolcu almak için kıyıya yanaşan vapur-taksi, durağında yolcu indirip, yolcu alan vapur-otobüs… Eşsiz bir görüntüydü…

Dönüş yolunda Venedik’in aslında bir açık hava müzesi olduğunu düşünüyordum. Oldukça garip ve güzel bir deneyimdi…

Türkiye’ye dönükten birkaç hafta sonra haberlerde yağan yağmurlar nedeniyle Venedik’te suyun yükseldiğini ve bir sürü yerin ve muhtemelen dolaştığımız sokakların çoğunun sular altında kaldığını görecek ama sonraları aslında bunun her yıl yaşanan rutin bir olay olduğunu öğrenecektim.

7 Ekim 2008, Salı (Milano, Madrid)

Salı günü havaalanında İspanya’ya uçmadan önce, check-in yaptırmak için dalgınlıkla görevliye pasaport yerine nüfus kâğıdımı uzatmam, kadının şaşkınlıkla bir süre inceledikten sonra bana, “son kullanma tarihi nerede?” diye sorması, benim “yok öyle bir şey!” diye cevap verdiğimde, veriliş tarihi bölümünü gösterip “peki bu ne?” diye sorması, benim açıklamam ve sonunda “yani, sen bunu sonsuza kadar kullanacaksın öyle mi?” diye sorması ve benim “evet” cevabım üzerine bir süre düşündükten sonra “okey” diyerek biletleri hazırlayıp uzatması ve benim uçağa binerken, “neden pasaportumu vermedim ve o neden istemedi?” diye kendi kendime sormam, hala arkadaşlara anlattığım hikâyelerden biridir…

Yolculuk sırasında gördüğüm en etkileyici şey; bulutları aşmayı başarmış dağların karlı zirveleriydi.

Madrid’e indiğimizde bizi Jose ve Sibel karşılamış ve şehre inip bir yerlerde oturup (hala kahvaltılarda yapmayı denediğim ama bir türlü aynı lezzeti yakalayamadığım) İspanyol omleti yiyip bir şeyler içerek muhabbet etmiştik.

8 Ekim 2008, Çarşamba (Madrid)

Sibel’in Madrid’in en bilinen ve merkezi yerlerinden biri olan Puerta del Sol (Güneş Kapısı) meydanına yakın evinde kahvaltı yaptıktan ve bir süre takıldıktan sonra öğlene doğru Sibel’in rehberliği ile yürüyüş mesafesindeki yerlerde gezinmeye başlamıştık.

08 Ekim 2013, Plaza de Oriente, Madrid, Ispanya -02-

08 Ekim 2013, Plaza de Oriente, Madrid, Ispanya -01-

İlk durağımız Madrid Kraliyet Sarayı’nın (Palacio Real de Madrid/Royal Palace of Madrid) önündeki bahçe idi.

08 Ekim 2013, Madrid, Ispanya -01-

08 Ekim 2013, Plaza de Espana, Madrid, Ispanya -01-

08 Ekim 2013, Plaza de Espana, Madrid, Ispanya -02-

Ardından kısa bir yürüyüşle Miguel de Cervantes ve onun ölümsüz eserinin karakterleri olan Don Kişot ve uşağı Sancho Panza’nın heykellerinin bulunduğu İspanya Meydanı’na (Plaza de Espana) gittik.

08 Ekim 2013 Santa Maria la Real de la Almudena Katedrali, Madrid, Ispanya -03-

08 Ekim 2013 Santa Maria la Real de la Almudena Katedrali, Madrid, Ispanya -02-

Sonrasında Madrid Kraliyet Sarayı’nın hemen yanında bulunan Santa Maria la Real de la Almudena Katedrali’ne ulaştık. Üzerinde bol ayrıntılı figürler olan kapı aklıma Duomo di Milano’yu getirdi.

08 Ekim 2013 Santa Maria la Real de la Almudena Katedrali, Madrid, Ispanya -01-

08 Ekim 2013 Santa Maria la Real de la Almudena Katedrali, Madrid, Ispanya -04-

İçeri girip bir süre bakındıktan sonra dışarı çıktığımızda güneş hafif hafif batıyordu. Yakınlarında bulunan bir kafede birer kahve içip ardından Sibel’in ısrarı ile garsonu çağırıp İspanyolca olarak “hesap lütfen” dedim. Artık ne kadar kötü söylediysem, kadın bir süre anlamsızca yüzüme baktı. İkinci kez ama bu sefer daha tereddütle söylesem de sonuç değişmedi. Bunun üzerine Sibel işi daha fazla uzatmamak için komutayı eline alırken ben içimden “ne kadar kötü söylemiş olabilirim ki!” diye geçiriyordum.

08 Ekim 2013 Plaza Mayor, Madrid, Ispanya -02-

08 Ekim 2013 Plaza Mayor, Madrid, Ispanya -01-

16. yüzyılda yapılan ve yüzyıllar boyunca birçok amaç için kullanılan, ortasında bir heykelin bulunduğu, dikdörtgen şeklinde, etrafını kırmızı renkli duvarlarla kaplı ve üzerinde 237 tane balkonun bulunduğu uzunca bir yapıyla çevrili olan Plaza Mayor Meydanı’na geldik.

08 Ekim 2013 Plaza Mayor, Madrid, Ispanya -03-

Tarih boyunca, alışveriş dükkânlarına, futbol maçlarına, boğa güreşlerine ve İspanyol Engizisyonu tarafından yapılan idamlara ev sahipliği yapmış olan meydan, bugüne kadar gördüğüm en ilginç meydanlardan biriydi. Özellikle balkonlar arasındaki duvarlara resimlerin yapılmış olduğu bölüm.

Meydanın hemen çıkışında bir sürü takımın futbol forması, atkısı gibi ürünlerini satan bir dükkân görmüştüm. Fakat kapalıydı. Ben ise, ucuzundan bulursam 2003-04 sezonunda karşılaştığımız Valencia’nın turuncu deplasman formasını almak istiyordum. Ama ne gariptir ki, bundan sonra bir umut, 2 kere daha dükkâna gelecek ama siesta tatili nedeniyle birkaç dakika farkla hep kapalı bulacaktım!

08 Ekim 2013 Sokak Calgicilari, Puerta del Sol, Madrid, Ispanya

Oradan da, ünlü markalarının dükkânlarının bulunduğu Puerta del Sol (Güneş Kapısı) meydanına gittik. oldukça çok insan vardı. (Sonraları bu meydanın, herhangi bir Türk takımı Madrid’e maç yapmaya gittiğinde taraftarların toplandığı yer olarak gösterildiğine şahit olacaktım.) Meydanda benim en çok ilgimi çeken şey ise bol ve büyük enstrümanlara sahip sokak müzisyenlerdi. Sırf bir kenarda durup onları dinlemek için bile buraya gelinebilirdi. (Birkaç gün sonra metroda, biri akordeon ve diğeri gitar çalan iki orta yaşlı adam görünce iyice şaşırmıştım. Çünkü bir durakta vagona atlıyorlar, sonraki durağa kadar hem şarkı çalıp, hem para toplayıp ardından durağa varınca inip yan vagona geçiyorlardı!)

Sol’dan sonra büyükçe bir markete girip “yeni ve farklı bir şeyler var mı” diye dolaşmaya başlamış ve ardından günü tamamlamıştık.

Milano, Giuseppe Meazza, Sirmione, Venedik, Roma, Madrid, Santiago Bernabeu, Toledo – Bölüm 1’i okumak için tıklayın…

Milano, Giuseppe Meazza, Sirmione, Venedik, Roma, Madrid, Santiago Bernabeu, Toledo – Bölüm 2′yi okumak için tıklayın…

Milano, Giuseppe Meazza, Sirmione, Venedik, Roma, Madrid, Santiago Bernabeu, Toledo – Bölüm 4′ü okumak için tıklayın…



“Milano, Giuseppe Meazza, Sirmione, Venedik, Roma, Vatikan, Madrid, Santiago Bernabeu, Toledo – Bölüm 3” üzerine bir düşünce

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir